Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

2012'de Avrupa Yükseköğretim Alanı

No description
by

Ayşe Gülsüm Akçatepe

on 1 June 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of 2012'de Avrupa Yükseköğretim Alanı

2012'de Avrupa Yükseköğretim Alanı:
Bologna Süreci Uygulama Raporu

Avrupa Yükseköğretim Alanı (AYA)
Öğrenci Nüfusu
Dereceler ve Yeterlikler
Bologna Yapıları
Kalite Güvencesi
Yükseköğretimde Sosyal Boyut
AYA’nın oluşturulmasında sosyal boyutun önemine yapılan sayısız vurguya rağmen, 2007 yılına kadar yükseköğretimde sosyal boyutun net ve ortak kabul edilmiş bir tanımı yapılmamıştır.
Etkili Sonuçlar ve İstihdam Edilebilirlik
Yükseköğretime erişim ve yükseköğretimi tamamlama oranlarını artırmak ve mezun istihdamını geliştirmek AYA için bir sorun olmaya devam etmektedir.
2012'de Avrupa Yükseköğretim Alanı:
Bologna Süreci Uygulama Raporu
Ankara Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Enstitüsü
Eğitim Programları Anabilim Dalı
Eğitimde Program Geliştirme Doktora Programı

Hazırlayan: Ayşe Gülsüm Akçatepe
Öğretim Üyesi: Prof. Dr. Mehmet Ali Kısakürek
Ankara
Mart, 2014
Yaşam Boyu Öğrenme
Yükseköğretimde yaşam boyu öğrenme parçalanmış bir kavram olarak görünmektedir.
Hareketlilik
İstatistiksel anlamda, öğrenci hareketliliği için en önemli ayrım, lisans ve kredi hareketliliği arasındadır.
26-27 Nisan 2012’de Bükreş'teki Avrupa Bakanlar Kongresi için düzenlenen rapor, 2009 yılında gerçekleştirilen Leuven Konferansının temel çerçevesini yansıtmaktadır.
Rapor, yönetmelikler, düzenlemeler ve ulusal politikalarla ilgili resmi bilgilere dayanmaktadır.
Eurostat, Eurydice, Eurostudent ve Bologna Follow-up Group
Nitel veriler, Bologna İzleme Grubu üyelerine sunulan bir anket aracılığıyla toplanmıştır.
2010-2011 verilerinden ve daha önceki trendlerden istatistiksel verilerden yararlanılarak Bologna sürecinin çeşitli açılardan 2012 yılındaki durumunu gözler önüne sermektedir. Dolayısıyla rapor, istatistiksel verileri sunarak öğrencilerin sosyal ve ekonomik yaşamlarına ilişkin karşılaştırmalı analizler sağlamaktadır.
Kimler yükseköğretimden yararlanmaktadır ve bu süreç nasıl işlemektedir?
Yükseköğretim hizmeti nasıl düzenlenmektedir ve her bir kademe arasındaki ilerleme nasıl olmaktadır? Öğrenci bu sistemin bir parçasıyken ne tür deneyimler yaşamaktadır?
Öğrenci yükseköğretimden nasıl faydalanmaktadır? Yükseköğretimin sonuçları nelerdir?
Yükseköğretim Kurumları
Yükseköğretime Yönelik Kamu Harcamaları
Genel olarak, bu süreçte, öğrenci nüfusunda AYA ülkelerinin yarısında %10.4 oranında bir artış olmuştur.
Yükseköğretim politikaları ve hedefleri belirlenirken, demografik değişiklikler ve çeşitlenen öğrenci sayıları da dikkate alınmalıdır.
Yükseköğretim kurumları sayıları ve türleri, AYA ülkeleri arasında çeşitlilik göstermektedir.
Andora, Belçika (Flaman Topluluğu), Danimarka, Finlandiya, Yunanistan ve İtalya’da tüm kurumlar devlet yükseköğretim kurumudur.
Avrupa yükseköğretim kurumları, öncelikli olarak devlet kaynaklarınca finanse edildiği için, AYA
bünyesindeki yükseköğretim kurumlarına yönelik kamu harcamalarını karşılaştırmak önem taşımaktadır.
Yükseköğretime yönelik kamu harcamalarının göstergelerinden biri, kamu harcamalarının Gayri Safi Milli
Hasılaya oranıdır. Bu gösterge "yükseköğretime ayrılan ekonomide gelirin paylarını" göstermektedir.
