Loading presentation...
Prezi is an interactive zooming presentation

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

SEMBOLİZM

No description
by

ESRA TOPHAN

on 1 December 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of SEMBOLİZM

ESERLERİ
YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)
CHARLES BAUDELAİRE
(1821-1867)
CENAP ŞAHABETTiN
(1870-1934)
SEMBOLİZM (SİMGECİLİK)
Sembol, kimi sözlüklerde “daha soyut bir şeyi anlatmaya yarayan daha somut şey” ya da “evrensel yasa, ilke, bilgi ve fikirleri açıklayan “işaretler” olarak tanımlanır. Sembol sözcüğünün kökeni, eski Mısır dilindeki symbolon sözcüğünün Grekçe’ye geçmiş hali olan symballein fiilidir.


Sembolizm ya da simgecilik, en genel anlamıyla farklı anlamlara gelen ya da farklı öğeleri simgeleyen çeşitli sembollerin kullanımıdır.


Sembolizme sanatta, özellikle resim, müzik ve edebiyat alanlarında rastlanır.


19.yüzyılın ikinci yarısında parnasizme tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır.

XIX. Yüzyılın son çeyreğinde Batı şiirinde hakim olan bir sanat akımıdır


Sembolizmin ilkeleri Fransız şair Stéphane Mallarmé tarafından oluşturulmuş bildirgeyi ise Jean Moreas yayımlamıştır. “Sembolizm” ismi, 1886’ da akımının bildirisini hazırlayan Jean Moreas tarafından konmuştur.

Simgeciler, ülkelerinin gerçeklerini simgelerle dile getirdiklerini ileri sürerek, açık olarak ifade etmekten kaçınıp sembollü anlatımlar yolunu deneyen sanatçılardır.


Toplumsal düzenin dışına çıkmak, gelenekselleşmiş sanat kurallarını hiçe saymak isteyen sanatçılar bu doğrultuda ürün veriyorlardı.


Sembolistler sanat ve edebiyatta her türlü gerçekçiliğe ve bilimsel düşünceye de karşıydılar. Onlar, ,insanın dış evreni olduğu gibi değil duyumsadığı gibi yansıttığını, bu duyuş ve yansıtışın ise sanatçıdan sanatçıya farklılıklar gösterdiğini öne sürüyorlardı.


Edebiyat dünyasında Charles Baudelaire’in ismi sembolizm ile özdeşleşmiştir. Yazdığı sembolik şiirler ülkemiz dâhil tüm dünya şairlerini etkilemiştir.


SEMBOLiST RESSAMLAR VE ESERLERi
Sembolist resimde en belirgin nitelikler tinsellik ve melankolidir.

Sembolist ressamlar doğanın ruhunu ve nesnenin gizini melankolik bir şekilde çağrışımlara ve sembollere başvurarak aktarır.

Gördüklerini, yaşadıklarını, edebiyattan ve efsanelerden aldıklarını imgelem ve hayal gücüyle bir araya getirir.

Simgesel ve mitolojik resimlerinde ruhsal durumun yansımasına önem verirler.

Goya, Wiliam Blake, Arnold Böcklin ve Edvard Munch sembolizm resim akımın öncü ressamlarıdır.

Sembolizmin doğuş zeminini hazırlayan faktörlerin başında, Rönesans ve Reform hareketleriyle başlayıp gittikçe güçlenen ve Aydınlanma Çağı’ndan sonra insan ve hayatın tek gerçeği, hatta dini haline getirilen pozitivizm, determinizm ve materyalizm gelir.

Hayatı ve insanı akıl, madde ve ilimle sınırlayan söz konusu felsefeler, bir noktadan sonra insanın bunalıma düşmesine ve yeni arayışlara yönelmesine sebep olmuştur.

Bu arayışın düşünce hayatındaki en önemli temsilcisi Alman filozofu Kant’tır.

Sembolizm, felsefi temel olarak Kant’ın idealist felsefesine ve epistemolojisine dayanır.

Sembolizm, Kant’ın felsefesi yanında Alman filozof Schopenhaur’un , Fransız filozof Henri Bergson’un ve Alman müzisyen Richard Wagner’in düşüncelerinden de etkilenmiştir.

SEMBOLİZM'İN DOĞUŞ ZEMİNİ
Romantik şiire tepki olarak 19.yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da doğmuştur.

Realizmi ve naturalizmi doğuran toplumsal ve siyasal koşullar, parnasizm için de geçerlidir. Realizm ilkelerinin şiire yansımasıdır.

