Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

OKUL KÜLTÜRÜ VE AİDİYET

No description
by

sevgi YILMAZ

on 28 June 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of OKUL KÜLTÜRÜ VE AİDİYET

KÜLTÜR NEDİR ?
Toplumsal gelişme sürecinde oluşturulan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları oluşturmada , sonraki nesillere iletilmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür.
Okul üyelerince ortaklaşa paylaşılan temel inançlar, değerler, normlar, semboller ve uygulamalar bütünüdür.



Okulun Tarihi
Okulun değer ve inançları
Okula ait hikayeler ve mitler
Okulun kültürel normları
Gelenekler,Törenler,Adetler
Okulun erkek ve kadın kahramanları
Okul marşları

AİDİYET NEDİR?
Aidiyet ihtiyacı insanın en karmaşık duygusudur. Bir yandan özgürlüğe düşkündür insan ruhu, diğer yandan tutunacak dal arar. Tutunabildiği kadar kendini emniyette hisseder.
Kişilik gelişimi sağlıklı olan çocuklar, küçük yaşlardan itibaren aidiyet ihtiyacına doğru rehberlik edilmiş çocuklardır…
Çocuğun elleri tamamen bırakıldığında bireyselleşirken; kendi olmasına izin verilmezse, bağımlı hale gelir.
Temeli “Güvenli Bağlanma” olan aidiyet duygusunun oluşumu ve gelişimini anne-babaların dikkatine sunmak oldukça önemlidir; çünkü kişi, yaşama aidiyet duygusu ile tutunur…

OKUL KÜLTÜRÜ VE AİDİYET DUYGUSU
OKUL KÜLTÜRÜ NEDİR?
Güçlü ve Etkili Okul Kültürünün Temel Ögeleri
Okul Kültürünü Belirleyen Faktörler
Okulun yaşı
Okulun tarihi gelişim süreci
Okulun amacı ve hedefi
Okulun bulunduğu sosyo-ekonomik düzeyi
Kırsal ve kentsel alanlar
Okulun tesisleri
Güçlü ve iyi oluturulmuş okul kültürü, öğretmen ve öğrencilerin, okulun öz değerlerine bağlılık düzeylerinin yüksek olduğunu işaret eder.
Zayıf, önemsenmeyen, benimseninmemiş kültürde bu durumu göremeyiz.
Bazı okullar bünyelerinde zayıf kültürü barındırırlar.

Bu tür okullarda yönetici, öğretmen,öğrenci ve veli arasındaki bağlar zayıflamıştır.
Tüm üyeler birbirlerine karşı düşük başarı beklentisi içindedirler. Herkes diğerinin başarısızlığını bekler ve hazırlaar. Diyalog zayıflamıştır, motivasyon düşüktür.
Veli, yönetici, öğretmen ve öğrenciler arasında kuşku ve düşmanlık hisleri yaygındı, yıkıcı çatışmalar artmıştır, koordinasyon bozulmuştur.
Sevgi-Saygı zayıflamıstır,

Bu tür okullarda unsurlar ne yapmaları ve bunu nasıl yapmaları gerektiğini çalışırken çok zaman kaybederler.
kendisinden beklenen performansı gösteremez.
Eğitim zamana karşı yarıştır.

Boşa geçen süreçler geri kazanılamaz.

Böyle okullarda kimse yaşamak ve çalışmak istemez
Güçlü Kültüre Sahip Olan Okullarda ;
Kalite bir alışkanlıktır, insanlar kendilerini daha iyive motive edilmiş hissederler.
Mutlu aile havası vardır. Bireyler değişikliklere açıktırlar; onurlu ve güvenlidir; öğrenci ve öğretmen, yönetici-veli arasında güven, paylaşım ve değer verme duygusu temel unsurdur.
Okulda çalışanlar, birbirlerine karşı yüksek beklenti içindedirler; karşılıklı destek ve güvene dayalı işbirliği ruhu vardır.
Herkes sorunlarını birbiri ile paylaşır.
Oluşturulmuş olan eğitim öğretim iklimi öğretmen ve öğrencilerin kendilerini yenilemelerine uygundur, paylaştıkları anlamlı amaçları içtenlikle öğretim sürecine taşırlar.
Okul kültürünü oluşturan temel ilkeler, birlikteliği, çok çalışmayı ve geliştirmeyi teşvik edicidir.
Güçlü okul kültürü sayesinde sağlanan ortam öğrenci başarısını artırıcı, öğretmen ve velilerde sorumluluk bilincini kuvvetlendiricidir.
Okul Kültürü
İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 60. ve Ortaöğretim Yönetmeliği'nin 5. maddesi " OKULU MÜDÜR YÖNETİR." şeklindedir.

Bu nedenle okul yöneticisi diğer görevleri ile birlikte okul kültürünü de yönetmek zorundadır.
Yöneticinin okul yönetimindeki ilk görevi güçlü bir okul kültürünün oluşturulmasına önemli derecede katkıda bulunmaktır.
Güçlü bir okul kültürü oluşturmuş okullarda;
yöneticiler, öğretmen ve öğrenciler mensup olduklarıullarıyla gurur duyarlar. Benzer şekilde veliler de aynı gururu yaşarlar.

