Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

HARRY STACK SULLIVAN 1892-1949

No description
by

serhat tataroglu

on 5 April 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of HARRY STACK SULLIVAN 1892-1949

KiŞiLiĞiN iŞLEYiŞ BiÇiMi
SULLIVAN'IN HAYATI
GELiŞiM KURAMI
NORMALDIŞI DAVRANIŞLAR
HARRY STACK SULLIVAN 1892-1949
21 şubat 1892’de , New York eyaletinin Norwich kenti yakınında doğmuştur.
Tıp doktoru olarak mezun olan Sullivan sonradan psikiyatri dalında uzmanlaşmıştır.
Sullivan uzun yıllar şizofrenik hastalar üzerinde çalışmalar yapmıştır.
Sullivan normal dışı davranışlar konusunda geliştirdiği görüşleri önemli ölçüde William Alanson White'tan esinlendiği söylenir.
Hastalarının çoğu nevrotiklerden oluştuğu için bundan sonraki çalışmalarını bu tür sorunlar üzerine odaklaştırdı.
14 Ocak 1949' beyin kanamasından Paris'te ölmüştür.
iLiŞKiLER KURAMININ AYIRICI ÖZELLiKLERi
Sullivan insanları diğer insanlar hasta ettiğinden yine insanların iyi edebileceğini savunur.
Sullivan’a göre insan ilişkilerinin en önemli yönü iletişimdir.
Sullivan davranışların ilişkilerden kaynaklandığına inanmış ve bireyin davranışlarının çevresinden ayrı ve tek başına ele alınarak yorumlanmasının doğru olmayacağını savunmuştur.
Anksiyeteyi, bireyin insanlarla ilişki ve iletişim kurmasını engelleyen başlıca bir etken olarak görür.
KiŞiLiĞiN YAPISAL ÖZELLiKLERi
Sullivan kişiliğin varsayım sal bir kavram olduğunu inceleme biriminin insan değil ilişki durumlarının olduğunu vurgulamıştır.
Kişilik ancak bir ya da daha fazla sayıda ilişki durumundayken ortaya çıkar.
Bunun için diğer insanların somut varlığı da gerekmez; algılama, hatırlama, düşünme, düş kurma ve tüm diğer ruhsal süreçler insan ilişkilerini içerir.
KiŞiLiK ALANI iÇiNDE ETKiNLiK GÖSTEREN KAVRAMLAR
Dinamizm:

Organizmanın canlılığının sürdürmesini sağlayan sürekli enerji dönüşümleridir.
Enerji dönüşümleri davranışları oluşturur.
Dinamizmler organizmanın temel ihtiyaçlarına doyum sağlama görevini üstlenmişlerdir.
Personifikasyonlar:

Kişinin kendisine ya da bir diğer insana ilişkin olarak geliştirdiği imgedir.
Kişinin çevresini yanlış algılamasına ve ve ilişkilerinin bozulmasına neden olabilir.
Bilişsel süreçler:
Protaksik, parataksik ve sintaksik olmak üzere 3 ayrılır.
a)Protaksik yaşantı:

Zihinde geçici olarak ortaya çıkan anlık imgeler ve duygulardır.

b)Parataksik düşünce:

Aynı zamanda ortaya çıkan ancak mantıksal yönden aralarında ilişki olmayan iki olay arasında, nedensel bir bağlantı kurma eğilimini içerir.
c)Sintastik düşünce:

