Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

TÜRK - İSLAM DEVLETLERİNDE TOPLUM YAPISI

No description
by

Arzu Gülşen

on 30 November 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of TÜRK - İSLAM DEVLETLERİNDE TOPLUM YAPISI

TÜRK -İSLAM DEVLETLERİNDE TOPLUM YAPISI


ADI : ARZU
SOYADI :GÜLŞEN
SINIF : 11 - G
NO : 961

1 – TOPLUM YAPISI



751 Talas Savaşından sonra islam medeniyeti içine giren Türklerin sosyal ve kültürel yaşantılarında, eskisine göre önemli değişiklikler meydana gelmiştir.

Türk bozkır kültürüyle İslam kültürünün kaynaşma süreci, Karahanlı Devleti Döneminde başladı. Karahanlılar Türk-İslam toplumunun oluşturulmasında köprü görevi gördü.
Büyük Selçuklu Devleti'nin merkezî ve güçlü bir devlet olarak kurulmasıyla toplum yapısı büyük ölçüde değişti. Selçuklular zamanında toplum, yönetenler (hanedan ve idareciler) ve yönetilenler (halk) olmak üzere iki bölümden oluşmaktaydı.

A)YÖNETENLER
• Hanedan üyeleri,
• asker,
• vali ve
• din adamları yönetici sınıfı olusşturmaktaydı.
Toplum yapısının en üstünde yer alan sultanın toplumsal konumu, idarecilere ve halka karşı sorumluluk ve görevlerini yerine getirmesine bağlıydı. Görevi ihmal, adaletten ayrılma ve toplum refahını sağlayamama iktidarı kaybetmek için önemli sebeplerdi.
İlk Müslüman Türk devletlerinde idareciler genelde Türk'tü ancak Gaznelilerde Hintli, Selçuklularda Fars,Arap kökenli idarecilerde bulunurdu.
Halk ise farklı ırk ve boylardan meydana gelmekteydi.
Karahanlı Devleti'nde toplum tamamen Türk'tü. Gaznelilerde Gurlular, Hindular gibi farklı unsurlar da yer almaktaydı.
• Büyük Selçuklu Devleti'nde devleti kuran Türklerin yanı sıra İranlı ve Arap unsurlar yer alırken
• Tolunoğulları, İhşidiler ve Memluklularda ise halkın büyük çoğunluğunu Arap, Rum, Berberi, Mısırlı vb. Türk olmayan unsurlar oluşturmaktaydı.
B) YÖNETİLENLER(Halk)
Her türlü millet ve dinden oluşan halk sınıfıdır. ilk Türk devletlerinde olduğu gibi aile, ailelerin birleşmesiyle boy ve boyların birleşmesiyle bodun şeklinde teşkilatlanmaktaydı .
Halk devlete vergi verir kanun ve kurallara uyardı.

Halk Müslimler
(Türkler-Araplar-Farslar)
ve
Gayr-ı Müslimler
(Gök tanrıya inanan Türkler- Hıristiyanlar-Yahudiler-Rumlar ve Ermeniler-Hindular vs.)
olarak ikiye ayrılırdı.
Müslüman Türklerde boy teşkilatlanması devam etmiştir. .
Müslümanlar arasında Tarikatlar-Tasavvuf ehli (Sufiler)ve Selçuklularda da Ahiler önemli gruplardı.
Türk-İslam devletlerinde toplumsal dayanışmada çok önemli olup , Vakıflar denilen birçok sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumları vardı.
Karahanlılar-Gazneliler ve Selçuklular sağlık alanında Darüşşifa-Darülafiye-Bimarhane adı verilen Hastaneler kurmuşlardı.
Ayrıca ticareti geliştirmek için
Kervansaraylar
ve
Ahi teşkilatları
vardı. Türkler Müslüman olduktan sonra Türkmen adını almışlar, göçebe Türkmenlere ise
Yörük
denmiştir.
DARÜŞŞİFA
Şehirliler
Tacirler, zanaatkârlar, devlet memurları, askerler şehir ve kasabalarda yaşarlardı. Türk şehirlerinin etrafını çeviren surların içerisinde saray, hükûmet konağı, kışla, cuma camisi, meydan, pazar yeri, ribat veya çarşı, medrese, hamam ve hastane bulunmaktaydı. Ayrıca sultanların yaptırdığı mimari eserler ve su kemerleri de şehirleri köylerden farklılaştırıyordu.
Zaviye, imaret ve hanlar o dönemdeki şehirlerin en belirgin özelliğiydi.
XI. yüzyılda Türk şehirlerinde ve köylerinde nüfus çok farklı dinî ve etnik unsurlardan oluşuyordu.

Büyük Selçukluların hâkim olduğu coğrafyada nüfusun belli başlı etnik unsurlarını Türk, Fars, Yahudi ve Araplar oluşturuyordu.
Bu etnik yapı Mısır hariç diğer Müslüman Türk devletlerinde aynıdır.

Hazar toplum yapısını Müslüman, Hristiyan, Yahudi ve Gök Tanrı inancına sahip çeşitli topluluklar oluşturmaktaydı.
Türkiye Selçuklu Devleti'nde ise Türklerin yanı sıra Rum ve Ermeniler, toplumu oluşturan diğer unsurlardı.