Yükseköğretime devlet tarafından ayrılan bütçe, ulusal diğer harcamalarla karşılaştırılabilir.
Yükseköğretim harcamalarının
en yüksek oran
ına sahip olan ülkeler
Norveç (%5.14)
,
Kıbrıs (%4.38)
, ve
(%4.13)
iken, yükseköğretime
en düşük bütçe
nin ayrıldığı ülkeler sırasıyla
İtalya (%1.69)
ve
Birleşik Krallıktır (%1.76)
. AYA ülkelerinde yükseköğretime ayrılan ortalama oran bütçenin yaklaşık %2.76'sıdır.
Birinci ve İkinci Derecelerin Yapısı ve Uygulanması (Lisans ve Yüksek Lisans)
İki dereceli yapının uygulanma düzeyi, 2005, 2007 ve 2009 Bologna Durum Değerlendirme toplantılarının en önemli göstergelerinden olmuştur.
Neredeyse tüm ülkeler, AB ve/veya ulusal yasaların beş-altı yıllık eğitim gerektiren uzun programlarına entegre olmuş durumdadır. Bu eğitim programları: tıp, diş hekimliği, eczacılık, mimarlık ve veteriner hekimliği, bir noktaya kadar da olsa mühendislik, hukuk, teoloji, psikoloji ve öğretmen yetiştirme. Daha ender olarak ifade edilebilecek olan programlar ise, sanat, fen bilimleri ve diğerleridir.
Özellikle Andora, İspanya, Avusturya, Almanya ve Slovenya gibi ülkelerde bu programlara kayıtlı öğrenci oranları nispeten daha düşüktür.
Ülkelerin %75inden daha fazlasında ise, uzun programlar dikkat çekmektedir. Bu tür programlara
kayıtlı olan öğrencilerde oran %1 (Finlandiya) ile %19 (Polonya) arasında değişmektedir.
AYA'da hem birinci hem de ikinci derece programlarına yönelik tek bir model bulunmamaktadır. Birinci derecede, birçok ülke, 180 ve 240 AKTS'nin birleşimini uygulamaktadır. İkinci derecede ise, en yaygın olarak kullanılan model, 120 AKTS modelidir. 180+120 AKTS kredisi (“3+2”) modeli en yaygın uygulanan model olarak dikkat çekmektedir. Ancak, diğer kombinasyonlar da AYA'da kullanılmaktadır.
Bologna Bildirgesi, birinci aşama lisans derecelerinin ikinci aşamaya geçiş için bir gereklilik olduğunu vurgulamaktadır.
2003 yılındaki Berlin zirvesinde, yükseköğretimden sorumlu bakanlar “ilk aşamadaki lisans derecelerinin ikinci aşamaya erişim sağlaması” gerektiği konusunda fikir birliğine vardılar. İkinci aşama lisans dereceleri ise doktora eğitimine geçiş sağlamalıdır.
Bergen’de bakanlar “ilgili aşamalar arasında geçiş noktasında çeşitli sorunların var olduğunu” kabul ettiler ve 2007 yılında “çabaların geçişler arasındaki engelleri kaldırmak yönünde olması gerektiğini” açıkladılar.
Ülkelerin birçoğunda, tüm birinci aşama programları teorik olarak ikinci aşamaya geçiş izni vermektedir. Ancak, Arnavutluk, İsveç ve Ukrayna gibi bazı ülkelerde, ikinci aşamaya geçişi mümkün olmayan bazı birinci aşama veya üçüncü aşamaya izin vermeyen ikinci aşama yeterlikleri (Avusturya, Kıbrıs, İzlanda, Karadağ, Malta ve Sırbistan) bulunmaktadır.
Bir sonraki aşamaya geçiş, ek sınavlara girmek, ek dersler almak veya iş deneyimine sahip olmaktan geçmektedir.
Kısa-aşamalı yükseköğretim programları
Birinci aşamaya bağlı olan tüm kısa programlar, ülkelerin yaklaşık yarısında bulunmaktadır. Bu ülkelerin çoğu, kısa aşamalı programları, yükseköğretim programlarının bir parçası olarak ele almaktadır.

Azerbaycan, Kıbrıs, Yunanistan, Portekiz ve Slovenya, bu durumun dışında olup bu programları yükseköğretimin bir parçası olarak görmemektedir.
Üçüncü aşama programları
Üçüncü aşamadaki çalışmalarına devam eden ikinci aşamadaki mezunların tahmini oranı, birçok ülkede %5-10 veya %10-15 arasındadır.

