Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

EĞİTİMİN POLİTİK TEMELLERİ

No description
by

simge taslak

on 21 December 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of EĞİTİMİN POLİTİK TEMELLERİ

EĞİTİMİN POLİTİK TEMELLERİ
Politika ve politik kurumlar, ulus bilincinin geliştirilmesi ve devlet sistemlerinin oluşturulmasında etkin rol oynamaktadır. Gerek ulus bilincinin oluşturulmasında gerekse toplumsal değerler, ideolojiler ve kuralların bireylere aktarılmasında eğitim sisteminden yararlanılmaktadır. Eğitim sistemleri, toplumsal değerler ve ideolojileri genç kuşaklara aktararak toplumların sürekliliğinin sağlanmasına katkı getirmektedir.
EĞİTİM BİLİMİ VE POLİTİKA
İLİŞKİSİ
Toplum ve birey açısından bakıldığında eğitim kasıtlı kültürleme süreci olarak tanımlanır. Bu tanımda vurgulanan
“kasıtlı kültürleme”
sözcüğü, aslında politik anlayışı ve onun istediği davranış değişimini ifade eder.. Okul aracılığı ile gerçekleştirilen kasıtlı kültürleme sürecinin kapsamını demokratik değerler oluşturmaktadır. Kasıtlı kültürleme ifadesi, en azından demokratik toplumlar açısından böyle açıklanabilir. Ancak kasıt sözcüğü, politik anlayışlara göre anlam kazanabilir. Bu nedenle kasıtlı davranış değiştirme ifadesinin anlamı, içinde yaşanan toplum ve ideolojik yapıya göre farklılaşmaktadır. Eğitim sistemleri istendik davranış değişikliğine odaklı olduğu için kültürlemesürecinde, istenmeyen ya da planlanmayan davranışların ortaya çıkmasına izin verilemez.
Günümüzde eğitim, kuramsal bir bilim olmaktan daha çok uygulamalı bilim olarak işlevini sürdürmektedir. Eğitim bilimleri, somut ve uygulamaya dönük olup insan davranışları üzerinde çalışmaktadır. Politika da gücünü ve işleyişini insandan ve onun davranışlarından almaktadır. Bu durumda gerek eğitim gerek politika, insan davranışlarına odaklanmış iki bilimdir.
Politika ve eğitim arasındaki ilişkiler demokratik toplumlarda özellikle birey açısından olumlu sonuçlar ortaya çıkarırken demokratik olmayan toplumlarda problemlere yol açabilmektedir.
Demokratik toplumlarda eğitimin birey ve toplumun ekonomik, sosyal, kültürel ve teknolojik olarak gelişmesinde önemli işlevler yüklenmesi gerektiği kabul edilirken demokratik olmayan toplumlarda eğitim, gereksiz ve değersiz olarak algılanabilmekte ya da toplum ve birey açısından farklı işlevler üstlenebilmektedir.
Örneğin; demokratik bir toplumda bireyin eğitim hakkı, onun kendini geliştirmesi ve özgürlüğünün aracı olması bakımından politika için önemli ve öncelikli bir konudur. Demokratik toplumlarda eğitim hakkı bireyin kültürel hakları arasında yer almaktadır.
Doç. Dr. Özer Ozankaya(1979, s.271) eğitimi, bireysel ve toplumsal olarak gelişme ve ilerlemenin; demokratik, politik ve toplumsal yaşamı gerçekleştirmenin temel yolu olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle eğitimin politik ya da siyasal işlevi, demokrasinin gelişmesine paralellik göstermektedir. Eğitimin
“hak”
olarak tanımlanması ve bunun talep edilmesi, ancak demokratik toplumlarda olanaklıdır. Eğitim, bireyde kasıtlı olarak davranış değiştirme sürecidir. Eğitim ve politika ilişkisini demokratik toplum açısından tartışmak daha uygundur.
Eğitim ve politika ilişkisine açıklık getirmek için eğitimin politik işlevlerinin incelenmesi gerekmektedir. Eğitimin politik ya da siyasal işlevleri şöyle özetlenebilir:
•
Var olan siyasal düzeni koruyacak, milli değerlere ve millet bilincine sahip bireyler yetiştirmek.
•
Ülke yönetiminde görevler üstelenecek liderler yetiştirmek.
•
Toplumsal gelişme ve ilerlemeyi sağlayacak bireyler yetiştirmek.
•
Demokratik yaşamın geliştirilmesine katkı getirecek bireyler yetiştirmek.
Demokratik toplum, demokratik değerleri benimsemiş bireylerin yine demokratikilkelere göre yönetilmesini gerektirir. Demokratik toplum, insan haklarına saygılı ve bu hakların kullanılması için gerekli yasal düzenlemeleri yapan toplumdur.

