Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Untitled Prezi

No description
by

senem kuru

on 25 April 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Untitled Prezi

Gazneliler ve Büyük Selçuklu Devleti Gazneliler Gazneliler Kimdir, Nerede Bulunmuşlardır ? Gaznelilerde Din ve Kültür Sanat DİN: Abbasî Devleti içinde veya dıında ortaya çıkan tüm müslüman devletlerin hükümdarları halifeye dinî yönden bağlılıklarını bildirirlerdi. Gazneli Mahmut, cülusundan itibaren Abbasî Hilafeti'ne karı büyük bir bağlılık göstererek Kadir Billâh'tan hükümdarlık onayı aldığı gibi, ayrıca, bütün memleketinde de Sünni akaidini yaymaya ve iilik'i her türlü iddetli tedbirlerle imhaya çalımıtır.Ayrıca, Gazneliler Abbasîlerle yapılan diplomatik görümelerde Samanîlerin göreneklerini uygulayarak diğer devlet temsilcilerinden daha gösterili karılamalar yapmı ve daha hürmetkârâne olmulardır.Hutbeyi sultanın ve halifenin adına okutmanın yanında, Gazneliler bastırdıkları sikkelerde de sultanın isminin yanında halifenin ismini kullanmılardır.

KÜLTÜR SANAT: Gazneliler sayesinde bölgede kurulan siyasî birlik, kültürel açıdan bir İran devleti değil fakat, İranlamı bir Türk devleti olduğu görülür. Gazneliler dönemi, kültür ve sanat bakımından da daha sonraki İslam devletlerini etkilemitir. Mimarlık alanındaki baarıların, yeniliklerin izleri Anadolu beyliklerinde bile görülmütür.Gazneliler döneminde Niabur yakınlarında ina edilmi pek çok medrese mevcuttu. Gazneliler zamanında pek çok kütüphane tesis edilmitir. Sultan Mahmud Gazne Camiinin civarına içinde kütühanesi olan geni bir medrese yaptırdı. Ayrıca, Dâru'l-'Ulûm adlı bir medrese ile birlikte, kapının yanında, içinde antika eyalar, nadir ve ei bulunmayan eserlerin toplandığı adeta bir müze de tesis etmitir.slam ve Hint sanatının karılama yeri olan Gazne, mimarisi, resmi ve süslemesi bir yandan Büyük Selçuklu, öte yandan da Babürlü sanatını etkilemitir.Gazneli Mahmut, kendi devrinde bir kültür merkezi hâline gelen Gazne'de; medreseler, kütüphaneler, hastaneler, bahçeler, saraylar, köpüler ve camiler yaptırmıtı. Gaznelilerden günümüze kalan en önemli sanat eseri, Afganistan'ın Büst kentindeki Legeri Bazar Sarayı'dır. Son yıllarda, gene aynı çevrede cami kalıntıları da bulunmutur Gazneliler Dil ve Edebiyat Gaznelilerde resmî dil Farsça olmasına rağmen orduda Türkçe kullanılmaktaydı. Buna örnek olarak, Gaznelilere ait Farsça metinlerde bir takım memuriyet isimlerinin baına geçen Farsça "buzurg" kelimesi, Türk unvanlarda geçen "ulug" tabirinin karılığı olması verilebilir.Gazneliler, Samanîler gibi Farsçaya ve İran kültürüne adapte olmular ve Farsça edebiyatı desteklemilerdi. Gaznelilerin sarayında ünlü Farsça yazarları büyük edebiyat eserleri yazmılar. Bunların arasında âhnâme'nin yazarı Firdevsî ve İslam tarihi bilginlerinden Biruni de vardır. Gazneliler dönemi, Fars edebiyatının en parlak olduğu devirlerden biridir.Gazneli hükümdarları, Farsça iir yazan airleri korumakta ve fikrî alanda Samanîlerin bıraktıkları mirasa sahip çıkıyordu. İran destanını ihya ettiren Gazneli Mahmut, aynı zamanda Türk geleneklerine de önem vermi ve ilk İslamî Türk iiri onun zamanında görülmütür.Fars kültürünü ve Farsça'yı yeniden canlandıran ünlü air Firdevsî, Fars edebiyatı tarihinde bütün devirlerin aheser yapıtı olarak kabul edilen âhnâme'yi bu dönemde kaleme almıtır. Bu dönemde bakent Gazne, bir edebî merkez özelliği kazanmı ve çeitli bölgelerden çok sayıda air ve yazarın Gazneli sarayına yönelmesi sağlandı. GAZNELIİ MAHMUT İslam dinini ilk kabul eden
Türk imparatoru. İslâm dünyasında halifeden sonra ilk "sultanlık" unvanını alan ve kullanan sultandır.
