Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Türkiye'de Yerel Yönetim Sistemi

No description
by

hülya eşki

on 22 October 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Türkiye'de Yerel Yönetim Sistemi

Türkiye'de Yerel Yönetim Sistemi
İl Özel İdareleri
BELEDİYELER
Büyükşehir Belediyeleri
1. 3030 Sayılı Kanun Öncesi Düzenlemeler
Büyükşehir Belediyeleri
1980-1984 Dönemi; 1980 sonrası büyük kentlerin sorunları öne çıkarken yeni yönetim arayışları
Büyükşehir Belediyeleri
3030 sayılı Kanun ve Büyükşehir Belediyelerinin Kuruluşu
Türkiye'de Yerel Yönetim Sistemi
5302 sayılı Kanundan önce İl özel idarelerinin teşkilat ve görevleri esas itibarıyla 1913 tarihli İdare-i Umumiyet Vilayet Kanunu Muvakkatinde düzenlenmiş

Geçici olarak 74 yıl yürürlükte kalan Kanunun adı 1987 tarihli 3360 sayılı Kanunla İl Özel İdaresi Kanunu olarak değiştirilmiş, Geçici Kanunun bazı maddeleri değiştirilmiş, bazıları da yürürlükten kaldırılmış

3360 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle il özel idarelerinin görevli olduğu mahalli ve müşterek ihtiyaçların kapsam ve sınırının Bakanlar Kurulunca tespit olunacağı hükmü iptal edilince, il özel idarelerinin görevleri birçoğu geçerliliğini yitirmiş olan 1913 tarihli Kanunun 78 inci maddesinde belirtilen hususlarla sınırlandırılmış

İl özel idareleri seçimle gelen karar organına sahip bir yerel yönetim olarak kurulmasına karşın, teşkilat ve görevler açısından merkezi yönetim organlarıyla tamamen iç içe geçmiş olduğu için halkın benimsediği ve yakından tanıdığı bir yerel yönetim birimi niteliği kazanamamış,

Bu olumsuzlukta il özel idarelerinin görev alanına giren birçok kamu hizmetinin zamanla merkezi yönetim birimlerine aktarılmasıyla işlevsiz bir yerel yönetim haline getirilmesi etkili olmuş,

Cumhuriyetin ilk dönemlerinde il özel idareleri yerel yönetimler arasında önemli bir yere sahipken, 1947 yılından itibaren belediyeler lehine bir gelişme eğilimi ortaya çıkmış,

1946-1960 dönemi il özel idarelerinin en önemli görevlerinin merkeze devredildiği ve bu birimlerin hızla küçültüldüğü ve belediyelerin öne çıktığı bir dönem olmuş,

1925-1947 döneminde yerel yönetim harcamaları içinde il özel idarelerinin payı %60 iken, bu oran sonraki yıllarda %15’lere kadar gerilemiş,

5302 sayılı Kanun Öncesi
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu, il özel idareleri hakkında 2005 yılına kadar olan mevzuat ve uygulama birikimini değiştirerek sistemi yeni baştan oluşturmuş,

Yeni Kanunla birlikte öncelikle il özel idarelerinin görev ve sorumlulukları önemli ölçüde artırılmış, ancak yeterli ön hazırlık yapılmadan görev ve sorumlulukların artırılması tartışma konusu olmuş, zira 3360 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu döneminde kanunla belirlenmiş sınırlı, özel görevleri yapmakla yükümlüyken; 5302 sayılı Kanunla il halkının mahalli ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamakla görevlendirilmişler,

Kamu reformu kapsamında en köklü düzenlemelerden biri olan 5302 sayılı Kanun daha evvel valilik kurumunun yönetiminde ve denetiminde faaliyet göstermis il özel idarelerini, idari ve mali özerkliği haiz kamu tüzelkisileri olarak hizmette yerellik ilkesine göre tanımlamış, buna göre, merkezi idare tasra kuruluslarının birçok görevi il yerel yönetimlerine devredilmis,

Valinin il genel meclisi başkanlığı sıfatına son verilerek, il özel idareleri arasındaki ilişkilerde önemlilik sıralaması, il genel meclisi, encümen, valilik biçiminde değiştirilmiş,

Valinin il genel meclisinin dısında bırakılarak il özel idaresinin karar organının tamamen il halkı tarafından seçilen üyelerden olusturulması yerel demokrasiyi destekleyen ve merkezi idarenin il özel idaresi üzerindeki etkisini sınırlandıran bir düzenleme olmuş, böylece il özel idaresinin stratejik planı, yıllık programı ve bütçesini karara bağlayarak yürüteceği hizmetlerde öncelik sırasını belirleyecek olan il genel meclisi, yerinden yönetim süreciyle merkezi yönetimden il özel idaresine aktarılan ve aktarılacak hizmetler konusunda belirleyici konuma getirilmis,

il daimi encümeninin adı il encümeni olarak değistirilmis, valinin il encümenin baskanı olması korunmus, encümen üyelerinin il genel meclisi içinden seçilen ve vali tarafından birim amirleri arasından atanan üyeler olmak üzere seçilmis ve atanmıs üyelerden olusması kararlastırılmıs,