Demokratik yönetimlerde, her bireyin kendi potansiyelini ve değerler sistemini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi için eğitim olanaklarından yararlanması gerekmektedir. Örgün ve yaygın eğitim sistemleri aracılığı ile eğitim hizmetini bireylere ulaştıramayan politik sistemlerde, demokratik bir toplum oluşmasını beklemek olası değildir.
Demokratik bir toplumda siyasi partilerin seçim programlarını anlamadan ya da bilmeden kullanılacak oy, o toplum için belki de yarar sağlamaktan çok zarar verecektir. Toplumsal yaşamı demokratik açıdan geliştirmenin en etkili yolu, demokrasinin işletilmesinde sorumluluk alan, demokratik kuralları uygulayan, demokratik kuralların uygulanması için girişimci olan ve demokratik değerleri içselleştirmiş bireyler yetiştirmektir. Bu özelliklere sahip bireylerin yetiştirilmesinde de eğitim sisteminden yararlanılması gerekmektedir.
Eğitim bilimi ile politika arasındaki ilişki ve etkileşimin somut sonucu toplumsal kurumlardan biri olan okullardır. Bir toplum için geleceğin potansiyelleri olan çocuk ve gençlerle yoğun iletişimde bulunan ve bunları şekillendiren okul, politika için daima stratejik bir araç olarak görülmüştür. Eğitim ve politika arasındaki ilişkinin kurumsallaşmış sonucu olan okullarda, belli amaçlar ve ilkeler doğrultusunda politik sistemin istediği insan yetiştirilmektedir. Bu nedenle eğitim ve politika ilişkisini okulların işleyişinde gözlemlemek olanaklıdır.
Okullar, var olan politik ideoloji ve politik sistemi koruyacak hatta geliştirecek bireyleri yetiştirmek üzere oluşturulmuş eğitim kurumlarıdır. Zorunlu eğitim yaşının yükseltilmesi, okulöncesi eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması ve tüm eğitim basamaklarında okullaşma oranının artırılmasına yönelik tüm çabalar; var olan düzeninin korunması ve geliştirilmesine yönelik yatırımlardır.
Okulların daha yaygın duruma getirilmesi ve tüm vatandaşların en az zorunlu eğitimi tamamlaması, devletlerin ısrarla üzerinde durduğu öncelikli konular arasında yer almaktadır. Çünkü devletin dayandığı temel felsefe, ideoloji, yönetim biçimi ve ilkeler; okullarda okutulmakta olan dersler, kulüp çalışmaları, ders dışı etkinlikler aracılığı ile çocuk ve gençlere kazandırılmaya çalışılmaktadır
Eğitim ile politika arasındaki en önemli göstergelerden biri, ülkelerin eğitim sistemlerinin milli nitelik taşımasıdır. Eğitimin milli olması, eğitim planlarının ve uygulamalarının merkezi yönetim eli ile yapılmasını ve eğitim sisteminin merkezî anlayışın ortaya koyduğu ölçütlere göre denetlenmesini gerekli kılmaktadır.Resmî ve özel öğretim kurumları, eğitim uygulamalarını merkezî anlayışın ortaya koyduğu ilke ve ölçütlere dayalı olarak gerçekleştirmektedir. Okullarda uygulanan programlar çoğunlukla merkezden hazırlanmakta, yerel düzeyde bu programlara müdahale edilmesine çoğu uygulamalarda izin verilmemekte ya da sınırlı olarak izin verilmektedir
