Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

YUNANİSTAN

No description
by

Gülçin Türkoğlu

on 21 January 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of YUNANİSTAN

Yunanistan'ın nüfusu: 11 milyon 148bin 533'dür.
YUNANİSTAN
Resmi adıyla Helen
Cumhuriyeti olan Balkanlarda yer alan bir ülkedir.
Yunanistan'ın başkenti Atina'dır.
Resmi dil Yunaca olmakla birlikte bölgede Arnavutça, Türkçe, Pomakça dilleri de konuşulur.
Yönetim biçimi Üniter Parlamenter Cumhuriyet'tir.
Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) 249,1 milyar'dır.
Balkan Yarımadası üzerine kurulu olan Yunanistan;
Doğuda Türkiye
Kuzeyde Bulgaristan ve Makedonya Cumhuriyeti
Kuzeybatıda ise Arnavutluk ile komşudur
Yunanistan, perlit (inci taşı), bentonit, puzolan ve sünger taşı üretiminde dünyada üst sıralarda yer almakta olup, ülkede boksit rezervleri de bulunmaktadır.
Maden yatakları alminyum yönünden zengindir.
Enerji ihtiyacının %60.5'lik kısmı petrol, %7.1'lik kısmı ise doğalgazla karşılanmakta ve bu miktarın tamamı ithal edilektedir.
Türkiye-Yunanistan Ticari İlişkileri
1981'den beri Avrupa Birliği, 1952'den beri NATO, 1961'den beri OECD üyesidir.
YILLAR
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
İHRACAT
476.096
590.382
920.401
1.171.203
1.126.679
1.602.590
2.262.655
2.429.968
1.634.249
1.456.212
1.553.312
1.402.408

DEĞİŞİM %
-4
24
56
27
-4
42
41
7
-33
-10,9
6,71
-9,7

İTHALAT
266.254
312.462
427.743
594.351
727.830
1.045.328
950.157
1.150.715
1.131.065
1.541.600
2.568.826
3.539.868

DEĞİŞİM %
-38
17
37
39
22
44
-9
21
-2
36,3
66,6
37,8

HACİM
742.350
902.844
1.348.144
1.765.554
1.854.509
2.647.918
3.212.812
3.580.683
2.765.454
2.997.812
4.122.138
4.942.277

DENGE
209.842
277.920
492.658
576.852
398.849
557.262
1.312.498
1.279.253
503.323
-85.388
-1.015.514
-2.137.460

Ülkemizdeki doğrudan Yunan yatırımları 2002-2011 yılları arasında toplam 6,6 milyar Dolar düzeyine yükselmiştir. Yunanistan bu suretle sözkonusu dönemde ülkemize en fazla yatırım yapan 5. ülke konumundadır.
YUNANİSTAN'IN BAŞLICA İHRACAT YAPTIĞI ÜLKELER
Almanya
İtalya
Bulgaristan
İngiltere
Türkiye
ABD
Fransa
İspanya
Romanya
Hollanda
Rusya
Belçika
İsveç
Çin
İran
S.Arabistan
Japonya
G.Kore
YUNANİSTAN'IN BAŞLICA İTHALAT YAPTIĞI ÜLKELER
Almanya
İtalya
Rusya
Fransa
Hollanda
S.Arabistan
İspanya
Çin
İngiltere
Belçika
Türkiye
Japonya
İsviçre
Bulgaristan
ABD
İran
G.Kore
Avusturya
Romanya
BAŞLICA İHRAÇ ÜRÜNLERİ
Taze ve işlenmiş meyve ve sebzeler
Tütün
Pamuk
Rafien edilmiş petrol ürünleri
Bitkisel yağlar
Tekstil iplikleri
Tekstil mamülleri
Giyim eşyaları ve aksesuarları
Demir dışı metallerden alüminyum
Demir çelik ürünleri
Çimento
BAŞLICA İTHAL ÜRÜNLERİ
Petrol ve petrol ürünleri
Kara taşıtları
Kumaş
Sanayi makineleri ve parçaları
Elektrikli makineler
Çeşitli sanayi ürünleri
Tıbbi ve eczacılık ürünleri
Et ve et ürünleri
Kağıt ve karton mamulleri
TÜRKİYE’NİN BAŞLICA FASILLAR İTİBARİYLE
YUNANİSTAN’A İHRACATI

Demir ve çelik
Elektrikli makine ve cihazlar, aksam ve parçaları
Motorlu kara taşıtları, bunların aksam ve parçaları
Kazan, makine ve cihazlar, alet ve parçaları
Örülmemiş giyim eşyası ve aksesuarları
Demir veya çelikten eşya
Plastik ve plastikten mamul eşya
Örme giyim eşyası ve aksesuarları
Mobilyalar, aydınlatma, reklam lambaları, prefabrik yapılar
Gemiler, suda yüzen taşıt ve araçlar