Gazneli Mahmut olarak ün yapmı ve tarihe bu isimle girmitir. Fakat, "Nizameddin, Ebu-l Kasım Gazi" diye de anılır. Babası, Kara Aslan oğlu Sebük Tigin'dir. Babasından büyük ihtimam gördü. Zamanın ünlü alimlerinden ders aldı. Ünlü savaçılar ile genç yata kılıç kılıca geldi. Bileğine güçlü, attığını vurur bir genç olarak yetiti.YERİNE GECEN KARDESİNİ BERTARAF ETTİKTEN SONRA TAHTA OTURDU
Bu baarıları onu kısa bir süre sonra Horasan Genel Valiliğine getirdi. (994) 24 yaında idi ve yönetimdeki ustalığı ve hüneri dillere dümütü. Genel vali olarak baarılı giriimleri vardır. Bu görevinde iki yıl kadar kaldı. 996'da babası Sebük Tigin hastalandı ve öldü. Gazneli Mahmut, babasının yerine geçen kardei İsmail'i bertaraf ettikten sonra tahta oturdu.Gazneli Mahmut'un tahta oturması ile birlikte, Gazne Devletinin de baht yıldızı parlamaya baladı. Gazne devletinin temellerini atan ve Horasan, Herat bölgelerinde genel vali iken, Samanoğullarından ayrılarak bağımsız bir devlet kuran Alp Tekin, Müslümanlığı ilk kabul eden Türklerdendir. Samanoğullarının korumasına sığınmıtı. Gazneli Mahmut hükümdar olduğu zaman da Samanoğulları ile ilikileri bozmadı, fakat bağımsızlığını iyice pekitirdi.Kısa bir zamanda, gerek iç yönetimde, gerekse dı ilikilerde becerikli ve baarılı olduğunu gösteren Gazneli Mahmut, Bağdad'daki Halifenin dikkatini çekmekte gecikmedi,.İslâmiyeti ülkesinde gelitiren ve çevresine yayan bu yiğit Türk hükümdarına Halife bir menur göndererek, "sultanlık" tevcih .etti. 'Sultan' yani, 'imparator1 deyimi o zamana kadar yalnız halife için kullanılırdı, ilk defa halife dıında meru sultanlığa getirilen devlet bakanı Gazneli Mahmut'tur.HİNDİSTAN'IN FİLLERLE DONATILMI ORDUSUNU YENDİ .Sultan Mahmut, ilkin Samanoğulları ile savaa girdi. Samanoğulları, İrak'a kadar uzanan geni topraklara hükmediyorlardı. Onları yendi ve sınırlarını o taraftan geniletti. Sonra Büveyhoğulları ile çarpıtı ve zaferine karılık Afganistan'ı ve Gürcistan'ı sınırlarına kattı.Gazneli Mahmut'un gözleri imdi Hindistan üstüne dikilmiti. 1000 yılında Gazneli Sultan Mahmut, Peavere girip Hindistan'a ayak bastı. Bir yıl sonra Hindistan'ın 42.000 kiilik fillerle donatılmı' ordusunu perian etti.Gazneli Sultan Mahmut, küçük bir ordu ile hareket ediyor, fakat ordudaki disiplin gücü ve tabiye üstünlüğü ile, kendisinden kat kat sayı üstünlüğü olan orduları darmadağın ediyordu. Pencap'a kadar ilerledi ve büyük ganimetlerle Gazne'ye döndü.Bu baarılı Hindistan seferinde halkı ona, gazi unvanını vermiti. Gazneli Gazi Sultan Mahmut, Hindistan üzerine 13 sefer yapmıtır. 10'uncu Hindistan seferinde Ganj bölgesine kadar ilerledi. Hindistan, kuzeyden gelen bu akınlardan bıkmı usanmıtı. Üstüste yapılan 12 akın Hindistan’ın yenilgisi ile bitmi, bütün servet Kuzeye göç etmiti. 150.000 kiilik bir ordu kuruldu. Ayrıca orduda binden fazla da fil bulunuyordu. Hindistan, Gaznelilerle hesaplamaya kararlı idi.


Gazneli Gazi Sultan Mahmut 13'üncü seferini de yaptı. Mahmut'un 20.000'i bulmayan küçük ordusu ile bin fil ve 150.000 kiilik Hind ordusu karılatılar. Gazneli Mahmut, askerini ay biçimi yerletirmiti. Gücünü yanlara verip, ortayı zayıf bıraktı. Hind ordusu merkeze, Gazneli Mahmut'un bulunduğu Bayraklı Tepe'ye saldırınca, Mahmut kuvvetlerini düzenli biçimde geri çekti. Sağ ve sol kanatları ile de Hind ordusunu kuattı. Türklerin çok kullandıkları bu tabiye burada da baarıya ulatı. Hindliler balarına geleni fark ettikleri zaman i iten geçmiti. ASKERLERIİİ AY BIÇIİMIİ YERLESTİIRIMİSTIİ SANATKARLARI KORUMU, ONLARI TEVİKI ETIMİITİI Gazneli Sultan Mahmut, iyi bir kumandan, iyi bir yönetici, iyi bir sultan idi... Hindistan'da islâm dinini yayan Gazneli Mahmut'tur. airdi. Bir divânı vardır. Hükümdarlığı boyunca airleri, sanatkârları arkalamı, onların sanat eserleri vermelerini tevik etmitir. Dünyaca ünlü
Firdevsi'nin "ahname" si, Gazneli Sultan Mahmut'a yazılmıtır.
