Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Gaz alışverişi

No description
by

Huseyin Ilbasmış

on 14 October 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Gaz alışverişi

Canlılar Oksijen ve Karbondioksiti zardan doğrudan difüzyonla alır.
62
ECG
bpm
Canlılar, yaşamlarının devamı
için enerji elde etmek zorundadır. Organik monomerlerin oksijenli ve oksijensiz solunumda kullanılmasıyla ısı ve ATP açığa çıkar.
Solunum çeşitleri
Bir hücreli canlılar dış ortamla dogrudan temas halinde olduklarından oksijen ve karbondioksiti hücre zarından difüzyonla alıp verirler.
Suda yaşayan bazı ilkel deniz canlılarında da iç hücreler bile su ortamından uzak olmadıgından oksijen hücrelere kolayca ulaşır.(Difüzyonla)
Çok hücrelilerde vücut büyüklügü arttıkça vücudun iç hücrelerine gaz ulaşımı zorlaşır.
Hava burun boşluğundan sonra yutağa (farinks) daha sonra da soluk borusunun üst
kısmı olan gırtlağa (larinks) geçer. Gırtlak, besinin yutulduğu zaman dışında her zaman
açıktır. Yutma sırasında gırtlak yukarı doğru kalkar, bu sırada gırtlak kapağı (epiglottis) geriye doğru yatar ve soluk borusunun girişi kapanır. Gırtlak (larinks), kıkırdak ve bağ doku yapılı olup içinde çok katlı silli epitel ve ses telleri bulunur
Gaz alışverişi
Oksijenli solunum yapan canlıların bir kısmında oksijenin alınması ve karbondioksitin de vücut dışına atılmasında etkili yapılar vardır. Bu yapılar solunum sistemlerini oluşturur.
Çok hücreli canlıların solunum organıyla dış ortamdaki Oksijeni alma ve karbondioksiti vermesine
dış solunum

solunum gazlarının vücut sıvısıyla doku hücreleri arasındaki değişime
iç solunum
denir.

Solunum organlarında
Gaz değişimi difüzyonla gerçekleşir.
Gaz değişimi yapılan bütün yüzeyler nemlidir.(Difüzyonu hızlandırmak için)
Gaz değişimi yapılan yüzeylerde bol miktarda kılcal damar bulunur.( Trake solunumu hariç)
Gaz değişimi sağlayan yüzeyler canlının ihtiyacını sağlayacak şekilde geniştir.
1. Deri Solunumu
En basit solunum şeklidir.
Omurgasız hayvanlardan süngerler, sölenterler, toprak solucanları, bazı yuvarlak solucanlar, kurbağa ve semenderlerin erginlerinde görülür.
Oksijenin difüzyonla alınabilmesi için deri yüzeyi nemli olmalıdır. Bu nem
goblet hücreleri
tarafından salgılanan mukusla sağlanır. Gazların çözünmesini kolaylaştırır.
Ergin kurbağalarda akciğer solunumu yetersiz olduğundan %25 deri solunumu yapar.
Sadece deri solunumu yapan canlılarda vücut hacimleri alanlarına göre daha küçüktür.
2.Trake Solunumu
Tüm vücuda yayılmış borular sistemidir.
Temel yapısı kitindir. Trakeler içi sıvı ile dolu olan
trakeoller
ile sonlanır. Epitel dokudan meydana gelmiştir. Gaz alışverişi burada gerçekleşir.
Trakeler
stigmalar
ile vücut dışına açılır. Karın kısmının alt bölgesinde karşılıklı olarak bulunurlar.
Kanat çırpma hareketleri trake ve trakeollerdeki gaz hareketlerini kolaylaştırır.
Kara yaşamına uyum sağlamış eklem bacaklılardan böceklerde , çok ayaklı ve örümcekgillerde görülür.
Böcek kanı oksijen taşımaz.
Sıcak bölgelerde gaz difüzyonu fazla olduğundan canlılar nispeten daha büyük olurlar.
İnsanlarda solunum sistemi
Solunum sistemi; burun, yutak (farinks), gırtlak (larinks), soluk borusu (trake), bronş
ve akciğerlerden oluşur. Hava, dış burun deliklerinden alınır ve burun boşluğuna girer. Burun boşluğu kıvrımlı
bir yapıya sahiptir. İç yüzeyinde mukoza bezleri, silli hücreler ve koku alma reseptörleri
bulunur. Burun boşluğundan geçen hava ısınır, nemlenir ve içindeki yabancı maddelerden temizlenir. Bu yabancı maddeler sillerle genize kadar itilir. Böylece yutulması veya
balgam şeklinde dışarı atılması sağlanır.
Gırtlaktan sonra gelen soluk borusu (trake), boyundan aşağı doğru uzanır. Soluk
borusunun yapısında içten dışa doğru; epitel doku, C harfi şeklinde kıkırdak halkalar ve
bağ doku bulunur. İç kısımdaki epitel hücreler sillidir. Burun boşluğunu geçebilen tozlar
ve diğer yabancı maddeler, siller tarafından tutularak akciğere girmesi önlenir
Silli epitel
tabakanın altında mukus salgısı yapan hücreler bulunur. Mukus, hareketli siller üzerinde
ince bir tabaka oluşturur. Böylece epitel yüzeyi nemli kalır. Sillerin tuttuğu yabancı maddeler, sillerin genize doğru tek yönlü hareketi ile mukusla beraber dışarı atılır. Soluk borusundaki kıkırdak halkalar, soluk borusunun devamlı açık kalmasını sağlar. Soluk borusu
iki bronşa ayrılır

