Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

DEVLETÇİLİK İLKESİ- Ayşe Günsu Çetin

No description
by

Ayşe Günsu Çetin

on 20 July 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of DEVLETÇİLİK İLKESİ- Ayşe Günsu Çetin

DEVLETÇİLİK
Sunan: 152/Ayşe Günsu Çetin
162/Gülce Eroğlu
163/Mustafa Enes Koca

Konular:
Devlet, Devletçilik Tanımı ve Amaçları (Günsu)
Devletçiliğin Kökeni Liberal ve Müdahaleci Doktrinlerden Farkı (Gülce)
Atatürk’ün Düşünce Sisteminde Devletçilik ve Devletçiliğe Geçiş (Enes)
Devletçiliğe Geçiş Nedenleri (Günsu)
Atatürkçü devletçilik Yararlılığı Sürerliliği ve Önemi (Gülce)
Devletçilik İlkesi Doğrultusunda Yapılan Çalışmalar (Enes)
Devlet, toplum biçiminde yaşayan insanların,
aralarındaki düzeni kurma
ve sürdürme için oluşturdukları bir güçtür.
Devletin ana görevi düzeni kurup sürdürmek olduğu için bunu sağlamak için başvurduğu yöntemler
“devletçi” yöntem
lerdir. Düzen ancak, devletin doğrudan doğruya müdahalesi ile sağlanır.
"
"
Devletin kurduğu düzeni korumak ve sürdürmek amacıyla yaptığı ekonomik, siyasi ve toplumsal müdahaleler, “devletçilik” dediğimiz uygulamayı getirmiştir. Devletçilik,
devlet yetkilerinin artması,
genişlemesi,
kamu hizmet ve faaliyetlerinin yayılması

demektir.
Kısaca devletçilik, “Türk toplumunun ve devletinin ekonomik ve sosyal kalkınmasını gerçekleştirmek için
devlet işletmeciliği ile özel sektör işletmeciliğinin birlikte ve uyum içinde çalışmasıdır
.”
Devlet;
halk, ülke, egemenlik ve ülkü birliği
ögelerinin bir araya gelmesi ile kurulan teşkilattır.
Devletin birtakım görevleri vardır. Bunlar:
Ülkeyi iç ve dış tehlikelere karşı savunmak
,
adaleti ve güvenliği sağlamak
gibi asli görevlerdir.
Toplumsal düzeni kurmak ve sürdürmek amacında olan devlet, gerekli durumlarda da devletçilik adı altında
düzenlemeler
de bulunmuştur. Devletçilik kavramında özellikle devletin görevleri genellikle
ekonomik açıdan
ele alınmıştır.
DEVLET, DEVLETÇİLİK TANIMI VE AMAÇLARI
Ancak devletçiliği sadece ekonomik hayatla sınırlamak, kavramın içeriğini daraltmaktadır. Bundan başka devletin,
bayındırlık
,
eğitim
,
kültür
,
sağlık
,
tarım
,
ticaret
ve
sanayiye
ilişkin ekonomik etkinliklerde de görevleri bulunmaktadır.
Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından sonra devletçi ekonomik sistem uygulanmaya başlandı. Bunun nedenleri :

-Halkın elinde
yeterli sermaye
olmaması nedeniyle özel işletmeciliğin ülke ihtiyaçlarını karşılayamaması
-
Girişimci sınıf
ın yetersizliği ve
teknik eleman
sıkıntısı
-Türk insaninin daha çok tarıma ve devlet memurluğuna eğilim göstermesi

1945-46 yıllarında beykoz fabrikası tamirhane ve revizyon atölyesi
Devletçiliğin Amaçları:

Devletin
büyük işletmeleri ve önemli hizmetleri
doğrudan doğruya yerine getirmesi
Fiyatların piyasada
arz ve talebe
göre
kendiliğinden oluşmasına
müsaade etmemesi.
Üretilen
mamullerin fiyatı
nı belirlemesi

Ekonomideki hedefler
in beşer yıllık planlar halinde belirlenmesi

Özel işletme ve devlet işletmesi
nin aynı anda bulunması anlamına gelen
"karma ekonomi"
nin benimsenmesi.

