Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Göbekli Tepe 1

No description
by

Mehmet Salih KURT

on 5 November 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Göbekli Tepe 1

“Dünya'nın İlk Tapınağı
GÖBEKLİTEPE!"
“Keşfedilen En Eski İnanç Merkezi!”
GöbekliTepe!
M.Ö 9600
Dikkatli bakın en iç yuvarlağa Giriş yok!
Sebebi bilinmiyor.
MALTA


Araştırmacılar Ggantija'da (Gozo) bulunan tapınakların yeryüzünün en eski, tek başına ayakta durabilen abideleri olarak nitelendirmektedirler. Restorasyon çalışmaları nedeniyle geçici olarak kapalı olan Paola'daki Hypogeum, tarih öncesi dönem mühendisliğinin olağanüstü başarısının bir göstergesi olarak, kayalardan oyulmuş odalar ve labirent geçişleriyle türünün tek yeraltı tapınağıdır. Diğer tapınaklar Mnajdra, Hagar Qim, Tarxien görülmeye değer pek çok yer gibi Malta'nın "Kutsal Ada" oluşu teorisini doğrulamaktadır.
Megalit bir yapı veya anıt oluşturmak amacıyla kullanılan büyük bir taştır. Bu yapılar bir veya birkaç megalitten oluşabilir. Megalitik sıfatı bu tür taşlardan yapılmış anlamını taşır, taşlar harçla değil birbirlerine geçmeli olarak bir arada dururlar.
Megalitler, Ggantija MALTA
MALTA MONOLİTİKLERİ M.Ö. 3,600 YAŞI: 5,600
INKA – MACHI PICHU M.S. 1,450 YAŞI: 550
Mısır'daki piramitler 'in sayısı yaklaşık 118 tanedir.
Keops Piramidi Mısır'daki en büyük piramit olmakla beraber

Eski dünyanın yedi harikasından biri sayılmaktadır, Ve Zoser Piramidi dünyadaki

En eski taş binadır
Machu Pikchu bugüne kadar çok iyi korunarak gelmiş olan bir İnka antik şehridir. 7 Temmuz 2007 tarihinde Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir.
PERU
Boyutları algılayabilmek için
Dünyanın en önemli antik eserlerinden biri olan 11 bin yıllık Göbekli Tepe’nin, Sirius yıldızına adandığı öne sürüldü.

En az 20 daire şeklinde çevrelenmiş alandan oluşan Göbekli Tepe, 1990’lı yıllarda başlayan kazılara rağmen halen tam olarak ortaya çıkarılmış değil. Alandaki dairesel alanların her birinin ortasında, devasa, T şeklinde sütun yer alıyor. Bazı sütunların üzerinde aslan gibi yırtıcı hayvan figürleri yer alırken, iki anıttaşı, birbirlerine paralel biçimde yapının ortasında yükseliyor.

Neolitik (Cilalı Taş Devri) Çağı hakkındaki tartışmalarda yeni bir sayfa açan Göbekli Tepe, tarımın insanları yerleşim birimleri kurmaya ve sanat ile dini geliştirdikleri medeniyeti oluşturmaya ittiği düşüncesinden sıyırıyor. Çünkü dev yapının civarında tarımsal hayata ait hiçbir iz bulunmuyor. Bu durum, dinin, eski insan topluluklarında daha önce yer edindiğini öne sürüyor.



Göbeklitepe kazılarının başında yer alan, Berlin’deki Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden (DAI) Klaus Schmidt, “Avcı-toplayıcı toplumlara ait eş zamanlı olarak kurulan birçok yerleşim birimi var. Göbekli Tepe, bu yerleşimlerde yaşayan insanlar için bir ibadet yeriydi” dedi.

TARTIŞMALAR DEVAM EDİYOR

Newscientist sitesinin haberine göre, İtalyan bir araştırmacı, Göbekli Tepe’nin ne tür bir dini inanışa sahip insanlar tarafından kullanıldığına dair önemli bir iddia öne sürdü. Milano’nun Polytechnic Üniversitesi’nden arkeo-astronom Giulio Magli, tıpkı İngiltere’deki Stonehenge gibi, Göbekli Tepe’nin gök cisimlerinin hareketlerini takip etmek ve onlara tapınmak için yapıldığını iddia etti. Magli, oluşturduğu simülasyonda Göbekli Tepe inşa edildiği zaman gökteki yıldızların konumlarının nasıl olacağını belirledi.

