Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Çocuk ve Suçluluk

Muratcan Bükülmez - Beyza Öztürk - Büşra Bilaloğlu
by

büşra bilaloğlu

on 22 May 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Çocuk ve Suçluluk

Suçluluğun Çeşitleri
Çocuk Suçluluğunun Nedenleri
Çocuk Suçluluğu ve Sosyal Hizmet
Suç ve Çocuk Suçluluğu
Dünya'da ve Türkiye'de Çocuk Suçluluğu
İÇİNDEKİLER
Genel Olarak Suç Olgusu
Çocuk ve Suçluluk
Suçluluğun Çeşitleri
Suçluluğun Nedenleri
Türkiye'de Çocuk Suçluluğu
Dünyada Çocuk Suçluluğu
Ailelere Öneriler
Suçluluk ve Sosyal Hizmet Alanı
ÇOCUK VE SUÇLULUK
Suç olgusu, tarihin en eski çağlarından beri var olan ve kayıtsız şartsız tüm toplumlarda görülen sosyal bir olgudur. Kültürden kültüre değişebilme özelliğine rağmen, suç evrenseldir. Suçun yetişkin, kadın ve çocuk suçluluğu gibi türleri bulunmaktadır. Ancak gelişim özellikleri ve sosyalleşme açısından düşünüldüğünde çocuk suçluluğunun özel bir öneme sahip olduğu ortaya çıkacaktır. Çocuklar, gelişimleri açısından çok önemli olan bu dönemde ceza kurumlarına konulmakta ve sosyalleşmenin birincil olarak sağlandığı aile kurumundan ayrı kalmaktadırlar. Bu nedenle çocukların suça itilmesinin önlenmesi, gelişim gereklerine uygun bir şekilde özel olarak yargılanması büyük önem arz etmektedir. Bu özel yargılamayı çocuk mahkemeleri gerçekleştirir.

Çocuk mahkemeleri, çocuk suçluluğunu kontrol altına almakla yükümlü çocuk adalet sisteminin en önemli basamaklarından birisidir. Çocuk mahkemeleri, genel olarak çocuğun korunması, sosyalleşmesi, tedavisi ve rehabilite edilmesi gibi amaçlara hizmet eder (Uluğtekin, 1994: 5).

ÇOCUK SUÇLULUĞU
Yavuzer (1994: 33)’e göre; çocuk suçluluğunu yetişkin suçluluğundan ayıran en önemli özellik, bu dönemin gelişim psikolojisinde problemli ya da geçiş evresi olarak adlandırılan bir döneme rastlamasıdır.
Bu dönemde genç, ailesinin arzu ve yasaklarına karşı koyar. Yeterince olgunlaşamamış olmanın sonucu gençte belirgin bir dengesizlik görülür. Böylesine kritik bir dönemdeki gencin işlediği suçu bu dönemden soyutlayarak ona alelâde bir suçlu gözüyle bakmak olanaksızdır. Bütün bunlara, özellikle ülkemizde örf, adet ve gelenekleriyle toplumun dıştan yaptığı baskıyı da ilave edecek olursak, çocuk suçluluğu sorununun temelinde psiko-sosyal etkenlerin önem derecesi ortaya çıkar.

GENEL OLARAK SUÇ OLGUSU
SUÇLU ÇOCUK YOKTUR, SUÇA İTİLMİŞ ÇOCUK VARDIR.

