Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Türkiye'nin Vejetasyon Yapısı

No description
by

Batıkan Günal

on 4 January 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Türkiye'nin Vejetasyon Yapısı

TÜRKiYENiN VEJETASYON YAPISI
Türkiye’nin Özel
Vejetasyon Tipleri

Kayalık Vejetasyonu
Riparian Vejetayonu
Jipsikol Vejetasyonu
Longoz – Subasar Ormanları
Halofitik Alanlar
Orman Vejetasyonu
Garig Vejetasyonu
Maki Vejetasyonu
Türkiye’nin Ana Vejetasyon Tipleri
Ülkemizde bulunan en önemli vejetasyon tiplerinin başında orman vejetasyonu gelir. Değişik yapı ve özellikteki orman vejetasyonu ülke alanının yaklaşık %27’sini oluşturur. Orman vejetasyonu, Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan flora alanlarına göre önemli bir değişiklik gösterir.
Maki,
Akdeniz bölgesindeki iklim şartlarına ve yetişme ortamına uyum sağlamış, sert yapraklı, sık dallı herdem yeşil 2m ve daha boylu çalılardan oluşan bitki topluluğuna
denir. Makinin yetişme ortamı, sığ ve kurak uç yetişme ortamalarında bulunur. Maki, Akdeniz ikliminden kaynaklanan “
klimatik klimaks
” yapısındadır. İklimden kaynaklanan bu doğal klimaks bitki örtüsüne
primer maki
de denir. Bazı alanlarda maki, antropojen etmenlerden dolayı orman vejetasyonunda bozulmalar sonucu oluşan “
sekonder klimaks
” yapısında da bulunabilir. Orman vejetasyonunun tahribi sonucu oluşan maki bitki örtüsüne de
sekonder maki
denir. Sekonder maki, sığ ve kurak yetişme ortamlarında bulunur.
Garig; Akdeniz flora alanında, toprağın çok taşlı ve sığ olduğu, çok kurak alanlarda antropojen etkilerle maki vejetasyonunun yerini alan, 0.5 - 1m boyunda olan bodur çalılardan oluşur. Kurakçıl alanlarda bulunduğundan, toprak-su ilişkisini dengede tutabilmek için bitkinin kökleri derine inebilen kazık kök şeklinde gelişmiştir.
Bitkilerin gövdelerinde dikenler ve yapraklarında is tranpirasyonu azaltıcı; yüzeylerde küçülmeler, beyaz keçimsi tüyler ve deri gibi sertleşmeler görülür. Bu bitkilerin çoğu, bodur çalı ( nano phanarophytes ) ile çok yıllık, küçük boylu yarı odunsu yapıdadır ( chamaephytes ).
Türkiye’nin ana vejetasyon tipleri dışında, Anadolu ve Trakya, değişen jeomorfolojik yapıdan ve fitocoğrafik özelliklerinden kaynaklanan, biyolojik çeşitlilik bakımından zengin, nadir özel habitatları içinde barındıra vjetasyon tiplerine sahiptir. Bunlar;
Longoz (
Subasar Ormanları
), Halofitik (
Tuzcul
), Kıyı kumulları, Kayalık vejetasyon, Riperian vejetasyon, Jipsli alanlar
ve
Turbalık alanlar
olarak belirlenmiştir.
Longoz terimi ilk olarak Stefanoff (1921) tarafından, Batı Trakya vejetasyonuna ilişkin yapmış olduğu çalışmada kullanılmış ve içerdiği anlam daha sonraki çalışmalarda ayrıntılarıyla ortaya konmuştur. Çok sayıda odunsu ve otsu tırmanıcı bitkinin varlığıyla karakterize olan ve
Fraxinus angustifolia, Alnus glutinosa, Carpnus betulus, Acer campestre, Ulmus minor, Ulmus leavis ve Quercus robur
’un varlığıyla belirginleşen gere kenarı ormanları
longoz
olarak isimlendirilmektedir.
Kayalık habitatlar karasal biyomların çoğunda yer almaktadır ve heterojen olmaları topoğrafya ve vejetasyondaki çeşitliliğe bağlıdır. Kayalık alandaki vejetasyonun floristik çeşitliliğini belirleyen faktörler;
1.Üzerinde yetiştikleri kayanın özellikleri; kimyasal yapısı ve içeriği
2.Kayanın içeriğinde ve yerel çevre koşullarına bağlı olan erozyon ve parçalanma şekli
3.Topoğrafya ve mikroiklimdeki varyasyonlar
4.Bölgesel filorstik yapı, paleoiklim ve tarihtir.
Akarsular gibi karasal sulak alanlar yüksek biyoçeşitlilikte çok sayıda bitki ve hayvan türlerini barındırma kapasiteleri nedeniyle önemli ekosistemlerdir. Ayrıca, insan populasyonu için önemli bir kaynak olan suyu sağlar. Riparian zonlar dünya üzerindeki en çeşitli, dinamik ve karmaşık karasal habitatlardır, ancak çevresel değişikliklere karşı çok hassastırlar.
