Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

İnsanın Doğaya Etkisi

No description
by

Berfin Barlas

on 9 June 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of İnsanın Doğaya Etkisi

Dünya'da nüfusun artmasıyla birlikte, önceki slaytta belirlenen ve benzeri ihtiyaçların artması toplumların doğal çevreyi hızla bozmasına neden olmaktadır.
ÇEVRE SORUNLARI
İnsanın Doğaya Etkisi
İnsanın Doğaya Etkilerine Örnekler
Küresel ısınmaya neden olması
Atılan atıklarla sulardaki canlıların yok olması
Ormanların yok edilmesi
Akarsular üzerine barajlar kurulması
Kıtaları birbirine bağlayan kanalların açılması
Bilinçsiz avlanma
Nükleer santrallerdeki sızıntılar
Petrol kuyularının yakılması
Suni yağışların yağdırılması
Baraj çevrelerinin ağaçlandırılması
Denizlerin doldurularak kara alanının genişletilmesi
Göllerin kurutulması
Akarsulardan aşırı su çekilmesi
Aşırı otlatmaların yapılması
Akarsuların kanallarla birleştirilmesi
Atılan cam şişelerin orman yangınına sebep olması
Anız örtüsünün yakılması
Hollanda'da yapılan polderlerle tarım alanları oluşturulması
Parçalanması olası fay hatlarını parçalama
Suni adalar oluşturulması
Aşırı tarım ilacı kullanarak toprağı kirletmesi
Nükleer Denemeler
design by Dóri Sirály for Prezi
ÇEVRE KAVRAMI VE ÇEVRE İNSAN ETKİLEŞİMİ
İnsanların çevreye etkisi önceleri çok azdı. Nüfusun az olması, sanayiinin gelişmemesi, tahribatın az olması gibi nedenlerden dolayı doğa kendini kolayca yenileyebilmekteydi.

İnsanlığın bilimde ve teknolojide büyük bir hızla ilerlemesi 20. yüzyılın başlarında doğaya ve doğal güçlere hakim olma isteği ve onlardan faydalanmayı, tahrip etme ve yok etme düzeyine vardırması doğanın kendini yenileyemeyecek boyutta bozulmasına neden olmuş, yani yaşam standartlarının hızla yükselmesiyle çevre hızı ve olumsuz değişmelere uğramıştır.
Çevre insan ve diğer canlıların yaşamı boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Canlıların katılmasıyla oluşan çevrenin bütününe
ekosistem
denir. İnsanlar çevre ile sürekli etkileşim halindedir. Çevreye uyum sağlamakla birlikte çevreyi de gereksinimleri nedeniyle sürekli değiştirmektedirler. Gıda, giyinme, barınma, enerji üretme, dinleme, merak etme gibi nedenlerden dolayı çevrede büyük değişiklikler yaşanmaktadır. Bu, insanlığın ortaya çıkmasından günümüze kadar yaşadığı doğaya hükmedebilme arzusundan kaynaklanmaktadır.
İNSANLARIN DOĞAL ÇEVREYİ KULLANMASI
İnsanlar doğal çevreyi şu gereksinimlerden dolayı kullanırlar:
BARINMA İHTİYACI
İnsanlar önceleri barınmak amacıyla mağaraları kullanmış daha sonra hayvanları evcilleştirmiş ve yerleşim alanları belirleyerek kentlerin oluşumuna kadar alan seçmiştir.
BESLENME VE GİYİNME İHTİYACI
İnsanlar beslenmek ve giyinmek için doğal tarıma uygun alanları tarım alanı olarak kullanmıştır. Aşırı tarım ürünü üretme hırsı bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Bir zamanlar Dünya'nın dördüncü büyük gölü olan Aral gölü; pamuk üretme hırsı, Seyhun ve Ceyhun nehirlerinden sulamada faydalanılmak koşuluyla bilinçsiz ve fazla su çekimi yüzünden çölleşme tehlikesiyle harşı karşıya kalmıştır.
ULAŞMA İHTİYACI
İnsanlar ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak için uygun alanlara karayolu, demiryolu, havaalanları yaparak doğal çevreyi kullanmışlardır.
Berfin Barlas
9-A 583

