Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

2007/2008 EKONOMİK KRİZİ VE ETKİLERİ

No description
by

Büşra Önerbay

on 1 March 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of 2007/2008 EKONOMİK KRİZİ VE ETKİLERİ

2007/2008 KÜRESEL EKONOMİK KRİZ VE ETKİLERİ
2008 yılının Eylül ayında etkisini gösteren bu kriz, dünyanın bir çok ülkesini olumsuz etkileyen ekonomik bir gelişmedir.

1929 Ekonomik Buhranı ile kıyaslanmaktadır.

ABD de taşınmaz mal piyasasının birden değer kaybetmesinin ve bunun sonucu olarak kişisel iflasların artmasının bu krize neden olduğu düşünülmektedir.

2008 ABD EKONOMİK KRİZİ
Ekonomik krizin Türkiye ekonomisine etkileri hem finansal piyasalar hem de reel ekonomi üzerinde kendini göstermektedir.

Türkiye ekonomisi cumhuriyetin kuruluş yıllarından günümüze kadar değişik boyutta ve özellikte krizlerle karşılaşmıştır.

Bunlardan bir kısmı
ekonominin iyi yönetilememesinden dolayı
kendimizden kaynaklanmış, bir kısmı da dış ülkelerde oluşan krizlerden kaynaklanmıştır.

Kendimizden kaynaklanan krizlere örnek olarak 2000 ve 2001 krizlerini, dışarıdan kaynaklanan krizlere de 1929 ve 1999 krizlerini verebiliriz.
Küresel kriz Türkiye’den kaynaklanmasa da, tüm dünya ülkeleriyle birlikte Türkiye ekonomisini de etkilemiştir.

Kriz sonrasında uluslararası piyasalardan sağlanan fonların önemli ölçüde azalması sonucunda dış borçlanma maliyetlerinin ve imkânlarının zorlaşması, tasarruf açığı nedeniyle dış kaynak ihtiyacı yüksek olan Türkiye’yi olumsuz etkilemiştir.

Ayrıca
Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa ekonomilerinin küresel kriz nedeniyle yaşadığı ekonomik durgunluk, Türkiye ihracatının ve ekonomisinin de yavaşlamasına neden olmuştu
r.

Bu kayıp, ülkemiz makro ekonomik göstergelerine de yansımıştır (Alptekin, 2009b: 6).
Kriz sürecinde Türkiye’nin çeşitli makro ekonomik değişkenlerindeki değişim Tablo 1’de gösterilmektedir.

Ekonomik Krizin Türkiye’ye Etkileri
Büyük depresyon döneminden itibaren gerçekleşmiş en büyük kriz olan 2007-2008 krizi dünyayı nasıl etkiledi? Avrupa krize karşı nasıl önlemler aldı ve ne kadar etkilendi? Bu sunuda bu sorulara yanıt bulacağız.

Bu krizden Dünya nasıl etkilendi?
ABD'de kriz nasıl ortaya çıktı?

Bu krizden Dünya nasıl etkilendi?

Türkiye ekonomik krizden ne kadar etkilendi?

2008 yılında ABD’de ortaya çıkan tüm dünyayı etkileyen finansal krizin nedenleri genel olarak dört başlık altında toplanmaktadır.
1.Likidite Bolluğu
2000’li yıllar da Amerika'da faiz oranlarının düşük olması, özellikle dar gelirli kişileri kredilere yöneltmiştir.

Dar gelirli kişilere açılan kredilerin bu dönemde faiz oranları düşük ve iki sene sabit tutulmuştur. Diğer yıllarda ise faiz oranları piyasa faiz endeksine göre uygulanmaktadır.

2004 ve 2006 yıllarında faiz oranlarının %1.5 lardan %5 e doğru hareketlenmesi, dar gelirli insanları etkilememiştir.

2006 yılından sonra insanların gelirleri sabitken bir anda ödedikleri kredi miktarlarındaki artış, onları zor durumda bırakmıştır.



Kamuoyunda

alt gelir, dar gelir, veya NİNJA
(
No income, no job, no asset
)
olarak
bilinen bu krediler, özellikle konut fiyatlarının çok hızlı bir şekilde artmasına yol açmıştır.



