Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

WikiLeaks - Yeni Dünya Düzenine Hoşgeldiniz

CeBIT Sinerji Zirvesi'nde 7 Ekim 2011 saat 14:30'da Interexpo Salonunda yapılan sunum - Sunum, Cemil Ertem ile birlikte yazdığımız, "WikiLeaks: Yeni Dünya Düzenine Hoşgeldiniz" kitabı hakkında (Etkileşim Yayınları, Nisan 2011) ...
by

Ozgur Uckan

on 6 January 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of WikiLeaks - Yeni Dünya Düzenine Hoşgeldiniz

WikiLeaks: Bir paradigma dönüşümünün işareti 2010’u Wikileaks ile kapatıp 2011’i “Arap Baharı” ile açtık… Medyadan diplomasiye, şirketlerden hükümetlere hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağının işareti Wikileaks ve Tunus’dan başlayarak, Mısır, Libya, Cezayir, Yemen, Ürdün, Suriye gibi otokratik Arap devletlerine yayılan devrim dalgası… Bu dönüşüm işaretlerinin her birinde internetin ve bilgi-iletişim teknolojilerinin güçlü bir mevcudiyeti var. Ekonomi: “Küresel Ağ Kapitalizmi” Finansal sistem: finansal ağ yönetişimi Ulus-devletlerden yeni ağ-devletlere Uluslararası ilişkiler: yeni diplomasi Yeni Medya Düzeni Bu kitap sadece Wikileaks hakkında değil; ekonomiden politikaya, uluslararası ilişkilerden ulus-devletlere, medyadan teknolojiye gözlerimizin önünde kurulmakta olan “Yeni Dünya Düzeni” hakkında. 2008 - 2009 - 2010 - 2011...
Dünya daha hızlı dönüyor. 2006 3. çeyrek ... 2011 (Subprime) Mortgage Krizi Kredi Krizi Finansal Kriz Küresel Ekonomik Kriz... 2008 2009 #iranelection 2010 Afghan War Diary Iraq War Logs Cablegate "we open governments" 2011 Collateral Murder "Arap Baharı" “Arap Baharı aniden üzerimize indi. Otokratik toplumların cesur vatandaşları - Tunus, Cezayir, Mısır, Yemen-, tiranlık siyasetine karşı etkin muhalefet yürütmek ve bütün siyasi rejimlerin en ele avuca gelmez hakkını, yani bireylerin karşılık görme korkusu olmadan toplanma, hapse atılma tehlikesi olmadan konuşma, şiddet terörü olmaksızın muhalefet etme, geçmişten farklı bir gelecek için oy kullanma hakkını savunmak üzere sokaklara çıktı. Nasıl 1989 baharı Doğu ve Merkezi Avrupa'da Sovyet tahakkümünün sönüşüyle işaretlendiyse, 2011 baharı da yoksulluk, işsizlik, baskı ve eşitsizliğe dair zor bir geçmişin içinden yeni bir Arap siyasetinin başkaldırışıyla anılacak.”

Arthur Kroker Tunus devrimi - Ben Ali gider... Cezayir karışır
Arnavutluk karışır
Ürdün, Yemen, Bahreyn derken... Tunus “dominosu” Mısır’a çarpar
Mübarek gider Libya... Kanlı bir süreç... Dış müdahale...
Kaddafi gider. Suriye'de kanlı bir süreç... sürüyor... Suudi Arabistan da dahil,
tüm Arap coğrafyası çalkalanıyor... "Öfkeliler Hareketi" Yunanistan İspanya #internetimedokunma Türkiye A.B.D. #occupywallstreet İsrail Aslında her şey, sadece bir kriz olmayan, bir paradigma dönüşümünün işareti olarak okunabilecek 2008 Krizi ile başladı. Neo-Con’ların 9/11 sonrası hepimizi davet ettikleri “Yeni Dünya Düzeni” içinden patladı. Başta ABD olmak üzere ulus-devletlerin güvenlik ve konfor karşılığı özgürlüğümüzü satın aldıkları korku imparatorluğu çatırdayarak çöktü.

Krizin ardından, önce Kasım 2010’da Wikileaks ve “Cablegate” geldi, iktidarların, şirketlerin kirli sırları ortaya döküldü.