Encümenin tamamının il genel meclisi tarafından seçildiği eski uygulamaya göre bu düzenlemenin geri atılmıs bir adım olarak görülmektedir.
Görev ve Yetkiler
5302 sayılı Kanunun Getirdikleri
1961 Anayasası Öncesi
1961- 2004 Dönemi
2. Belediyelerin malî yönden güçlendirilmesi politikası izleniyor
Müdahale sonrasında, belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden önemli bir pay verilirken,
Aynı zamanda yeni bir Belediye Gelirleri Kanunu (2464 sayılı yasa) çıkarılıyor
Nüfus hareketleri ve Büyükşehir Belediyelerini ortaya çıkaran sebepler;
Kentleşme sürecine paralel bir metropolitenleşme süreci
- 1950'de başlayan kentleşme (Tarımda makinalaşma ile birlikte kırdan kente göç)
- 1955 yılında İstanbul'un nufüsu 1 milyonu aşıyor ve nufüs ölçütüne göre Türkiye'nin ilk metropoliten kentinin ortaya çıkışı
- 1970'lerde Ankara ve 1980'lerde İzmir'in bu sürece dahil olması
Kentlerdeki bu hızlı nüfus artışı ile birlikte bu kentlerin nasıl yönetilmesi gerektiği sorunu
1961 Anayasası'nda Anakent yönetimine ilişkin herhangi bir düzenleme mevcut değil ancak yerel yönetimlerin kendi aralarında birlik kurmalarına imkan sağlanmış
Metropoliten alan yönetimi kentleşme süreci içinde imar planlaması sorunu olarak ele alınıyor
I. Beş Yıllık Kalkınma Planı (1963-1967) "Büyükşehir bölgeleri (Metropoliten Bölge" başlığı altında büyük kentlerin yeni çekim merkezleri etrafında oluşturulması gerektiği vurgulanıyor ancak YÖNETSEL bir düzenleme yok
1965-6/4970 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İstanbul ve İzmir'de 1969'da Ankara'da Nazım Plan Büroları kuruluyor
1966'da 710 sayılı Kanun ile İmar ve İskan Bakanlığı
-belediye ile bağımsız imar müdürlüklerinin yönetici ve teknik personelini atamakla
-yereyönetimlerin her türlü fen ve imar işlerini denetlemekle görevlendiriliyor
II. Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968-1977) "Bölgesel Gelişme, Şehirleşme ve Yerleşme Sorunu" başlığı altında bölgelerarası dengeli gelişme politikası ile birlikte büyükşehirlerin gelişmesinin desteklenmesi öngörülüyor ancak YÖNETSEL bir düzenleme yok
III. Beş Yıllık Kalkınma Planı (1973-1977) Anakentlerin etkin yönetimini sağlamak için yerel yönetim mevzuatının yeniden düzenleneceği öngörülüyor ancak YÖNETSEL bir düzenleme yok
-Anakent Alanlarına ve nüfusu 100.000'den fazla olan kentlere yapılacak yatırımların işlev, zaman ve yer bakımından projelendirilmesi
-anakentlerde ekonomik planların, diğer kentlerde fiziki yönü ağır basan planların yapılması öngörülmüş
IV. Beş Yıllık Kalkınma Planı (1979-1983) "Kentleşme" başlığı altında 1930'lu yıllarda ortaya konulmuş olan belediye modelinin artık işlevini yerine getirmediği ve metropoliten alanlara ilişkin yeni bir yönetim modeli ve altyapı örgütlenmesi ihtiyacı ortaya konuluyor
Kalkınma Planlarında İLK KEZ metropoliten alanın yönetimine ilişkin ihtiyaç ortaya konuluyor
Kalkınma Planları
1981
1982
1984
1980
Milli Güvenlik Konseyi'nin 34 sayılı Kararı
-Büyük kentlerde ana belediyenin çevresinde oluşmuş olan küçük belediyelerin, sıkı yönetim komutanlıklarınca ana belediyeye bağlanması

-Kararda hızlı nüfus artışı ile bu küçük belediyelerin halka yeterli şekilde hizmet götüremediği ve kontrolün aksadığı belirtiliyor

2561 sayılı Büyükşehirlerin Yakın Çevresindeki Yerleşim Yerlerinin Ana Belediyelere Bağlanmaları Hakkında Kanun
-34 numaralı kararın askeri otoritelerce farklı uygulanması sonucu bu Kanun çıkarılıyor

-Temel belediye hizmetlerinin birbiriyle uyumlu ve bütünleştirici bir planlama içinde yerine getirilmesi amaçlanıyor

-Tüzel kişiliği kaldırılan birimlerin belediye şubesi veya mahalle olması sağlanıyor

-Nüfusu 300.000'i geçen belediyelerin çevresindeki belediye ve köyler;
-Bağlanacak belediye ve köylerin ana belediyelere uzaklıkları
-Ana belediyenin imkanları
-Hizmeti götürme ve birleştirme olanakları
dikkate alınarak yakınındaki ana belediyeye bağlanıyor

1982 Anayasası
- 123. maddesi ile idarenin kuruluş ve görevleri “merkezden yönetim” ve “yerinden yönetim” esasına dayandırılıyor

- 127. maddesi ile il özel idareleri, belediyeler ve köylerin yanında “büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirilebilir” hükmü getiriliyor
-1982 Anayasası doğrultusunda ilk girişim (yerel seçimleri ile ilgili olarak)