Okulun ve öğretme-öğrenme süreçlerinin işleyişi, o ülkenin içinde bulunduğu politik anlayışı yansıtır. Bu nedenle bir toplumda okul ve sınıfları gözleyerek o toplumun demokratik olarak gelişmişlik düzeyi belirlenebilir. Demokratik olarak daha az gelişmiş ülkelerde, öğretme-öğrenme süreçleri öğretici merkezli olarak düzenlenirken demokratik olan ileri toplumlarda öğretme-öğrenme süreçleri öğrenci merkezli olarak düzenlenmektedir. Aynı özellikleri, öğretmen ve okul yöneticilerinin davranışlarında da gözlemek olanaklıdır. Bunlar; ülkedeki politikanın, okul ve sınıf yönetimi ile öğretme-öğrenme süreçlerinin düzenlenişindeki etkilerini göstermektedir.
Bir toplumda demokratik bireyler yetiştirmek eğitim süreçlerinin demokratik olmasına bağlıdır. Eğitim felsefesi, eğitim ile ilgili yapılan planlamalar ve bu planların uygulanmasında demokratik anlayışın egemen olmadığı durumlarda, eğitim sürecinden geçen bireylerin demokratik olmaları, başka bir deyişle demokratik değerleri içselleştirmeleri ve demokratik davranmaları beklenmemelidir.
Okul, işlevi ve kuruluş amacı açısından politik kurumlardan biridir. Okulun en temel amacı, çocuk ve gençlere milli ve demokratik değerleri benimsetmek, onları bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelere uyum sağlayacak biçimde eğitmektir.Okul, bir yandan var olan sistemler hakkında bilgi verirken diğer yandan bu sistemlerinsürekliliğini sağlayacak bireyleri yetiştirmeye çalışmaktadır. Okulöncesinden yükseköğretimin sonuna değin tüm eğitim kurumları, ortak amaçları geliştirmekiçin çalışmalar yapmaktadır. Eğitim kurumlarının toplumun ortak amaçlarını gerçekleştirme çabası, eğitiminpolitik işlevidir. Çünkü, okulun gerçekleştirmeye çalıştığı amaçlar, aslında politikanın gereksinim ve beklentilerini kapsar.
EĞİTİM POLİTİKASININ TEMELLERİ
Eğitim politikası, devlet politikası ile uyum içinde oluşturulur. Vatandaşlarına eğitim hizmeti götürmek, devletlerin en önemli politik görevleri arasında yer alır. Gelişen toplumlarda toplumsal gelişmişlik ölçütü, uygulanan eğitim politikalarına göre belirlenir.
Örneğin zorunlu eğitim yaşının uzatılması politika, eğitim ve gelişmişlik düzeyi açısından önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir. Eğitim politikası, birey ve toplumun eğitim ihtiyaçlarına dayalı olarak belirlenir. Bu nedenle eğitim politikalarının bu ihtiyaçları gidermeye yönelik oluşturulması gerekir.


