Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Copy of Sosyal Öğrenme Kuramı - H.B.ÖZCAN

Bandura'nın Sosyal Öğrenme Kuramı ile ilgili hazırlanmış bir sunum. Ders için hazırlanmış olup kaynakçalar sunum planında mevcuttur. Hasan Basri ÖZCAN
by

Sadun Germeyan

on 1 April 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Copy of Sosyal Öğrenme Kuramı - H.B.ÖZCAN

Kuramın Tarihsel Gelisimi
Sosyal Öğrenme Kuramı
Model ve Modelleme
Kuramın Temel Kavramları
Sosyal Öğrenme Kuramının Dayandığı Temel İIlkeler
Sosyal öğrenme kavramı ilk defa 1947 yılında Julian Rotter tarafından kullanılmıştır. Rotter, insan davranışlarının nedenlerinin hayvanlarınkinden çok daha karmaşık olduğunu ve bu karmaşık davranışları açıklamada davranışçı yaklaşımı yararlı fakat sığ bulur. Rotter’e göre insanların belli bir ortamda nasıl tepki göstereceğini kestirmek için algılar, beklentiler, değerler gibi değişkenleri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bandura’nın kuramında gözlem yoluyla öğrenme, yalnızca bireyin diğerlerinin davranışlarını taklit etmesi değil, aynı zamanda etrafındaki olayları bilişsel süreçlerle kavramasıyla oluşan bilgidir.
Sosyal Öğrenme Kuramı
A.Bandura

*Deneysel araştırma temeli sağlamdır.

*Soyut iletişim kısıtlılığı bulunan bireylerde (çocuklar, yoğun duygusal sorunlar yaşayan bireyler) davranış değiştirmeye yönelik imkan sunar.(***)

*Kuram bilişsel süreçleri de eklediğinden davranışçı kuramın yetersizliklerini tamamlamıştır.

*Bu kişilik modeli, temel koşullandırma ilkelerinin yanında, düşünce, beklenti ve değer kavramlarını tek çerçevede anlamamıza yardımcı olmuştur.
İnsan davranışlarının çoğu diğer insanların yaptıklarının gözlemlenmesi ve onların modellenmesiyle oluşur.
Sosyal Pekiştireçler
Hasan Basri ÖZCAN
Miller ve Dollard’ın görüşüne göre birey çevresindekilerin davranışlarını ve bu davranışların sonucunu gözlemler. Gözlediği davranışlardan sonucu olumlu olanları (pekiştirilenleri) taklit eder, fakat sonucu olumsuz olanları taklit etmez. Bu anlamda bir modeli taklit etme bir tür edimsel şartlanmadır. Buna göre bir davranışın öğrenilmesi için, bireyin bu davranışın sonucunu kendisi yaşayarak öğrenmesi gerekmemektedir.
Taklit yoluyla öğrenme ya da model alma yoluyla öğrenme bazı yönleri ile bilişsel öğrenmenin özelliklerini taşımakta, ancak kimi araştırıcılar ve eğitimciler bu görüşü davranışsal öğrenme ile bilişsel öğrenmenin arasında bir yerde görmektedirler. Bu öğrenmede birey tepkilerini bazen bilinçli bazen de rastlantısal olarak seçer (Binbaşıoğlu, 1995)
Sosyal öğrenme kuramının günümüzdeki en önemli temsilcisi olarak kabul edilen Albert Bandura ise, insanın öğrenmesinin sosyal çevre yoluyla olduğunu, çocukların önemli davranış kazanma yaşantılarının başkalarını gözlemleyerek oluştuğunu söylemekte ve buna “Gözlem Yoluyla Öğrenme” adını vermektedir. Dollard ve Miller’ ın aksine, Bandura, öğrenmenin, bir kişinin, diğer kişilerin etkinliklerini basit olarak taklit etmesi değil çevredeki olayları bilişsel olarak işlemesiyle kazanılan bilgi olduğunu savunur (Cüceloğlu, 1997).
Bandura, Skinner’in klasik ve edimsel şartlanma ile ilgili görüşlerine karşı çıkmamaktadır ama insanın öğrenmesinin sosyal bir çevre içinde olduğunu, çocukların önemli davranış kazanma yaşantılarının başkalarını gözlemleyerek oluştuğunu söylemekte ve buna da “Gözlem Yoluyla Öğrenme” (Observational Learning) adını vermektedir.
Çocuğun öğrendiği davranışı için ödüllendirilmesi gerekmez ve bu davranışı sürekli yapması gerekmez.
Bu görüşe göre kişilik, başkalarının davranışını gözleme yoluyla öğrenilmiş davranışlar örüntüsüdür (Cüceloğlu, 1997).
*Plato ve Aristo demişler ki: Gözleyerek öğrenilebilir!

*Gabriel Tarde demiş ki: Giyim ve teknolojide iyi ve kötüyü bilmek taklit ile olur!

*John Dewey: İnsanlar birbirinden öğrenir!

