Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Sağlığa zararlı alışkanlıklar

No description
by

Yaren Yıldırım

on 26 March 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Sağlığa zararlı alışkanlıklar

SAĞLIĞA ZARARLI ALIŞKANLIKLAR
ALKOL BAĞIMLILIĞI
BAĞIMLILIK
TÜTÜN VE TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
• Alkol • Kokain
• Sigara • Ecstasy
• Esrar (Cannabis) • Rohypnol (Roche)
• Uçucu Maddeler • LSD
Nitrit inhalanlar(Poppers) • GHB
• Eroin • Ice (Amfetaminin saf bir biçimidir)
• Morfin • Crack
• Ketamin • Fensiklidin (PCP)
• Meskalin (kaktüs) • Ritalin
• Amfetamin • Mantar (Psylocibin)
• Steroidler • Internet ve bilgisayar

Bagımlılık yavaş yavaş, sinsice gelişir. Kişi genelde bagımlı oldugunun farkına varmaz.
BAĞIMLILIK YAPAN MADDELER
FİZİKSEL VE RUHSAL BAĞIMLILIK
Aile ile ilgili risk faktörleri
1.
Anne ve baba desteginin az olması
2.
Anne ya da babada alkol kullanımı
3.
Anne ve babanın, gencin alkol kullanımına fazla toleranslı bir tutum içinde olması
4.
Anne ve babanın çocuk ile ilişkilerinin kalitesi (ayrılan vaktin uzunlugundan çok, bu vaktin nasıl degerlendirildigi önemlidir)
5.
Tutarsız disiplin (anne ve babadan birinin yasakladıgına, digerinin izin vermesi ya da farklı zamanlarda aynı ebeveyin farklı tutumlar sergilemesi)
6.
Anne ve babanın çocugun aktivitelerine ilgisizligi
7.
Çevrenin gerçekçi olmayan beklentileri (çok başarı beklenmesi ve bu nedenle mevcut başarının takdir edilmeyişi gibi)
8.
Çocugun okuldan sonra kendi kendine bakması
BAĞIMLILIĞIN RİSK FAKTÖRLERİ
Sosyal risk faktörleri
1.
Yaşam stresleri (göç, işsizlik gibi)
2.
Alkol kullanan arkadaş grupları içinde olmak
3.
Düşük sosyoekonomik düzey
4.
Okul dönemi içinde çalışma
5.
Cinsel ya da fiziksel taciz yaşama
Kişilikle ilgili risk faktörleri
1.
Davranış bozuklukları
2.
Sosyal degerlere yabancılık
3.
Heyecanlı, dürtüsel, asi, kötümser kişilik yapıları
4.
Agresif kişilik yapısı
5.
Dışarıdan kolay etkilenme
6.
Baş etme mekanizmalarının kötü olması
7.
Kendini kontrol etme yeteneginin az olması
8.
Kendine güvenin az olması
9.
Girişkenligin az olması
Bagımlılık,kişide birdenbire gelişen bir durum degildir.Genellikle bagımlılık süreci,dört aşamadan oluşur.Bu aşamalar kişiden kişiye ve kullanılan maddenin türüne göre farklı zamanlarda tamamlanabilir.Insanlar,genellikle bu sürecin hangi aşamasında olduklarını kestiremezler.
BAĞIMLILIK SÜRECİ
DENEME
Maddeyle ilk temas deneme amaçlıdır.Kimse bagımlı olmak için madde kullanmaya başlamaz.Bu aşamada özenti,merak,'hayır diyememek' ve 'gruptan dışlanma korkusu' rol oynar.Kişi sosyal ilişkilerini maddeye ulaşabilecek şekilde düzenler.Maddeyi arama davranışının yogunlugu bu süreçte giderek artar.
SOSYAL KULANIM
Kişi,madde kullanımını kendi elinde oldugu ve istedigi zaman bırakabilecegini düşünmektedir. Bu dönemde sosyal ortamlarda ve akranlarla birlikte madde kullanma sıklıgı artar.
KÖTÜYE KULLANIM
Kişinin stresle başa çıma,kaygı ve gerilimden kurtulma istegi maddeyi kullanma yogunlugunu artırır.Artık madde kullanımı çeşitli davranış bozukluklarına ve yasal sorunlara yol açmaya başlar.