Jipsli topraklar kurak ve yarı kurak iklimlerin etkisiyle karşımıza çıkmaktadır. Jips (alçıtaşı) suda kolay çözünen yumuşak bir mineraldir. Jips yatakları sularda bulunan çözünmüş tuz, kireç ve silis gibi maddelerin herhangi bir nedenle çökelmesi sonucunda oluşan kimyasal tortul kayalardır. Suyun buharlaşması sonucunda jips çöker.
Anadolunun, Afrika-Asya kıtaları ile Avrupa kıtalarının birleşim yerinde bulunması zengin bir bitki türü ve bitki toplumu çeitliliğinin oluşmasına neden olur.
Bundan dolayı 11000’e yakın bitki taksonu doğal yayılışını Türkiye’de yapar ve bunların %35’i de (~3500) endemik olarak bulunur.
Bu coğrafi özelliğinden dolayı Türkiye bazı cins, seksiyon, tür ve diğer taksonomik grupların primer ya da sekonder merkezi, yani gen merkezi olarak kabul edilir. Bunlara;
Bunun yanında ağaç ve yüksek boylu çalı türleri 300 civarında olup bunlar arasında en dikkat çeken cinsler:
Türkiye’de 5 ana vejetasyon tipi hakimdir. Bunlar;
Orman, Maki, Garig, Step ve Alpin
vejetasyon tipleridir.
Orman
Avrupa-Sibirya
Akdeniz
iran-Turan
Bu flora alanı; İç Anadolu’yu Doğu Anadolu’dan ayıran, kuzey-güneybatı yönünde uzanan Anadolu yan hattı ile ikiye ayrılır.
Genellikle iki bölgede de step karakterli vejetasyon hakim olsa da, farklı yapıda orman vejetasyonları görülür. İç Anadolu’da karaçam, meşe ve ardıçlardan oluşan orman vejetasyonu ile iç kesimlerde step vejetasyonu hakimdir.
Pinus nigra
subsp.
pallasiana
, İç Anadolu platosunu çevreleyen Kuzey Anadolu sıra dağları, Batı Anadolu sıra dağları ve güney Anadolu dağlarının (Orta Toroslar) arka kesimlerinde yayılarak stepe sokulur.
Burada karaçam yer yer;
Juniperus foetidissima, J. exelsa, J. oxycedrus, quercus cerris, Q. pubescens, Q. infectoria subsp. boissieri, Pyrus eleagnifolia, Sorbus umbellata, Cotoneaster nummalaria, Amygdalis orientalis, Prunus domestica
subsp
. insitita, Creteagus orientalis, C. monogyna, Populus tremula, Colutea cilicica, Genista tinctoria, Chamaecytisus pygmaeus, Berberis vulgaris, B. Crataegina, Cistus laurifolius, Viburnum lantana
gibi bitki türleri ile birlikte yayılış yapar.
Doğu Anadolu’daki orman vejetasyonunun yapısı;
Juniperus
ve yaprağını döken
Quercus
türlerinden oluşan ormanların bozulması sonucu meydana gelen, çalı yapısında bulunan bir vejetasyondur. Bu bölgede uzun yıllar sonucunda anropojeb etkilerden dolayı çalı yapısında eski orman kalıntıları bulunur.
Juniperus exelsa, J. oxycedrus, Pinus sylvestris, Quercus robur
subsp.
pedunculifolia, Q. patraea
subsp.
pinnatiloba, Q. brantii,Q. macranthera
subsp.
syspirensis, Q. libani, Q. infectoria
subsp.
boissieri
gibi odunsu taksonlar yayılış yapar. Doğu Anadolu’nun kuzey bölgesinde, yağışça fakir kurak yetişme ortamlarında sarıçam ormanları bulunur. Özellikle bu bölgedeki sarıçam ormanlarında antropojen etkilerden dolayı bozulmalar görülür. Doğu Anadolu’daki yüksek dağlarda (Ağrı, Nemrut vb.) 2100-2800m arasında saf ya da karışık bodur halde
Populus tremula
ve
Betula pendula
meşcereleri vardır.
İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerindeki temel farklılıklardan biri de yükseltidir. İki bölgeyi ayıran ve Anadolu çaprazı olarak adlandırılan doğal sınırın doğusunda yükselti birden bire artar ve buna bağlı olarak flora önemli bir değişiklik gösterir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yarı kurak dağlık alanlarda meşelerce zengin ormanlar ve daha alçak yarı kurak dağlık alanlarda da antropojen etkiler sonucu oluşan orman stepi bulunur. Bölgede;
Juniperus exelsa, J. oxycedrus, Quercus robur
subsp.
pedunculifolia, Q. brantii, Q. libani, Q. infectoria
subsp.
boissieri, Q. cerris, S. Umbellata, Crateagus aronia, Cerasus microcarpa, Amygladus communis, Amelanchier integrifolia, Rhamnus kurdicus, Pictacia eurycarpa, P. khinjuk, Paliurus spina-christii, Fontenansia phillyreoides, Fraxinus angustifolia
subsp.
syriaca, Celtis tournefortii, Anagyris foetida, Betula pendula
gibi odunsu taksonlar yaygındır. Buradaki meşe ormanlarının çoğu tahrip olmuş ve normal orman kuruluşundan uzak bir yapısı vardır. Alçak bölgelerde yazları yağışsız veya az yağışlı stepten yarı çöl karakterine kadar değişen yetişme ortamlarında Artemisia herba-alba bitkisinin oluşturduğu step vejetasyonu bulunur.
