Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Sergei Eisenstein ve Kuramı

No description
by

Gökhan Kuloğlu

on 11 October 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Sergei Eisenstein ve Kuramı

Sergie Eisenstein ve Kuramı
Eisenstein'ın Yaşamı


1898'de Riga'da Yahudi kökenli gemi inşaat işçisinin oğlu olarak doğmuştur.
1910'da St. Petersburg'a gelerek burada mimari ve mühendislik eğitimi almıştır.
1917'de Ekim devriminin etkisiyle Kızıl Ordu'ya kaydını yaptırmış ve cephe gerisinde asker eğlencelerinden sorumlu olmuştur.
1920'de Moskova'daki Proletkult Tiyatrosu'nda set tasarımcısı olarak işe girmiştir. Sonrasında yönetmenlik derecesine yükselmiştir.
1924'de ilk filmi Grev'i yapmıştır.
Yine bu dönemde ilk yazısını Mayakovsky yönetimindeki Lef dergisinde yayınlamıştır.
Filmleri
Grev: 1924
Dnevnik Glumova: 1923
Potemkin Zırhlısı: 1925
Ekim: 1927
Eski ve Yeni: 1929
Korkunç Ivan: 1944-1958
Kuramının Şekillenmesinde Etkili Olan Unsurlar

St. Petesburg'ta aldığı mühendislik ve mimari eğitimleri
Tiyatro sevgisi ve tiyatrodan gelen birtakım gelenekleri kullanması
Munsterberg ve Arnheim'ın fikirleri
Marx ve Hegel'in diyalektik düşüncesi
Pavlov'un tek uyaranın özelleşmiş anlamı
Çocuk psikologu Jean Piaget'in fikirleri (Rus psikolog Vygotsky vasıtasıyla)
Ayrıca Lenin, Freud, Leonardo Da Vinci'nin fikirleri
Kuleşov'dan gelen çağrışımsal kurgunun anlayışı
Japon Kabuki tiyatrosundaki farklı öğelerin orkestrasyonu (müzik,ses, görsel öğeler,set tasarımı, kostümlerin renksel boyutları ve anlamları)
Japon Haiku ideogramlarından (kuş+ağız=şakımak), (Potemkinden; halk+aslan=halkın dirilişi, kükreyişi)
Sanat Anlayışı
Marks ve Engels'in diyalektik sisteminden yola çıkar. Eisenstein'a göre varlık, birbiriyle çelişen iki kar.ıtın birbiri üzerindeki eylemlerinin sürekli evrimidir.
Sanat kuramını olu.tururken özellikle üç düşünürden etkilenmiştir: Marx, Lenin, Freud ve Leanordo Da Vinci.
1.
(Eisenstein'a göre, burjuva sanatının doyrulmamış isteklerin çabası olarak görür ve bu çabasından Freud'dan yararlanır.)
2.
(Eisenstein için sanatın çıkış noktası, doğada varolan çatışma, sanatın son ereği ise, sanat ile bilimin birleşmesidir. Eisenstein Leonardo’dan da bu noktada esinlenir.)
Eisenstein için filmin hammaddesi ''atraksiyondur'' ve seyircinin gözü önünde bir dizi şok gösteren psikolojik bir makinedir.
Filmlerinde ve yazıların ön planda anlatı kurarken arkaplanda başka bir anlatı ''overtone'' aktığını vurgular.
Kabuki tiyatrosunda gözlemledikleriyle sinemanın içindeki bütün bileşenlerin orkestrasyonunu ''birbirine eşit ve uyumlu'' olması gerektiğini ifade eder.
Eisenstein sanatta devinemselliğe vurgu yapar. Sanatın ''filmlerinde özellikle'' süreci tartışmasını ve izleyicisini sürece katmasını ifade eder. Pasif seyirci yerine, aktif; harekete geçen seyirciyi amaçlar.
Yazdığı ve ortaya koyduğu kuramları, düşünceleri filmlerini laboratuar gibi kullanarak denemiştir.
Eisenstein'ın sineması, açık seçik devrimci olmak, sosyalist devrimin hizmetinde düşünceler taşımak ister, ama gerçekten böyle olabilmek için de salt propaganda aracı olmayı reddeder.
Kurgu Anlayışı ve Kuramı
Kurgunun bulunuşu 1896'da Meiles'in Place de L'Opera filminin çekimleri sırasında tesadüfendir. Eisenstein'ın kurguyu sinemasal bütünü oluşturmak, anlam dünyasını yaratma aracı olarak görmektedir.
Eisenstein da Goethe gibi herşeyi önündeki, ardındaki, altındaki ve üstündeki bir başka şeyle bağlantılı olarak görür. Eisenstein'ın montajla bir filmdeki orkestrasyon bağlantısını bu araçla sağlar.
