Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

FOTOĞRAFÇILIKTA GECE ÇEKİM TEKNİKLERİ VE FOTOĞRAFTA KOMPOZİS

No description
by

Asel Durdu

on 4 February 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of FOTOĞRAFÇILIKTA GECE ÇEKİM TEKNİKLERİ VE FOTOĞRAFTA KOMPOZİS

FOTOĞRAFÇILIKTA GECE ÇEKİM TEKNİKLERİ VE FOTOĞRAFTA KOMPOZİSYON
Öncelikle şunu belirteyim, her türlü ışık ortamında fotoğraf çekme imkanımız var, önemli olan o anda elimizdeki ekipmanı ne şekilde kullanabileceğimizi bilmek.
Elimizdeki ekipmandan kastımız ne?
Fotoğraf makinemiz yüksek ISO’da bizi ne kadar tatmin ediyor?
Lensimizin diyaframı ne kadar açılabiliyor yani f değeri ne kadar küçük?
Tripodumuz var mı?
Flaşımız var mı?
Işık azaldıkça fotoğraflarımızın çekim süresi yani enstantane azalır. Enstantanenin uzaması fotoğrafların flu çıkmasını beraberinde getirir.
Flu fotoğrafın önüne geçebilmek için net fotoğraf çekebilmek için ne kadar enstantaneye ihtiyacımızın olduğunu bilmeliyiz.

GECE GÖKYÜZÜ FOTOĞRAFI ÇEKME
Ortam:
Malum çoğumuz şehirlerde yaşıyoruz ancak gece şehrin gökyüzüne yansıyan ışıkları istediğimiz gökyüzü fotoğrafını çekmek için büyük bir engeldir. Öncelikle şehir ışıklarından oldukça uzak bir mekana gitmemiz gerekiyor.

FOTOĞRAFTA KOMPOZİSYON VE GÖRSEL ÖĞELER
FOTOĞRAFIM NE ANLATIYOR?
KOMPOZİSYONDA İLGİ MERKEZİ

Fotoğrafı izleyen birinin ilk dikkatini çeken öğe, ilgi merkezi olmuş olabilir ama bu bizim planladığımız öğe değilse o zaman bir şeylerin ters olduğunu düşünmeye başlamalıyız. İzleyenin bizim istediğimiz öğeye öncelikle odaklanması için, ilgi merkezi olarak düşündüğümüz öğeyi ön plana çıkarmalıyız.

KOMPOZİSYONDA YARDIMCI ÖĞELER
Çoğu fotoğraf makinesi kullanıcısı için fotoğraf çekimi gün ışığının olduğu zamanlarda yapılır, güneşin batmasıyla da fotoğraf makinesi çantaya girer ve bir sonraki gün doğumunu bekler. Fotoğraf çekimi için mutlaka bol ışık mı gereklidir? Hayır, her türlü ışık ortamında fotoğraf çekilir, sadece çekim süresi değişiklik gösterecektir.

Tolgay Reis
1453100014

İyi bir fotoğraf için en iyi yol yörüngeye çıkmak olsa da maddi sebeplerden dolayı çoğumuz bunu yapamayacağız. Bu durumu aşmak için birinci yol, mümkün olan en yüksek rakıma çıkmak ve havanın mümkün olan en az neme sahip olduğu bir anı yakalamak. Dikkat ederseniz gözlemevleri de tam da yukarıda saydığım şartların olduğu yerlerde bulunurlar.
Çekim saati çok önemlidir. Güneş batmış gibi görünse de açısal olarak üst atmosfere güneş ışığı yansımaya devam edecektir, bu da daha az yıldızın görünür olmasına neden olur. Bu sebeple gün batımından en az 4 saat sonra çekim yapmanız uygun olacaktır. Yaz günü çekim yapacağımızı varsayarsak gece 1.00 ile sabah 4.00 arası en uygun saatlerdir diyebiliriz.
Ayrıca gökyüzünde dolunay olması da yıldız görünürlülüğü açısından bir dezavantaj oluşturuyor, çekime giderken ayın hilal olduğu günleri seçmekte yarar var.