Sonuç olarak ödenemeyen batık krediler ortaya çıkmıştır.
ABD Merkez Bankası (FED)’nın faiz oranlarını arttırması, 2006 dan sonra konut sektörünü durgunluğa uğratmıştır.

2.Menkul Kıymetleştirme
ABD de likiditenin bol olduğu 2000 2006 yılları arasında
menkul kıymetleştirme
sayesinde bireyler
birden fazla kredi
kullanmışlardır.

Risk paylaşımı, yüksek getiri iştahı, bankaların yasal sermaye yükümlülüklerini yerine getirmelerinde kolaylık sağlaması, risk taşımadan yada daha fazla mevduata ihtiyaç duymadan bankaların yeni kredileri finanse etmelerinin sağlanması menkul kıymetleştirmeyi özendiren hususlardır. 

Menkul kıymetleştirmenin krizin sebeplerinden birisi olarak değerlendirilmesinin ana sebebi bu sayede riskin bir kurumdan diğerine aktarılmasının kolaylaşmasıdır.

Örneğin
mortgage kredisi

veren bir banka kredilerin

geri ödemelerini menkul kıymetleştirerek

kısmen veya tamamen bir yatırım bankasına veya bir mortgage kuruluşuna satmaktadır.

Bu mekanizme kriz durumunda mali sistemi kırılgan bir hale getirmektedir
Şöyle ki banka tarafından yapılan menkul kıymetleştirme sayesinde kredi ödemelerindeki aksama hem krediyi veren banka hem de menkul kıymeti satın alan diğer finansal kuruluşlar için zarar anlamına gelmektedir.

Nitekim,
FED Eski Başkanı Greenspan
krizin sadece kredilerden kaynaklanmadığını asıl nedenin bu kredilerin paketlenerek tekrar satışı olduğunu ifade etmiştir.

3. Şeffaflık
Gelişmiş ülkelerde ve özellikle ABD’de neredeyse
birbirinden ayrı her fonksiyon için ayrı bir mali kurum
ve mali araç oluşturulmuştur.

Bu kurum ve araçlar birbiri ile irtibatlı ve girift ilişkilere sahiptir. 

Finansal araçların karmaşık yapısının anlaşılmasında zorluk söz konusudur.

Sıradan yatırımcılar için
her gün değişen yenileşen ve farklılaşan finansal araçları
takip etmek mümkün değildir.

Hele de özellikle anlaşılmak istendiğinde ciddi bir saydamlık sorunu ile karşılaşılmaktadır.

Bu krizde banka ve brokerlerın ne çeşit varlıklara sahip oldukları bu varlıkların değerinin ne olduğu hatta bunların muhatabının kimler olduğu yeterince belirlenmemiştir. 


Bu problemler, türev diye adlandırılabilecek kompleks ticari sözleşmelere sahip
Lehman Brothers
gibi firmaların iflasları sonucu ortaya çıkan riskin hesaplanması ve analiz edilmesini zorlaştırmıştır.


4. Derecelendirme Kuruluşları
ve
Denetleyici Kuruluşlar
Bankalarla ve diğer mali kuruluşlarla ilgili notlar veren değerlendirme kuruluşları bu firmalar tarafından finanse edilmektedir.

Böyle bir durumda derecelendirme kuruluşlarının objektif değerlendirmesi beklenemez.

Diğer yandan derecelendirme kuruluşları firmaların finansal problemlerini her zaman tespit edememektedir.

Son finansal kriz öncesinde de derecelendirme kuruluşları çok etkin çalışamamıştır.

Düzenleyici denetleyici kuruluşların da özellikle de FED’in değişen risk ortamına karşı önlem almakta geciktiği söylenebilir.


FED başkanı Mayıs 2007 de yaptığı bir açıklamada
‘konut piyasasındaki sıkıntıların ekonominin geri kalanına ve finansal sisteme yayılacağını beklemediklerin
i’ dile getirmiştir.


Pratikte ise tam tersi olmuş, 
 konut piyasasında başlayan sorunlar tüm finansal sistemi ve reel ekonomiyi
etkisi altına almıştır.

Kriz,
kapitalist ekonominin
en gözde kurumlarını iflasa sürüklemiştir.


