Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

SOSYOLOJİYE GİRİŞ

No description
by

meral yiğit

on 5 November 2017

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of SOSYOLOJİYE GİRİŞ

Sosyolojinin Tanımı

Latince toplum anlamına gelen socius ile Yunanca bilgi anlamına gelen logos sözcüklerinden oluşmuştur. Karşılığı toplum bilgisi' dir. Toplumun oluşum işleyiş ve gelişim yasalarını inceleyen bir sosyal bilimdir

Sosyolojinin pozitif bilim olarak kurulmasında, sanayileşmenin meydana getirdiği hızlı toplumsal değişmeler etkili olmuştur. A. Comte ve E.Durkheim sosyolojinin bilim olarak kurulmasında öncü isimlerdir.

SOSYOLOJİNİN ÖZELLİKLERİ
* Bireysel problemlerle ilgilenmez, çünkü konusu sosyal olay ve olgulardır.

* Bütün toplumlar için geçerli olabilecek evrensel ilkeler koymaz. Çünkü toplumlar birbirinden pek çok yönden farklıdırlar.

* Sosyal olayların ortak noktalarından hareketle genellemelere ulaşır.

* Sosyal olayları çok yönlü ve çok faktörlü olarak sebep – sonuç ilişkisinde (determinizm) inceler.

* Sosyal olayları toplum bütünlüğü açısından bütüncül bir bakışla ele alır.

* Olması gerekeni değil, olanı inceler. Böylelikle değer yargılarından arınık olarak nesnel sonuçlara ulaşır.

* Sosyoloji kurallar koymaz.

* En iyi toplum modelini ortaya koymaz, çünkü bulgularını araştırmalara (olgulara) dayandırdığından pozitif bir bilimdir.

*Kendine özgü araştırma teknikleri olan pozitif bir bilimdir.
Sistemli ve düzenli bilgilerden oluşur.
SOSYOLOJİNİN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ
Sosyoloji toplumu bölmeden ele alır onu tıpkı bir insan vücudu gibi bütün olarak bakar. Ancak diğer
sosyal bilimler toplumun yanlızca kendilerini ilgilendiren bölümleri ile uğraşırlar.

1. Sosyoloji – Tarih
Tarih, geçmişte yaşanan olayları tek tek, belgelere dayanarak, yer ve zaman bildirerek ele alır. Sosyoloji ise
tek tek yaşanan tarihsel olayların ortak noktalarından hareketle genellemelere ulaşır.

2. Sosyoloji – Psikoloji
Psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını inceleyen pozitif bir bilimdir. Toplum ise tek tek bireylerin ortaya koyduğu
sosyal ilişkilerden oluşur. Aynı zamanda bireyler ortaya koydukları toplum kültürünün bir üyesi olarak yaşarlar.
Bu durum sosyolojinin, psikolojiden tamamen bağımsız olmadığını gösterir.

3. Sosyoloji – Antropoloji
Antropoloji, toplumların ırk yapıları ve kültürleriyle ilgilenir. Kültür bir toplumun yaşayış tarzını belirttiğinden ve
ırkların da toplumsal yaşantıyla ilişkisi olduğundan dolayı, antropoloji sosyolojiyle yakından ilişkilidir.

4. Sosyoloji – Hukuk
Hukuk, insanlar arası ilişkiyi düzenleyerek toplum düzenini sağlamaya çalışır. Toplumun düzeni, konusu toplum
olan sosyolojiyle yakından ilişkilidir.

5. Sosyoloji – Ekonomi
Ekonomik faaliyetler, üretim, tüketim, bölüşüm ve değişim ilişkilerinden oluşur. Topluma faydalı olmaya yönelik
yapılan bu ekonomik faaliyetler toplumsal ilişkilerin büyük bir bölümünü oluşturur ve toplum hayatını önemli
derecede etkiler.

6. Sosyoloji – Siyaset
Siyaset yönetim ilişkilerini konu edinir. Toplumun yönetimi de sosyolojiyle ilişkilidir.

7. Sosyoloji – Coğrafya
Yeryüzü şekilleri, doğa kaynakları, bitki örtüsü, iklim vs. coğrafyanın konusu olduğu kadar, toplumsal
yaşantının belirleyici unsurlarıdır. Bu bakımdan sosyolojiyle ilgilidir.