Gazne devletinin resmî dili, Türkçe ve Farisi idi. iirlerini Farisi dilinde yazdığı için Farisi dili ile yazan airleri himaye etmi, sarayında yaatmı ve Fars dilinin gelimesine büyük hizmetleri geçmitir. Eğer bu gayreti Türkçe için göstermi olsaydı Türk dili çok geliecek ve daha o tarihlerde büyük bir dil haline gelecekti. Seciyesi, ahlâkı, savaları, ölümsüz "eh-name"ye giren Gazneli Sultan Gazi Mahmut, Türk devlet adamlarının en büyüklerinden biridir.1030'da öldüğü zaman geride 5 milyon kilometre karelik büyük bir imparatorluk bırakmıtı. Gazneliler Devleti'nin Hindistan üzerindeki etkileri 1001-1027 yılları arasında Hindistan üzerine toplamda 17 sefer düzenlenmitir. Bu seferlerin balıca amaçları bu ülkede İslam dinini yaymak, kalabalık Gazne ordusunu hareket hâlinde tutmak ve bir takım ganimetler elde etmekti. Sultan Mahmut, yaklaık Eylül 1000 tarihinde I. Hint Seferi'ne çıktı. Kabil'in doğusunda, Hintlilerin elinde bulunan birkaç kalesini zapt etti. Eylül 1001'deki II. Hint Seferi'nde Vayhand Racası Caypal'ın üzerine 15.000 atlıyla beraber giden Mahmut, 27 Kasım 1001 tarihinde yapılan savaı kazandı ve filler de dahil olmak üzere pekçok ganimet ele geçirdi. Mahmut III. Hint Seferi'ni, II. seferinde kendine destek olmayan Bhâtiya Racası Becî Rây'a karı yapmıtır. Becî Rây mağlup edilince, Bhâtiya bölgesi de Gaznelilerin eline geçti. Mart-Nisan 1006'da IV. Hint Seferini; Ebu'l-Feth Dâvud'un Bâtıni hareketleri üzerine yapan Mahmut, Multan ve Pencap'ı ele geçirdi.Sultan Mahmut'un kuzeyde Karahanlılar ile olan mücadelesinden yararlanan Multan Valisi Suphal, Mahmud'a itaati reddederek Hindu dinine geri döndü. Bunu Ocak 1008'de öğrenip V. Hint Seferi'ne çıkan Sultan Mahmut, Multan'ı tekrar idaresi altına aldı. Pencap çevresindeki Racaların İslam dinine karı tavır sergilemesi üzerine 31 Aralık 1008'de VI. Hint Seferi'ne çıkan Mahmut, Ağustos-Eylül 1009'da seferini galibiyetle tamamladığında Kuzey Hindistan'daki Racaların egemenlik gücünü azaltmıtı. VII. Hint Seferi'ni ticari bir antlamayla sonlandıran Gazneli Mahmut, Ekim 1010 tarihinde VIII. Hint Seferi'ne çıktı. Bu seferinde hiçbir zorlukla karılamayarak Multan'ı kesin olarak egemenliği altına aldı. Sultan Mahmut, IX. Hint Seferi'ni bugünkü Salt Range bölgesindeki Nandana'ya yaptı. Kendisine tâbi olmak istemeyen Nandana Racasını mağlup etti ve bu galibiyetinin yankıları sonucunda Kuzey Hindistan'da İslam dini yayılmaya baladı.Gazneli Mahmut, Hindistan'daki en önemli seferlerinden birini Delhi'nin 150 km. kadar kuzeyinde bulunan Thanesar ehrine yapmıtır. Hintlilerce kutsal sayılan bu ehrin bulundurduğu birçok putun en büyüğü, "Çakrasvamî" adlı puttu. Sultan Mahmut, bu putu kırmak ve ganimet elde etmek için Ekim-Kasım 1014'te X. Hint Seferi'ni bu ehre yaptı ve galip geldikten sonra, putu Gazne'ye götürerek halka gösterdi. 1015 yılı sonlarına doğru XI. Hint Seferi'ne ve Eylül 1018'de de XII. Hint Seferi'ne çıkan Gazneli Mahmut, Türkistan'dan gelen 20.000 kiilik bir gönüllü grubun kendine katılmasıyla ordusunu biraz daha büyüttü ve bundan sonraki seferlerinde ordusuna karı önemli direniler olmadığı için Agra yakınlarına kadar topraklarını geniletti. Ekim 1021'de Mahmut, XIV. Hint Seferi'ni daha önce ele geçiremediği Kemir bölgesine yaptı ancak, kıın iddeti sebebiyle Lokhot Kalesi'ni zapt edemedi.Daha önce Kalincar Racası Ganda mağlup edilmise de, kesin olarak itaat altına alınmamıtı. Bunun üzerine XV. Hint Seferi'ne 1022 yılında çıkan Sultan Mahmut, Gvalior'u ve Kalincar'ı zapt etmek yerine haraca bağlayarak Mart-Nisan 1023'te Gazne'ye döndü. Gazneli Mahmut, Hindistan'a yaptığı en mehur seferlerden biri olan XVI. Hint Seferi'ni Somnat'a yaptı. 