Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

No description
by

Aybüke Tecimer

on 3 April 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

AVRUPA BİRLİĞİ TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Ankara Anlaşmasında ön görülen aşamalı bütünleşme sürecinin tamamlanmasını beklemeden 14 nisan 1987 yılında tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. Bu erken başvuruya verilen cevapta toplulukların kendi iç bütünleşmesini tamamlamadan yeni bir üye kabul edemeyeceği Türkiye'nin topluluklara katılmakla ehil olmakla birlikte ekonomik, sosyal ve siyasal alanda gelişmesi gerektiği ifade edilmiş ve ilişkilerin ortaklık anlaşması çerçevesinde geliştirilmesi önerilmiştir.

KIBRIS SORUNU
MÜZAKERELER
Avrupa Birliği Nedir:
Avrupa ülkeleri arasında 28 ülkenin bir araya gelmesi suretiyle oluşturulan; ekonomik, parasal, mali ve sosyal politikaların bütünlüğüdür.
AET bakanlar kurulunun önerisiyle üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar bir ortaklık anlaşması imzalamayı önermişlerdir. Bu öneriyle 1963 tarihinde Ankara Anlaşması imzalanmış, 1964 tarihinde anlaşma yürürlüğe girmiştir.Ankara Anlaşması, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin hukuki temelini oluşturmaktadır.
İnsanlık tarihinin en büyük barış projesi olarak nitelendirilen Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra Türkiye, 31 Temmuz 1959'da Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur
Avrupa Birliğine geçişimiz 3 dönemden oluşmaktadır
Hazırlık Dönemi: 1964 Ankara Anlaşması ile başlayıp 1971 Katma Protokol ile son bulmuştur.
Geçiş Dönemi: 1971 Katma protokol ile başlayıp 1996 Gümrük Birliği ile son bulmuştur
Son Dönem: 1996 Gümrük Birliği ile başlayıp halen günümüzde devam etmektedir.
Türkiye Ab ile entegrasyonunda 22 yıl süren geçiş dönemini 31 Aralık 1995 tarihinde tamamlayarak 01.01.1996 tarihi itibariyle tam üyelik sürecinde son döneme sanayi ürünlerinde ve işlenmiş tarım ürünlerinde sağlanan gümrük birliği sürecini tamamlayarak girdi.
Gümrük Birliğinin kurulması süresinin 1996 yılında tamamlanması ile Türkiyenin Ab'ye tam üyelik sürecinin hızlanacağı yönünde beklentiler oluşmuştur ve bazı tezler ileri sürülmüştür. Ancak bu beklenti ve tezlerin çok da doğru olmadığı 1997 yılında yayınlanan gündem 2000 raporunda anlaşılmıştır. Çünkü raporda Türkiye Avrupa Birliğnin mevcut genişleme sürcine dahil edilen ülkeler arasında gösterilmemiş, gümrük birliğnin Türkiyeye uyum ko
nusunda başarılı olduğunu gösterecek şekilde yürüdüğü yönünde ifadeler kullanılmakla birlikte, Türkiye hakkında siyasi ve ekonomik argümanlar tekrarlanmasıyla yitinilmiştir. 1997 yılında gerçekleştirilen Lüksemburg zirvesinde ise Türkiye tam üyeliği ehil olduğu teyit edilmiş olsa da aday ülkeler arasında zikredilmemiştir. Böylece Türkiye Avrupa birliğinin mevcut genişleme sürecinin dışında bırakılmıştır. Türkiye bu durum karşısında sert bir tavır göstermiştir Avrupa birliği türkiyenin bu tutumuna karşın Avrupa konferansına davet etmiş fakat Türkiye bu konferansa katılmamıştır
1999 yılına gelindiğinde özellikle Türkiye'de meydana gelen 17 Ağustos Marmara depremi sonrası Yunanistan ile ilişkilerde oluşan yumuşama havasının Avrupa Birliği ile ilişkilerinde de olumlu yansıması olmuştur. Komisyonun 13 Ekim 1999'da Türkiye'nin aday ülke olmasını tavsye etmesi üzerine Türkiye 10.11. 1999'da helsinkide yapılan Avrupa Birliği zirvesinde Avrupa Birliğine aday ülke olarak kabul edilmiş, kendisinin diğer aday ülkelerle eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille belirtilmiştir. Helsinki zirvesinde alınan bu karar ilişkilere farklı bir boyut kazandırmıştır, Nitekim Ab konseyi 8 Mart 2001'de Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyum sağlaması için yapılması gerekenleri somut olarak belirtildiği ve insan hakları alanında kısa ve orta vadeli hedeflerin sıralandığı bir katılım ortaklığı belgesini kabul etmiştir. Türkiye 19 mart 2001'de bu belgede yer alan önceliklerin hayata geçirilmesine yönelik program ve takvim içeren bir ulusal program açıklamıştır. Bu çerçevede Türkiye'de önemli siyasi reformlar gerçekleştirmiş, insan hakları ve temel özgürlükler alanına hukuki reformlar yapılmış, düşünce ve ifade özgürlüğünün genişletilmesini farklı din ve inançlara sahip bireylerin ibadet özgürlüklerinin güçlendirilmesi, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kulllandıkları farklı dil ve lehçelerinin öğrenilmesi yönünde önemli adımlar atılmıştır.