Eğitim politikaları ve eğitim programlarının gereksinimlere dayalı olarak hazırlanması gerekir. Bu gereksinimler; kaynağına göre toplumun gereksinimi, bireyin gereksinimi ve konu alanı özelliklerinden kaynaklanan gereksinimler olmak üzere üçe ayrılır.

Örneğin toplumun gereksinimleri, bireyin ve konu alanın gereksinimlerini kapsar. Fakat birey ve konu alanının gereksinimleri; toplumsal gereksinimler açısından analiz edilmekte ve toplumun demokrasi, ekonomi ve bilimsel yönlerden gelişmesi ve kalkınmasını sağlamaya yönelik gereksinimler olarak görülmektedir. Öte yandan bu üç gereksinim alanı zaman zaman birbiri ile çatışma içinde olabilir. Örneğin; bireyin özgürlük gereksinimi, toplumsal anlamdaki özgürlük gereksinimi ile bağdaşmayabilir.

Eğitim Gereksinimi ve Eğitim Politikası ilişkisi
Toplumsal
Bireysel
Konu Alanı Özellilklerine Dayalı
Gereksinimler
Politika
Süzgeci
Eğitim Gereksinimleri
Eğitim Programları
Eğitim Politikası ve
Eğitim Gereksinimi
Bireyin gereksinimlerini karşılamaya yönelik olarak hazırlanan eğitim programlarının, eğitim kurumlarında uygulanmadan önce eğitim politikasının süzgecinden geçirilmesi gerekmektedir. Bu gözden geçirme sürecinde eğitim gereksinimleri yeniden tanımlanır, daha sonra bu gereksinimleri karşılamaya yönelik eğitim programları hazırlanarak uygulamaya konur. Eğitim programları, bilimsel olarak ne kadar iyi hazırlanırsa hazırlansın o toplumun politikasına uyumlu duruma getirildikten sonra uygulanabilir.


Hazırlanan eğitim programları, eğitim kurumlarında uygulamaya konarak eğitim politikaları birey ve toplum açısından işlevsel duruma getirilir. Politikanın süzgecinden geçerek belirlenen eğitim gereksinimleri; eğitimin genel amaçlarının belirlenmesi, eğitim programının hazırlanması ve hatta bir dersteki öğrenci kazanımlarının belirlenmesine kadar eğitimle ilgili olarak yapılan tüm planlamalarda ve uygulamalarda etkili olmaktadır.
Eğitim politikası ve eğitim arasındaki en etkili uygulamalar Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonraki yıllarda görülmektedir.

Eğitim tarihi açısından çok önemli olarak kabul edilen bu dönemde, eğitim aracılığı ile gerek toplumsal gerek bireysel açıdan köklü değişimler olmuştur.

Bu değişimler, devlet politikası olarak öngörülmüş ve eğitim sistemi aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde eğitim, politik değişim süreçlerinde araç olarak kullanılmıştır. Eğitim sistemi, politik anlayışın bireylere aktarılmasıyla demokratik sistemin güçlenerek kökleşmesini sağlamıştır.

Eğitim gereksiniminin belirlenmesinde, eğitim politikaları belirleyici olmaktadır.

Toplum ve bireyin gereksinim ve beklentileri çeşitlilik göstermektedir. Özellikle politik sistem, demokrasiye dayalı ise bireyin eğitimle ilgili gereksinimlerinin karşılanmasında güçlükler yaşanabilir. Bireyler açısından eğitim gereksinimlerindeki bu çeşitliliğe rağmen demokratik bir toplumun eğitim gereksinimlerini şöyle özetleyebiliriz:

•
Temel öğrenme becerilerini geliştirme
•
Eğitim aracılığı ile özgür bir toplumun temellerini oluşturma
•
Davranışların etik standartlarını geliştirme
•
Üretim için ya da yükseköğretim için bireylerin becerilerini geliştirme
•
Bireyin sağlıklı olması için gereken alışkanlıkları kazandırma
•
Estetik değerleri geliştirme
•
Bireyin eğitim hakkını kullanmasını sağlama
•
Bireyin yeteneklerini geliştirme


Eğitim politikalarının diğer bir işlevi ise birey ve toplumun gereksinim ve beklentileri üzerinde uzlaşı sağlanmasıdır. Eğitim politikalarının gereksinimlere dayalı olarak belirlenmesi, politikaların daha işlevsel olmasını sağlayacaktır.


Eğitim kavramı ile ilgili yapılan tanımlar dikkate alındığında bu tanımların iki görüş etrafında toplandığı görülmektedir. Bu görüşler
sosyolojik/toplum bilimsel
ve
psikolojik/bireysel görüştür
.

Sosyolojik görüş, eğitim yoluyla bireylere geçmiş birikimler aktarılarak onların topluma uyum sürecinin güçlendirileceğini savunmaktadır.

Psikolojik görüş ise bireyin yeteneklerini en üst düzeye çıkartarak onun gelişimine katkıda bulunmak için eğitimden araç olarak yararlanılması gerektiği anlayışına dayanmaktadır.Bu nedenle eğitim politikalarının, sosyoloji ve psikoloji alanının ortaya koyduğu gereksinimlerikarşılayacak biçimde oluşturulması gerekir.