SANAYİ KURULUŞLARI İNŞA ETME İHTİYACI
Zamanla gelişen toplumlarda sanayi gelişmiş sanayi kurulmasına engel teşkil etmeyen alanlara fabrikalar kurulmuştur.
ENERJİ ÜRETME İHTİYACI
Enerji üretmek amacıyla akarsular üzerine barajlar yapılmış, sular altında kalan alanlar genişletilerek doğal ortamlar kullanılmıştır. Ayrıca enerji üretmede kömürden, petrolden, doğalgaz yataklarından, jeotermalden de faydalanmışlardır.
DİNLENME, EĞLENME İHTİYACI
İnsanlar dinlenmek, eğlenmek için doğal güzelliklerin olduğu alanları (deniz kıyısı, göller, akarsular, ormanlık alanlar vb.) kullanmışlardır. Bu alanlara uygun teisler yaparak çevreyi kullanmışlardır.
ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ İHTİYACI
Şehir merkezlerinde ve şehirden uzak alanlarda halkın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla büyük alışveriş merkezleri kurulmaktadır.
SAĞLIK HİZMETLERİ İHTİYACI
Şehirleşme süreci ile birlikte yeni sağlık merkezleri açılmakta ve doğal çevre kullanılmaktadır.
EĞİTİM İHTİYACI
Eğitim ihtiyaçlarının karşılanması için yeni okullar ve kültür merkezleri yapılmaktadır.
Çevre, ekonomiyi harekete geçiren, yaşamı mümkün kılan tüm kaynakların temelidir ve tüm atıklar için de bir birikim alanıdır. Yaşam kaynağı çevreye verilen zarar, öyle büyük boyutlara ulaşmıştır ki, pek çok bilim adamı toplumların uzun vadeli geleceğinin tehlikede olduğuna inanmaktadır. İnsanın, teknolojinin gelişimiyle uzaya çıkması bir övünç kaynağıdır. Fakat aynı insan, teknolojik ilerlemenin iki yüzyıl sonrasında bile çevre konusunda yeterince başarılı olamamaktadır. Doğal çevrenin bilinçsizce dengesi bozulmaktadır. Bu bozulmanın temelinde;
Çok sayıda ve hızla artan nüfus,
Aşırı kaynak tüketimi ve tahribi ve
Kirlilik yatmaktadır.
Bugün altı buçuk milyara yakın olan dünya nüfusunun ileriki yıllarda sürekli artması beklenmektedir. Nüfustaki artış, gıda konut, su, enerji, giyim gibi mal ve hizmetlere olan talebi artıracaktır. Bu ihtiyaçların giderilmesi için gereken hammadde ve hizmet üretiminde sürekli doğal kaynaklar kullanılmaktadır. Doğal kaynaklara olan bu taleple birlikte, doğal kaynaklar hem tüketilmekte, hem de çevresel kirlilik artmaktadır. Kirlilik, özellikle ekonomik faaliyetlerin çok daha yoğun olduğu gelişmiş ülkelerde daha büyük boyutlardadır. Gelişmiş ülkeler, havayı, denizleri, gölleri, yeraltı sularını, toprakları; zararlı gazlar, endüstriyel atıklar, radyoaktif materyaller, deterjanlar, gübreler, pestisitler, plastikler gibi maddelerle kirletmektedir.
Günümüzde gelişmiş ülkelerde yapılan kimyasal maddeler kullanılarak yapılan tarım artık organik tarıma dönüşmektedir. Çünkü kimyasal maddeler doğal dengeyi bozmaktadır. Organik tarım, kimyasal madde kullanımının çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini dikkate alan duyarlı üreticiler yolu ile olmuştur. Organik tarım, biyolojik dengeyi ve toprağın biyolojik aktivitesini geliştiren ve artıran bir çevresel üretim yönetimi sistemidir. Sistem, işletme dışı girdilerin minimum kullanımına ve ekolojik uyumu düzenleyen ve devamını sağlayan yönetim uygulamalarına dayanmaktadır.
HAVA KİRLİLİĞİ
Hava kirliliği, canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve/veya maddi zararlar meydana getiren havadaki yabancı maddelerin, normalin üzerinde miktar ve yoğunluğa ulaşmasıdır.
Bir başka deyişle hava kirliliği; havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek miktar, yoğunluk ve uzun sürede atmosferde bulunmasıdır. İnsanların çeşitli faaliyetleri sonucu meydana gelen üretim ve tüketim aktiviteleri sırasında ortaya çıkan atıklarla hava tabakası kirlenerek, yeryüzündeki canlı hayatı olumsuz yönde etkilenmektedir.
SU KİRLİLİĞİ
Su kirliliği, göl, nehir, okyanus, deniz ve yeraltı suları gibi su barındıran havzalarda görülen kirliliğe verilen genel addır. Her çeşit su kirliliği, kirliliğin bulunduğu havzanın çevresinde veya içinde yaşayan tüm canlılara zarar verdiği gibi, çeşitli türlerin ve biyolojik toplulukların yok olmasına ortam hazırlar. Su kirliliği, içinde zararlı bileşenler barındıran atık suların, yeterli arıtım işleminden geçirilmeksizin havzalara boşaltılmasıyla meydana gelir.
TOPRAK KİRLİLİĞİ
Toprak, yeryüzünün dışını kaplayan, kayaların ve organik maddelerin türlü ayrışma ürünlerinin karışımından meydana gelen, içerisinde ve üzerinde geniş bir canlı alemi barındıran, bitkilere durak yeri ve besin kaynağı olan, belirli oranlarda su ve hava içeren bir maddedir.
Toprak insan biyosferinin en temel öğesidir. Topraklarda meydana gelecek tüm olumsuz değişimler insan yaşamını kuvvetle etkileyecek güce sahiptir. İnsanların geçmişten gelen ve geçmişte zararları fark edilmemiş olan alışkanlıkları, bu gün toprak kirlenmesi ve bununla birlikte ortaya çıkan yeraltı ve yüzey sularının kirlenmesi sonuçlarını getirmektedir. Toprak kirliliği, katı, sıvı ve radyoaktif artık ve kirleticiler tarafından fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bozulmasıdır.
GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ
Gürültü kirliliği veya diğer adıyla ses kirliliği, insan veya hayvan yaşamını olumsuz etkileyen, dengesini bozan her türlü insan, hayvan ya da makine kaynaklı ses oluşumudur. Gürültü kirliliğinin en yaygın biçimlerinden biri, özellikle motorlu araçların neden olduğu kirliliktir.