TÜRKİYE’NİN BAŞLICA FASILLAR İTİBARİYLE
YUNANİSTAN’DAN İTHALATI

Mineral yakıtlar, mineral yağlar ve müstahsalları, mumlar
Pamuk
Plastik ve plastikten mamul eşya
Kazan, makine ve cihazlar, alet ve parçaları
Alüminyum ve alüminyum eşya
Ham postlar, deriler (kürkler hariç) ve köseleler
Bakır ve bakırdan eşya
Demir ve çelik
Yağlı tohum ve meyvalar, sanayi bitkileri, saman, hayvan yemi
Elektrikli makine ve cihazlar, aksam ve parçaları

Yunanistan’la ekonomik ve ticari ilişkilerimiz,
1999 yılından itibaren ikili siyasi ilişkilerimizde kaydedilen olumlu gelişmeyle paralel olarak ivme kazanmıştır. 2008 yılında tarihinin en yüksek
düzeyi olan 3,6 milyar ABD Doları’na ulaşan, ancak küresel ekonomik krizin de etkisiyle 2009 yılında 2,8 milyar ABD Doları’na gerileyen ticaret hacmi, 2010 yılında artış eğilimine dönerek 3 milyar
ABD Doları’na yükselmiştir. Yunanistan’ın, içinde bulunduğu mali krizden ötürü ithalatını kısmasının da etkisiyle, 2010 yılı ihracatımız önceki yıla kıyasla yüzde 11 oranında gerileyerek 1,456 milyar ABD Doları, buna karşın ithalatımız ise yüzde 37 oranındaki artışla 1,541 milyar ABD Doları
olarak gerçekleşmiştir.
Türkiye 2009 yılında Yunanistan’ın dış ticaretinde 12. sırada yer almaktayken, 2010 yılında 9. sıraya yükselmiştir. 2011 yılı verilerine göre Yunanistan’ın ülkemize ihracatı 2,568 milyar ABD Doları, ülkemizin Yunanistan’a ihracatı 1,554 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiştir. 2012 yılı rakamlarına bakıldığında ise, ihracatımız küçük bir düşüş kaydedilirken ithalatımızda hızlı bir artış yaşandığı görülmektedir. Buna göre, 2012 yılında Yunanistan'a ihracatımız 1,402 milyar ABD Doları olurken, Yunanistan'dan ithalatımız rekor düzeye çıkarak 3,539 milyar ABD Doları olarak kaydedilmiş ve böylece ticaret hacmimiz tüm zamanların en üst seviyesine ulaşarak 5 milyar ABD Dolarını bulmuştur. Mevcut rakamlar neticesinde 2012 yılında Türkiye, Yunanistan’ın ihracatında
birinci sırada yer almıştır.
Türkiye’nin Yunanistan ile Ticareti (milyar
ABD Doları)