BAĞIMLILIK
Bu aşamada kişi artık maddeye karşı tolerans geliştirmiştir.Yoksunluk belirtileri görünmeye başlanır. Hayat artık madde etrafında dönmeye başlar.Okul,aile ve diger sosyal ilişkiler bozulur.Zarar vermesine ragmen madde kullanımı devam eder.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 58. maddesinin ikinci fıkrasında:
“Devlet, gençleri alkol düşkünlügünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır”
hükmü yer almaktadır. Toplumun alkol, sigara ve uyuşturucu madde bagımlılıgı gibi kötü alışkanlıklardan korunması devletin görevleri arasında sayılmıştır.
BAĞIMLILIK YAPAN MADDELERİN KULLANIM YAYGINLIĞI
SİGARA VE DİĞER TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN ZARARLARI
Ilk bakışta sigara gözünüze dogal ve zararsız gibi görünebilir. Bunun sadece beyaz kagıda sarılmış tütün yaprakları oldugunu düşünebilirsiniz. Ancak bir sigara yakıldıgında ortaya çıkan duman 4.000’den fazla tehlikeli kimyasal madde içerir. Bu açıga çıkan kimyasal maddelerin en az 80’inin de kansere yol açtıgı bilinmektedir. Kansere yol açan bu maddelerin yanı sıra sigara dumanında yüzlerce zehirli madde bulunur. Ayrıca tüm bu kimyasal ve zehirli maddelere ek olarak sigarada yüksek düzeyde bağımlılığa yol açan nikotin ve sigaranın tadını daha hoş hale getirmek, tüketicilerin sürekli sigara kullanımını saglamak amacıyla eklenmiş olan birçok katkı maddesi yer almaktadır.
Sigaranın içerdigi kansere yol açabilen başlıca maddeler şöyle sıralanabilir:
Katran (zifir)
Arsenik
Benzen
Kadmiyum
Formaldehit
Polonyum-210
Krom
Polisiklik aromatik hidrokarbonlar
Ayrıca sigara dumanında bazıları kansere yol açan
nitrozaminler, akrolein, asetaldehit, hidrazin ve nikel, kurşun, kobalt ve berilyum
gibi metaller de bulunmaktadır.
Sigarada bulunan diger zehirli maddeler arasında şunlar sayılabilir:
Karbon monoksit
Hidrojen siyanür
Nitrojen (azot) oksit
Amonyak

Bunlar dışında sigara dumanı
kükürt dioksit, hidrojen sülfit, piridin
ve
tolüen
gibi daha birçok zehirli madde içerir.
GEBELİKTE TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN KULLANIMI
PASİF ETKİLENME
SİGARANIN ÇEŞİTLİ ZARARLARINDAN KORUNMAK
Bagımlılık uzun zaman ruhsal ve fiziksel bagımlılık olarak ikiye ayrılmıştır:
Fizyolojik bagımlılık
; maddenin varlıgına karşı duyulan fizyolojik bir istektir. Beden uyuşturucu maddeye karşı uyum geliştirir. Madde alınmadıgı zaman ortaya bazı belirtiler çıkar. Çünkü bedenin buldugu fizyolojik uyum bozulmuştur.Fizyolojik bagımlılık evresinde bagımlılık yapan maddenin kullanımının azaltılması ya da bırakılmasıyla vücutta fizyolojik ve zihinsel birtakım belirtiler ortaya çıkar.Bu duruma
yoksunluk
denir.
Alkol ve Madde Bagımlılıgı Tedavi ve Egitim Merkezi (AMATEM) tarafından 2004-2009 yıllarını
kapsayan madde bagımlılıgı istatistikleri şu şekildedir:
• 2004 yılından 2009 yılının sonuna kadar tedavi amacıyla AMATEM'e başvuran hasta sayısı yaklaşık 4 kat artmıştır.
• Madde kullanmaya başlama yaşı 1063 arasında degişmektedir. Toplamda yatarak tedavi gören
hastaların % 10'unu 18 yaş altı gençler oluşturmaktadır.
• 6 yıllık süre içerisinde hastaların % 48'i alkol, % 28'i uyuşturucu madde, % 16'sı diger maddeler
ve % 8'i tiner gibi uçucu madde kullanımının tedavisi için başvuruda bulunmuşlardır.
Istanbul Valiliginin 2010 yılında yaptıgı bir çalışma ülkemizde uyuşturucu ile tanışma ve başlama yaşının 14'e kadar indigini göstermiştir. Araştırma sonuçlarına göre sigara kullanmaya başlamayaşı 13,5, alkol kullanmaya başlama yaşı 13, uyuşturucu madde kullanmaya başlama yaşı 14'e kadar düşmüştür.