-Belediye sınırları içinde birden çok ilçe bulunan illerde Büyükşehir yönetimlerinin oluşturulması

-Büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarının ayrı ayrı seçilmesi ilkesi getiriliyor
-Bu düzenleme ile büyükşehirlerdeki küçük yerel yönetimlerin tüzel kişilikleri kaldırılıyor

-Yerel hizmetlerin etkinliğinin sağlanması açısından olumlu bulunan düzenleme

-Organlarını halkın seçtiği tüzel kişiliklerin kaldırılması demokrasi ilkesi açısından doğru bulunmuyor ve yerel yönetimlerin özerkliğini zedeleyen bir model olduğu noktasında eleştiriliyor
-Kaynakların tek elde toplanmasıyla belediyelerin hizmet üretme kapasitesi ve gücünün arttığı

-Enerji, içme ve kullanma suyu, kanalizasyon, ulaşım, toplu taşıma ve imar gibi hizmetlerin tek elde birleşmesiyle büyükşehir yönetim modeline geçişin işaretlerinin ortaya çıktığı

-Yerel yönetimlerin özerkliğini zedelemesi açısından demokrasi ilkesi açısından eleştiriliyor
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Bursa
Gaziantep
Konya
Eskişehir
Yerelleşme ve
Büyükşehir yönetimleri oluşturulmasına yönelik
sürecin önünü açılıyor

2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun
195 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
Üç büyük kentte iki kademeli büyükşehir yönetimi modeli kuruluyor
3030 sayılı Kanun
-195 sayılı KHK 3030 sayılı Kanun ile değiştiriliyor

-2561 sayılı Kanun kaldırılıyor; yerel yönetimlerin tüzel kişiliklerini ortadan kaldıran uygulamaya son veriliyor
-3030 sayılı Kanun ile ilk kez Büyükşehirler için ayrı bir yönetim modeli öngörülüyor

-"Büyükşehir" sözcüğü hukuki olarak kabul ediliyor

-Ölçüt; "sınırları içinde birden fazla ilçe bulunması" tek kriter olarak getiriliyor
Büyükşehir belediyesi statüsünün kazanılması siyasi iktidarın takdirine bırakılıyor
Eğer yoksa öncelikle merkezi idare tarafından en az iki ilçenin kurulması öngörülüyor


Bu kriter kapsamında;

Ankara
İstanbul 1984 3030 S.Kanun
İzmir

Adana 1986 3306 S.Kanun

Bursa 1987 3391 S.Kanun

Gaziantep 1987 3398 S.Kanun

Konya 1987 3399 S.Kanun

Kayseri 1988 3508 S.Kanun

Antalya
Diyarbakır
Erzurum
Eskişehir 1993 504 s. KHK
İzmit
Mersin
Samsun

Adapazarı 2000 593 S. KHK

Büyükşehir belediyeleri artık Kanunla değil KHK ler ile oluşturulmaya başlanıyor
504 sayılı Yedi İlde Büyükşehir Beldiyesi Kurulması Hakkında KHK
“Ancak, bu belediye sınırları içinde ayrıca ilçeler oluşturulmaz. Hangi alt kademe belediyelerinin kurulacağı, bunlara verilecek ad ile sahip olacakları nüfus ölçütleri ve sınırlarının tespiti esasları Bakanlar Kurulu'nca belirlenir.”
- 3030 sayılı Kanunla çelişkili olarak "ilçe" ölçütü terkediliyor
- Nesnel ölçülerden uzak ve merkezi hükümetin takdir yetkisi ile "ALT KADEME BELEDİYESİ" şeklinde yeni bir tür ortaya çıkıyor
- Bu şekilde büyükşehir belediyelerinin yapılanması yeniden kurgulanıyor
İki kademeli bir yönetim modeli getiren 3030 sayılı Kanun ile birlikte;
-İlk defa metropoliten alan kavramı getirilmiş, bu alanların özel bir yönetime gerek duyduğu kabul edilmiş ve iki kademeli yönetim modeli mevzuatta yer almış

-Büyükşehir belediyelerine büyük kaynak ve geniş yetkiler sağlanmış

-Büyükşehir belediyelerinin imar ve planlama hizmetleri, ulaşım, altyapı yatırımları, sağlık, zabıta, yangın söndürme hizmetleri, yeşil alanlar ve sosyo-kültürel hizmetler toptancı halleri ve mezbahalara ilişkin üst düzeyde ele alınması gereken görevler olarak tanımlanmış,

-İlçe belediyelerinin ise bu görevler dışında kalan ve diğer mevzuatlarda yer alan görevleri yerine getireceği öngörülmüş,

-Büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyelerinin görevleri net bir biçimde ayrılmamış ve Büyükşehir belediye modelinin uygulanmasında ortaya çıkan problemlerin önemli bir kısmının yetki ve görev paylaşımının açık olmamasından kaynaklandığı sonucuna varılmış,

Büyükşehir belediyelerinin alt kademe ve ilçe belediyeleri üzerinde
vesayet denetimi kurmalarına sebep vermiş,