Düşüncenin en gelişmiş biçimidir. Bir grup tarafından geçerliliği ortaklaşa kabul edilmiş simgeleri içerir.
Sullivan kişiliği, bir gerilimi azaltmak amacıyla çalışan bir enerji sistemi olarak tanımlar.
Gerilimler, doğuştan vardır ve eyleme yönelik eğilimlerdir.
Üç ayrı grupta incelenir;
a)ihtiyaçlar:
Yaşamın fizyolojik ve biyokimyasal gerekleriyle bağlantılıdır. Organizmanın dengesini bozan durumları içerir.
Gereksinimlerin karşılanması kişide doyumu sağlar.
b)Anksiyete:
insanın güvenliğinin gerçek ya da imgelemsel bir tehditle karşılaştığı zaman yaşanan yoğun duygudur.
Anksiyetenin arttığı oranda, insanın ihtiyaçlarına doyum sağlama etkinliklerinde bir azalma olur, ilişkileri bozulur.
Anksiyetenin yoğunluğunu azaltma çabalarına
güvenlik tepkileri
denir.
Uzun süren anksiyete insanda, Sullivanın
uyuklama tepkisi
dediği ve çevreden kopmayla belirlenen bir durumun ortaya çıkmasına neden olur
c)Uyku:
İhtiyaçlar ve anksiyetenin doğal bir sonucudur.
Uyku normal bir tepki olabildiği gibi normal dışı davranışların anlaşılmasında da önem taşır.
1)Bebeklik dönemi:

Bu dönemde bebek kendi bedenini çevresindeki diğer objelerden ayırmayı öğrenir ve çevresiyle etkileşiminde en önemli araç ağız bölgesidir.
2)Birinci çocukluk dönemi:

Sözlü dilin belirlenmesinden oyun arkadaşlarının gerek duyulmasına dek sürer. Benlik sistemi çocuğun cinsiyetine göre biçimlenmeye başlar.
3)ikinci çocukluk dönemi:

Bu dönem toplumsallaşmayı, aile dışındaki otorite figürleriyle yaşantıya girmeyi, başkalarıyla yarışmayı ve iş birliği yapmayı, topluluk dışı kalma ve bir gruba ait olma gibi durumların anlamlarını öğrenmeyi içerir.

4)Ergenlik öncesi dönem:
Bu dönemde diğer insanlarla gerçeğe yakın ilişkiler başlar. Bu dönemde birey yakın ilişkiler kurmayı gerçekleştiremezse yalnızlığa düşer.
5)ilk ergenlik dönemi:
Karşı cinse yönelik duygularla yüklüdür. Erinliğin getirdiği fizyolojik değişmelerle birlikte cinsel istek dinamizmi belirir ve benliğe egemen olur.
6)ikinci ergenlik dönemi:
Toplumsal bir varlık olmanın gereği olan görev ve sorumlulukları üstlenmenin başladığı dönemdir.
7)Yetişkinlik:
Oturmuş bir meslek yaşamı, yetişkin arkadaşlıklar
Benlik Sistemi Bozuklukları
Sullivan’a göre normal dışı davranışlar, gelişim aşamaları süresinde yer alan bozuk yaşantılar sonucu, kişinin kendisine ve diğer insanlara ilişkin yetersiz ve yanlış personifikasyonlar geliştirmiş olmasından kaynaklanır.
Kendine ilişkin yetersiz ve yanlış personifikasyonlar geliştirmiş bir insanın başkalarına ilişkin algıları da yanılgılarla doludur.
İnsanın kendi hakkında geliştirdiği yanlış görüşler, onun açık düşünebilmesini, doğru algılayabilmesini ve uygun davranabilmesini engelleyen anksiyeteye gömülür.
Anksiyete
Sullivan normal dışı davranışları anksiyete kavramı çerçevesinde ve iki aşamalı olarak açıklar: anksiyetenin oluşumuna neden olan etmenler ve anksiyetenin yarattığı sonuçlar.
a)Anksiyetenin oluşumuna neden olan etmenler;
Kişinin yetişmesinde etkili olan ilişkiler.
Çocuğun ilk toplumsallaşma deneyimleri,
Reddedici ve küçük düşürücü tutumlar, çocukta anksiyete ve güvensizlik duyguları geliştirir.
b)Anksiyetenin yarattığı sonuçlar;
Anksiyetenin yoğunluğu oranında davranışlarda aksar,
Algılama ve dikkat bozuklukları ortaya çıkar.

Sullivan'ın anksiyeteye karşı geliştirdiği savunma mekanizmaları;

1)Seçici İlgisizlik:
Kişi, kendisinde anksiyete yaratabilecek nitelikteki düşünce ve duyguları seçici bir biçimde bilinç dünyasından uzak tutar.

2)Yedek Süreçler:
Anksiyete oluşturabilecek nitelikteki duygusal tepkilerinin yerine, böyle bir etki yaratmayacak nitelikte tepkiler geliştirir.