Eğitim bilimi, bireyi merkeze alır. Bireyin merkeze alınması, bireyi geliştirerek toplumsal ve politik yapıların geliştirileceği anlayışına dayanır. Politikada, bireyin davranışı ve yönelimleri önemli olmakla birlikte bireysel tercihlerden çok toplumsal tercihlerinden hareket edilmesi, bunun için de toplumsal sistemler ve kurumların oluşturulması gerekmektedir.

Eğitim politikaları, tek tek öğrencilerin gereksinimlerinin karşılanmasından çok öğrencilerin ortak gereksinimlerine yönelik olarak oluşturulur. Sonuç olarak eğitimin bireyin gelişiminden hareketle toplumsal gelişmenin sağlanacağı, politikanın ise toplumsal gelişime dayalı hedefler aracılığı ile bireyin geliştirileceği düşüncesini temel aldığı söylenebilir.

Eğitim Politikalarının Belirlenmesi
Eğitim politikalarının belirlenmesi, ülkelerin sahip oldukları politik sisteme ve eğitim bilimleri alanındaki bilgi ve deneyimlerine göre farklılaşabilmektedir. Türk Eğitim Sistemi açısından eğitim politikalarının belirlenmesi süreci incelendiğinde Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim Şûraları ve Kalkınma planlarının en etkili süreçleri oluşturdukları görülmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile birlikte ülkenin eğitim politikalarının belirlenmesi sorumluluğu, 2 Mayıs 1920’de kurulan Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, bakanlığa bağlı kurumlar aracılığı ile bu işlevi günümüzde de sürdürmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra eğitimle ilgili olarak yapılan çalışmalar, köklü reform çalışmalarına örnek olarak verilebilir. Bu dönemde, eğitim politikalarının reform yapmaya yönelik çalışmalara odaklandığı görülmektedir. Eğitimde reform çalışmaları, var olan eğitim politikalarının değiştirilerek eğitimin amaç ve işlevinin geliştirmesini kapsamıştır. Eğitim bilimine dayalı olarak yapılan reform çalışmaları ile okulların birey ve topluma yönelik rolleri değiştirilerek eğitim kurumlarına yeni işlevler yüklenmiştir. Tüm bu çalışmalar, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen eğitim politikaları doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı, ülkenin gerek örgün gerek yaygın eğitim politikasının belirlenmesinden ve bu politikaların uygulanmasından resmî olarak sorumlu olan bir kurumdur. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı danışma birimleri ve genel müdürlükler, eğitim politikalarının oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapmaktadır. Bakanlığın, merkez ve taşra örgütleri eğitim politikalarının belirlenmesine yönelik çalışmalara katılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı; Milli Eğitim Şûraları ve Kalkınma Planları aracılığı ile eğitim politikalarının oluşturulması çalışmalarını sürdürmektedir.


Milli Eğitim Şûraları
Milli Eğitim Şûraları’nda alınan kararlar
, Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik eğitim politikalarının oluşturulması ile ilgili önerileri içermektedir.

Milli Eğitim Şûraları, eğitimle ilgili önerilerin belirlenmesi için önceden belirlenen bir gündeme göre toplanır ve çalışmalarını sürdürür. Milli Eğitim Bakanlığı; şûrada ele alınacak konu ya da konuları, şûra gündemini, şûraya katılım biçimini ve şûraya katılacakların özelliklerini önceden belirler.

Belirlenen bu konular, ilgili kurumlarla birlikte kamuoyuna duyurulur. Şûralar eğitim politikalarının birinci elden sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenmektedir. Buna göre Milli Eğitim Şûraları’nda, parti politikaları çerçevesinde, devletin eğitim politikalarının bilimsel temellere dayalı olarak belirlenmesine yönelik çalışmalar yapıldığı söylenebilir.