İtalyan gök bilimci, Dünya’nın kendi eksenindeki hareketinden dolayı yıldızların son bin yıl içinde konumlarının değiştiğini, bir zamanlar ufuk çizgisine yakın beliren yıldızların farklı konumlarda yükseldiği ve görüldüğünü, yeniden belirmeleri için de binlerce yıl geçebileceğini ifade etti.

Gökteki en parlak yıldız olan (Güneş’in ardından) Sirius, Ay, Venüs ve Jüpiter’in ardından gece karanlığındaki en parlak dördüncü gök cismi.

‘SİRİUS’U TAKİP EDİYORLARDI’

Magli, antik Mısır takviminin Sirius yıldızının hareketlerinden yararlanılarak hazırlandığına dikkat çekerek, binlerce yıl önce Göbekli Tepe’nin bulunduğu enlemde benzer amaçlara hizmet etmiş olabileceğini belirtti. ‘Sirius’un 9300 yıl önce ufuk çizgisinin altında görünür olduğunu’ belirten Magli, “Gökte aniden beliren bir yıldızın, bir dinin doğumuna sebep olduğunu düşünebiliriz” dedi. Magli, “Bence Göbekli Tepe bir yıldızın ‘doğumu’ üzerine inşa edildi” ifadesini kullandı.

YILDIZLARLA KONUMLANDILAR

Göbekli Tepe haritaları ve uydu görüntülerini kullanan Magli, iki anıttaşın arasından ve tüm çemberlerin içinden geçen hayali bir çizgi çizdi. Magli, kazılarda ortaya çıkan üç dairesel alanın, Sirius’un ufukta belirdiği M.Ö 9100, 8750 ve 8300 yıllarında gökteki noktalarla aynı hizaya geldiğini öne sürdü.

Magli, yaptığı araştırmanın üzerinden geçmesi gerektiğini ve daha doğru hesaplamalarla sonuçları doğrulaması gerektiğini belirtti. Kazılarda dairesel alanların tam olarak ortaya çıkmaması, yapıların yıldız konumlarına göre hazırlanıp hazırlanmadığı hakkında kesin bir fikir sunamıyor.

DAI üyesi olan Jens Notroff, “Göbekli Tepe’deki anıtların bir çatısı olup olmadığını hala tartışıyoruz. Eğer zamanında bir çatı varsa, bu yıldızların gözlemlenmesini zorlaştıracaktı” dedi.
Hakkında
Göbekli Tepe, insanlık tarihindeki birçok sırrı açığa çıkartırken
çözülmesi gereken birçok gizemi de beraberinde getiriyor. Göbekli
Tepe’de yapılan kazılarda, yerleşik yaşama geçişle ilgili mevcut bilgileri
altüst edecek buluntular ortaya çıkmıştır.
GöbekliTepe!
Göbekli Tepe, Mezopotamya’daki ilk şehirlerden 5.000 yıl, milyonlarca turistin ziyaret ettiği İngiltere’deki ünlü Stonehenge’den 7.000 yıl
Mısır Piramitleri’nden 7.500 yıl
Malta Adası’nda bulunan tapınaklardan da 6.500 yıl daha eskidir.
İnsanlık tarihi, insanoğlunun
avcı ve toplayıcı
toplumdan yerleşik topluma geçmesi ile başlar.
Bölgenin yerleşim alanı olarak algılanması doğru değildir. Göbekli Tepe,
M.Ö. 10.000
yani günümüzden
12.00
0 yıl öncesine tarihlenen
Çanak Çömleksiz

Neolitik
Dönem’e ait bir inanç merkezidir.
“Göbekli Tepe, tarımın insanları yerleşim birimleri kurmaya ve sanat ile dini geliştirmeye ittiği tezini çürütüyor.”
Kazı alanının havadan görünümü
Göbekli Tepe, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Şanlıurfa ili’nin 17 km doğusunda Örencik Köyü’nün 3 km kuzeydoğusunda, bir dağ sırasının en yüksek tepesinde, deniz seviyesinden yaklaşık 800 m yüksekte yer alıyor.