2004 yılında Kıbrısta referandum yapıldı, kıbrıs Türk halkının %64,9'u Annan planını onaylarken kıbrıs rum kesiminde ise halkın %75.83'ü planı red etti.

Avrupa komisyonu imzalanan ek protokale karşın limanların ve hava alanlarının Kıbrıs, Rum kesiminin kullanımına açılmadığı tespitinde bulundu ve Türkiye'ye 14-15 Aralıktaki liderler zirvesine kadar süre verdi. Ab üye ülkelerinin dış işleri bakanları 9 Kasım 2006 tarihli komisyon tavsiyesini kabul ederek Türkiyenin ek protokole ilişkin taahütlerini yerine getirdiğini doğrulayana kadar 8 fasıl başlığının açılmayacağını ve hiçbir faslın geçici olarak kapatılamayacağını kararlaştırdı.

2005 yılında Lüksemburg'da alınan kararla Ab, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerini başlattı.
2006 yılında Avrupa konseyi İstanbul'un 2010 yılında Avrupa Kültür başkenti olmasını onayladı.

Müzakerelerde Açılmış Olan Fasıllar
· 20inci Fasıl: İsletme ve sanayi politikası -29 Mart 2007
· 18inci Fasıl: İstatistik – 26 Haziran 2007
· 32nci Fasıl: Mali Kontrol – 26 Haziran 2007
· 21inci Fasıl: Trans Avrupa ağları – 19 Aralık 2007
· 28inci Fasıl: Tüketicinin ve Sağlığın Korunması – 19 Aralık 2007
· 6ncı Fasıl: Şirketler hukuku – 17 Haziran 2008
· 7nci Fasıl: Fikri mülkiyet hukuku – 17 Haziran 2008
· 4üncü Fasıl: Sermayenin serbest dolasımı – 19 Aralık 2008
· 10uncu Fasıl: Bilgi toplumu ve medya – 19 Aralık 2008
· 16ncı Fasıl: Vergilendirme – 30 Haziran 2009
· 27nci Fasıl: Çevre – 21 Aralık 2009
· 12nci Fasıl: Gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı – 30 Haziran 2010
Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak AB Konseyi’nin 8 faslın açılmaması ve hiçbir faslın geçici
olarak kapatılmaması kararına giden süreçte iki metin büyük önem tasımaktadır. Bunlardan
birincisi Türkiye’nin AET ile Ortaklık Anlasması’na Ek Protokol’ü imzalarken yapmıs
olduğu deklarasyon ve buna karsı AB’nin deklarasyonudur. Bu iki deklarasyon Türkiye ve
AB’nin birbirine karşıt tutumlarını ortaya koymaktadır.