SOSYOLOJİNİN YÖNTEM VE ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ
Sosyoloji bazı gerçek ve yasalara ulaşmak için bilimsel araştırmalarda bulunur.Bu araştırmaların doğru, geçerli ve güvenilir olabilmesi için sosyoloğun bazı özelliklere sahip olması gerekir. Bunlar;
Nesnellik: Araştırmacının sosyal olayları kendi değer yargılarını katmadan incelemesi. (objektiflik)
Geçerlilik: Araştırmacının konusuna uygun yöntem ve teknikleri kullanması.
Basitlik ve Açıklık: Araştırmacının elde edeceği bilgilerin başka araştırmacılar tarafında kullanılacağını bilmesi nedeniyle kolay, açık ve kısa yolu seçmesi.
Doğruluk: Araştırmacının yanlış bilgilerden kaçınması en doğruyu bulmak için çaba sarf etmesi.

Bilimlerin Kullandığı Yöntemler

Tümevarım: Tek tek olayları inceleyerek doğru ve geçerli genellemelere ulaşmak. Parçadan bütüne.
Tümdengelim: Genel geçerlik kazanmış genel yargılardan mantık yolu ile özel gerçeklere ulaşmak. Bütünden parçaya.
Birleştirici Yöntem: Bilgilerin sınıflandırılmasında ve sistemleştirilmesinde kullanılır.




Sosyolojinin doğrudan incelediği konular:

- Toplumun yapısı
- Toplum içindeki sosyal ilişkiler
- Toplumlar arasındaki yakınlaşmalardan doğan sosyal kurumların doğuşu ve gelişimi
- Toplumsal değişmeler, bu değişmelerin ortaya çıkış nedenleri ve sonuçları
- Kültürel değişmeler
- Kişinin grup içerisindeki statüsü, rolü uymakla yükümlü olduğu kurallar. Grup kurallarının insan
davranışlarını etkileme dereceleri
- Toplumsal kurallarda zamanla meydana gelen
değişmeler;yeni kuralların ortaya çıkış nedenleri

Sosyoloji bu işlevleri yerine getiren Aile kurumunu, Devlet kurumunu, Eğitim kurumunu ekonomi kurumunu inceler. Toplumsal değerler, nüfus olgusu, yerleşim ortamları(köyi kent vb), toplumsal sınıflar, toplumsal tabakalaşma ve iletişim konularıdır.


SOSYOLOJİYE GİRİŞ
SOSYOLOJIYE GİRİŞ
SOSYOLOJİNİN BÖLÜMLERİ
1) Genel Sosyoloji

Sosyolojinin konusu, sosyal olayların niteliklerini, sosyolojinin diğer bilimlerle ilişkilerini , sosyolojinin tarihini, insan topluluklarını konu alır.

2) Sosyal Morfoloji
Toplumun maddi yapısını inceler; ikiye ayrılır:

* Sosyocoğrayta: Toplumun üzerinde yaşadığı bölgenin doğal özelliklerinin toplumun yapısına olan etkilerini inceler.

* Demoğrafya: Toplumun nüfusunu, nüfusun niteliklerini ve nüfusun toplumsal yapıya etkilerini inceler.

3) Sosyal fizyoloji

Sosyal kurumların doğuş ve işleyişlerini, birbirlerine olan etkilerini inceler.
Aile sosyolojisi, Hukuk sosyolojisi, Din sosyolojisi, Siyaset sosyolojisi gibi kurumları inceler.
Sosyolojide Veri Toplama Teknikleri