Bu yerleşim yerlerinin neredeyse tamamı günümüzden 12.000 yıl öncesine aittir.
Göbekli Tepe ve Şanlıurfa’nın Konumu
Göbekli Tepe 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştır.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca 2005 yılında 1. Derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir.
Urfa ipekyolu güzergâhındaki en eski yerleşim yerlerinden biridir.
Tarihi gelişim sürecinde birçok uygarlığa beşiklik etmiştir.
Tarımın ilk olarak yapıldığı, ilk üniversitenin kurulduğu, üç semavi dinin yeşermesine ev sahipliği yapmış.
Balıklıgöl’
de,
Nevali Çori’
de,
Göbekli Tepe
’de ve bugüne kadar il genelinde yapılan arkeolojik kazılardan, elde edilen bulgulara göre,
günümüzden 12.000 yıl öncesine
kadar gitmektedir.



Balıklıgöl çevresinde yapılan kazı çalışmalarında günümüzden
12.000 yıl öncesine ait insan boyutunda olan
dünyanın en eski heykeli bulunmuştur.




.
Çiftçinin bulduğu oymalı taşla gelen arkeolojik devrim
Göbekli Tepe ilk kez 1983 yılında tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götüren Mahmut Kılıç sayesinde fark edilmiştir.
Şanlıurfa
Uygarlık kronolojisini altüst eden Amca
Şanlıurfa
Heykeli
GöbekliTepe!
KONUMU
GöbekliTepe!
KEŞFİ
1995 yılında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Alman Arkeoloji Enstitüsü danışmanlığında yüzey araştırmaları yapılmış ve 1996 yılından 2006 yılına kadar Şanlıurfa Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt danışmanlığında kazı çalışmaları sürdürülmüştür.
1963 ve 1980 yıllarında İstanbul ve Chicago üniversitelerinin işbirliğiyle bölgede bazı çalışmalar yapılmış fakat önemi anlaşılmamıştır.

Süren kazılar hala heyecan verici...