DEVLETÇİLİĞİN KÖKENİ LİBERAL VE MÜDEHALECİ DOKTRİNLERDEN FARKI
Devletçilik(Etatizm) köken olarak batı çıkışlıdır.
Liberalliğe bir tepki
olarak ortaya çıkmıştır.
Her devlette
ülke sınırlarının savunulması
,
adaletin ve güvenliğin sağlanıp sürdürülmesi
, devletin temel görevleri arasındadır. Bu görevler, devletin varlığının temel nedenleri de olduğu için, bunların yerine getirilmesi tam bir devletçilik anlayışı sayılmaz.
Devlet bu görevlerinin dışına çıkıp, özellikle
siyasal, ekonomik, kültürel ve diğer toplumsal
konu ve kurumlarda ilgi alanını
genişletecek
olursa, devletçilik uygulaması başlamış olur.
ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNCE SİSTEMİNDE DEVLET VE DEVLETÇİLİĞE GEÇİŞ SÜRECİ
Atatürk, devletçiliği şöyle açıklar: “Bizim takip ettiğimiz devletçilik,
bireysel çalışmayı
ve
gayreti
esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde milleti refaha ve memleketi bayındırlaştırabilmek için, milletin genel ve yüksek çıkarlarının gerektirdiği işlerde
özellikle ekonomik sahada devleti fiilen ilgili kılmak
mümkün esaslarımızdandır.”
Ergani bakır madeni işletmelerinde denetimlerde bulunuyor.

Atatürk’ün devletçilik ilkesi;
Türk toplumunun ulaşmak istediği
çağdaş ve modern bir düzen
için gerekli olan ekonominin güçlendirilmesi ve
ulusallaştırılması
dır.
Devletçilik ilkesine göre, devlet ekonomiyle ilgili olarak
doğrudan doğruya müdahale
yapabilir. Ekonomik teşebbüsler sadece devlet tarafından yapılmayacak,
özel teşebbüslere izin
verilecek fakat hiçbir özel teşebbüs devlet kontrolünden ve teftişinden çıkamayacak.
"
"
Halkın kalkınması ve çağdaş yaşam düzeyine ulaşması için 1923-1930 yılları arasında, kalkınma için gerekli yatırımları yapması
özel girişimcilerden beklendi
.
Ama bu işlevi yerine getirmeye özel kişilerin yeterli parası, yeterli deneyimleri ve yeterli teknolojik birikimi olmaması yanında Dünyayı sarsan
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı,
liberal ekonomi politikalarının başarısızlığını ortaya koydu.
Ülkeyi kalkındırmak, halkı çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak için
"Devletçilik" ilkesi
benimsendi. Böylece hem üretim arttırılacak, sanayi gerçekleştirilecek, hem de hakça bir paylaşım yapılacak ve
ekonomik gücü kullanan bir sınıfın halkı ezmesine olanak verilmemiş olacaktı.
Devletçilikte, uygulama 1930’lu yılların başına kadar, İzmir’de 1923’te
Türkiye İktisat Kongresi’nin
belirlediği ekonomik esaslar çerçevesinde oldu. Devlet doğrudan üretici olarak ekonomik hayata karışmayacak,
bireysel girişimin öncülüğünde
Türkiye’nin kalkınmasını isteyecekti.
Yabancıların elindeki ve toplumun genelinin faydasını gerektiren
kurum ve kuruluşları da millileştirecekti.
Yani, bu konuda da devlet 1930’lu yıllara kadar devletçilik yerine,
millileştirme politikası
uygulayarak, kendisi üretici olmadı. Bu konuları, Türk vatandaşlarının kurdukları şirketlere bıraktı. Bu dönem, devletçiliğe hazırlık yılları oldu.
Birinci ve ikinci Beş Yıllık Kalkınma Planlarının hazırlanması ve uygulamaya konulması