2009 2010 2011 2012

İthalat 1,129 1,541 1,554 1,402

İhracat 1,634 1,456 2,568 3,539

Ticaret Hacmi 2,763 2,997 4,123 4,941
Bankacılık, Türkiye ile Yunanistan arasında doğrudan yatırımlar bağlamında birinci sektör konumundadır. Yunan Ulusal Bankası (NBG) Finansbank’ın çoğunluk hisselerini satın alarak Türkiye’de finans sektörüne girmiştir. Ayrıca, Yunanistan’ın 3. büyük bankası olan EFG Eurobank, Tekfenbank’ın % 70’ini satın almış, ancak 2012 yılında hisselerini Kuvetli Burgan Bank'a satarak Türkiye pazarından çekilmiştir. Yunanistan’daki en büyük Türk yatırımı konumundaki Ziraat Bankası’nın Atina ve Gümülcine şubeleri 2008’de, İskeçe şubesi 2010’da, Rodos şubesi ise 7 Ekim 2011 tarihinde faaliyete geçmiştir. Son dönemde ayrıca, Setur ve Doğuş Grubu, marinalar alanında Yunanistan'a yatırımlarda bulunmuşlardır.
Yunan yatırımcılar, ülkemizde bankacılık
sektörü dışında, genellikle bilişim teknolojisi (IT), tarım uygulamaları, ambalaj, plastik, eczacılık, kozmetik, balıkçılık, turizm ve inşaat sektörlerinde faaliyet göstermektedirler. Yunan şirketlerinin ülkemizdeki toplam yatırımlarının tutarı 6 milyar ABD dolarını aşmıştır.
Turizm, işbirliği vaat eden sektörlerden biridir. 2010 yılında Yunanistan’ı ziyaret eden Türk turistlerin sayısı 561.198 olarak gerçekleşmiştir. 2009 yılı için bu sayı 200.348 olup, bir önceki yıla kıyasla %180,1’lik artış kaydedilmiştir. 2010 yılında ülkemizi ziyaret eden Yunan turist sayısı 671.000 civarında gerçekleşmiş; 2011 yılında ise 702.017 olmuştur. 2011 yılında Yunanistan’a gelen Türk turistlerin sayısı ise 552.090 olarak açıklanmıştır. 2012 yılında ülkemizi ziyaret eden Yunan turist sayısı 669.823 olurken, Yunanistan’ı ziyaret eden Türk turistlerin
sayısı 602.306 olarak gerçekleşmiştir.
2011
2012
2013
NÜFUS
(bin kişi)
11.290
11.265
11.390
NÜFUS ARTIŞ HIZI(%)
0.27
-0.80
-0.30
CARİ FİYATLARLA
GSYİH(MİLYAR$)
290.2
249.2
243.8
KİŞİ BAŞINA GSYİH($)
25.474
22.055
21.645
SATINALMA GÜCÜ PARİTESİNE
GÖRE KİŞİ BAŞINA GSYİH
25.510
24.505
23.930
GSYİH REEL ARTIŞI(%)
-7.1
-6.4
-4.2
ÖZEL NİHAİ TÜKETİM
HARCAMALARI/GSYİH(%)
74.6
73.7
71.5
GAYRİ SAFİ SERBEST
SERMAYE OLUŞUMU/GSYİH(%)
15.1
13.1
13.1
TÜFE YILLIK ORTALAMA
ARTIŞ(%)
3.1
1.0
-0.8
2010
2011
2012
MAL İHRACATI
(MİLYAR$)
21.7
31.7
34.4
MAL İTHALATI
(MİLYAR$)
63.8
60.09
60.01
İSTİHDAM ORANI(%)
64.0
59.9
55.3
İŞSİZLİK ORANI (%)
12.6
17.7
24.3
2011
2012
2013
VERGİ YÜKÜ(PARAFİSKAL GELİRLER HARİÇ)(%)
VERGİ YÜKÜ(PARAFİSKAL GELİRLER DAHİL)(%)
21.4
23.4
23.0
34.6
36.2
36.0
GENEL DEVLET GELİRLERİ/GSYİH(%)
42.2
43.9
43.0
GENEL DEVLET GİDERLERİ/GSYİH(%)
51.7
50.3
47.5
GENEL DEVLET DENGESİ/GSYİH(%)
-9.4
-6.4
-4.6
CARİ İŞLEMLER DENGESİ/GSYİH(%)
-9.9
-2.9
-0.3
GENEL DEVLET BRÜT
BORÇ STOKU/GSYİH(%)
170.6
158.5
179.5
TÜRKİYE-YUNANİSTAN ARASINDAKİ BELLİ BAŞLI ANLAŞMALAR
1. Hava Ulaştırması Anlaşması (İmza Tarihi: 22 Temmuz 1947)
2. Ticaret ve Ödeme Anlaşması (İmza Tarihi: 7 Kasım 1953)
3. Uluslararası Karayolu Nakliyatına Dair Anlaşma
(İmza Tarihi: 4 Nisan 1970)
4. Turizm Alanında İşbirliği Anlaşması (İmza Tarihi: 10 Mayıs 2000)
5. Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması
(İmza Tarihi: 20 Ocak 2000)
6. Terörizm, Örgütlü Suçlar, Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı ve
Yasadışı Göç ile Mücadelede İşbirliği Anlaşması
(İmza Tarihi:14 Temmuz 2001)
7. Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşması
(İmza Tarihi:10 Mayıs 2000)
8. Gümrük İdarelerinin İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşması
(İmza Tarihi:10 Mayıs 2000)
9. Kültürel İşbirliği Anlaşması (İmza Tarihi: 10 Mayıs 2000)
10. Ekonomik İşbirliği Anlaşması (İmza Tarihi: 25 Temmuz 2001)
11. Deniz Taşımacılığı Anlaşması (İmza Tarihi: 18 Temmuz 2001)
12. Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması
(İmza Tarihi: 2 Aralık 2003)

