Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Dış Ticaret Uzmanlık Eğitimi_Modül 1

Para Politikaları ve Ticaret Anlaşmaları
by

H. İbrahim Özmen

on 10 August 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Dış Ticaret Uzmanlık Eğitimi_Modül 1

Para Politikaları ve Ticaret Antlaşmaları
EU
Uluslararası Kuruluşların Tarihsel Gelişimi
Atina önderliğinde Yunan şehir-devletlerinin bir araya gelerek M.Ö. 478 yılında kurdukları siyasi ve askeri bütünleşme olan Delos Birliği
1648 yılında Avrupa'da 30 yıl Savaşlarını sona erdiren
Westphalia Antlaşması
ile devletlerin birbirine eşit olduğu ilkesel bir kural olmuştur.

19. yüzyılın ikinci yarısı iletişim, ulaşım ve ticaretle ilgili konularda pek çok uluslararası kuruluş faaliyete başlamıştır.
1865 Uluslararası Telekominikasyon Birliği,
1874 Evrensel Posta Teşkilatı (Evrensel Posta Birliği)
1875 Uluslararası Tartı ve Ölçüler Bürosu
1883 Sanayi Ürünleri Mülkiyet Hakları Koruma Birliği

I. Dünya Savaşı sonrasında;
1920 yılında kurulan Milletler Cemiyeti (Birleşmiş Milletler 1945),
Ululsararası Adalet Divanı (Savaş Suçlularını Yargılamak İçin),
Dünya Çalışma Örgütü (ILO)
II. Dünya Savaşı Sonrasında;
Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) - Şimdiki Avrupa Birliği
Latin Amerika Serbest Ticaret Birliği (LAFTA),
Doğu Afrika Ekonomik Topluluğu,
Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA),
Kuzey Atlantik Serbest Ticaret Bölgesi (NAF-TA)
Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar
Birleşmiş Milletler Sistemi İçinde
OLMAYANLAR
OLANLAR
Çalışma Örgütü (ILO)
Uluslararası Para Fonu (IMF)
Dünya Bankası (IBRD)
Dünya Ticaret Örgütü (WTO)
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)
Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD)
BM Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO)
BM Dünya Turizm Örgütü (UNWTO)
Dünya Fikri Haklar Örgütü (WIPO)
Avrupa Birliği (EU),
Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA)
Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA)
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC)
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)
İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC)
Uluslararası Ekonomik kuruluşlar iki temel amaç çerçevesinde kurulmuşlardır.
Ekonomik işbirliği geliştirmek...
Ekonomik Bütünleşmeyi Sağlamak
1
2
Üyeleri arasında ekonomik, siyasi konularda işbirliğini sağlayarak ticareti serbestleştirmeyi ve geliştirmeyi amaçlarlar.
Hükümetlerarası işbirliğinin ötesinde üyeler arasında izlenecek ekonomi politikalarının uyumu sağlanarak tek bir devletmiş gibi hareket sağlanır.
Birleşmiş Milletler Binası
Uluslarası Kuruluş denilince aklınıza ne geliyor?
ULUSLARARASI KURULUŞ DENİLİNCE
AKLINIZA NE GELİYOR?
Siyasi
Asya-Avrupa Kıtası Buluşmaları (ASEM)
Asya-Avrupa Kıtası Kuruluşu (ASEF)
Asya Karşılıklı Tedbir ve Güvenlik Önlemleri Konferansı (CICA)
Avrupa Birliği (AB, EU)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM, ECHR)
Avrupa Konseyi (EU)
Birleşmiş Milletler (BM, UN)
G20
Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN)
Uluslararası Kafkasya Etnik İlişkiler, İnsan Hakları ve Jeopolitiği Kurumu (IACERHRG)
Interpol
İslam Konferansı Örgütü (İKÖ)
.....
.....


Askeri
Karadeniz Deniz İş Birliği Görev Grubu (BLACKSEAFOR)
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO)
Avrupa Kolordusu (EUROCORPS)
Avrupa Birliği İstikrar Kuvvetleri (EUFOR)


Teknik
Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO)
Avrupa Üniversiteler Birliği (EUA)
Avrupa Patent Ofisi (EPO)
Avrupa Sivil Havacılık Konferansı (ECAC)
Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI)
Avrupa Yayın Birliği (EBU)
Dünya Posta Birliği (UPU)
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU)
Sportif
Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA)
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA)
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC)
Uluslararası Amatör Basketbol Federasyonu (FIBA)
Uluslararası Federasyonlar Genel Birliği (GAIF)
...
...
...

EKONOMİK
Dünya Ticaret Örgütü (WTO)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF)
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO)
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)
Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu (FATF)
Karadeniz Ülkeleri Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (BSEC)
Uluslararası Para Fonu (IMF)
Uluslararası Kuruluşların
Türleri
Dünya Ekonomisi Temel Göstergeleri
Uluslararası kuruluşlar;
Belirli bir amaca yönelmiş,
kuruluşlardır
ancak devlet statüsü taşımayan
birden fazla devleti ilgilendiren
bürokratik yapısı ve yönetimi ile kaynaklarını ihtiyaçları yerine getirmek için kullanan,
ANLAŞMA
ÜYELİK
KAPSAM
PARASAL KATKI
ORGANLAR
Uluslararası Kuruluşların Ortak Nitelikleri
Temel Belge, Kuruluş Sözleşmesi
Üye olmak genelde serbestir, bazen sınırlı, bazen de kurucuların onayına bağlıdır.

Kuruluşun konusuna veya kapsadığı coğrafyaya göre belirlenir.
Konsey, yönetim kurulu ve sekreterlik gibi...
Kuruluşun giderlerinin karşılanması için ödenen tutarlar
İlke olarak üyeler eşittir.
1
Ekonomik Amaç Bakımından
İktisadi Bütünleşma Amacı Güdenler
İşbirliği Kurma Amacı Taşıyanlar
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC)
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)
Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Örgütü (OAPEC)
İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC)
İslam Kalkınma Bankası (IBD)
Avrupa Birliği (EU),
Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA)
Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA)
Avrasya Ekonomik Topluluğu (CIS)


şeklinde sınıflandırılabilirler...
2
Uluslararası ticarette
ödeme güçlüklerinin ortadan kaldırılması
ve uluslararası
likidite yetersizliğinin giderilmesi
.
Uluslararası
ticaretin serbestleştirilmesi
,
Gelişmekte olan ülkelerin
kalkınmalarına katkıda bulunulması
,
Uluslararası Ekonomik Kuruluşların
AMAÇLARI
Dünya ekonomisinde ve politikasında daha etkin bir konum kazanılması
Ekonomik
birleşme, serbest ticaret ve işbirliği ilişkilerinin
pekiştirilmesiyle ülkelerin ortak iktisadi karar almaya veya daha sıkı iktisadi işbirliğine
teşvik edilmesi
.
PARA POLİTİKALARI
VE
TİCARET ANLAŞMALARI

Modül
1
DIŞ TİCARET UZMANLIK
EĞİTİM PROGRAMI
DIŞ TİCARET
İŞLEMLERİ

Modül
2
DIŞ TİCARET FİNANSMANI
VE
BANKA İŞLEMLERİ

Modül
3
DIŞ TİCARET MEVZUATI, KAMBİYO İŞLEMLERİ, FİKRİ SINAİ HAKLAR VE TAHKİM
Modül
4
DIŞ TİCARETTE
MUHASEBE İŞLEMLERİ

Modül
5
A. DÜNYA VE TÜRKİYE EKONOMİSİNE GENEL BAKIŞ

B. ULUSLAR ARASI ÖRGÜTLER VE DIŞ TİCARET

C. TİCARET ODALARI UYGULAMALARI VE SERBEST TİCARET ANLAŞMALARI

D. TÜRKİYE'DE PARA POLİTİKALARI, KUR RİSKİ YÖNETİMİ

MODÜL 1 İÇERİĞİ
Dünya'yı anlamadan,
Türkiye'yi anlayamayız
Dünya Ekonomisi Verilerine Erişim
Biraz Kendimden....
H. İbrahim ÖZMEN
1978 yılında Konya’da…
Özmen ailesi…
Başladığım okulu bitiremedim…
Antalya, Konya, İstanbul, Isparta ve Balıkesir
Evli ve çocuklu
Yamaç Paraşütü, Dağcılık (Amatör) ve Basketbol

MODÜL AMAÇLARI
Kursiyerlerin;

Dış ticaret hakkında genel bilgileri, dış ticarette var olan genel tanımları yapabilecek ve ayırt edebilmesini,
Uluslar arası örgütler ve dış ticaret politikalarını öğenmesini,
Ticaret odaları uygulamaları ve serbest ticaret anlaşmaları konusunda uygulamalar yapabilmesini,
Türkiye'de para politikaları, kur riski yönetimi konusunda uygulamaları bilmelerini

sağlamak.

