Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Hukuk ve Etik I- II- III

No description
by

Hasan Serdar Hoş

on 23 April 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Hukuk ve Etik I- II- III

Felsefenin temel sorunları!?
Cuma, Şubat, 28, 2014
I.+II. ve III. Dersler
Ahlak? Ahlak Felsefesi?
Hukuk? Etik? Ahlak? Felsefe?
Etik Kavramı
Toplum Yaşamını Düzenleyen Kurallar
Hukuk ve Etik- IV. Ders (21.03.2014)
Bir toplumda ahlaki değerler ile ilgili sıkıntılar varsa ne kadar mükemmel kanunlara sahip olunursa olunsun adil bir hukuk düzeninin varlığından söz etmek mümkün değildir.
Eski Yunancada Ethos'tan türetilmiş.
Bir toplumu, ulusu veya ideolojiyi karakterize eden innış veya idealler anlamına gelir.Latincedeki anlamı insanoğlunun davranışlarındaki doğru ve yanlış arasındaki ayırıma dayanır ve doğru eylem etik olarak tanımlanır. Doğru-Yanlış eylem?
İnsanların toplum hayatına geçişlerinden başlayarak bugüne kadar aralarındaki ilişkileri düzenleyen ve biçimlendiren kuralların uzun bir evrim geçirdiği söylenebilir.
Değer Terimleri---Değer Bildiren Terimler
Hukuksal Etik
Hukuk ve Etik II. Ders 07.03.2013
Din, Ahlak, Hukuk, Örf-Adet,Görgü (Sosyal Düzen Kuralları)
III. Derste(14.03.2014) "Jagten-Av" filmi II. ders öğrenilen etik, hukuk, ahlak çerçevesinde izlenmiştir.
Ahlak kelimesi bir isimdir. Ahlaki yargı nedir? Sorusu daha yerinde bir tanımlama olacak gibi.
Hukuk ve Etik


1- Ontoloji(Varlık Felsefesi)

2-Epistemoloji(Bilgi Felsefesi)

3-Aksiyoloji(Değerler)
Doğru? Yanlış? Zorunlu? İyi? Kötü? Şer? -meli? -malı? -mak zorunda?
Ahlaki yargıda bulunurken;
M1: Bir cümle ancak ve ancak bir değer terimi içerdiği taktirde bir ahlaki yargıyı ifade eder.

(1) Kürtaj her zaman yanlıştır.
(2) Herkes Komşusunu sevmelidir.
(3) Belli koluşşlar altında intihar doğrudur.
(4) Bebeklere eziyet etmek kötüdür.
Ahlaki alanı diğerlerinden ayırma çabası!
Ahlaki olan yargıları ahlaki olmayandan nasıl ayıracağız?
değer terimleri?
M1: Bir cümle ancak ve ancak bir değer terimi içerdiği taktirde bir ahlaki yargıyı ifade eder.
(5) Telefonumun rengi siyahtır.
(6) Trabzon Türkiye'nin kuzeyindedir.
(7) Herkes bir gün birini sever.
(8) Bebeklere eziyet etmek sıkıcıdır.
Ahlaki değer ifade ediyor mu?
M1: Bir cümle ancak ve ancak bir değer terimi içerdiği taktirde bir ahlaki yargıyı ifade eder.
(9) Makinemi tamir ederken, zamanlama dişlisini hep yanlış yere koyuyorum.
(10) Eğer daha fazla ürün istiyorsan, daha fazla gübre kullanman gerekir.
(11) Evden çıkarken anahtarı almayı unutmamalı.
(12) Oyunculuk iyiydi, ama ışıklandırma kötüydü.
Değer terimleri listemizden kelimeler içerse de hiç iri ahlaki bir göndermede bulunmayabilir.
Ahlaki yargıları ahlaki olmayan yargılardan sırf kullanılan kelimeler temelinde ayıramayız. Cümlelerin konusunu düşünmek daha verimli bir yaklaşım olabilir.
Ahlaki meseleler listesi ?
M2: Bir cümle ancak ve ancak ahlaki bir mesele hakkında olduğunda ahlaki bir yargı içerir.
(13) Kürtaj bazı yerlerde yasadışıdır.
(14) İntihar ekonomik bunalımlar sırasında daha sık görülür.
(15) İnsanlar bazen kendileri için ötenazi talep ederler.
(16) Hareketli bir cinsel yaşam iyi bir egzersiz olabilir.
İntihar?
Kürtaj?
Hırsızlık?
Ahlaki olan olmayan yargılardan yalnızca konu farklılığı temelinde de ayrılamayacağı anlaşılıyor.
İlginç bir yaklaşım; Hohn Hartland-Swann