Kuleşov'un deneyleri bu anlamda önemlidir. Kuleşov Efekti deneyinde yüz ifadesinin ardından tabutta yatan kadın, tabakta çorba, yine arzu dolu bir kadın görüntüsü getirerek farklı anlamlar yaratır.
Eisenstein filmlerinin önemli noktası simgesel anlatım ve çatışmadır. Bunu zıt olan tarafların çatışmasından özdeşleştirme yönteminden, ton ve ahenk olarak baskın görüntülerden, aynı veya farklı görüntülerin bir arada veriminden sağlamaktaydı.
Zıt olan tarafların bir arada kullanılmasına Potemkin Zırhlısı'ndaki denizciler ve subaylar, halk ve askerlerin görüntüleri örnek verilebilir.
Özdeşleştime yönetemine Potemkin Zırhlısında halkın sesini yükseltmesi ve aslan metaforunun uyanışı : halkın uyanışı anlatımı örnek verilebilir. Yine Grev filmindeki halkın ateş altındaki ve boğazlanan inek sahneside buna örnektir.
Ton ve ahenk kullanımına ise Potemkin Zırhlısı filmindeki matem sonrası sis ve gri tonlu görüntülerin kullanımı örneklendirilebilir.
Kurgu kuramını oluştururken Marks ve Hegel'in diyaletik düşüncenin zıtlıklar ilkesi ve Japon haiku ideogramlarından yararlanır. (çocuk+ağız=ağlamak)
Kabuki tiyatrosunun nötrleşme ilkesinden yararlanır.
Eisenstein'ın filmin tümüne bakan kurgudan değil parça parça oluşan kendi içinde kuvvetli sekanslardan bahseder.
Eisenstein'ın Kuramındaki Kurgu Çeşitleri
Atraksiyon (Şok) Kurgusu (Diyalektik Kurgu):
iki görüntünün ard arda kullanılmasıyla oluşan kurgudur. Kısa kısa görüntü kesmelerinden oluşan ve bunlardan anlam yaratan kurgudur. Kuleşov'un deneylerinden faydalanarak oluşturmuştur. Örnek olarak Grev filmindeki kovalanan ve öldürülen işçilerin ardından mezbahada kesilen ineğin gösterilmesi. Bunun sonucunda işçilerle hayvanların arasında bağ kurulması.
Çağrışımsal Kurgu:
iki görüntünün bir araya gelmesiyle bir anlam, çağrışım oluşturan kurgudur. Örnek olarak bir Western filminde havaya para atıp tutan kovboyun bir sonraki görüntüde paranın yerdeki halinin gösterilmesiyle kovboyun öldüğünün anlaşılması.
Ölçümlü (Metrik)
Kurgu: Eisenstein matematikçi gibi kurgu alanında çalışıyordu. Burada bir görüntünün ekranda kalma süresiyle bir sonraki görüntünün ekranda kalma süresi ölçüm olan birbirine yakın olmalıdır. Örnek olarak Potemkin Zırhlısında ki kurt sekansında kurtların yakın planda yeteri kadar gösterilmesi ve daha sonra işçilerin gösterimi de aynı ölçümle yapılanmıştır.
Ritmik Kurgu:
Çekimlerin psikolojik etkilerini filmin ritmini oluşturacak şekilde düzenlenmesidir. Eisenstein çekimlerin duygusal etkiyi oluşturmasını vurgularar. Örnek olarak Odessa merdivenlerinde askerin hızlı hızlı olarak verilmesi için bir önceki sahnede bebek arabasının merdivenden düşüsü ile dengelenmesidir.
Tonal (Titremsel) Kurgu:
Çekimin egemen öğesine göre düzenlenir. Çekimdeki duyguya göre ton düzenlenir. Aynı tonun bir dizgi şeklinde birbirini takip etmesi şeklindedir. Filmlerindeki sekansların arasındaki duyguların birbirini anlamlı olarak tamamlamasıdır.
Entellektüel (Anlıksal) Kurgu:
Bu kurgunun en belirgin özelliği izleyicinin zihninde özel duygusal etkiler uyandıran düşünceler çağrıştırmaktır. Resimlerin içinde saklı bulunan entelektüel çekiciliğin ortaya çıkartılması sonucu elde edilir. Bu şekilde film, izleyicinin zihninde belirli kavram ve duyguları uyandırır. Bu anlamda Eisenstein'ın Marx'ın kapital'ini filme alma fikri vardır. Bu entellektüel kurguda anlaşılması için seyircininde anlam olarak üst seviyeye çıkması gerekir. Bu da anlamı yukarı taşıyacak bir unsur olarak görüyordu. Sesin sinemaya girmesi entellektüel kurguyu hayata geçirmede faydalı olabileceğini söylüyordu. Bu anlamda da yatay kurguda da ışık kullanımı, sesin kullanımı ve görüntünün bir orkestrasyon şeklinde kullanımını ''kabuki faktörü'' dile getirmiştir. Ses kullanımı hakkında da ''sesi göreceksiniz görüntüyü işiteceksiniz'' sözünü ederek görüntü ve ses orkestrasyonunun etkileşimini belirtir. Bu anlamda bu öğelerin bir araya gelmesiyle sinema sanatının güçleneceğini ve ''entellektüel düzleme geleceğini'' belirtir.