Türkiye Deklerasyonunda;
Türkiye'nin, Kıbrıs sorununun siyasi bir çözüme kavuşmasını istediği ve Birleşmiş Milletlerle ortaklaşa çalışma ile "iki kesimli ortaklık devletine" destek verdiğini bildirmiş fakat Kıbrıs Cumhuriyetinin ortaklık devleti olmadığı, otorite ve yetkinin ara bölgenin güneyinde devam edeceğinden Türk kesimini kimsenin temsil etmediği bundan dolayı Kıbrıs Cumhuriyetini tanımayacağını bildirmiştir
Ab'nin Türkiye'ye Karşı Deklarasyonu;
Avrupa Topluluğu ve üye devletleri, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1 Mayıs 2004 tarihi itibariyle Avrupa Birliği üyesi olduğunu hatırlatır. Uluslararası hukuk konusu olarak sadece Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdıklarının altını çizer. Tüm üye devletlerin tanınması katılım sürecinin gerekli bir parçasıdır. Buna uygun olarak AB, Türkiye ve tüm üye devletler arasındaki iliskilerin biran evvel normallesmesine verdiği önemi vurgular.Konsey, 2006 yılında, tüm bu konulara iliskin kaydedilecek gelismelerin takibini temin edecektir.
Bu deklarasyon bağlamında, Avrupa Topluluğu ve üye devletleri BM Genel Sekreteri’nin, ilgili Birlesmis Milletler Güvenlik Konseyi Kararları ve AB’yi kuran temel ilkeler doğrultusunda, soruna kapsamlı bir çözüm getirme yolundaki çabalarına destek verilmesinin önemi hakkında ve adil ve kalıcı bir çözümün bölgede barıs, istikrar
ve uyumlu iliskilere katkıda bulunacağı konusunda mutabıktırlar.
Avrupa Birliği deklarasyonundan sonra kapatmama kararı alınan fasıllar:
· 1inci Fasıl: Malların serbest dolasımı
· 3üncü Fasıl: İş kurma hakkı ve hizmet sunma özgürlüğü
· 9uncu Fasıl: Mali Hizmetler
· 11inci Fasıl: Tarım ve kırsal kalkınma
· 13üncü Fasıl: Balıkçılık
· 14üncü Fasıl: Ulaştırma politikası
· 29uncu Fasıl: Gümrük birliği
· 30uncu Fasıl: Dıs iliskiler
Fransa-Türkiye
Fransa'nın 2001 yılında Ermeni iddialarını 'soykırım' olarak kabul etmesiyle ve 2007'de Almanya'nın AB Dönem Başkanlığı'nda kabul edilen AB Ortak Çerçeve Kararı, ırkçılığa, yabancı düşmanlığına ve 'soykırıma' karşı mücadele edilmesini dile getirmesi Türkiye ile ilişkileri son derece germiştir.Yani, Fransa'nın kararı sadece Fransa'yı bağlamayacak ve AB'nin 26 ülkesinde geçerli olabilecek. Çerçeve Karar, AB ülkeleri mahkemelerini bir fiilin soykırım olup olmadığına karar vermeye yetkili kılan bir karardır. Mahkeme bu yönde karar verdiğinde ilgili fiilin soykırım olduğunu inkâr edenlere de üç yıla kadar hapis cezası verilebilmektedir.Buna rağmen 2009 yılında Fransa'da Türkiye yılı olarak ilan edildi. Etkinlikler her ne kadar kısıtlansa da Türkiye, Fransa'da bir miktar kendini tanıtma şansı buldu. Ünlü Eyfel kulesinin kırmızı beyaz ışıklarla aydınlatıldığı geceler oldu.2011 yılında Fransa Parlementosu 'soykırım' inkarını suç sayacak yasa teklifini meclise sunmuş ve kabul edilmiştir. Bunun üzerine Türkiye-Fransa ilişkileri iyice gerilmiş, Türkiye Paris büyükelçisini Ankara'ya geri çağırmıştır. Tasarının Fransa Senatosu'nda da kabul edilmesi üzerine Türkiye, Fransa'ya karşı yaptırım kararı aldı. Fakat bazı Fransız senatörler bu tasarıyı Fransa Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. Tasarı Fransa'daki ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle mahkeme tarafından iptal edildi.2012 yılında Fransa'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimini Türkiye karşıtı Nicolas Sarkozy'nin kaybetmesi ve yerine Türkiye'ye karşı daha ılımlı Sosyalist aday François Hollande'ın seçilmesiyle iki ülke arası ilişkilerde iyileşme görülmektedir.
Full transcript