YUNANİSTAN KRİZİ
Yunanistan’da beliren ekonomik kriz tüm dünyanın gözünün bu ülkeye çevrilmesine neden olmuş ve Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere uluslararası
arenada önemli dersleri ve çıkarımları beraberinde getirmiştir. Ekonomik krize karşı Avro Bölgesi ülkelerinin IMF ile birlikte tedbir almak durumunda kalması, ulusal ekonomik sorunlara karşı beraber hareket etme anlayışını gösteren çarpıcı bir örnek
olmuştur.
2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması’nın 122. maddesi, bir üye devletin doğal afetler veya kontrolü dışındaki istisnai durumlarla güçlüğe düşmesi ve ciddi tehdit altında olması durumunda Bakanlar Konseyinin AB’nin finansal desteğini talep edebileceği hükmünü içermektedir.
KRİZİN TARİHSEL GELİŞİMİ
Yunanistan ile AB arasındaki ekonomik entegrasyon süreci serbest ticaret anlaşmasının imzalandığı 1961 yılında başlamıştır. 1970’lerin sonuna kadar AB, Yunanistan’ın en büyük ticari ortağı olmuştur. Bununla beraber, Yunanistan’ın ekonomik gelişmesi diğer üye ülke ekonomilerinin gerisinde kalmıştır. Yunanistan’ın Topluluğa katıldığı 1981 yılında kişi başına düşen GSYH, AB ortalamasının %68’i olarak, İrlanda’dan sonra en düşük oran olmuştur. Yunanistan, üyeliğin ilk on yılında AB ülkelerinden yüksek bir rekabete maruz kalmış, bu durum makro ekonomik istikrarı sağlama çabalarına engel olan yerel popülist politikalarla birleşerek, ülkenin ekonomik performansını düşürmüş ve diğer ülkelerle Yunanistan arasındaki ekonomik farkı açmıştır.
Üyeliğinin ikinci on yılında, başarılı bir makro ekonomik istikrar programının ardından Yunanistan’ın ekonomik performansı önemli biçimde artmıştır. Avroya üyelik AB’nin mali ve parasal politikası için yakınlaşma kriterlerine bağlı olmayı gerektirmiş ve 1990’larda Yunanistan’ın ekonomik politikası için bir dış disiplin sağlanmıştır. Yunanistan ayrıca, AB’nin bölgesel politikaları çerçevesinde ekonomik ve sosyal uyumun sağlanması için sağladığı fonların en önemli yararlanıcısı olmuştur
2000-2008 yılları arasında Yunanistan’ın borç stoku GSYH’nin %100’ü dolayında seyretmiştir. Bu dönem zarfında Yunanistan yılda ortalama %4 büyüme kaydetmiş ve faiz oranları düşük düzeylerde kalmıştır. Yunanistan ekonomisindeki büyümeye rağmen, mali dengesizlikler yıllardır yüksek düzeyde kalmıştır. Son altı yıldır üretim nominal olarak %40 ve merkezi hükümetin harcamaları %87 oranında artarken, aynı dönemde vergi gelirleri sadece %31 oranında artmıştır. 2009 yılının Kasım ayında, Yunanistan’da seçimle iktidara gelen yeni hükümetin mali verilerin çarpıtıldığını açıklaması ise Yunanistan’ın ekonomik krizinin resmi başlangıcı sayılabilir. 2008 yılı bütçe açığı GSYH’nin %5’inden %7,5’ine revize edilmiştir. Aynı zamanda, 2009 yılı için öngörülen bütçe açığı GSYH’nin %3,7’sinden %12,7 oranına revize edilmiştir. 2010 yılının Nisan ayında ise Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Yunanistan'ın 2009 yılı bütçe açığının daha önce bildirilen GSYH’nin %12,7’si oranı yerine GSYH'nin %13,6'sı olduğunu ya da başka bir ifadeyle 32,4 milyar avroya ulaştığını açıklamıştır.
Buna karşılık, GSYH’nin %99,6’sı olarak tahmin edilen kamu borç oranı da 2009 yılının sonu
itibarıyla GSYH’nin %115,1’i olarak revize edilmiştir. Yunanistan hükümeti, bütçe açığını 2012 yılında %2,8'e indirmek için 14/01/2010 tarihinde istikrar programını açıklamıştır. Şubat ayında AB Komisyonu Yunanistan'ın bütçe açığını 2012 yılına kadar %3'ün altına çekme planını desteklediğini bildirmiş ve Yunanistan hükümetine ücret ödemelerini azaltması çağrısı yapmıştır. 02/02/2010 tarihinde Başbakan George Papandreou kamu çalışanlarının ücretlerini aylık 2000 avroyu geçmeyecek şekilde donduracaklarını bildirmiştir. Mart ayında AB Komisyonunun ekonomik ve parasal işlerden sorumlu üyesi Olli Rehn’in, Yunanistan hükümetinin bütçe krizini aşmak üzere yeni önlemler alması çağrısında bulunmasının ardından 05/03/2010 tarihinde
4,8 milyar avro daha tasarruf etmek üzere kamu sektöründe ücret kesintisi ve vergilerin artırılmasını kapsayan yeni bir paket kabul edilmiştir. 15 Mart tarihinde ise Avro Bölgesi maliye bakanları, ayrıntı vermemekle beraber Yunanistan'a
finansal olarak yardım edebilecekleri bir mekanizma üzerinde anlaşmışlardır.
19 Mart’ta AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun, AB üyelerine Yunanistan'a standby yardım paketi üzerinde anlaşmaları çağrısında bulunmasının ardından Avro Bölgesi ülkeleri liderleri Yunanistan'a yardım yapılması ve avroya güvenin tekrar sağlanması için IMF ile beraber ortak bir finansal yardım mekanizması oluşturulması konusunda anlaşmaya varmışlardır. 2010 yılının Nisan ayı gelişmeler açısından oldukça hareketli geçmiştir. 11 Nisan'da Avro Bölgesi maliye bakanları Yunanistan için 30 milyar avro tutarındaki acil yardım mekanizmasını onaylamışlardır. 15 Nisan’da Parlamento, vergi kaçırmayı önlemek ve vergi yükünü yüksek gelir kazananlara yönlendirmek üzere vergi reformu yasasını kabul etmiştir. 22 Nisan’da uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Yunanistan'ın kredi notunu A2'den A3'e düşürmüş, bir gün sonra Başbakan Papandreu, AB-IMF ortak yardım paketinin uygulanmasını istemiştir. 27 Nisan’da ise uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor's, Yunanistan'ın uzun vadeli kredi notunu “BBB”den “BB”ye üç kademe indirerek, yatırım yapılamaz seviyeye çekmiş, 28 Nisan’da Yunanistan Sermaye Piyasası Komisyonu, Atina borsasında hisselerin açığa satışını 28 Haziran'a kadar yasaklamıştır.
2 Mayıs 2010 tarihinde ise Avro Bölgesi ekonomi ve maliye bakanları, IMF'nin
de katkısıyla 110 milyar avroya ulaşan üç yıl süreli Yunanistan'ı kurtarma paketine
onay vermiştir. Tüm bu gelişmeler olurken, Yunanistan kamu ve özel sektör
çalışanları, işçiler, emekliler ve öğrenciler kemer sıkma politikalarından duydukları rahatsızlıkları Şubat, Mart ve Mayıs aylarında ülke çapında yaptıkları grevler ve
protesto gösterileri ile göstermişlerdir.

