Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE KONUT SORUNU

No description
by

gul turkay

on 25 October 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE KONUT SORUNU

DÜNYADA VE TÜRKİYE 'DE KONUT SORUNU

En genel anlamda konut, insanların temel gereksinmelerinden biri olan barınma gereksinmesini karşılayan bir araçtır. Günümüzde kentleşmenin hızlı boyutlara ulaşmasıyla birlikte, ülkede barınma gereksinmesinin karşılanmasında önemli sorunlarla karşılaşılmaktadır.
Konut sorunu, dar açıdan, bir ülkede yaşayan ailelere barınma gereksinmesini karşılayacak bir konutun sağlanamamasıdır. Bu anlamda sorun, konut açığı ile sınırlanmaktadır.Bu bağlamda da konut açığı, niceliksel bir açıktan çok, bazı ailelerin niteliksiz konutlarda barınması gibi arzulanmayan bir olguyu tanımlamaktadır. Ayrıca bir ülkede arzulanan nitelikteki konut sayısının yetersiz olması, bu tür konutların kira veya satış bedellerinin çok fazla yükselmesine neden olabilmektedir Ancak soruna daha geniş bir boyutta bakıldığında, kalite, mekan ve altyapı unsurlarını da içerdiği görülmektedir.Altyapı unsurundan yoksun konut kümeleri yetersiz bir oluşum içermekte olup sağlıksız kentleşme sorununu da beraberinde getirmektedir.
Konut sorunu dünya ölçeğinde 19.yy başlarında sanayileşme sonrasında ortaya çıkmıştır. Konut; 19. yy sonları ve 20. yy başlarında “hızlı makineleşme karşısında kişiliğini kaybetmek” istemeyen insanın kaçış noktası olarak nitelediği bir silah olarak görülmüştür.

2. dünya savaşına kadar olan dönemde; yeni kentlerin ortaya çıkması ve arsa spekülasyonları kent içinde işlevlere göre farklılaşan bölgelerin oluşturulmasına neden olmuş ve “zoning” kavramını ortaya çıkartmıştır. Aynı dönemde konut üretimi; liberal emlak piyasası, kamu tarafından oluşturulan bahçe şehirler ve ucuz konut siteleri oluşumu ile sağlanmaktaydı. Savaş sonrası Avrupası; en önemli gereksinimlerden birisi olan konut problemini mümkün olduğu kadar çok sayıda aileyi barındırmak maksatlı düşük nitelikli sosyal konut lojmanları ile çözmeye çalışmıştır.

DÜNYADA KONUT SORUNU
AVRUPA ÜLKELERİNDE KONUT MÜLKİYETİ
DAĞILIM ORANI
KONUT
60 lı yıllarda Avrupa sosyal devlet anlayışını benimsemiş ve “Kentsel Yenileme” ile kenti yeniden şekillendirmeye çalışılmıştır. 70 li yıllara gelindiğinde sayısal anlamda konut ve yerleşme problemini çözen Avrupa kentsel yaşam kalitesini yükseltmek çabasına girmiştir. Bu dönem içinde kent içinde yer alan konut alanlarının yıkılıp, işlev değişikliği ile birlikte fiziksel standartlarını yükseltilmeye çalışılması, kentsel yenileme projeleri (urban renewal) ve devlet sübvansiyonu ile kredi ve kiralama kolaylıkları sağlanılarak barınma ihtiyacı çözümlenmeye çalışılmıştır.

1980 lerde dünya genelindeki ekonomik politikaların değişmesi sonucunda “sosyal refah devleti” anlayışı çökmüştür. Piyasa temelli, gayrimenkul eksenli., kentsel gelişim şirketleri ortaya çıkmış, konut piyasası şekillenmiştir. Bununla birlikte; konut eksenli kentsel yenileme projeleri (urban regeneration) ve kentte yer alan konut alanlarının korunarak ve yenilenerek yaşam kalitesinin yükseltilme çabaları görülmüştür.

1980 lerde dünya genelindeki ekonomik politikaların değişmesi sonucunda “sosyal refah devleti” anlayışı çökmüştür. Piyasa temelli, gayrimenkul eksenli., kentsel gelişim şirketleri ortaya çıkmış, konut piyasası şekillenmiştir. Bununla birlikte; konut eksenli kentsel yenileme projeleri (urban regeneration) ve kentte yer alan konut alanlarının korunarak ve yenilenerek yaşam kalitesinin yükseltilme çabaları görülmüştür
Bu dönemde kentsel dönüşüm projeleri önem kazanmış, kentte yer alan konut alanlarının ekonomik ve sosyal koşullarının yükseltilmesi ve sosyal bütünleşmesinin sağlanması ön plana çıkmaktadır. Bu noktada “katılım”, “kamu- özel ortaklıkları”, ”stratejik ortaklıklar” ve “dönüşüm ajansları” gibi kavramlar ortaya atılmıştır.