Her toplumun çeşitli adetleri olduğu gerçeğinden yola çıkar. Bu görüşe göre, her tür adet bir tür cezayla ilintilidir. Eğer bir adeti çiğnerseniz, alacağınız ceza da ona uygun şiddette olmalıdır.
Bir toplumda en önemli adetleri yöneten kuralların, sonunda o toplumun yasaları haline geldiğini savunur. Bu kurallar bütünü o toplumun yurttaşlarının yasal yükümlülüklerini ifade eder. Orta derecede toplumsal önemi haiz adetleri yöneten kurallar ise toplumun ahlak kuralları haline gelir. En az öneme haiz olanlar ise nezaket kuralları olur.
M3: Bir cümle ancak ve ancak (i) o toplumun ahlaki bir adeti hakkındaysa(ahlak kuralları-orta derecede), (ii)değer bildiren bir terim içeriyorsa o toplum için ahlaki bir yargıyı ifade eder.
(17) Oyunda hile yapmak kötüdür.
(18) Yalan söylemek yanlış bir davranıştır.
Fakat şu örneklere baktığımızda;

(19) İnsan öldürmek her zaman yanlıştır.
(20) Bebeklere eziyet etmek kötülüktür.
Bir toplumun ahlakı, görünen o ki, o toplumda kabul edilen ahlak ilkeleri bütünüdür. Benzer şekilde bir insanı ahlakı da kendisinin kabul ettiği ahlak ilkeleri bütünü olarak alınabilir.
Etik
Belirli bir faaliyet alanında veya günlük yaşamda işlem ve eylemlerin gerçekleşmesinde dikkate alınması gereken ahlaki değerler bütünü olarak adlandırılabilir.
-özveride bulunmak
-kötü durumda olanlara yardım
-kötülük yapmamak
-zarar vermekten kaçınmak
-hırsızlık yapmak
-dedikodu yapmak
-yalan söylemek
-iftira atmak
doğru eylem? yanlış eylem?
Aristotales'e göre ahlaklı olmak, bazı eylemleri, bize kendileri bakımından iyi göründükleri için değil, bizi insan için iyi olana yaklaştırabileceğini düşündüğümüz için yapmamızdan ibarettir. Yani ahlak kuralları iyiye, iyiliğin gerçkleşmesine yöneliktir. Hatta insan için iyi olanı inceleyen yöntem politika bilimidir.
Ahlak kültürel değerlerle ilgili doğru ve yanlışları ve bunlara uygun olarak nasıl davranılması gerektiğini belirlerken etik, daha soyut kavramlara yönelir. Etik toplumda oluşmuş örf ve adetlerin, değer yargılarının, normların ve kuralların luştuğu sistemin bütününü inceler.
Ahlak bireylerin birbirlerine ve topluma karşı ödevlerini belirleyen davranışlar ile bir arada yaşama kurallarının bir bütünüdür.