Dış Ticaret Bilgi Kaynakları
Ekonomi Bakanlığı
TOBB ve Ticaret Odaları
İhracatçı Birlikleri
Basılı Yayınlar
Portal ve Forum Siteleri
Uluslararası Pazarın Büyüklüğü
Dünya Ticareti Görünümü
KÜRESEL GÖRÜNÜM (2015)
Önümüzdeki dönemde küresel ekonomik büyümenin bir miktar artmasına karşın cılız seyretmeye devam etmesi beklenmektedir. Genel anlamda küresel ekonomik büyümenin hızlanmasının önündeki bazı riskler ve belirsizlikler şunlardır:

FED
’in para politikasında normalleşmeye gitmesi ve bunun gelişmekte olan bazı ekonomilere olası etkileri,
Euro Bölgesi
ndeki
kırılgan
yapının devam etmesi,
Son 5 yılın en düşük seviyelerine
hızla gerileyen petrol fiyatları
nın, petrol ihraç eden ülke ekonomilerini etkilemesi nedeniyle küresel ekonomik görünümün daha da kötüleştiği endişelerini artırması,
Olası dış şokların yanında içsel sorunları çözüme kavuşturamamış bazı
gelişmekte olan ekonomilerin kırılganlığı
,
Dünyanın farklı coğrafyalarında yeniden yükselmeye başlayan

jeopolitik tansiyonlar
,
Ebola
salgının yayılması riski,
Gelişmiş ekonomiler
açısından uzun süreli
ekonomik durgunluk riski
,
Gelişmekte olan ekonomilerin
düşük büyümelerinin uzun süreli
olması ve bunun normal hale gelmesi riski,
Düşük küresel ekonomik büyümeyle beraber gelişmekte olan ekonomilerin aksine gelişmiş ekonomiler ve özellikle Euro Bölgesinde yeterli oranda istihdam alanlarının oluşturulamaması olarak sıralanabilmektedir.

Dünya Ekonomisi ve Krizler
Ekonomik İstikrarsızlığı Yaratan Faktörler
a)Enflasyon ve Bütçe Açıkları
b)Uluslararası Sermaye Hareketleri
c)Gevşek Maliye Politikaları
d)Döviz Kuru Politikası

Finansal Krizlerin Ortaya Çıkmasına Neden Olan Faktörler

1 Mali Sektör bilançolarının bozulması
2­ Faiz hadlerindeki yükselmeler
3­ Belirsizliklerin artması
4­ Varlık fiyatlarındaki değişimlerden ötürü mali olmayan bilançoların bozulması.

Türkiye'de Krizler
Sosyal ve Kültürel Farklılıklar
Değerler ve Tutumlar
İktisadi Farklılıklar
Altyapı
Para Değişimi ve Kayması

Siyasal ve Yasal Farklılıklar
Siyasal İklim
Yasal Çevre
Uluslararası Düzenlemeler
Uluslararası Ticaretin Önündeki Engeller
Sosyal ve Kültürel Engeller
İktisadi Engeller
Yasal ve Siyasal Engeller
Serbest Piyasa Engeli
Ticari Kısıtlama Türleri
Tarifeler
Kotalar
Damping
Ambargo
Döviz Kontrolü
Ülkelerin Fon Kaynaklarında Yararlanması
70 ülke, 20 yıl veya daha fazla IMF kredilerine bağlı kalmıştır.

Bir ülke bir defa IMF kredisi aldı mı, o ülkenin izleyen yılların tamamında olmasa bile çoğunda Fon yardımına bağlı kalması kaçınılmazdır.

Fon, kötü ekonomi politikaları izleyen ülkeleri kredi bağımlısı hâline getirdiğini kabul etmemektedir.
IMF'nin Kuruluşu ve Amaçları
IMF ve IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası) sözleşmelerin
29 ülkenin
onaylandığı tarih olan
27 aralık 1945
tarihinde kurulmuştur.
Faaliyete geçmesi ise 1947'dir.
IMF'nin Yapısı ve Yönetimi
IMF üç organ tarafından yönetilir:
Guvernörler Kurulu
Yönetim Kurulu
Başkan
IMF'nin Yardım Mekanizması
IMF, elindeki kaynakları Fon politikalarına uygun olarak talepte bulunan üyelerine tahsis ederek, onların karşılaştıkları ödemeler dengesi açıklarını finanse eder,
Üye ülkeler, Fon'dan
SDR alarak
borçlanabilirler.
IMF Fon Kaynaklarının Oluşumu
Normal Kaynaklar: Kotalar ve Geri Satınalmalar
Normal kaynaklar, IMF Genel Kaynaklar Hesabı'ndaki kullanılabilir dövizler ve SDR'den meydana gelir. Kullanılabilir dövizler, Yönetim Kurulu tarafından ödemeler dengesi ve uluslararası rezervleri güçlü olan üye ülkelerin paraları arasından seçilir.

Uluslararası Para Fonu
IMF'nin Amaçları
Uluslararası parasal işbirliğini geliştirmek,
Uluslararası ticaretin dengeli bir şekilde büyümesini ve döviz kurlarında istikrarı sağlamak,
Çok taraflı bir ödemeler sisteminin kurulmasına yardım etmek,
Ödemeler dengesi finansmanında sorunlar yaşayan üye ülkeleri desteklemek.
2. Dünya Savaşı
II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda dünya çapında yapılan iki savaştan ikincisi olup, dünya milletlerinin çoğunun yer aldığı, 1939'dan 1945'e kadar süren küresel bir askeri çatışmadır.

100 milyondan fazla askeri personelin dâhil olduğu savaş, dünya tarihindeki en büyük savaştır. Savaşın önemli katılımcıları tüm ekonomik, endüstriyel ve bilimsel güçlerini, sivil ya da askeri kaynak farklılığı gözetmeksizin, bu savaş için kullanmıştır.
Askerî kayıp:
- 8,000,000
Sivil kayıp:
- 4,000,000
Toplam Kayıp:
- 12,000,000
Askerî kayıp:
- 16,000,000
Sivil kayıp:
- 45,000,000
Toplam Kayıp:
- 61,000,000
Müttefikler
Mihverler
2. Dünya Savaşının Ekonomik Sonuçları
Savaş sırasında, Avrupa ülkelerinin toplam
Gayri Safi Milli Hasılası
(G.S.M.H.) ortalama
%25 oranında düşmüştü
. Avrupa'nın toplam 'dünya imalat verimi içindekipayı 19. yüzyılın başından beri tüm zamanlarda elde edilen payın altındaydı. Savaştan önce Batı Avrupa ürettiğinden
2 milyar dolar fazla mal ve hizmet tüketmekteydi.


Avrupa'da savaş sonrasında
, olağanüstü bir
enflasyon yaşanmaktaydı
. Mesela
İtalya
'da
fiyatlar
savaş öncesine göre
35 kat artmıştı
ve artmaya devam ediyordu.
Macaristan'da 1 dolar = 2 trilyon pengos olunca
, bu para birimi ortadan kalktı.

Çoğu ülkede si
gara, kahve ve çikolata
paradan daha geçerli
değişim araçlarıydı
.

Yerlebir olan
Avrupa'nın yeniden inşaası
ve bunun
finanse edilmesi
önemli bir sorun olarak görülmekteydi.
Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı (1-22 Temmuz 1944)
II. Dünya Savaşı'nın kazanılacağı anlaşılınca, İngiltere ve Amerika öncülüğünde Bretton Woods'ta
(küçük bir ABD eyaleti olan New Hampshire'da bir bölge)
44 ülkenin katılımı ile bir konferans yapılır.

Konferansın Amacı:
Uluslararası ticaretin yeniden başlaması ve dünya savaşları döneminin paramparça ettiği
uluslarasi para sisteminin
(UPS) hızlı bir sekilde
yeniden oluşturulması
düsüncesidir.