60 lı yıllarda Avrupa sosyal devlet anlayışını benimsemiş ve “Kentsel Yenileme” ile kenti yeniden şekillendirmeye çalışılmıştır. 70 li yıllara gelindiğinde sayısal anlamda konut ve yerleşme problemini çözen Avrupa kentsel yaşam kalitesini yükseltmek çabasına girmiştir. Bu dönem içinde kent içinde yer alan konut alanlarının yıkılıp, işlev değişikliği ile birlikte fiziksel standartlarını yükseltilmeye çalışılması, kentsel yenileme projeleri (urban renewal) ve devlet sübvansiyonu ile kredi ve kiralama kolaylıkları sağlanılarak barınma ihtiyacı çözümlenmeye çalışılmıştır
TÜRKİYE'DE İSE BU SÜREÇ
1940’lı yıllara kadar bölgeler arası eşitsizliği dengelemeye çalışan tek partili, devletçi ekonomik sistemi takip eden Türkiye Cumhuriyeti, 50’li yıllardan itibaren çok partili hayata geçilmiş ve konut alanında sosyal refah devleti anlayışını hayata geçirememiştir. Yine aynı dönemde hükümet, konut politikalarını ekonomik krizlerin aşılmasında bir araç olarak görmüş, farklı sektörlerdeki sermaye birikimlerinin yaratılmasında kent toprağı ve konut üretimini kullanmıştır.

. 60lı ve 70 li yıllarda gecekondu halkının ucuz işgücü kaynağı ve tüketici olarak görülmesi kentlere olan göçe karşı duruşu engellemiş, kentlere yığılımı arttırmış ve barınma ihtiyacı gittikçe artmıştır. Bu dönem aynı zamanda gecekondu varlığının devlet tarafından ilk kez kabul edildiği dönemdir (ilk gecekondu yasası).

70 li yılların başında gerçekleştirilen konut kurultayında; konutun toplumsal bir sorun olduğu, sermayenin karını kamu yararının önünde görmekle konut sorununun çözülemeyeceğini, konutun toplumsal bir sorun olarak ele alınması için teknik elemanların bu ortamı hazırlamakla yükümlü oldukları ve konuta ilişkin her türlü sömürünün kamuya duyurulması gerektiği belirtilmiştir.

80 li yıllara kadar, konut üretmek; bir kamu hizmeti olarak görülürken, 1980 yılından itibaren özel sektöre yönelik bir nitelik kazanmıştır. Yine aynı dönemde ardı ardına çıkan gecekondu af kanunları ve ıslah imar planları illegal konut üretimini legalize etmekte ancak fiziksel, sosyal ve ekonomik koşullara çözüm sağlamamaktadır.


Yıllara Göre Köyden Kente Göç
Dağılım Oranları
. Demiryolu ağırlıklı ulaşımdan karayolu ağırlıklı yaşama geçilmesi, köy-kent ilişkisinde yeni gelişmelere yol açmıştır. Yine aynı dönemde kırsal kesimden alınan oylar nedeniyle popülist politika izleyen iktidar partisinin, illegal (gecekondu) konut üretimine karşı sert ve kesin bir duruş almaktan kaçınmasına sebep olmuş, bu yaklaşımı ile özellikle İstanbul gibi büyük kentlerde illegal konut üretimini yaygınlaştırmıştır.
Aynı dönemde köyden kente olan göç olgusu 1980 sonrası uygulanan koruyucu ve popülist uygulamalara bağlı olarak yavaşlasa da, iş olanaklarının olmadığı veya çok az olduğu yörelerden, iş olanaklarının daha çok olduğu gelişmiş bölgelere ya da büyük kentlere (kentler arası) göç hızlanmıştır.

Yine aynı dönemde; 50 li yıllarda planlı gelişme alanları yaratmak yerine mevcut imar düzeninde yoğunlukların arttırılarak ulaşım ve altyapı maliyetlerinden kar edilme amacının güdülmesiyle, kent merkezlerinin, yüklenen yoğunluğu kaldıramaması, yeni yerleşim biçimlerinin talebine neden olmuş, kentlileri kent çeperlerinde, duvarların arkasına itmiş ve toplu üretim ve kooperatifleşmemin güçlenmesini geciktirmiştir

Gelir düzeyi düşük, eğitim ve sağlık hizmetleri yetersiz, gelir dağılımındaki eşitsizliği yüksek olan yoksul ülkelerde, nüfus artış hızı ve tarım sektörünün payı yüksek, uluslararası ilişkilerde bağımlılık, etki altında kalma ve yüksek bir riske maruz kalma temel özelliktir. İktisadi büyüme, yoksulluğun ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin azaltılmasında gerekli unsurlardan biridir. Yoksul ülkelerin büyük kısmı yoksulluktan kurtulmalarını sağlayacak bir sürdürülebilir büyüme gerçekleştirmelidir.
Ülkemizde kesin olarak yoksulluğu tespit edebilmek için aralıklı olarak araştırmalar yapılmalı, demografik özellikler tespit edilmelidir.

Kalkınmada öncelikli yörelerde kendi avantajları ile gelişen yerleşmelere ağırlık verilmeli, etki alanı dışındaki diğer yerleşmelerin de alt yapı eksikleri tamamlanarak fonksiyonel merkezlerle bağları kuvvetlenmelidir. Meslek kazandırıcı eğitime ağırlık verilmelidir

Konut sorunu bir toplumsal sorundur ve İnsanın temel ve vazgeçilmez haklarından barınma; insanca yaşanabilecek barınaklarda yaşama hakkının tanınması, sağlıklı bir kentte ve konutta ve daha yeşil bir çevrede yaşamın sağlanması için çalışılmalı, yerel yönetimler ve Meslek Odaları tarafından denetlenmelidir
SONUÇ VE ÖNERİ
Full transcript