a. Gözlem: Toplumsal olayların oluş halinde iken amaçlı olarak izlenmesidir.
1) Basit Gözlem (Katılımlı Gözlem, Katılımsız Gözlem) 2) Sistematik Gözlem
b. Anket: Toplumsal olaylar hakkında bireylerin görüşlerini öğrenmek için önceden hazırlanarak kağıda dökülmüş soruların, soru formu halinde uygulanması esasına dayanır.
Köy yolunun yapılmasından sonra köylülerin bu konudaki düşünceleri anket yapılarak saptanabilir.
c. Monografi: Sınırları belirlenmiş bir konunun derinlemesine araştırılmasına monografi denir. Köye yol yapıldıktan sonra, köy hayatının her yönüyle derinlemesine incelenmesi monografiye girer. İlk monografi çalışmalarını Fransız Le Play başlatmış, “işçi aileleri” üzerinde ilk kez monografi çalışmaları yapmıştır.
d. Olay inceleme: Toplumsal yaşantıda belirleyici bir etkide bulunan bir toplumsal olayın incelenmesi esasına dayanır. Örneğin, geçmiş dönemde yapılan bir ihtilâlin toplumsal yaşantıyı ne yönde ektilediğinin belirlenmesi gibi
e. Sosyometri: Küçük gruplarda, grup üyeleri arasındaki duygusal yakınlaşma derecesini (sevme, kıskanma, nefret etme gibi) belirlemeye yarayan bir araştırma tekniğidir.
f. İstatistik: İstatistik, sayılabilen ve ölçülebilen olayların belirlendiği bir yöntemdir. Diğer araştırma tekniklerinden elde edilen bilgilerin sayılarla ifade edilerek yorumlanması esasına dayanır.Örneğin, köylüler üzerinde yaptığımız bir anketin sonuçlarına göre ilk defa köylerine yapılan otomobil yolu için köylülerin olumlu ve olumsuz görüşlerini sayılarla yorumlayabiliriz.
g.Görüşme: Belirli konularda önceden hazırlanan sorulara dayanan "karşılıklı konuşma" tekniğine denir.
h.Örneklem Alma: İnceleme alanını temsil edebilecek örneklerin alınarak, araştırmaların bu örnekler üzerinde yapılmasını ve sonuçların da bütüne genellenmesini ifade eder. Örn. Okul

Sosyal Olay
Başlangıç ve bitiş süresine sahip, bir defalık olup biten oluşumları
İfade eder. Örneğin, Fransız İhtilali, Habitat II organizasyonu gibi.Ahmet ile Ayşe' nin evlenmesi.

Sosyal Olayların Özellikleri
1) Tek tek ortaya çıkan somut ve özel oluşumlardır.
2) Tek bir etkenle açıklanamaz çünkü sonucu etkileyen birçok etken bulunur.
3) Karşılıklı olarak sosyal olaylar arasında etkileşim vardır.
4) Bireylerin dışında oluşları nedeniyle zorlayıcı karaktere sahiptir.
5) Gözlenebilir ve ölçülebilir olduklarından istatistiğin konusuna girerler.
6) Temel sebebi insanların toplu halde yaşamasıdır.
7) Toplumdan topluma ve aynı zamanda toplumda zamanla değişirler.
8) Kuşaktan kuşağa aktarılırlar.
9) Bir ulusun milli karakterinin belirleyici faktörleridir.

Sosyal Olgu
Aynı nitelikteki sosyal olayların genel ifadesidir. Sosyal olay gibi başlangıç ve bitiş süresine göre değerlendirilmez. Buna göre Fransız İhtilali sosyal olaya örnek oluştururken, toplumlarda bir ihtilâl olgusu soyut ve genel olarak vardır. Aynı şekilde, zaman zaman Habitat toplantılarının yapılması Habitat olgusunu ortaya koymaktadır.
Evlenme
Tönnies: toplumları sosyal ilişkilerin niteliğine göre iki kısımda inceler: Cemaat ve cemiyet. Cemaatlerde benzer ilişkilerin, cemiyetlerde de farklı ilişkilerin olduğunu vurgular.
Cemaat
, ortak iradenin, ortak mülkiyetin, ortak çıkarların, birlik şuuru ve biz duygusunun hakim olduğu, düzenin yazılı olmayan kurallarla sağlandığı (adetler, töreler gibi) köy topluluklarını anlatır.
Cemiyet
ise, çıkarlara dayalı olarak ben duygusunun hakim olduğu, bireysel irade ve bireysel mülkiyetin görüldüğü, düzenin resmi yollardan yazılı kurallarla sağlandığı şehir topluluklarını anlatır.

Sosyal Dayanışma:
Topluluk halinde yaşayan bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerinde yardımlaşma şeklinde ortaya çıkan
duruma dayanışma denir.

Durkheim de cemaat ve cemiyet ayrımına uygun olarak mekanik ve organik olmak üzere iki dayanışma tipinden söz etmiştir.