Sonra, 2011 başında Arap Baharı patladı...

Oyunun kuralları değişti. “... Oyunun kuralları değişti...

Bu oyunda artık sadece devletler ve çokuluslu şirketler oynamıyor. Yeni ve davetsiz oyuncular oyuna girdi. Wikileaks’in temsil ettiği, kurumsal ve endüstriyel medya düzenini bozarak bilginin dolaşımı önündeki engelleri yıkarak, onların yanından dolaşarak iktidar odaklarının kirli sırlarını ifşa eden yeni bilgi oyuncuları da var oyunda. Daha da önemlisi, halk, yeniden oyunda. Arap Baharı, çok uzun zamandır görülmemiş bir biçimde, halkların, tarih sahnesine artık beklenmedik ve özellikle de davet edilmemiş bir şekilde yeni bir oyuncu olarak çıktığı an olarak da anılacak. Bu yeni güçlerin, kuşkusuz, internet başta olmak üzere ağ teknolojileriyle doğrudan ilgisi var. İnsanlar artık yeni güçlerle sahip: Çok hızlı bir şekilde bir araya gelip dağılabilme; gayrimerkezi bir örgütlenmeyle öngörülemez davranışlarda bulunabilme; iç ve dış iletişimi önlenemez bir şekilde sürdürebilme; yerel eylemlerine küresel iletişim kanallarını kullanarak destek yaratabilme; küresel iletişim yetenekleriyle dünya kamuoyunu etkileyebilme ve iktidarlar üzerinde görülmemiş bir baskı yaratabilme; her şeyden önemlisi, baskının koşulu olan görünmezlik duvarlarını yıkarak ülkeleri dünyaya şeffaflaştırabilme…”

WikiLeaks, sf. 18 internet, bilgi, iktidar denkleminde yeni oyuncular... “küçük kardeş” ve halk örümcek ve denizyıldızı ".. örümcek, merkezileşmiş bir hayvandır; bacakları merkezi gövdesinden uzar; başını kesin, ölür... Denizyıldızı ise gayri-merkezi bir ağdır. Başı yoktur. Temel organları her bir kolda tekrarlanır. İkiye böldüğünüzde iki denizyıldızınız olur..."

Ori Brafman ve Rod A. Beckstrom, Denizyıldızı ve Örümcek: Lidersiz Organizasyonların Önlenemez Başarısı (The Starfish And the Spider: The Unstoppable Power of Leaderless Organizations), 2006 WikiLeaks, tipik bir denizyıldızıdır... conquistador ve apaçi "Aztek'ler ve İnka'lardan farklı olarak Apaçi'ler tek bir piramit inşa etmemişler, tek bir yol açmamışlar, hatta adından söz ettirecek tek bir kasaba bile kurmamışlardır; doğal olarak “Conquistador”ların ilgisini çekecek altınları da yoktur. Dolaysıyla İspanyollar, yağmalamak yerine onları Hıristiyan köylülere dönüştürerek yerleşik olmaya zorlar. Bu çaba ancak çok küçük bir nüfus üzerinde etkili olur. Apaçi'lerin büyük bölümü buna direnir, direnmekle de kalmayıp savaşırlar. İspanyolları çağrıştıran her şeye saldırırlar. İnsan önce bu vahşi kabilelerin İspanyol ordusuna karşı hiç bir şansları olmayacağını düşünür. Ama sonuç farklıdır: 17. Yüzyıl'ın sonunda İspanyollar Kuzey Sonora ve Chihuahua'yı Apaçi'lere kaptırır. Bunu amaçlamamış olsalar da, tüm Kuzey Meksika artık Apaçilerin elindedir. Bu, tesadüfî bir zafer değildir. Apaçiler iki yüzyıl daha İspanyollara kök söktürmeye devam eder. Bunun nedeni Apaçi'lerin Aztek ve İnka'ların bilmediği gizli bir silaha sahip olmaları veya İspanyol ordusunun güçten düşmüş olması da değildir. Bunun nedeni Apaçi'lerin toplumsal örgütlenme tarzlarıdır."