En düşük oran sırasıyla %0.8 ile Malta ve %3 ile Ukrayna’dayken en yüksek oran %20nin üzerindedir ve üç ülke ön plana çıkmaktadır (Moldova, Sırbistan ve İsviçre).

Bunlar dışında, Avusturya ve Fransa ise %30un üzerindeki oranla ön plana çıkan diğer iki ülkedir.
Birçok ülkede ortalama sürenin 3-4 yıl arasında değiştiği tahmin edilmektedir.
Ortak dereceler ve programlar
2001 yılındaki Prag Zirvesinde, bakanlar, farklı ülkeler tarafından kurumlarca ortaklaşa önerilen derece programlarında bir artışa işaret ederek, yükseköğretimin Avrupa boyutunu geliştirmek için ortak programların benimsenmesi gerektiğini gündeme getirmişlerdir
35 ülke, ortak programların oluşturulması ve ortak lisans derecelerinin kabul edilmesine yönelik ulusal yasaların hazırlandığı rapor etmektedir.
Bu durum, farklı ülkelerde çeşitlilik göstermektedir. Beş ülkede, ortak lisans dereceleri ve programlarına dahil olan kurumların oranı %75 ila %100 arasında değişmektedir.

Birçok ülkede, ortak programlara katılım, ortak lisans derecelerinin kabulünden çok daha yaygındır. Bu eğilim, yükseköğretim kurumlarının ortak programlara katılımının %50-75 düzeyinde olduğu ülkelerde
de gözlemlenmektedir.
Ülkeler, ortak program/derecelerde en çok tercih edilen alanların, matematik ve fen bilimleri, mühendislik ve teknoloji, ekonomi ve iktisat olduğunu rapor etmektedir. En çok tercih edilen bu alanları sırasıyla, hukuk, beşeri bilimler, sağlık bilimleri, eğitim, kültür ve sanat takip etmektedir. Dil, sosyal bilimler, ziraat ve ormancılık da bu anlamda sözü edilen diğer ilgili alanlardır.
Bologna Araçları
Ulusal yeterlikler çerçeveleri
Yeterlikler çerçeveleri, 2001-2003 yılları arasında gündeme gelmiştir.
Bu konu üzerine yapılan toplantılarda, düzey, iş yükü, öğrenme kazanımları ve profil açısından yeterlikleri tanımlayan yeterlikler çerçevelerinin oluşturulmasına karar verilmiştir.
Yeterlikler çerçevelerinin yükseköğretim sistemlerini daha şeffaf hale getirme, yeterlik düzeyleri için ortak referans noktaları sağlama ve yeterlikler ve öğrenme kazanımları arasındaki ilişkiyi güçlendirme potansiyeli bulunmaktadır.
AKTS, Öğrenme Kazanımları ve Öğrenci Merkezli Öğrenme
AKTS'nin uygun bir şekilde uygulanması, Bologna hedeflerine ulaşma noktasında çok önemlidir. Kredi toplama için kullanılması, programları daha şeffaf yapmaktadır. Aynı zamanda, diğer kurumlarda elde edilen kredileri hem kendi ülkesinde hem de yurtdışında kullanılması konusunda çeşitli kolaylıklar sunmaktadır.
AKTS'nin uygun bir şekilde uygulanması, Bologna sürecinde üzerinde en çok durulması gereken noktalardan biridir. İlk aşamalarda, AKTS biçimlerine uyarlama son derece zorlu bir süreç olarak dikkat çekmektedir. Şimdilerde, en önemli nokta, tüm program unsurlarını öğrenme kazanımlarıyla ilişkilendirilmektir.
Hiçbir ülkenin, sadece saat temelinde kredi tahsis etmemesi oldukça olumludur. Ancak, tüm unsurları öğrenme kazanımlarıyla ilişkili olan birkaç program olduğu için sadece öğrencinin işgücünü temel alarak kredi tahsis eden ülkeler de vardır. AKTS'nin bir transfer ve kredi toplama sistemi olarak uygulanması başarılı bir şekilde devam etmektedir, ancak daha çok öğrenme kazanımları temelli bir yaklaşım bağlamında sistemden yararlanma hala önemli bir engel olarak durmaktadır.
Diploma Eki
Çok az sayıda ülke, Bologna Sürecinden önce kendi dış kalite güvence sistemlerini kurdu. Bologna sürecinden beri, 22 ülke, kendi kalite güvencesi için ulusal birimler kurarken bunların yarısı 2005