8 Ocak 1026'da kuattığı Somnat ehrini aldıktan sonra, iva'ya ait kutsal bir putu kırdırarak, tapınakta ezan okuttu. Gazneli Mahmut, son ve XVII. Hint Seferi'ni, Somnat dönüünde ordusuna saldıran Catlara karı yaptı ve Catları mağlup etti. Mahmut, bu seferlerle Ganj Nehri'ne kadar genilemi ve Hint ülkesinde yıllarca sürecek olan Türk hâkimiyetinin temellerini atmıtı. Büyük Selçuklu Devleti Büyük Selçuklular kimdir Nerede Bulunmulardır ? Büyük Selçuklu Devleti ya da Büyük Selçuklu İmparatorluğu bir Türk devletidir.
Göçmen Türklerde bozkırdaki ırmakları geçiş büyük önem arzediyordu. Oğuzname'de salı keşfeden kişi boyun önemli bir atası sayılmaktadır. Hanedanın atası olan Selçuk Bey tarafından temeli atılan bu devlet Bağdat'ı kendine başkent yaparak Abbâsî halifesinin koruyucusu konumuna erişti. 1092 yılında Selçuklu hükümdarı Melikşah'ın ölümünden sonra bölünmeye uğradı. Selçuklular tarafından kurulan diğer devletler Kirman Selçuklu Devleti, Horasan Selçuklu Devleti, Irak Selçuklu Devleti, Suriye Selçuklu Devleti ve Anadolu Selçuklu Devleti'dir. 1040-1157 yılları arasında hüküm süren Büyük Selçuklular, en güçlü oldukları dönemde Harezm, Horasan, İran, Irak, Suriye, Arap Yarımadası ve Anadolu'nun büyük kısmına egemen olmuş bir Türk devletidir. Kapladıkları alan doğuda Balkaş ve Issık Gölleri, Tarım Havzası; batıda Ege ve Akdeniz sahilleri, kuzeyde Aral Gölü, Hazar Denizi, Kafkasya, Karadeniz; güneyde Arabistan dahil Umman Denizi'ne kadar ulaşıyordu (10.000.000 km2). Devlet Yapısı ve Yönetimi Büyük Selçuklu Devleti’nin örgütlenme biçimi, kendisinden önceki İslam devletlerine benziyordu. Hint-İran devlet anlayışını yansıtan bu örgütlenmede, eski Türk devlet geleneğinin de belirgin etkisi vardı. Eski Türk devlet geleneğinde olduğu gibi, Büyük Selçuklu Devleti’nde de ülke toprakları hanedanın ortak malı sayılıyordu. Bundan dolayı Büyük Selçuklu toprakları eyaletlere bölünmüştü. Eyaletlerin yönetimi de Melik olarak adlandırılan hanedanın erkek üyelerine bırakılmıştı. Tuğrul Bey'den önce boy başkanına Oğuz geleneğine göre Yabgu deniyordu. İslam dininin benimsenmesinden sonra, hükümdarlar İslam devletlerindeki geleneğe uyarak "sultan" ünvanı ile anıldılar. Suriye Selçukluları ile Kirman Selçukluları’na Irak Selçukluları da katıldı. Büyük Selçuklu topraklarına göçen yeni Oğuz boyları da iç düzeni büyük ölçüde sarstılar. Bu karışıklık döneminde Harzemşahlar, Büyük Selçuklu toprakların büyük bölümünü ele geçirdiler. Bir süre daha direnen Kirman Selçukluları 1175’te, Irak Selçukluları da 1194’te Oğuzlar ve Harzemşahlar tarafından yıkıldı. Toprak Yönetimi ve Ordu Büyük Selçuklu ülkesinde tarım yapılan topraklar ikta denen bölümlere ayrılmıştı ve iktalar hizmet karşılığında belirli süre için ileri gelenlere veriliyordu. Bu usulle verilen topraklar has, ikta ve haraci olarak üçe ayrılıyordu. Has toprakların geliri doğrudan sultan ailesine veriliyordu. İkta sahipleri ise, toprakları işleme karşılığında belli sayıda asker besliyor ve savaş zamanlarında orduya katılıyorlardı. Haraci olarak adlandırılan toprakların geliri de doğrudan devlet hazinesine aktarılıyordu.