Seçici ilgisizlik ve yedek süreçlerin çok sık kullanılmasının neden olduğu etmenler;
Yaşam özgürlüğünün kısıtlanmasına neden olur.
Bu savunma mekanizmaları bireyin kendisini ve davranışlarını yanlış yorumlamasına neden olursa çevresiyle ilişkilerinde hoş olmayan bazı durumlara düşebilir.
Yaşamın önemli bir parçası olan bazı duygular düşünceler ya da davranışlar bilinç düzeyinden uzak tutulursa Sullivanın çözülme olarak adlandırdığı durum meydana gelir.
Kişi, kişilik parçalanmasıyla karşılaşabilir.
PSiKOLOJiK DANIŞMANIN ROLÜ
Terapistin taşıması gereken özellikler;
Terapist insan ilişkilerini çok iyi kavrayabilme yeteneği ile normal ve normal dışı davranışlar hakkında bilgi sahibi olmalıdır.
Terapist hastayla birlikteyken sürekli ilgili ve dikkatli olmak zorundadır.
Terapist yeni olgulara fark edebilmeli ve karmaşık ilişkileri anlayabilmelidir.
Terapist, empatik olmalıdır.
Terapist her insanla kolaylıkla iletişim kurabilmelidir.
Terapist kendi tepki biçimlerini tanımalı ve fark etmelidir.
PSiKiYATRiK GÖRÜŞMELERiN TEMEL iLKELERi
Sullivan’a göre psikiyatri katılımcı-gözlem niteliğiyle kendine özgü bir bilim dalıdır.
Tedavide çözümlenmesi gereken önemli sorun, ikili ilişkilerde iletişimin kurulmasını engelleyen parataksik sapmalardır.
Tedavide hasta bir bütün olarak ele alınır.
Tedavide başarı sağlanması için hastanın yaşamı incelenmelidir.
Terapist ve hasta aynı kültürden gelmelidir.
PSiKOLOJiK DANIŞMA EVRELERi
1)Başlangıç:
Bu evre hasta ile tanışmayı, tedavi olanın isteği doğrultusunda amacı belirlemeyi, hastayı tedaviye ısındırmayı, hasta hakkında izlenim edinmeyi, kısaca terapiyi yapılandırmayı ve kuralları belirlemeyi amaçlar.

2)Araştırma:
Terapist hastanın yaşamının toplumsal yönlerini ve ana çizgilerini derlemeye çalışır. Hastanın kişilik özellikleri ve alışkanlıklarını öğrenmeye çalışır. Bu elde edilen bilgiler hastaya sunulur ve hastaya kendi yaşantısının yansıtılması, yeni ve anlamlı bakış açısı kazandırır.
3)Ayrıntılı soruşturma:
Tanıma döneminde edinilen bilgilerin pekiştirilmesine çalışılır.
Güven ortamı güçlendirilir. Bu dönemde hastanın yetersizliklerine ilişkin bilgi toplanır.
Hastanın kendi hakkında geliştirilmiş olduğu benlik imgesi hakkında veri toplanır.
4)Sonlandırma:
Hastanın gösterdiği gelişme ve sağladığı kazançlara göre tedavi sonlandırılır.
Tedavide elde edilen bilgiler özet halinde hastaya sunulur.
Gelecek hakkında davranışların yönelimine ilişkin formüller verilir ve veriler değerlendirilir.
KURAMIN ELEŞTRiSi
Doğuştan gelen içsel öğeler üzerinde yeterince durmadığı ileri sürülür.
Sullivan hemen hemen tüm davranışları insan ilişkileri açısından ele almıştır.
Sullivan kişilik incelemesinde insanlar arası ilişkileri öncelik tanımakla, kişilik kuramlarının çoğunda gözlemlenen bir boşluğu doldurmuştur.
Davranışların oluşumunda, organizmanın dışındaki olaylara gereken önemi vurgulamıştır.
Sullivan’ın bir diğer katkısı da konuşma dilinin ilişkilerdeki önemini vurgulamış olmasıdır.
Full transcript