Şûra çalışmaları;
Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı, okul yöneticileri, öğretmenler ve uzmanlar, kamu sektörü ve özel sektörden temsilciler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, oda temsilcileri ile eğitim ve öğretimle ilgili olan tüm kurumların katılımları ile gerçekleştirilmektedir. Öğrencilerin de şûra çalışmalarına etkin olarak katılmaları benimsenen bir yaklaşımdır.


Milli Eğitim Şûraları tarafından alınan kararların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yaşama geçirilmesinin zorunlu olmaması, çoğu zaman şûra çalışmalarına katılımda isteksizlik yaratmaktadır. Harcanan çabaların boşa gideceği düşüncesi, şûra sürecini olumsuz etkilemektedir. 1939-2007 yılları arasında, toplam on yedi Milli Eğitim Şûrası toplantısı yapılmıştır. Ancak şûra çalışmaları ve sonuçları, eğitim politikalarının belirlenmesinde yeterince değerlendirilmemektedir. Bu nedenle şûraların amaç, işlev, yapı ve işleyiş olarak tam anlamıyla bir danışma kurulu haline getirilmesi gerekmektedir

Kalkınma Planları
Kalkınma planları, geleceğe yönelik değişiklikleri içermektedir. Kalkınma planları, bir ülkede var olan sektörlerle ilgili kalkınmaya yönelik planlanmış öngörülerden oluşmaktadır. Hizmet sektörü içinde yer alan eğitim ile ilgili geleceğe yönelik öngörüler de kalkınma planlarında yer almaktadır. 1960 yılında başlatılan planlama süreci zaman zaman kesintiye uğrasa da kalkınmaya yönelik planlama çalışmaları günümüzde de sürdürülmektedir

Planlı döneme kadar, başka bir deyişle, 1960 yılına kadar altı kez toplanan Milli Eğitim Şûraları eğitimin planlanması ile ilgili çalışmalar yapılmasına katkı getirmiştir. Bu tarihten sonra kalkınma planları, aynı zamanda, ülkenin gelişmesi ve kalkınmasında eğitimin etkili bir araç olduğunu ortaya koyan belgelerdir. Kalkınma planları aracılığı ile eğitim politikalarının belirlenmesindeki temel düşünce, eğitimin ekonomik sistem için itici güç olarak görülmesidir. Kalkınma planları, toplumun eğitim gereksinimini daha çok ekonomik gereksinimler doğrultusunda ortaya koymaktadır. Ekonomik hedefleri gerçekleştirmeyi öngören geleceğe yönelik planlamalardır. Kalkınma planlarının bağlayıcı özelliği olmadığı için hedeflerin gerçekleştirilmesi çoğunlukla olanaklı olmamaktadır.


Eğitim politikalarının belirlenmesinde siyasi partilere düşen sorumluluklar nelerdir?
Siyasi partiler, demokratik bir toplumun en önemli kurumlarından biridir. Toplumsal bir kurum olarak siyasi partiler, eğitimle ilgili öneriler sunarak eğitim sistemi ile ilgili politika ve uygulamalara destek olmalıdır. Siyasi partiler, eğitimle ilgili görüş ve önerilerini parti programlarında ayrıntılı olarak açıklamalıdır. Siyasi partiler eğitimle ilgili düşüncelerini bilimsel biçimde açıklamalı, bu düşüncelerin gerçekleştirilmesine yönelik somut açıklamalar ve önerilere yer vermelidir. Siyasi partilerin eğitim politikaları, devletin eğitim politikasına ters yada devletin eğitim politikasını zayıflatabilecek nitelikte olmamalıdır.




Eğitim politikasının belirlenmesinde toplum, birey ve konu alanın gereksinimleri göz önünde tutulmalıdır. Eğitim politikası ile bu üç gereksinim alanı üzerinde uzlaşı sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Gereksinimlere dayalı olarak belirlenecek eğitim politikaları, toplumsal kalkınmayı sağlamada etkili olacaktır. Öteyandan eğitim politikasının belirlenmesine tüm ilgililerin katılımı sağlanmalı ve politika belirleme süreçleri, demokratik ortamlarda yapılmalıdır. Eğitim politikalarının belirlenme süreci, o ülkenin yönetimi ile de benzerlik gösterir.
EĞİTİM POLİTİKASI İLE İLGİLİ ALANLAR VE EĞİTİME DÜŞEN GÖREVLER



Eğitim ve eğitim politikaları birçok bilim, toplumsal kurum ve olgudan etkilenmektedir. Bu bölümde eğitim politikaları ile yakından ilgili olan alanlar ve bu alanların daha çok eğitim politikası ile olan ilişkisi kısaca incelenmiştir.