Göbekli Tepe’de yaklaşık 5 bin metrekarelik alanda yapılan jeomanyetik ve georadar taramalarda çapları 8 ile 30 metreye varan daire biçimli 20 adet tapınma amaçlı kullanılan alan tespit edilmiş, bunlardan ancak 6 yapı katı bugüne kadar ortaya çıkarılabilmiştir.
Uzmanlara Göre
Göbekli Tepe
Göbekli Tepe Kazı Başkanı Schmidt,
“Önce tapınak geldi, şehir sonradan
geldi” demiş ve bu sözüyle erken medeniyet
tarihine yeni bir açılım getirmiştir.
Klaus Schmidt, “Avcı-toplayıcı
toplumlara ait eş zamanlı olarak kurulan
birçok yerleşim birimi var. Göbekli
Tepe, bu yerleşimlerde yaşayan insanlar
için bir ibadet yeriydi.” dedi.
Schmidt’e göre, bu tapınağı yapanlar
yeryüzünde ilk kez “evren nedir, biz neden buradayız”
sorusunu kendilerine soran kişilerdi.
Prof. Dr. Klaus Schmidt
Kazı Başkanı /
Excavation Crew Chief
Medeniyetler İttifakı Eşgüdüm Komitesi Başkanı
ve Başbakanlık Başmüşaviri Prof. Dr. Bekir
Karlığa:
Medeniyetin doğuşundan önce insanoğlu göçebe
bir hayat sürüyordu. Bu göçebe insanoğlu Mezopotamya’ya
gelerek buranın faunasından etkilenmiş
ve bu avcı toplayıcı topluluklar buraya yerleşmiştir.
Yerleşik hayata geçen bu topluluklar bir taraftan
tarımla ve hayvanların evcilleştirilmesiyle uğraşırken
bir yandan da doğal bir tepe olmayan Göbekli Tepe
üzerine muhteşem anıtlar dikmişlerdir. Bu yapılar,
insanoğlunun yerleşik hayata geçtiğini gösteren
delillerdir. Ayrıca Göbekli Tepe ile aynı zamana denk
gelen Çatalhöyük’te taştan ve obsidiyen taşından yapılma
tarım aletlerine rastlanmaktadır. Bunlar buğdayı
öğütmek için kullanılan taş tarım aletleri, obsidiyen taşından
orak, kama ve avcı aletleridir.
Tarımla birlikte yerleşik hayata geçen insanoğlu
büyük gruplar halinde yaşamaya başladı ve
medeniyetin ilk formunu da oluşturmuş oldu. İnsanoğlu
tarihindeki bu büyük gelişme, verimli topraklar
olan doğuda Mezopotamya ve batıda Akdeniz’e doğru
genişledi. Oradan da M.Ö. 5.000 yılına kadar çiftçilik
ve yerleşik hayata geçiş Avrupa’ya kadar gelip batı sınırına
kadar dayandı.
Yerleşik hayata geçiş yapan insanoğlu
korku ve sığınma dürtüsüyle inanç kavramına
da yönelmiş ve Göbekli Tepe’de o zamanın
mimari tekniklerinin ötesinde mabet olarak
tanımlayabileceğimiz muhteşem yapılar inşaa
etmişlerdir. Böylelikle Doğu’nun büyük nehirleri
boyunca bu zengin ve verimli topraklarda medeniyet
ile birlikte inanç da doğmuş oldu.
“Doğu’dan Batı’ya bakacak olursak
Mezopotamya’da Dicle ve Fırat havzalarını
medeniyetin beşiği olarak görebiliriz”,
diyen Prof. Bekir Karlığa’nın, bu sözü bu
görüşü destekler niteliktedir.
Prof. Dr. Bekir Karlığa
Medeniyetler İttifakı
Eşgüdüm Komitesi Başkanı /
Chairman of the Coordination Committee
of the Alliance of Civilizations
Neolitik Dönem
Göbekli Tepe yerleşiminin özelliğini anlamak için öncelikle Neolitik Dönem hakkında bilgi
vermek gerekir.
Neolitik Dönem, Paleolitik ve Mezolitik dönemlerden sonra gelir. Neolitik “Yenitaş” anlamına
gelmektedir. Bu döneme “Cilalı Taş Devri” de denir. İnsanoğlu ilk kez, Neolitik Dönem’de doğa ile
olan ilişkisini kendi lehine çevirerek, avcılık ve toplayıcılık ile birlikte tarıma da yönelmiştir. Yabani
şekilde yetişen buğday, arpa, mercimek türü ürünleri deneme yanılma yoluyla ekmeye başlayan
insanoğlu, zamanla en iyi ürünü bulmuştur. Yine bu dönemde hayvanların evcilleştirilmesi gerçekleşmiş,
ilk dini ve sivil mimari örnekleri ortaya çıkmaya başlamıştır.
Göbekli Tepe’de yapılan kazılarda, yerleşik yaşama geçişle ilgili mevcut bilgileri alt üst edecek
buluntular ortaya çıkmıştır. Dünyada kabul gören arkeolojik görüşe göre insanoğlunun avcı ve toplayıcı
yaşam biçiminden yerleşik hayata geçmesindeki en önemli faktör açlık korkusu ve korunma içgüdüsüdür.
Ancak Göbekli Tepe bu tabuyu yıkar. Zira yapıldığı dönem göz önüne alındığında, yerleşik
yaşama geçişte dinsel inanışların da etkisinin olabileceğini ispatlar.
Türkiye’de Neolitik Çağ
Türkiye’de Neolitik Dönem yayın projesinin editörlerinden Nezih Başgelen:
“Ders kitaplarından ‘Cilalı Taş Dönemi’ olarak bildiğimiz, arkeoloji literatüründe ise ‘Neolitik’ olarak
tanımlanan dönem, insanoğlunun avcılık ve toplayıcılığa dayalı gezginci bir yaşamdan, genelde üretime dayalı
yerleşik yaşama geçtiği kabul edilen kültür tarihinin en önemli aşamalarından birini oluşturan süreçtir. Bu
dönem, içinde gelişen mimari, sanat ve zanaatlar, uzmanlaşma, toplumsal örgütlenme gibi birçok ‘olgu’ ile
her şeyin değiştiği ve yeni bir düzenin kurulduğu, birçok yeni buluşun sınanarak ortaya çıktığı, heyecan verici bir
uygarlık sürecidir.”
“Yapılan son kazı ve araştırmalar, ülkemizdeki Neolitik uygarlıklarının, Neolitik Çağ’ın tanımını değiştirecek
ölçüde gelişkin ve kendine özgü karmaşık yapıda kültürleri barındırdığını göstermiştir. Bu dönemdeki
Anadolu yerleşmelerinin bir diğer önemi de, tarım, hayvancılık ve yerleşik köylere dayalı yaşam biçimini
başka coğrafyalara ve özellikle Avrupa’ya aktarmasıdır. Anadolu özellikle Güneydoğu Avrupa ve Akdeniz
havzasının ‘Neolitikleşmesinde’ önemli bir rol oynamıştır.”
Her yıl değişen ve gelişen yapısıyla, özellikle son 20 yıl içinde büyük bir ivme kazanan Anadolu Neolitik
Çağ araştırmaları, tüm bilim dünyasını şaşırtan sonuçlar vermiş ve vermeye devam etmektedir. Çanak
Çömleksiz Neolitik Çağa tarihlenen, Urfa İli sınırları içindeki Nevali Çori ve Göbekli Tepe’de günışığına çıkartılan
görkemli sanat eserleri ve tapınaklar Neolitik Çağ ile ilgili düşünülen pek çok bilgiyi altüst eden şaşırtıcı ve
benzersiz bulgulardır.
Göbekli Tepe, Harran Ovası’na hakim konumuyla, bugüne kadar çok az bir bölümü kazılmış olmasına
karşın avcı ve toplayıcı yaşam biçiminden, dini mekanların biçimlenmesi, tapınak mimarisinin ve sanatın doğuşu,
tarım ve hayvancılığa geçiş sürecini anlamamıza önemli katkılar sağlayan benzersiz bir tarih öncesi yerleşimdir.
Türkiye’nin üzerinde yer aldığı coğrafya, uygarlık tarihinin her döneminde önemli bir rol oynamış, sayısız
eski uygarlık burada yaşamış, dönemlerinden izler bırakmıştır. Özellikle son yıllarda yapılan araştırmalarda
Neolitik Dönem açısından Anadolu’nun insanlık tarihinde ayrıcalıklı bir yeri olduğu görülmektedir. Günümüz
dünyasının uygarlık temelleri Neolitik Dönem’de atılırken, bu oluşuma Türkiye coğrafyasındaki kültürlerin
katkısının, öngörülenden çok daha fazla olduğu yeni kazıların sansasyonel sonuçları ile giderek çok daha iyi ortaya
çıkmaktadır.
Kazı Hakkında
Göbekli Tepe üzerinde yapılan jeomanyetik ve georadar
taramalarda çapları 20 ile 30 metreye varan daire biçimli
20 adet tapınma amaçlı kullanılan alan tespit edilmiş, bunlardan
ancak 6 yapı katı bugüne kadar ortaya çıkarılabilmiştir.
Yapılan arkeolojik kazılar, Göbekli Tepe’nin olağandışı buluntuları
ile dinsel/kutsal bir buluşma merkezi olduğu kanısını uyandırmaktadır.
Göbekli Tepe’deki tapınakların yapılış biçiminde ortak bir
özellik göze çarpmaktadır. Duvarlarının kalınlığı 1.4 metre olan
12 metre boyundaki ‘T’ biçiminde sütunlar ile çevrilmiş bu
tapınakların merkezinde iki ‘T’ biçiminde sütun karşılıklı
olarak yer alır. Arkeologlar boyları 3 ile 6 metre arasında değişen
bu ‘T’ biçimindeki sütunların stilize edilmiş insan tasvirleri
olduğunu düşünmektedirler. Bunun sebebi ‘T’ biçimindeki sütunlarda
görülen kol ve el tasvirleridir. Ayrıca bu sütunlar üzerine
işlenmiş hayvan tasvirleri ve soyut semboller bulunmaktadır.
Buluntular
Kazı Başkanı Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlığında
bölgedeki kazı çalışmaları her yıl nisan-mayıs ve eylül
-ekim aylarında başlıyor ve yaklaşık 10 hafta sürüyor.
Göbekli Tepe’nin en ilginç bulguları genelde üzeri
hayvan betimleriyle süslenmiş “T” biçimli anıtsal dikilitaşlardan
oluşan yapı kompleksleridir. Ortadaki bir çift karşılıklı
dikilitaşın çevresindeki dikilitaşlar yuvarlak ya da oval
biçimli kapalı mekânlar oluşturmaktadır. “T” ve “ters L”
biçimli dikilitaşların insanları simgelediği düşünülmektedir.
Yapılan arkeolojik araştırmalar, Göbekli Tepe Neolitik
Tapınak Alanı’nın dönem insanlarının belirli zamanlarda
bir araya gelerek ibadet ettikleri bir yer olduğunu
göstermiştir. Kesin olmamakla beraber tapınağın bizzat
onu kullananlar tarafından gömüldüğü de öngörülmektedir.
Prof. Dr. Klaus Schmidt, “Önce tapınak geldi, şehir
sonradan geldi” sözüyle bu görüşü desteklemektedir.
Dilek Ağacı
Göbekli Tepe doğal bir tepe değildir.
Dümdüz kireçtaşı platosunda yükselen insan eliyle
yapılmış devasa bir tepedir. Bu tepe üzerinde tek
başına duran yalnız, zamana tanıklık etmiş yaşlı
bir karadut ağacı vardır. Bu karadut ağacını
yöre halkı Dilek Ağacı olarak adlandırır.
Onlar için bu tepe bir ziyaret, bir hac
bölgesi gibidir. Bu ağacı yöre halkı ziyaret edip
dallarına dileklerini söyleyip kumaş parçaları asarlar.
Ayrıca burada isimsiz mezarlar bulunmaktadır.
Taş mezarlar nedeniyle bu tepeye yöre halkı tarafından
“Ziyaret” adı verilmiştir.
Göbekli Tepe
Hakkında Kim Ne Dedi?