KRİZİN NEDENLERİ, GÖRÜNÜMÜ VE ALINAN TEDBİRLER
2009 yılının Ekim ayında Yunanistan’da gerçekleşen genel seçimlerin ardından iktidara gelen yeni hükümetin 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin mali verileri önemli biçimde revize etmesiyle başlayan sürecin sonunda, Yunanistan’ın bütçe açığının GSYH’nin %13,6’sına, borç stokunun ise GSYH’nin%115,1’ine ulaştığı anlaşılmıştır.
Yunanistan’ın bütçe açığındaki bu önemli sapma başlıca üç nedenden kaynaklanmaktadır:
- Ekonomik gerilemeden ve reel GSYH’de beklenenden daha büyük bir
düşüşten kaynaklanan “ekonomik döngü” etkisi,
- Gelir toplama mekanizmalarının gevşekliğinden ve harcamaların
yüksekliğinden kaynaklanan “seçim veya politik döngü” etkisi,
- Vergileri toplama, harcamaları kontrol etme ve verileri kaydetmeye ilişkin
yaygın yapısal yetersizliklerden ve eksikliklerden kaynaklanan “yapısal” etki
Neredeyse on yıldan fazla bir süredir Yunanistan ekonomisi GSYH’de yüksek büyüme oranlarına sahne olmuştur. Bununla beraber, IMF’ye göre, bu hızlı büyümenin iki önemli özelliği bulunmaktadır. Birincisi, önemli oranda talepteki artışlara dayanan, avronun da benimsenmesiyle beraber işletmelere ve hanehalkına sağlanan düşük faizli kolay erişilebilen kredilerle desteklenmiştir. İkinci olarak, ikiz açık denilen, bütçe açığı ve cari işlemler açığının birlikte ortaya çıkmasıyla var
olmuştur. Bu durum mali disiplini sürdürme isteğinin olmamasına ve önemli biçimde yıkıma uğramış uluslararası alandaki rekabetçiliğin eşlik ettiği ekonominin
dış dengesine ilişkin mali tutumdaki gevşekliğe işaret etmektedir. İhracattaki büyüme azalmış ve piyasa payları düşmüştür.
Hükümet tarafından mali açıkların önemli biçimde revize edilmesi piyasalarda
şok etkisi yaratmıştır. Piyasalarda güvenin azalması ve finansman maliyetlerinin
artması Interbank piyasasındaki borçlanma maliyetlerini yükseltmiş ve bankaların
kârlılıklarını olumsuz yönde etkilemiştir.