Ekipman:
En önemli 2 ekipman lens ve tripod. Lensin mümkün olan en geniş açıya sahip olması önemli. 18mm ile başlayan lensler çoğumuzda var. Mümkün ise 10-20mm gibi daha geniş açı lensler daha iyi bir sonuç verecektir.
Tripodun uzun pozlama yapacağımız için titremeyecek kalitede, sağlam bir yapıda olması önemli yoksa emeklerimiz boşa gider. Eğer tripodumuz hiç yok ya da kalitesiz ise diğer bir yol da şudur, malum şehir dışına çıkıyoruz muhtemelen aracımız da vardır yanımıza fotoğraf makinesini koyabileceğimiz bir tabure, koli, sandık gibi bir obje getirebilir ve bunu kullanabiliriz.

Son olarak, bunca emeğin boşa gitmiş olduğunu evde öğrenmemek için mümkünse yanımıza dizüstü bilgisayar götürmeliyiz. Çekimden sonra hızlıca büyük ekranda netleme doğru olmuş mu bakmalıyız çünkü özellikle yıldız gibi küçük objeler makinenin küçük ekranında yanlış netlendiği halde doğru netlenmiş gibi görünebilmektedir.

Kompozisyon:
Akla ilk gelen şey gökyüzüne dik olarak bir çekim yapmak olsa da genelde kadraja; orman, terk edilmiş bir kulübe, kayalar vs gibi bir obje koymak çok daha güzel bir sonuç elde etmemizi sağlar. İlle gökyüzü çekilecekse Samanyolu en güzel sonucu alacağımız noktadır. En çok yıldız Samanyolu kadrajında görünür olacaktır. Bu arada kadrajda kulübe veya araç varsa çekim sırasında kısa süreyle bu objelere el feneri tutmak muhteşem sonuçlar verecektir.
Belirginlik;
Fotoğrafın illa bir şey anlatması gerekmez. Yeri geldiğinde sadece görsel olarak hoşumuza giden, bizde bazı hisler uyandıran bir öğeyi ya da manzarayı da fotoğraflamak isteyebiliriz. Burada bahsettiğimiz içinde bir hikaye barındıran, bir şeyler anlatmaya çalıştığımız fotoğraflar. Belgesel fotoğrafı, sokak fotoğrafı ya da bir gezi fotoğrafı olabilir. Bu tarz fotoğrafları sadece kendimiz anlayabilelim diye çekmiyorsak yani amacımız tek kişilik bir sanat ürünü değilse o zaman anlatmak istediğimiz şeyi izleyene belirgin olarak anlatacak şekilde bir fotoğraf çekmeliyiz. Fotoğrafa bakıldığında ne anlatılmak istendiği belirgin mi? İzleyenler bizim ne anlatmak istediğimizi mi anlıyor yoksa herkes kendine göre bir şeyler mi anlıyor?

Sadelik
Sadelik fotoğrafımızda belirginliği destekleyen bir niteliktir. Konumuzu çerçevede uygun bir yere yerleştirdiğimizde, çerçevenin içinde kalan diğer öğelerin fotoğrafa ne kattığını kendimize soralım. Eğer bir öğenin fotoğraf içinde bulunmaması fotoğrafımızdan bir şey götürmüyorsa o öğenin karede görünmesine gerek yoktur diyebiliriz. Burada konumuz yani ilgi merkezimiz dışında dikkati dağıtacak öğelerden arınmış, olabildiğince sade kareler elde etmek amacımız olmalıdır. Öğeleri çerçevemizden çıkarmak için bakış açımızı değiştirebileceğimiz gibi diyaframı kullanarak sınırlı keskinlik ile konumuzun önündeki ve arkasındaki dikkat dağıtıcı öğeleri bulanıklaştırabiliriz.

Leke
Özellikle arkadan aydınlatılmış öğlelerin detayları kaybolurken şekilleri ortaya çıkar.  Bunu sağlayan ters ışığın sağladığı kontrast farkıdır. Fotoğrafta bu şekilde kontrast farkı ile ortaya çıkmış detay içermeyen koyu renkli şekillere leke diyoruz. . Lekeler özellikle siyah beyaz fotoğrafta sıkça kullanılır. Bizde kolaylıkla leke içeren fotoğraflar çekebiliriz. Yapmamız gereken konumuzu yüksek parlaklığa sahip bir arka plan önüne yerleştirmek ve poz ölçümünü arka plandan yapmak olacaktır.