-Büyükşehir olmanın kriteri nedeniyle yeni ilçeler kurulması yoluna gidilmiş, ilçe örgütleri oluşturulmuş ve Büyükşehir belediyelerine sağlanan ek mali kaynaklardan faydalanmak için Büyükşehir olmanın yolları aranmış,

-Herhangi birnüfus kriterinin getirilmemiş olması nedeniyle nüfusu çok az olan illerde büyükşehir belediyesi teşkilatı oluşturulmuş,
Büyükşehir Belediyeleri
5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu (2004)
-3030 sayılı Kanun ile görev ve yetkilerin paylaşılmasında nesnel ölçütler bulunmaması

-Yönetim kademeleri arasında işbirliği kurma mekanizmalarının yetersiz olması

-Büyükşehir yönetiminin kesin bir hakimiyetinin bulunması

-Büyükşehir çapında planlama ve koordinasyonun yapılamaması

-Belediye büyüklüklerinin çok farklı olması
-Bu sorunlar nedeniyle büyükşehir belediyelerine ilişkin yeni bir düzenleme ve yeniden yapılanma ihtiyacı oluşmuş

-2000 li yıllarda Avrupa Birliği'ne uyum süreci çerçevesinde kamu yönetimi alanında başlatılan reform çalışmaları başlatılmış

2004 yılında 5216 sayılı Büyükşehir Kanunu
Ölçüt;

-En az üç ilçe veya ilk kademe belediyesinin bulunması

-Belediye sınırları içinde ve bu sınırlara en fazla 10.000 metre uzaklıktaki yerleşim birimlerinin son nüfus sayımına göre toplam nüfusunun en az 750.000 olması

-Fiziki yerleşim ve ekonomik gelişmişliğin büyükşehir belediyesi kurulmasını gerektirmesi

Büyükşehir Blediyelerinin Sınırları ile ilgili düzenleme (Pergel Düzenlemesi)
- İstanbul ve Kocaeli için il mülki sınırı

- Diğer Büyükşehir belediyeleri için mevcut Valilik binası merkez kabul edilmek ve il mülki sınırları içinde kalmak şartıyla;

Nüfusu 1 milyon'a kadar yarıçapı 20 km
1-2 milyon yarıçapı 30 km
2 milyon üzeri yarıçapı 50 km

daire sınırının Büyükşehir sınırını oluşturacağı öngörülmüş

Mevcut 16 Büyükşehir belediyesinin sınırları dolayısıyla da yetki ve sorumluluk alanı genişletilmiş

Büyükşehirlerin nüfusu artmış

Yerel yönetim sistemi içinde Büyükşehirlerin ağırlığı artmış
Bu ölçütler kapsamında sınırların kesinleştirilmesi kolay olmamış ve 6 aylık süre dolduğunda başvuru yapılmaması durumunda kimi belediye ve köylerin Büyükşehir belediyelerinin hizmet bütünlüğünü olumsuz etkileceği gerekçesiyle 2005 yılında 5390 sayılı Kanun çıkarılıyor
Büyükşehir belediyesinin sınırları çevresinde ve aynı il sınırları içinde bulunan belediye ve köylerin, büyükşehir belediyesine katılabilecekleri,

Katılma kararının, ilgili ilçe veya ilk kademe belediye meclisinin talebi üzerine, büyükşehir belediye meclisi tarafından alınacağı,


Hizmet bütünlüğünün bozulmaması için ilçe merkezi, belirtilen sınırlar içine girmesine rağmen bu ilçelerin büyükşehir sınırları dışında kalan belediye ve köylerinin büyükşehir belediye sınırı içine alınabileceği,

Büyükşehir belediye sınırlarına dahil edilen ilçe belediyeleri ile nüfusu 50.000 ve üzeri olan belediyeler büyükşehir ilçe ve ilk kademe belediyesine dönüştürülmüş,

Nüfusu 50.000 altında olan belediyeler ile köylerin tüzel kişiliklerinin kaldırılması ve Bakanlar kurulunca bağlanacakları belediyelerin belirleneceği öngörülmüş,
50.000 nüfus eşiği kaldırılarak
Büyükşehir belediyesi sınırları içine katılan belediyelerin büyükşehir ilçe belediyesine

Diğer belediyelerin de ilk kademe belediyesine

Köylerin tüzel kişiliklerinin kalkması ve mahalle olarak katılacakları belediyelerin Bakanlarkurulunca belirlenmesi
Merkezleri Büyükşehir belediye sınırları dışında kalan ilçelerin bu sınır içindeki belediye ve köylerinin yasanın yayım tarihinden itibaren 2 yıl içinde belediye meclis veya mahalle ihtiyar heyeti kararı, BŞB görüşü, İçişleri Bakanlığının onayı ile eski statüleriyle BŞB sınırı dışına çıkmaları mümkün kılınmış
BŞB sınırları içinde kalan orman köylerinin tüzel kişiliği korunmuş, bu köylerin imar bakımından BŞB nin mücavir alanı sayılmış
5390 Sayılı Kanun
Büyükşehir Belediyeleri
5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu (2004)
5216 sayılı Kanunda da ikili bir yapı mevcut