Bunlar içinde iflas eden
Lehman Brothers,
devletleştirilen Freddie Mac, Fannie Mae, Washington Mutual, devlet yardımına muhtaç kalan AIG, UBS, RBS,
B&B
, Hypo Real Estate,
Fortis
, değerinin çok altında satılan Merrill Lynch, Halifax, değeri 3 milyar dolara düşen General Motors başta gelmektedir.


Küresel kriz
mali sektörle reel sektör
arasındaki uyumsuzluğun artmasından çıktı.
Devlet müdahaleleri
sonucunda biraz hafifletildi.

Kriz, ilk olarak İrlanda’da ortaya çıktı ve ardından tüm Avrupa’yı sararak 2 yıl boyunca bankacılık sistemini ve ülke ekonomilerini alt üst etti. Bireysel borçlardan çok banka sistemlerinde oluşan krizlerden dolayı sıkıntı yaşayan Avrupa da birçok banka iflastan kurtulmak için devletin ayırdığı ödeneklerden yardım alırken vatandaşların zor duruma düşmemesi için birçok ülke, ekonomisini kötü etkilemesine rağmen vergi indirimine gitmek zorunda kaldı.

Avrupa'da Alınan Önlemler;
Amerika’nın Lehman Brothers’ın batmasına göz yumması karşılığında oluşan kaos ve insanların güven kaybı diğer hükümetler tarafından gözlemlenince, hükümetler böylesi bir hatanın yapılmaması gerektiği sonucuna vararak öncelikle bankaları iflastan kurtarmak adına işlemlere başladılar.

Kasım 2008 Avrupa Birliği, GDP de %1,2’lik büyüme şartı ile ülkelere 200 milyar dolarlık ödenek oluşturarak yardımda bulundu. Merkez bankası ise faiz oranlarını düşürerek krize cevap verdi. İngiltere’de taban oran %5’den %0.5’e düşürüldü.

Euro Bölgesi’nde kalan ülkelerin durumu
;
İRLANDA
: Avrupa da krizin ilk vurduğu ülke olan İrlanda da 2008’in ilk yarısında GDP de %1,5’lik küçülme yaşarken 2008’in ikinci yarısında %0,5’lik küçülme ile devam etti.

Ocak 2009’a gelindiğinde İrlanda ilk üç bankasını kamulaştırmaya zorladı. Önce Anglo Irish Bank ve ardından İrlanda bankası ile Allied Irish bank kamulaştırılarak iflastan kurtarıldı.

Tüm bu önlemler sonucunda 2009’un üçüncü yarısında %0,3 lük GDP büyümesi yaşayan İrlanda krizden kendini kurtarmış oldu
ALMANYA
: Almanya’da yetkililer ihracattaki düşüş nedeniyle 2009’un ikinci çeyreğinde GDP de %1,5 daralma konusunda uyarıldılar.

Ancak Almanya bunun önünü alamadığı için ikinci ve üçüncü çeyrekte ekonomide daralma yaşandı.
Bunun ardından 50 milyar Euro değerinde kurtarma paketi düzenleyen Alman hükümeti bu çabasına rağmen Mayıs ayında sanayi sektöründe ki %2,4 daralmayı engellemeyi başaramadı ancak Hypo Real Estate isimli devlet merkezli bir bankanın hükümet tarafından hazırlanan kurtarma paketi ile iflası engellendi.

Yunanistan
ise krizi en ağır geçiren ülkelerinden birisi oldu. İhracat ve İthalatta toplam 10 milyon Euro’yu bulan kayıplar verirken, GDP ise 15 milyon Euro değerinde daralmaya uğradı. Şu an hala bu ekonomik kayıplardan oluşan dış borçları hala ödeyebilmiş değil.
Euro bölgesinde krizden etkilenen bir diğer ülke de
Fransa
oldu.
2009’un ikinci yarısında ekonomisinde gerçekleşen %0,2’lik daralma ile krize ilk adımını atan Fransız hükümeti çok geçmeden 26+15 milyon Euro değerinde bir kurtarma paketi yayınlayarak bütçe açığını %4 oranında iyileştirmeyi planladılar.