İngilizlerin temsilcisi :
John Maynard Keynes

Amerikan temsilcisi:
Harry White

Bretton Wood Anlaşması:
Bretton Woods uluslararası para idare sistemi, dünyanın önde gelen
devletleri arasındaki ticari ve finansal işlemlerde uyulması gereken kuralları
belirler.
Doğu bloku ülkeleri dışındaki
44 ülkeden 730 delege
nin katılmıştır.
Bu sistem ,
d
ünya tarihinde ilk kez
, bağımsız ulus-devletlerin kendi aralarında
ortak bir parasal düzen
üzerinde anlaşmaları sonucunda
uygulamaya konulmuş
tur.
Uluslararası para sisteminin kurallarını belirleyen bu anlaşma,
Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası
(Sonradan Dünya Bankası adını almıştır) ve
Uluslararası Para Fonu
'nun (IMF) kurulmasına karar vermiştir. Bu kurumlar,
1946'da
, yeterli sayıda ülke anlaşmayı imzalayınca
faaliyete geçmiştir
.
Bretton Woods anlaşmasıyla ortaya çıkan yeni uluslararası para sisteminin özellikleri şöyledir:
Anlaşmaya katılan ve parasını altına dönüştürülebilir yapmayı kabul eden
her ülkenin parasının değeri dolara göre saptanmıştır
. Dolar altın ile dönüştürülebilirliğini koruyan tek ulusal para olarak kalmıştır. Anlaşma ile
1 ons altın = 35 dolar
ya da
1 dolar 0,88867 gr. altın
olarak belirlenmiş ve ABD dış talep olduğunda doları bu parite'si üzerinden altına çevirmeyi kabul etmiştir.
Anlaşma, ancak çok özel ve düzeltilmesi olanaksız parasal dengesizliklerde herhangi bir ülkeye, parasının dolara karşısındaki değerini değiştirme olanağı tanımaktadır. Bu tür düzeltmeler için öngörülmüş olan devalüasyon ve revalüasyon oranları en çok % 10 dur. Ancak söz konusu ekonominin yapısından doğan dengesizlikler nedeni ile ayarlama ile yapılacak değişiklik % 10'u aşacaksa, bu takdirde IMF’nin izni gerekecektir.
İMF finansal işlemlere
Mart 1947'de
başlamıştır. Fon kaynaklarından ilk olarak yararlanan ülkeler
İngiltere
,
Fransa
ve
Meksika
'dır.
Üye sayısı 1956'da
58
'e, 2012'de
188
'e çıkmıştır.
İlgili Kurullarda üye ülkeler
Ekonomik Bakanları
veya
Merkez Bankası Başkanları
tarafından temsi edilir.
IMF'nin en yetkili organıdır.
Kurulda üye ülkeler
ekonomiden sorumlu bakanları
ve/veya
merkez bankası başkanları
tarafından temsil edilir.
Guvernörler Kurulu olağan toplantıları,
IMF ve Dünya Bankası'nın yıllık toplantıları esnasında yapılır
.
Kurul, IMF'nin günlük işlerini yürütme ve gözetim yetkisini Yönetim Kurulu'na devretmiştir.
Yönetim Kurulu,
24 İcra Direktörü
nden oluşur.
İcra Direktörleri Kurulu (Executive Board) günlük işlerin yürütülmesinden sorumlu daimi karar organıdır.
Kurul içerisinde
ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya, Çin, Rusya ve Suudi Arabistan
kendi atadıkları icra direktörleri tarafından temsil edilirken,
diğer üyelerin temsili ise bazı diğer üye ülkelerle oluşturdukları gruplar
(constituency) içerisinden seçilen icra direktörleri aracılığıyla sağlanır,
IMF'de Fon'a üye kabulü, kotaların belirlenmesi, SDR tahsisleri ve Fon'un net gelirlerinin dağıtımı konularındaki yetkiler hiçbir zaman devredilemez.
Guvernörler ve Yönetim Kurulu'nda kararlar basit oy çoğunluğu ile alınır.
Fon kaynaklarının kullanılması karşılığı ödenecek faizler ile SDR faizleri için alınacak kararlarda
%70,
IMF'nin yapısı, direktörler sayısının değiştirilmesi, kotalarda değişiklik, SDR tahsisi, Fon altınlarının kullanımı konularında alınacak kararlarda
%85 oy çoğunluğu
aranır.
Yönetim Kurulu
IMF Yönetiminde en fazla oy hakkında sahip 10 üye ülke;
ABD, Japonya, Çin, Brezilya, Hindistan, Rusya, Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere.
Türkiye
, IMF'de en yüksek kota payına sahip üye sıralamasında
36'ncı sıradan 20'nci sıraya yükselecektir
.
Türkiye'nin
IMF kotasındaki (sermayesindeki)
payı
ise %0,61'den
%0,98
'e çıkacaktır.
Türkiye, Uluslararası Para Fonu'nun 24 üyeli İcra Direktörleri Kurulu'nda
2012 yılında İcra Direktör Vekili, 2014 yılında ise İcra Direktörüdür.
Türkiye, 2014 yılından sonra
IMF İcra Direktörleri Kurulu'nda yer alacak
,
2018-2020 döneminde bu görevi yeniden üstlenecek
, İcra Direktörlüğünü yürütmediği dönemlerde İcra Direktör Vekilliği görevini yerine getirecektir.
Christine Madeleine Odette Lagarde (d. 1 Ocak 1956, Paris, Fransa),
Uluslararası hukuk firması Baker & McKenzie'nin Paris bürosuna avukat olarak 1981 yılında katıldı ve 1999-2004 tarihleri arası ilk kadın başkanı olarak tarihe geçti. 2009 yılında Lagarde Forbes dergisi tarafından dünyanın en güçlü 17. kadın olarak yer aldı.

Haziran 2007'de Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından atanan François Fillon hükümetinde Ekonomi, Maliye ve Sanayi Bakanı idi.
Dominique de Villepin hükümetinde Tarım, Balıkçılık ve Ticaret Bakanlığı yaptı.
Lagarde şimdiye kadar G8 Ekonomik İşler bakanı olmak üzere ilk kadın oldu.

Christine Lagarde, istifa eden Dominique Strauss-Kahn'ın yerine Uluslararası Para Fonu (IMF) başkanı olarak adaylığını koyduğunu açıkladı. Lagarde 28 Haziran 2011 tarihi itibariyle IMF'nin ilk kadın başkanı seçilmiştir ve 5 Temmuz 2011 tarihi itibariyle göreve başlamıştır.
Yönetim Kurulu tarafından beş yıllık dönem için atanır.
IMF'nin günlük işlerinin yürütülmesinden sorumludur.
Yönetim Kurulu'na (İcra Direktörleri Kurulu'na) başkanlık eder fakat oy hakkı yoktur.
Genelde Avrupa ülkeleri vatandaşları arasından belirlenir.
Guvernörler Kurulu ve komite toplantılarına katılır.
IMF'de tüm çalışanların başıdır.
IMF Başkanı, Avrupa ülkesi vatandaşları, Birinci Başkan Yardımcısı ise ABD vatandaşları arasından belirlenir.


Fon'un ilk Başkanı Ca-mille Gutt, 13'ncü Başkanı (5 Temmuz 2011) Fransız Christine Lagarde'dır.
IMF, üyelerinin
kısa vadeli dış ödeme açıklarını finanse
eder. Fon kredileri genelde kısa vadelidir.
Fakat dış dengesizliği gidermek için
ekonomide yapısal bir değişiklik ve uyum gerektiği
zaman Fon, orta vadeli kredi de sağlar,
Günümüzde IMF üyelerini başlıca dört temel borçlanma imkânından
yararlandırmaktadır. Bunlar;
Destekleme Düzenlemeleri, (Supplemental Reserve Facility)
Ek Rezerv Kolaylığı (Extended Fund Facility)
Yoksulluğu Azaltma ve Büyüme Kolaylığı (Poverty Reduction and Growth Facility)
Dış Şoklar Kolaylığı'dır. (Exogenous Shocks Facility)


Fon'un üyelerine sağladığı imkânlar Dünya Bankası ve diğer mali kuruluşların sağladığı imkânlar gibi
kredi niteliğinde değildir
. IMF'nin imkânları,
düşük faizli fon, imkân veya kolaylık olarak tanımlamakta
dır.

Üye ülkelerin paraları karşılığında IMF'den döviz satın alarak kredi sağlamaları, bu ülkelerin Fon'daki paralarının artmasına yol açar. IMF, alınan kredi karşılığında Fon'daki parası artan ülkelerden de belli oranda bedel alır. 1 Mayıs 1981 tarihinden bu yana Fon tek bir bedel oranı uygulamaktadır. IMF para sattığı ülkeden bir servis ücreti talep eder. Ücreti kota alımının yıllık %0.25'dir.
Satın alınan para için de %4.5 faiz talep edilir
.

Üye ülkeler IMF kaynaklarından yararlanmak istediklerinde, yararlanmak istedikleri imkân kadar parasını ve bu miktarı içeren taahhütnameyi IMF'ye verir.
Fon, bu taahhüde karşılık üye ülkenin ihtiyaç duyduğu döviz cinsinden gerekli miktarı üye ülkeye tahsis eder.
Böylece Fon üyesi ülke, ihtiyaç duyduğu dövizi satın almış olur.

Geri ödenme sırasında ise tersine olarak üye ülke kullandığı dövizi geri öder veya kendi parasını veya düzenlemiş olduğu taahhüt senedini geri alır. Bu işleme de geri ödeme (repurchase) denir.
IMF imkânlarından yararlanmak isteyen üye ülkeler
bazı şartları yerine getirmek
durumundadırlar. Bu şartların gerçekleşmesi ile üyeler IMF imkânlarından yararlanırlar.
Bunlar;
üye ülkenin uygulayacağı ekonomi programına ilişkin olarak IMF'ye niyet mektubu vermesi,
destekleme veya süresi uzatılmış düzenleme yapılması, IMF tarafından üye ülkenin uymak zorunda olacağı performans kriterlerinin belirlenmesi,
kullanılacak imkânın taksitlendirilmesi,
üye ülkenin kullanacağı miktar kadar kendi parası cinsinden bir taahhüt senedini IMF'ye sunması,
üye ülke uygulamasının zaman içinde gözden geçirilmesidir.
IMF'nin normal kredileri (imkân) Genel Departman içinde bulunan Genel Kaynaklar Hesabı'ndan karşılanır. Hesap, Fon'a üye ülkelerin paraları, SDR ve altından oluşur.
Genel Kaynaklar başlıca üç kalemdir.
üye ülkelerin kota ödemeleri,
Fon'dan kredi alan ülkelerden tahsil edilen komisyonlar
Fon'a borçlu üyelerin ödedikleri karşılıklardır.
IMF'ye üye ülkeler, çeşitli kaynaklardan kredi elde edebilirler.
Fon'un borç kaynakları başlıca iki departman içinde yer alır. Bunlar;
Genel Departman ile SDR Departmanı'dır.

Ayrıca, Genel Departman içinde Özel Tahsisler Hesabı yer alır. Bu hesap, Fon'un normal genel kaynaklarından ayrıdır.


IMF'ye üye ülkeler, çeşitli kaynaklardan kredi elde edebilirler. Fon'un borç kaynakları başlıca iki departman içinde yer alır. Bunlar;
Genel Departman
Genel Kaynaklar Hesabı
Kredi Dilimleri Politikaları
Özel Tahsisler Hesabı
SDR Departmanı'dır.