- Büyükşehir belediyesi; Hizmetlerde etkinlik ve verimliliği sağlamak amaçlı

- İlçe/İlk Kademe belediyesi; Demokratikliği, halkın yönetime katılımını sağlamak amaçlı
Görev Bölüşümü
Büyükşehir çapında planlama ve koordinasyon gerektiren veya yerel bakımdan büyükşehir tarafından yapılması gereken görev ve hizmetler Büyükşehir belediyelerince,

İlçe ve ilk kademe belediyeleri sınırları içinde yapılabilen veya etkileri bu belediyelerin sınırlarını aşmayan yerel müşterek görev ve hizmetler ilçe ve ilk kademe belediyelerince,

Ancak;
Büyükşehir belediye meclislerine ilçe ve ilk kademe belediye meclislerinin kararlarını onama, değiştirerek onama ve red etme yetkileri verilerek ilçe ve ilk kademe belediyeleri üzerinde DAHA ETKİN bir DENETİM ve KONTROL mekanizması kurulmaya çalışılmış
5216 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler değerlendirildiğinde;
Belediye personeli 3030 sayılı yasa ile İçişleri Bakanlığı tarafından atanırken 5216 sayılı Kanunla belediye başkanı tarafından atanıyor

3030 sayılı Kanun ile bütçe Vali tarafından onaylanırken 5216 sayılı Kanunda böyle bironaya yer verilmiyor, bütçe büyükşehir belediye meclisince aynen veya değiştirilerek kabul ediliyor

Büyükşehir belediye başkanlarının tüm meclis ve ilçe meclis kararları üzerinde vetoyetkisi "hukuka aykırı gördüğü kararları" ve "gerekçesini belirterek" ifadeleri ile sınırlandırılıyor

Büyükşehir ilçe ve ilk kademe arasında hizmetlerin yürütülmesinde anlaşmazlık çıkması durumunda büyükşehir belediyesi yönlendirici ve düzenleyici karar almaya yetkili kılınıyor

Denetim ve koordinasyon yönünden ilçe ve ilk kademe belediyelerinin Büyükşehir belediyelerine bağımlılıkları artıyor

Hizmetlerin yürütülmesi konusunda Büyükşehir belediyeleri planlama ve koordinasyon yetkisine sahip (altyapı, ulaşım)

Kanunun gerekçesinde 3030 sayılı Kanunda görev ve yetkilerin paylaşılmasında nesnel ölçütler bulunmadığı eleştirisi !!!
5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Deişiklik Yapılması Hakkında Kanun (2008)
- Köklü bir düzenleme ile İLK KADEME BELEDİYELERİnin kaldırılması

-Büyükşehirlerde temel kademe olarak ilçe belediyelerinin belirlenmesi ve buna bağlı olarak büyükşehir bünyesinde yeni ilçe belediyelerinin kurulması

-Küçük belediyelerin (862 belde belediyesi) kaldırılmasına yönelik düzenleme Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden bu kısım yürürlüğe girmiyor

Büyükşehir Belediyeleri
6360 Sayılı Ondört İlde BüyükşehirBelediyesi ve Yirmi ilçe Kurulması ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (2012)
Yeni düzenleme ile PERGEL düzenlemesinden vazgeçilerek İstanbul ve Kocaeli modeli önceki ve bu yasayla kurulan Büyükşehir belediyelerine uygulanmış
Büyükşehir tanımı
5216
En az üç ilçe belediyesini kapsayan bu blediyeler arasından koordinasyonu sağlayan; idarive mali özerkliğe sahip, kara organı seçmenlerce seçilerekoluşturulan bir kamu tüzel kişiliği
6360 ile
Sınırları il mülki sınırı olan ve sınırları içerisindeki ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağlayan; idari ve mali özerkliğe sahip olarak Kanunlarla verilen görev vesorumlulukları yerine getiren; karar organı semenler tarafından oluşturulan kamu tüzel kişiliği
Her ne kadar 14 yeni Büyükşehir belediyesinde 750.000 nüfus sağlansasa nüfus büyüklüğünün yanı sıra hizmet etkinliği, kültürel gelişmişlik, sosyal altyapı, fiziki yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik seviyeleri de dikkate alınmalıdır: NESNEL ÖLÇÜTLER???
İdari Yapıdaki Değişimler
- BŞB sınırları İl mülki sınırı
- BŞB kurulan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içindeki köylerin ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılıyor
- BŞB kurulan illerde köyler mahalleye dönüştürülüyor
- Mahalle kurulması için 500 nüfus ölçütü getiriliyor
- Belde belediyeleri mahalleleriyle birlikte bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılıyor

Tüzel kişiliklerine son verilen idarelerin uhdesindeki herşey konularına göre ilgili diğer kurumlara, ilçe veya BŞB sine devredilmiş

Bu devir işlemlerinde yetki Yatırım, İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına verilmiş