Cemaatte karşılıklı yardımlaşmaya dayalı bir işbirliği (
mekanik
) olduğunu söyler. Köylerdeki imece usulü dayanışma buna örnektir. Cemiyette ise farklı iş kollarının birbirini tamamlaması şeklinde görülen sözleşmeli dayanışmanın (
organik
) olduğunu söyler. Şehirlerdeki iş bölümünün birbirini tamamlaması buna örnektir. Durkheim mekanik dayanışma ile organik dayanışma ayrımını nüfusun artışına dayandırır.

Türkiyede Sosyoloji
Türkiye' de sosyoloji çalışmaları 19. yy sonlarına doğru A.Comte H. Spercer, Le Play ve E. Durkheim'in kitaplarının Türkçeye çevrilmesiyle başlamıştır. 20. yy başlarında Türkiye'de iki sosyoloji itibar görmekteydi. bunlardan biri Ziya Gökalp'in öncülüğünü yaptığı A. Comte ve E. Durkheim'in ekolü ikinisi ile Prens Sebahattin'in öncülüğünü yaptığı Le play ekolüdür.

Ziya Gökalp tüm toplumların üç aşamadan geçünümüze kadar geldiğini savunmaktadır. Bu aşamalar Kavim, ümmet, ulus aşamalarıdır. toplumlar
kavim
aşamasında iken, toplumsal bütünlüğü dil, soybirliği ve ortak gelenekler oluşturmaktaydı. toplumlar
ümmet
aşamasına geçince kavim aşamasındaki özelliklerini yitirip, evrensel dillerin eğemenliğine girerler. ulus aşaması ise toplumların en gelişmiş aşamasıdır. çünkü bu aşamada toplumlar, özgün değerlerini yeniden örgütleyip yeni bir kişilik geliştirir.
ulus
aşamasının en temel öğesi kültür (hars) dır. kültür ulusal, uygarlık ise evrenseldir. Türk ulusculuğunun önde gelen temsilcisi olan Ziya Gökalp'e göre bir toplumun ulusal dönüşmesindeki en temel etken eğitimdir. bu nedenle toplumun tüm bireylerinin temel ilkeleri aynı denle toplumun tüm bireylerinin temel ilkeleri aynı olan bir eğitim sisteminden geçirilmesi şarttır.

Prens Sabahaddin ise ülkemizde Le play ekolünün temsilcisidir. Damat Mahmut Celaleddin'in oğludur. annesi ise Semiha Sultandır. yaşamının büyük bir kısmını Paris'te geçiren Prens Sabahaddin, toplumsal yapıda sorun yaratan iki konu üzerinde durmuştur. bunlardan biri insan kişiliğine önem vermeyen eğitimsistemi, diğeri ise merkeziyetçiliğe dayanan yönetim sistemidir.

Ülkemizde sosyolojinin gelişimine katkıda bulunan bir diğer sosyolog ise Mehmet İzzet'tir. Mehmet İzzet özellikle batıda kullanılan yöntem ve tekniklerin ülkemizde de benimsenmesi için büyük çaba harcamıştır. 1933- 1945 yılları arasında Almanya'da Hitler'in baskısından kaçan Alman bilim adamlarının İstanbul üniversitesi'nde göre e başlaması sosyoloji çalışmaların Türkiye'de hızlanmasına neden oldu.
Hilmi Ziya Ülken, Fahri Fındıklıoğlu, Nurettin Şazi Kösemihal verdikleri dersler ve yayınladıkları makale ve kitaplarla sosyolojinin gelişmesine katkıda bulundular.
ÖNEMLİ ÜÇ TÜRK SOSYOLOG
&
SOSYOLOJİ'YE KATKILARI

ZİYA GÖKALP
Gökalp’in sosyoloji anlayışında
toplum
, birey üzerinde her türlü üstünlüğe sahiptir. Birey , toplum için feda edilir. Ziya Gökalp’te bireycilik; insanı ülküsüz , inançsız bırakır, ahlaki kararsızlığa, hayal kırıklığına , şüpheye, bunalıma sürükler.
Devletçiliği , dayanışmacılığı, halkçılığı, korumacılığı savunan, düzen içinde ilerlemeden yana olan Ziya Gökalp, sosyalizme karşı olmuştur. 
ESERLERİ:
Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak
Kızıl Elma 
Türkçülüğün Esasları
Hars ve Medeniyet