Etik, ödev, yükümlülük, sorumluluk ve erdem gibi kavramları analiz eden, doğruluk ve yanlışlık, iyi ve kötü ile ilgili ahlaki yargıları ele alan, ahlaki eylemin doğasını soruşturan ve iyi bir yaşamın nasıl olması gerektiğini açıklamaya çalışan felsefe disiplinidir.
Uygarlık düzeyi geliştikçe kuralların niteliği de değişme gösterir. Din ile ilişki, etik ile ilişki vb.
1) Din Kuralları
Tek kitaplı dinlerde kurallar sadece insanla tanrı arasındaki ilişkileri düzenlemekle kalmamış, insanla insan arasındaki dünyevi ilişkileri de düzenlemeye çalışmıştır. Hatta bu kutsal kitaplarda bu yüzden oldukça fazla sayıda hukuk kuralı da yer almaktadır.
İlkel toplumlarda kural koyucu-tanrı bütünleşmesi söz konusudur.
Tarihsel sürece bakıldığında hukuk ve din birbiri içine geçmiş bir yapı sergiler. Din ve devleti, din ve yönetimi ayırma insan toplumunun modern gelişmesinin bir sonucudur.

Fakat gerçekte ne kadar ayrılmıştır? Gerçekten ayrılmış mıdır? Modern devlet din'i nasıl algılamış nasıl kullanmıştır? Kilisenin ya da dini kurumların gücü gerçekten azalmış mıdır?
Eski topluluklarda hukuk kuralları yarı dini nitelikteydi. Babil, Roma, Mısır vb. Yargıçlar aynı zamanda din adamı kimliğini de taşıyorlardı.Krallar tanrının yeryüzündeki temsilcileriydi. Ortaçağda da hukukun kaynaığının tanrı olduğuna inanılırdı. (Goya'nın Hayaletleri- film)
Ortaçağda hukuk sözcüğünden ilahi düzen anlaşılırdı. Bu duruma paralel olarak tanrının emirlerine uygun olan şey doğru ve adil, aykırı olan şey yanlış ve gayri adildi.
Din kuralları; ilahi irade tarafından konulduğuna inanılan ve insan davranışlarını düzenleyen, ölünce öbür dünyada, cehennemde cezalandırılma korkusuyla yaptırımlanan ya da cennete gitmekle ödüllendirilen emir ve yasaklardır.
Din kurallarının dört özelliği;

(1) Hukuk kuraları gibi emir ve yasaklar içermektedir(Normatif özellik)

(2) konusu insan davranışlarıdır

(3) yaratıcısı ve koruyucusu ilahi varlıklardır

(4) müeyyidesi insanın öbür dünyada çekeceğine inanılan cehennem azabıdır. Cehennemde yanma, acı çekme korkusudur.
2- Ahlak Kuralları
Din kuralları değişmezken, hukuk kuralları değişebilir.
Din kuralları ilahi adaleti, hukuk kuralları nesnel adaleti sağlamak amacı güder.
Din kurallarının kaynağı ilahi irade iken, hukuk kurallarının kaynağı beşeri iradedir.
Din kuralların manevi müeyyide(yaptırım), hukuk kuralları maddi-cebri müeyyidelidir.
Din kuralları hem uhrevi hem dünyevi kurallardır. Hukuk kuralları genellikle dünyevi kurallardan oluşmaktadır.

Din- Hukuk Kuralları Karşılaştırması
Ahlak kuralları insanların gerek kendilerine, gerekse diğer insanlara karşı olan ödevlerini gösteren ve düzenleyen bir takım davranış kurallarıdır. Hukuk ve din kuralları gibi ahlak kuralları da insan davranışlarını düzenler. İki biçimde tezahür etmektedir;

a) kişisel ahlak kuralları: insanın kendi nefsine karşı ödevlerini gösteren ahlak kurallarıdır. Örneğin; içini temiz tut, dürüst ol vb.


b) toplumsal ahlak kuralları: insanın diğer insanlara karşı olan ödevlerini düzenleyen ahlak kurallarıdır. Örneğin; yoksullara yardım et, otobüste yaşlılara yer ver vb.
Ahlak kurallarının amacı iyilik, hukuk kurallarının amacı adaleti gerçekleştirmek.
Ahlak kuralları dışa dönük olabildikleri gibi içe dönük de olabilir. Hırsızlık yapmayı düşünmek gibi.
Ahlak kuralları kuralı uygulayacak insanın vicdanı ile konarken,hukuk kuralları düzen tarafından yetkilendirilmiş insanlar tarafından konur.