Form
Dünyamız ve görüşümüz üç boyutlu olsa da fotoğraflar iki boyutludur. Her ne kadar üç boyutlu fotoğraf makineleri piyasaya çıkmaya başlamış olsalar da bunların sonuçlarını görebilmek için de ek üç boyutlu gözlükler kullanmamız gereklidir yani doğal üç boyutlu fotoğraflardan söz etmek mümkün değildir. Nesneler üçüncü boyutları sayesinde bir hacme ve dolayısıyla da bir forma sahiptirler, peki fotoğraflarımızda formu gösteremez miyiz? Elbette gösterebiliriz. Bir nesnenin formunu belirtmek için iki yöntem kullanabiliriz:
Perspektif kullanarak
Işık kullanarak
Perspektif kullanarak yapabileceğimiz nesneyi formunun belli olacağı bir açıdan çekmek olacaktır.

Formu ortaya çıkarmak için en uygun yöntem ise ışığın aydınlık ve gölge alanları ortaya çıkarmasını sağlamak ya da bunu sağlayacak uygun ışığı beklemektir. Bu amaç için en uygun ışık genelde yanal ışık olmaktadır. Kendimiz en uygun ışığı konumuza göre belirleyebiliriz.

Desen ve Doku
Doku, dümdüz olmayan, belli girinti çıkıntılara sahip yüzeyler için kullanılır. Dokunun belirgin olabilmesi için de mevcut ışığın yönü çok önemlidir. Dokuya düz gelen ışık yerine gölge oluşturup dokunun formunun ortaya çıkmasını sağlayacak yanal ışık tercih edilmelidir.
Doku çevremizde iki türlü bulunabilir:
Nesnelerin sahip olduğu dokular: duvar dokusu, parke yüzey dokusu, hasır sepet dokusu gibi.
Tekrar eden nesnelerin oluşturduğu dokular: insan kalabalığı bunun için en güzel örneği oluşturur.

Arka plan
Fon ya da tam Türkçe ismiyle arka plan konumuzun arkasında bulunan bölümdür. Arka plan konuyu bütünleyecek şekilde olabileceği gibi, dikkati dağıtacak şekilde de olabilir. Burada dikkat etmemiz gereken her zaman olduğu gibi sadelik prensibidir.

Ön Plan
Ön plan da arka plan gibi konumuzu destekleyecek bir yapıda olabilir. Kimi durumlarda konumuzun önüne yerleştireceğimiz nesnelerle önde yer alan ve dikkati dağıtabilecek şeylerin kareye girmesini engelleyebileceğimiz gibi parmaklık, tel çit gibi nesnelerin arasından çekim yaparak farklı görsel etkiler de yakalayabiliriz.

Burada ilgi merkezi nerededir, hangi öğededir? Cevaplaması gerçekten zor çünkü karedeki tüm elemanlarla tek bir hikaye anlatılıyor. Rengarenk yapısı ile Van Gogh’un Yıldızlı Gece tablosu daha ön plandaymış gibi dursa da, o ve onu sayısal olarak fotoğraflamaya çalışan bayanlar hikayede eşit bir öneme sahipler. Yani benzer ağırlığa sahip ilgi merkezleri tek bir fotoğrafta yer alabilirler.

Şüphesiz alttaki karenin ilgi merkezi, yüzeyde yağmur ile oluşmuş su damlaları ve birikintisidir. Bunda hem bu bölümün fotoğraftaki yerleşimin, hem de keskinliğin etkisi var. Bunu belirttikten sonra belirtmeden geçemeyeceğimiz diğer konu ise fotoğrafta ikincil bir ilgi merkezinin daha olduğudur: şemsiye ve onun taşıyıcısı. Dikkat ederseniz su birikintisinden hemen sonra gözünüz o öğeye geçiyor ve bu, su birikintilerinin kaynağının yağmur olduğunu anlatıyor yani fotoğraftaki bütünlüğün de bir parçası. Bu kare hikaye içeriyor da diyebilirsiniz ama bana göre görsel anlatıma sahip olsa da, yağmuru anlatsa da, derin bir hikaye barındırmıyor.