Avrupa Komisyonu ile kapsamlı görüşmelerin ardından, 2010 yılının Mayıs ayında Avro Bölgesi ekonomi ve maliye bakanları, IMF'nin de katkısıyla 110 milyar avroya ulaşan üç yıl süreli Yunanistan'ı kurtarma paketine onay vermiştir. IMF Yunanistan’a üç yıllık bir stand-by anlaşması karşılığı olarak 30 milyar avro sağlayacaktır. Avro Bölgesi üyeleri ise genel finansman paketine 80 milyar avro katkıda bulunacaklardır. Dolayısıyla mali program için toplam dış finansman açığının 110 milyar avro civarında olması tahmin edilmektedir. Yunanistan makamları ve
IMF yetkilileri sağlanacak mali yardımın ilk yıllarında daha yüksek miktarlarda
olması konusunda anlaşmaya varmışlar ve borç-GSYH oranının 2013 yılından sonra azaltılmasını, bütçe açığının ise 2014 yılından sonra %3’ün altına inmesini
amaçlamışlardır.

Krizden çıkış için hazırlanan Yunanistan ekonomik
programı başlıca üç konuda ilerleme sağlamayı
amaçlamaktadır:
1) Güvenin ve mali istikrarın tekrar sağlanması: Programın ilk yıllarından, 2013 yılına kadar alınacak tedbirleri ortaya koyan
güçlü bir mali çabayı öngörmektedir. Bu tedbirler nihai olarak güvenin tekrar temin edilmesini, piyasaya erişimin yeniden kazanılmasını, bütçe açığının ve borcun GSYH’ye oranının amaçlanan oranlara düşürülmesini amaçlamaktadır.
2) Rekabetçiliğin tekrar sağlanması: Program, Yunanistan ekonomisinin daha fazla yatırım ve ihracat odaklı bir modele geçişini kolaylaştırmak üzere maliyetlerin azaltılmasına ve fiyat rekabetçiliğinin iyileştirilmesine yönelik olarak nominal ücret ve ödeneklerdeki kesintileri ve yapısal reformları içermektedir. Ayrıca program, şeffaflığın artırılmasını ve devletin ekonomideki rolünün azaltılmasını öngörmektedir.
3) Finansal sektörün istikrarının güvence altında alınması: Program kapsamında, mali sistemin ve özellikle bankacılık sisteminin güçlendirilmesi tamamen bağımsız bir Mali İstikrar Fonu (FSF)’nun kurulması ile başarılacaktır. FSF’nin ödeme yeterliliğine ilişkin baskılarla mücadele edecek bir araç olarak bankalara ihtiyaç olduğunda mali destek sağlaması amaçlanmaktadır. Potansiyel likidite baskılarını hafifletmek üzere, hükümetin mevcut
bankacılık likidite destekleri genişletilecektir.

Alınan tedbirler; harcama tedbirleri, gelir tedbirleri ve yapısal mali reformlar olmak üzere üç temel başlık altında toplanabilir.
Harcama tedbirleri: Avroya geçilmesinin ardından Yunanistan faiz dışı harcamalarını GSYH’nin %8’i oranında artırmıştır. Bu harcamalar arasında yer alan memur maaşları, tüketim ve sosyal transfer harcamaları bütçeye önemli bir yük
getirmiştir. Dolayısıyla, ücretler ve emekli maaşları program süresince nominal olarak dondurulacak, yüksek emekli aylıklarında kesinti yapılacak, Paskalya, noel ve yaz ikramiyeleri kaldırılacak, düşük öncelikli yatırım harcamalarına son verilecek, kamuda istihdam azaltılacak, belediyeler ve yerel idareler birleştirilecek, kamu kurumlarına yapılan ödenekler azaltılacak ve AB yapısal fonlarının ve uyum fonunun mümkün olduğunca daha etkin kullanımı
sağlanacaktır.

Gelir tedbirleri: Genel KDV oranının
%21’den %23’e çıkarılması, indirilmiş (düşük) KDV oranının %10’dan %11’e çıkarılması, düşük KDV oranına tabi kamu kurumları, restoran ve otellerde genel KDV oranına geçilmesi, benzin, sigara ve tütün mamullerinde özel tüketim vergisinin artırılması ve AB müktesebatı ile uyumlu bir oran yapısının elde edilmesi sağlanacaktır. Gayrimenkullerin daha
yüksek oranlarda değerlenmesi, kârlılığı yüksek firmalara geçici bir kriz vergisi konulması, ruhsatsız bina ve kurumlara vergi ve harçlar konulması, şans oyunları işletmelerine ve lisans ücretlerine yönelik vergi artışları yapılması öngörülmektedir.

