Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Mai ve Siyah

Halit Ziya Uşaklıgil
by

Georg Schule

on 6 January 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Mai ve Siyah

Mai ve Siyah
Halit Ziya Uşaklıgil

Halit Ziya Uşaklıgil Kimdir?
1866 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul’da ilkokul ve askeri lisede okudu. 1873-1878 yılları arasında babasının işleri kötü gitmeye başladı. Annesiyle birlikte, İzmir’e dedesinin yanına gönderildi. Öğrenimini İzmir Rüşdiyesi’nde sürdürdü (1878). Bu arada babasının işlerini düzene koyup İzmir’e gelişi ve yeni bir ticaretevi açışıyla, sığıntı olma düşüncesini de zihninden attı. İkinci bir okula hazırlık için Frenk Mahallesi’nin Alioti bölümündeki Auguste de Jaba adlı avukatın emrine verildi.
Halit Ziya Uşaklıgil Kimdir?
Babasının katibi olarak işe başladı. Bu iş edebiyat merakıyla pek bağdaşmadığından, yeni iş tavsiyelerini dikkate aldı. İstanbul’da hariciyeci olmak için yaptığı başvuru, sonuçsuz kaldı. İzmir’e dönüşünde, Rüşdiye öğretmenliğine başladı. Akabinde Osmanlı Bankası’na girdi. İstanbul’da Reji Genel Müdürlüğü’nün başkatiplik teklifini kabul ederek İzmir’den ayrıldı (1893). Reji’deki çalışma günlerinde, Servet-i Fünun’a da katılarak, edebi faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Geniş bir kültüre ve bilgiye sahipti.Servet-i Fünun edebiyatının nesir alanında en güçlü kalemi oldu.Türk edebiyatının en büyük romancısı olarak kabul edildi. Romanlarındaki konularda çoğunlukla aydınlar arasından şeçtiği halde, hikayelerinde daha çok halkın yaşayışını konu olarak seçmiştir.
Halit Ziya Uşaklıgil Kimdir?
Meşrutiyet’ten sonra bir süre, Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde, Batı edebiyatı okuttu. Sonra Mabeyn Başkatibi oldu (1909). Buradan ayrıldıktan sonra memuriyete dönmedi. Bütün zamanını, edebiyata verdi. 23 Mayıs 1945 tarihinde İstanbul’da öldü.
Halid Ziya'nın ailesi, Uşak’tan İzmir’e göç ettiği için "Uşşakizadeler" diye anılan zengin bir ailedir. Bu aile, işleri çok gelişince, İstanbul’a da bir şube açtı. Aile, bu şubeyi, sermayesiyle birlikte oğul Hacı Halil Efendi’ye verdi. Halid Ziya, Hacı Halil Efendi’nin üçüncü çocuğudur.
Romanın Konusu
Hayalleri olan bir gencin lise son sınıfta babasını kaybetmesiyle hayallerinin yıkılışı ve beraberindeki hayat mücadelesi.
Romanın Özeti
Ahmet Cemil, babasının ölümünden sonra binbir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda kalır. Bunun için elinden fazla bir şey de gelmemektedir; çünkü yabancı dil bilmekten başka bildiği bir şey yoktur. Ona kalsa bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı, edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.
Romanın Özeti
Ali Şekip, Hüseyin Nazmi gibi arkadaşlarıyla başlıca tartışma konusu budur zaten. Raci gibi kendisini kıskanan, arkasından dedikodular yapan birine rağmen şiirde bir şey yapacağına inanır. Bir yandan Ahmet Cemil, bu sarı, uzun saçlı, mavi gözlü, kalem parmaklı genç, Hüseyin Nazmi'nin kız kardeşi Lamia’yı sever. Tek kaygısı onunla evlenmek, ona layık bir yuva kurabilmektir. Fakat bu mümkün olabilir mi? Olabilecek mi? Hep bunu hayal eder.
Romanın Özeti
Okulu bitirdikten sonra zavallı genç çok sıkıntılı günler geçirir. Evlerine gittiği öğrencilerin şımarıklıklarına katlanmak zorunda kalır. Ekmeğini kazanır ama, neler pahasına! Böylelerinden para kabul etmeye mecbur kalmak ona pek ağır gelir. Başka çare de yoktur. Durum dayanılmaz hale gelince, bu sefer kitapçılara polis romanları tercüme etmeye kalkar. O dönemde sayılı olan kitapçılar da onun derisini yüzerler. Geceler boyu uğraşıp yaptığı tercümelere hiç denecek kadar az para verirler. Ne öyle eserleri tercüme etmek ister, ne de parasını üzüle üzüle almaya razı olur.
Hazırlayan ve sunan: Efe Can Uzakgiden
11B, 2693

