Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

OSMANLI DEVLETINDE ÇOCUK OYUNLARI - A.Günsu Çetin

No description
by

Ayşe Günsu Çetin

on 8 December 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of OSMANLI DEVLETINDE ÇOCUK OYUNLARI - A.Günsu Çetin

Örneğin, 1603-1617 yılları arasında 14 yıl tahtta kalan
1. Ahmet
[1590-1617] döneminde, çocukları en çok sevindiren armağanlardan biri olan
mavi-kırmızı renklerdeki gemiler,
ustadan çırağa aynı biçimde bir gelenek halinde sürmüş, ancak 19.yüzyılda buharlı gemi biçimini almıştır. Eyüp'te tahta oyuncuklar yapan marangozlar babadan gördüklerine hiçbir şey eklemeden yüzyıllar boyu sürdürmüşlerdir.
OSMANLI DEVLETINDE ÇOCUK OYUNLARI
Topaç Oyunu
Sert ağaç cinslerinden topaçlar yapılırdı ve topacı yere hızlıca atınca kırılmaması için genellikle
şimşir ağaçı
tercih edilirdi.
Topacın ucuna
kabara
dediğimiz ve yerde dönmesini sağlıyan çivi çakılırdı. Topaçın dengesi önemliydi ve bu denge güzel olursa topaç daha fazla dönerdi. Topaça
bal mumu yedirilmiş ip
sarılır ve yere atılırdı.

O dönemde, Türkiye'de oyuncak imalatı yoktu. Yalnızca tahtadan yapılma birtakım çemberler,
fırdöndüler,
kayıklar ve kartondan yapılma renkli gölge oyunu tasvirleri ve
taş bebekler
çocukların en sevdiği oyuncaklar arasında yer alırdı. Bunları daha çok
Eyüp'te
bulunan bazı marangozlar yaparlardı.
Osmanlı devletinde çocuk
Tarihimizde Çocuk konusu, başlı başına, uzun ve ayrıntılı bir inceleme gerektirir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde çocuklar belli bir yaşa kadar eve bağlı kapalı bir hayat yaşarlardı.Varlıklı kişiler çocuklarının okuması için özel öğretmenler tutarlardı. Yoksul olanlar ise "
taş mektep
" denilen mahalle okullarında okuma yazma öğrenirlerdi.
Topaç oyunları iki türlü oynanırdı.
1-
Büyükce yere bir daire çizilir
ve boş topaçlar bunun içine konurdu,oyuncu topacını bunun içine atarak,yerdeki boş topaçları dairenin dışına çıkarmaya çalışırdı,çıkardığı topaç onun olurdu.
2-Birde
zaman yarışı
yapılırdı,aynı anda döndürülen topaçlardan hangisi daha fazla dönerse o galip sayılırdı.
Ayrıca, çocukların açık havada oynadıkları çok sayıda oyun vardı. O zamanlar çocuk parkları olmadığından, çocuklar "cami avlularında, yangın yerlerinde, mezarlık tarlalarında, mahalle aralarında" oynarlardı.
Bunlar arasında
Ebe çıldır, Çaylak beni kapamazsın, pilav pişirdim, Altun beşiğe kim biner, Saklambaç
gibi oyunlar en bilinenleridir
Mangala
Şenliklerde, padişahın, davetlilerin ve halkın geldiği esas şenlik alanı dışında, ailelerin ve çocukların gittiği bayram yerlerinde de kutlamalar yapılırdı. İstanbul'un çeşitli semtlerinde birçok bayram yeri vardı. Bu bayram yerlerinde bayram günlerinde
meddahIar, gölge oyunu ustaları ve orta oyuncular
da bulunurdu.Meydanların çevresi çadırlarla dolardı. En büyük çadırda,
hokkabaz, ip cambazı
hünerlerini ortaya döker, sergi yerinde de az bulunan deniz hayvanları çocuklara gösterilirdi. Bu bir çeşit sirk çadırı gibiydi.Meddah, hikayelerini meydandaki küçük bir tümsek üstüne çıkarak, iskemle ya da kilim üzerine oturup çevresine adam toplayarak canlandırırdı. Gölge Oyunu daha çok kapalı yerlerde ve hava karardıktan sonra başlardı. Büyük meydanlarda Orta Oyunu takımları bulunurdu. Çocuklar da büyüklerle birlikte bütün bu etkinlikleri seyrederlerdi.
Şenlik meydanlarında çocukları çekecek çeşitli oyun alanları vardı. Çevresi parmaklıklı, daha çok küçük çocukların sıralanarak oturdukları
Asma Salıncaklar
çok revaçtaydı. Bugün de kullanılan
Kolan Salıncakları
'na daha büyük çocuklar binerdi. Bunlar uzun seren direklerinin tepesine bağlanan kalın halat ipleriyle kurulur, alt tarafa ayak basacak bir tahta bağlanırdı. Bu salıncaklara iki delikanlı karşılıklı biner ve kalan vururlardı. Çocukların, bazen büyüklerle bindiği

Hava Dolabı, ahşap, elli metre kadar yüksekliğe çıkabilen, içinde oturacak yerleri olan dev bir tekerlekti.
Hava Dolabı'nı ya katırlar ya da eşekler -tıpkı bostanlardaki kuyudan su çeker gibi -döne döne çalıştırırlardı.
Çocukların severek bindikleri bir başka oyun aracı olan
Atlı Karaca
[Atlıkarınca] üstü açık, küçük arabalara koşulmuş at, karaca, arslan kafalı, sakallı, bıyıklı, insan başlı, at gövdeli, heykelden olan Atlı Karaca, bir daire üzerine yerden bir arşın yüksekte arka arkaya demir çubuklarla bağlanmış olduğu halde dişli bir çark ile döndürülürdü.
Şenliklerde çocukların çok sevdiği şeylerden biri de
Çek Çek Arabası
idi. Ancak dört çocuk alabilen bu arabaların göz alıcı süsleri ve püsküllü bir tentesi vardı. Bu arabaları sahipleri çeker ve çocukları şenlik alanı çevresinde dolaştırırdı.
Midillilere, merkeplere, atlara
binen irili ufaklı çocuklar meydanı dört dönerlerdi. Özellikle çocukların eğlendiği kısımda
oyuncakçılar, simitçiler, börekçiler, şerbetçiler, macuncular
dolaşırdı.
teşekkürler...
hazırlayan:A.Günsu ÇETİN
Full transcript