yılından itibaren daha büyük bir ivme kazanarak yoluna devam etmiştir. Sadece birkaç ülkede- Danimarka, Fransa ve İtalya-, yeni birimler var olanlarla değişmiştir.
Özellikle, kalite güvencesinin çeşitli noktalarına paydaşları dahil etmek kabul edilen bir ilkedir, ancak yaygın olarak kullanılan bir gerçeklik olmaktan son derece uzaktır.
EQAR'ın kurulmasına rağmen, birçok ülkenin dış kalite güvencesi için sorumluluğu ulusal sınırların dışına taşırmaya çok da niyetli olmadığı görülmemektedir.
Ayrıca, uluslararası boyutta kalite güvencesine katılım, AYA'da oldukça farklı bir dağılım göstermektedir.
Kalite güvencesi, ağırlıklı olarak öğrenme/öğretme sürecine odaklanırken, öğrenci destek hizmetleri ve araştırmaları, bu olayın dışında tutulmaktadır.
Avrupa Kalite Güvencesi Kayıt Ajansı (EQAR), 2008 yılında kurulmuştur ve 2012 Ocak ayı itibariyle 13 ülkede 28 ajans kayıtlı bulunmaktadır. EQAR'da en az bir ajansı kayıtlı olan ülkeler;
Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Hırvatistan, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, İrlanda, Hollanda, Romanya ve İspanya
'dır.
Kalite güvencesi sistemlerinin çoğunluğu hem kurumlara hem de programlara odaklanmaktadır. Bu durum, dış kalite güvencesi sistemlerini geliştirmenin ilk aşamalarında eğilimin genel olarak program değerlendirme üzerine olduğunu, zaman içinde kurumsal boyut noktasında bir değişiklik gösterdiğini
ifade etmektedir.
2007 yılında Londra'da bir araya gelen bakanlar, kapsamlı bir tanım ve hedef üzerinde karar birliğine varmışlardır. Buna göre;
"Her düzeyde yükseköğretimden
faydalanmaya hak kazanan ve bu eğitimlerini tamamlayan öğrenciler, nüfuslarımızın çeşitliliğini
yansıtmalıdır."
"Öğrenciler ne olursa olsun eğitimlerini tamamlamalı,
oluşabilecek sosyal ve ekonomik altyapı sorunları asla bir engel teşkil etmemeli."
Cinsiyet Dengesi
Bologna sürecinin ilk on yılının başlangıcından itibaren, yükseköğretime kaydolan kadınların sayısı erkeklerden daha fazla olmuştur. İsviçre ve Türkiye, bu durumun dışında kalan iki ülke olmuştur.
Çalışma alanları açısında cinsiyet dengelerine bakıldığında, kadınların eğitim, veterinerlik, sağlık bilimleri gibi alanlarda; erkeklerin ise, bilgisayar teknolojileri, mühendislik ve ulaşım hizmetlerinde daha baskın oldukları söylenebilir.
Göçmenler
AYA'da, göçmenler, nüfustaki oranlarına eşit bir miktardaki öğrenci nüfusu arasında önemli bir oran oluşturmaktadır.
22 ülkeyi kapsayan yükseköğretimde göçmen olan ve olmayanları ayıran veriler, neredeyse tüm ülkelerde, göçmenlerin yükseköğretime katılım oranları, göçmen olmayanlardan daha az olduğunu
göstermektedir.
Birleşik Krallık, ülkeler arasında göçmenlerin, göçmen olmayanlardan daha fazla katılım oranı göstermesinden dolayı ön plana çıkmaktadır (%22.4-14.1). Bu istisnai durum, uluslararası öğrenciler için bir cazibe merkezi olarak değerlendirilen Birleşik Krallık yükseköğretim sisteminden kaynaklanmaktadır.
Ailenin Eğitim Durumu
Neredeyse tüm ülkelerde, bireylerin yükseköğretime katılma şansları büyük ölçüde ailelerin eğitim seviyeleriyle ilgilidir.
Ailelerin eğitim seviyeleri yüksek olarak nitelendirilenlerin orta olarak değerlendirilenlerden her anlamda çok daha başarılı olduğu bulgularına rastlanmaktadır.Oldukça eğitimli bireylerin çocuklarının şansları nispeten daha yüksektir.