Çocuklarda ve gençlerde artan şiddet egilimi ile okullarda meydana gelen olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla TBMM Araştırma Komisyonu bir araştırma yapmıştır. Bu araştırmada 2006 yılında Türkiye Istatistik Kurumu tarafından seçilen 60 ildeki 261 okulda ögrenim gören 26.009 öğrenciye ulaşılarak bagımlılık durumları belirlenmiş ve sonuçlar Türkiye geneline oranlanarak tahmini kullanıcı sayısı hesaplanmıştır.
Bagımlılıgın zarar verdigi bir alan da aile ve ülke ekonomisidir.
Bagımlılık yapan sigara, alkol ve uyuşturucu maddeler aynı zamanda ciddi bir maddi harcama gerektirir. Bagımlı, gelirinin önemli bir kısmını maddeye ulaşmak için harcar. Bu da genellikle diger harcamalarını kısmasına ve yaşam standartlarının düşmesine neden olur.

Solunum Sistemi:
Tütün ürünlerini kullananlarda,öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlıgı görülmektedir. Saglık Bakanlıgı verilerine göre sigara içenlerin % 40'ında kronik bronşit gelişir.
Akciger kanserine baglı ölümlerin % 90'ının nedeni sigaradır. Akciger kanseri dışında gırtlak kanseri riski de sigara içenlerde 30 kat fazladır. Ayrıca nefes darlıgı yapan amfizem hastalıgının en önde gelen nedeni sigara ve diger tütün ürünlerinin kullanımıdır.

Sindirim Sistemi:
Sigara dumanı mideden asit salgılanmasını artırır. Gastrite, mide ve onikiparmak bagırsagı ülserine yol açar. Ayrıca agız, dudak, yemek borusu, mide, safra kesesi ve pankreas kanserleri sigara içenlerde daha çok görülür.

Üreme ve Boşaltım Sistemi:
Sigara kullanımı kadında ve erkekte kısırlıga, üreme fonksiyonlarında azalmaya, kadında erken menopoza yol açar. Ayrıca mesane, böbrek, kadında yumurtalık
ve rahim, erkekte ise prostat kanserinin nedenleri arasında sigara kullanımı ilk sıralarda yer alır.
Gebelik boyunca sigara ve diger tütün ürünlerini içmek veya içilen ortamlarda bulunmak önemli bir saglık sorunudur. Sigara içen gebe kadının kanına geçen zararlı maddeler bebege de geçmektedir.
Gebelik sırasında sigara içimi, düşük riskine, erken doguma ve erken bebek ölümlerine neden olmaktadır. Gebeligi sırasında sigara içen annelerin bebeklerinin içmeyen annelerin bebeklerine göre daha düşük kütleli ve kısa boylu dogdukları bilinmektedir.
Sigara içilen bir ortamda sigara içmeyen kişiler bulunabilir. Ancak bu kişiler sigara içmese de ortamdaki dumanı soluduklarından içenler kadar zarar görürler. Çünkü, sigaradan bir nefes çeken kişi bu sırada çevresine de katran, karbon monoksit ve diger zararlı maddeleri içeren bir duman vermektedir.Sigara içmese de sigara dumanını soluyarak zarar görmeye
pasif etkilenme
; böyle kişilere ise
pasif içici
adı verilir. Pasif içicilik dogrudan sigara kullanmak kadar tehlikeli bir durumdur. Sigara içilen evlerde yaşayan çocukların astım, alerji, bronşit gibi hastalıklara daha sık yakalandıkları bilinmektedir. Bu şekilde büyüyen çocukların ileriki yaşamlarında sigaraya başlama olasılıkları da fazladır.
Kişisel olarak sigaranın zararlı etkilerinden korunmanın iki yolu vardır. Bunlardan ilki sigara içmemek, ikincisi ise sigara içilen ortamlarda bulunmamaktır. Sigara kolaylıkla vazgeçilebilecek bir bagımlılıktır. Bunun için tek şey karar vermek ve bu kararlılıgı sürdürmektir. Sigarayı bırakmaya çalışan kişinin zorlanması nikotin bagımlılıgının dogal sonucudur.
Sigarayı bırakmanın yarattıgı yoksunluk belirtileri son içilen sigaradan yaklaşık 3 hafta sonra yavaş yavaş kaybolmaya başlar. Bu dönemden sonra, sigara içilen ortamlarda bulunmamak, sigara alışkanlıgının yerine yemekten sonra meyve yemek, yürüyüş yapmak gibi yararlı alışkanlıklar edinmek psikolojik bagımlılıgın azalmasına yardımcı olabilir.