“Medeniyetten ve her şeyden önce
Göbekli Tepe vardı.”
İngiliz Daily Mail gazetesi
“Dinin doğuşu”
National Geographic
“Göbekli Tepe, tarihin gelmiş geçmiş en büyük arkeolojik
keşfi!”
Witwatersrand Üniversitesi’nden David Lewis Williams
“Burası insan aklının anlamakta zorlanacağı kadar
olağanüstü”
Reading Üniversitesi’nden Steve Mithen
“Burası çok ayrıntılı, kompleks ve tarım öncesi
döneme ait. Sadece bu bile burayı çok uzun zamandır
yapılan en önemli arkeolojik buluş haline
getirmeye yeter!”
Stanford Üniversitesi’nden Ian Hodder
“Göbekli Tepe Piramitler Gibi Olacak!”
İngiliz The Guardian Gazetesi 21.12.2012
“Adem ve Havva Cennet’ten atıldıktan
sonra Göbekli Tepe’de buluştu.”
İngiliz yazar David Rohl, ‘Efsane/Legend’ adlı eserinde
“Şanlıurfa Neolitik Çağ’ın inanç ve hac merkezi”
Kazı İkinci Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cihat Kürkçüoğlu,
“Göbekli Tepe’de muhteşem anıtsal bir mimariyle
karşılaştık.”
“Önce tapınak geldi, şehir sonradan geldi.”
Prof. Dr. Klaus Schmidt
Göbekli Tepe’nin
Bilinmeyen Sırları