Içinden Konuşma:
Eisenstein, sesli sinemanın ortaya çıkışıyla birlikte, anlıksal kurgunun bir uzantısı olarak gördüğü “içinden konuşma” konusu üzerinde yoğunlaşır. Eisenstein, içten konuşma konusunda James Joyce'tan etkilenmiştir. Eisenstein için Joyce, düşünce ve duyguların içsel sürecini yansıtan yeni biçimlerin kurucusudur. Eisenstein’a göre, içinden konuşma, sorunu, kahramanın coşkularının çizilmesinde daha öykücü bir çizgiye oturur ve kavramların akışındaki katı soyutlamayı bir ölçüde sıcaklaştırır. Bir Amerikan Trajedisi’nin senaryosunda, kahramanı Clyde'ın kafasında birbiriyle çarpışan karşıt düşüncelerin çatışmasını yansıtma amaçlı kullanmıştır.
Vertov-Eisenstein Tartışması
Vertov’a göre, “kurguda kullanılacak malzeme, hayattır; dekorlar, hayattır; oyuncular, hayattır” Vertov'a göre, sinemanın merceği, insan gözünden daha yetkindir, üstelik çok nesneldir. Bu mercek dış dünyanın istenilen kesitini alır, bize olduğu gibi yansıtır.
Eisenstein hiçbir zaman hayatı sinematik olarak kaydetmekle yetinmemiştir. Eisenstein bu çe.it bir gerçekçiliğe tüm gücüyle karşı çıkar. Sinemacı varlıkların, nesnelerin, bunlar arasındaki ilişkilerin derinde yatan gerçeğine ulaşmalı, bu gerçeklik konusunda ideolojik bir yargıya varmalı ve bunu izleyiciye en iyi biçimde aktarmalıdır.
Pudovkin - Eisenstein Tartışması
Hem Pudovkin hem de Eisenstein, kurguyu filmin temel yapı taşı olarak görür. Eisenstein'a göre, çekim ya da parça, filmin, daha doğrusu filmin yapısını kuran kurgunun öğesidir (hücresidir). Eisenstein’a göre kurgu, birbirini izleyen parçalardan derlenen
bir düşünce değil, birbirinden bağımsız iki parçanın karşılaştırılmasından doğan bir düşüncedir. Eisenstein’la Pudovkin arasındaki görüş ayrılığı bu noktada başlar. Pudovkin, kurguyu bir zincir oluşturmak üzere parçaların bağlanması olarak anlar. Yani yine tuğlalar gibi görür. Pudovkin kurgunun amacını, anlatıyı değiştirmekten çok onu desteklemek olarak görür. Eisenstein'a göre kurgunun amacı eski hayatın gerçekliğini, anlatıyı Pudovkin’in
yaptığı gibi desteklemekten çok yeni bir gerçekliği, ideleri yaratmaktır
Sanat Makinesi
Filmin hammaddesinin atraksiyon olduğunu vurgulayan Eisenstein, Griffith ve Pudovkin gibi izleyiciyi sonuca taşımak için transa geçirme anlayışına karşılık Eisenstein filmin anlamının kurulması için izleyicinin katılımına aktif sürecine vurgu yapıyordu.Bu anlamda Bertolt Brecth'in drama teorisiyle bu anlamda benzerlik gösterir. Bu anlamda Grev filminde karşılaştırma için garip imgeleri yan yana koymuştur. (Bir insanın yüzünün ardından tilki yüzü kullanımı gibi) (kaçan ve kurşuna tutulan işçilerle mezhabada kesilen inek gibi) Buanlamda Eisenstein zihnin anlama ve yorumlama gücüne inanıyordu.
Organik Anoloji
Eisenstein, doğrudan kavranabilen doğal gerçeklik gibi birşey olmadığını söyler. Bunu yaparken de Flaherty'nin Kuzeyli Nanook'ta yaptığı çıplak doğanın yansıtmasını yerinde bulmaz. Bu anlamda ''yönetmenin görevini doğal fenomeni ve olayı anlamak bunu yorumlayarak sanat eserinin inşasında kullanmasını vurgular.''
(1905'teki Potemkin zırhlısındaki ayaklanmayı analiz etmesi gibi)
Eisenstein anlayışında kurgu tasarlanmış film makinesine enerji sağlarken doğanın tarihin organik yapısını sanatçı tarafından analiziyle yeniden anlam yaratılarak kurgulanmasını sağlamaktadır.
Full transcript