Alp Arslan dönemine kadar beylere bağlı göçebe Türkmenlerden oluşan ordu Nizamülmülk tarafından yeniden yapılandırıldı. Nizamülmülk, aylıklı askerlerden oluşan sürekli bir ordu kurdu. Bu aylıklı askerlere "gulam" deniyordu ve bunlar temel olarak başkentte iktidarı korumakla görevliydi. Savaş sırasında asıl ordu ise ikta sahiplerinin yönetimindeki atlı askerlerden oluşurdu. Ayrıca bağlı devletler de savaş zamanlarında sultanın ordusuna asker gönderiyorlardı. Melikşah döneminde orduda 50 bin kadar atlı asker olduğu bilinmektedir.Kısa bir not Türkler yani Selçuklular orduyla iç içe bir toplum oldukları için onlara 'ordu millet'denirdi. Toplumsal ve Ekonomik Yasam Büyük Selçuklu Devleti'ndeki Oğuz boyları ve başka bazı topluluklar göçebeydiler. Oğuz boylarının başında bir bey bulunuyordu. Bu göçebe topluluklar geçimlerini hayvancılıkla sağlıyorlardı ve otlak bulmak için de mevsimlere göre yer değiştiriyorlardı. Devlet göçebe topluluklardan otlak vergisi alıyordu. Yerleşik nüfus ise çiftçilik, zanaatçılık ve ticaretle uğraşıyordu. Kentlerdeki tüccar ve esnaf, işkollarına göre loncalar biçiminde örgütlenmişti. Merkezi devlette görevli memurlar ile sürekli ordudaki askerler maaş alıyorlardı Eğitim, Bilim ve Sanat Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var olan medreselerde öğretimi sürdürdüler, ama bununla yetinmediler. Vezir Nizamülmülk’ün öncülüğünde ve onun adını taıyan yeni medreseler kurdular. Nizamiye medreselerinin ilki 1067’de Bağdat'ta açıldı. Daha sonra Isfahan, Rey, Merv(selçukluların bakenti), Belh, Herat, Basra, Musul gibi kentlerde yeni Nizamiye medreseleri kuruldu. Medrese sisteminde programlı ve belli bir yönteme dayanan eğitim ilk kez bu medreselerde verildi. Medreselerde din konularının yanı sıra matematik, felsefe, dil ve edebiyat gibi dersler de okutuluyordu ve medreselerde zengin kitaplıklar vardı. Medreselerin dıında da ülkenin çeitli yerlerinde kurulmu kitaplıklar bulunuyordu. Melikah döneminde önce Isfahan'da, sonra Bağdat'ta birer gözlemevi kuruldu. Büyük Selçuklular Arapça'yı din ve bilim dili, Farsça'yı edebiyat ve devlet dili, Türkçeyi ise saray ve orduda günlük konuma dili olarak kullanıyorlardı.
Büyük Selçuklular, var olan kentleri bayındır hale getirirken yeni kentler de kurdular. Ülkenin pek çok yerinde yeni kurumlar ve yapılar ina ettiler. Bunlar cami, medrese, kervansaray, hastane, köprü, çeme, imaret, han, hamam, türbe ve kümbet gibi yapılardı.
Büyük Selçuklular, ince ve uzun minarelerle cami mimarisine yeni bir anlayı getirdiler. Isfahan'daki Mescid-i Cuma bu anlayıla yapılmı en eski örnektir. Büyük Selçuklu anıtmezarları olan kümbetler de yaygın mimari yapılardır. Kümbetler içten kubbe, dıtan ise piramit ya da konik bir çatıyla örtülüyordu. Dört köeli, çok köeli ya da yuvarlak formdaki Büyük Selçuklu kümbetleri genellikle iki katlı olarak yapılıyordu.Bu kümbetlerin alt kat mezar, üst kat ise mescit olarak kullanılıyordu.
Büyük Selçuklu sanatında hat (yazı), minyatür, ahap ve ta oymacılığı, çinicilik, maden ileme, cilt ve çeitli süsleme sanatları da gelimiti. Tuğrul BEY Oğuzlar'ın Kınık boyundan Selçuk Bey'in torunudur. Babası Mikail, gazâ akınında şehit düşünce, dedesi Selçuk Bey’in yanında büyüdü. Çocukluğu Cend şehrinde geçti. Gaznelilerin, Selçuk Bey'in oğlu Arslan Yabguyu esir almasından sonra 1025 yılında Selçukluların başına geçti. Altun Can Hatun ile evlendi.