Yapısal mali reformlar: Harcamaları azaltmaya yönelik bütçe kontrol ve süreçlerinde iyileştirmeler yapılmasını ve ayrıca vergi idarelerinin iyileştirilmesini içermektedir. Bu reformlar gelir ve harcamalar üzerindeki kontrolü güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Emeklilik sistemine, sağlık sektörüne, vergi idaresine ve vergilendirme sistemine, kamu mali yönetimine, borç yönetim yapısına, istatistiksel
bilgilerin raporlanmasına ilişkin önemli yapısal düzenlemeleri kapsamaktadır

Mali tedbirler paketinin toplam tutarı 2010-2013 dönemi için GSYH’nin
%11,1’ine tekabül etmektedir.

Yapısal mali reformlar kapsamında
yapılması öngörülen emeklilik reformu mevcut emeklilik fonlarının üç ayrı fonda birleştirilmesine, sağlanan katkı ve faydalar arasında bir bağlantı kurulmasına, normal emeklilik yaşının altmış beşe yükseltilmesine ve erken emekliliğin sınırlandırılmasına odaklanmaktadır. Diğer yandan, sağlık reformu çerçevesinde hastanelerde çift taraflı kayıta dayalı tahakkuk esaslı muhasebenin uygulanması, denetim raporlarının dönemsel olarak yayımlanması, fiyatlandırma ve maliyetlendirme mekanizmalarındaki iyileştirmeler ve sağlık fonlarının emeklilik fonlarının idaresinden ayrılması gibi kanallarla tasarruf sağlanması
öngörülmektedir.

Yunanistan bir taraftan bütçe açığını
indirmeye ve borcunun GSYH’ye oranını
düşürmeye çalışırken; diğer yandan, uzun zamandır süregelen yapısal zayıflıkları hedef alarak, gelecek yıllarda ekonomik kalkınma için gerekli koşulları güvence altına almaya ve dolayısıyla ekonomiyi yeni ve sürdürülebilir bir büyüme yoluna sokmaya çalışmaktadır. IMF’ye göre; gerek Yunanistan hükümeti gerekse IMF, Yunanistan’ın gelecek yıllarda sürdürülebilir büyümesi ve kalkınmasının, daha önce büyümenin anahtarı olarak tüketime dayanan bir model yerine yurt içi ve yabancı yatırımda ve mal ve hizmet ihracatında sürdürülebilir
büyümenin yön verdiği yeni bir modele dayanacak şekilde büyüme paradigmasında köklü bir değişim gerektirdiğini kabul etmektedir. Yurt içi talep ve enflasyon makul düzeylere geldikçe ve ekonomi yapısal reformlara tepki verdikçe, ithalata talebin düşeceği, ihracatın artacağı ve cari açığın daralacağı beklenmektedir.

KRİZİN YAYILMA ETKİSİ
Yunanistan’da 2009 yılı itibarıyla kamu borcunun yaklaşık %90’ını (2009 yılı sonu itibarıyla 150 milyar avro) çoğu
Avrupalı olmak üzere yabancı bankalardan alınan borçlar oluşturmuştur. Kamu borç yükünün içinde Fransız bankaları %36, Alman bankaları %21 ve diğer Avrupa bankaları %32’lik bir paya sahiptir. Avrupa merkezli olmayan bankaların payı ise %11’dir (IMF, 2010:127). Bu çerçevede, IMF Yunanistan’daki ekonomik krizin derinleşmesinin diğer ülkelere de güçlü bir yayılma etkisi ortaya çıkarabileceğini öngörmektedir. IMF’ye göre; krizin yayılma kanalları şunlar olabilir:
(1) Geçmiş haftalarda piyasalardaki belirsizlik
halinin ortaya koyduğu üzere nispi olarak zayıf mali kaynaklara sahip diğer Avro Bölgesi ülkelerinin egemen borç ve finansal piyasaları;
(2) Yunanistan’ın devlet kağıtlarına önemli biçimde maruz kalan yabancı mali sektör kurumları ve
(3) Yunanistan bankalarının bağlı kuruluşlarının önem taşıdığı Güneydoğu Avrupa’daki mevduat sahiplerinin güveni. Bu muhtemel etkilerin ötesinde IMF, yayılmanın son
derece öngörülemez olabileceği uyarısında
bulunmaktadır.


