Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Gazel-i Şeyhi

No description
by

Vildan Tursić

on 31 December 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Gazel-i Şeyhi

Gazel-i Şeyhi
Sorgıl sabadan ey sanem kim hal-i bülbül nicedür
Gelsin cemalün bagına görsün kızıl gül nicedür.
ŞERHİ:
Put gibi sevgili derken asık sevgiliyi kasteder. Sevgiliye seslenir ve Asık, sabah rüzgarı ile konuşur kendisin halinden bahseder bilip bilmezlikten gelir. Sabah rüzgarı Divan edebiyatında haberci anlamındadır burada (tecahül–i Ârif sanatı vardır.
Her kim yüzünde benlerün görmüş degül bilmez nedür Kafur ‘arız üzre ol hal-i karanfül nicedür
Senin yüzündeki benlerini görmeyen, kafur yanak üstündeki o karanfil gibi benin nasıl olduğunu, ne olduğunu bilemez.
Beyitte sevgilini yüzündeki benlerinden bahsedilir. Aşığa göre sevgilinin yüzündeki ben sevgiliye yakın olduğu için aşığın düşmanıdır. Ben siyahlık bakımından düşmanın da kalbinin karalığı ile benzetilebilir.
Divan edebiyatında sevilinin yüzü aydır. Yani sevgilinin yüzü ay gibi parlak oluşundan benzetilir. Yüzünün üstünde ben karanfile benzetilir burada teşbih sanatı vardır. Kâfûr ile ârız arasında parlaklığa ve güzel kokuya dayalı bir ilgi kurulmuştur burada teşbih sanatı vardır.
Saki sürahi ağzını sungıl teberrük va’ize
Görsün ki vakt-i germ olup meclisde kulkul nicedür
Ey saki! Sürahinin ağzını şu mübarek vaize sun da hava ısındığında mecliste kulkulun nasıl olduğunu bir görsün.
Ey güzel! Sabadan sor bakalım bülbülün hali nasıldır? Senin cemalin bağına gelsin (de)kızıl gül nasıl(mış) görsün.
İkinci mısrada bülbül aslında kendi durumunu bilir fakat başkasının durumunu sorarmış gibi davranır. Aşık, sabah rüzgarına sevgilinin bağına gitmesini ve kırmızı gülün nasıl muhteşem olduğunu görmesini ve nasıl sevgiliye aşık olduğumu anlatmak için gitmesini söyler ve asıktan sevgiliye mesaj göndermesini ister.
Sabah rüzgarı burada bir haberci bir ulak anlamında kullanıldığı için istiare sanatı kullanılmıştır. Beyitte bülbül asık gül kelimelerinde tenasüp sanatı vardır. Cemal ve bağ kelimeleri yüz anlamında kullanılmıştır burada teşbih sanatı vardır. İkinci mısrada cemal-bağ-gül kelimelerinden oluşan düzensiz leff ü neşr’dir.
Ey sakı derken sevgili kastedilir. Sürahinin ağızı derken sürahinin içindeki mest edici şaraptan yani içkiden bahsedilir. Burada mecaz-i mürsel sanatı vardır. Vaize sun derken burada kendi üstün gören vaize sun da senin o elindeki içkinin güzelliğini ve muhteşemliğini anlasın der burada aslında ona sunmasını isteyerek vaizden önce kendisi içtiğini ve ondan daha ustun olduğunu belirtmiş olabilir.
Kul kul kelimesi kullanarak bir şey içerken insanın boğazından çıkan sesten bahsedilmiştir. Aslında bu ses Türkçede lıklık kelimesi olarak bilinir. O mecliste hava ısındığın da kulkul nasıl olduğunu görsün derken bu beyitte aslında tasavvuf açısından bakıldığında aşk meclisinde olunduğunu ve herkesin farklı mertebelerden olduğunu ve mertebelerde olan kişilerin nasibindeki şarabı içtiklerini ve o mertebeler beyitte sıcak ve hararetli mertebe olduğundan bahsedilmiştir. İçkinin en son kısmı en üst mertebede olan kişiye aittir.
Remz eyle huni gözüne her kim diye saki kanı
Göster lebüni lutf ile kim sora mül nicedür.
Saki nerede? Diyene kan içici gözünü işaret et.
Şarap nasıldır? diye sorana da lütufla dudağını göster.
Bu beyitte sakı nerede derken sevgili neredir demek istenmiştir. Kan içici gözünün işaret et derken aşık burada sevgilinin gözünün kan içici yani güzelliği ile herkesi kalbine girip herkesi yaralar ve aşık ilk olarak sevgilinin gözünden etkilendiği görülmektedir. Burada göz kan içici bir varlık olarak belirtirmiştir.
Şarap burada sevgilinin dudağı ile aynı renkte olduğunu görülür. Şarap kırmızıdır ve sevgilinin dudağı da kırmızıdır bu yüzden benzetilmiştir. Saki-göz ve mül-leb teşbihleri yer almaktadır. Ayrıca birinci mısradaki remz-eyle-göz-saki ve kanı ile ikinci mısradaki göster leb- mül- nice ifadeleri düzenli leff ü neşr oluşturmaktadır.
Müşgin saçundan bir kere boynuma tak kim müdde’i
Görsün ‘abr ü müşgden zencir ile gül nicedür
Misk kokulu saçından bir kere boynuma tak ki müdde ‘i miskten ve güzel kokudan zincir ile gül nasıl olur görsün.
Sevgilinin sacları misk kokulu yanı misk-ı amber dünyanın en güzel kokusuna sahip olduğunu ve aşık sevgiliye bir kere bile olsa saclarını boynuna takmasını ister yanı onu bir an olsun yakından görmek ister.
Aşığın amacı böylece aksi kanaatteki art niyetli iddia sahiplerine güzel kokulu miskten yapılmış zincirin ve gülün nasıl olabileceğini göstermektedir. Bu arada beyitte boynuna sacını takmasını isterken aslında sevgilinin boynuna sarılmasını istemiştir eğer sevgilinin boynuna sarılırsa düşmanlar görür ve sevgiliye bakmayacaklarını düşünmüştür. Aşık bu konuşmaları yaparak aslında yanlış iddialara bulunan insanlara cevap vermiştir.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim

SURE ANVARZADA
Full transcript