Bunun yanı sıra küçük işletmelere yapılan vergi indirimleri ve hükümetin şirketlerle yaptığı anlaşmalar ile krizden en az zararı alacak şekilde kurtulmaya çalışıldı.

Örneğin Eski arabası karşılığında çevre dostu araba almak isteyen kişilere 1000 Euro indirim yaparak araba satışlarında %30 artış sağlayan Fransa, bu sırada Renault gibi yerli markaların dünya piyasasında daha büyük yer edinmesini de sağladı.


Avrupa’nın geri kalanında durum
İNGİLTERE;
Birleşik Krallığın en büyük inşaat şirketlerinden biri olan Nationwide, İngiltere’yi 2008 Temmuzunda yaşanan ev fiyatlarının geçen yıla göre %8,1 değerinde düşmesinin İngiltere’yi bir krize sürükleyebileceği konusunda uyardı.

2008 Ekimine gelindiğinde İngiliz hükümeti 3 aşamadan oluşan ve bankaları batmaktan kurtarmak için hazırlanmış bir paket ortaya sürdü.

İlk aşamada bankalara likidite istifi için 200 milyar Euro yardım yapılacak, ikinci aşamada sermaye piyasası devlet ve bankaların birlikte çalışması ile düzene sokulacaktı.

Son olarak üçüncü aşamada ise bankalara 50 milyar Euro yardım yapılacak, bankaların ihtiyacı olması durumu içinde ayrı bir 250 milyar Euro ayrılacaktı. Toplam olarak 500 milyar Euro bankaları iflastan kurtarmak için hazırlanan bu pakette yer aldı.

1 Aralık 2008’den itibaren 13 aylığına yılbaşı zamanı alışverişi desteklemek adına Birleşik Krallık hükümeti KDV’yi %17,5’ten %15 değerine düşürdü.

4 Aralık 2008’de İngiltere Bankası faiz oranlarını %3 seviyesinden %2 seviyesine, ardından 8 ocak 2009’da %1,5 ve daha sonra 5 şubat tarihinde faiz oranı %1 seviyesine kadar düşürüldü.
En son olarak Faiz oranlarının 5 Martta %0,5’e çekilmesinin ardından İngiltere bankası piyasaya 150 milyar değerinde yeni para süreceklerini açıkladı.

2009 yılına gelindiğinde Birleşik Krallık GDP de 243 milyon Euro değerinde küçülme yaşarken, İthalat ve İhracatta 14 milyon Euro değerinde kayıplarla karşılaştılar.

26 Ocak 2010 yılında krizden kurtulduklarını bildiren İngiltere de işsizlik oranı ise 2.5 milyondan fazlaydı.

Türkiye’de, küresel krizin etkileri 2008 yılının özellikle ikinci yarısından itibaren hissedilmeye başlanmıştır…

2008 Yılı Küresel Ekonomi Krizinin Finansal Piyasalar Üzerine Etkileri
Ekonomik konjonktürün iyi olduğu yıllarda borsa sürekli olarak yükselmektedir.
Küresel ekonomik kriz ABD’de Ağustos 2007 tarihinde başlamasına rağmen Türkiye’de borsa 2007 yılı Aralık ayı sonuna kadar yükselmiş,
2008 yılı Ocak ayından itibaren krizin etkisi hissedilmeye başladığı için borsa da düşmeye başlamıştır.

Aralık 2007’de 55.381,1 olan İMKB bileşik fiyat endeksi, Ocak 2008’de %23,1 oranında düşerek 42.697,6 olarak gerçekleşmiştir. Aynı şekilde Ocak 2008’de 42.697,6 olan endeks, %15,6 oranında düşerek Eylül 2008’de 36.051,3 olmuştur. Ayrıca İMKB bileşik fiyat endeksi Aralık 2007’den Eylül 2008’e kadar yaklaşık %35 değer kaybetmiştir .Bu kayıplara bakıldığında finansal piyasaların çok kırılgan olduğu ve krizin ilk etkisini burada gösterdiği görülmektedir.

2009 yılı içerisinde açıklanan üretim rakamları, sanayinin krizden ağır bir darbe aldığını gözler önüne sermektedir.
Türkiye 2009 Şubat’ta sanayinin dörtte birini kaybetmiştir. Sanayi üretiminde yaşanan küçülme son yılların en sert daralması olmuştur.