Quercus-Carpinus-Fagus Orman Alanları:
Fagus-Abies Orman Alanları
Picea-Abies-Pinus Orman Alanları
Ege’deki Orman Vejetasyonu
Güney Anadolu Orman
Vejetasyonu
Bu orman alanları, Karadeniz sahilleri boyunca Trakya, Istranca Dağları ile Kazdağları, Uludağ ve Marmara Bölgesinde karışık ormanlar oluşturur.
Öksin alt flora alanının Uludağ silsilesinin kuzey yamaçlarında 700-800 metreye kadar yarı kurakçıl
Quercus sp
. Ormanları ve (700) 800-1200 m arasında nemcil
Quercus-Fagus
orman alanları yayılır. Önemli taksonlar
Quercus petraea subsp. iberica, Q. p. subsp. petraea, Q. frainetto, Q. robur subsp. robur, Q. hartwissiana, Fagus orientalis, Carpinus betulus, Carpinus orientalis, Castenea sativa, Acer campestre, A. trautvetteri, A. platanoides, A. hyrcanum, Alnus glutinosa subsp. glutinosa, Sorbus torminalis, Tilia tomentosa, T. rubra subsp. caucasica
gibi ağaçlar hakim olarak orman kuruluşuna katılırlar.
Karadeniz’e paralel olarak uzanan dağların 1200 metre ve üstü yüksekliklerinde, bazı bölgelerinde 1800-1900 metre yükseltilere kadar
Fagus orientalis
ormanları bulunur. Orman bileşimini, oluşturan iğne yapraklı taksonlara göre toplumsal yapısı değişir. Bu türler;
Abies nordmannina subsp. nordmannina, A. n. subsp. bornmuelleriana, A. n. subsp. equi-trojani, Pinus nigra subsp. pallasiana
’dir. Bunlardan başka Kolşik kesimde
Picea orientalis
ve tüm Karadeniz ardı kesimlerdeki güney yamaçlarda
Pinus sylvestris
genellikle
Picea
ve
Abies
türlerinin yerini alır.
Fagus orientalis
kuzeydeki yayılışının dışında, buzul devrinde, bitki göçleriyle Anadolu çaprazı üzerinden güney Anadolu’ya inmiştir. Amanos Dağları (Hatay) ve uzantısı olarak devam eden Gavur Dağları (Göksun-Andırın) bölgesinde öksin karakterli bitkilerle orman oluşturur
Picea orientalis
genellikle
Abies nordmannina
ve
Pinus sylvestris
gibi iğne yapraklı ve
Fagus orientalis, Acer trautvetteri
gibi geniş yapraklı taksonlarla orman oluşturur. Picea orientalis 1400-1500m ve 1800-1900m yükseltiler arasında bulunur. Karadeniz ardı kesimlerde, kurak güney yamaçlarda Picea orientalis yerini Pinus sylvestris’e bırakır. Bu tür, Abies ve Picea türlerinin aksine Karadeniz’in iç kesimlerinde de orman oluşturabilir.
Kolşik kesimindeki
Quercus-Carpinus-Fagus
ormanlarının yapısı öksin kesiminden oldukça farklıdır.
Quercus frainetto, Alnus glutinosa subsp. glutinosa, Tilia tomentosa, Coryllus colurna
gibi odunsu taksonlar kolşik kesimde bulunmazlar. Karadeniz ardı kesimlerde Quercus-carpinus-Fagus toplumuna daha çok kurakçıl karakterli meşe taksonları, özellikle
Quercus petraea subsp. iberica
ve
Q. macranthera subsp. syspirensis
katılır.
Batı Anadolu’da 0-350(400)m arasında maki vejetasyonu hakimdir. Orman alanlarında, 400-700m yükseltiler arasında,
Pinus brutia, P. pinea, ve Quercus ithaburensis
subsp. macrolepis türleri saf ya da karışık halde ormanlar oluşturur. Ege Denizi’ne dik uzanan vadiler sayesinde, Pinus brutia iç taraflara doğru sokulur. Üst Menderes Havzası’nda (Çivril-Denizli) 1000-1300m arasında saf veya karaçamla karışık ormanlar oluştururlar. 700-800m’den sonra Pinus nigra subsp. pallasiana ormanları izlenir. Karaçam ormanları bu yükseltiden alpin kuşağa doğru saf ormanlar oluşturur. Ege bölgesindeki yüksek dağlarda da, Sandras, Murat, Honaz Dağları ve Akdağ’da Alpin kuşağındaki ağaç sınırı 1800-1900m arasında değişir. Bunun yanında, boylu ağaçlar (
Juniperus excelsa
), ve kokulu ardıç (
J. foetidissima
) karaçamla ve meşelerle karışarak bozuk karakterli orman oluştururlar.
Toroslar, Güney Anadolu’da doğu-batı doğrultusunda Akdeniz’e paralel olarak uzanır. Kıyı şeridinden ani yükselimlerle 2000 ile 3000m üzerinde birçok yüksek tepeden oluşmuştur. Bu değişken jeolojik yapı birden fazla vejetasyon birimlerinin iç içe bulunmasına neden olmuştur.