Çocuklar tarafından işlenen suçlar ise gerek türleri gerekse nedenleri açısından yetişkinlerden farklıdır. Bunun için “suça itilmiş çocuğun”, suçlu yetişkinlerden ayrı olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Çocuk suçluluğu psiko-pedagojik ve sosyal bir olgudur.
Bu dönemde islenen suçu, yetişkin dönemde işlenen suçtan ayıran en büyük özellik, kişiliğin oluşma aşamasını içeriyor olmasıdır.
Çocuğun, gerek kendi kişisel durumundan gelen etkenler gerekse çevresel etkenler onun bu uyumsuz davranışı göstermesinde önemli etmenler olarak gözükmektedir.
Çocuk suçluluğuna, ergenlik döneminde daha çok rastlanmaktadır.
Bu dönemde, suça yönelten etkenler, hızlı bir bedensel ve ruhsal değişimden, kalıtsal nedenlerden, zekâ potansiyelinin sınırlılığından kaynaklanacağı gibi, çocukluk evresine dek uzanan yanlış eğitim ve yetersiz sevgi kökenli de olabilir. (Çankaya Rehberlik ve Araştırma Merkezi)
SUÇLULUK
ÇOCUK SUÇLULUĞUN NEDENLERİ
Çocuğun yapısal özellikleri, yetenekleri ile ilgili etmenler, çocuğun gelişimini etkileyen çevresel etkenler, içinde yetişip büyüdüğü aile ve sosyo-kültürel çevre, kendisinin ve ailesinin yaşam koşulları” olarak belirlemektedir. Bu etkenlerin birbirlerinden ayırt edilemeyecek kadar iç içe olduğu gerçektir. Suç bu etkenlerin olumsuz etkisinin bir bileşkesi olarak ortaya çıkmaktadır. Çocuğun içine doğduğu ve birey olduğu aile yapısının tipi, ailenin ekonomik gücü, çevresinde oluşturulan denetim mekanizmaları, çocuğun kendi sosyal çevresinin / grubun değer yargıları, normları suça ortam hazırlayan etkenlerdir. Çocuk suçluluğunun nedenlerini;
Kişi ve kişiliğe bağlı,
Çocuğun zekâ seviyesi,
Ailenin yapısı,
Okul,
Akran grubu,
Çalışma koşulları gibi nedenlerle açıklamak da olasıdır.