Küresel krizin neden olduğu küçülmenin 1994 krizi, 1999 Asya-Rusya krizi, 2001 krizinde yaşanan daralmaların üstünde olduğu görülmektedir. 1994 ve 2001 krizleri gibi kendinden kaynaklanan krizler yaşadığında ihracat gelirlerini arttırarak krizi aşmaya çalışan Türkiye’nin, tüm dünya talebinde düşüşlere neden olan küresel krizde ihracatı arttırarak krizi atlatmak gibi bir olasılığı da sınırlı bulunmaktadır.


Açılan ve kapanan işletme sayısı, reel sektörün durumu hakkında çok önemli bir göstergesidir.
2007 yılı Ekim ayında 4126 şirket ve kooperatif kurulurken, 2008 yılının aynı ayında bu rakam 3026 adet olarak gerçekleşmiştir. Başka bir anlatımla
kurulan işyeri sayısında %26,7 oranında bir azalma meydana gelmiştir.
Aynı şekilde 2007 yılı Ekim ayına göre 2008 yılı Ekiminde açılan ticaret ünvanlı işyeri sayısında %9,4’lük bir azalma görülmüştür. Aynı döneme ait kapanan toplam işyeri sayısında da %64,4’lük artış bulunmaktadır. Bu veriler ekonomik konjonktürde kriz nedeniyle bir daralma olduğunu göstermektedir.

İşsizlik
Küresel ekonomik kriz dünya ekonomilerinin emek piyasalarıyla birlikte Türkiye’deki emek piyasasını da olumsuz etkilemiştir. Dünya genelinde ekonomik faaliyetlerin daralması, talepteki düşüş Türkiye’nin de üretim yapısını etkilemiştir.

Bu
ekonomik daralmaya bağlı olarak da bazı kuruluşlar işçi çıkarma yoluna gitmişlerdir.
Buna ek olarak, T
ürkiye’de yüksek oranda var olan kayıt dışı istihdam nedeniyle krizin işgücü piyasasında ne ölçüde tahribat yapmış olduğu
, mevcut ekonomik veriler ile şu anda tam olarak tespit edilememesine rağmen,
ihracata dayalı olarak üretim yapan tekstil, beyaz eşya gibi sektörlerde işten çıkarmalar gözlenmiştir
(Ünal ve Kaya, 2009: 19). Bu bağlamda, Türkiye’de kriz döneminde işsizliğin seyri Şekil 3’de verilmiştir.

Enflasyon
da ise 2007 ve 2008 yılının ilk yarısında yüksek seyreden emtia (Ticarete konu olan tüm mallar ve ürünlere verilen isim) ve
petrol fiyatları hem cari işlemler dengesini olumsuz etkilemiş hem de Türkiye’nin enflasyon ithal etmesine yol açmıştır.

Türkiye’de enflasyon, krizin başlangıcı olarak kabul edilen 2008 Eylül’ünden itibaren ilk etapta artmasına rağmen, Kasım 2008’de düşüş göstermiştir. 2009’un son çeyreğinde e
nflasyonda gözlenen artmada temel unsurlar; iç ve dış talepte gözlenen toparlanma süreci ve gıda fiyatlarının
yakın zamanda görülmedik ölçüde hızlı bir artış sergilemesidir.

Bu dönemde petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki yükselişler ile iktisadi faaliyeti desteklemek amacıyla uygulanan geçici vergi indirimlerinin sona ermesi gibi gelişmeler de enflasyonun yükselmesinde etkili olmuş, böylece
2009 yılının son çeyreğinde yıllık enflasyon % 5,27 oranından % 6,53 düzeyine yükselmiştir
.

Krize Karşı Türkiye’de Alınan Önlemler
Küresel krizin etkilerinin dünyaya yayılmasıyla birlikte başta ABD ve Avrupa ülkelerinde olmak üzere çeşitli önlem paketleri açıklanmıştır. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de küresel krize yönelik olarak çeşitli önlemler alınmıştır. Alınan önlemler şu şekilde sıralanabilecektir:

Vadesi geldiği halde ödenmemiş tüm vergi alacakları taksitlendirilmiştir.