Günümüze bu denli mükemmel olarak korunmuş şekilde kalması da yapılış yılından
yaklaşık bin yıl sonra onlarca ton toprak ve çakmaktaşı ile tamamıyla gömüldüğü bilinen
Göbekli Tepe’nin niye gömüldüğü de cevabı bilinmeyen gerçekler listesinde yer alıyor.
Stilize edilmiş insanları tasvir eden “T” biçimindeki sütunların ağırlıkları 40 ile
60 ton arasında değişiyor. İlkel el aletlerinden başka bir aletin olmadığı bu dönemde sütunların
nasıl taşındığı ve dikildiği arkeologlar tarafından henüz çözülemedi. İnsanlığın avcı toplayıcı
döneminde yerleşim ve tarım kavramlarından çok uzak olduğu 12.000 yıl öncesinde bu yapıların
nasıl tasarlandığı sorusu da henüz cevaplanmadı. Belki tüm bu sorular cevap bulduğunda
insanlık tarihi yeniden yazılacak.
Göbekli Tepe’deki tapınakları tasarlayanlar ve inşa edenlerin kim oldukları hala
kesin olarak bilinmiyor.
Halen birçok sır saklayan dev anıtların bulunduğu antik yapı, Büyük Köpek
Takımyıldızı’nın Güneş’in ardından gökteki en parlak yıldızı Sirius’a tapınmak için
mi inşa edildi?
Milano’nun Polytechnic Üniversitesi’nden arkeo-astronom Giulio Magli, tıpkı İngiltere’deki
Stonehenge gibi, Göbekli Tepe’nin gök cisimlerinin hareketlerini takip etmek ve onlara
tapınmak için yapıldığını iddia etti.
Ancak, Alman Arkeoloji Enstitüsü üyesi Jens Notroff, “Göbekli Tepe’deki anıtların bir
çatısı olup olmadığını hala tartışıyoruz. Eğer zamanında bir çatı varsa, bu yıldızların gözlemlenmesini
zorlaştıracaktı” dedi.