Eğitim Politikası İle İlgili Alanlar

Eğitim felsefesi alanında yapılan tartışmalar, eğitim politikalarının dayanaklarını oluşturur ya da bu dayanakları daha belirgin hale getirir. Eğitim, eski ve yeni olgular arasında bağlar kurarak açıklama yaparken, geleceğe yönelik çıkarsamalar da yapar. Felsefe ise geleceğe dönük olarak çalışır. Felsefe, olasılıklar çerçevesinde düşünce oluşturur ve bunları açıklamaya çalışır. Eğitim ve eğitim politikası, bireyi geleceğe hazırlamak için on beş yirmi yıl sonrasına yönelik çalışmalar yapmaktadır. Felsefe, gelecek ile ilgili öngörülerin ortaya konmasında eğitim politikasına yeni bilgiler sunar.

Felsefe

Felsefe, bireysel ve toplumsal açıdan değerleri tartışır. Politik sistemin dayanakları olan değerler sisteminin biçimlendirilmesinde felsefenin önemli rolü vardır. Eğitim politikaları, toplumun kültür ve değerleri üzerinde oluşturulur. Eğitim politikalarında etkili olacak değerlerin analizinde de felsefeden yararlanılır.
Felsefe, değerlerin analizi sırasında toplumsal yaşama bakar; orada gördüklerini eleştirir, ayrıştırır, birleştirir ve yeni biçimde sunar. Felsefi tartışmalar sonucunda ortaya çıkan yeni değerlerin dikkate alınması ve topluma aktarılması, politikanın ve özellikle eğitim politikasının görevidir.

Felsefe bilimsel olarak ortaya konmuş gerçeklerin dışındaki gerçekleri araştırarak, sorgulayarak, değerlendirerek yeni sonuçlara, yeni bilgilere ulaşır. Felsefe, bilimsel araştırmalarla açıklanmış bilgiler dışında farklı bilgileri yine farklı bir yöntemle üretme çabasıdır. Bu nedenle, elde edilen felsefi bilgiler, bilimsel bilgiden farklıdır. Ancak felsefenin ürettiği bilgiler, bilimsel açıklamalara karşı değil tersine bilimsel çalışmaların yapılmasını kolaylaştıran bilgilerdir. Başka bir deyişle felsefe, bilimsel gelişmeler için gerekli olan tartışmalarla araştırmacılara yeni araştırma konuları sunarak toplumun bilimsel açıdan gelişmesine yardım eder ve eğitim politikasına olumlu katkıda bulunur.
Psikoloji

Psikoloji, insan davranışlarını ve bu davranışların nedenlerini incelemektedir.

Psikoloji; insan davranışları, öğrenme biçimi ve zekâ gibi konularda çalışmalar yaparak eğitim politikalarının hazırlanmasına ve gerçekleştirilmesine katkı sağlamaktadır. Öğrenme kuramları ile ilgili açıklamalar, psikolojiden gelmekte ve öğrenmeyle ilgili ilkeler öğrenme psikolojisi çalışmaları sonucunda ortaya konmaktadır. Psikoloji, kişilik gelişimine ilişkin çalışmalar yaparak sağlıklı kişilik gelişimine katkı getirecek bilimsel bilgiler sunmaktadır. Psikolojinin sunduğu bu bilgiler, aynı zamanda eğitim politikalarının bireyin gelişmesine yönelik bilimsel gerekçelerini oluşturmaktadır.