Dünya'da
19. yüzyılın başlarından itibaren sanayileşmeyle beraber ortaya çıkan sınıflaşma çocuk emeğinin iş gücüne katılması, göçler ve geleneksel ailelerin oynadığı toplumsal rolün yerini çekirdek ailenin alması ile I. ve II. Dünya Savaşları sonrasının toplumsal yıkımları, tüm dünyada çocuk suçluluğu oranında patlama yaratmıştır. Araştırma verilerine bakıldığında, çocuk suçluluğunun uluslararası bir problem olduğu görülmektedir. (Akalın, 2000)
Çocuk suçluluğunun 1956'dan beri yükselme trendi içinde olduğu Kanada da Alison Hatch ve Curt Griffiths (1992) tarafından yapılan araştırmada, şidet içeren çocuk suçlarında 1980-1990 arasında iki kat artış olduğu, mala ilişkin olarak işlenen suçların tümünün üçte ikisinin çocuk suçlularca işlendiği ortaya konmuştur. Almanya'daki durum daha farklı değildir. Yapılan araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlar, Almanya'daki gençliğin yaklaşık %20'sinin şiddet içeren suçlara katıldığı ve mala karşı işlenen suçların üçte birinin gençler tarafından işlendiği belirlenmiştir.
İsveç'te, suçlulukla ilgli Paul Friday raporları (1992), bu ülkede, bilinen en açık ve özgür sosyal yardım programlarına sahip olunmasına rağmen çocuk suçluluğu oranında çoğalma eğilimi olduğunu ortaya koymaktadır. Kanada da, çocuk suçluluğunun suçlara göre sınıflanmamış genel verileri 1993-1996 yılları arasında çocuk suçluların oranının düşme eğilimi içinde olduğu göstermektedir. İsrail'de ise 1950'lerden 1980 yılına kadar yükselme gösteren çocuk suçluluğu oranı 1980 yılından sonra göreceli bir azalış göstermektedir. (Polat, 2001; Geen ve Donnersten,1998)
Son 20 yıldır, Avrupa ülkelerinin büyük bir bölümünde, erişkinler tarafından işlenen suçlar hemen hemen sabit kalmıştır. Hiç bir ülkede erişkinlerin suç oranlarındaki artış, gençlerin ki ile paralellik göstermemektedir. (Atasoy ve Ziyalar, 2001)
Batı ülkelerinde suçlar, büyük oranda, büyük kentlerin yoksul kesimlerinde yaşayan gençler tarafından işlenmektedir. Yapılan araştırmalar ABD'de genç erkeklerin yüzde 22'si on sekiz yaşına varmadan bir kez çocuk mahkemesine çıkacaktır. Yine ABD'de yılda iki milyon gencin evlerinden kaçtığı saptanmıştır. Özellikle gelişmiş ülkelerde kızlar arasında da suç eğilimi kaygı verici bir hızla artmaktadır. ABD'de tutuklanan tüm insanların %43'ü 18 yaşından küçüklerdir. Ayrıca işlenen suçların dökümü yapıldığında; adam öldürmenin %10'u, tüm yaralama olaylarının %11'i, cinsel saldırıların %9'u, tüm silahlı soygunların %34'ü, ev soygunlarının %53'ü ve araba hırsızlıklarının %55'i gençler tarafından işlenmektedir. (Yörükoğlu, 2000; Etienne ve diğ. 2002)
Çocuk Suçluluğu
Çocuk Suçluluğu ve Sosyal Hizmet
Sosyal hizmet; insanlara bakım, koruma veya danışma sunarak yaşamlarındaki ciddi zorlukların üstesinden gelmelerini amaçlayan profesyonel bir faaliyettir (Thomas ve Pierson, 2001: 357).
Sosyal hizmet mesleğinin en önemli uygulama alanlarından birisi ise suçluluk alanıdır. Bu alanda sosyal hizmet, birey ve toplum arasındaki suça götüren etkileşimi değerlendirir. Sosyal hizmette toplum, sadece suçluluk sorununun değerlendirilmesini değil suç işlemiş bireylerin tedavisinde de önemli bir öğe olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu alanda sosyal hizmet mesleğinin büyük önem verdiği diğer bir kurum ailedir. Özellikle çocuk suçluluğunda aile, hem suçluluğa yol açan yetersiz ve hatalı toplumsallaşmanın kaynağı hem de çocuğun yeniden toplumsallaşmasında etkili bir güç olarak görülür (Uluğtekin, 1994: 93).
Çocuk suçluluğu alanında sosyal hizmet uzmanı, suç işlemiş çocuklarla çalışır. Çocuk suçluluğu alanında sosyal hizmet uzmanı, çocuk tutukevleri, ıslahevleri, çocuk mahkemeleri, çocuk şubeleri ve çocuk suçluluğu ile ilgili olarak çalışan sivil toplum örgütlerinde görev alırlar.
Çocuk mahkemelerinde sosyal hizmet uzmanının temel görevlerinden birisi, çocukla ilgili olarak sosyal inceleme raporu hazırlamaktır. Sosyal inceleme raporu, müracaatçı ile sosyal hizmet uzmanı arasındaki ilişkiye dayanılarak hazırlanır. Sosyal inceleme raporları aracılığıyla sosyal hizmet mesleği, gelişmenin gerisinde kalmış birey ve grupların toplumla bütünleşmesi için ilk adımı atar. Sosyal inceleme raporları suç işlemiş çocuğun yeniden toplumsallaşması sürecinin başlangıç noktasını temsil eder. Sosyal hizmet uzmanı sosyal inceleme raporları aracılığıyla çocuk mahkemesi ile toplumdaki diğer kaynaklar arasında bir köprü görevi üstlenir. Öte yandan çocuk mahkemelerinde hazırlanan sosyal inceleme raporları, sosyal hizmet uzmanının savunuculuk rolünü yerine getirmesinde önemlidir.
Çocuk mahkemelerinde sosyal inceleme raporu hazırlanırken, sosyal hizmet uzmanının suçlu çocuk ile kurduğu ilişki çok önemlidir. Bu ilişkinin açık bir iletişime, empatiye ve güven ortamına dayalı olması gereklidir. Ayrıca bu ilişki çerçevesinde sosyal hizmet uzmanının, suçlu çocuğun ailesi ve arkadaşları ile de ilişki kurması gerekebilir. Unutulmamalıdır ki; birey sosyal çevresi içinde en doğru şekilde değerlendirilebilir (Uluğtekin, 1994: 90).
Ailelere Öneriler
Çocuğunuzla iletişime geçin ve güven ilişkisi kurun.
Çocuğunuza, karşılaştığı problemleri nasıl çözmesi gerektiği konusunda rehberlik edin.
Çocuklara evdeki kuralları ve sorumluluklarını anlayabileceği bir dille anlatın.
Özellikle sorumluluklarını yerine getirme konusunda net ve tutarlı davranın.
Çocuğu suç işlemeye iten etkenleri (arkadaşlar, çevre) araştırın.
Çocuğun etiketlenmesini önleyin.
Çocuğu takibe alıp, okuldan uzaklaşmasını/ayrılmasını engellemeye çalışın.
Okul psikolojik danışmanından ya da bir uzmandan destek alın.
Bizi Dinlediğiniz İçin Teşekkür Ederiz
Beyza Öztürk
Muratcan Bükülmez
Büşra Bilaloğlu
Türkiye'de Çocuk Suçluluğu
TÜRK HUKUK SİSTEMİNE GÖRE;
Suçlu çocuk, bir ceza hukuku kuralını ihlal etmiş 18 yaşından küçük kimsedir.