Sadece az sayıda ülke, yükseköğretimi tamamlamamaya yönelik bir dizi etmeni ele alan kapsamlı ulusal bir strateji benimsemiştir. Bu tarz stratejiler, hem kurumsal hem de ulusal düzeydeki girişimleri birleştirmekte ve kurumlar ve öğrenciler için olan teşvikleri kapsamaktadır.
AYA ülkelerinin yarısında yeni mezunların işsizlik oranı %10’dan fazladır. Bu da, mezuniyeti üzerinden üç ya da daha fazla yıl geçmiş olan gençlerin işsizlik oranı medyanının üç katıdır. Buna ek olarak, mezunların yaklaşık %20’si çalıştıkları işte aşırı nitelikli olarak addedilebilir, en çok da ‘hizmet’ mezunları bu durumda olması en muhtemel olanlardır. Bu yüzdelik oran, 2000 ve 2010 yılları arasında sabit kalmıştır. Bu da aşırı nitelik oranlarının artan öğrenci sayısından çok iş piyasası yapısından ve yeniliklerinden etkilendiğini göstermektedir.
Bazı ülkelerde çok sayıda yükseköğretim etkinliği yaşam boyu öğrenmeye katkısı bakımından düşünülürken, diğer örneklerde yükseköğretim kurumlarının genel olarak benimsedikleri yaşam boyu öğrenme hükmü listesi hala oldukça kısadır.
AYA ülkelerinin yaklaşık üçte ikisinde, yükseköğretim kurumları, yaşam boyu öğrenme için özellikle tahsis edilmiş kamu bütçesini kullanmamaktadır. Yaşam boyu öğrenme için kaynaklar yükseköğretim kurumlarının genel bütçesinden gelmektedir, bu da çoğunlukla diğer mali kaynaklarla birleştirildiği anlamına gelmektedir. 15 yükseköğretim sisteminde, özellikle yaşam boyu öğrenme için tahsis edilmiş bütçeler bulunmamaktadır fakat bu mali kaynaklar bazen yaşam boyu öğrenmenin belirli türlerine yönelik olmaktadır.
Lisans hareketliliği, bir ülkede eğitimin tüm aşamalarını tamamlayarak bir sertifika edinmek olarak yorumlanırken, kredi hareketliliği ise, en fazla bir yıllık zaman için yurtdışındaki bir eğitim kurumunda geçirilen süreyi kapsamaktadır.
Lisans ve kredi hareketliliği, hareketliliğin temel biçimleri olarak ele alınırken, diğer biçimler ise değerlendirme dışı tutulmamalıdır. Hareketlilik, staj/iş deneyimleri, araştırma için yurtdışında kalma, yaz okulları, dil kursları ve gönüllü işler gibi çeşitli kısa süreli hizmetleri de bünyesinde barındırmaktadır. Hareketlilik türlerine ilişkin istatistiksel veriler Avrupa seviyesinde henüz toplanmamıştır.
Aralarında Kıbrıs, Birleşik Krallık, Fransa ve İrlanda gibi ülkelerin bulunduğu sadece dört ülke, %5den daha fazla bir orana ulaşmıştır. Bu ülkeler, AYA dışından gelen öğrenciler için bir cazibe merkezi haline gelmektedir. 16 ülke ise, %1den daha az bir orana ulaşmaktadır. Tüm ülkeler için ortalama oran %.2.25dir.
Bu şekilden ortaya çıkan tablo, birçok ülkede, AYA dışından gelen öğrencilerin çok az bulunduğunu ortaya koymaktadır. Ülkenin büyüklüğü ve yurtdışından gelen öğrencilerin tüm sayıları dikkate alınmalıdır.
Yurtdışından gelen öğrencilerin dağılımlarını dikkate alırken çok farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Dört ülke - Birleşik Krallık, Fransa, Rusya ve Almanya- AYA ülkeleri dışındaki tüm öğrencilerin %76sını kendi ülkelerine çekmektedir.
Personel hareketliliği tüm Bologna toplantılarında bahsedilmiş olsa da, öğrenci hareketliliğine nazaran durum daha az belirgindir.

Birkaç ülke, personel hareketliliğine ilişkin nicel hedefler belirlemektedir. Erasmus programlarından elde edilen verilere dayanarak, yurtdışından gelen personel hareketliliği, az sayıda personeli de etkilemektedir.

Daha iyi bir izleme sistemi ve belirtilen engellerle ilgilenmek, ülkelerin personel hareketliliğin geliştirmesi açısından son
derece gereklidir.
Full transcript