Ori Brafman ve Rod A. Beckstrom gayrimerkezileşmenin 8 ilkesi 1 ) Saldırıya uğradığında, gayri merkezi bir organizasyon daha açık ve daha gayri merkezi hale gelme eğilimindedir. 2) Bir denizyıldızını örümcek zannetmek kolaydır. 3) Açık bir sistem merkezi istihbarata sahip değildir; istihbarat sistem boyunca yayılır. 4) Açık sistemler kolayca mutasyon geçirir. 5) Gayrimerkezi organizasyonlar sizin içinize sızar. 6) Endüstri (veya ekosistem) gayri merkezileştikçe genel kar oranı düşer. 7) İnsanları açık bir sisteme koyun, otomatik olarak katkıda bulunmak isteyeceklerdir. 8) Saldırıya uğradıklarında, merkezi sistemler daha da merkezi olma eğilimindedir. T.A.Z. “Geçici Otonom Bölge” (Temporary Autonomous Zone - T.A.Z.), Hakim Bey'in bu ufuk açıcı kavramı, şebeke-ağ içinde sürekli dolaşan ve kendisine geçici bağımsız bölgeler yaratarak faaliyet gösteren göçebe muhalefet odaklarını tanımlar. Wikileaks’in organizasyon ve karar alma modeli tamamen gayrimerkezi bir ağa bağlı ve göçebe bir karaktere sahip. Mekânı aynı anda her yer olabilir. Bir Cafe’den, bir nükleere sığınaktan, sokaktan, evden, garajdan, trenden, kısacası her yerden yönetilebilir ve ulaşılabilir. Yeni T.A.Z.: ağ yapısına sahip, dolayısıyla gayri-merkezi, yersizyurtsuz, yani göçebe, kökleri, bağlantısı olmadan yayılabilen bir ayrık otu, ağ üzerinde sürekli geçici otonom muhalefet bölgeleri yaratabilen bir bilgi gerillası... Bir tür ağ gerilla şebekesi, tüneller yerine interneti kullanan bir tür Viet Kong... Büyük Ağabey Mısır internet kesintisi İnternet güvenliği teknoloji şirketlerinin “derin sorgulama paketleri” (DPI), “gerçek zamanlı internet trafik izlemesi” Henüz gelişme aşamasında olan kuantum bilgi işlem gibi tekniklerle ileri kriptoloma algoritmalarının çözülmesi, anonimliğin çökertilmesi, kimlik bilgilerinin açığa çıkarılması... küçük kardeş “Görünmez internet projeleri” (Invisible Internet Projects - IIP):
P2P ağlarını maksimum güvenlik ve anonimlik koruması ile güçlendiren I2P ağları,
özgür ağ (freenet),
karanlık ağ (darknet),
derin ağ (deep web),
“sanallaştırılmış- veri cennetleri üreten kaos kutuları (virtualization-data haven chaosbox; blacthrow / ultimate chaosbox),
şifreleme ortamları (siber alem/cyberspace’den farklı bir paralel evren olarak cypherspace/şifreli alem)
TOR, PGP, Shields vb... “21. yüzyılın başlarında, özellikle internet ve temsil ettiği gayri-merkezi örgütlenme potansiyelleri sayesinde, beklenmeyen ve ‘davet edilmemiş’ iki yeni oyuncu sahneye çıktı. Bunların ilki, anonim, kendi motivasyonuyla harekete geçen ‘sızdıran’ (leaker) idi: yani, bakışı her an hepimizin üzerinde olan kadir-mutlak Büyük Birader’in arkasında sakladığı ve gücünü aldığı kirli sırları bize fısıldayarak onu iki paralık eden bir ‘küçük birader’; üstelik internet sayesinde erişime açılan ileri istihbarat ve gözetleme teknolojilerini asimetri ekseninde tersine çeviren ve yine internet sayesinde Büyük Birader ile aynı yayma/dağıtma gücüne sahip bir yeni oyuncu... Ama burada, küçük birader tarafında sızdıranın yanı sıra bir başka oyuncudan daha söz etmek gerek: O da, sızdıranın elindeki bilgileri sızdırabilmesi için gerekli teknolojiyi ona sunan, pusuda, kuytuda gizlenerek bekleyen güçlü bir oyuncu, bir ‘alacakaranlık bekleyeni’ (lurker: ‘to lurk’ - gizlenmek, pusuya yatmak, karanlık bir köşede saklanmak). Kötü amaçla üretilen yazılımlardan farklı olarak, her türlü muhalefet odaklı ‘alacakaranlık bilgiişlem’ (dusk computing) olanaklarından yararlanan ‘alacakaranlık bekleyeni’, sızdıranın vazgeçilmez eşi haline geliyor. (...) Diğer yeni oyuncu ise, internetin gayrimerkezi ve dağıtık yapısını kullanarak çok hızlı bir şekilde bir araya gelen ve eyleme geçen, yine internetin yayma / dağıtma gücüyle bilgiyi hızlı, kesintisiz, durdurulamaz bir biçimde üreten, elde eden, yayan, paylaşan halk oldu.”