IMF'nin normal kredileri (imkân) Genel Departman içinde bulunan Genel Kaynaklar Hesabı'ndan karşılanır.
Hesap, Fon'a üye ülkelerin paraları, SDR ve altından oluşur.
Genel Kaynaklar Hesabı
Petrol Kolaylığı,
Genişletilmiş ve Süresi Uzatılmış Fon Kolaylığı,
Ek Finansman Kolaylığı,
Genişletilmiş Kullanım Politikası,
Gelişme Yolunda Ülkeler İçin Özel Kolaylıklar,
Telafi Edici Olağanüstü Finansman Kolaylığı,
Tampon Stok Finansman Kolaylığı,
İhtiyati Kredi Hattı
Yüksek Erişimli İhtiyati Destekleme
Kredi Dilimleri Politikaları
IMF üyelerinin Fon kaynaklarından kotaları ile sınırlı olmak şartıyla yararlanma politikasına kredi dilimleri politikaları denir
Her IMF üyesi, kendisine tahsis edilen kota çerçevesinde Fon'dan kredi sağlayabilir.
Bir üye ülke ödemeler dengesi sorunuyla karşılaştığında IMF'den bu dilimi kullanma talebinde bulunabilir
Her üye Fon'daki kotasının %75'ni kendi parası ile ödediği için
rezerv dilimi
, ülkenin IMF'ye ödediği
%25'lik SDR
veya diğer paralar tutarına eşittir. Ülkenin kotası, o ülkenin IMF'den çekebileceği kaynak miktarını belirleyen faktördür.

Rezerv Dilimi Pozisyonu, (Reserve Tranche Position) üyenin Fon'daki kotasıyla Fon'un Genel Kaynaklar Hesabı'ndaki parası arasındaki fark kadardır.
Rezerv Dilimi Pozisyonu üye ülkenin Fon'da biriken parasından kotası ve o zamana kadar kendi parası karşılığında IMF'den kullanıp fakat henüz ödemediği imkânların düşülmesiyle bulunur.
Kotanın ilk dilimi dışında kalan üç bölüm içinde Fon'dan sağlanan kredilere
Üst Kredi Dilimi Politikası
adı verilir.

Bu politika içinde kullanılan her üst kredi dilimi için IMF'nin ileri sürmüş olduğu şartlar giderek ağırlaşır.

Bunlar arasında en önemlisi, üye ülkenin maliye veya ekonomiden sorumlu bakanının, IMF ile birlikte hazırlanan bir niyet mektubunu IMF Başkanı'na göndermesidir

Ayrıca taksitlendirme, performans kriterleri ve danışmalar gibi ek şartlar da üst kredi dilimlerinin kullanımında aranır.
Destekleme Düzenlemesi (Stand- By Arrangement)
Üye ülkeye,
kısa vadeli ödemeler dengesi
sorunlarını aşabilmesi için
36
ayı aşmayacak şekilde genellikle
12-24 aylık
süre içinde kotasıyla ilişkilendirilen belli bir miktara kadar kaynak kullanabilme imkânı sağlanmaktadır.

Destekleme düzenlemesine Türkçe literatürde
Stand-by Anlaşması
da denilmektedir.

Düzenleme, üye ülkelerin ödemeler dengesi sorununu çözmek amacıyla IMF ile anlaştığı konuları içeren
karşılıklı bir taahhüttür.


Bir veya iki yıllık
makroekonomi politikalarını
kapsar.
P
ara, maliye ve döviz kuru politikalar
ı
ile ülkelerin
ödemeler dengelerini sağlamayı
amaçlar.
Şartlılık Politikası
IMF üyelerine kredi verirken, bu kredilerin Fon'un amaçları doğrultusunda kullanılması ve ödemeler dengesi açıklarını gidermesi şartını arar.
Fon'un öne sürdüğü şartlar, genel ekonomi politikası ile ilgilidir
.

Verilen kaynaklar ile belli bir süre içinde
ödemeler dengesi sağlanmalı
, ekonomik büyüme gerçekleştirilmeli, ticaret ve ödemeler dengesi kısıtlamaları kaldırılmalıdır.
Diğer bir deyişle IMF kaynaklarını kullandırırken, üyelerine
vermiş olduğu fonların kuruma geri dönmesini sağlayacak politikalar
ın ilgili ülkelerce izlenmesini zorunlu bir şart olarak ileri sürer.

IMF'nin bu politikasına
şartlılık politikası denir
. Üst kredi dilimlerine doğru borçlanma arttıkça, Fon'un öne sürdüğü şartlar da giderek ağırlaşır.


Niyet Mektubu
Fon'dan kaynak talep eden ülke, ödünç süresi içinde izleyeceği ekonomi politikasının içeriğini ve alacağı istikrar önlemlerini açıklayan bir niyet mektubunu (letter of intention) IMF'ye verir.
Diğer bir deyişle Fon'dan kaynak talep eden ülke, dış ödemeler dengesini sağlamaya yönelik politikalar konusunda IMF'ye taahhütte bulunur, IMF'ye vermiş olduğu sözleri yazılı hâle getirir.

Destekleme düzenlemeleri sadece gelişme yolunda olan ülkelerin kullandığı bir mekanizma olmayıp, birçok sanayileşmiş ülke de geçmişte bu mekanizma ile IMF kaynaklarından yararlanmıştır.

Program sürecinde üstlenilmesi gereken faaliyetlerdir. Performans kriterleri, programın öngörüldüğü gibi işlediğine ilişkin en önemli göstergelerdir. Performans kriterleri genelde rakamsal değişkenler üzerinedir
Performans kriterleri, yapısal kriterler, gösterge niteliğindeki hedefler ve bunların tümünü kapsayan program gözden geçirmesi gibi çeşitli göstergelerle ölçülür.

IMF kredisinden kullanımlar, program gözden geçirmesine ve performans kriterlerine veya sadece performans kriterlerine bağlanabilir.
Performans Kriterleri
Özel Tahsisler Hesabı, Fon'un Genel Departmanı içinde 30 Haziran 1981'de, Vesayet Fonu'nun gelirlerini alarak Genel Departman'ın bir parçası olarak faaliyete başlamıştır.

Esnek Kredi Hattı (Flexible Credit Line-FCL), istikrarlı bir ekonomik yapıya sahip ülkelerin uygunluk kriterlerini
sürdürülebilir dış denge,
uluslararası sermaye piyasalarından uygun faiz oranlarında borçlanabilme,
uluslararası rezervlerin yeterli seviyede bulunması,
sürdürülebilir kamu maliyesi,
düşük enflasyon,
bankacılık sisteminde ödeme kabiliyetinin bulunması,
açıklanan verilerin güvenilirliği
yeterli miktarda Fon kaynağına hızlı bir şekilde ulaşabilmesi ve bu şekilde krizlerin önlenmesi
amacıyla uygulamaya konulmuştur.

Kullanım süresi 6 ay ya da 1 yıldır. Gerekirse kullanım süresi 2 yıla çıkartılabilmektedir.


Yüksek Erişimli İhtiyati Düzenlemeler (High Access Precautionary Arrange-ments-HAPAs), Esnek Kredi Hattı İmkânı için uygunluk kriterini yerine getiremeyen ülkeler için krizlerin önlenmesi amacıyla yaratılmıştır.
Yoksulluğu Azaltma ve Büyüme Güvence Fonu, ödemeler dengesi sorunları bulunan ve ulusal (milli) geliri çok düşük olan ülkelere yardım etmek için oluşturulan uygun koşullu finansman enstrümanlarına ilişkin kredi ve faiz sübvansiyonlardır.
Acil Destek (Yardım) Kolaylığı, ani ve tahmin edilemeyen doğal afetler sebebiyle ödemeler dengesi sorunları yaşayan üye ülkelere hızlı bir şekilde yardım edile-bilmek amacıyla yaratılmıştır.
Özel Çekme Hakları Hesabı
1960'lı yıllarda IMF kaynaklarının yetersizliğini gidermek amacıyla Fon sermayesine en çok katkıda bulunan 10 ülke (Paris Kulübü), 1967 yılında özel çekme haklarının (special drawing rights: SDR) yaratılmasını sağlamışlardır.
Özel Çekme Hakları Hesabı, 1969 yılında resmen yürürlüğe girmiştir.
Özel Çekme Hakları (SDR), Fon'a üye ülkeler tarafından çekme haklarının aksine, şartsız olarak ve uluslararası likiditeye ihtiyaç duyulduğunda otomatikman kullanılır.
SDR
(Özel Çekme Hakları - Special Drawing Rights )
Uluslararası Para fonu (IMF) tarafından 1969 yılında meydana getirilmiş uluslararası bir rezerv birimidir.
SDR başlangıçta 0.888671 gram saf altına eşitken yani
1 SDR = 1 ABD Doları
iken, 5 yıl sonra Bretton Woods Sistemi çöküp önemli para birimleri dalgalı kur uygulamasına geçince 1974 yılı Temmuz ayında SDR değeri "para sepeti" yöntemine göre belirlenmeye başlamıştır.
1 Ocak 1981’den itibaren SDR değerinin belirlenmesine konu oluşturan ulusal para sayısı beşe indirilerek (
Amerikan Doları, Alman Markı, Fransız Frangı, Japon Yeni ve İngiliz Sterlini
) dünya ticaretinde en büyük paya sahip olan ülkelerin ekonomik gücünü yansıtacak biçimde düzenlenmiştir.
Alman Markı ve Fransız Frangı yerini Euro’ya bırakmıştır
. Artık SDR değerinin belirlenmesinde dört para birimi geçerlidir.
Diğer Kaynaklar
IMF'nin diğer kaynakları arasında yer alan faaliyet gelirleri başlıca üç kaynaktan oluşmaktadır: Fon kaynaklarını kullanan ülkelerden elde edilen
kullanım bedelleri
, Fon kredilerini kullanma ile birlikte alınan
hizmet bedelleri
ve SDR'den sağlanan
faiz gelirleri
.