Sonuç olarak başta Göbekli Tepe olmak üzere, içinde Neolitik Dönem’e
ait birçok yerleşim alanı bulunduran Şanlıurfa’nın insanlık
tarihinin karanlıkta kalmış sırlarını açığa çıkaracak nice keşiflere
ev sahipliği yapacağını söylemek sanırım yersiz olmayacaktır. Bu
durum Şanlıurfa gibi zengin bir tarihi alt yapıya sahip bir kent ile ilgili
arkeolojik çalışmaların önemini vurgular niteliktedir.
Kaynakça:
* Prof. Dr. Klaus Schmidt: A Stone Age Sanctuary In South Eastern Anatolia (2012)
* Prof. Dr. Bekir Karlığa: East To West (2012)
* gobeklitepe.info, dunyaninilktapinagi.com , arkeolojihaber.net, dainst.org
* Kültür ve Turizm Bakanlığı İl Müdürlüğü ve Şanlıurfa Valiliği Kaynakları
Bibliography:
* Prof. Dr. Klaus Schmidt: A Stone Age Sanctuary In South Eastern Anatolia (2012)
* Prof. Dr. Bekir Karlığa: East To West (2012)
* gobeklitepe.info, dunyaninilktapinagi.com , arkeolojihaber.net, dainst.org
* Resources of Provincial Directorate of The Ministry of Culture and Tourism and The Governorship of Şanlıurfa
Göbekli Tepel

“DÜNYA’NIN İLK TAPINAĞI
GÖBEKLİ TEPE!”
“The World’s First Temple:
Göbekli Tepe!”
Türkçe İngilizce
“GÖBEKLİ TEPE:
MEDENİYETİN
DOĞDUĞU YER!”
“Göbekli Tepe: The
Birth of Civilization!”
“İNSANLIĞIN
DOĞUŞU BURADA
BAŞLADI!”
“Göbekli Tepe: The Birth of Civilization
Has Started Here!”
Göbekli Tepe’nin
ve Şanlıurfa’nın
Konumu Location of Göbekli Tepe
and the City of Sanlıurfa
“DÜNYANIN
BİLİNEN
EN ESKİ VE BÜYÜK
TAPINAĞI!”
“World’s Known Oldest and Largest Temple!”
“BUGÜNE KADAR
BULUNAN EN ÖNEMLİ
ARKEOLOJİK KEŞİF:
GÖBEKLİ TEPE!”
“The Most Significant Archaeological
Exploration in History: Göbekli Tepe!”
“İNSANLIK TARİHİNİ
GÖBEKLİ TEPE
DEĞİŞTİRİYOR!”
“Göbekli Tepe Changes
the History of Civilization!”
“İNSANLIK TARİHİNİN
BİLİNMEYENİ”
“The Unknown History of Humankind”
“TARİH BAŞTAN
YAZILIYOR!”
“History Rewritten!”
T Sütunlar
Stilize edilmiş insanları tasvir eden ‘T’
biçimindeki sütunların ağırlıkları 40 ila 60 ton
arasında değişiyor. İlkel el aletlerinden başka bir
aletin olmadığı bu dönemde sütunların nasıl taşındığı
ve dikildiği arkeologlar tarafından henüz
çözülemedi. İnsanlığın avcı toplayıcı döneminde
yerleşim ve tarım kavramlarından çok uzak olduğu
12.000 yıl öncesinde bu yapıların nasıl tasarlandığı
sorusu da henüz cevaplanmadı. Belki
tüm bu sorular cevap bulduğunda insanlık tarihi
yeniden yazılacak.
KOLONLAR 1,5 - 7 METRE
15 TONLUK TAŞLAR 300 - 400 MT ÖTEDEN TAŞINIYOR (O DÖNEM TEKERLEK YOK !)
YAPILARI 1,000 + YIL İÇİNDE YAPMIŞLAR (HEPSİ FARKLI ZAMANLARDA YAPILMIŞ)
SONRA KENDİLERİ HEPSİNİ 11,000 YIL ÖNCE TÜMÜYLE GÖMMÜŞLER!
BU NEDENLE ÇIKANLAR ÇOK İYİ DURUMDA
4 YUVARLAK VE 2 DİKDÖRTGEN YAPI TOPRAK ALTINDAN ÇIKARILMIŞ DURUMDA


Sunumdan
Göbeklitepe‘de 20+ yapı var yapılardan 6 tanesi açılmış durumda
T Şeklinde Olmasi Gereken Bu Kolonun Topraktan Çikan Tepesini, Tarlayi Rahat Süremiyor Diye Köylümüz Bayaği Uğraşip Yok Etmiş!
T Şeklinde Olmasi Gereken Bu Kolonun Topraktan Çikan Tepesini, Tarlayi Rahat Süremiyor Diye Köylümüz Bayaği Uğraşip Yok Etmiş!