WikiLeaks, sf. 191 - 192 Halkın gücü bir yandan kendiliğindenlik, öngörülemezlik ve hızlılık diğer yandan etki alanının genişliği bakımından, “denizyıldızı” tipi gayri merkezi yapıların gücünü kitlesellik faktörünün çarpan etkisiyle umulmadık boyutlara taşıdı Gelecekte, küçük kardeşlerin çeşitlenip daha yaygın ve gayri merkezi ortaklıklar geliştireceğini öngörmek mümkün.

Küçük ağabey’in sağladığı bilgi ve teknolojilerle donanan, beklenmedik ve davetsiz oyuncu halkın yapabileceklerinin ise bir sınırı yok... “Yeni Dünya Düzeni” WikiLeaks, çoklanabilir bir yapı, bir model... ve “Yeni Medya Düzeni” “sızıntı gazeteciliği” Wikileaks’in “biz hükümetleri açarız” sloganı, net bir şekilde, organizasyonun bilgi edinme hakkının tanınması, hükümetler ve devletlerin açık ve şeffaf olması amacını belirtiyor; bu amaç da, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin ünlü 19. Maddesine referansla ifade ve basın özgürlüğünün korunması kavramı altına yerleştiriliyor.

Burada ifade edilen bilgi edinme ve bilgiyi yayma hakkı, basın özgürlüğünün de temelini oluşturur. “Sızıntı gazeteciliği”, önlenemez bir biçimde mecralaşıyor... bilgi, iktidar ve halkların vicdanı Bilginin iktidarın denetiminden kaçması, yani açıklık ve şeffaflık, önemli bir kısmında otoriter hükümetlerin iş başında olduğu, demokratik ülkelerde bile otoriter eğilimlerin yükseldiği, hesap vermekten kaçan (neo)korporatist düzenin yaygınlaştığı bir dünyada, komplo, yozlaşma, sömürü ve baskının ilacı haline geliyor.

Otoriter hükümetler, baskıcı kurumlar ve yozlaşmış şirketler, sadece uluslararası diplomasi, bilgi özgürlüğü yasaları, hatta düzenli seçimler yoluyla değil, bunlardan çok daha güçlü bir şeyle, yani halkın vicdanıyla baskı altında tutulmak zorunda. “Yeni medya düzeni”, artık ağ temelli ve açık, sınırsız, etkileşimli, gayri-merkezi…

Guardian’ın editörü Simon Jenkins, Wikileaks belgelerinin yayınlanmasını savunurken, “sırlarını korumak hükümetlere düşer, gazetecilere değil” dedi.

Yeniden tanımlanan sadece medya, bilgi edinme hakkı ve ifade özgürlüğü değil; aynı zamanda politika ve ulus-devletin kendisi… Merkezi yönetsel mekanizmaların çöktüğü, iletişimin tamamen gayri-merkezi, dağıtık, sınırsız, yatay yayılımlı ağlar, özellikle de internet üzerinde gerçekleştiği bir dönemde, sansür giderek atıl bir iktidar aygıtı haline geldi. İktidarlar değişimi arkadan takip ederler doğaları gereği; o yüzden geçicidirler. Mevcut iktidar yapıları da olup biteni ancak iktidardan düştüklerinde anlayacak. O güne kadar sansürle mücadele etmeye devam edeceğiz. Yeni iktidar yapıları daha etkili sansür teknolojileri üretecek, bizler de bunları aşmak için yeni katılım, şeffaflık ve bilgi teknolojileri geliştireceğiz. İktidarlar demokrasiden korktukça, demokrasiyle yaşamayı öğrenemedikçe yıkılacaklar ve bu meşru bir durum. şimdi bir parantez açalım... ve kısaca, ekonomiye, finansa bakalım... Bu son küresel kriz, bir "kriz"den çok, bir "paradigma dönüşümü"nün işareti.