Deniz seviyesinden yukarılara doğru çıkıldığında:
0-600(800)m arasında: Maki vejetasyonu
Pinus brutia

0-1300m aralarında yayılış yapar ve 1000-1300m arasında saf ormanlar kurar. Bunun dışında genellikle maki elemanları ile birlikte yayılır.
İç Anadoluda ki karaçam ormanlarında antropojen etkilerden dolayı resesif (gerileyen) bozulma evreleri görülür.
İç Anadaolu Bölgesindeki orman formasyonundan steo karakterli bitki formasyonuna geçiş evreleri belirgindir. Bu geçişte antropojen etkenlerin yanında iklim yapısındaki değişikliğinde önemli etkisi vardır.
Cupresus sempervirens
Antalya’nın batısında 400-1100m arasında saf ya da
Pinus brutia, Quercus coccifera, Ceratonia siliqua
ile karışık ormanlar oluşturur.
Pinus halepensis
orta Torosların güneyinde Adana-Kozan arasında 0-600m yükseltilerde
Pistica terebinthus, Phillyrea latifolia, Arbutus andrachne, Sytrax officinalis, Myrtus communis, Olea europae
subsp.
sylvestris
gibi maki bitkileri ile karışık orman oluşturur.
1300m’den sonra
Cedrus libani
karışık ya da saf ormanlar oluşturarak 2000m’ye kadar yayılır. Torosların bazı bölgelerinde
Cedrus libani
’nin ağaç sınırı 2300m’ye kadar çıkar. Bu yükseltiler arasında
Abies cilicica
subsp.
isaurica, A. c.
subsp.
cilicica, Juniperus phoenica, J. foetidissima, J. exelsa, J. drupacae, Quercus libani, Acer monsspenssulanum, A. sempervirens, A. hyrcanum, Fraxinus ornus
subsp.
cilicica
gibi ağaçlarla birlikte bulunur.
Kötü yetişme ortamı koşullarında bulunan sekonder maki alanlarında, alanın eski halindeki vejetasyon yapısına dönüşmesi antropojen etkinin ortadan kalkmasından sonra öncü bitkilerin oluşturduğu ön ormanla başlar. Akdeniz Bölgesindeki büyük alan bozulmaları bu şekilde antropojen etkiler sonucunda oluşmuştur, yer yer ön ormanlar gelişmiştir.
Türkiye’de yaygın
görülen maki tipleri
•Olea europea makisi
•Ceratonia siliqua –
Lourus nobilis makisi;
•Arbutus andrachne makisi
•Quercus coccifera makisi
300 ile 1200m yükseltiler arasında
kırmızı renkli Akdeniz
topraklarında,
Phillyrea latifolia,
Cistus creticus, Daphne sericea,
Pistacia terebinthus, Arbutus
andrachne, Sytrax officinalis
gibi boylu çalılardan oluşur.
Kırmızı renkli topraklar üstünde
700-1000m arasında yayılır.
Phillyrea latifolia, Pistacia
terebinthus
subsp.
palaestina,
Palirus spina-christi, Calycotome
villosa
gibi bitki türleri bulunur.
Akdeniz kırmızı toprağı üstünde
300-900m arasında yayılış gösterir.
Quercus coccifera, Phillyrea latifolia,
Sytrax officinalis, Cistus creticus,
Rhamnus oleoides, Ostrya carpinifolia,
Quercus infectoria
subsp.
boissieri
gibi bitki türleri bulunur.
Akdeniz kırmızı toprağı ve kırmızımsı
esmer toprak üzerinde 50-850m arasında,
Pistacia terebinthus
subsp.
palaestina,
Quercus coccifera, Daphne sericea,
Palirus spina-christi, Juniperus
oxycedrus
gibi bitkilerin
oluşturdukları vejetasyon birliğidir.
Genellikle Akdeniz vejetasyon bitki tipine özgü herdem yeşil bitki türlerinin bulunmadığı Avrupa-Sibirya Flora bölgesinde; antropojen etkilerle çalılığa dönüşen (= şbilyak) karaktere sahip,
Laurus nobilis
ormanı bulunmaktadır. Bu orman tipinde,
Buxus sempervirens, Laurocerassus officinalis, Ilex colchica, Juniperus oxycedrus
gibi herdem yeşil çalı türleri bulunur. Bu maki türüne yalancı maki “
pseudo-maki
” denir.
Sarcopotericum spinosum, Coriodotymus capitalum, Cistus salviifolius, C. cretus, C. parviflrus, Satureja tymbra, Genista acanthoclada, Phlomis viscosa, Calicotome villosa, Erica manipuliflora, Rosmarinus officinalis, Lavandula stoechas, Salvia triloba, Teucrium divaricatum
gibi bitki garig vejetasyonu elemanlarına örnek verilebilir.
Step Vejetasyonu
İran-Turan flora alanı; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgelerinin en önemli vejetasyon tipidir. Step vejetasyonunda çok yıllık, derin odunsu köklü (chamaephytes) yapıda, yastık oluşturan bitkiler yaygındır.
Astragalus, Acantholimon, Thymus, Eryngium, Artemisia, Dianthus, Stipa, Teucrium, Phlomis, Euphorbia
türleri geniş alanlarda step karakterli vejetasyon oluşturur.