Sigara bırakma merkezleri, sigara içen ve bagımlılıktan kurtulmak isteyen kişilere profesyonel düzeyde yardım etmek için kurulmuş birimlerdir. Bagımlı, bu kuruluşlara ilk başvurdugunda genellikle bir saglık kontrolü yapılır. Daha sonra doktor ya da psikolog tarafından uygulanacak tedavi programı belirlenir.
Sigara bırakma programlarında en sık kullanılan yöntemler
nikotini yerine koyma tedavileri ( nikotin sakızları, nikotin
bantları), psikoterapi ve ilaçla tedavidir. Nikotin sakızları ve
cilde yapıştırılan bantlar, sigara kullanan kişilerin sigarayı bıraktıklarında yaşadıkları yoksunluk belirtilerini yatıştırmaya yöneliktir.
SİGARANIN ZARARLARI
Alkolizm, bir kişinin devamlı ve kendisine zarar verecek ölçülerde alkollü içecek almasıyla oluşur. Alkol, fiziksel ve psikolojik zararlarının yanı sıra sosyal ve ekonomik açıdan da felaketler dogurur. Alkolizm hastalıgının en önemli belirtisi, kişinin sürekli ve çok miktarda alkol alarak bunun sonucunda da davranış degişikligi göstermesidir. Sonunda kişi kendisine hâkim olamayacak kadar bagımlı hale gelir ve kendini kaybetmeye başlar. Kişi artık alkolsüz yaşayamayacak hale gelmiştir.
Ruhsal bagımlılık
; alışkanlık, itiyat gibi diger bazı terimler ile de açıklanır. Kişinin duygusal ya da kişilik yapısı geregi, gereksinimlerini karşılamak amacı ile o maddeye düşkünlügü biçiminde tanımlanabilir. Ruhsal bagımlılıkta madde alındıgında doyum, rahatlama ve haz meydana gelir.
Ancak günümüzde bu iki tanım birbirinden ayrılmamaktadır. Çünkü kişide hem ruhsal, hem de fiziksel bagımlılık aynı anda görülebilir. Fiziksel bagımlılık kısa bir süre içinde sonlanabilir. Ancak asıl sorun ruhsal bagımlılıgın sonlandırılmasıdır. Bu daha uzun bir süreç ve çaba gerektiren bir durumdur.
Alışkanlık, düzenli ve sürekli tekrarlanarak edinilmiş davranışlar olarak tanımlanabilir. Alışkanlıklar, el yıkama alışkanlıg gibi yararlı; uzun süreli televizyon izleme gibi zararlı davranışlar olabilir. Bir alışkanlıgın
zararlı oldugunu ve sürekli tekrarladıgımızı fark ettigimizde bundan vazgeçebiliriz. Bazı durumlarda alışkanlık olarak başlayan zararlı bir davranışı durdurmak zorlaşır ve bagımlılıga dönüşür.
Kişinin kullandıgı madde üstünde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasına
bagımlılık
denir Madde bagımlılıgı, günümüzde hemen hemen bütün dünyayı saran ve etkisini gittikçe arttıran sosyal ve tıbbi bir problemdir.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) dünyada, 15-64 yaş grubunda, 208 milyon kişinin son bir yıl içerisinde en az bir defa madde kullandıgını bildirmekte olup, bu sayı aynı yaş grubunda ki nüfusun %4,8’ine karşılık gelmektedir. Diger taraftan, son bir ayda en az bir defa madde kullanan kişi sayısı 112 milyon olup, genel nüfusun %2,6’sını oluşturmaktadır.
Aile ekonomisinin olumsuz etkilenmesi aynı zamanda aile bireyleri arasında sorunlara yol açar. Örnegin alkol bagımlısı bir babanın ailesine yapacagı harcamayı alkole yatırması, ailesinin ihtiyaçlarını
karşılayamamasına neden olur. Bu durumda aile içi huzursuzluklar artar.
Bagımlılık yapan maddelerin ülke ekonomisine de ciddi zararları vardır. Örnegin ithal içki ve sigaralar, yasa dışı yollarla uyuşturucu madde temini ülke ekonomisinin döviz kaybına neden olur. Ayrıca madde bagımlılarının saglık sorunları hem saglık harcamalarını artırır hem de işgücü kaybına yol açarak ekonomiyi zarara ugratır. Özellikle alkol ve uyuşturucu madde kullanımına baglı olarak gerçekleşen iş kazaları da ciddi maddi zararlara yol açmaktadır.