KOMPOZİSYONDA BAKIŞ AÇISI VE PERSFEKTİF

Soru: Perspektif Nedir?Cevap: Görsel sanatlarda perspektif, üç boyutlu düzlemdeki bir nesnenin, gözümüzün algıladığı şekliyle 2 boyutlu düzlemde gösterilmesidir.
Tanım böyle, peki pratikte perspektif nasıl görünür? Perspektif, konumuza nereden ve hangi doğrultuda baktığımıza göre değişiklik gösterir. Yani bir konuya farklı açılardan bakarak konunun farklı görünümlerini elde edebiliriz. İkonik yapılarda bu çok güzel görülebilir. Aynı konunun pek çok fotoğrafını internette görebilirsiniz ama gene de birbirinden oldukça farklı görünen fotoğraflar elde edilmektedir.

KOMPOZİSYONDA KONUYA YÖNELİM
Fotoğrafta konu her şeydir. Konusuz fotoğraf olur mu? Sanırım olmaz. Kompozisyon konusunda kompozisyonun temel kurallarını anlatırken, bir yandan da konuyu ön plana çıkarmak için kullanabileceğimiz yöntemleri göstermekteyiz. Konuya yöneltimden kastımız da İngilizcedeki ‘leading lines’ yani izleyenin çeşitli yardımcı öğeleri takip ederek fotoğrafın ana öğesine yöneltilmesi.

Fotoğraftaki tüm çizgiler ve merdivenin kendisi bizi siyah insan lekesine yönlendirmekte. Konu burada insan olmayabilir ama insanı fotoğraftan çıkardığımızda etkisinin azalacağını düşünmekteyim. Bu fotoğraf bir bütün olarak etkileyici ve bunda konuya yöneltimin katkısı göz ardı edilemez.

Yüksek kontrastlı siyah beyaz kullanımının da katkısı ile gözümüz siyah korkulukları takip ederek üst katlara doğru spiral hareketi çiziyor. Yalnız tepeden sarkan ağırlıklar akışı zedeliyor.

KOMPOZİSYONDA ÖLÇEK
Fotoğrafta yer alan öğeler düşündüğümüzden daha büyük ya da daha küçük olabilirler. Öğelerin boyutları hakkında yorum yapabilmek için referans olarak alabileceğimiz yardımcı nesnelere ihtiyacımız olmakta. İnsan gibi boyut karşılaştırması yapmakta etkili olan öğelerin karemize girmesi de ölçek konusunda yararlı olabilmekte.

Yukarıdaki kareye baktığımızda ilk gözünüze çarpan bize doğru yürümekte olan bayan oluyor. Fotoğrafçı bir reklam panosu çekmiş ve boyutu vurgulamak için de kadrajda insan bulunmasına özen göstermiş.
Bu sayede biz de bu reklam panosunun yaklaşık 5-6 insan boyunda, yani 10m kadar yüksekliğe sahip olduğunu anlayabiliyoruz. Kompozisyonda ölçek, bilinen boyutları referans alarak farklı boyutlar hakkında yorumda bulunabilmemiz anlamına geliyor.

Bu karede perspektifin yaratıcı ve etkileyici bir biçimde kullanılması ile ölçek, esprili bir anlatım sunar hale geliyor.
KOMPOZİSYONDA ZAMANLAMA
Videonun aksine, fotoğraf tek bir kareden oluşur. Anlatmak istediğimiz göz açıp kapayana kadar geçen bir sürede de olsa, saatler de sürse bunu tek bir karede anlatmamız gerekir. Yani fotoğraf için zaman ve zamanlama çok önemlidir.
Merdivenin önündeki su birikintisine basmamak için zıplamayı seçen bayanı fotoğraftan çıkardığımızda, bomboş bir yağmur karesi ile baş başa kalıyoruz. Sıçrama hareketi olmasa, yürüyen bir insan olsa gene de etkili bir kare olurdu ama bu yerden yüksek konum sayesinde yağmurun insan yaşamındaki etkisini de gördüğümüz için olsa gerek, fotoğraf daha bir değerli oluyor. Sıçrama ile bu kişi ıslanmaktan ne kadar kurtulmuştur bilinmez ama fotoğrafçının zamanlanması bu kareyi bu kadar hoş kılmakta.