İç Anadolu stebinde;
Astragalus microcephalus, Convolvulus linatus, Silene aquilis, Maribium parviflorum, Peganum harmala, Dianthus anatolicus, Minuartia anatolica, Teucrium polium, Polygala anatolica, Arabis caucasia, Artemisia herba-alba, Acantholimon venustum,
otlatılan alanlarda
Erygnium campestre, Euphorbia macroclata, Phlomis armeniaca, Ajuga salicifolia, Onosma tauricum, Cerinthe minor,
tuzcul alanlarda,
Agrophyron prostrarum, Polygunum maritumum, Juncus gerardi, Salsola kali, Atriplex tatarica, Limonum globuliferum, Salicornia herbacea, Suaeda prostrata
gibi bitki türleri bulunur.
Doğu Anadolu’daki yüksek düzlükler genellikle ormansız durumdadır. Antropojen karakterde sekonder gelişim tipi olarak step vejetasyonu görülür. Özellikle bu vejetasyon otsu bitkiler bakımından zengindir. Başlıca türler;
Dactylis glomerata, Festuca taurica, Astragalus bicolor, Tlaspi arvense, Artemisia austriaca, Silene dichomota, Minuartia verna, Linm austriacum, Teucrium polium, Stipa barbata, vicia tenuifolium, Gypsophila elegans, Nonea pulla, Potentilla incinata, Stachys atherocalyx
gibi bitki türleridir.
Güneydoğu Anadolu’da, alçak kesimdeki yazları yağışsız ya da az yağışlı kesimlerden yarı çöle kadar değişen durumlarda step vejetasyonu bulunur. Çoğunlukla kirpi yastığı yapısındadır. Bölgedeki step vejetasyonu;
Artemisia herba-alba, Phlomis bruguieri, Teucrium polium, Phlomis kurdica, Astragalus lanigerus, Centauria rigida, Euphorbia macroclada, Verbascum glomerata, Centaurea laxa, Poa sinaica, Salsola vermiculata, Alyssum marginatum
gibi bitkilerden oluşur.
Alpin Vejetasyonu
Alpin vejetasyonu, yüksek dağlık kesimlerdeki orman ve ağaç sınırında 1700-1800m’den sonra yastık çalıları ile otsu bitkilerden oluşur. Ege, Akdeniz, Doğu Anadolu ve özellikle Doğu Karadeniz bölgesindeki yüksek dağlarda, orman sınırından dağların en yüksek kademelerine kadar yayılır.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde,
Juniperus communis,
subsp.
nana, Vaccinium vitisidea, Rhododendron luteum, R. simirnowii, R.caucasia, R. ungernii, Anemone blanda, Cholchicum autuminale, Veratum lobelianum, Crocus vallicola, C. sharojani, Gagea arvensis, Primula eliator, Ajuga orientalis, Helichrysum graveolens, Trifolium triphyllum, Alchemia caucasica, Genitella caucasica
gibi türler bulunur.
Ege ve Akdeniz bölgesindeki yüksek dağlık alanlarda kirpi yastığı bitkileri ağaç snırından sonra subalpin karakterdeki hakim vejetasyonu oluşturur.
Astragalus, Acantophyllum, Onobrychis, Ononis, Gypsophylla, Euphorbia ve Genista
türlerinden oluşan kirpi yastığı birliği yaygındır. Toroslardaki yüksek dağlarda, alpin vejetasyon karakteristik olarak, taş döküntüsünde yetişen bitiler, buğdaygil çayırları, yastık oluşturan bitkiler, kayalık alanda yetişen bitkiler ve su kaynağı ve yüksek dağ göllerinde yetişen bitkilerin oluşturduğu vejetasyondur.
Arabis alpina
subsp.
caucasica, Iberis taurica, Globularia vulgaris, Alyssum agrophyllum, Crepis tauricola, Chrysanthemum armenium, Inula acualis, Taraxacum primigenium
gibi bitkiler yaygındır.
Doğu Anadolu’nun yüksek dağlarındaki yaylalarda, toprağı hasır gibi örten otsu bitkilerden oluşan bir vejetasyon hakimdir. Özellikle Ağrı Dağı gibi yüksek dağlarda, dikenli bitkiler (
Alhagi pseudoalhagi
), taşlık alanlarda (
Artemisia
), dağlık çayırlarda (
Stipa, Scale montanum, Poa araratica
gibi) değişken karakterli bitkilerden oluşan alpin vejetasyonu yapısı bulunur.
Tropikal kuşağın subasar/sualtı Mangrov ormanlarının eşdeğeri olan subasar ormanlar ülkemizin bulunduğu ılıman kuşakta yok denecek kadar azdır. Ülkemiz içinde bulunduğu kuşağın en geniş subasar orman ekosistemine sahiptir. Suyun varlığı devamlılığı bu ormanların temel sorunudur. Aynı zamanda, taban arazilerde yeralan bu ekosistemlerin üzerinde kurulduğu toprağın verimliliği nedeni ile arazi kullanım talebide ayrı bir tehdit olarak algılanmaktadır. İğneada bölgesindeki subasar ormanlar ve bu ormanların çevresindeki kuru dereler boyunca yayılış gösteren dere kenarı (riparyan) ormanları bölgedeki sulak alan ormanlarıdır. İğneada ve çevresi sahip olduğu çeşitlilik ve bu çeşitliliğin hassaslığından dolayı, sadece Türkiye için değil, tün dünya için önemli bir bölgedir.