Ahlak-Hukuk Kuralları Ayrımı
İhlal açısından; ahlak kuralı bakımından ahlaka uygun olup olmadığına karar verecek olan muhakeme makamı bizzat bu davranışı yapan kişinin vicdanıdır.

Hukuk kuralı bakımından ise ihlali saptayacak ve bu kuralı uygulayacak olan bireyin kendi dışında hukuk düzeni tarafından yetkilendirilen kişi ve makamlardır.

Müeyyide açısından; ahlak kurallarının ihlali durumunda kişi vicdani rahatsızlık duyar veya toplum tarafından kınanır. Ahlak kurallarının başka müeyyidesi yoktur.

Hukuk kurallarında ise müeyyide cebri nitelikte bir nitelik arz eder.

Örf ve adet kuralları açısından bir ayrım yapmak gereklidir.
İlk olarak belli kısım örf-adet kuralları aynı zamanda hukuk kuralı olarak da geçerlidir.
İkinci olarak ise bazı örf-adet kuralları hukuken geçersiz olmak ile birlikte toplumsal yaşamı düzenlemeye devam eder.

3- Örf ve Adet Kuralları
Hukuki örf-adet kuralları zorunlu olarak; süreklilik,genel inanç ve devlet desteği unsurlarıyla tanımlanabilir.
Alalâde örf-adet kuralları içinse süreklilik ve genel inanç unsurları tanımlama açısından zorunluluk arz etmektedir.
Örf-adet kuralları açısından genel olarak; kesinlik, akla uygunluk,süreklilik,eskililik ve genel inanç unsurları aranır.

Hukuk kuralları yetkilendirilmiş organlarca usulüne göre konarken, örf ve adet kuralları yukarıdaki unsurlar göz önünde bulundurularak konar.

Hukuki kuralların ihlali cebri müeyyideyi doğururken, örf-adet kurallarının ihlali toplum tarafından dışlanma, gruptan atma, dövme, linç, kınanma gibi yaptırımlara vücut verir.
Örf- Adet- Hukuk Kuralları
Aynı çevreye mensup kişiler tarafından uyulan ve kişilerin benzerleri ile karşılaştıkları zaman takınmaları gereken davranış biçimleri ile konuşma, yeme içme usulleri, oturuş biçimi, düğün ve benzeri törenlerde giyinme ve hareket tarzlarını gösteren kurallara görgü(muaşeret) kuralları denir.

4- Görgü Kuralları
Görgü kurallarının koyucusu belli bir toplumsal çevreyken, hukuk kurallarını koyan hukuk düzenince yetkilendirilmiş kurumlardır.

Hukuk kurallarına uyulmadığında cebri müeyyide ile karşılaşılırken, görgü kurallarına uyulmadığında topluluğun tepkisiyle karşılaşılır.

Görgü- Hukuk Kuralları
5- Hukuk Kuralları
Hukuk kuralı insanlar arası ilişkiyi düzenlemek amacıyla çıkarılır. Hukuk nesnelerle ilgili olduğu durumlarda da aslında insanları ve insanlar arası ilişkileri göz önünde bulundurur.
Hukuk kuralları normatif(kuralsal) bir yapıya sahiptir.
Emirler, yasaklar veya izinler verirler.
Hukuk kurallarının konusu insan davranışıdır.

Hukukun konusunun insan davranışı olması modern toplumun bir sonucudur. Daha önceki tarihsel süreçte farklı durumlar da söz konusu olmuştur.

Örn. Kitab-ı Mukaddes(Tevrat)’a göre; “…ve eğer, bir öküz bir erkeği yahut kadını süserse, ve o ölürse, öküz mutlak taşlanacak, ve onun eti yenilmeyecektir.” Bunlar gibi örnekler mevcuttur. Ürüne zarar veren çekirgeye, birinin elini kesen baltaya karşı hukuki mahkumiyetler verilmiştir.

Hukuk kuralına vücut veren insan iradesidir.
Hukuk kurallarının müeyyidesi cebir(yaptırım)dır.