RENK
Fotoğrafçıların bir bölümü siyah beyazın anlatımdaki saflığını daha çok sevdiği için renkli yerine siyah beyaz fotoğraf çekmeyi tercih ederken, çoğunluk dünyayı gördüğümüz gibi yani renkli fotoğraflamayı tercih eder. Renk konu anlatımında ana unsur olabileceği gibi tamamlayıcı da olabilir. Renklerin dikkatsiz kullanımı ise fotoğrafı izleyenin dikkatini dağıtarak kompozisyon konumuzda vurguladığımız belirginliği zedeleyebilir.

Siyah beyaz fotoğrafta sadece belli nesneleri renkli bırakarak ya da renklendirerek o nesnelerin öne çıkmasını da sağlayabilirsiniz
KONTRAST
Kontrast yani karşıtlık, zıtlık, hayatımızın vazgeçilmez kavramlarından biridir. Bu nedenle fotoğraflarımızda da çok sık yer alır. Duyduğumuzda ilk olarak renk tonları arasında bir ilişki çağrışımı yapsa da, biçimsel olduğu kadar içeriksel kontrast da olağandır.

Biçimsel değil, içeriksel de olabilir ki bu durumda karşıtlık yerine çelişki kelimesi ile daha iyi karşılanabilir.
Öncelikle biçimsel ve içeriksel ile ne kastettiğimize bakalım. Biçimsel kontrast, fotoğraf elemanları arasındaki görsel karşıtlığı, zıtlığı ifade eder. Bu elemanlar renk olabileceği gibi lekelerin fiziksel görünüşleri de olabilir. Yatay lekelerle dolu bir fotoğrafta bazı lekelerin dikeyde bulunması bu zıtlığa örnek olarak verilebilir.

İçinde üç farklı giyiniklik seviyesinde leke bulundurarak içinde bulunduğunuz toplumun sahip olduğu çelişkileri görselleştirmeyi başaran bir fotoğraf olmuş.
En bilinen biçimsel kontrast da şüphesiz açık ve koyu tonlar arsasındaki farktan kaynaklanan kontrast olacaktır. Renkli fotoğrafta da kontrast önemli bir özelliktir ama siyah beyaz fotoğraftaki önemi çok daha fazladır. Kontrastı az olan fotoğrafların gücü daha azdır; bu nedenle siyah beyaz fotoğrafta kontrasta daha fazla dikkat edilir. Kontrastı çok arttırmak, orta tonları fotoğraftan çıkarıp sadece siyah ve beyaza sahip fotoğraflar elde etmek de mümkündür.

Üsttekinde farklı yöne bakmaktan kaynaklanan bir kontrast söz konusu. Peki bu biçimsel mi içeriksel mi? İçeriksel kontrast değil çünkü fotoğrafın özünde bir çelişki ya da zıtlık mevcut değil. Birbirlerinin şekillerini güçlendiren zıt yöne bakma nedeniyle şekilsel zıtlığın sağladığı biçimsel kontrast var demek daha doğru olacaktır.
Bu fotoğrafta İki kişiyi ortak noktada buluşturan içtikleri sigara olmakta. Fotoğrafın içeriğine baktığımızda, basit eylemler insanları ‘eşit’ hale getirebilir yorumunu yapabiliriz.
İNSAN
İnsan yeri geldiğinde kalabalıktan kaçmayı, doğaya dönmeyi düşlese de sosyal bir canlıdır ve diğer insanlarla etkileşimde olma ihtiyacı içindedir. Bu sosyal ihtiyaç kendini fotoğraflarda da belli eder. İnsan eliyle oluşturulmuş yapıların fotoğraflarında insan öğesini ararız çünkü yapıyı insanla birlikte düşünmeye alışmışızdır.