Diğer Fon Sağlama Yolları:

Altın Satışı
Borçlanma
Ödünç Alma Genel Anlaşması
IMF ilke olarak, hükümetlerin makroekonomi politikalarını geliştirmeleri ve yapısal reformları uygulamaya koymaları şartına bağlı olarak kısa vadeli kredi sağlasa da
uygulamada çok sayıda hükümete yıllarca imkân kullandırmıştır
.
MODÜL 1
Türkiye ve IMF İlişkileri
1947
yılında IMF'ye katılan Türkiye Fon'a giren ilk ülkeler arasında yer almıştır.
1961-2005 döneminde Türkiye ortalama her
2.5 yılda Fon ile bir destekleme düzenlemesi
ne gitmiştir.
IMF ile
en fazla destekleme düzenlemesi
yapan ülkeler arasında Türkiye'nin yanında
Filipinler, Panama, Uruguay, Ekvator, San Salvador, Fas ve Kosta Rika
gibi ülkeler bulunmaktadır.
IMF'nin kurulmasından sonra T
ürkiye bu kuruluş ile birlikte yaşamaya alışmış
tır.
DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ
Dünya Ticaret Örgütü
DTÖ (WTO) 1995 yılında kurulmuştur...
DTÖ kurulana kadar uluslararası ticaretin işleyişi ve kuralları Gümtük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması
(GATT)
çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
DTÖ
GATT
II. Dünya Savaşı'nın ardından BM üyesi ülkeler uluslararası ticareti serbestleştirmek ve ülkelerin dış ticaret politikalarını yakınlaştırmak için toplantı yapmaya karar verdiler.

1946 Hazırlık Komitesi oluşturuldu...
Yazım Komitesi tarafından "Taslak Sözleşme" hazırlandı..
1947 (30 Ekim) GATT sözleşmesi imzalandı.
1948 (10 Ocak) yürürlüğe girdi..

En Çok Kayırılan Ülke İlkesi
İlke, her GATT üyesinin tüm taraflara, aynı gümrük tarife oranının uygulamasını ve ayırımcı işlemde bulunulmamasını öngörür. Bu kurala göre üye ülkelerin biri eğer diğer bir ülkeye herhangi bir gümrük kolaylığı sağlarsa, Anlaşma'ya (GATT'a) taraf bütün ülkeler de bu ayrıcalıktan otomatik olarak yararlanırlar. Bu yararlanma içine dış ticaret ile ilgili her çeşit gümrük vergisi, vergi uygulaması ve gümrük formaliteleri girmektedir.
En Çok Kayrılan Ülke ilkesinin çeşitli istisnaları vardır. Bunlar; gümrük birlikleri, serbest ticaret anlaşmaları gibi bölgesel ticaret anlaşmaları ve "Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi"dir
GATT
1948 yılından 1 Ocak 1995'e kadar geçen sürede Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması, uluslararası ticareti düzenleyen ve üzerinde anlaşılan tek uluslararası çok taraflı sözleşme olmuştur.
GATT'a taraf ülkeler, aralarında ortaya çıkan ticari sorunlar ile bunların çözüm yolları ve ticaretin geliştirilme imkânlarını görüşmek için belirli sürelerde toplanmışlardır.
Türkiye GATT'a, 1950-1951 Torquay (İngiltere) Tarife Görüşmeleri sonucunda 21.12.1953 tarih ve 6202 sayılı Yasa ile katılmıştır
GATT : TEMEL İLKELER
En çok kayrılan ülke ilkesi
Tarifeler yoluyla koruma ilkesi
Ulusal işlem ilkesi
Gümrük vergilerinin indirilerek konsolide edilmesi ilkesi
GATT
Tarifeler Yoluyla Korunma İlkesi
GATT'a taraf ülkeler, sanayilerini sadece gümrük tarifeleri ile koruyacaklar ve bu amaçla diğer önlemlere başvurmayacaklardır. Dolayısıyla ithal kotalarının yerli sanayinin korunması amacıyla kullanılması yasaklanmıştır.
Ulusal İşlem İlkesi
Bu ilke, iç pazara ilişkin düzenleme ve uygulamalar yönünden ithal ve yerli mallar arasında ayrım yapılmamasını öngörmektedir.

Ulusal İşlem Kuralı (Milli Muamele: National Treatment) bir mal, hizmet ve fikri mülkiyet pazara girdikten sonra uygulanır. Yerli üretimden gümrük vergisine eş bir vergi alınmamış olmasına rağmen, ithal mal üzerinden gümrük vergisi alınması ulusal işlem ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Gümrük vergilerinin indirilerek konsolide edilmesi ilkesi
GATT, öncelikle gümrük tarifelerinin indirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Her üye ülkenin taviz listesinde yer alan oranlar bağlı oranlar (bound rates) olarak tanımlanmıştır. Ülkeler bu oranların üzerine çıkamaz, oranlar üye ülkeler bakımından bağlayıcıdır. Oranlar önemli ticaret ortaklarıyla telafi amacıyla müzakere edilmeksizin arttırılamaz.
Yapısı ve Statüsü
GATT'ın dünya ticaretini serbestleştirme konusunda gerçekleştirdiği gümrük tarifelerine ilişkin indirim görüşmeleri başarı ile sonuçlanmıştır.

zaman içinde serbest dış ticaretin önüne konan tarife dışı kısıtlamalar, özellikle Japonya ve diğer bazı Uzakdoğu ülkelerinin ihracatlarını engellemiş ve dolayısıyla dünya ticaretinin üzerinde daraltıcı bir etki yaratmıştır.

Tarife Dışı Engeller;
Miktar Kısıtlamaları
Gönüllü İhraç Kısıtlamaları
Tarife Benzeri Önlemler
Gözetleme ve İzleme Önlemleri
Dünya Ticaret Örgütü (WTO), Bretton Woods Konferansı'nın toplanmasından yaklaşık yarım yüzyıl sonra kurularak IMF ve IBRD (Dünya Bankası) gibi dünya ekonomi sisteminin önemli bir parçası olmuştur.
60 Anlaşmayı (WTO Anlaşmaları) kapsayan toplam 550 sayfalık Uruguay Turu Nihai Senedi'ne 22.000 sayfalık tarife listeleri bağlanmış ve Dünya Ticaret Örgütü GATT'ın yerine oluşturulmuştur
GATT'ın Amaçları ve Hedefleri
Genel amaçlar, diğer bütün uluslararası ekonomik kuruluşların gerçekleştirmek istedikleri ile aynıdır.

Bunlar;
üyelerinin hayat seviyelerini yükseltmek,
reel gelir ve efektif talepte istikrarlı bir büyüme ile dünya kaynaklarında tam kullanımı sağlamak,
üretimin ve uluslararası ticaretin geliştirilmesine yardımcı olmaktır.
GATT DÖNEMİNDE YAPILAN TARİFE İNDİRİM GÖRÜŞMELERİ
Cenevre Turu 1947
Annecy Turu 1949
Torquay Turu 1950-1951
Cenevre Turu 1956
GATT çerçevesinde yapılan tarife indirim turlarına Çok Taraflı Ticaret Görüşmeleri diğer bir deyişle Ticaret Turu (Raund) denir.
Bu turlarda GATT hükümlerine aykırı kısıtlama önlemlerinin alınmasının durdurulması standstill (askıya alma), bu önlemlerin kaldırılması ise rollback (geri dönüş) olarak isimlendirilir.
Dillion Turu 1960-1962
Kennedy Turu 1964-1967
Tokyo Turu 1973-1979
Uruguay Turu 1986-1993
Nihai Senet (Final Act) 15 Nisan 1994 tarihinde Fas'ın Marakeş şehrinde imzalanmış ve 1 Ocak 1995'de yürürlüğe girmiştir
WTO, GATT'tan farklı olarak;
çok taraflı ticaret görüşmelerini yönetmek,
çok taraflı ticaret görüşmelerinde bir forum olarak görev yapmak,
ticari anlaşmazlıklarına çözüm aramak,
ulusal ticaret politikalarını denetlemek,
küresel ekonomik politikaların oluşumunda uluslararası kuruluşlarla işbirliğine gitmesi
için kurulmuştur.
Amaçları ve Hedefleri
Dünya Ticaret Örgütü;
mal ve hizmet üretim ve ticaretini geliştirmeyi,
dünya kaynaklarının sürdürülebilir kalkınma hedefine en uygun şekilde kullanımına imkân vermeyi,
çevreyi korumayı,
gelişme yolundaki ülkelerin (GYÜ'lerin) ve bunların arasında yer alan en az gelişmiş ülkelerin artan dünya ticaretinde ekonomik kalkınma ihtiyaçları ile orantılı bir pay elde etmelerini sağlamayı,
uluslararası ticaret ilişkilerinde ayrımcı işlemleri ortadan kaldıran anlaşmalar yapmayı,
kalıcı bir çok taraflı ticaret sistemi geliştimeyi
amaçlamaktadır.
WTO'nun en az iki yılda bir toplanan ve tüm ülkelerin temsilcilerinden oluşan Bakanlar Konferansı
Tüm üyelerin temsilcilerinden oluşan ve gerekli oldukça toplanan Genel Konsey,
Genel Direktör tarafından yönetilen Sekretaryası
Bakanlar Konferansı, Genel Direktörü atar. Genel Direktörün yetki, görev, hizmet şartları ile süresini Bakanlar Konferansı belirler.
Genel Konsey, sorumluluklarını üç organa devretmiştir. Bunlar;
Mal Ticareti Konseyi,
Hizmetler Ticareti Konseyi
Ticaretle İlgili Fikri Mülkiyet Hakları Konseyidir.