MÜBECCEL BELİK KIRAY
Mübeccel Kıray, 1964’te Ereğli'de yaptığı bir çalışmadan sonra ortaya koyduğu
tampon kurum ve tampon mekanizma
kavramlarını kullanmıştır.
Çukurova bölgesinde farklı teknolojik gelişme düzeyindeki dört köyü incelemiş, teknolojinin gelişmesiyle birlikte toplumsal tabakalaşmanın, topraksızlaşmanın arttığını, yaşam düzeyinin düştüğünü, muhtarlık gibi kurumların toplumsal kutuplaşmaya hizmet ettiğini ve bu koşullarda ailenin yardımlaşma bakımından özel önem kazandığı sonucuna varmıştır.
ESERLERİ:
Değişen Toplum Yapısı, 1998, 
Ereğli; Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası, 1984.
Kentleşme Yazıları Örgütleşemeyen Kent: İzmir, 1998.
Tüketim Normları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Araştırma, 2005

ŞERİF MARDİN
Mehmet Ziya Gökalp 23 Mart 1876 Diyarbakır’da doğmuş , 25 Ekim 1924 İstanbul’da vefat etmiştir.
Türk milliyetçiliğinin babası olarak bilinir.
İlk Türk sosyologdur.
Lise programlarına sosyal bilimler dersi koydurtarak bu disiplinin okullarımıza girmesini sağladı.
Balkan Savaşı (1912) sırasında İstanbul’a gelir. İstanbul Dârü’l-Fununu’nun (İstanbul Üniversitesi) eğitim faaliyetlerine katılır. Dârü’l-Funun’da sosyoloji dersleri okutur ve dünyanın ikinci sosyoloji bölümünü kurar. 
Türk sosyolojisinde millici ve uyuşmacı modelin ilk temsilcisidir.
1923 yılında doğmuş, 2007 yılında vefat etmiştir.
Türkiye'de sosyolojinin kurumsallaşmasında önemli rol oynamıştır.
1962-1972 yılları arasında ODTÜ’de pek çok ders verir. Sosyoloji Bölümünün kurulmasına öncülük eder.
Kıray, kırsal ve kentsel toplumsal değişmeyi konu alan çalışmalarıyla çağdaş Türk Sosyolojisine önemli katkılarda bulunmuştur.
Modernizmin Türkiye’de yarattığı hızlı dönüşümü anlatmaya çalışmıştır.
ODTÜ Mustafa Parlar Ödülü, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Fahri Doktor unvanı ve Aydınlanma Kadınları Ödülü'nü aldı. 1994'te Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) şeref üyeliğine seçildi.

1927 yılında İstanbul’da doğmuştur.
1967–1970 yıllarında Türkiye Sosyal Bilimler Derneği (TSBD) kurucu başkanlığını yapmıştır.
Modernleşme, din, siyaset gibi konularda çalışmalar yapmıştır.
Şerif Mardin, 2007 yılında Vatan Gazetesi'nden Ruşen Çakır'la yaptığı bir röportajda “mahalle baskısı” kavramını ortaya attı. Bu kavramla, muhafazakarlaşan bir toplum içerisinde, bu muhafazakarlaşmanın baskın hale gelmesi durumunda “dini” bir hayat tarzını benimsemeyenlerin kendilerini dışlanmış hissedeceklerini ve baskın hale gelen muhafazakarların değerlerinin ağırlık kazanabileceğini anlatmaya çalıştı.