Müeyyide, kuralın ihlaline bir tepki olarak gösterilen bir cebir(zorlama) işlemidir.

Sonuç olarak hukuk kuralı cebir ile müeyyidelendirilmiş kuraldır.

BİREYSEL
DIŞSAL
İÇSEL
TOPLUMSAL
ahlak
davranışlar
etik
hukuk
Hukuk etiği, "hukuk kurallarının konmasında, uygulanmasında, denetlenmesinde hukukun üstünlüğünün ve adaletin sağlanmasına yarayan ahlaki değerler bütünü" olarak tanımlanabilir.

Hukuksal etik hukukun ahlaki tarafını inceleyen bir felsefi disiplindir.

Hukuksal etik olması gerekeni amaçlar, ileriye dönüktür.

İnsanların kendisine uygun davranmalarını ister.
Hukuk ile etik arasındaki ilişkiyi kurmayı sağlayan temel değer ise adalettir. Adalet esasen ahlaki bir değer ölçüsüdür.
Hukuk Etiği'nin Özellikleri
-Evrensel olma: Bütün zamanları kapsar. Çoğunluğun azınlığa egemen olmasını, dürüstlüğe aykırı işlem ve eylemleri, yerli, yabancı, siyah, beyaz, zengin, fakir, dinli, dinsiz vs. farklı gözetilmesini hoş görmez.

-Evrensel Temel Hukuk İlkelerini İçerir: Daha açık bir ifadeyle, insan hakları, demokraitk ilkeler, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, eşitlik ilkesi, adalet kavramı(sosyal adalet anlayışı), hakkaniyet ilkesi,dürüstlük ilkesi,yardımseverlik,erdemli insan olma vb.

-Hak ve Özgürlükleri gerçekleştirmeyi amaçlar. Günümüzün uygar toplumlarında insanların mutluluğu için bu amaç çok önemlidir.

-Olması gerekeni amaç edinir: Hukuk dinamiktir. Daima yeni ihtiyaçlara göre fakat etik değerlerden uzaklaşmadan şekillenir.

-Bağlayıcıdır : İnsanlardan etik değerlere uymasını ister.
Uygulama Alanları açısından Hukuki Etik:

- Kural Koymada: Anayasa ve/veya yasa yapımında. Örn. kişiye ya da bireysel olaya özgü kanun çıkarma etiğe aykırıdır. Kanunlar genel, objektif kurallar olmak zorundadırlar. Kural koyma sürecinde etik değerlere dikkat edilmelidir.

-Uygulamada: İdarenin ve yöneticilerin hukuk kurallarını uygulanmasında (tarafsız, adil ve objektif olma çok önemlidir)

-Yargılamada: Yargılama fonksiyonunun gerçekleşmesinde(HMK 30,32,34 vb) Hakim, savcı ve avukatlara etik değerlerin yerleştirilmesinde büyük görev düşer.
Hukukçu kimliklerini, hukuk bilgilerini,
ahlaki değerlerle birleştirerek uygulamalıdırlar.

-Hukuk eğitim ve öğretiminde: Hukuk eğitim ve
öğretiminin en temel amaç ve kriterini oluşturan
adalet kavramı ve hukukun etik değeri,
aynı zamanda hukukun özünü de ifade etmektedir.
Bu ayrımdaki amaçlar yer ve zaman bakımından kesin ayrılıklara sahip değillerdir.

Tarihsel süreçte hukukun şu amaçları ön plana çıkmıştır;

Güvenlik
Adalet
Eşitlik
Düzen
Özgürlük
Toplumun mutluluğu ve iyiliği
İnsanın bağımsız bir değer sayılması

Hukukun amacı olarak “Güvenlik”;
Güvenlik, yaşam hakkını sağlayan bir araç olmanın ötesinde bir anlama sahiptir. Geniş anlamda güvenlik, kesin ve açık normlardan oluşan bir hukuk düzenine duyulan özlemi ifade etmektedir. Çünkü bu taktirde birey, hareketlerinin sonuçlarını öngörebilecek, böylece ne yapıp ne yapamayacağı önceden bilebilecektir. Bu toplumsal ilişkilerin kaynağını oluşturduğundan önemlidir.