Ayrıca Genel Konseye bağlı
Anlaşmazlık Çözüm Organı (DSB: Dispute Settlement Body)
icaret Politikaları Değerlendirme Organı (TPRB: Trade Policy Review Body)
bulunmaktadır.
TİCARETLE İLGİLİ FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI ANLAŞMASI (TRIPS)
1 Ocak 1995 tarihinde o zamana kadar uluslararasında düzenlenmeyen fikri ve sınai mülkiyet haklarını koruyan Ticaretle İlgili Fikri Mülkiyet Hakları (Trade Releted Intellectual Property Rights: TRIPS) Anlaşması yürürlüğe girmiştir.

Anlaşma, fikri mülkiyet haklarının korunmasında ve uygulanmasında çok çeşitli standartların ve sahte malların uluslararası ticareti ile ilgili ilkeler ve yasal düzenlemelerin çok taraflı bir yapı kazanmamış olmasının, uluslararası ekonomik ilişkilerde önemli sorunlara sebep olduğunu belirtmektedir.
HİZMETLER TİCARETİ GENEL ANLAŞMASI
15 Nisan 1994 tarihinde Marakeş'te imzalanan Hizmetler Ticareti Genel Anlaşması (General Agreement on Trade in Services: GATS), uluslararası hizmetler ticaretine ilişkin temel kavram, kural ve ilkeleri ortaya koyan ilk çok taraflı anlaşmadır.

Dünya Ekonomisinde Ticaret
Uruguay Turu'nda oluşturulan Hizmetler Ticareti Genel Anlaşması'nda hizmetlerin tanımı yoktur. Bunun sebebi, hızla gelişen teknolojiye paralel olarak ortaya çıkan hizmetlerin tanım dışında kalmasını önlemektir.
1970'li yıllarda hizmetler ihracatı dünya mal ihracatının %14'ü oluştururken, bu oran 1993'de %21.4'e, 2010 yılında ise %26.1'e çıkmıştır
GATS'ta tanımlanan temel hizmet sektörleri:
• Mesleki Hizmetler
• Haberleşme Hizmetleri
• Müteahhitlik ve İlgili Mühendislik Hizmetleri
• Dağıtım Hizmetleri
• Eğitim Hizmetleri
• Çevre Hizmetleri
• Mali (Finansal) Hizmetler
• Sağlıkla İlgili ve Sosyal Hizmetler
• Turizm ve Seyahat İle İlgili Hizmetler
• Eğlence, Kültür ve Spor Hizmetleri
• Ulaştırma Hizmetleri
• Başka Yere Dahil Edilmemiş Diğer Hizmetler
DTÖ
TRIPS
GATT
GATS
Üyeleri
Faaliyet Alanları
Üye ülkelere
politika deneyimlerini karşılaştır
abilecekleri,
ortak sorunlarına çözüm
arayabilecekleri,
en iyi mevzuat ve uygulama yöntemlerini belirleyebilecek
leri, ulusal ve uluslararası politikalarda
eşgüdüm sağlayabilecekle
ri bir platform sağlamaktadır.

Çok boyutlu bir yaklaşım izleyen OECD'nin veri tabanları
kamu maliyesi, ekonomik göstergeler, yatırım, ticaret, tarım, sağlık, enerji, çevre, işgücü, istihdam ve göç
gibi birçok farklı alanı kapsamaktadır.

TÜRKİYE ve OECD
Türkiye, OECD'nin 20 kurucu üyesinden biridir. Türkiye, 29 Mart 1961 tarih ve 293 sayılı Yasa ile OECD'ye katılmıştır. Türkiye'nin OECD Nezdinde Daimi Temsilciliği kadrosu, Dışişleri Bakanlığı'nın yanı sıra Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı (eski adıyla Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığı), Hazine Müsteşarlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığından atanan görevlilerden oluşmaktadır.
UNCTAD
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı
UNCTAD'ın Kuruluşu
II. Dünya Savaşı'ndan sonra sanayileşmiş ülkeler hızla büyürken, gelişmekte olan ülkeler nispeten daha yavaş gelişme kaydetmişlerdir.
Buna bağlı olarak sanayileşmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında ekonomik büyüme makası giderek açılmıştır.
Dünya ticaretinde sanayileşmiş ülkelerin ağırlığı artmıştır
GATT kapsamında yapılan ticaretin serbestleştirilmesine yönelik girişimler çoğunlukla sanayileşmiş ülkelerin lehine sonuçlar yaratmıştır.

Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen
Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin (Güney) gelişmiş ülkelerden (Kuzey) kalkınma ile ilgili istekleri doğrultusunda 1974 yılında BM Genel Kurulu'nun altıncı özel oturumunda, bu ülkeler aralarındaki ilişkilerin karşılıklı çıkar esasına göre eşit ve adil bir biçimde düzenlenmesi, güney ülkelerinin bağımlılığının azaltılması ve kendi kendilerine yeterli hale gelmeleri, ulusal (milli) kaynaklar ve sermaye birikimleri üzerinde tam bir denetim sağlayabilmeleri amacıyla kurulma kararı alınan fakat uygulanması mümkün olamamış ekonomik düzene verilen addır.
AMAÇLARI
"bireysel özgürlükleri koruyarak genel refah düzeyini arttırmak olan BM amaçlarına ulaşmanın, ekonomik güç ve refah düzeyini yükseltmekten geçtiği inancıyla"
AMAÇLARI
Farklı gelişme seviyesindeki ülkeler arasındaki dış ticareti, özellikle gelişme yolunda olan ülkelerin ekonomik kalkınmalarını hızlandıracak şekilde teşvik etmek,
Ekonomik kalkınma ve uluslararası ticarete ilişkin ilkeleri belirlemek ve bunları uygulamak,
BM sistemi içindeki diğer uluslararası kuruluşlar ile ekonomik kalkınma ve uluslararası ticaret konularında işbirliği yapmak, bu amaçla ECOSOC ve BM Genel Kurulu ile ortaklaşa çalışmak,
Uluslararası ticarete ilişkin çok taraflı anlaşmalar yapılmasına yardımcı olmak,
Uluslararası ticaret ve kalkınma konularında BM üyeleri ve diğer ekonomik kuruluşlar arasında ekonomi politikalarının uyumunu sağlayacak bir merkez görevini yerine getirmektir
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü
(OECD)
ve
Birleşmiş Milletmer Ticaret ve Kalkınma Konfesansı
(UNCTAD)
OECD
II. Dünya Savaşı sonrasında güçlenen
SSCB karşısında
Avrupa'nın Güçlendirilmesi zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.
1947
yılında
Paris
'te bir araya gelen Avrupalı Liderler
Avrupa Ekonomik İşbirliği Konferansı
adlı kuruluşu oluşturmuşlardır.
1948
yılında Marshall Planı'na ilişkin düzenlemeler için
Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü
kurulmuştur. Bu örgütün adı
1961
yılında
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü
'ne dönüştürülmüştür.
II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'nın yeniden yapılandırılması için ABD öncülüğünde oluşturulan Marshall Planı'nın da eşgüdümünü sağlamak amacıyla kurulan
Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü
ardılıdır.

Günümüzde demokratik yönetim yapılarına ve piyasa ekonomisine sahip 34 ülkenin üye olduğu OECD,
küreselleşmenin ekonomik, sosyal ve yönetim sorunlarını çözmek ve bu sürecin fırsatlarından faydalanmak üzere üye ülkelerin ortak çalıştıkları bir forum
niteliğindedir.
OECD'nin kararlarının bağlayıcılığı yoktur, ama üyelerden kaynaklanan "grup baskısı vardır.
Ekonomik büyüme, mali istikrar, ticaret ve yatırım, teknoloji, yenilik, girişimcilik ve kalkınma alanlarında işbirliği yoluyla
r
efahın sağlanması ve yoksullukla mücadele konularında hükümetlere yardımcı olmak,

Ekonomik ve sosyal gelişme ile çevrenin korunması arasındaki dengeyi gözetmek,

Herkes için iş imkânı yaratılması ve sosyal eşitlik ile etkin ve sağlıklı bir yönetişim gerçekleştirilmesi,

Yeni gelişme ve sorunları anlamak ve bunlara çözüm üretmek konularında hükümetlere tavsiyelerde bulunmak
ÇALIŞMALARI
• Ülke incelemeleri, istatistikler, genel ekonomik analiz ve çalışmalar ile mukayeseli analizler,
• Bağlayıcı olmayan ilkeler, rehberler, iyi uygulamalar ve tavsiyeler
• Bağlayıcı düzenlemeler/kararlar


OECD'nin 1961 yılından günümüze kadar geçen dönemde ulaşmış olduğu hedefler şunlardır:
Rüşveti Önleme Sözleşmesi,
Kirleten Öder İlkesi'nin kabulü,
Çok Uluslu Şirketler Rehberi,
Çin, Rusya ve Brezilya ile işbirliği programları,
Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da kullanmak için Yatırım ve İyi Yönetim Konusunda Girişim,
İhracat Kredi Sözleşmesi,
Model Vergi Sözleşmesi.
OECD YAYINLARI

Economic Outlook
(Her yıl Mayıs ve Aralık aylarında)
Going for Growth
(Her yıl Şubat ayında)
OECD Factbook
(Her yıl Mart ayında)
Employment Outlook
(Yıllık veya iki yılda bir çıkan seri)
At a Glance
(İki yılda bir çıkan seri: Education At a Glance, Health At a Glance)
EDRC Economic Surveys
(18-24 aylık dönemlerle her üye ülke incelenir)
Education
: PISA çalışması sonuçları
Taxing Wages
,
Revenue Statistics
Globalisation Indicators
Working Paper
'lar (OECD Internet sitesi üzerinden yayınlanır)
Çevre İncelemeleri
(Environmental Performance Review)
International Trade
(Aylık istatistik yayınıdır)
Factbook
(İstatistik Yıllığı)


YAPISI ve YÖNETİMİ
OECD'de kararlar uzlaşmayla (consensus) alınmaktadır. OECD KONSEY tarafından yönetili üye ülke temsilcileri ve AB temsilcilerinden oluşur. Bakanlar düzeyinde toplanan konsey her yılın ana temasını belirler.