Valiye bu birim aracılığıyla kentteki kamu kurumve kuruluşlarınca yürütülmesi gereken yatırım ve hizmetlerin aksaması durumunda müdahale imkanı getirilerek seçilmiş güçlü bir BŞB başkanı karşısında bu birim yerel merkeziyetçilik birimi olmuş ve valinin vesayet yetkisi artmıştır
- BŞB kurulmayan diğer illerde; nüfusu 2000 altında olan belde belediyeleri kaldırılıyor
- BŞB kurulan illerde:
İl Özel İdarelerinin tüzel kişilikleri kaldırılıyor
Bucak ve bucak teşkilatları kaldırılıyor
yeni ilçeler kuruluyor
mahalli idare birlikleri kaldırılıyor
idari bağlılık değişiklikleri yapılıyor
Büyükşehir Belediyeleri
6360 sayılı Kanun
-Varlıkları Anayasa'dan kaynaklanan İl, belediye ve köy tüzel kişiliklerinin kaldrılmasının Anayasaya aykırılık teşkil edeceği, ayrıca Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının Türkiye tarafından da benimsenen 5.maddesine aykırılık oluşturduğu,

-İl özel idarelerinin kaldırıldığı nüfus olarak fazla fakat alan olarak büyük illerde meskun mahal olmayan ve bu kısımlardaki kamu hizmetlerinin belediyelerce yürütülmesi belediyelerin "iyi kamu hizmeti verme anlayışını" zedeleyerek gerek belediye yetkilileri gerekse orada yaşayan halk için sıkıntılar oluşturacağı,

-Belediyelerin kırsal yaşamı çok iyi bilmediği bu nedenle doğru kararlar alamayacağı, isabetliyatırımlar yapamayacağı bu durum karşısında kırsalın zarar göreceği,

-Yeni yasanın yerel yönetimleri güçlendirmesinin yanında, yerelde çok güçlü bir merkez inşa edeceğini, böylece yerelleşme, yerel demokrasi gibi kavramların karşılık bulamayacağı,

BŞB lerinin iyi çalıştığı, kaynak ve imkanlarının çok olduğu dolayısıyla kırsalında bu imkanlardan yararlanmasının olumlu olacağı,

-Yönetim kademelerinin ve birimlerinin sayılarının azaltılmasıyla hizmet ve yatırımların ekonomik düzeyde sağlanmasının çağdaş dünyadaki eğilimlere uygun düştüğü,

-Yasanın yeteri kadarhizmet almamış yerleşim yerlerinin daha iyi hizmet almalarını sağlayacak düzenlemelere sahip olduğu,
6360 üzerine lehte ve aleyhte görüşler
Anayasanın 127. maddesi yerel yönetimleri “Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, yine kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir.” olarak tanımlamıştır.
Bu hükümden hareketle yerel yönetimlerin;
Belediyeler
Büyükşehir Belediyeleri
İl Özel İdaresi
Köyler
olduğuna işaret edilmiştir.

5302 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, il özel idaresi il halkının mahalli, müsterek nitelikteki ihtiyaçlarını karsılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenleri tarafından seçilerek olusturulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzelkisisi seklinde tanımlanmıs,

İl özel idaresi il sınırları kapsamında yetkili ve görevli olmakla birlikte çoğunlukla belediye dısında yasayan yöre sakinlerine hizmet götürmekte,

Kanunun 6 ncı maddesine göre; gençlik ve spor, sağlık, tarım, sanayi ve ticaret konuları münhasıran il özel idarelerinin yetki alanına verilmis,

İlin çevre düzeni plânı, bayındırlık ve iskân, toprağın korunması, erozyonun önlenmesi, kültür, sanat, turizm, sosyal hizmet ve yardımlar, yoksullara mikro kredi verilmesi, çocuk yuvaları ve yetistirme yurtları; ilk ve orta öğretim kurumlarının arsa temini, binalarının yapım, bakım ve onarımı ile diğer ihtiyaçlarının karsılanmasına iliksin hizmetleri ise belediye sınırları il sınırları olan büyüksehir belediyeleri hariç olmak üzere, il sınırları içinde yerine getirme görevi verilmis,

Ayrıca imar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma; orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri belediye sınırları dısında yapmakla görevli kılınmıs,

İl özel idarelerinin idari ve mali özerkliği haiz oldukları ilk defa 5302 sayılı Kanunda açıkça belirtilmiş, idari ve mali özerklik il özel idarelerinin yerel ve ortak nitelikteki ihtiyaçlarını gidermek amacıyla yetkili organlarının kanunlara uygun şekilde serbestçe karar alma, teşkilatlanma, personel istihdamı, borçlanma ve benzeri alanlardaki yetkilerini ifade etmektedir.
5393 Sayılı Kanunun Getirdikleri
KÖYLER
442 sayılı Köy Kanununun 1. maddesinde, nüfusu 2.000’den aşağı olan yerleşmeler “köy” olarak tanımlamış, ancak, nüfusu 2.000’in altında olmasına rağmen, ilçe merkezi veya belediye teşkilatı bulunan yerleşmelere, bu kanunun uygulanmayacağını hüküm altına alınmış,

Kanunun 7. maddesinde ise köy: “bir yerden bir yere götürülebilen veya götürülemeyen mallara sahip olan ve bu kanun ile kendisine verilen işleri yapan başlı başına bir varlıktır”şeklinde tanımlanarak köylere açık bir şekilde tüzelkişilik tanınmış,

442 sayılı kanuna göre köy yönetimi iki organa sahip:
Köyün karar organı olan ihtiyar heyeti, köy halkı tarafından seçilen üyelerden oluşuyor, görevleri ise, daha ziyade köyün işleri hakkında karar vermek, hangi işlerin köylü tarafından bizzat, hangi işlerin de para veya amele tutularak yaptırılacağına karar vermek,