İğneada Alüvyal-Subasar Longoz Ormanları’nın oluşum süreci, dokusu, morfolojik özellikleri, suyun mekanik etkisi, kimyasal etkisi ve biyıçeşitlilik yönünden özellikler aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Denize doğru akan derelerin getirdiği alüvyonlar denizi doldurarak alüvyal toprağı oluşturmuştur. Subasar-alüvyal ormanların bulunduğu her yerde karadan denize doğru sırasıyla
orman, dere, subasar alüvyal orman, sazlık/bataklık saha, göl, kıyı bandı, deniz ekosistemleri
ile saha karakterize olur. Alüvyal ormanların bulunduğu yerlerin temel karakteristiğini yukarıdaki bileşenler oluşturmaktadır.
İğneada çevresindeki ormanlar vejetasyon yapısı itibariyle; yılın belli zamanlarında yer yer su taşkınlarına maruz kalan ve hakim ağaç türlerinin
Fraxinus angustifolia, Ulmus leavis, U. minor, Acer campastre, A. trautvetteri, ve Juglans regia
’nın olduğu subasar ormanlar ile
Quercus frainetto, Q. perraea, Q. cerris
’in egemen olduğu ve yer yer yetişme ortanı özelliklerine bağlı olarak
Carpinus orientalis
ve
Fraxinus ornus
’un karışıma katıldığı, toprak nemi isteği yüksekolmayan otsu ve çalı türlerinin varlığıyla belirginleşen ormanlardan meydana gelmektedir.
Sulak alan topluluklarının Raunkiaer’in (1934) yaşam formlarına göre hemikriptofit ve fenerofitlerin egemen olduğu bir vejetasyon yapısına sahip oldukları anlaşılmaktadır. Yani boylu odunsular ile yenilenme tomurcukları uygun olmayan mevsimi toprak yüzeyinde geçiren çok yıllık otsular, sulak alan orman vejetasyonunu şekillendiren yaşam formlarıdır. Buna göre İğneada subasar ormanları “
hemikripto-fenerofitik
” vejetasyon yapısına sahip denilebilir.
Topraktaki tuzun kaynağı sulama suları, yüksek yeraltı taban suları ve topraktaki orjinal tuz birikintileridir. Ayrıca kış aylarında buzlanmaya karşı yollarda yapılmakta olan tuzlama çalışmaları yerel tuzlanmaya neden olmaktadır.
Halofit bitkiler genellikle%0.5 veya daha fazla
NaCl2'
ye tolerans gösteren bitkiler olarak kabul edilirler. Az sayıda bitki türü tuz direnci için yapısal, fenolojik, fizyolojik ve biyokimyasal mekanizmalar geliştirmişlerdir. Dünya genelinde yaklaşık olarak 2500-3000 tür bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 700’ü Akdeniz

iklim bölgesinde yayılış göstermektedir. Halofitler benzer familyalarda birleşerek evrimleşmişlerdir. Halofit bitkiler için tuzlu ortam stres faktörü oluşturamaz. Ancak, diğer bitkiler için stresli bir faktör olan tuzlu habitatlar gelişme ve üreme üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Bunlar yüksek tuz konsantrasyonunda toleranslı başlıca
Amaranthaceae, Photamogetonaceae, Hydrocharitaceae, Plumbaginaceae, Zygophyllaceae, Tamaricaceae, Frankeniaceae
ve
Rhizophoraceae
familyalarının üyeleridir.
Kumul Vejetasyonu
Kum ve kumul birbirinden ayrı düşünülemeyecek kavramlardır. Kum,
ayrışmaya dayanıklı, mineraller bakımından zengin bir toprak öğesidir
. Rengini kendisini oluşturan kaya parçası ve içeriğindeki maddelerden alır. Bir yerde kumul oluşabilmesi için kumulun bulunduğu yerde bir kum kaynağının bulunması gerekmektedir. Ancak her kumlu alanda kumul oluşumu görülmez. Kumulun oluşabilmesi için bazı etmenler tarafındanda desteklenmesi gerekmektedir.
Kuraklık, rüzgarın şiddeti, topoğrafik yapı, fakir bitki örtüsü, tarımsal yapısal ve rekreasyonel çalışmaları nedeniyle insanlar ve evcil hayvanlar
kumul oluşumunu etkileyen etmenlerdir.
Kumullar sınırlı yayılış gösteren endemik ve nadir türleri içeren zengin bitki örtüsüne sahip alanlardır. Akdeniz ve Avrupa’da yer alan kumullarla karşılaştırıldığında, Türkiye’nin Kuzey Kumulları, bitki örtüsü ve içerdikleri endemik türlerin sayısı bakımından eşsizdir.
Ekim ve Ark (1989) tarafından hazırlanmış olan “Türkiye’nin Tehlike Altındaki Nadir ve Endemik Bitkileri” isimli kitapta Türkiye’de toplam 106 tane tehlike altında bulunan takson belirlenmiştir.