Oyunun kuralları değişiyor.

“Yaratıcı yıkım” iş başında.

Kriz "merkez"de patladı ve oradan küreye yayılıyor. Dolayısıyla "sistemik“…

Paradigma dönüşümü başladı ve durdurulamaz. Nasıl 1988 krizinden sonra 1995-2007 arasında ABD ekonomisinde ileri teknoloji ürünlerinin temsil ettiği katma değer imalat sektörü toplam katma değerinin %13,3'ünden %55'ine fırladıysa, nasıl bilgi ekonomisi ölçek ekonomisini yutarak büyümeyi sürdürdüyse, şimdi de finans sektöründe benzeri bir gelişme yaşanacak. Finans sektörü bu kez gerçekten inovasyona ve reel ekonomiye yönelecek. paradigma dönüşümü Ölçek ekonomilerinden kapsam [capacity] ekonomilerine,

endüstriyel üretimden esnek ağ üretimine,

kol gücünden bilgi gücüne,

ulus-devletlerden ulus-ötesi İmparatorluk’a,

tek-kutuplu dünyadan çok-kutuplu, gayri-merkezi ve dağıtık, mekanı tümüyle kuşatan ağ-dünyaya geçiş paradigması... Son küresel krizin adını koyduğu bir paradigma bu:
Küresel Ağ Kapitalizmi... Küreselden ulusala doğru bir kurumsal değişim yaşanacak: IFC, IMF, WB, WTO, OECD, OPEC, APEC, NAFTA, hatta bir “network devlet” olarak EU ve büyük bir olasılıkla bir “Dünya Finans Örgütü” (WFO). Yönetişim derinleşecek. Küresel finansal sistem yeniden yapılanarak yüzünü "yeni" reel sektörlere dönecek; geleneksel sanayi de ancak yeni teknolojilerle kurduğu ilişki ve yeni "realite"ye dönüşme gücü sayesinde ayakta kalabilecek. Bilgi ve İletişim Teknolojlerinin (BİT) ekonomik yükselişi doruğuna ulaşacak. Temel ekonomik girdinin hammaddeden bilgiye dönüşümü süreci tamamlanacak.

BİT ve ileri teknolojiler ekonomik ve sosyal hayatın bütününe “gömülü” hale gelecek. “küresel ağ kapitalizmi” Küresel yönetişim: yeni kurumlar

Teknoloji (BİT, nanoteknoloji, biyoteknoloji, genetik, enerji, çevre teknolojileri, vb.)

Doğrudan piyasa iletişimi / networking

İşbirliği ağları

İnovasyon hub’ları: yeni “şehir devletleri” mi?

Ağırlıklı sektörler: BİT, gıda, enerji, çevre

Finans – ağ yönetişimi

Dolara alternatif küresel para birimi

Yeni küresel/yerel dengeler

“Ekonomik Havzalar”: yeni bölgesel kalkınma modelleri

Kümelenmeler… Burada yeni olan şey, bu organizasyonlar ve sosyal ağların küresel olarak dağıtımı, aktörler ve alt kültürlerin küresel olarak konumlanması ve dinamik olarak değişmeleri (sürekli yeni düğümler eklenebilir veya çıkarılabilir) ve sermaye, para, iktidar, insanlar ve bilgi akışlarının küresel olarak ve çok hızlı bir şekilde işlenmesidir. Küresel ağ kapitalizmi dinamik bir göçebe sistemdir. Öyle ki, bu sistem ve bileşenleri, sürekli olarak sınırlarını değiştirmek ve sermaye birikimi hedefi doğrultusunda farklı sistemleri kapsamak veya dışlamak yoluyla yeniden organize olur. Kapitalist birikim ve artı değer yaratma süreci artık ağ yapılanmasına, ağ üzerinde gelişen işbirliklerine, ortaklaşa gayrimaddi emeğe, inovasyon ağlarına, bilginin üretim, erişim, paylaşım, yani değer yaratma sürecinin açık, kesintisiz, yatay koordinasyonlu ağlar temelinde gelişmesine bağlı. siyasetin inovasyonu Siyaset, özellikle de ana akım siyaset uzunca bir süredir krizde.