Merkez- çevre kuramını kullanmıştır. Mardin’e göre “her toplumun bir merkezi vardır.” Bu merkez, toplumun siyasal ve yönetsel tüm araçlarını kendi elinde bulunduran azınlık/seçkin bir kitleden oluşmaktadır.Bunun yanında bir de çevre vardır. Çevre, toplumun çoğunluğunu oluşturan fakat yönetsel alanın ve iktidar alanının dışında kalan bir kesimden oluşmaktadır. Türkiye’de 1923 itibariyle “merkez”i oluşturan unsur Kemalist ideoloji ve onu benimseyen seçkin zümre olmuş; “çevre”yi oluşturan unsurlar ise Müslümanlar, Kürtler, azınlıklar “merkez-dışı” etnik veya kültürel gruplar olmuştur.
ESERLERİ:
Din ve İdeoloji
İdeoloji
Türkiye’de Din ve Siyaset
Türk Modernleşmesi

sosyoloji
toplumu oluşturan ögeler
TOPLUM;
Toplum, belirli bir coğrafi bölge üzerinde temel ihtiyaçlarını karşılamak için örgütlenmiş, aralarındaki etkileşim ve iletişimi düzenleyen kuralları ve kurumsal ilişkileri olan görece büyük insan topluluğudur.
BRAINSTORM
ELEMENTS
copy and paste as needed and take advantage of an infinite canvas!
Anahtar Kavramlar;
*Toplum
*Toplumsal Kurum
*Kuruluş (Organizasyon)
*Toplumsal Grup
toplumsal kurum;
kuruluş (organizasyon)
toplumsal grup;
toplumsal grup çeşitleri

Bireyin gruba katilişina göre;
-İsteği dişinda
-İsteği ile

Grup Kuruluş biçimine göre;
-Resmi
-Resmi olmayan

Toplumsal İlişki tipine göre;
-Birincil
-İkincil

Toplumsal dayanişmanin türüne göre;
-Cemaat
-Cemiyet
Toplumun gereksinmelerinden doğan, toplumsal yapıda yer alan norm ve değerleri korumak açısından zorunlu, nispeten sürekli örgütlenmelere toplumsal kurum denir.
Bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulan sendikalar hastaneler,şirketler gibi kamusal örgütlere kuruluş denir.
Karşılıklı ilişkide bulunan en az iki kişinin belli kurallar etrafında ortak amaçla oluşturduğu, göreli sürekliliği olan toplumsal bir varlık olarak tanımlanabilir.
Grubun süresine göre;
-Geçici
-Sürekli





Grup üyelerinin sayisina göre;
-Küçük
-Büyük
Birey toplum ilişkisi çerçevesinde önemli konulardan biri de toplumsal yapı içerisinde işgal etmiş oldukları konumlar ve bu konumlara bağlı olarak oynadıkları
roller
dir.Toplumda toplum bütünlüğünü sağlayan kurallar mevcuttur.Bu anlamda toplum kuralları "bireyin
eline verilmiş senaryolardır
" diyebiliriz.
Toplumsal Statü,Rol
Temel Kavramlar

Toplumsal Rol Statü Aktarımı
Toplumsal Statü Rol Çatışması
Anahtar Rol Rol Pekişmesi
Anahtar Statü Toplumsal Saygınlık(Prestij)
Baskın Statü
Kazanılmış Statü
Atfedilen Statü


Toplumsal yapı, rol ve statü
Birey bu senaryolardaki rolünü yapma derecesine,gücü ve yeteneğine göre toplum katında bir yer işgal eder.Bu yer onun sosyo-kültürel yapı içerisindeki pozisyonu ve üstlendiği rollerden oluşan statüsüdür.





Örneğin; öğrenci,marangoz, yaşlı,genç,milletvekili,öğretmen vb.Bireylerin statülerinin dayandığı kaynaklar; servet,soy,cinsiyet,bireysel yetenek,eğitim düzeyi,görevin güçlüğü,sahip olunan iş ve önemi,yaş,medeni durum,gelir seviyesi,dinsel inanış vb. olabilir.
Toplumsal Rol:
Statülerden beklenen davranışlara toplumsal rol denir.Örneğin;bir doktordan öncelikli olarak beklenen hastalarını muayene etmesidir.


Toplum son derece karmaşık ilişkiler üzerine kurulu olduğu için birey aynı anda birden fazla statü işgal eder ve dolayısıyla birden fazla rol oynar.Bu durum bir kadının çocuğunun hem annesi hem de öğretmeni olması ya da bir edebiyat öğretmenin yazarlık yapması gibi örnekler verilebilir.Birey birden fazla statüye sahip olmakla birlikte toplumsal hayatta öne çıkan statüsüyle tanımlanır.Sosyolojide bu statüye
anahtar statü
ve bu statünün gerektirdiği davranışa da
anahtar rol
denir.