Nikotin:
Nikotin, yüksek düzeyde bagımlılıga yol açan uyarıcı bir maddedir. Tütünün içinde dogal olarak bulunur. Sigara dumanıyla birlikte nikotin hızla akcigerlerinize ulaşır ve buradan kanınıza karışır. Bu yolla sadece 8 saniye içinde beyninize etki eder. Nikotin beyinde keyif verici kimyasalların salgılanmasına ve kısa bir süre için kendinizi iyi hissetmenize yol açar. Uzun süre sigara içenlerde beynin nikotinle uyarılma ihtiyacı, bir takım kimyasal degişikliklere baglı olarak artar. Sigara bırakıldıgında iradenizi zorlayacak olan bu ihtiyaç hissidir.
Kalp ve Dolaşım Sistemi:
Sigara, kalp ve damar hastalıklarına ve kronik kalp hastalıklarına baglı ölümlere neden olur. Sigara ve diger tütün ürünlerinde bulunan maddeler kandaki zararlı kolesterolün artmasına, damar çeperlerinin kalınlaşmasına ve damar tıkanıklıgına yol açar. Sigara içenlerde ayak damarlarının tıkanmasıyla Buerger (Burger) hastalıgı denilen bir hastalık görülür. Bu hastalıkta tıkanan damarların bulundugu bölgeye yeterince kan taşınamadıgından kangren oluşur.
Iskelet ve Kas Sistemi:
Sigara içen kişilerde dokuların yeterince oksijen alamamasına baglı olarak
kemik erimesinin, sırt ve bel agrılarının daha sık görüldügü bilinmektedir.
Tüm bu etkilerinden başka sigara kötü bir agız kokusuna, dişlerde ve parmaklarda sararmaya,ciltte kırışıklıklara ve solgun görünüme neden olur.
Anne karnındayken sigaranın olumsuz etkilerine maruz kalan çocuklarda astım, akciger kanseri ve bronşit olma riski sigara içmeyen annelerin çocuklarına göre daha yüksektir. Ayrıca gebelikte sigara kulanımı, bebegin fiziksel ve zihinsel gelişimini yavaşlatır, ileriki yaşamında ögrenme zorlugu ve davranış bozuklugu görülme riskini artırır.
Emzirme döneminde içilen sigaradaki nikotin anne sütüne geçer. Çocuk hem süt yoluyla hem de aynı ortamda yaşaması nedeniyle sigaranın olumsuz etkilerine maruz kalır.
Pasif etkilenme önemli bir halk saglıgı sorunudur. Halkın saglıgını korumak amacıyla ülkemizde 19 Temmuz 2009 tarihinden itibaren yürürlüge giren 4207 sayılı Kanun'un 2.maddesine göre ikamete mahsus konutlar haricinde kamu ve özel tüm binaların kapalı alanlarında, toplu taşıma araçlarında tütün ve tütün ürünleri içilemez.
Ayrıca bu Kanun'un 3. madesi ile de tütün ve tütün ürünlerinin her türlü reklamı, televizyon programlarında tütün ürünlerinin ve kullanımının gösterilmesi de yasaklanmıştır.
Sigara bagımlılıgından kurtulmak için profesyonel yardım alınabilecek kuruluşlar da vardır. Bunların başında, hastanelerin
sigara bırakma merkezleri ve AMATEM'ler gelir. Ayrıca Saglık Bakanlıgının "171 Sigara Bırakma Hattı" ücretsiz hizmet vermektedir.
Alkol aldıktan sonra hastanın kontrolünü kaybetmesi, içmeye başladıktan sonra bırakamaması, alkoligin içmeyi engelleyemedigini göstermektedir. Bir alkolik içmeye başlar, çünkü kendini tutamaz. Alkoliklerin çogunlugu içtigi zaman kontrolünü kaybeder, ancak tüm hastalıklarda oldugu gibi istisnalar vardır. Bazen bir alkolik, içmeden durabilir, kendi kendine ve çevresine bagımlı olmadıgını ispatlamaya çalışır. Bazen daha kontrollü içebilir.
Alkolizmin bir başka tanımı da, kişinin iç dünyasıyla ya da çevresiyle ilgili zor durumlardan kurtulmak için edindigi alkol içme bagımlılıgıdır. Bu tanım, alkolizmin bir başka psikolojik ya da fiziksel bozuklugun dışa vurumu olabilecegi ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Kişi alkol almayı ögrenip bu bagımlılıgı edindikten sonra, alkolizm esas hastalık haline gelip, alta yatan esas hastalıgı yok etmekte ya da üstünü örtmektedir.
NEDEN İÇKİ İÇİLİR?