Sanayi yatırımlarını desteklemek için Sümerbank ve Etibank’ın kurulması
Eğitim, kültür ve sağlık sektörlerinde halkın ihtiyaçlarına cevap verebilmek için yatırımlar yapılması
Özel girişimcilere ait kurumların millileştirilmesi
Milli Koruma Kanunu’nun çıkarılması
Toplumsal ekonomiyi yakından ilgilendiren temel tüketim mallarının fiyatlarının yine devlet tarafından belirlenmesi
Denizbank’ın kurulması
Faiz oranlarının devlet tarafından belirlenmesi ve kontrol altında tutulması
Devlet bankalarının kurulması
DEVLETÇİLİK İLKESİ DOĞRULTUSUNDA YAPILAN ÇALIŞMALAR
1934 yılında yürürlüğe giren Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın hedefleri
Yerli ham madde kullanmak
Günlük ihtiyaca yönelik malların üretimine öncelik vermek
Yeni fabrikaların yapımında bölgesel dağılıma dikkat etmek
Planda
kimya, toprak, demir, kâğıt ve selüloz, kükürt, pamuk ve mensucat ile kendir sanayi
ne öncelik verilmiştir. Çünkü bu alanlardaki ham madde ülke içinden karşılanmaktadır. Böylece dışarıya döviz çıkarılması önlenmek istenmiştir.
DEVLETÇİLİĞE GEÇİŞ NEDENLERİ
İÇ
DIŞ
• 1929’da sanayileşmiş ülkelerde patlak veren “Dünya Ekonomik Buhranı” liberalizme güvenilirliği azaltmıştı.
Lozan Antlaşması’nın 5 yıl süreyle, 1916 Osmanlı Gümrük tarifelerini bazı ülkelere uygulama zorunluluğu getirmesi, Türkiye’yi, yabancı malların istila etmesine yol açmıştı.
Ürünlerin fiyatları düştü, işletmeler kapandı ve işsizlik arttı.
Sanayileşmiş ülkeler, ellerindeki sanayi mallarını satamaz hâle geldi.
Az gelişmiş ülkeler ise, buhrandan tarım ürünlerinin fiyatlarının süratli biçimde düşmesi şeklinde etkilendi. Türkiye o yıllarda tarım ürünleri ihracatçısı bir ülke olduğundan, ihracatı olumsuz etkilendi.
• 1927’de çıkarılan “Teşvik-i Sanayi Kanunu” özel girişimcilere büyük kolaylıklar sağlamasına rağmen, özel yatırımlarda büyük bir artış olmadı.
Devletin, Türk tarihindeki geleneksel önemi ve ağırlığı halkı birçok şeyi “Devlet’ten” bekleyen bir psikoloji içine itmişti.
Teknik bilgi yetersizliği, sanayi ve ticaretin azınlıkların elinde olması, devletin devreye girmesini gerektirmekteydi.
• Ülkede yeterli sermaye birikiminin olmayışı büyük çaplı girişimleri önlemekteydi.
• 1930 yılının Kasım’ı ile 1931 Mart’ı arasında Atatürk, çıktığı büyük yurt gezisinde uygulanan ekonomik sistemin, coğrafi dengesizlikleri ve sosyal adaletsizlikleri gideremediğini görmüştü
ATATÜRKÇÜ DEVLETÇİLİĞİN YARALILIĞI SÜRERLİLİĞİ VE ÖNEMİ
Devletçilik anlayışı ile halkın talepleri karşısında devlet görevlerine sahip çıkarak toplumun her alanda ihtiyaçları karşılanmış,
çağdaşlaşma
yolunda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bunun yanında devletin hizmetleri tüm vatandaşlara ulaştırılarak
sınıfsız bir toplum
oluşturulmuştur.
Devletçilik somut olarak kalkınmayı başlatmış ve ekonomik alanda uygulanan planlı programlarla sonuçlarını vermiştir. 1930’ların sonuna gelindiğinde dünyanın savaşa gittiği bir dönemde Türkiye’nin kalkınma hızı,
dışa yapılan ihracat
,
sanayileşme
,
parasının değeri
,
bayındırlık
,
sağlık
,
kamusal hakların genişletilmesi
vb. alanlarda önemli başarılar elde edilmiştir.
Devletçilik,
kültürel
alanda da etkisini göstermiştir. Atatürk, siyasi çalışmaların yanında kültür ve sanat konularıyla da yakından ilgilenmiştir.
izlediğiniz için teşekkürler.
Full transcript