Dünya çapında en yaygın gürültü türü ulaşım sistemlerinden kaynaklanır. Motorlu araçların yanı sıra uçak ve demiryolu araçlarının yarattığı gürültü de önemli bir yer tutar. Şehir planlamacılığında yanlışlar yapılması sanayi ve yerleşim alanlarının birbirine bitişmesine neden olabilir ve sonuç olarak sanayi alanının yarattığı gürültü kirliliği komşu yerleşim birimlerinde yaşayanların sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Gürültü kirliliği yaratan diğer etmenler arasında özellikle istirahat saatlerinde yayılan araba alarmları, acil durum sirenleri, çeşitli beyaz eşyalar ile ev âletlerinin gürültüleri, fabrika-makine sesleri, yapım ve onarım çalışmaları, ses çıkaran hayvanlar, ses sistemleri, hoparlörler, maç, eğlence, dini-sosyal faaliyetler sayılabilir.
BESİN KİRLİLİĞİ
Yediğimiz besinler fiziksel, kimyasal ve biyolojik etmenlerin etkisiyle kirlenerek güvenilirliğini kaybetmekte ve sağlığımızı bozacak duruma gelmektedir.

Sağlıklı (güvenilir) besin, besleyici değerini kaybetmemiş, fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik olarak temiz ve bozulmamış besindir.
RADYASYON
İyonlaştırıcı radyasyon, hücrenin genetik materyali olan DNA’yı parçalayabilecek kadar enerji taşımakta ve DNA’nın parçalanmasıyla hücreler ölmektedir. Bunun sonucunda doğal olarak dokular zarar görür ve kansere yol açabilir.

Çevreye rastgele atılan radyoaktif maddeler insan, hayvan ve bitki sağlığına olumsuz etkiler yaparak çevreyi ve ekolojik dengeyi bozmaktadır. Ayrıca radyasyon canlıda genetik değişikliklere ya da vücutta kalıcı değişikliklere sebep olabilir.
Full transcript