Bronşlar akciğerler içinde ince birçok kollara ayrılır ki bunlara bronşcuk denir.
Bronşçuklarda kıkırdak halkalar bulunmaz. Kaslı bir yapı vardır. En ince bronşcukların
uç noktaları alveol adı verilen hava kesecikleri ile sonlanır.
Alveollerin duvarlarında tek katlı yassı epitel bulunur ve etrafı çok sayıda kılcal
damar ile çevrilidir. Alveollerle akciğerin iç yüzeyi 100 m2 ye ulaşmıştır. Alveollere giren
havanın oksijeni, içindeki nemde çözünür ve hızla epiteli geçerek kılcal damara girer.
Karbondioksit de aksi yönde kılcaldan epitel aracılığı ile alveole difüze olur. Alveollerin iç yüzeyi lipoprotein yapılı bir salgı ile örtülüdür. Aveolleri oluşturan epitelin ürünü olan bu salgı, kılcallardan alveollere su geçişine engel olur. Bu sayede solunumla su kaybı azaltılmış olur. Ayrıca lipoprotein alveollere esneklik kazandırdığı için
havanın dışarı atılması da kolaylaşır.
Akciğerler göğüs boşluğunda bulunur. Göğüs boşluğu, karın boşluğundan çizgili kas
yapısındaki diyafram ile ayrılır. Akciğerler, sağ ve sol akciğer olmak üzere iki tanedir.
Sağ akciğer üç bölmeli (loplu), sol akciğer iki bölmeli (loplu) dir. Sol akciğerin alt kısmında
kalp bulunur. Akciğerler pleura adlı iki katlı ince zarla örtülüdür. Bu iki zar arasında az miktarda sıvı ve hava bulunur. Pleura zararları arasındaki sıvı sayesinde kaburgaların akci-
ğere zarar vermesi önlenir
3.Solungaç solunumu
Balıklar, kurabağa larvaları, suda yaşayan solucanlar, yumuşakçalar ve eklembacaklılarda görülür.
a)Dış solungaçlar
Vücut dışında bulunurlar.
Tüylü, iliksi veya yaprak şeklinde olabilir.
suda yaşayan bazı omurgasızlarda, kurbağa larvalarında bazı semender ve akciğerli balıklarda görülür.
b)İç solungaçlar
Kıkırdaklı ve kemikli balıklarda görülür.
Kıkırdaklı balıklarda (köpek balığı)solungaç kapağı bulunmaz. Başın her iki yanındaki solungaçlarda 5-7 yarık bulunur.
Kemiklilerde
solungaç kapağı
bulunur.Bu kapak
solungaç yayları
ve
solungaç yaprakları
nı örter.
Solungaç yapraklarında bol miktarda kılcal damar vardır.
Gaz değişimi solungaç yaylarının arasından geçen su ile solungaç yapraklarını saran kılcal damarlar arasında olur.
Sudaki oksijeni tam anlamıyla kullanmak için solungaçlı canlılarda birtakım adaptasyonlar bulunur.
Kemikli balıkların çoğunda yüzme keseleri bulunur.
Bazı balıklarda solungaçlara yakın
hava keseleri