Statünün Özellikleri
Her insan aynı anda birden fazla statüye sahiptir. Bu kavrama da
statü dizisi
denir.
Sahip olunan statü zamanla artar.
Her statü belli kurallara bağlıdır.
Her statünün bir karşılığı bulunur. Örneğin öğretmen-öğrenci, karı-koca, zengin-fakir gibi.
Statüler birbiriyle ilişkilidir ve tek başlarına bir anlam ifade etmezler.
Statüler toplumdan topluma ve aynı toplumda zamanla değişiklik gösterebilir.
Statüler
kazanılan statüler
ve sonradan
atfedilen statüler
olarak ikiye ayrılır.


Kazanılan statüler, bireyin çabaları sonucunda elde etmiş olduğu statülerdir. Meslek statüleri sonradan kazanılan statülerdir. Sporculuk, ister meslek olarak, isterse de başka amaçla yapılmış olsun kazanılan bir statüdür.

Atfedilen statüler ise bireyin denetimi dışında toplumun değerlerine bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Irk, din, yaş, cinsiyet, soy atfedilen statü örneklerindendir. Gelişmiş, çağdaş toplumlarda kazanılmış statüler önemli iken, gelişmemiş toplumlarda atfedilen statülerin önemli olduğu görülmektedir.










Baskın (Master) Statü :
Bireyin sahip olduğu belli bir statünün diğer statülerini de etkilemesidir. Örneğin : Bir kişinin soylu bir aileden gelmesi, okuduğu okul kalitesini, yaşam standardını ve en azından hangi mesleği yapmayacağını belirler.
Anahtar (Kilit) Statü :
Bireyin sahip olduğu statülerden toplumda en etkin olanıdır. Bu statülerin kullanılmasında bireyin fikri değil, toplumun veya grubun bireyi nasıl tanıdığı önemlidir. Anahtar statüyü kültürün temel kurumu tayin eder. Hangi grup toplumsal değerleri en çok temsil ediyorsa, bireyin o grup içindeki yeri onun anahtar statüsüdür.örneğin teokratik bir toplumda bir kişi aile grubu içinde baba, işbölümü içinde toprak sahibi, dinsel grup içinde din adamlığı yerinde olabilir. Bu kişinin anahtar statüsü din adamlığıdır.


Statü Aktarımı

Kişiler bireyi bireyin sahip olduğu faktörlere göre değerlendirmeye yönelirler.Konuya ilişkin çeşitli örnekler verilebilir.Ailenin sosyal statüsünü dış dünyada temsil eden genellikle aile reisi, koca veya babadır.Genel olarak konuşursak eş ve çocuklar aile reisinin sosyal statüsünü yansıtırlar.Böylece koca ve babanın sosyal statüsü eş ve çocuklara aktarılmış olur.
Meslek açısından baktığımızda örneğin bir müdür veya din adamı zekası, çekiciliği,bilgisi ve bütünleştiriciliğine dayalı büyük bir kişisel popülariteye sahip olabilir.Bunlar kişinin prestijini artıran öznel nitelikler olmasının yanı sıra bu kişi bu yüksek saygınlığı işgal ettiği makamdan dolayı elde etmiştir,makamın statüsü kişiye aktarılmıştır.


Bireyin sahip olduğu rolleri ile davranış biçimleri arasında güçlü bir bağ vardır. Her birey rolünün gerektirdiği biçimde davranır.
Rol çatışması
, bireyin yerine getirdiği rolleri arasındaki uyumsuzluktur.
Rol pekişmesi
,bireyin yerine getirdiği rollerin birbirini desteklemesidir.
Gündelik hayatımız; toplumun çevremizde bulunan kimi insanlara ya da mesleklere daha fazla ilgiyle yaklaştığını gösteren deneyimlerle doludur. Örneğin, iyi giyimli biri yüksek bir statüye sahip olabileceği izlenimi verdiği için ona yöneltilen hitap biçimi diğer insanların hitap biçiminden farklı olur. Toplum her statüye aynı değeri yüklemez. Bu nedenle çocuklar genellikle doktor, mühendis, sanatçı, sporcu olmak isterler ya da böyle bir isteğe doğru toplum tarafından yönlendirilirler. İşte bireyin statülerine toplumun verdiği değere
prestij

adı verilir.