Burada yapılan çeşitli çalışmalar sonucunda listeye 8 tür daha ilave edilmesi önerilmiştir. Listeye eklenmesi önerilen 8 bitki türü bunlardır:
Anagallis minima, Hydrocotyl vulgaris, Kyllinga brevifolia, Trifolium ornithopodioides, Matthiola fructiculosa
, çalışma alanlarında da saptanmış olan
Peucedanum obtusifolium, Radiola linoides
ve
Stachys recta subsp. subcrenata
’dır.
Isatis arenaria
ve
Linum tauricum subsp. bosphori
dünyada doğal olarak bu bölgede yetişen taksonlardır. Doğal yayılma alanlarında da nesilleri tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Kaya yüzeyleri çevrelerindeki habitatlara göre düşük su tutma kapasitesi, besin azlığı, tohumların tutunma ve çimlenme zorluğu, rüzgara ve güneşe daha fazla maruz kalma gibi faktörlerin bir arada olması nedeniyle çevrelerindeki vejetasyonda yetişen bitkiler için bir bariyer oluşturmaktadır. Böylece, kayalık alanlar genellikle çok özelleşmiş bir vejetasyona sahip olurlar
Bazı bitki grupları bu ekosistemde hayatta kalmalarını sağlayacak şekilde özelleşmiş veya pre-adaptasyonlar göstermektedirler;
kurumuş yaprakları tekrar suyla canlandırma
(
Cyperaceae, Velloziaceae
vb.);
kurak ve fakir habitatlara yerleşmelerini sağlayan su depo eden yaprak, bulb veya hava kökleri
oluşturmaktadır. (
Orchidaceae, Bromeliaceae, Velloziaceae, Cyperaceae, Cactaceae
... vb.)
Akarsu kenarı vejetasyonu sadece dar bir alanı kaplayan, su seviyesindeki değişiklikler ve yüksek toprak nemi ile karakterize edilen hem gerçek riparian vejetasyonu hem de akarsuyu etkileyen daha geniş bir vejetasyon bandından oluşur.
Akarsu kenarı vejetasyonunun akarsu ekosistemleri üzerinde önemli bir kontrol fonksiyonu vardır. Bu etkiler;
1.Allokton organik maddeleri sağlamak. ( yaprak döküntüleri ve karasal omurgasızlar dahil)
2.Akarsuya ulaşan besin ve kirleticileri filtrelemek (su kimyasını değiştirmek)
3.Nehir kenarının stabilizasyonuna yardım etmek
4.Su sıcaklığını ve ışığını gölgeleme yaparak etkilemektir.
Riparian vejetasyonu ayrıca nehir yatakları ve banklarının akarsu ve nehirlerde su erozyonu ve baraj olşturmasına dirençlerini, kanal yapısı ve boyutunu etkileyerek değiştirmesi nedeniyle de önemlidir. Birçok çalışma, riparian ekosistemlerin karasal ve sucul sistemleri birbirlerine bağlamaları nedeniyle önemli biyoçeşitlilik merkezleri olduğuna dikkat çekmektedir.
Jipsli alanlar Türkiye’nin yaklaşık %0.5’ini kaplar ve bunun büyük kısmı Sivas çevresindedir. Jipsli topraklar 600-1700m’ler arasında kurak ve yarı-kurak soğuk ve çok soğuk Akdenizikliminin etkisi altındadır. Eğim %30’a ulaşır. Genel örtüş %40 veya %60-70 arasındadır. Yıllık ortalama yağış 400mm’nin altındadır. Ülkemizde jipsli torpraklar; Sivas, Erzincan, Kayseri, Malatya (Darende, Gürün), Ankara (Ayaş, Beypazarı, Polatlı, Acıkır), Eskişehir (Sivrihisar), Afyon (Emirdağ), Çankırı-Çorum arasında yaygındır. Bu alanlar dışında jipsli topraklar lokal olarak Denizli, Çanakkale-Ezine ve Trakya’da yayılış gösterir.
Türkiye’de jipsli topraklar üzerinde en çok yayılış en zengin 10 familya
Asteraceae, Fabaceae, Lamiaceae, Brassicaceae, Poaceae, Caryophyllaceae, Liliaceae, Apiaceae, Boraginaceae
ve
Scrophulariaceae
’dir
Bir yerde turbalık oluşabilmesi için yağışın çok, buharlaşma ve akıntının az olması gerekmektedir. Böyle yerlede bol miktarda su birikeceğinden toprak daima ıslak, havalanma ve bakteri faliyeti ise çok azdır. Ölen bitki artıkları, oksijen eksikliği ve düşük çevre sıcaklığı nedeniyle çok yavaş bir çürümeye maruz kalırlar. Sonuç olarak turba adı verilen ayrışmamış yosun ve yüksek bitki parçalarından oluşan bir yapı meydana gelir.
Turbalık Vejetasyonu
Turbalıkların oluumunda tabanı oluturan su geçirmez toprak veya kaya tabakalarının kimyasal özellikleri ve biriken suyun içerdii besin tuzları oluan turbalıın tipi üzerinde etken faktörlerdir. Buna göre turbalıklar 2 ana balıkta incelenir:
1.Düz Turbalık veya Çayır Turbalığı:
Besin tuzları bakımından özellikle asitliğin az olduğu ortamlarda ve kireç bakımından zengin su ve topraklarda yetişen bitkilerin oluşturduğu turbalıktır. Bu tip turalıkların oluşumunda esas etken edafik faktörler, ikincil faktörler ise iklim koşullarıdır. Bu tip turbalıkların başlıca bitkileri
Hypnum sp.
ve
Carex sp.