Selçuklulara yeni bir yurt arayan Tuğrul Bey komutasındaki Türkler Horasan'a göç ettiler. 1028-1029 yılları arasında kardeşi Çağrı Bey ile birlikte Merv ve Nişabur kentlerini ele geçirdi. Buhara ve Belh kentlerine seferler düzenledi. 1038 yılında Nişabur'da kendini sultan ilan etti. 1040 yılında Gaznelilerle yaptığı Dandanakan Savaşı'nı kazanarak Gazne Devleti'ne karşı Selçukluların üstünlüğünü sağladı. Kardeşi Çağrı Bey'i Horasan valisi tayin eden Tuğrul Bey İran'ın büyük bir bölümünü ele geçirdi ve Selçuklu topraklarını Anadolu'ya kadar uzandırdı.
1055 yılında Bağdad merkezli Abbası halifesi olan Kaim Bağdad'ı ellerinde bulunduran Şii mezhepli [Buveyhoğulları]]'na olan bağımlılıktan kurtulmak için Bağdad'lı ünlü alım, fakih ve kadı Mâvardı'yı Tuğrul Bey'e gönderek Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey'den yardım istedi. Bağdad'a asıl iktidar gücü olan halifelik muhafız güçleri komutanı olan Türk asıllı ama Şii mezhepli "Basâsırı" destek görmeyi önceden kabul etti. Ama sonra "Basâsırı" bu görüşünden ayrıldı ve Buveydiler ile aksi düştü. Halife Kaim de bu ayrılıktan istifade edip Tuğrul Bey'i Bağdad'a davet attı.
Tuğrul Bey Abbası halifesini Şii'lerden kurtarmak için 1055'te Bağdat'a yaptığı seferde Buveyhoğuları ile savaştı ve onları ağır bir yenilgiye uğrattı. Irak'da son Buveyoğulları hükümdarı olan El-Meliku’r-Rahim'i esir alan Tuğrul Bey bu devlete son verdi. Tuğrul Bey Bağdad'a girip Abbası halifeliğinin koruyuculuğunu üzerine aldı.
Fakat tam bu sırada Selçuklu idaresinde bulunan ülkede Tuğrul Bey aleyhine üvey kardeşi İbrahim Yinal isyan etti ve büyük sayıda Türkmen de bu isyana katıldı. Tuğrul Bey isyancı üvey kardeşi İbrahim Yinal ve Buveyhoğulları orduları ile zor bir savaşa girmek zorunda kaldı. Aralık 1058'de 400 atlı süvari bedevi Banu Hilal aşiret birlikleri başlarında 1055'de Bağdad'dan sürülmüş Basasırı olarak Bağdad'ı işgal ettiler. Şehirde camilerde Kahire'de bulunan Şii Fatimiler halifesi Mûstensir adına hutbe okuttular.
1060 yılında Tugrul Bey Ibrahim Yinal isyanini bastirdi ve Fatimilerin eline geçmiş olan Bağdat'ı ele geçirdi. Abbasi halifesi Kaim'in tekrar Bağdat'a dönmesini sağlayan Tuğrul Bey, halifenin kızı Seyyide Fâtıma el-Betül ile evlendi. Halife Kaim, Tuğrul Bey'e Sultan, Ruknu d-Devle (Dinin direği) ve Malikul-Meşrik ve Magrib (Doğu'nun ve Batı'nın Sultanı) unvanlarıni verip onu Sultan ilan etti.[1].
İlk eşi tutulmuş olduğu hastalıktan 1060 yılında Cürcan'da vefat etmiştir. Eşini kaybetmekten derin üzüntü duymuş olan Tuğrul Bey, eşinin cesedini Büyük Selçuklu Devleti'nin başkenti Rey kentine getirtirmiş ve orada defnettirmiştir.
Tuğrul Bey 4 Eylül 1063 tarihinde 73 yaşındayken çocuksuz olarak İran'ın Rey kentinde vefat etmiş ve yerine yeğeni Alp Arslan geçmiştir. Çağrı Bey Çağrı Bey ve Tuğrul Bey, daha Oğuz boylarının Horasan ve Harezm'in kuzeyinde bulunduğu dönemde Orta Asya bozkırlarında doğmuşlardır.
Çağrı Bey diğer Türk boyları arasındaki düşmanlık ve halkın baskısı sonucunda Maveraünnehir bölgesinden Horasana göç etmiştir. Horasan o zamanlar Gazne Devleti'nin bir parçasıydı. Tuğrul Bey'le devleti ortak yönetmişlerdir. Horasan Melikliği yapmıştır. Bizans'ın kaleleri olan Vaspurakan ve Ani kalelerine karşı sefer düzenleyerek büyük kazanç sağladı. 1035 yılında Gazneli hükümdarı I. Mesut üstüne yapılan seferde Mesut yenildi. Bir antlaşma yapıldıysa da buna uymayan Mesut'u Çağrı Bey yendi ve Türk Hakanı Afrâsîâb'ın kurduğu rivayet edilen Merv şehrini Çağrı Beğ 1037 yılında feth ederek, iç kaleye girmiş ve atının örtüsünü yere koyup "taht gibi" üstüne oturmuşdur[4].