Bu ortak duygular yönetici, öğretmen ve veliler arasında yakınlaşma ve kaynaşmayı sağlar.
Okul yöneticisi, okul kültürünü biçimlendirmeye çalışırken okulun nasıl cazibe merkezi haline getirileceği konusunda bir vizyon geliştirebilmelidir.
Çünkü olumlu bir okul kültürü geliştirebilmek için belirli bir vizyon gereklidir.
Bir okulun yıl içinde düzenlediği her türlü etkinliğe basit bir etkinlik göz ile bakmamak gerekir.

Çünkü bu etkinlikler okul elemanlarını birbiri ile kaynaştırır,böyle bir okula öğrtmen ve öğrenciler koşarak gelirler.
Okul yöneticisinin özgün bir okul kültürü oluşturmasına katkıda bulunduktan sonra bu kültürü çevreye tanıtması gerekmektedir.

Böylece yönetici daha sağlıklı bir okul-çevre ilişkisi geliştirebilir.
Öğrenci velileri tanıdıkları ölçüde okula sahip çıkarlar.
Bir insan, kendisini bir yere ait hissetmiyorsa, orada ne gelişme olur ne de sağlıklı süreçlerden söz edilebilir.

Her işte olduğu gibi büyük emekleri, paylaşımları, karşılıklı saygıyı içinde barındıran aidiyet/ilişkinlik, zor kazanılır ama kolay kaybedilir. Bu nedenle aidiyet duygusu yüksek olan kişilere sahip çıkmak, kurum kültürünün de gelişmesine olanak tanır.


Aidiyet duygusuna sahip olan kişiler, bulundukları kurumları sırtlanan kişilerdir.
Aslına bakılacak olursa bir bakıma, aidiyet duygusu yüksek olan kişiler, aynı zamanda amatör ruha da sahiptir diyebiliriz.

Bu kişilerin çoğunlukla bireysel kazanç anlamında beklentileri düşüktür; onlar, ait oldukları kurumun veya toplumun başarısından beslenir ve gururlanırlar.

Onları ayakta tutan ve bu bağlılıklarının sürmesini sağlayan şey ise sadece yaptıklarının görülmesi ve desteklenmesidir.
Daha açık söylemek gerekirse beklenti, çoğu zaman engellemelerle karşılaşmamaktan ibarettir.


Felsefeye meraklı bir hükümdar olan Büyük İskender ile MÖ 412-330 yılları arasında yaşamış olan
Diyojen arasındaki diyalog tarihe geçmiştir.
Farklı şekillerde rivayet olunan bu diyalogda dünya nimetlerinden vazgeçmiş olan Diyojen,
kendisini görmeye gelen ve
“Dile benden ne dilersen” diyen, Büyük İskender’e “Gölge etme başka ihsan istemem senden.”
diyerek, teklifini reddetmiştir.
Bu hikâyede olduğu gibi “aidiyet duygusu yüksek insan da” aslına bakacak olursanız Diyojen gibidir.
O sadece kendisine gölge edilmesin, engel olunmasın ister.


Öğrencilerin akademik başarılarını etkileyen önemli faktörlerden bir diğeri de, öğrencinin okula ya da bulunduğu sınıf ortamına yönelik geliştirmiş olduğu aidiyet duygusudur. Osterman (2000) aidiyet duygusuna sahip öğrencilerin, okula, öğretmenlere, arkadaşlarına ve sınıf içi çalışmalara yönelik tutumlarının daha olumlu olduğunu, okuldaki çalışmalara katılma ve bu faaliyetlerden doyum sağlama olasılıklarının daha yüksek olduğunu ve öğrenme sürecine daha fazla zaman, çaba, enerji ve duygusal yatırım yaptıklarını belirtmiştir.
Özetle içinde bulunduğu okul ortamına kendini ait hisseden öğrenciler, bu ortamda düzenlenen akademik faaliyetlere daha fazla zaman ve enerji ayırmakta, daha fazla çaba göstermekte, bunun doğal bir sonucu olarak da akademik başarıları yükselmektedir.
Aidiyet duygusu oluşturma
Çalışanlar için güven ortamı oluşturulması
Bu güven ortamında birbirine saygılı, yardımlaşmayı seven bir ekip
Ekip içerisinde çalışanlara ilgi gösteren amir
Çalışana yapacak olduğu işlerde kararlara katılabilme fırsatı tanınması
Çalışana başardığı görevler sonrasında saygı gösterilmesi
Çalışanı kişisel gelişim kurslarına,seminerlere, toplantılara göndererek kendisini önemleri hissetmesi sağlanabilir.
DOĞRU YERDEN BAKMAK
YENİ BİR KÜLTÜR YARATMAK
Genç ve düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek isterdim.

Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım.

Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece içinde bulunduğum toplumu değiştirmeye karar verdim.
Ama, o da değişeceğe benzemiyordu.

İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim.

Ne yazık ki bu da mümkün olmadı.


Şimdi ömrümün sonunda fark ettim ki, önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim.
Alacağım cesaret ve ilhamla, yakın ve uzak çevremi daha ileri götürebilirdim.

Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim!!!

Dünyayı değiştirmek istiyorsan bunu yapabileceğine dair inancını değiştirerek işe başla. Bunu yapamıyorsan kendini değiştirmeyi dene…

NEREDEN BAŞLAMALI?
kendilerini bir grubun içinde
göremeyenler veya o gruptan dışlananlar,
böyle grupları gördükçe agresifleşmekte,
ve o grup içindeki kişilerin
sosyal dayanışmalarına eleştirel gözle bakmaktadırlar.
Aidiyet duygusundan yoksun olanlar
TEŞEKKÜRLER


DİLEK SİVAZ
DİLEK TURAN
Full transcript