*Lev Vygotsky: Sosyal ortam, etkileşim, öğrenenin ilgisi!
1961 yılında "gözlemleyerek öğrenme" kavramını bir deneyle ispatlayan Albert Bandura'nın yaptığı çalışma, sonuçlarının televizyon programlarının çocuklar üzerindeki etkisine gönderme yapması açısından önem kazanıyor.
BOBO DOLL DENEYİ
Bandura, deneyinde bazı çocuklara bir film izlettiriyor. Filmde "Bobo doll" adı verilen bir oyuncağa bağırıp söven, onu tekmeleyen bir yetişkin bulunmaktadır. Bunu izleyen çocuklar, daha sonra teker teker oyuncakla dolu bir odaya alınıyorlar. Tam oyunlarının ortasında, biri gelerek bu oyuncaklarla artık başka bir çocuğun oynayacağını söylüyor. İlgi çekici bu odadan çıkarılan ve hayal kırıklığına uğratılan çocuk, içinde az oyuncağın bulunduğu bir başka odaya alınıyor. Bu odadaki oyuncakların arasında "Bobo doll" da bulunuyor. Filmi izleyen gruptaki çocukların, "Bobo doll"a daha saldırgan davrandıkları gözlemleniyor.
Bandura, bir sonraki deneyinde, bir manipülasyon daha yapıyor. Şiddeti uygulayan kişi bir grup çocuğa izletilen filmde ödüllendiriliyorken, diğer çocuklara izletilen filmde cezalandırılıyor. Sonunda ödül olan filmi izleyen çocuklarda, şiddet davranışı daha fazla gözlemleniyor. Ancak sonunda ceza gören birini izleyen çocuklar, davranışı yapmaktan kaçınıyor.
Sosyal öğrenme kuramının genel prensipleri sşu sşekilde sıralanabilir:
1. İnsanlar başkalarının davranışlarını ve bu davranışların sonuçlarını gözlemleyerek öğrenebilirler.
2. Öğrenme davranışta bir değişiklik meydana gelmeksizin oluşabilir.
3. Algı, öğrenmede önemli oynar.
4. Sosyal öğrenme kuramı davranışçı ve bilişsel öğrenme kuramları arasında bir köprü veya geçiş olarak kabul edilebilir.
Sosyal öğrenme kuramı bu ilkelerle birlikte davranışçı yaklaşımın doğal ortamda olanı temsil edemediğini ve yeni ve gelecekteki tepkileri dikkate almadığını söylemektedir.
Davranış öğrenilebilir fakat hemen gösterilmez !
İnsanlar uyarıcıya karşı tepki veren basit bir organizma değildir !
Öznel Pekiştireçler
Dolaylı Pekiştireçler
Dolaylı Ceza
Dolaylı Duygusallık
Anlamsal Genelleştirme
Kurala Dayalı Öğrenme
Albert Bandura
Bandura der ki:
Doğrudan Modelleme
Sembolik Modelleme
Öğretmenin yazdığı harfi yazmaya çalışmak
Kitapta, filmde, tiyatrodaki modelin davranışının taklit edilmesi
Birleştirilmiş Modelleme
Gözlenen modellemenin yeni bir durumda kullanılması, tabureye çıkmak
Peki model alınacak bireyde bulunması gereken özellikler nelerdir?
Yaş
Cinsiyet
Karakter
Benzerlik
Beceri
Statü
Model Alma Yoluyla Öğrenme Süreçleri
Dikkat Etme
Bireyin ilgi, gereksinim ve amaçları, önceki aldığı pekiştireçler, modele duyulan hayranlık, gözlem yolu ile öğrenmede “dikkat etme” sürecini önemli ölçüde etkileyen faktörlerdir.
HatıIrlama-AkııIlda Tutma
Bilginin tekrar edilerek zihinsel resimlere veya sözel sembollere dönüştürülerek saklanmasıdır.
Davranisi Yeniden Meydana Getirme
Gözlemlenen davranışların bellekte kodlandıktan sonra birey tarafından davranışa dönüştürülmesi ve daha doğru ve daha ustaca yapılmasıdır.
Güdülenme
Öğrenilenlerin davranışa dönüştürülme sürecidir. Bu süreç davranışın neden yeniden yapılacağı ile ilgilidir.
Karşılıklı Belirleyicilik
Sembolleştirme Kapasitesi
Öngörü Kapasitesi
Dolaylı Öğrenme Kapasitesi
Öz düzenleme Kapasitesi
Öz yargılama Kapasitesi
Öz yeterlik
Birey
Çevre
Davranış
Bu etki alanları birbirlerini şartlara göre etkilemekte ve birbirlerini şekillendirmektedir. Çevre bireyin düşünce, karakter ve inanışını; bu durum bireyin davranışını; davranışlar da çevreyi etkiler.
Bireyin geçmiş yaşama ilişkin izlenimleri, sonraki yaşantılarını kestirmesi için yardımcı olur.
Gözlenen davranış modellenir, şekillenir ve sembolleştirilir.
Önceki yaşantılar, henüz davranış gerçekleştirilmeden, o davranışın sonucunda ne olacağı ile ilgili beklentiler yaratır. Öngörü kapasitesi, insanın kendini motive edebilmesi ve önceden tahmin ederek hareketlerini yönlendirebilmesi ile ilgilidir. Yani düşünce davranıştan önce gelişir.
Bilginin doğrudan deneyimlerle öğrenilmesi Bandura’ya göre sıkıcı, yavaş ve risklidir. Bireyin davranışları ve deneyimleri gözlemleyerek öğrenebilmesi dolaylı öğrenme kapasitesiyle açıklanabilir.
Birey kendi hayatını kontrol etme ve biçimlendirme yeteneğine sahiptir.
Bu yüzden kendi yaşantılarını başkalarına göre değil kendilerine göre ayarlayabilirler.
Bireyler kendi fikir ve düşüncelerini uyguladıktan sonra sonuçları değerlendirir ve kendilerini yargılayabilirler. Kişi davranışlarının sonuçlarına bakarak, bireysel denetleme yapacak ve düşüncelerinin yeterliğini test edecektir.
Bireyin yaşamını etkileyen olaylar ve kendi yaptığı işler üzerindeki kontrolüne ilişkin inanış düzeyidir.
Bireyin yapması gereken performans ile kendi kapasitesini karşılaştırıp duruma göre harekete geçmesidir.
Bireyin karşılaşmış olduğu güçlüklerde nasıl başarılı olabileceğine ilişkin kendisi hakkındaki inancıdır (Miller, 2008; Bak, 2011).
Öz yeterliği yüksek olan bireylerin özellikleri
- Karmaşık olaylarla baş edebilme
- Problemlerin üstünden gelme
- Çalışmalarında sabırlı olma
- Başarmak için kendilerine güvenme
- Okulda daha başarılı olma
- Meslek hayatlarında daha başarılı olma
Öz yeterliği düşük olan bireylerin özellikleri
-Olaylarla baş edememe
-Umutsuzluk ve mutsuzluk
-Problemlerle karşılaştıklarında kendilerini yetersiz bulma
-İlk denemelerinde başarısız olurlarsa tekrar denemekten kaçınma
-Kendi gayretlerinin sonucu pek değiştiremeyeceğine inanma
Kişinin yeterliği hakkındaki inançlarını etkileyen dört kaynak (Miller, 2008; Bak, 2011; Kalkan, 2011; Senemoğlu, 2012);