Bentham da güvenliği hukukun temel hedefi olarak görür. Çünkü ona göre güvenlik yararın ilk ilkesidir. Bu da serbest girişim ideolojisine uyar. Güvenlik ve kesinlik sermaye açısından da çok önemlidir.

Güvenliğin iki işlevi;

Hareket serbestisi sağlamak dolayısı ile özgür yaşamın gereğidir.
Toplumsal ilişkilerin gelişimine zemin oluşturulduğundan, kollektif yaşamı ve bunun çıkarlarını güvence altına almaktadır.
Endüstri devriminden sonra iradeciliğin etkisini kaybedip sosyolojik akımların yükselişiyle, güvenliğin öncelikli yerini toplumsal gerçekçilik almıştır. (menfaatler)

Hukukun nihai amacı olarak adalet-güvenlik arasındaki seçimde güvenliği öncelikli görenler vardır. Radbruch’a göre hukuk bir değerler hiyerarşisini ifade eder. Bu hiyerarşi olmazsa hukukun tutarlılığından söz edilemez. Güvenlikle adalet arasında bir çatışma çıkarsa bunu “güç” yani devlet çözmelidir. Radbruch hukuki kesinliği adalete tercih eder..

Müspet hukuk düzeninin varlığı bu düzenin varlığı ve bu düzenin adil olup olmamasından daha önemlidir; zira müspet hukukun varlığı nesnel bir gerçekliktir;adaletin nerede olduğu ve neden ibaret bulunduğu bilinmemektedir. Bu nedenle güvenlik adaletten önce gelir demektedir. Fakat 2. Dünya Savaşı deneyimlerinden sonra(Örn; "Reich Vatandaşlık Yasası" ,"Alman Soyunu ve Şerefini Koruma Yasası“, “Halkın ve Devletin Korunması Yönetmeliği) müspet hukuka dayalı hukuk uygulamalarının hangi sonuçlara yol açtığı görüldükten sonra adaletin kesinlikten önemli olduğunu Radbruch’ta kabul etmiştir.

Adaletin ihlali hukuk kurallarını hukuksuz hukuk durumuna getirdiği ölçüde adaletin üstünlüğü kabul edilmelidir.

Kötü ve gayri etik bir kuralın iyi ve adil bir kural kadar kesin olabilmesi karşısında güvenliği en üstün değer olarak kabul edemeyiz. Ancak bu iddiaya pozitivistler bir kuralın içeriğinin iyi mi kötü mü olduğu konusunda bilimsel bir ölçüt olamayacağını savunarak karşı çıkarlar.

Adalet ve diğer amaçlar konusunda daha kesin ve belirli veriler olmaması karşısında, toplumdan kaynaklanan hukukun her şeyden önce, toplumun ve toplumu oluşturan ilişkilerin varlığını güvence altına alması gerekir. Bu da düzendir.

Düzen öngörebilmemizi ve dolayısıyla güvenliği sağlamaktadır. Adaletin tanımlanmasındaki güçlük düzenin daha nesnel ve belirli olması güvenliği ön plana çıkaran sebeplerdir.

Burada asıl olan tehlike düzenin içeriği ve anlamı, her zaman tartışmalı kalmış adalete tercih edilmesi durumudur. Gayri adil bir düzen düzen değil düzensizlik olarak ortaya çıkmaktadır. O yüzden sadece güvenden ibaret kalacak bir güvenlik anlayışıyla yetinilemez. Bir düzenin kesin kuralının başkasının menfaatlerini inkar etmesi veya insana saygıyı düzen adına feda etmesi mümkündür ve bunun kabul görmemesi gerekmektedir.