BULGULAR (FACTS)
• O Tarihteki En Yakin Yerleşim (Nevali Çöri) 35 Km Ötede
• Ama Nevali Çöri Nüfusu,16 Ton Taşimak İçin Yetersiz, Başkalari Da Olmali
• Göbeklitepe’de Bu Boyutta Bir Kaya İşçiliği İçin Gerekli Sağlam El Aletleri Bulunmadi (Taş Balta)
• Sadece “Kullan – At” Tipli Basit Taş Aletler Var
• Bol Miktarda Yenmiş Hayvan Kemiği Var
• Henüz Hiç Gömülmüş İnsan Bulunmadi (Mezar Olamaz)
• Yapilarda Kapi Yok (Ev Olamaz)

Bulgularla Senaryo
• Ayri Yerlerdeki İnsan Gruplari (Nerede Yaşıyorlar?) Birbirleriyle Haberleşmiş (Nasıl?)
• Ayni Zamanda Kalkip Hep Beraber Gelmişler
• Yanlarinda Da Yemeklerini Ve Asil Değerli El Aletlerini (Sert Kaya Olanları) Getirmişler
• Bir Süre Orada Yaşayip Tapinaği Yapmişlar
• İşçiler El Aletlerini De Alip Evlerine Dönmüşler
• Arada Uğramişlar (Mı? Ne Yapmışlar? Ne Zamanlarda?)
• Orada Kimler Kalmiş? (Rahipler? Kim Onları Beslemiş?)
• 1000 + Sene Sonra Yapmaz Olmuşlar (Neden?)
• Ve Hepsini Gömmüşler (Kim? Neden?)
Bir Çok Soru İşareti


BİR ÇOK SORU İŞARETİNE RAĞMEN ŞU ANDA BİLE
VAR OLAN İNANÇ VE TEORİLERİ SARSIYOR
• Tevrat’a Göre : “Tanri İnsani 6,500 Yil Önce Yaratti”.. İncil Tevrati Tekrarlar !
Göbeklitepe 12,000 Yaşinda Olduğuna Göre İncil Ve Tevrat Yalan Mi?
• Göbeklitepe’ye Kadar Arkeoloji Teorisi:
Avci Toplum => Yerleşik Toplum => İnançlar
Göbeklitepe Avci İnsanlarin Eseri Olan Dev Bir Tapinak !
Yeni Teori: Avci Toplum + İnançlar => Yerleşik Toplum
• Bilimin Tanimladiği Medeniyet Başlangicini 2 Misli Eskiye Aliyor
• Çok Eskiden Organize Toplum Olduğunu Gösteriyor
- İşçi Sinifi (Tapinaği Yapanlar, Yiyecek Sağlayanlar )
- Üst Seviye (Tapinak Sorumlulari)

Şanlıurfa’da
özellikle Harran Ovası’nı 30-40 kilometrelik mesafelerle bir hilal şeklinde çevreleyen tepelerde bulunan 80 dönümlük alana sahip olan ören yeri
Göbekli Tepe, Karahan Tepe, Sefer Tepe, Hamzan Tepe ve Balıklıgöl
çevresi
Neolitik
Dönem’in en önemli yerleşimleridir.
Buluntular bu bölgede yaşayan insanların
ibadetlerini Göbekli Tepe’ye gidip yaptıklarını
gösteriyor.
Yapılan arkeolojik araştırmalar göstermiştir ki;
Göbekli Tepe Neolitik Tapınak Alanı
, dönem insanlarının belirli zamanlarda bir araya gelerek
ibadet ettikleri
bir yerdir. Kesin olmamakla beraber tapınağın bizzat onu kullananlar tarafından
gömüldüğü
öngörülmektedir.
Kazı çalışmaları Yakın Doğu’da başlayan
insanlık tarihinde en önemli radikal değişiklerden biridir
. Bu değişiklik, insanlık tarihinde bilinen her şeyden öte
avcı toplayıcı toplumdan yerleşik hayata geçen ve hayvanları ehlileştiren bir toplum
olduğunu işaret ediyor.
Göbekli Tepe’deki kazı çalışmaları 2007 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararı ile Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Arkeolog Klaus Schmidt başkanlığında yürütülmektedir.
Full transcript