2007: İnovasyon, Büyüme ve Eşitlik
2008: İklim Değişikliği, Büyüme ve İstikrar
2009: Daha Güçlü, Daha Adil ve Daha Temiz Bir Dünya Ekonomisi
2010: Ekonomik İyileşmeden Sürdürülebilir Büyümeye
2011: Daha İyi Yaşamlar İçin Daha İyi Politikalar

KONSEY
Komiteler
Sekreterya
KONSEY
OECD'ye üye 34 ülkenin temsilcileri, fikir alışverişinde bulunmak ve ekonomi, ticaret, bilim, istihdam, eğitim ve mali piyasalar gibi önemli politika alanlarındaki gelişmeleri incelemek için uzmanlaşmış komitelerde bir araya gelmektedirler.

Örgüt bünyesinde yaklaşık
250
komite, çalışma grubu ve alt grup bulunmaktadır. Üye ülkelerin yanı sıra davet edildikleri veya talepkar oldukları takdirde üye olmayan ülkeler ve uluslararası örgütler de gözlemci veya katılımcı statüsüyle toplantılarda yer alabilmektedir.
KOMİTE
Konsey'in altında 14 üyeden oluşan Yürütme Komitesi (Executive Committee) vardır. Komite'nin 7 üyesi devamlı niteliktedir. Bunlar; Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, ABD ve İngiltere'dir. Diğer 7 üye ise, sırasıyla diğer ülkeler arasından belirlenir.
Yürütme Komitesi, OECD'nin çalışmalarını izler, Konsey toplantılarının hazırlıklarını yapar ve Konsey tarafından kendisine verilen diğer işleri yürütür.
Özel Toplantılar Yürütme Komitesi, Uluslararası Enerji Ajansı Yönetim Kurulu,
Ekonomik Konularda Kuzey-Güney Grubu,
Ekonomik Politika Komitesi,
Enerji Politikası Komitesi,
Ekonomik Kalkınma ve İncelemeler Komitesi,
Nükleer Enerji Ajansı İzleme Komitesi,
Çevre Komitesi,
Tarım Komitesi,
Kalkınmaya Yardım Komitesi,
Balıkçılık Komitesi,
Kalkınma Merkezi Danışma Kurulu,
İşgücü ve Sosyal İşler Komitesi,
Teknik İşbirliği Komitesi,
Eğitim Komitesi,
Ticaret Komitesi,
Eğitim Araştırmaları ve Yenilik Merkezi Yönetim Kurulu,
Bilim ve Teknoloji Politikaları Komitesi,
Enformasyon,
Bilgisayar ve Haberleşme Politikası Komitesi,
Sanayi Komitesi
SEKRETERYA
Sekreterya, Konsey tarafından gerçekleştirilmesi kararlaştırılan çalışmaları yürütür. 12 Direktörlük bulunmaktadır. Direktörlükler Komitelere destek verir. OECD Sekreterliği, Konsey ve 20'den fazla ana komite ile çok sayıda çalışma ve uzman gruplarının çalışmalarına yardımcı olur.
Genel Sekreter, OECD'nin faaliyetlerinin yürütülmesinden sorumludur ve Konsey'e başkanlık eder. Dört yardımcısı vardır. Bakanlar Konseyi tarafından 5 yıl için atanır.
OECD'nin Uzman Kuruluşları
OECD'nin
7 adet uzman
kuruluşu vardır. Bunlardan
en önemli dört
tanesi;
Nükleer Enerji Ajansı (NEA-1957),
Kalkınma Merkezi (1962),
Eğitim Araştırmaları ve Yenilik Merkezi (CERI-1968)
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA)
BÜTÇESİ
OECD'nin bütçesi, üye ülkelerin katkılarından oluşmaktadır.

Üye ülkelerin zorunlu olarak yaptıkları katkılar Zorunlu Bütçe'yi (Part I) oluşturur.

Üye ülkelerin gönüllülük esasına göre katıldıkları programlar için yapılan katkılardan oluşan bütçe ise gönüllülük esasına göre katılıma açık programların bütçesidir (Part II).
Türkiye'nin OECD bünyesindeki faaliyetlerdeki amaç ve önceliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür.
• Genişleme ve derinleştirilmiş işbirliği
• Uluslararası norm ve kuralları güçlendirmek
• Enerji güvenliğini sağlamak
• Ticaret ve yatırımlarda açık pazarın getirilerini arttırmak
• İstihdam, göç, sosyal sorumluluk ve eğitim konularında etkin olunmasını sağlamak
• Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeleri takip etmek.

BM Genel Kurulu ilk olarak 1961'de 1960'lı yılları Birinci Kalkınma On Yılı ilan etmiş, ardından 1962'de BM Genel Kurulu aldığı bir Kararlar ile BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın toplanmasına karar vermiştir.

İlk UNCTAD Konferansı 1964'de Cenevre'de toplandı.

Konferansın ardından BM Genel Kurulu UNCTAD'ı kendine bağlı özerk bir kuruluş olarak ilan etti.

UNCTAD az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve ticaret ile ilgili sorunlarının görüşüldüğü bir platform hâline gelmiştir.
GYÜ'ler, mevcut sıkıntılarını BM ve diğer uluslararası platformlarda dile getirerek mevcut yapıda ciddi değişiklikler yapılmasını istemiştir. GYÜ'lerin toplanacak konferansta görüşülmesini istedikleri belli başlı sorunları;
Artan dünya ticaretinde GYÜ'lerin paylarının giderek azalması ve bu ülkelerin ticaret hadlerinin kötüleşmesi,
GYÜ'lerin sanayileşme süreçlerini hızlandırabilmek için bu ülkelerin gelişmiş ülkelerin pazarlarına daha kolay girebilmelerinin sağlanması,
Sanayileşmiş ülkelerden alınan yardımların artırılması şeklinde sıralayabiliriz.
GYÜ'lerin girişimleri sonucu Aralık 1961'de BM Genel Kurulu, 1960'lı yılları Birinci Kalkınma On Yılı ilan etmiştir.
GYÜ'lerin girişimleri ile 1962'de BM Genel Kurulu, kendi çatısı altında ticaret ve kalkınma ile ilgili bir konferans toplanmasına karar vermiştir.
1964'de ilk Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD: United Nations Conference on Trade and Development), Cenevre'de toplanmıştır.
FAALİYETLERİ
UNCTAD, yaptığı ticaret anlaşmalarıyla gelişmekte olan ülkelerin ürettikleri malların uygun fiyattan satışına yardım eder, ticari alt yapılarının verimliliğini artırarak bu ülkelerin ürettikleri mallara çeşitlilik kazandırır ve küresel ekonomiye uyum sağlamalarını destekler.
1970 yılında BM Genel Kurulu'nda gelişmiş ülkelerin, GSMH'nın % 0.7 oranında En Az Gelişmiş Ülkelere (Least Deve-loped Countries: LDC) yardımda bulunulması kabul edilmiştir. UNCTAD bu ülkelerin ekonomik gelişmelerine özel bir önem vermişti
BM içinde En Az Gelişmiş Ülkeler (LDC) sınıfındaki ülkelere BM programları kapsamında yardımlarda bulunulmakta ve bu ülkelere özel ayrıcalıklar tanınmaktadır. Bunlar;
Çok Taraflı Ticaret Sistemi
: Bu sistem içinde LDC'lere ticari ayrıcalıklar verilmekte ve onların gelişmiş ülkelerin pazarlarına girmesi kolaylaştırılmaktadır. AB pazarına "silah hariç her şeyi" (Everything But Arms) satılabilmektedir.
Kalkınmaya Finans Desteği:
Bu ülkelerin ekonomik kalkınmaları için uzun vadeli ve düşük faizli krediler verilmektedir.
Teknik Yardım
: BM programları kapsamında bu ülkeler öncelikle teknik yardım programlarından yararlanmaktadırlar.
YAPISI ve YÖNETİMİ
UNCTAD, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun bir organıdır. Yapısı ve yönetimi, benzer uluslararası ekonomik kuruluşlardan biraz farklıdır.
UNCTAD, temelde konferans şeklinde faaliyet gösterir. Dört yılda bir düzenlenen UNCTAD Konferansları, örgütün (yani UNCTAD'ın) en yetkili birimidir.
UNCTAD Konferansları bakanlar düzeyinde toplanır, uygulanacak politikaların belirlenmesine ve çalışma programına karar verir
UNCTAD'ın en üst politika saptama organı olan UNCTAD Konferansı, 194 üye ülkeden oluşur. UNCTAD kapsamında düzenlenen konferanslarda kararlar, üçte iki çoğunluk ile alınırken, normal kararlar için basit çoğunluk yeterlidir.
Konferans'ın yürütme (icra) organı, Ticaret ve Kalkınma Kurulu'dur (Trade and Development Board). Kurul, sekretarya çalışmalarını gözden geçirmek üzere her yıl düzenli olarak toplanır. Bütün UNCTAD üyeleri Kurul'a otomatik olarak katılır.
UNCTAD'ın diğer yönetim organı Genel Sekreterliktir. Sekreterya hükümetler arası ilişkileri koordine etmenin yanısıra diğer uluslararası kuruluşlarla işbirliğini temin eder.
Genelleştirilmiş Tecihler Sistemi
Gelişmekte olan ülkelerin sanayi malları ihracatının sanayileşmiş (gelişmiş) ülke pazarlarına daha kolay girmesini sağlamak amacıyla, II. UNCTAD Konferansı (Yeni Delhi-1968) sırasında
Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi
'nin (Generalized System of Preferences: GSP) kurulması fikri benimsenmiştir.
Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi'nden (GSP) yararlanabilmek için üç temel şartın yerine getirilmesi gerekir. Bunlar:
İhracat GYÜ'den yapılmalı,
İhraç ürününün en az % 35'i ilke olarak ihracatçı ülkede üretilmeli,
Sistem kapsMmındaki mallarda sanayileşmiş ülkelerin ithalat kısıtlamaları bulunmamalıdır.
Riskten Korunma (HEDGING)

Kur riskinin üç temel yönü bulunmaktadır;

• Ekonomik riskler:
Ulusal paradaki değerlenmeyle birlikte rekabet gücünün zayıflaması,

• Alım-Satım riskleri:
Döviz cinsinden ödemelerin ve alacakların kurdaki dalgalanmalar nedeniyle değerindeki değişmeler,

• Kur çevrim riski:
Yabancı kuruluşların varlık ve yükümlülüklerin yerli para birimine çevrilmesiyle oluşabilecek riskler.