Eğer üstün amaç olarak adalet söz konusu olursa ancak güvenlik bu amaca yönelmiş araçlardan birisi olarak ortaya çıkacaktır. Fakat hiçbir düşünce öngörülebilirlik(kesinlik) önemini tamamen göz ardı edemez. Çünkü güvenlik somut bir gerçekliğe denk gelmekte ve bu açıdan açık ve kesin hükümlerin getirdiği güvenlik önemlidir.

Günümüzde güvenliğin hukukun nihai amacı olduğu eskisi kadar güçlü savunulamamaktadır. Sonuç olarak kesinliğin daha az biçimci bir değer karşısında(insan onuruna saygı vs.) ikinci dereceye düşürebileceği kabul edilmektedir.


Güvenlik için temel haklarımızdan vazgeçersek,
hem güvenliğimizi hem de haklarımızı
kaybetme tehlikesi altına gireriz. (B.Franklin)
Hukukun amacı olarak “Adalet”;
Hukukun nihai amacı bir hukuki değere ulaşmaktır. Bu değer sorunu tartışmalıdır fakat en ön plana çıkan doğal hukuk teorilerinin insanın akli doğasına dayandırdığı bir ideal değer olan mutlak adalettir. Hukuk ancak mutlak adalete yöneldiği ölçüde anlam kazanmaktadır. Mutlak adalet, bütün insanların ortak akılcı doğasına dayandığından genel, evrensel ve değişmez bir değer olarak tanımlanabilir.

Bu değerin içeriğinin ne olduğu siyasal ve ideolojik bir sorundur. En çok dillendirilen görüş adaletin eşitlik olduğunu öne sürmüştür. (Bu görüşe göre en adaletli kavram?)

Adaleti güvenliğin karşısına,hukukun nihai amacı olarak çıkarmak hukuk kuralının hukuksuzluk sayılacak haksızlıklara meydan vermesi halinde(2. Dünya Savaşı deneyimleri vs.) akla gelmektedir.

Adalet ile güvenlik arasındaki ilişkide müspet hukukun yaratılması sırasında adaletin rol oynaması,yani kurallar yapılırken adalete özen gösterilmesine dikkat edilebilir.

Bir görüşte kurala uygun davranış adildir cümlesine gönderme yapar. Böyle bir ifadenin haklı ve meşru bir çözümü göz önünde bulunduruyor olması da mümkündür. Örn. Fransız Yargıtay’ı “karar bu şekliyle ilgili metni ihlal etmemekte hatta söz konusu metnin doğru bir uygulamasını temsil etmektedir” diyerek kurala uygunluk-adalet ölçütüne yollamada bulunmaktadır.

Adaletin içeriği konusunda iki farklı akım;

Biçimsel Adalet Anlayışı Hukukun amacı düzendir.
Maddi Adalet Anlayışı Hukukun amacı ortak iyiliktir.

2. Dünya Savaşı deneyimleri, bu anlayışın temelinde yatan kanunun geçerliliği ile adaleti aynı saymak iddiasının ne tehlikeli boyutları da içinde taşıdığını göstermiştir. Bu deneyimler sonunda pozitivizmin önemli düşünürlerinden Hart, “Cinayeti, hırsızlığı, şiddeti yasaklayan;adaletin dağıtılmasında nesnellik ve tarafsızlığı sağlayan; ve nihayet benzer durumlarda benzer kararlar verilmesini güvence altına alan kurallara sahip bulunmayan bir hukuk sistemini hukuki saymak mümkün değildir.” demek suretiyle kanuni adaletin sertliğini yumuşatmak istemiştir.

Kuralın adil olup olmadığı sorunu açıktadır. Bunun önüne geçmek için kuralın adilliğinin daha genel bir kurala yollama yaparak açıklamak düşünülmüştür (kurallar hiyerarşisi) ancak söz konusu kuralı kapsayan daha genel kural da (örn;Anayasa) adil olmayabilir.
Adaletin iki ilkesi bu bağlamda öne çıkmaktadır; (i)herkese hak ettiğini ver ve (ii) eşitlik ilkeleri.