Halit Ziya Uşaklıgil
Romanın Özeti
Ahmet Cemil, günün birinde “Mir'at-ı Şuun” adlı gazetede çalışmaya başlar. Hayatı az çok düzene girer. Hatta gazete sahibinin oğlu Vehbi Efendi, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal’le evlenir. O zaman Süleymaniye’de eski bir evde oturan Ahmet Cemil, kız kardeşini mutlu görmek hevesiyle güzel bir düğün yapar. Ama bu evlilik, o zamanın evlilik şartları sebebiyle başarılı olmaz. Evlenenlerin daha önce birbirlerini tanımamaları sıkıntılar doğurur. Vehbi Efendi çok kaba, durmadan içen, küstah bir kimsedir. Öyle alçak bir heriftir ki, karısı hamile olduğu başkalarıyla gönül eğlendirir. Ahmet Cemil bu adiliklere dayanamaz. Dokunmaya kıyamadığı biricik kız kardeşinin hırpalanmasına, hatta dövülmesine razı olmaz. Bir gece Vehbi, İkbal’i öyle hırpalar, durumunu düşünmeden öyle bir tekme atar ki zavallı kadın çocuğunu düşürür. Ahmet Cemil çıldırmış bir halde, arkadaşı Ali Şekip’in dükkanına kendini atar. Ali Şekip’e anasınden aldığı küpeleri, yüzükleri emniyet sandığına saklamakta kendisine yardım etmesi için gitmiştir. Kız kardeşini ölümden kurtarması gerekmektedir. Hiçbir önlem zavallı İkbal’i ölümün pençesinden kurtaramaz.
Romanın Özeti
Hüseyin Nazmi uzağa, dışişlerine tayin edilmiştir. Memmundur. Ahmet Cemil, bir gün onu ziyarete gider. Bir aya kadar memleketten ayrılacak olan Hüseyin Nazmi, sevineceğini sanarak Ahmet Cemil’e başka bir haber daha verir. Lamia’yı evlendiriyorlardır. O zaman Ahmet Cemil Lamia’ya ait tek tük hatıra kırıntılarını bir daha yaşar. Bunlar, Lamia’nın çocukluğu ile ilgilidir. Zihninde kızı, ailesinin ısrarıyla evlenmeyi kabul etmiştir diye tasarlar. Bir an sevgisini itiraf etmeyi düşünür. Ama yoksulluğu, işsizliği aklına gelince bir yuva kuramayacağını kabullenir. Bundan da vazgeçer.
Önce kardeşi, sonra Lamia… Geriye ne kalmıştır? Eseri mi? Genç adam,bütün ömrürünü koyduğu şiirlerini bir an bile duraksamadan ocağa atıp yakar. O eserin bir anlamı kalmamıştır artık.
Romanın Özeti
Hüseyin Nazmi'nin ardından o da gidecektir. Bir gün Taksim bahçesinde otururken geleceğe ait tasarılarını hatırlar. Şimdi o da Anadolu’da bir görev alıp gidecektir. Kendisine kırgınlıktan başka bir şey sağlamayan İstanbul’dan kaçacaktır. Kararını yerine getirir. Dertli anasını alarak bir vapura biner. Gece karanlığında, son defa İstanbul'u, Cihangir'i seyreder. Deniz karanlık, gece karanlıktır. Vaktiyle Tepebaşı'nda gece gözlerine bir elmas yağmuru gibi görünen ışıklar sanki sönmüştür. Şimdi her taraf simsiyahtır. O da güneşten, hayatın biçareliğiyle alay eden ışıktan kaçarak, sonsuz bir yoklukta mutlu ve rahat, yuvarlanıp gidecektir.
Romanın Ana Fikri
İnsan hayatta karşısına çıkan zorluklara karşı mücadele etmeli, hayallerle gerçekleri birbirine karıştırmamalıdır.
Karakterler
AHMET CEMİL: Başarılı bir lise hayatı sürerken, son sınıfta babasını kaybeder ve hayat mücadelesine çok erken başlar. Amacı şiire başka bir yön vermekken babasının ölümü her şeyi alt üst eder. Hayalleri olan bir gençtir. Babasının ardından kız kardeşi İkbal’in ölümü, son olarak da yakın dostu olan Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’nın evlenmesiyle tüm hayalleri yıkılır.
HÜSEYİN NAZMİ: Ahmet Cemil’in en yakın dostudur.O da Ahmet Cemil gibi şiire düşkündür. İkbal’in ağabeyidir.
İKBAL: Ahmet Cemil’in kız kardeşidir. Özellikle babasının ölümünden sonra annesine ve ağabeyine bağlılığı artmıştır.
LAMİA: Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşidir. Güzel ve alımlı bir genç kızdır. Ahmet Cemil’in kendisine olan aşkından habersizdir.
Roman Üzerine Görüşler
Eser,dili ağır olduğu için pek anlaşılmamakta, devamlı dipnotlara bakma ihtiyacı hissedilmektedir. Buna rağmen olayların anlatılışı akıcı bir dille ifade edilmektedir.Hayat şartlarının zor olduğu bir dönemde yazılan eser,insanın maddi durumunun hayatını nasıl etkilediği açık bir şekilde ortaya koymuştur.
http://karlitorosdaglari.blogcu.com/mai-ve-siyah-kitap-ozeti-roman-ozeti/6197087
http://www.yenimakale.com/halit-ziya-usakligilin-mai-ve-siyah-romani.html
Google Görseller
KAYNAKÇA
Mai ve Siyah sözcükleri -aynı zamanda romanın da adıdır- semboliktir. “Mai” (mavi), hayal ve ümitleri; “siyah” ise, hayal kırıklıklarını, hayatın gerçeklerini, maddî tarafını temsil eder. Bu hayaller ve hayal kırıklıkları, romanın başkahramanı Ahmet Cemil’e aittir.
Mai ve Siyah romanı, mavi bir gecede bârân-ı elmasla (elmas yağmuruyla) başlar, siyah bir gecede bârân-ı dürr-i siyahla (siyah inci yağmuruyla) son bulur.
Mai ve Siyah romanında birtakım zıtlıklardan kaynaklanan çatışmalar yaşanır. Romanda yaşanan çatışmaları şu şekilde sıralanabilir: “eski şiir – yeni şiir”, “hayal – gerçek”, “imkan – imkansızlık”.
Full transcript