Çocuğu suça iten nedenler çok çeşitlidir. Bu etmenler genel olarak aile, okul, toplum ve kişinin bireysel özellikleri olarak sınıflandırılabilir (Kepenekçi ve Özcan, 2002: 256).

Çocuğun suç eylemine yönelmesinde ailenin, çocuk sayısının, ekonomik sorunların, eğitim sisteminin, genetik faktörlerin, zekanın, köyden kente göçün, evsiz sokakta yaşamanın, bedensel-ruhsal hastalıkların, uyuşturucu ve alkol bağımlığının önemli rolü bulunmaktadır. (Çoltu, 1993; aktaran; Güleç ve diğerleri, 2002: 354)

Türk Hukuk Sisteminde Ceza Kanunu’na bakıldığında; 18 yaşına kadar verilecek olan cezalar şu şekildedir:

1. 12 yaşının sonuna kadar suç işleyen kişinin cezai sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak kişi en az bir yıl hapis cezası gerektiren bir suç işlemişse tedbir uygulanır.

2. Yaşları 12 ile 15 arasında olan çocuklar, kısmi olarak cezai ehliyete sahiptir. Suçlu yaptığı fiilin bilincinde ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda ise ceza, belirli oranda indirim uygulanarak verilmektedir. Aksi halde caz verilmemektedir.

3. Yaşları 15 ile 18 arasındaki çocukların işledikleri suçun bilincinde ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olduğu kabul edildiğinden ceza verilir ancak belirli bir oranda indirim uygulanır.

Türkiye'de ceza ve ıslahevlerinde 2000e yakın çocuk bulunmaktadır. Dünyada milyonlarca, Türkiye'de ise yılda 150 bin çocuk suça sürüklenmektedir. Suça bulaşan çocukların yaş ortalaması ise yıldan yıla düşmektedir. 2005 yılından bu yana cezaevindeki çocuk oranı %15 artış göstermektedir. Son rakamlara göre cezaevindekilerin %1,5'u çocuklardan oluşmaktadır. Suça eğilim 15 yaşından itibaren yükselmektedir. En fazla işlenen suçlar ise hırsızlık, cinsel suçlar ve adam öldürme listede üst sıralarda yer almaktadır. Cezaevlerinde ve ıslahevlerinde bulunan 2000e yakın çocuğun yaklaşık 300'ü adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüsten içerde bulunmaktadır. Toplumda dışlanmak, antisosyal kişilik bozuklukları, kendini ispatlama isteği çocukları adam öldürmeye sürükleyen sebepler arasındadır.
Yasemin IŞIKSAÇ, “Sosyolojik Açıdan Çocuk Suçluluğu ve Bir Hukuk Devleti Olan Türkiye’de Devletin Cezalandırma Yetkisini Kullanma Biçimi”, Mevzuat Dergisi, Yıl: 2, Sayı: 13, Ocak 1999, s. 24.

http://www.umutcocuklari.org.tr/cocuk-ve-suc-kavrami/
KAYNAKÇA
(Uluğtekin, 1994: 5)
Yavuzer (1994: 33)
(Çankaya Rehberlik ve Araştırma Merkezi)
Yasemin IŞIKSAÇ, “Sosyolojik Açıdan Çocuk Suçluluğu ve Bir Hukuk Devleti Olan Türkiye’de Devletin Cezalandırma Yetkisini Kullanma Biçimi”, Mevzuat Dergisi, Yıl: 2, Sayı: 13, Ocak 1999, s. 24.
http://www.umutcocuklari.org.tr/cocuk-ve-suc-kavrami/ ( videodan toparlama)
(Kepenekçi ve Özcan, 2002: 256).
Çoltu, (1993)
(1993; aktaran; Güleç ve diğerleri, 2002: 354)
(Akalın, 2000)
(Hatch, Griffiths, 1992)
(Polat, 2001; Geen ve Donnersten,1998)
(Atasoy ve Ziyalar, 2001)
(Yörükoğlu, 2000; Etienne ve diğ. 2002)
(Thomas ve Pierson, 2001: 357)
(Uluğtekin, 1994: 93)
(Uluğtekin, 1994: 90)
ÇOCUKLARIN İŞLEDİĞİ SUÇ ÇEŞİTLERİ
Hırsızlık
Cinsel Suçlar
Yağma /Gasp
Adam Öldürme
Uyuşturucu
Adam Yaralama
Cinayete Teşebbüs
Dolandırıcılık
Sahtecilik

376
376
337
284
210
99
25
2
1
Full transcript