Maastricht kriterlerinden bütçe açığı
ve borç stokuna ilişkin %3 ve %60 değerleri,
ekonomik gelişmelerden ve özellikle de ekonomik büyüme ve enflasyon eğilimleri ile faiz
hareketlerinden etkilenmektedir. EPB (Ekonomik ve Parasal Birlik) içerisinde bir ülkedeki yüksek bütçe açıklarının ortak faiz oranı ve döviz kurunu etkileyerek, ülkeler arasında yayılma etkisine yol açabilmesi hususunda doğan endişeler, bütçe politikalarının işleyişine ve koordinasyonuna ilişkin önemli çıkarımlara neden olmuştur.

Avro Bölgesi’nde Avrupa Komisyonuna mali yardım için başvuruda bulunan tek ülke Yunanistan değildir. İrlanda ve Portekiz de yaşadıkları borç krizleri dolayısıyla Komisyona mali yardım talebinde bulunmuşlardır. Avro Bölgesi ülkeleri ve AB Ekonomi ve Maliye Bakanları Konseyi (ECOFIN), 28/11/2010 tarihinde İrlanda makamlarının talebi üzerine 2011 ve 2012 yılları
için 85 milyar avroya kadar mali yardım sağlama konusunda uzlaşı sağlamışlardır.

Sonuç olarak;
Yunanistan’da 2009 yılının sonbaharında
seçimle işbaşına gelen yeni hükümetin mali verilerin
çarpıtıldığını açıklaması ile Yunanistan ekonomik krizi tescillenmiştir.
Bu olay bir yandan Yunanistan halkının tepkilerini dile
getirdikleri zaman zaman şiddet içerikli toplumsal olayların
fitilini ateşlemiş, diğer yandan ise alınacak tedbirlere ilişkin
olarak Yunanistan hükümeti, AB ve IMF arasında geçen yoğun
bir diplomasi trafiğini beraberinde getirmiştir. Yunanistan’da ortaya çıkan ekonomik kriz GSYH’nin yüzdesi olarak bütçe açığı ve borç düzeyi açısından tanımlanmaktadır. Yunanistan’da bütçe açığı ve borç düzeyi olması gerekenin birkaç kat üzerine çıkmıştır. Bu önemli sapmalar, temelde devletin gelir ve harcama dengesini kuramamış olmasından ve yapısal yetersizliklerinden kaynaklanmaktadır.
Yunanistan hükümeti tarafından krizden çıkmak için başlatılan ilk çabaların piyasaları yatıştıramayacağı anlaşılınca Avro Bölgesi ekonomi ve maliye bakanları, IMF'nin de katkısıyla 110 milyar avroya ulaşan Yunanistan'ı kurtarma paketini 2010 yılının Mayıs ayında kabul etmişlerdir.

Krizden çıkış için hazırlanan Yunanistan ekonomik programı, güvenin, mali
istikrarın ve rekabetçiliğin tekrar sağlanmasını ve finansal sektörün istikrarının
güvence altına alınmasını amaçlamaktadır. Krizden çıkmak üzere tüm mali, finansal
ve yapısal politikaların kullanılması öngörülmüştür.

Mali yardım paketi çerçevesinde
alınacak önlemler, temelde harcamaların
kısılmasına, gelirlerin artırılmasına ve yapısal
mali reformların üstlenilmesine yöneliktir.
Sonuç olarak,
Yunanistan bir taraftan bütçe açığını indirmeye ve borcunun GSYH’ye oranını düşürmeye uğraşırken; diğer yandan, uzun zamandır süregelen yapısal zayıflıkları
hedef alarak, gelecek yıllarda ekonomik kalkınma
için gerekli koşulları sağlamaya çalışmaktadır. Böylece Yunanistan, mevcut krizin üstesinden gelerek, ekonomisine yeni ve sürdürülebilir bir büyüme kazandırmayı amaçlamaktadır.

Gündemde sıkça yer bulan
bir diğer konu da Yunanistan’da
ortaya çıkan ekonomik krizin diğer ülkelere yayılma riskidir. Bir ülkenin bütçe ile ilgili olarak uyguladığı belirli bir politikanın etkisinin dış ticaret, faiz oranları ve döviz kuru üzerindeki etkiler yoluyla diğer ülkelere bulaşabildiği bir gerçektir. Yunanistan’ın kamu borcunun büyük kısmının yabancı kreditörlere ait olması bu yayılma etkisini güçlendirmektedir. Diğer yandan, ortak faiz oranı ve döviz kuru kanalları ile krizin yayılabilmesi EPB’ye üye olmakla ilişkili bir risk olarak görünmekte ve EPB’ye üye olmamak, krizin yayılabileceği ve esasen tek para birimi kullanımından doğan bu kanalların kapalı olması anlamına gelmektedir.

Full transcript