Sosyoloji

Sosyoloji, eğitim politikasının belirlenmesinde etkili olan alanlardan birdir. Eğitim kavramı ile ilgili tanımların kimilerinde eğitimin “kültürleme süreci” olarak ifade edildiği bilinmektedir. Eğitimin bu tanımından yola çıkarak eğitim politikalarının sosyolojisi ile yakın ilişki içinde olduğu söylenebilir. Toplum, sürekli değişim içindedir; eğitim politikaları, bu değişimin yönünü, zamanını, hızını ve gerçekleştirilme biçiminin planlanması işini üstlenmektedir. Toplumsal yapının biçimlendirilmesinde ya da toplumsal yapının belirlenmesinde etkili bir araç olması nedeniyle politika, eğitim sosyolojinin konusu olarak ele alınmaktadır . Bu açıdan bakıldığında toplumsal yapıya ilişkin hedeflerin gerçekleştirilmesi için sosyoloji ve eğitim politikaları arasında güçlü bir ilişki olması gerektiği açıkça görülmektedir.
Ekonomi


Ekonomik gelişme için gereksinim duyulan iş gücünün hazırlanması, eğitimin işlevidir. Ekonomik olarak üretimi ve verimi artıracak, teknolojik ve bilimsel çalışmaları gerçekleştirebilecek uzmanların ve bilim adamlarının yetiştirilme işlevini eğitim gerçekleştirmektedir. Ekonomik açıdan gereksinim duyulan insan gücü planlamalarının yapılması ve uygulanması, eğitim politikaları aracılığı ile gerçekleştirilir. Bu planlama ile bir yandan bireyin, diğer yandan toplumun ekonomik olarak yeterli duruma gelmesi amaçlanmaktadır. Başka bir deyişle yapılan ekonomik planlamalar, gerek bireysel gerek toplumsal gelişme ve kalkınmayı içermektedir. Ekonomik planlamalar yapılırken öncelikli alanlar ya da sektörler belirlenerek ona göre iş gücü planlaması yapılmaktadır. Bu nedenle ekonomi ile ilgili sektörlerden hangisine daha fazla önem verildiği, uygulanan eğitim politikalarından anlaşılabilir.
Hukuk

Hukuk, eğitim politikalarının uygulanması için yasal zeminin hazırlanması için çalışmalar yapar. Bu nedenle eğitim politikası ve yasal düzenlemeler, başka bir deyişle hukuk arasında güçlü bir ilişki vardır. Örneğin eğitim politikası olarak 12 yıllık zorunlu eğitime geçiş amaçlanmışsa tüm öğrencilerin 12 yıllık zorunlu eğitim süresince okula devam etmelerine ilişkin yasal düzenleme yapılması gerekmektedir. Hukuk, aynı zamanda, demokrasi ve insan hakları açısından eğitim hakkının tanımını ve bu hakkın kullanılması için gerekli zeminin hazırlanmasına yönelik düzenlemeler yapar.
Eğitim Politikası Bağlamında Eğitimin Görevleri
Politik kurumlar arasında yer alan eğitim kurumları, eğitimin gelişmesine ve değişmesine en fazla etki eden kurumlardır. Toplumdaki bireylerin eğitilmesinden sorumlu olan eğitim kurumları bu görevlerini; yürüttükleri eğitim programları aracılığı ile gerçekleştirmektedir. İdeoloji ve politika ile ilgili önemli vurgular, milli eğitimin genel amaçları ve ilkelerinde belirtilmektedir. Eğitim politikaları açısından bakıldığında eğitim programları, makro ve mikro düzeyde yapılan planlamalarla eğitim politikalarının uygulamaya geçirilmesine yönelik somut çalışmalar olarak görülebilir.
Türk Milli Eğitim Sisteminin genel çerçevesi, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Yasası ile belirlenmiş olup Türk Milli Eğitimi’nin Genel Amaçları’nda ifade edilenler ülkenin eğitim politikasını içermektedir (MEB, 2007).

Milli Eğitimin genel amacı bütün bireyleri;

1.
Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasa’nın başlangıcındaki temel ilkelerine dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
2.
Beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;

3.
ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak.

Böylece, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan millî birlik ve bütünlük içinde iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.

DİNLEDİĞİNİZ İÇİN
TEŞEKKÜR EDERİZ
Full transcript