Sanatçılar güzelliği yakalayabilmek için, biçim kusursuzluğuna önem vermişlerdir.

Ölçü, uyak ve sözcüklerin uyumuna dikkat eden parnasyen sanatçılar şiirde seçkinlere seslendiler. Şiiri oluşturan sözcükleri, bir kuyumcu titizliği ile seçtiler.

Parnasizm sanatçıları, romantizmin duygu ve hayal yüklü lirik şiirine tepki gösterdiler. Yaşamı ve doğayı nesnel bir bakışla kavramayı hedeflediler.

PARNASİZM
Parnasyenler, dış dünyanın görüntülerini so­mut nesnel gerçeklikleriyle aktarırlar.

Sembolistler ise bu görüntülerin sezgilerinden, izlenimlerinden yansıyan niteliklerini şiire aktarırlar. Duyguların, dış dünyayı ancak oldu­ğu gibi değil, onu değiştirerek ulaştırabileceğini söylemişlerdir.

Parnasyenler, ölçü, uyak ve sözcüklerin uyumuna dikkat etmişlerdir. Şiiri oluşturan sözcükleri, bir kuyumcu titizliği ile seçtiler.
Sembolistler ise şiir anlayışını sözcüklerle yapılmış bir beste olarak gördüklerinden, şiirde müzikselliğe önem verdiler. Ölçü, uyak biçimsel özellikleri ikinci planda düşün­düler. Şiirdeki müziği özle biçim arasında bir uyum öğesi olarak gördüler.
SEMBOLİZM VE PARNASİZM ARASINDAKİ FARKLAR
PAUL VERLAİNE (1844-1896)

Yirmi yaşına kadar subay olan babasının disiplinli yaşam anlayışı içinde yaşadı.

Ancak daha sonra özgür başıboş bir yaşamı benimsedi.

Düzenli bir öğrenim görmedi.

Lise yaşamından sonra memuriyete başladı. Bir ara Fransa ve İngiltere’de öğretmenlik yaptıysa da bu görevlerini sürdüremedi.

1866’da yayınladığı ilk şiirleri başarılı değildi. 1870’den sonra İngiltere, Belçika ve İtalya’da dolaştı.

Daha sonra dostu Arthur Rimbaud ile beraber yeniden İngiltere’ye gitti. Aralarında çıkan bir tartışma sonrası Rimbaud’u silahla yaraladı.

Rimbaud’u yaralayınca iki yıl hapse mahkum oldu.

Daha sonra inanç dünyasındaki savruluşları dine sarılarak dindirmeye çalıştı.

HAYATI
Şiirlerindeki müziksellik ve kapalı üslubu, ön plandadır.

Duygunun derinliği, görüntünün bütün inceliği şiirlerinde yansımıştır.

Dünya zevklerine dönük, basit ve tertemiz bir mutluluğun özlemini dile getiren dizelerinde Verlaine, “Şiir Sanatı” adlı kitabından alınan şu ünlü formüle aynen uyar: “Her şeyden önce müzik.”

Eski sözcüklere yeni anlamlar veren Paul Verlaine, Fransız edebiyatı şiirine canlılık kazandırmıştır.

Romantik şiirden simgeci şiire geçişte köprü işlevi gören Verlaine şiiri duygu yüklüdür.


EDEBİ KİŞİLİĞİ
Mahkumiyeti sırasında “Romaces Sans Paroles” (Güftesiz Şarkılar) adlı eserini yazdı.




Kendisine asıl ününü sağlayan “Sagesse” (Hikmet) adlı eseridir.



Bundan sonra iyice tanınan şair “Poetes Maudits” (Lanetlenmiş Şairler) ve “Jadis et Naguère” (Önceleri ve Vaktiyle) adlı şiir kitaplarını çıkardı.


2 Aralık 1884 yılında Üsküp'te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh'tır.

İlk öğrenimini İstanbul’da Vefa Lisesi’nde tamamladı.

Jön Türk olma hevesiyle 1903’te Paris’e kaçtı. Bir yıl bir koleje devam edip Fransızca bilgisini geliştirdi.

1912’de İstanbul’a döndü.

1913’te Darüşşafaka’da edebiyat ve tarih öğretmenliği yaptı.

Arkadaşlarıyla “Dergâh” dergisini kurdu.

Yazılarıyla Milli Mücadele’yi destekledi. 1922’de barış anlaşması için Lozan’a giden kurulda danışman olarak yer aldı.