Yapılan araştırmalar insanların en çok zevk almak için alkol tükettigini göstermektedir. Içkili eglence yerlerinin çoklugu da bunun en önemli göstergesidir. Eglence yerleri dışında zevk ve eglence için en çok yılbaşı, dügün, dogum günleri gibi sosyal etkinliklerde insanlar aşırı miktarda alkol tüketmektedirler. Sosyal içicilik denen bu tür alkol tüketimi bazı insanlar için alkolizmin ilk basamagı olmaktadır.
Alkol tüketiminin bir diger önemli sebebi ise duygu durumunu düzeltmektir. Insanlar genellikler kendilerini kötü hissetlerinde, zorlandıkları ya da üzüldükleri dönemlerde alkole sıgınarak bu kötü duygu durumundan kurtulmaya çalışırlar. Sonuçta alkol hiçbir çözüm getirmedigi gibi daha kalıcı ve daha kötü durumlara yol açar.
Modern insanın en önemli sorunlarından biri olan stresle başa çıkmak için alkol tüketimi de oldukça yüksek miktarlardadır. Günlük hayatın getirdigi yogunluk, karşılaşılan irili ufaklı problemler, yorgunluk, maddi sıkıntılar strese sebep olmakta ve pek çok insan bundan kurtulmak için içki içmeyi tercih etmektedir.
 Alkolizme yakalanan kişiler sonunda bastıramadıkları bir alkol içme arzusu duymaya başlarlar. Bu arzu alkol tüketiminin bir diger önemli sebebidir.
Merkezi sinir sistemini baskılayan etil alkol sizi gevşetir ve beyindeki kontrol merkezlerini de baskıladıgı için kendinizi kontrol etme yeteneginiz azalır.
Alkol kullanımın süresine baglı olarak giderek artan unutkanlık, uyku bozuklukları ve hafıza kaybı görülür.
Aşırı miktarda alınan alkol uykuya ve bazı durumlarda beyindeki yaşamsal merkezleri ileri derecede baskılayarak, yaşamı tehdit eden bir komaya neden olabilir.
Alkol kana geçtiginde hızla bütün vücuda dagılarak, hücre içi de dâhil su bulunan her yere taşınır. Alkolün zehirleyici etkisinden bu dagılım sorumludur.
Alkolün sinir sistemi üzerindeki olumsuz etkisi sonucu, alkol kullanan kişide birtakım davranış bozuklukları görülür. Örnegin çabuk sinirlenme, kavgaya egilim, toplum ahlakıyla bagdaşmayan konuşma ve davranışlar, saldırganlık bu bozuklukların bazıları alkolün oluşturdugu ruhsal yıkım, bazı akıl hastalıklarının görülmesine neden olur. Alkol, göze gelen sinirleri tahrip ederek körlüge kadar gidebilecek hasarlara yol açar.
Alkol, hamile kadınlarda bebege ve emziren kadınlarda anne sütüne geçer.
Alkol midede asit salgılanmasını da arttırır. Midenin iç yüzeyini koruyan mukoza tabakasını bozar. Ülser, gastrit gibi hastalıklara yol açabilir.
Kanın pıhtılaşmasını önledigi için yaralanmalarda kan kaybına yol açabilir.
Kanser riskini çok büyük oranda arttıran alkol, kanserlerin en önemli nedenlerindendir.
Alkol yag oranını yükselterek karacigerin yaglanmasına neden olur.
Alınan alkol, kan damarlarını genişleterek deride kızarıklıklara neden olur ve vücut sıcaklıgın artmasına yol açar.
Ilaç ve alkol birlikte alındıgında zehirlenmelere, komaya girme ve ölüme neden olabilir.
Alkol kullanımında kadınlarda adet düzensizligine, erkeklerde ise spermlerin hareketliliginin azalmasına yol açar.
Gebelikte aşırı alkol kullanımı bebeklerde kalp ve yüz anormallikleri, zekâ ve gelişme geriligi ne yol açar bu durum Fetal Alkol Sendromu(FAS) olarak bilinmektedir
1. Kişinin alkol bagımlılıgına baglı olarak sözlü ya da fiziksel şiddete başvurması, aile içinde çok ciddi çatışmalara sebep olur. 
2. Alkol bagımlısı olan kişi, sürekli olarak alkolü bırakacagına dair -asla tutamadıgı- sözler verir, bu durum da diger aile üyelerinde hayal kırıklıgı yaratır. 
3. Kişinin pervasızca para harcaması, işe sık sık gitmemesi veya işini kaybetmesi sonucu, aile çok ciddi maddi sorunlarla karşılaşır. 
4. Kişinin kendisi gibi alkol bagımlısı kişilerle yakınlaşması, ailesinden uzaklaşmasına sebep olur. Bu durum da aile üyelerinin birbirlerine yabancılaşmasına sebep olur. 