1.Daha önceki girişimlerindeki başarı ve başarısızlıkları sonucu elde ettiği bilgiler (Bireyin kendi davranışları),

2.Başkalarının benzer görevdeki başarı ve başarısızlıklarının gözlenmesi sonucu oluşan dolaylı deneyimler (Dolaylı yaşantı),

3.Başkalarının sözsel yolla çocukları ikna etmesi (Sözel ikna),

4.Çocukların kendi fizyolojik ve duyuşsal durumlarından aldıkları bilgiler (Psikolojik durum) .
Sosyal Öğrenme Kuramının Güçlü Yönleri (Burger, 2006)
Sosyal Öğrenme Kuramına Yönelik Elesştiriler
*Gelişim kuramcılarına göre Bandura fazla “çevreci”dir. Bandura gelişimsel değişkenleri pek yeterli bulmamaktadır. Bu bağlamda kişiliği dar bir kalıpta incelediği için eleştirilir.

*Kuram kişiliğin sürekliliği ve değişmezliği kavramlarını açıklayamamaktadır. Bireyler farklı durumlarda kendine özgü davranır ve yalnızca pekiştirme-ödüllendirme kavramlarıyla açıklanamaz.

*Kuram, doğuştan getirilen biyolojik ve genetik farklılıkları açıklamada yetersiz kalmaktadır (Cüceloğlu, 1997).

*Kuram bireysel farklılıklar nedeniyle kişilerin genelini kapsamayabilir.

*Kuramın bazı özelliklerinin geçerliliği, bazı kültürlerde (bireyci kültürler) zayıftır.
Sosyal Öğrenme Kuramının Eğitimde Uygulanması
Başarı deneyimi yaşayan öğrencilerin başarma ihtiyacı güçlenir. Bu da motivasyonun artmasına dolayısıyla öz yeterliğin gelişmesine yardımcı olur.
•Öğrenci başarısını arkadaşlarının yanında gösterdikçe, onların kabul edişini gördükçe öğrencinin öz yeterliği artar.

•İşbirlikli öğrenme yöntemiyle bir arada bulunan öğrencilerin öz düzenleme kapasiteleri artacaktır.

•Öğretmen öğrenciler için tam anlamıyla bir model olmalıdır.

•Hangi davranışların model alınması isteniyorsa o davranışlar, açıkça gözlenebilir şekilde sergilenmelidir.

•Öğrencilerin bireysel özellikleri dikkate alınmalıdır (Gelişim özellikleri ve bireysel farklılıklar).

•Öğrencinin gözlemlediği davranışı yapabilmesi için uygun ortamlar sağlanmalıdır.
Öğrencinin gerçekçi amaçlar oluşturabilmesi ve bu amaçlara ulaşabilmesi için öz yeterliğinin yüksek olması gerekmektedir.

Bunu sağlayacak olan da öğretmen olmalıdır!
Teşekkürler :)
Hasan Basri ÖZCAN
Full transcript