Prestij kavramı toplumdan topluma ve aynı zamanda aynı toplumda zaman içerisinde değişebilen dinamik bir kavramdır. Örneğin eskiden devlet memurluğu prestijli meslek iken günümüzde bankacılık, medya gibi özel meslek alanlarının prestiji artmıştır. Statüden kaynaklanan prestijin yanı sıra bireyin toplumda oluşturduğu kişisel saygınlığına da prestij denir. Bu anlamda prestij, bireyin kişisel özellikleri ve davranışlarıyla toplumda oluşturduğu imaja bağlıdır.
Toplumsal Saygınlık (Prestij)
Toplumsal prestij aslında iki anlama gelecek şekilde kullanılır.

1. Bir toplumda statülere verilen değer anlamında. Örneğin Türk toplumunda doktora verilen değer fazlayken, bir işçiye verilen değer azdır.Bu anlamda kullanılan toplumsal prestij ise toplumdan topluma ve aynı toplumda zamanla değişir.

2. Kişisel saygınlık anlamında kullanılır. Bireye başka bireyler üzerinde üstünlük sağlar ve kişinin kendi emek ve çabası vardır.
Örneğin bulunduğu kentte aranılan bir diş doktoru olmak. Çok diş doktoru vardır fakat aranılan kişi kendi mesleğinde daha başarılıdır gibi.

Kazanımlar


Toplumsal rol,statü ve saygınlık kavramları arasında ilişki kurar.
Anahtar statü,baskın statü,kazanılmış ve atfedilen statü çeşitlerini birbirinden ayırt eder.
Rol çatışması ve rol pekişmesi kavramları üzerine örnekler verebilir.
Toplumsal Yapı
Toplum bütünlüğünü oluşturan maddi ve manevi unsurlar
o toplumun sosyal yapısını ortaya koyar. Toplumdaki insanlar arası ilişkiler,bu ilişkilerin oluşturduğu gruplar, kurumlar toplumun yapısını meydana getirir. Toplumsal yapı; toplumu oluşturan ögeler ve bunlar arasındaki fonksiyonel ilişkiler bütünüdür.
Kültürel Yapı:
Sosyal ilişkiler, statüler, roller, kurallar, değerler vb. kültürel yapı öğeleridir.
Fiziksel Yapı:
Toplumun üzerinde yerlestiği toprak parçası, iklimi, coğrafi konumu, yeraltı ve yerüstü
zenginlikleri, yerlesme biçimi (köy, kasaba, kent) fiziksel yapı öğeleridir.
Toplumsal Yapının Özellikleri
• Toplumsal yapı her toplumun kendisine özgüdür ve toplumdan topluma değisir.
• Toplumsal yapıdaki değismeler birbirini etkiler.
• Toplumsal yapı aynı toplumda zaman içinde değisime uğrar.
• Her toplumsal yapının sahip olduğu özellikler kendine özgüdür.
En az iki insan arasında belli bir süre devam eden, belli amaçlara yönelik olan, karsılıklı
etkilesim halinde gerçeklesen anlamlı iliskilere toplumsal ilişki denmektedir.
toplumsal iliskilerin özellikleri sunlardır:
• Toplumsal iliski, en az iki kisi arasında olması
• Belirli bir zaman dilimi içinde yasanması
• Taraflar birbirinden haberdar olmalı.
• Karsılıklı etkilesimin olması
• Taraflar arasında ortak bir anlam tasıması

.Toplumsal İlişki Çesitleri:
a. Birincil İlişkiler
— Samimi (duygusal), etkilesimin güçlü olduğu iliskilerdir.
— Küçük gruplarda ve daha uzun süreli olarak gerçeklesir.
— Đliskilerde yazılı kurallar yoktur.
— Ailede, arkadaslar arasında görülen iliskiler buna örnektir.
b. İkincil İlişkiler
— Duygusallık yerine rasyonelliğin ön plana çıktığı ve etkilesimin zayıf olduğu iliskilerdir.
— Büyük gruplarda ve daha kısa süreli gerçeklesir.
— Đliskilerde yazılı kurallar egemendir.
— Orduda, sendikalarda görülen iliskiler buna örnektir.
Full transcript