Türklerin yurtdışındaki paralarının Türkiye’ye getirilmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır.

Mevduata güvence verme yetkisi TMSF’den alınarak Bakanlar Kurulu’na devredilmiştir.

KOSGEB kanalı ile KOBİ’lere faizsiz kredi sağlanmıştır.

Merkez bankası döviz mevduat munzam karşılıklarını düşürerek bankacılık sistemine kaynak yaratmıştır.

Halk Bankası kanalıyla esnaf ve sanayiciye yeni kredi imkânları sağlanmıştır.

SSK işveren primlerinde 5 puanlık indirim yapılmıştır.

Küresel ekonomik krizin dünya ekonomisi üzerinde en önemli etkisi üretimin daralmasıdır.
Dünya ekonomisi 2006 yılında %5,1 oranında büyürken bu büyüme 2007 yılında %5,0’a, 2008 yılında da %3,0’a düşmüştür.
Ayrıca gelişmiş ülkelerde büyüme hızı dünya ortalamasının altında kalırken, gelişmekte olan Çin, Hindistan ve Rusya 2005 yılından itibaren en fazla büyüyen ekonomiler olmuştur.
Küresel ekonomik kriz nedeniyle dünya ticaret hacminde daralmalar meydana gelmiştir.
Dünya ticareti 2006 yılında %9,3 oranında büyürken, 2007 yılında %7,2’ye, 2008 yılında da %2,6’ya düşmüştür
. Dünya ticaretindeki bu düşüş, küresel ticaretin iki ayağı olan ihracat ve ithalattaki düşüşlerden kaynaklanmaktadır.
2008 yılından itibaren petrol dışı ihraç mallarının fiyatlarının düşmesi bunları ihraç eden gelişmekte olan ekonomileri çok zor durumda bırakmıştır.
Ayrıca enflasyon oranı hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yükselmiştir.

SONUÇ
Türkiye Üzerine…
Küresel ekonomik krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki ilk etkisi finansal piyasalarda görülmüştür.

İMKB bileşik fiyat endeksi
2008 yılı ocak ayında yaklaşık 43.000 iken aynı yılın eylül ayında 36.000’e, aralık ayı içerisinde de 27.000’e düşmüştür
.

Küresel ekonomik kriz önce borsada ortaya çıkmakta daha sonra da reel ekonomide kendini göstermektedir.


Türkiye ekonomisinde 2007 yılından itibaren tarım, sanayi ve hizmetler sektöründe büyüme hızları düşmüş, buna bağlı olarak da GSYH’da azalma meydana gelmiştir.

2007 yılı sonunda %4,7 olan GSYH büyüme hızı 2008 yılı ağustos ayı sonunda %0,9’a düşmüştür. İşletmelerin talep yetersizliği nedeniyle kapasite kullanım oranları da düşmüştür.

Reel ekonomide diğer bir gösterge de açılan ve kapanan iş yeri sayısı ile istihdamdaki durumdur.

2007 yılı ekim ayından 2008 yılı ekim ayına
kadar açılan işyeri sayısı %9,4 oranında azalırken, kapanan işyeri sayısı %64 oranında artmıştır.
Aynı şekilde 2007 yılı sonunda işsizlik oranı %9,2 iken, Ağustos 2008’de %9,8’e yükselmiştir.

RUSYA:
1999 yılından 2008 güzüne kadar sabit şekilde büyüyen Rus ekonomisi 2008’in Ekim ayında krizden en ağır darbeyi alan ülkeler arasına girdi. Menkul kıymetler borsasındaki düşüşü Putin’in Mechel’e olan sözlü saldırısı ( Mechel, Rusyanın madencilik ve metal sanayinde önde gelen firmalarından biridir.) ve Ağustosta Rus barış kuvvetlerinin kuzey Osetya’ya girmesi ile daha da hızlandı. Bu gelişmelerin üzerine yine 2008 yılında Rusya’da RTS (Rus ticaret sistemi – Rus Borsası)
%72,4 değer kaybetti
ve Ruble dolar karşısında %35 değer kaybetti. 2009 yılının Ocak ayında ise Rusya devlet istatistik kurumunun açıklamasına göre sanayi üretiminde 2008 yılı Kasım
ayındaki %8,7’lik düşüşü aynı yılın Aralık ayında %10,3 oranında ani bir düşüş izledi.
2009 gelindiğinde Rublenin tekrar eski değerini kazanması ile Rus ekonomisi tekrar büyümeye başladı. 2009 yılının güzünde ise Rusya ekonomisi 2008 yılının son zamanlarına kıyasla iki kat büyüme yaşayarak 2009’un sonlarındaki kriz öncesine haline geri döndü.