5. Alkol bagımlısı ebeveynler, çocuklarının da alkol kullanıyor olmasına aldırış etmezler. Bu tutum ilerde çocukların da birer bagımlı haline gelmesine zemin hazırlar. 
6. Alkol bagımlısı kişi, arkadaşları veya geniş aile üyeleri tarafından hoş karşılanmamaya başlar, dışlanır. 
7. Kişi günlük sorumluluklarını yerine getirememeye başlar. (örn. faturaların ödenmesi,vs.) 
8. Aile üyeleri, kişinin alkol bagımlılıgından dolayı utanç duyarlar, itibarlarını kurtarmak için kişinin bu tutumunu mazur gösterecek bahaneler uydururlar.
9.Kontrol kaybına baglı olarak, alkol bagımlıları suç işleme egilimi gösterirler; hırsızlık yapabilir, kavga çıkarabilir, öldürme ve yaralama gibi davranışları gösterebilir. Karıştıkları kavga ya da benzer durumlar yüzünden adli problemlerle karşılaşabilirler.
10.Kontrol kaybına baglı olarak, alkol bagımlıları çok fazla kaza yaparlar. Başlarına ev, iş ya da trafik kazası gelme ihtimali çok yüksektir.
Insanlarda sakinleştirici, keyif veren veya uyarıcı etkileri olan, giderek daha fazla alma istegi doguran, bırakıldıgında yoksunluk belirtileri doguran kimyasal maddelere ve ilaçlara
uyuşturucu madde
adı verilir.Zararlı etkileri bilindigi halde uyşturucu maddelere karşı duyulan sürekli alma isteginin engellenememesine
uyuşturucu madde bagımlılıgı
denir.
Toplumsal nedenler
Genç, yaşının geregi olarak kendini kanıtlama ve bagımsızlaşma ihtiyacını duydugunda baskıyla özerkligin çatışmasını yaşayacaktır. Kendine uygulanan baskıyı ortadan kaldırmaya çalışmak ve otonomi kazanmak genç bir birey için kaygı doguran bir durumdur. Şöyle ki genç birey duydugu sıkıntı ve güvensizligi kendine geçici bir yapay güven saglayacak bir madde ile yenmeye çalışabilir.
Merak ettikleri için
Kişisel yatkınlık
Bozuk aile ilişkileri
Ayrı anne-baba
Anne baskısı
Sosyopat baba
Ailenin çocugu yetiştirme tarzı
Şehirleşme problemi
Stres nedeni
Uyuşturucu madde bagımlılıgı üç dönemde incelenebilir.

Alışma dönemi :
Uyuşturucu maddeyle ilk tanışma dönemidir. Bu dönemde yalancı bir dünyaya dalarak keyif alma duygusu ön plana çıkar. Kişi kararsızdır, uyuşturucuya başlamamak için direnir. Istedigi zaman uyuşturucuyu bırakacagını düşünür. Vücutta kalıcı bir fiziksel hasar yoktur.
Gerekli tıbbi yardım yapılırsa kolaylıkla uyuşturucuyu bırakabilir.Kişilerde yersiz davranışlar, aşırı neşe ve durgunluk, dalgınlık, unutkanlık arkadaşlardan ayrılarak yeni gruplara katılma gibi degişiklikler uyuşturucu kullanmaya başladıgının belirtileridir.
Doyma dönemi:
Bu dönemde kişi yaşantısını devam ettirebilmek içinuyuşturucu maddeyi kullanmak zorundadır.Artık keyif alma ihtiyacı yoktur.Maddenin yoksunlugunda büyük sıkıntı ve problemler dogmaktadır.Görme bulanıklıgı, göz bebeklerinde küçülme, agız kurulugu, ellerde titreme, nabız ve solunum sayısında azalma,tansiyon düşüklügü, kabızlık, hafızada zayuflama, ruhsal durgunluk, dikkatsizlik, irade ve kişilik kaybı, hallüsinasyonlar vardır. Karaciger, kalp, solunum ve sindirim sisteminde hasarlar ortaya çıkmaktadır.
Bagımlının gittikçe daha fazla miktarda maddeye ihtiyacı olmaktadır. Bu dönemdeki bagımlıyı kurtarmak için ciddi bir tedavi gereklidir.
Düşkünlük dönemi:
Bu dönemde organlarda agır hasarlar ve ruhsal çöküntü görülür.Kalp ve solunum problemleri, karaciger hastalıkları ortaya çıkar. Aşrı zayıflama, kusma, kalp ve solunum yetmezligi görülür. Bagımlının hastalıklara karşı direnci azalır. Zatürre hepatit(sarılık) AIDS gibi hastalıklar meydana gelir. Beyin hasarı, kişilik kaybı, agır ruhsal problemler ortaya çıkar.