bulunur. Nehirsuları çekildiğinde akciğer gibi kullanılan bu keseleri taşıyan balıklara akciğerli balıklar denir.
Gazların çözünürlüğü sıcaklıkla ters orantılı olduğundan soğuk sularda yaşayan balıklar daha iri vücutludur.
4.Akciğer solunumu
Ergin kurbağa, sürüngenler kuşlar ve memelilerde bulunur.
Gelişmişlik ve metabolizma için gerekli gaz farkından dolayı kurbağalardan memelilere akciğerde gaz değişim yüzeyi artar.
Akciğerlerin vücut içine doğru genişlemesi su kaybını önlediği için hayvanların kara yaşamına uyumunu kolaylaştırır.
Kuşların akciğerlerinde hava depolayan
hava keseleri
bulunur. Bu keseler gaz alışverişinde doğrudan görevli değildir. Hava akışını bir körük gibi yönlendirir. Ayrıca vücut yoğunluğunu azaltarak uçmayı kolaylaştırır. Kemik boşluklarıyla bağlantılıdır.
Kuşlarda sistem içindeki havanın akış yönü ile kılcal damarlarda kanın akış yönü terstir. Böylece havadaki oksijenden daha fazla faydalanır.
Soluk alışverişinin olması için hava basıncının değişmesi gerekir. Hava basıncını değiştiren diyafram ve kaburga kaslarıdır. İnsanlarda ve diğer memelilerde havanın emilmesi sağlanır buna
negatif basınç solunumu
denir. Akciğerler kasılıp gevşeyemez, omurilik soğanındaki solunum merkezinden gönderilen sinir impulsları, diyafram ve kaburga kaslarını her dört – beş saniyede bir uyararak
kasılmalarına neden olur.
Soluk Alışverişi
Akciğerler kasılıp gevşeyemez, omurilik soğanındaki solunum merkezinden gönderilen sinir impulsları, diyafram ve kaburga kaslarını her dört – beş saniyede bir uyararak
kasılmalarına neden olur.
Diyaframın kasılması, piston gibi aşağıya inmesine neden olur. Kaburga kaslarının
kasılması, kaburgaların yukarıya ve göğüs kemiğinin de dışarıya doğru hareketini sağlar.
Böylece göğüs kafesi genişler ve akciğerin hacmi artar. Akciğer hacminin artması, alveoller içindeki hava basıncının, atmosferik basıncın altına düşmesine neden olur.Gazların yüksek basınçlı bölgeden alçak basınçlı bölgeye doğru hareketi ile hava burun
deliklerinden hızla girerek alveollere ulaşır. Bu sırada göğüs boşluğu karın boşluğuna
doğru genişlemiş olduğundan karın iç basıncı artmıştır
Soluk verme sırasında diyafram ve kaburga kasları gevşer. Diyafram gevşeyince,
yukarı doğru kubbeleşir. Kaburga kasları gevşeyince, kaburgalar ve göğüs kafesi aşağı
doğru iner. Böylece gögüs kafesi daralır ve akciğerin hacmi azalır. Akciğer hacminin azalması, alveollerin içindeki hava basıncını artırır ve hava geldiği yoldan dışarı atılır . Soluk verme,
enerji harcanmadan gerçekleşen pasif bir olaydır.
Her soluk alışta akciğere giren havaya tidal hava denir. Zorlayarak alınan en yüksek miktardaki havaya ise vital kapasite (canlı kapasite) denir.
Soluk Alışverişinin Düzenlenmesi
Solunum denetleme merkezi beynin omurilik soğanı (medulla oblangata) ve pons adlı kısımlarında bulunur.
Egzersiz yapılırken kan ve doku sıvısının (beyin – omurilik sıvısı) pH'ında küçük bir
azalma (CO2 artması) ile omurilik soğanı uyarılır, solunumun hızı ve derinliği arttırılarak
fazla CO2'nin dışarı atılması sağlanır
Solunum denetimi dolaşım denetimi ile birlikte yapılır. Egzersiz sırasında, kandaki
CO2'in artması omurilik soğanını uyarır. Omurilik soğanı önce kalp atışlarının daha sonra soluk alışverişinin hızlanmasını sağlar. Böylece kandaki CO2 hızla dışarıya gönderilmiş ve kanın pH'sı normale gelmiş olur.
Akciğerde Gaz Değişimi
Gazların difüzyonu, kısmi basınç değerlerindeki farklılığa bağlıdır. Bir gaz daima yüksek kısmi basınca sahip olduğu bölgeden difüzyon
yapar. Kandaki CO2 alveole, alveol boşluğundaki O2 de epiteli kaplayan sıvıdan çözünerek kana
difüze olur. Bu
kan kalbe döndüğünde büyük kan dolaşımı ile doku kılcallarına ulaşır. Doku kılcallarında
kısmı basınç farkından dolayı O2 kandan dokulara, CO2 dokulardan kana difüze olur.
Solunum Gazlarının Taşınması
Kanda gazların taşınmasını sağlayan özel pigmentler bulunur. Tüm omurgalılarda
ve bazı omurgasızlarda bulunan ve kana kırmızı renk veren taşıyıcı pigment hemoglobindir. Omurgalılarda hemoglobin alyuvarın içinde, omurgasızlarda kanın sıvı kısmı olan
plazmada bulunur. Memelilerde alyuvarların çekirdek ve organelleri olmadığı için çok miktarda hemoglobin bulundurur (280 milyon kadar).