1040 yılında Dandanakan Savaşı yapıldı. Çağrı Bey komutasındaki Selçuklular Gaznelileri yendiler ve böylece bu savaş Selçukluların devlet olmasında büyük rol oynadı. Çağrı Bey egemenlik alanını ikiye bölüp kardeşi ile paylaşmış, günümüz Irak'a kadar uzanan batı bölümünü Tuğrul Bey, doğu bölümünü (Horasan) de kendisi yönetmiştir. Çağrı Bey kardeşi Tuğrul Bey'le her zaman iyi ilişki kurmuşlar, Çağrı Bey, Tuğrul Beye karşın birkaç evlad geriye bırakmıştır.
Tuğrul Bey, 1056 yılında Bağdat'da hüküm süren Şii Büveyhoğulları devletine son vermiş batıya doğru topraklarını genişletmiştir. Büveyhoğulları tarafından baskı altında tutulan Sunni Halifeler Selçukluları kutlamışlar. Halife Kaim (Arapça: , al-Qāim bi-amri 'llāh), Tuğrul Bey'e Ruknu d-daula (Hanedan desteği), Maliku l-maschriq wa-l-maghrib (Doğu'nun ve Batı'nın Hükümdarı) ve Sultan unvanını vermiştir. Öbür Türk boylarıyla akrabalıklar kurdu (Mesela oğlunu Kıpçak hükümdarının kızıyla evlendirmesi gibi.). 1059'da Tuğrul Bey'e karşı ayaklanan kuzeni İbrahim Yınal'ın ayaklanmasını bastırdı. 1060'ta hastalanarak Serahs (İpek Yolunda Nişabur ile Merv arasındaki önemli bir vaha) adı verilen yerde vefat etti.
Anadolu'ya ilk defa akın yapan Türk komutanlarındandır. Türk tarihine ve kültürüne baktığımızda, Türk devletlerinin yükselmesinde ve gelişmesinde zaman zaman birtakım liderlerin ön plana çıktıklarını görürüz. Mesela Bumin Kağan ve İstemi Kağan, Bilge ile Köl Tigin, daha sonraları Tuğrul Bey ve Çağrı Bey gibi.
Hanedanlar arasında dostluk ve siyasi bağların kurulması ve Tuğrul Bey'in İslam peygamberi nesli ile kuçaklaşmasi için Abbasi Halifesi El-Kâim’in kızı Seyyide Fâtıma el-Betül ile Çağrı Bey'in kızı Hatice Arslan Hatun'da halife ile evlenmiştir.
Tarihi kaynaklarda Tuğrul Beye karşın Çağrı Beyin hayatı ile ilgili fazla bir bilgi bulunmaz. Gazneli Devleti (Farsça: Ghaznaviyān), 961 - 1187 yılları arasında Maveraünnehir, Hindistan'ın kuzeyi ve Horasan'da hüküm sürmüş olan Türk devleti. Gazneliler adlarını başkent edindikleri, şu an Afganistan sınırları içinde bulunan, Gazne şehrinden almıştı. Gazne Devleti'nden önce bu topraklarda hüküm sürmüş olan Fars asıllı Samanîlerin siyasi ve kültürel etkisinden dolayı Gazneli Türkler, zaman içerisinde Farslaşmışlardır.