Bu güne kadar hiçbir sistem veya toplumsal şema hangi davranışın ya da kuralın adil olduğunu bilimsel olarak ortaya koyamamıştır. Değer göreceliliği buna engel teşkil eder. Bunları ancak göreceli olarak hukuk ideolojisi belirler çünkü her norm ideolojik bir bakış açısı sonucunda ortaya çıkar. Herkesin bu bağlamda hak ettiği nedir ve ya ne değildir sorusu cevaplanır ve ona göre şekillenir.

Adaletin bir diğer ilkesi olan eşitlik biçimsel adaletin tam bir tanımıdır. Uygar diye nitelenen toplumlar en azından kendi içlerinde eşit olanlara eşit muamele edilmesi esası üzerine kurulmuşlardır. Sorun eşit olanla olmayanın hangi ölçüte göre belirleneceğidir.

Örn. Bir çocuk ile aynı boyda olan yetişkin kısayken çocuk uzundur. Eşitlik ve eşitsizliği belirlenmesinde nesnel bir ölçütün olmaması fakat bilimsel nesnelliğe yakınlığı nedeniyle tarihsel süreçte adaleti tanımlamada hep önemli rol oynamıştır.

Eşitliğin somut olaylara nasıl uygulanacağı araştırılmış ve “denkleştirici(düzeltici) adalet” ve “dağıtıcı adalet” kavramları ortaya çıkmıştır.

Denkleştirici (Düzeltici) Adalet
Dağıtıcı (Paylaştırıcı) Adalet
Bireyler arasındaki eşitlik düşüncesiyle ilişkili olan toplum içindeki bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini eşitlik ve dürüstlük içinde düzenlemeyi amaçlayan adalet anlayışıdır. Özellikle bireyler arasında eşya ve hizmet alışverişinde söz konusu olan aritmetik eşitliğe dayanır. Bireyler arası eşitlik söz konusudur. Zararla tazminatın denk olması önemlidir.

Borçlu sadece bir şey almış bunun karşılığında hiçbir şey vermemiş, alacaklı da bir şey vermiş ama karşılığında bir şey alamamışsa bu denkleştirici adalet bağlamında adaletsiz bir ilişki olarak tanımlanabilecektir. Burada eşitsizlik denkleştirici adalet açısından açıktır.

Toplum halinde yaşamanın bir gereksinimi olarak ortaya çıkar. Herkesin toplumdaki görevlerine göre yükümlü olmasıdır. Orantılı bir adalet düşüncesine dayanır. Bu düşünce gereğince, gereksinimleri, yetenekleri ve olanakları bakımından eşit durumda olmayanlara eşit davranılmamalıdır. Avantajların dağıtımı, kamusal erdemle yani toplumsal yaşama katkıyla orantılı olmalıdır. Çünkü farklı durumdaki kişilere eşit davranmak eşitliğin çiğnenmesidir.

Herkesin hakları meziyet ve başarısı ile, görevleri de ehliyet ve yeteneği ile orantılı olmalıdır. Herkes yeteneği ve katkısı oranında ücret almalı, gelir vergisi geliri daha çok olandan daha fazla alınmalıdır. (Örn. Sınavda daha bilgili olan, düşündüklerini lafzıyla ve ruhuyla daha iyi yazan daha iyi not almalıdır)
Dağıtıcı adalet düzeltici adaletten daha önemlidir; çünkü malların bölüşümü ile ilgilidir. Rastlantı ve güce dayanan bir paylaşım adaletli olmayacaktır.

Adalet kavramı “0” gibidir. Yanına hangi işlemi koyarsanız ona göre amacınıza ulaşırsınız.

Örn;

0 x 10?421? istediğiniz değeri yazın sonuç “0”olacaktır. Yani eğer adaletin yanına koyduğunuz işlemi sabitleyebilirseniz işlem amacınız olan adaletle sonuçlanacaktır.

0+ 10=10 örneğindeyse adaletin işlemdeki etkisini yok eder yerine istediğiniz değeri getirirsiniz. Bu hukukun nihai amacı olarak güvenlikte böyle olabilir. Elde etmek istediğiniz amaca göre işlem yaparsınız.

Full transcript