Köyün yürütme organı olan muhtar ise, köylüler tarafından doğrudan seçilerek göreve gelir. Muhtar, ihtiyar heyetinin de başıdır . Köy Kanunu’nda, muhtara iki tür görevler verilmiş olup, bunlar, devlet işleri ve köy işleridir. Devlet işleri, daha ziyade, hükümet emirlerini halka duyurmak, köyün sınırları içinde dirlik ve düzeni sağlamak, köylüleri hastalıklardan korumak, vergi toplayan tahsildarlara yol göstermek gibi görevlerdir. Köyle ilgili işler ise, köyün işleri için ne kadar harcama yapılacağını belirlemek ve ihtiyar heyetiyle birlikte köyle ilgili konularda kararlar almak ve uygulamaktır.

Köy ihtiyar heyetinin kararları üzerinde herhangi bir idarî vesayet denetimi olmamasına rağmen, muhtarın kararları, mülkî idare amirinin onamasına tabidir. Buna, ihtiyar heyetinin haftada en az bir defa toplanacağı hükmü de eklenerek değerlendirilirse, köy yönetiminde ihtiyar heyetinin oldukça etkili kılınmak istendiği açıkça görülecektir.

1961 Öncesi
1961-2004
2005-
1930’lu yıllarla beraber, Türkiye’de belediyelerin önemi anlaşılıyor

Belediyeler konusunda ciddi yasal düzenlemeler yapılmaya başlanıyor
Bu amaçla, 1930 yılında 1580 sayılı Belediye Kanunu çıkarılıyor
1929 Krizi sonrası devletlerin müdahaleci politikaları
Dönemin tek parti niteliği
Rejimin otoriter kimliği

Ancak,
-Belediyeler arası eşitlik,
-Seçilmiş meclisler eliyle halkın denetimi
-Belediyelerin faaliyetlerinde serbest bırakılması
gibi temel ilkeler belediyeciliğimizin gelişmesini sağlamış,
Demokrasimiz açısından en önemli yeniliklerinden biri;
1930 yılına kadar hükümet tarafından atanan belediye başkanları
Belediye meclis üyeleri tarafından ve kendi üyeleri içinden seçilmeye başlanıyor
Seçileni onaylama yetkisi de valiye veriliyor
Belediyeler üzerinde de etkilerini hissettirmiş
1580 sayılı yasa, ağır vesayet hükümleri ile kabul edilmiş
-1580 sayılı yasada, demokratikleşmeye doğru bazı değişiklikler de yapılsa da belediyeler üzerinde merkezî hükümetin denetimi de sıkılaştırılıyor
-Belediye gelirlerinde de önemli artışlar sağlanıyor, uzun yıllardır çıkarılamayan Belediye Gelirleri Kanunu çıkarılıyor
-Belediyeleri olumlu yönde etkiliyor
-Belediyelerle ilgili çeşitli sorunlar parti programlarında
geniş bir şekilde yer almaya başlıyor
-Belediye meclisi seçim usulü değiştirilerek
seçimlerin bir günde bitirilmesi hüküm altına alınıyor
1946 yılında çok partili siyasal hayata geçilmesi;
1950'li yıllarda;
1961 Anayasası;
-Yerel yönetimler açısından, kendisinden önceki Anayasalarla
kıyaslanamayacak kadar demokratik hükümler içeriyor
-Yerel yönetimlerin özerkliği arttırılıyor
-Merkezî yönetimin vesayet denetimi azaltılıyor
Yeni Anayasanın yerel yönetimler alanında getirdiği bu demokratik anlayış paralelinde
1963 tarihinde 1580 sayılı Kanunda bir değişiklik yapılarak, belediye meclisleri tarafından seçilen belediye başkanının, doğrudan halk tarafından seçilmesi öngörülüyor

1. Darbeden önce birçok belediyeye partizan kadroların doldurulmuş olduğu ve belediyeciliğin,
ülkede rejim değişikliğinin gerçekleştirilmesi için bir laboratuar olarak kullanıldığı gerekçeleriyle,
Belediyelerin politikadan arındırılması
Müdahalenin hemen ardından birçok belediye başkanının görevden alınması,
Belediye meclislerinin feshedilmesi,
Görevinde kalmasına izin verilen belediye başkanlarının ise, partilerinden ilişiğinin kesilmesi isteniyor,
Görevlerine son verilen belediye başkanları ile belediye meclis üyelerinin yerine ise,
atamayla gelen belediye başkanları ve encümenler görev yapıyor
Böylece, niteliği gereği siyasal bir kuruluş olan belediye, siyasetin dışına itilmiş oluyor
Bütün bu gelişim sürecinde,
1930 yılından beri uygulanmakta olan 1580 sayılı Belediyeler Kanunu birçok değişikliğe uğramasına rağmen, temel mantığını, 2000’li yıllara gelinceye kadar korumuş, yaklaşık 75 yıllık bir süre sonra yerini, 2005 yılında çıkarılan 5393 sayılı Belediye Kanunu’na bırakmıştır.