1923’te Urfa milletvekili oldu.

Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Varşova ve Madrid’de ortaelçisi olarak görevlendirildi




YAHYA KEMAL'İN EDEBİ KİŞİLİĞİ
Fransa’ya gitti ve Fransız edebiyatından ve bilhassa şairlerinden büyük ilham alan Beyatlı, birçok edebî kimlikle bir araya gelme fırsatı buldu.

Gidiş amacı siyasi olmasına rağmen, siyasetten ziyade sanatsal faaliyetlere yöneldi. Şiirlerini, biçimsel bütünlük ve sembolizm öğeleriyle zenginleştirmek suretiyle, Divan şiiri geleneğinin kalıplaşmış ağır kaidelerinden sıyrıldı.

Neo-Klasizm anlayışıyla eser verdi. Çağdaş Batı şiiriyle Divan şiirini kaynaştırmaya çalıştı.

Sembolizmin etkisiyle şiirde ahenk ve musikiye büyük önem verdi.
Mısra mükemmelliği “Mısra benim namusumdur”, hayallere uygun bir ritmi yakalayacak aruz kalıbı, ses uyumu, lirizm… Yahya Kemalin en belirgin özellikleridir.

Sanat görüşü, “Yalnız bizim olanı yazmaktır.” Türk milletinin değerlerini, tarihini, duyuş ve sezişlerini halkın diliyle anlatma çabasındadır.

Nedim’den sonra İstanbul’u en fazla işleyen şairdir.

Yahya Kemal hayatı boyunca hiç eser yayımlamamış, günümüzdeki eserleri Yahya Kemal Enstitüsü tarafından yayımlanmıştır. Sanatçı en çok eleştiriyi bu konuda almıştır ve görüşlerine muhalif olan kesim tarafından "esersiz şair"  olarak nitelendirilmiştir.
YAHYA KEMAL'İN ESERLERİ
Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyla, Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş, Bitmemiş Şiirler.

ŞİİR:
DENEME:
Aziz İstanbul, Eğil Dağlar
Edebiyata Dair, Tarih Musahabeleri.

BİYOGRAFİ:
 Siyasi ve Edebi Portreler
ANI:
Çocukluğum Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıra­lar.

19. yüzyıl'ın en etkin, en büyük ozanıdır.

Parnasizmden etkilenmiştir ama şiiri devinimden çok duygulara yöneliktir.

"Sanat, sanat için" görüşünü benimser. Güzellik ve biçime önem verir. İç varlığa seslenir.

Babası öldüğünde Baudelaire 6 yaşındaydı.Bir yıl sonra annesi başka bir adamla evlendi ve Baudelaire bu adamı hiç sevmedi.
SEMBOLİZMİN İLKE VE NİTELİKLERİ
1.Dış Dünya ve Gerçek
2.Benzerlikler ve İlişkiler İlkesi
3.Sembol
4.Manada Kapalılık ve Muğlalık
5.Musiki/Ahenk
6.Şekil
7.Ferdiyetçilik ve Lirizm
DEKADANLIK
Fransa’da 1789 Devrimi’nden sonra yaygınlaşan fikirdir.

19. yüzyıl sonlarında Fransa‘da natüralistlere karşı ortaya çıkan sembolizm akımına öncülük eden sanatçılara, edebiyatı soysuzlaştırdıkları ima edilerek verilen isimdir.

Fransa'da sembolizmin akım haline geldiği 1880'li yıllarda Paul Verlaine'nin öncülüğünde bir grup şair tarafından oluşturulan grup Le Decadent isimli dergide parnasizmin sanat anlayışından çok farklı sembolizme benzer bir şiir hareketi başlatmışlardır.

ARTHUR RİMBAUD
AHMET HAŞiM
(1884-1933)
Ahmet Haşim annesini küçük yaşta kaybetmesi, kendini çirkin bulması gibi nedenlerden ötürü bireysel çalkantılar yaşamıştır.
Şiirlerinin oluşumu üç evrede gelişim göstermiştir:

1) 1908'e kadar süren ilk gençlik deneyimleri
2) Göl Saatleri
3) Piyale
Darulfünunda Türk Edebiyatı dersleri okuttu. ilk şiiri 1885'te öğrenciyken Saadet gazatesinde yayınlandı.

Önceleri Muallim Naci'nin etkisiyle divan edebiyatı tarzı şiirle uğraştı. Daha sonra R.M. Ekrem ve A. H. Tarhan'dan etkilenerek batı tarzı şiire yöneldi.