ÇİN:


Çin’de IMF 2008 yılı için GDP’nin %9,7 büyüyeceğini ve bu oranın 2009’da %8,5’e düşeceğini beklediklerini ancak bu değerlere rağmen ihracatın hala düşük olduğu uyarısında bulundu. Dünya ülkeleri kriz içinde zor zamanlar geçirirken IMF’nin bu beklentisi dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin için azda olsa rahatlatıcı bir haberdi.
Diğer ülkelerde yaşanan büyük kayıpların yaşanmaması adına Çin 4 trilyon Yuan (586 milyar dolar) değerinde teşvik paketi yayınlayacaklarını bildirdi.
Teşvik paketinin sanayi, ev kiraları, kırsal altyapı, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi çeşitli alanlarda kullanılması planlandı. Ancak t
üm bu önlemlere rağmen 670.000 küçük ve orta dereceli işletmeler kapanarak yerlerini daha büyük çaplı şirketlere bırakmak zorunda kaldılar.
Yine de diğer ülkelere bakıldığında Çin’in bu krizden daha başarılı bir şekilde çıktığını söylemek mümkün.
JAPONYA

Japonya’da ihracat 5 yıllık bir aradan sonra ilk defa %1,7 seviyesinde düştü. Amerika ve Avrupa Birliği ile yapılan ihracatlar da sırasıyla
%15,4 ve %11,2 oranında azalma yaşandı.
İhracattaki bu azalış Japonya’nın bir önceki seneye göre ihracatında %90 miktarında azalma yaşamasına ve
1.28 milyar dolarlık
zarara girmesine sebep oldu.
2008’in ikinci çeyreğinde %0,6 oranında daralma yaşayan Japon ekonomisi daha sonraları 2008 yılı Ağustos ayında geçen yola göre %0,3’lük bir büyüme yakaladı ancak Amerika ile olan ihracatın
%21,8
gibi rekor bir oranda düşmesi ile Avrupa ile olan ihracatta %3,5 oranında geriledi. Bu düşüşün ardından fazla bir süre geçmeden Japon ekonomi bakanlığı 17 Kasımda Japonya’nın resmi olarak krizde olduğunu açıkladı. Ardından Aralık ayının
8’inde 7,2 Trilyon Yen (82 milyar Dolar)
değerinde teşvik paketi yayınlayarak ülkede ki işsizlik oranını azaltmayı, iş sahiplerine yardım etmeyi ve enerji açısından verimli ürünlere olmasını amaçladı.
2009’un mayıs ayında ise 2 trilyon yenlik bir yardım paketi de zayıf ve durumu istikrarlı olmayan şirketlere ayrıldı.
Japonya krizin ardından ancak 2012 yıllarına gelindiğinde ekonomisini tekrar sağlıklı seviyeye getirebildi.

İhracat ve İthalat
2008 yılı Aralık ayında; geçen yılın aynı ayına göre
ihracat % 21 azalarak 8,3 milyar dolar, ithalat % 29 azalarak 10,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir
. Yine aynı dönemde
AB ülkelerine yapılan ihracatın %39,4 azalma gösterdiği
tespit edilmiştir.

Diğer taraftan 2007 Aralık ayında % 60,3 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2008 Aralık ayında % 68,2’e yükselmiştir.

Bu veriler incelendiğinde, ithalatımızın ihracatımızdan daha hızlı oranda gerilemesinin dış ticaret açığının azalmasına ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yükselmesine neden olduğu görülmektedir.

Türkiye’nin en büyük dış ticaret pazarları olan ABD ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ekonomik durgunluk içerisinde olması 2009 yılında ihracatımızın ciddi bir gerileme sürecine girmesinin nedeni olmuştur.
Full transcript