Kimileri buna "demokrasi krizi" diyor. İnsanlar siyasi temsil mekanizmalarına giderek daha az inanıyorlar ve oy vermenin yeterli bir katılım olduğunu düşünmüyorlar.

Seçimlere ilginin giderek düşmesi demokrasinin krizde olduğu anlamına gelmiyor. Bu aslında bir "siyaset krizi".

Teknoloji artık siyasete nüfuz ediyor. Yeni "katılım teknolojileri" ortaya çıkıyor.

Meslekten siyasetçilerin hoşuna gitmese de siyasette bir inovasyon gerçekleşiyor. Müzik yayıncıları, gazeteler ya da reklam ajansları da bu işten hoşlanmamıştı, ama sonuç değişmedi. Siyasetçileri zor günler bekliyor… Siyaset yapmak dönüşüyor. Bireylerin siyasete katılımı geleneksel temsiliyet mekanizmalarını aşındırıyor.

Doğrudan demokrasi talebi güçleniyor.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinin ağ etkisi siyaset için etkili kanallar yaratıyor.

Bu kanallar da doğası gereği bireyin devlete karşı korunmasına, yönetimin şeffaflığına, düşünce-ifade-iletişim özgürlüğüne ve mahremiyet hakkına odaklanıyor. Wikileaks, ülkeler arası ilişkiler ve dünya politikası üzerindeki etkileri bir yana, aynı zamanda etkileşimli, çoktan çoka, paylaşımlı ağ iletişiminin, yani internetin medya düzenini, bilgi edinme hakkını ve ifade özgürlüğünü yeniden tanımladığı bir paradigma dönüşümünün işareti olarak okunmalı. Yeni dünya düzeni, çok hızlı değişen, eski istihbarat oyunlarının sökmediği, bilginin ulus-devlet iktidarlarından kaçtığı, çok ulusluların askeri-endüstriyel kompleksler üzerinden kontrol sanayilerini artık elinde tutamadığı bir dünya. Bir "yaratıcı yıkım" dönemi.. Bilginin kamusallığı hiç olmadığı kadar ön plana çıkıyor.

Medyada sahiplik ilişkileri değişiyor. Medya tekelleri, medya dışındaki "iş"lerini başka gruplara kaptırıyor. Sahip oldukları medya gücü artık bu "iş"lerin yürütülmesi için vazgeçilmez olmadığı için de ortadan kalkma süreçleri hızlanıyor. Medya iş modelleri değişiyor. Akıllı medya şirketleri yeni iş modellerine adapte olmaya çalışıyor. Diğerleri kısa sürede yok olacaklar. Doğrudan demokrasi, birleşimsel demokrasi, veya Julian Assange'nin savunduğu gibi "radikal demokrasi", vatandaşların bilgiye özgürce erişimi üzerinde yükselecek... Evet, şimdi Neo-con'lara, istihbarat örgütlerine, iktidarını paylaşmaktan korkan ulus-devletlere, oligopollere, güçten düşen ordulara, medya kuruluşlarına dönüp,

"Yeni Dünya Düzenine Hoşgeldiniz" diyebiliriz;

tıpkı onların hepimize on yıl önce dediği gibi... "Rejimlerin tutumunu ciddi şekilde değiştirebilmek için açıkça ve cesurca düşünmeliyiz; çünkü öğrendiğimiz tek bir şey varsa o da şudur: rejimler değişmek istemezler."

“Adil olmadığını gördüğümüz ama karşı durmadığımız her durumda adaletsizliğin parçası oluruz.”

Julian Assange, Conspiracy as Governance, 3 Aralık 2006
Full transcript