’dir.
Düz turbalıkların floristik yapısı;
Hypnum sp., Carex disticha, C. elata, C. inflata, C. vesicaria, C. acutifornis, C. riparia, Schoenoplectus lacustris, Scirpus sylvaticus, Juncus rubnodulusus, Phalaris arundinaceae, Glyceria plicata, Molinia coeruleai, Nymphae sp., Nymphoxanthus sp., Equisetum palustre, E. Limosum
ve kara yosunları. Bunların yanı sıra
Alnus incana, A. glutinosa
, ve bir çok
Salix sp
. türleri de düz turbalıklar üzerinde bulunur.
2.Yüksek Turbalıklar:
Besin tuzları, su ve kiraç bakımından fakir genellikle silisli araziler üzerinde gelişen bitlilerin oluşturduğu turbalıktır. Bu tip turbalıkların oluşumunda edafik faktörleden çok özellikle yüksek kısmi nem, bol yağış ve sis koşullarının hakim olduğu, buharlaşmanın az olduğudüşük sıcaklıkların görüldüğü belli bir iklim etkindir.
Yüksek turbalıkların odunsu florası kurumuş kısımlarda bulunur ve
Vaccinium uluginosum, V. vitisidea, Myrica gale, Ledum gale, L. palustre ve Rubus chamaemorus
gibi türlerden oluşur. Daha kurak yerlerde ise
Calluna vulgaris, Vaccinium myrtillus, likenlerden Cladonia, Cetraria sp.
bulunur. Yüksek turbalıklara nadiren ağaçlarda yerleşir. Ancak bunlar çok iyi gelişme gösteremezler.
Pinus sylvestris, P. mugo, Picea abies, Betula pendula, B. nana
yüksek turbalıklarda gelişim gösteren ağaçlardır.
Türkiye'de ki Turbalıklar
Türkiye’de 3-20 m arasında değişen kalınlıklarda küçük oluşumlar halinde bulunan ve kuzey yarıküre turbalıklarının güney ucunu oluşturan turbalıklar çok nadir doğal yaşam alanlarıdır. Türkiye’deki nadir turbalık alanlar, y
akacak olarak ve çiçek yetiştiriciliğinde kullanılmak üzere turba çıkarımı, tarım arazisi elde etmek için kurutulmaları, fidan yetiştiriciliğinde kullanılmaları ve ağaçlandırılmaları
nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Araştırmacılar Türkiye’de turbalıkların yaklaşık %87’sinin bozulduğunu ve toplam turbalık alanının yaklaşık 24.000 hektardan 3000 hektara düştüğünü göstermektedir. Ülkemizde turbalıklar,
Yeniçağa, yeşilırmak deltası, Trabzon-Ağaçbaşı yaylası, Abant Gölü ve Yukarı Gerede Çayı civarında
bulunmaktadır. Bu turbalıklarla ilgili çalışmalar malesef çok fazla değildir. Özellikle bu özel yaşam alanlarının flora ve faunası üzerine çalışma yok denecek kadar azdır. Yapılan çalışmalar daha çok bu alanların ıslahı veya bu alanlardan turba elde edilmesi ile ilgili konularda yoğunlaşmıştır.
Bu bitkisel çeşitliliğin içerisinde birbirleriyle etkileşim içinde olan birçok bitki vejetasyonu vardır.
Orman vejetasyonu
, bunların içerisinde en önde gelen bir bitki vejetasyonudur. Orman vejetasyonu, insanlık tarihinin gelişiminden günümüze kadarki dönemde kendi biyolojik evriminin dışında insan doğa etkileşimlerinden en fazla etkilenen bitkisel vejetasyon durumuna gelmiştir.
Anadolu aynı zamanda, orman ağaçları olarak
Abies, Picea, Cedrus, Juniperus, Liquidambar, Castanea
cinslerinin de gen merkezi olarak gösterilebilir.
Amygdalus
Pistacia
Prunus
Mespilus
Cerasus
Isatis, Draba, Alyssium, Astragalus, Alcea, Phlomis, salvia, Verbascum, Scrophularia, Veronica, Campanula, Anthemis, Centaurea, Achillea, Allium ve Iris
cinsleri örnek verilebilir. Odunsu yapıdaki taksonlara örnek olarak
Quercus
cinsine ait 17 türü örnek olarak gösterilebilir.
Allium sp.
Phlomis sp.
Isatis sp.
Campanula sp.
Draba sp.
Astragalus sp.
Carpinus orientalis
Querqus sp.
Fagus orientalis
Abies sp.
Fagus orientalis
Picea orientalis
Abies sp.
Pinus

sylvestris
Pinus pinea
Juniperus foetidissima
Pinus brutia
Juniperus exelsa
Pinus brutia
Cedrus libani
Cupresus semperivirens
Viburnum lantana
Juniperus exelsa
Juniperus foetidissima
Berberis vulgaris
Garig
Teucrium sp.
Genista sp.
Salvia sp.
Rosmarinus sp.
Full transcript