Hemoglobin, protein yapılıdır. Bitkilerdeki klorofil molekülüne benzer ancak hemoglobinde demir, klorofilde magnezyum atomu bulunur. Hemoglobinde demir atomunun bağ-
landığı moleküle hem denir. Hemoglobinin yapısında dört tane hem molekülü vardır. Her
bir hem molekülü bir molekül O2 bağlar.

Yumuşakçalarda, hemosiyanin adlı taşıyıcı pigment bulunur. Hemosiyanin demir yerine bakır bulundurur. Kana mavi renk verir. Hemosiyanin,
hücre içinde değil plazmada yer alır
Bazı halkalı solucan türlerinde hemoeritrin, bazı halkalı solucan türlerinde
ise klorokrorin adlı pigmentler bulunur. Her iki pigmentinde yapısında
demir vardır. Hemoeritrin kana kırmızı renk, klorokrorin yeşil renk verir. Hemoeritrin kan hücresi içinde, klorokrorin plazmada bulunur. Bazı omurgasızlarda ise hemoglobin vardır. Omurgasız hemoglobini kan plazmasında
yer alır
Taşıyıcı pigmentler kanın O2 taşıma kapasitesini arttırır. Kanın sıvı kısmında çok az
O2 çözünebilir. Hücrelerin gereksinim duyduğu O2ʼyi sağlayabilmek için kan, normal olarak dakikada 5 litrelik hızla akar. O2 yalnızca plazmada taşınsaydı hücrelerin gereksinim
duyduğu O2ʼyi sağlayabilmek için kanın 75 kat daha hızlı akması gerekirdi. Taşıyıcı pigmentlerin en önemli özelliği O2 ile tersinir tepkimeye girmeleridir. Yani oksijenle kolayca
birleşip, kolayca ayrılmalarıdır
Oksijen Taşınması
Oksijenin %98ʼi alyuvarın içinde hemoglobine bağlanarak taşınır. Her hemoglobin
molekülü (Hb) dört molekül O2 taşıyabilir. Oksijenin %2 si plazmada taşınır.
Hemoglobin, oksijen oranının yüksek olduğu yerde O2 ile birleşme eğiliminde, düşük
olduğu yerde de ayrılma eğilimindedir. Bu nedenle O2 oranının yüksek olduğu akciğer
kılcallarında hemoglobin O2 ile birleşerek oksihemoglobin (HbO2) haline gelir;
Dokulardaki O2'nin kısmı basıncı düştükçe, oksihemoglobinin
hemoglobin ve O2'e ayrışma eğilimi de artar bu nedenle bu grafiğe ayrışma eğrisi denir.
Grafikte görüldüğü gibi hemoglobin akciğerlerde yaklaşık %98 O2'ye doymuştur. Buna
karşın dinlenme durumunda yaklaşık %68 lik doymuşluk gösterir. %98 – %68 = %30'luk O2 dinlenme durumundaki dokulara bırakılan O2'dir. Demek ki oksihemoglobin O2'nin
yarısından azını dokulara bırakmaktadır. Egzersiz sırasında oksihemoglobin O2 nin daha
fazlasını dokulara bırakır
Full transcript