Kişi kendine bakamaz ve yardıma muhtaç hale gelir. Madde bulabilmek için her yolu dener, hatta suç işleyebilir. Yaşantısını devam ettirebilmek için aldıgı uyuşturucu miktarını arttırmak zorundadır. Uyuşturucu kullanımında aşırı doz alımına baglı olarak zehirlenme ve ölüm olayı görülebilir.
Aşırı doz alındıgında başlangıçta husursuzluk, sesli ve ışıklı uyarıcılara karşı aşırı tepki görülür. Hallüsinasyonlar, terleme, bulantı ve kas krampları meydana gelir. Idrar ve dışkı kontrölü kaybolur. Solunum düzensizleşir. Kalp atımı ve kan basıncı düşer. Titremelerle baygınlık, koma ve ölüm meydana gelir.
Uyuşturucu bagımlılıgı erken dönemde yakalanıp tedavi edilemez ise kişiyi ölüme sürükleyen bir alışkanlıktır.
UYUŞTURUCU MADDE BAĞIMLILIĞI
NEDEN UYUŞTURUCU MADDE KULLANILIR
ALKOLUN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
ALKOL BAĞIMLILIĞININ BİREYİN AİLE İÇİ VE TOPLUMSAL HAYATTAKİ İLİŞKİLERİNE ETKİLERİ
Tütün ürünleri,alkol ve uyuşturucu gibi maddelerin vücuda devamlı alınarak,hücreler tarafından tanınması bagımlılıga yol açar. Bu maddelerin güvenli bir kullanım şekli yoktur. Bagımlı olma riski kullanan herkes için geçerlidir.Hücre insan vücuduna giren her maddeyi tanır ve hafızasına alır. Herkes için geçerli olan bu duruma
"hücresel ögrenme süreci"
adı verilir. Bagımlılıgı engellemek ancak hiç başlamayarak olur.
Bu maddelerle tanışmamak için sigara alkol tüketilen ortamlarda bulunmamak,arkadaş çevresine dikkat etmek,boş zamanları sosyal etkinliklerle doldumak gerekir.
Ilk egitim ailede başlar.Aile çocukların fikirlerine önem vermeli , küçük yaşta da olsa bir birey olduklarını hissetirmeli , huzurlu bir yuva saglamalıdır.Okul ve arkadaş seçimlerine dikkat edilmelidir.Özellikle ergenlik döneminde gence , gereksinim duydugu ilgi , sevgili ve anlayış gösterilmelidir.
Şayet zararlı alışkanlıklara başlamış ise fizyolojik bagımlılık gelişmeden önce tedaviye başlanılırsa karşılaşılacak ruhsal ve bedensel tahribat azalır.
Madde bagımlılıgı söz konusu ise öncelikle hastanın kendi durumunu kabullenmesi, iyileşmeye istekli olması gerekir.
Madde bagımlılıgının tedavisi sırasında kişinin istekli ve sabırlı olması gerekmektedir. Tedavi genellikle iki aşamalıdır. Kişiler önce fiziksel olarak tedavi edilir. Daha sonra topluma kazandırılmaları
için fiziki, sosyal ve ruhsal yönden güçlendirildikleri
rehabilitasyon aşaması gelir.
Alkol ve uyuşturucu madde bagımlısı olan ve tedavi olmaya karar veren kişiler AMATEM'e , psikiyatri bölümlerinden veya gönüllü kuruşlardan yardım alabililer.
AMATEM ilk olarak Bakırköy Ruh Saglıgı ve Sinir Hastalıkları Egitim ve Araştırma Hastanesi'nin içinde kurulmuştur. Sadece alkol ve uyuşturucu sorunlarıyla ilgilenmektedir.
Bagımlılıgı önlemek amacıyla ergenlere TUBIM , MEB ve Saglık Bakanlıgı tarafından çeşitli programlar aracıgılıyla gerekli bilgiler verilmektedir.
BAĞIMLILIKLA MÜCADELE
Ülkemizde birçok kurum, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri, madde ve madde kullanımının önlenmesi ile tedavisi kapsamında çok çeşitli çalışmalar yapmaktadır. Türkiye'de uyuşturucu kullanımına karşı mücadelede koordinasyon görevini üstlenen kurum, Emniyet Genel Müdürlügü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlıgına baglı Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bagımlılıgı Izleme Merkezi (TUBIM)dir.
Full transcript