Yukarıdaki fotoğrafta grafiti yapılmış bir duvar fotoğraflanmış. İnsan öğesi hem ölçeklemede yardımcı oluyor hem de fotoğrafı daha çekici hale getiriyor.
Kurgusal fotoğraf çekiyorsak da kullandığımız insanların mekana ve konuya uygun olması, inandırıcılık açısından önemlidir. Aşağıdaki fotoğrafta ağlarını tamir eden balıkçı için pürüzsüz ele sahip birini kullanıyor olsaydık izleyenler aynı algıya sahip olabilirler miydi?
İnsanların kullanılması için yapılmış cihazların fotoğraflarında insana yer verilmesinden daha doğal ne olabilir ki. İşte bu nedenle, cihazları yalnız başına fotoğraflamak yerine insan öğesi ile birlikte fotoğraflamak sahip olacağı etkiyi arttıracaktır. İnsanı cihazı kullanırken fotoğraflamak ise en etkileyici yöntem olacaktır.
Manzara fotoğrafında insan olmaz diye bir kural yoktur. Kendimize sınırlar koymak yerine daha geniş düşünelim ve içimizden geldiği gibi kompozisyonumuzu oluşturalım.
IŞIK
Fotoğraf çekerken ışık, kompozisyon açısından bizim için görünür fark yaratan başka özelliklere sahiptir. Bunları aşağıdaki gibi gruplandırabiliriz:
Işığın yönü: Tepe ışığı, alttan ışık, tam cephe ışığı, yarı cephe ışığı, yanal ışık,  tam ters ışık, yarı ters ışık.
Işığın yoğunluğu: Doğrudan ışık, yansımış ışık, yumuşatılmış ışık.
Işığın kaynağı: Doğal ışık, yapay ışık.
Işığın rengi: Yapay ışıkta ışık kaynağına göre, doğal ışıkta ise zamana göre değişiklik gösterir. Akkor lambaların sarımsı ışık vermesi, günbatımında çekilmiş fotoğrafların daha sıcak tonlara sahip olması gibi.
Işığın bu özellikleri fotoğraf üzerinde ciddi etkilere sahiptir ki değişkenlerin dikkatli kullanımı ile fotoğrafın istediğimiz tonlarda ve detay barındırır halde olmasını sağlayabiliriz.
Fotoğrafladığımız dünya üç boyutludur. Yani nesnelerin sahip oldukları şekilleri belli eden bir de derinlik boyutu da mevcut. Bunu fotoğrafa aktarabilmemiz için nesnenin alacağı ışığın yönü son derece önemli olmaktadır.
Örnek olarak siluet fotoğraflarını verebiliriz. Ters ışıkla çekilen siluet fotoğraflarında konunun arkasında kalan ışık sayesinde konunun sadece şekli belli olur, detay görmek imkansızdır.
Nesnelerin şekillerinin ne kadarının belirgin olmasını istiyorsak, ona uygun ışık yönü kullanmalıyız. Mesela kabartmalı desene sahip bir nesneye yanal ışık verirsek kabartmaların gölgeleri birbirlerini görünmez hale getirebilir. Bunun yerine tam cephe ışığı kullanabiliriz. Kabartmanın derinliğini belirgin kılmak içinse yanal cephe ışığı kullanılabilir yani elde edilmek istenen sonuca uygun ışık kullanmak gereklidir.
Bu fotoğrafta yanal ışık kullanımını görüyoruz.
Bu fotoğrafta yapay ışıkların hem kendinin, hem de yansımasının kullanımını görüyoruz.
Bu fotoğrafta ise ışığın renginin, konunun rengine etkisini görmekteyiz. Mavi yapay ışık, çocuğun renginin de mavimsi olmasına neden olmuş.
Işığın yoğunluğunu ise ışık kaynağı ile ilgili bir değişkendir. Güneş gibi bir ışık kaynağına müdahale etme şansımız yoktur ama ek cihazlarla yoğunluğu ayarlayabilmek mümkündür. Güneş ışınlarının çok sert gelmesi durumunda konuyla güneş arasına ışığın yoğunluğunu düşürücü yarı şeffaf paneller koyarak ışığı yumuşatmak mümkündür. Flaşlı çekimlerde de ışığın yoğunluğunu düşürmek için softbox, şemsiye gibi yardımcı ekipmanlar kullanılmaktadır.
Full transcript