Gaznelilerin kurucusu sayılan Alp Tegin, Samanîlerin ordu komutanlarındandı. Ancak, hanedanlığın tam anlamıyla kuruluşu, onun damadı Sebük Tigin döneminde gerçekleşmiştir. Sebük Tigin, Gazne şehrini başkent yaparak, Samanî sultanlarının egemenliğinden kurtulmuştur. Sebük Tegin'in oğlu Sultan Mahmut döneminde imparatorluğun sınırları Ceyhun'dan İndus Nehri'ne, oradan da Hint Okyanusu'na kadar uzandı ve Rey ve Hamedan'ı da kapsadı. I. Mesut döneminde Gaznelilere ait, köklü ve büyük toprakların bir kısmı kaybedilmiştir. Batı bölgelerinin neredeyse tamamı, Dandanakan Savaşı sonrasında Selçuklu Devleti'ne kaptırılmıştır ve elde Afganistan, Belucistan ve Pencap bölgeleri kalmıştı. Selçukluların 1157'de dağılması, Gaznelilere pek yarar sağlamadı. Bu karışık ortamdan güçlenerek çıkan Gurlular, 1151'de Behramşah'ı yenilgiye uğratarak Gazne'yi ele geçirdiler. Bundan sonra hükümdarlıklarını Lahor'a çekilerek devam ettiren ve İslam dinini Hindistan'ın içlerine kadar yaymış olan Gaznelilerin son hükümdarı Hüsrev Melik'in Gurlular tarafından 1186'da esir alınmasından sonra, Gazneliler kesin olarak sona erdi DANDANAKAN SAVASI Dandanakan Muharebesi ya da Dandanakan Meydan Muharebesi, (1040), Selçuklu Devleti'nin Gazne Devletini yendiği ve Gazne Devleti'nin çözülmesine yol açan muharebedir. Bu muharebeden sonra Gazne Devleti yıkılış dönemine girmiş, Selçuklu Devleti resmen kurulmuştur.Tuğrul ve Çağrı Bey'lerin gittikçe büyüyen Türkmen kuvvetleri Gazne şehirlerini yağmalamaya başlamıştı. Gazne hükümdarı Sultan Mesud Selçuklu tehlikesine son vermek için Nişabur üzerine yürüdü ve 16 Ocak 1040'ta şehre girdi. Ancak, aşırı tahribata uğramış Nişabur'da yiyecek sıkıntısı çekilmesi üzerine çevre vilayetlerden erzak getirten Mesut, Selçuklu topraklarında ilerlemeye başladı. Yine de erzak bulamayan Mesut, Merv şehrine yürümeye karar verdi. Gazne ordusu yürüyüş sırasında Selçuklu vur-kaçları ile yıpranmış, su ve yiyecek kaynakları da Selçuklu askerleri tarafından kesilmişti. 22 Mayıs 1040'ta Gazne ordusundan Selçukluların tarafına geçen Türkmen atlılarıyla bir çatışma yaşansa da, Gazneli Mesut'un ordusu savaş düzenini aldı.24 Mayıs 1040'ta, Merv ve Serah arasındaki Dandanakan'da iki ordu çatışmaya başladı. Gazne ordusu Dandanakan Kalesi'ne yürürken Selçuklu ordusu hücuma geçti. Gazneli ordusu bu hücuma rağmen öğleye doğru kaleye ulaşabildi. Mesut, kalede konaklama teklifini kabul etmeyerek ordusunun su sıkıntısını giderebilmek için 5 fersah ilerideki vahaya gidilmesini emretti. Bu sırada 375 saray gulamı, Gazne ordusundan ayrılarak Selçukluların tarafına geçtiler ve daha önce kaçmış olanlarla birleştiler. Onlar daha sonra şiddetle hücuma geçtiler ve yorgun ve moralsiz olan Gazne ordusunu dağıttılar. SEBEPLERİ:
* Gazneliler’in Selçukluları Horasan’dan çıkarmak istemeleri.
* Selçukluların kendilerine yurt arayışı içinde olmaları.

SONUÇLARI:
Gazneliler yenilgiye uğratıldı ve yıkılma sürecine girdi.
Selçuklular büyük bir zafer kazandı. Horasan ve İran toprakları Selçukluların eline geçti.
Büyük Selçuklu Devleti kuruldu (1040).
Tuğrul Bey sultan ilan edildi. Devleti Çağrı Bey ile birlikte yönetti.
Rey şehri alınarak başkent yapıldı.
Selçukluların İslam dünyasındaki otoritesi arttı.
* Abbasi halifesinin, Şii Büveyhoğullarının baskılarına karşı Selçuklulardan yardım istemesi üzerine Tuğrul Bey, Bağdat Seferine çıkarak 1055 Abbasileri Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtardı. Böylece Türk-İslamdünyasının koruyuculuğu Selçukluların eline geçti. Bu olaydan sonra İslam Dünyasının dini lideri Abbasiler, siyasi lideri de Selçuklular oldu.
* Bizans üzerine sefere çıkılarak Doğu Anadolu’da başarılı savaşlar yapıldı. Bir çok şehir alındı (Erzurum, Kemah, Malatya, Sivas). İÇİNDEKİLER - GAZNELİLER
*Gazneliler kimdir nerede bulundular?
*Din,Kültür,Sanat
*Dil ve Edebiyat
*Gazneli Mahmut
*Gazneli Devletinin Hindistan üzerindeki etkileri - BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ
*Büyük Selçuklu kimdir nerede bulunmuşlardır?
*Devlet yapısı ve yönetimi
*Toprak yönetimi ve ordu
*Toplumsal ve Ekonomik yaşam
*Eğitim,Bilim,Sanat
*Tuğrul BEY
*Çağrı BEY

-DANDANAKAN SAVAŞI
*Sebepleri ve Sonuçları HAZIRLAYAN;
SENEM KURU
9-D 314 :) KAYNAKÇA: http://www.derszamani.net/
http://cengizdamar.blogcu.com/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ana_Sayfa

İZLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER :*
Full transcript