• Yapılan çalışmalar, etkin işleyen serbest dalgalanan döviz kuru sistemlerinde döviz kurlarının öngörülmesinin mümkün olmadığını göstermektedir.
• Böyle bir döviz kuru sisteminin benimsendiği ekonomide faaliyet gösteren firmalar kur değişimlerinden kaynaklanan risklere maruz kalır.
Para Politikası Ve Dalgalı Kur Rejimi
• Türkiye’de ilk üç yılı örtük olmak üzere, 2002 yılından itibaren enflasyon hedeflemesi çerçevesi
para politikası stratejisi
olarak uygulanmaktadır.

• “
İmkansız üçlü hipotezi
” nedeniyle, serbest dalgalanan kur sistemi enflasyon hedeflemesinin ön koşullarından birisi olmaktadır.
• Bu hipoteze göre sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir ekonomide merkez bankası, ya
döviz kuru
ya da
faiz oranını
kontrol edebilir. İkisini birden kontrol edemez.

Enflasyon hedeflemesi
çerçevesinde temel politika aracı olarak
kısa vadeli faiz oranları
kullanıldığı için
döviz kurları serbest dalgalanan
kur rejimi çerçevesinde piyasada belirlenmektedir.

Bu nedenle döviz kurlarını öngörmek
mümkün olmamakta
dır.

Kimi zaman kurdaki değişimler dramatik boyutlara ulaşabilmektedir.

Dalgalanmalar riskten korunmanın önemini göstermektedir.

Üretim Kararları Ve Hedge İlişkisi
• Uluslararası firmalar için sermayenin, farklı ülkelerdeki üretim ve satış faaliyetleri arasında bölüşümü, firmayı farklı döviz kurları açısından riske maruz bırakmaktadır.

• Yapılan çalışmalar hedge faaliyetlerinin söz konusu kararları etkilememesini önermektedir.

• Hedge imkanlarının olduğu gelişmiş bir sermaye piyasasının varlığı üretim ve finans fonksiyonunu birbirinden ayırmaktadır.

• Aksi takdirde firmalar döviz kurlarına yönelik öngörüler oluşturmak ve risk tercihlerini formülüze etmek zorunda kalmaktadır.

• Bu işlemler firmaya ekstra maliyet yüklemektedir.
Teknik alt yapı, personelin eğitimi ve belirli miktarda kaynak
Firmanın büyüklüğü ile hedge faaliyetlerinin yoğunluğu doğru orantılıdır.
Satışlardaki artış hızı yüksek olan firmalar bu büyümeyi korumak için kesintisiz finansmana, dolayısıyla hedge faaliyetlerine ihtiyaç duyarlar.
Hedge derecesini belirleyen faktör ise temelde firmanın dövizle ne kadar işlem yaptığına ve riske ne derece maruz kaldığına bağlıdır.

Hedge Kararı Ve Derecesini Etkileyen Faktörler
• Forwards • Futures • Opsiyon • Swap • Döviz kredisi
KUR RİSKİNDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
• Forward ana ürünü gelecekteki bir tarihte, bugün belirlenen bir fiyattan alma ya da satma anlaşmasıdır.
• Döviz kuru üzerine yapılan forward işlemlerinde, işlem tarihinde belirlenen kur üzerinden belirli miktardaki yabancı para (USD, EUR, JPY, GBP ve diğer tüm konvertibl döviz) ileri bir tarihte alınır ya da satılır.

Forward döviz kuru örneği
Varsayalım;
• Müşterimiz bir ay sonra yapacağı 1,000,000 USD ödemesi için kuru sabitlemek istemekte bir ay boyunca kur riskini taşımak istememektedir.
• USD / TRY = 1.6000
• Forward Kur= Spot Kur + Baz
• Forward Kur= 1.6000 + 0.013153
• Forward Kur= 1.6132

• Vade günü kur ne olursa olsun müşterimiz 1,6132’den 1,000,000 USD kurdan dolar satın almak, Bankamız ise satmak zorundadır.
• Kar ya da zarar vade günü geçerli olan spot kura göre değişmektedir,
• Kar veya zararın sınırlı olduğu bir alan yoktur.
Forwardla aynı yapıdadır ancak;
• Sözleşmeler miktar, vade, kalite unsurları açısından standart hale getirilmiştir.
• Sözleşmeler organize piyasada alınıp satılabilir. Bu nedenle likiditesi yüksektir.
• Yükümlülüklerin yerine getirilmesi borsalar tarafından garanti altına alınmıştır.
• Future sözleşmelerle riskten tam korunma sağlamak için uygun sözleşme bulmak genellikle mümkün olmaz. Bu nedenle future işlemler daha çok spekülasyoncular ve yatırımcılar için uygundur.
• Forward işlemler ise %100 korunma sağlamak isteyenler için daha uygundur.

Future işlemle riskten korunma örneği
Varsayalım müşterimiz 10.Eylül.2009 tarihinde yapacağı 1,000,000 USD’lik ödemesini future piyasada hedge etmek istemektedir.
• Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasında bu tarihe en yakın vade Ağustos 2009 sözleşmesidir.
• Sözleşme büyüklüğü 1,000 USD olup, müşteri 1,000 adet sözleşme alarak hedge işlemini gerçekleştirebilir.
• Ancak işlemde vade uyumsuzluğu bulunmaktadır ve tam korunma sağlanması mümkün olmayabilir.
• Opsiyon ana ürünü gelecekteki bir tarihte, bugün belirlenen bir fiyattan alma ya da satma hakkıdır.
• Ana ürünü alma hakkı veren opsiyonlar alım opsiyonu (call option), satma hakkı veren opsiyonlar satım opsiyon (put option) olarak adlandırılır.
• Hem alım opsiyonunda hem de satım opsiyonunda uzun veya kısa pozisyon almak mümkündür.

Opsiyon örneği
• Forward örneğindeki müşterinin 1 ay sonrası için 1,6132’den 1,000,000 USD alım opsiyonu aldığını ve 16,000 USD prim ödediğini düşünelim.
• Vade sonunda spot piyasada kur 1,6232’nin üzerinde, örneğin 1,6500 olursa müşteri opsiyon hakkını kullanır ve Vakıfbank’tan 1,6232’den 1,000,000 USD alır.
• Vakıfbank’ın 1,6230’dan satma zorunluluğu vardır.
• Vade sonunda spot piyasada kur 1,6232’nin altında, örneğin 1,6000 olursa müşteri opsiyon hakkını kullanmaz.
• Bu durumda müşterinin zararı 16,000 USD prim ödemesi kadardır.
• Vadede spot kur ne olursa olsun zarar sabittir.

• Farklı karaktere sahip gelecekteki iki nakit akımının birbiriyle değiştirilmesi olarak da tanımlanabilir.
• Swap işleminin özü, piyasadaki konumuna dayanarak, bir tarafın diğer tarafa karşı sağladığı göreli üstünlüğü, arbitraj amacıyla değiştirmesidir.


Döviz swapları
• Döviz swapları iki taraf arasında, belirli miktardaki farklı para birimlerinin mevcut kurdan değişimini ve işlemin tersinin ileri bir tarihte önceden belirlenen kurdan yapılması anlaşmasını içeren sözleşmelerdir.
• Döviz swaplarında genellikle, anaparaya ek olarak bunların fazilerinin de değişimi söz konusudur.

Swap işleminin genel özellikleri
• Swap işlemleri için yapılan sözleşmelerde genellikle düşük miktarlarda nakit ödenir.
• USD, EUR, GBP, JPY, CHF başta olmak üzere tüm konvertibl para birimleri üzerinden yapılabilir.
• Genellikle 3-10 yıl vadeli işlemlerdir.
DÖVİZ CİNSİNDEN BORÇLANMA

• Bir İhracatçı, önümüzdeki 6 ay boyunca, her ay sabit miktarda USD geliri elde edecektir.

• USD’deki olası değer kaybından korunmak için izleyebileceği bir diğer yöntem, USD cinsinden 6 aylık, ayda bir ödemeli aynı miktarda kredi kullanmaktır.

• Kullanılan bu kredi cari kurdan TL’ye çevrilir ve aynı periyotta bir yatırım aracına plase edilir.

• Plasmandan elde edilen gelir kredinin faiz ödemesinde kullanılır.
SWAP
OPSİYON
FUTURE SÖZLEŞMELER
FORWARDS
https://data.oecd.org/gdp/gdp-long-term-forecast.htm#indicator-chart
Full transcript