Akabinde Tevfik Fikret ve Halid Ziya U. ile birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isimden biri oldu.

SEMBOLiZMiN ÖZELLiKLERi
Sembolist akımda şiir önemlidir. Sembolistler şiiri sessiz bir şarkı olarak tanımlamışlar ve müziği şiirin bir amacı durumuna gtirmişlerdir.

Sembolistlere göre şiir düşüncelere değil duygulara seslenmelidir; çünkü şiir bir şeyi anlatmak için yazılmaz. Şiirde anlam kapalı olmalıdır ve herkes kendince yorum getirebilmelidir.

Sözcüğün anlam değerinden çok müzikal değeri önemlidir. Bol bol mecaz ve istiareler vardır. Dil ağır ve süslüdür.
"Şiirlerde kelimeler yepyeni biçimler birleşir, bir fosfor ışığı içinde yıkanırlar."

"Eski yunan şiirinden bu yana, iki bin yıldır, ozanların yazdıkları, uykalı yazıdan, sözcük oyunlarından öteye gidemedi. Gerçek ozan ateşi çalmasını bilen ozandır."
"ARTHUR RiMBAUD"

Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslik
edecek oldu-İler tutar yerini bırakmadım ben de.
Bayrak açtım adalete karşı.
Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı
bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.
Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.

CEHENNEMDE BiR MEVSiM
Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
Hayırmış meğer o anahtarın adı-Anlaşıldı ben bir
düşteymişim.
"Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."


Ah, canıma yetti arttı-Kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.

Mavi yaz akşamlarında, özgür, gezeceğim,
Ayaklarımın altında nemli, serin kırlar;
Başakları devşirip otları ezeceğim,
Yıkayıp arıtacak çıplak başımı rüzgar.

Ne bir söz, ne düşünce, yalnız bitmeyen düş
Ve yüreğimde sevgi; büyük, sonsuz, umutlu,
Çekip gideceğim, çingene gibi, başıboş
Doğada, -bir kadınla birlikte gibi mutlu.
ARTHUR RiMBAUD
ARTHUR RiMBAUD
ÖZLEM
TÜRK EDEBİYATI'NDA SEMBOLİZM
Dönemin siyasi, sosyal durumu insanları her alanda olduğu gibi edebiyatta da arayışa yöneltmiştir.

SERVET-İ FÜNUN

FECR-İ ATİ
EDWARD MUNCH
ÇIĞLIK TABLOSU-EDWARD MUNCH
ÖLÜLER ADASI-ARNOLD BÖCKLİN
WİLLİAM BLAKE
LOZAN BARIŞ KONFERANSI'NDA TÜRK HEYETİ


Kandilli yüzerken uykularda
Mehtâbı sürükledik sularda...

Bir yoldu parıldayan, gümüşten,
Gittik...Bahs açmadık dönüşten.

Hulyâ tepeler, hayâl ağaçlar...
Durgun suda dinlenen yamaçlar...

Mevsim sonu öyle bir zaman ki
Gaip bir mûsıkîydi sanki.

Gitmiş kaybolmuşuz uzakta,
Rü'yâ sona ermeden şafakta...






GECE
YAHYA KEMAL BEYATLI
ARTHUR RİMBAUD VE PAUL VERLAİNE
Şairin bir arkadaşı tarafından basılan ilk şiir kitabıdır.
Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
MERDİVEN
AHMET HAŞİM
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş;
Eşini gaib eyleyen bir kuş
gibi kar
Geçen eyyâm-ı nevbahârı arar...
Ey kulûbün sürûd-i şeydâsı,
Ey kebûterlerin neşîdeleri,
O bahârın bu işte ferdâsı:
Kapladı bir derin sükûta yeri
karlar
Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar!


Ey uçarken düşüp ölen kelebek,
Bir beyâz rîşe-i cenâh-ı melek
gibi kar
Seni solgun hadîkalarda arar;
Sen açarken çiçekler üstünde
Ufacık bir çiçekli yelpâze,
Nâ'şın üstünde şimdi ey mürde
Başladı parça parça pervâze
karlar
Ki semâdan düşer düşer ağlar!
ELHAN-I ŞİTA
ERDOĞAN İLKADLI
ESRA TOPHAN
KÜBRANUR ÇAKIR
MAKBULE ALTUN
BİZİ DİNLEDİĞİNİZ İÇİN
TEŞEKKÜR EDERİZ..
Full transcript