1980’e gelindiğinde askerî darbe,
Belediyeleri de derinden etkiliyor ve askerî yönetim, belediyelere, birbiriyle çelişen iki farklı açıdan yaklaşıyor;
Belediyeler, günümüzde 2005 tarihinde kabul edilen 5393 sayılı Kanunla düzenlenmiş ve Kanunla belediyeler kapsamlı bir değişime tabi tutulmuş,

5393 sayılı kanun ile belediye: "Belediye sakinlerinin mahallî müşterek nitelikte ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzelkişisidir” olarak tanımlanmış,

5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre, belediyeler üç organa sahip olup, bunlar: belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı olarak öngörülmüş,

Belediyenin karar organı olarak belirtilen belediye meclisine önemli görevler verilmiş ve toplantıları aralıkları sıklaştırılarak, bu organın işlevselleştirilmesi amaçlanmış,

Kanun yaygın bir katılım öngörmekte olup, katılımın güçlendirilmesi yönünde yapılan en önemli değişiklik, belediye meclislerinin, yılda üç defa olağan ve belli şartlar altında da olağanüstü toplanma yapılması sınırlamasından vazgeçilerek, meclis toplantılarının her ay yapılması yönündeki hükümdür ki bu düzenleme ile, belediye yönetiminde katılımın ve şeffaflığın sağlanması ve meclis denetimlerinin arttırılması amaçlanmış,
Kanunun getirdiği önemli bir değişiklik, belediyelerin kurulması koşullarında aranan asgarî nüfusun arttırılması olmuş ve bir yerde belediye kurulabilmesi için en az 2.000 nüfusa sahip olması gerektiği aranmaktayken, bu sayı 5.000’e çıkarılmış,böylece hizmetlerin etkili, verimli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesi ve kaynak israfının önlenmesi amaçlanmış,

Aynı gerekçelerle iki yerleşim alanının meskûn sahaları arasındaki mesafelerin 5.000 metrenin altına inmesi durumunda, bu bu yerleşim yerlerinin birleşerek belediye oluşturabilecekleri belirtilmiş,

Belediyelerin özerkliği konusunda atılan önemli bir adım olarak 5393 sayılı kanunda belediye meclisinin feshedilme sebeplerinden bir azalma olduğu, belediye meclisinin, sadece işlerini aksatması veya kendisiyle ilgisi olmayan siyasal konularda karar alması durumlarında feshedilebileceği düzenlenmiş,

Belediyeler üzerindeki ağır idarî vesayet hükmünü kaldırması bakımından belediye bütçesi konusunda da çok önemli yeniliklere yer verilmiş, bütçelerin onaylanma konusunda mülkî idare amirlerince onaylanması zorunluluğu kaldırılmış, belediye meclisinde kabul edilen bütçelerin kesinleşeceği hüküm altına alınmış,
5393 sayılı kanun, 76. maddesinde, kent yaşamında kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkesinin hayata geçirmek gibi amaçlarla kent konseylerinin kurulmasına olanak sağlamış,

Kent konseyinin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, sendikalar, noterler, varsa üniversiteler, ilgili sivil toplum örgütleri, siyasi partileri, kamu kurum ve kuruluşları ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşağı öngörülmüş,

Belediyeler de kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli şekilde yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlamakla yükümlü kılınmış,

Kent konseyinin kararlarının belediye meclisinin ilk toplantısında gündeme alınarak değerlendirilmesi öngörülmüş,
Köylerle ilgili ilk kanun, 1924 yılında, 442 sayılı Köy Kanunu adıyla çıkarılmış,günümüze kadar geçerliliğini koruyan bu kanun, köyleri ayrıntılı bir düzenlemeye tabi tutmuş, bu kanunla birlikte, köyler ve köy muhtarlıkları ilk kez tüzelkişilik kazanmış,

1950’li yıllara doğru, çok partili siyasal hayata geçiş köyleri etkilemiş, partiler, köyleri birer oy potansiyeli olarak görmeye başlamış, bu durum, köylere olumlu bir şekilde yansırken, yine aynı dönemde ortaya çıkmaya başlayan kırdan kente göç olgusu, köylerin küçülmelerine ve etkisizleşmelerine neden olmaya başlamış,

1961 Anayasası’nda öngörülen planlı kalkınma anlayışına paralel olarak hazırlanan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda, toplumun kalkınmasıyla köylerin kalkınmasının eşdeğer olduğu belirtilmiş ve köylerin gelişiminin sürdürülmesi istenmiş, çünkü, bu yıllarda hâlâ kentlerdeki nüfus kırsal alandaki nüfustan daha az, bu nedenle, köylerin geliştirilmesi önem taşımakta,

1963 yılında 442 sayılı Köy Kanunu, zamanın şartlarına uydurulmak için bir takım değişikliklere uğramış, ancak temel yapısı devam ettirilmiş,

1980’li yıllar, köyler açısından bir dönüm noktası olmuş, Cumhuriyetin ilanından itibaren sürekli olarak çok önem verilen köylere, bu dönemde pek fazla önem verilmemeye başlanmış, köylerin kentlere karşı sürekli bir nüfus kaybetmeleri ve bu dönem içerisinde ilk defa kent nüfusunun kırsal nüfusu geçmesi ve bunun sonucunda da, siyasîlerin köyleri bir oy potansiyeli olarak görmemeye başlamaları, köylere verilen önemin azalmasında en önemli nedenlerdir.
Full transcript