Darüşşifa
Hastane (eski adı: Darüşşifa), sağlık hizmeti verilen ve bu amaçla gerektiğinde hastaların yatarak tedavi oldukları kurum. Hastanelerde hastalar, paralı veya parasız olarak tedavi edilirler. Hastaneler, devlet hastaneleri, özel üniversiteler, dernekler, sigorta şirketleri tarafından ücretli veya ücretsiz olarak işletilirler. Geçmişte dini organizasyon ve gönüllüler tarafından verilen hastane hizmetleri günümüzde doktor, cerrah, hemşire, ebe, eczacı gibi sağlık profesyonelleri tarafından verilmektedir.
a) AİLE
Türk - İslam toplumuunda genellikle tek eşlilik hakimdi. Evlenmenin Türk aile ve toplum yapısında önemli bir yere sahipti. Samimilik ve açıklık Türk aile sisteminin başlıca özelliğini teşkil etmekteydi.
Selçuklular devrinde baba sağ bulunduğu müddetce ailelerin ayrılması söz konusu değildi.
Toplumda aile perşai ( babaerkil ) olmasına rağmen Türk aile yapısında annenin de nüfuz ve ağırlığı bulunmaktaydı.
Sosyal hayatta erkin rol alan kadın ailede alınan kararlarada katılırdı.
Aile içi iletişimde sevgi ve saygı esastı.
Bu sayede toplumun temel yapı taşı olan aile ,
sağlam olarak ayakta kalmaktydı.
ÇARŞI
su kemerleri
zaviyeler
Göçebeler

Azerbeycan ve Anadolu toprakları göçebeliğe çok elverişli tabiat şartlarına sahiptir. Bu durum , İran'dan geçerek Azerbeycan ve Anadolu'ya gelen göçebe Türkmenlere kolayca bu topraklara yerleşme imkanı vermişti.
Bu yerler , Selçukluların iskan politikasına uygun olarak daha çok uçlarda yoğunlaştı. Batı Anadolu , hayvancılık yapmalarına elverişli olduğu ve ürünlerini kolayca dışarıya satabildikleri işlek liman pazarlarına sahip olduğundan göçebelerin tercih ettikleri bir bölge oldu.
Uçlarda topraklarını gördüğümüz göçebe Türkmenler , kendi ihityaçlarına yetecek kadar tarımlada uğraşmakla beraber ,
özellikle hayvan sürüleri
yetiştirerek yaşıyorlar ve bu arada Orta Asyadan getirdikleri halıcılık sanatı ve nakliyecilik de onlar için ek bir üretim aracı oluyordu. Anadolu'nun pek meşhur olan atlarını yetiştirenler , halılarını dokuyanlar bunlardı.
İlk Türk devletlerindeki gibi
boy beylerinin yönetimi altında yaşayan bu aşiretlerin kendilerine ayrılmış yayla ve kışlaları vardı.
Bu göçebelerden askeri amaçlarla sınır boylarına yerleştirilenlere de yayla ve kışlaklar veririlirdi.

Kadın ve çocukları da silahlı olan bu savaşçı aşiretler gerektiği zaman orduya da katılıyor ve uçlarda bir çok yaralılık gösteriyorlardı.


Köylüler
Selçukluler devrinde , Anadolu'da daha önce terk edilmiş köyler yeniden şenlendirildi . Ayrıca tamamen yeni Türk köyleri kuruldu .
Az nüfuslu Hristiyan köyleri de iskan sahaları olarak önemlidir. Zira bu çeşit
köylere Türklerin yerleşmesi , yerli unsuru azınlık durumuna düşürmüş

, buda Türk ekseriyeti arasında ve Türk hakimiyeti altında bunların Türkleşmesine ve İslamlaşmalarına sebep olmuştur.
Bu devirde köyler daha çok ticaret yolları üzerinde ve büyük şehirler çevresinde kuruluyordu.Böyle bir yerleşme köy ekonomisinin gelişmesi için gerekli idi.

Ayrıca daha rahat savunma imkanları veriyordu. Çünkü tehlike anında köylüler kalelere sığınıyorlardı. Ek olarak şehirler ürünleri için iyi bir pazar durumundaydı.

Köylüler, içlerinden yaşlı ve becerikli birisini işlerini görmek üzere kendilerine reis seçerlerdi. Bune

"köy kethüdası"
denirdi.
Köy kethüdası ,köyünü, hükümet nezninde temsil ederdi. Köy gençleride bir araya gelerek
"Gençlik Ocağı"
kurar ve içlerinden birini
"Yiğitbaş"
seçerlerdi.
Türk - İslam toplumlarında halk yaşayış şekillerine göre ;

Şehirliler
Göçebeler
Köylüler

olmak üzere üç grupta toplanmaktaydı.
Yiğitbaş olan gencin görevi , gençleri belli bir düzen içinde tutmak ,köylerini her türlü dış saldırıdan korumaktı.Bir ilde bulunan köy kethüdaları , bir araya toplanır ve içlerinden birini reis seçerlerdi . Buna da
"İlbaşı"
denirdi. Köy kethüdaları ve ilbaşılar , vergi ve asker toplantısında önemli rol oynarlardı.
Kethüda
Kervansaray
ahi teskilatı
Ahilik Teşkilatı, Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli'nin tavsiyesiyle kurulan esnaf dayanışma teşkilâtıdır. Aslen Horasan kökenli olup Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan Müslüman Türkmen halkın sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarında yetişmelerini sağlayan, onları hem ekonomik hem de ahlaki yönden yetiştiren, çalışma yaşamını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bir örgütlenmedir.
Ahi Teşkilatı
Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. Ahi Evran'a Ahi Baba da denir
Kervansaraylar
İşlek ticaret yollan üzerinde, kervanların konaklamaları ve her türlü ihtiyaçlarını karşılamaları amacıyla yapılmış büyük hanlar. Kervansaray kervanların ticâret yolları üzerindeki konak yeri.
Sufilik
Tarikatlar
Çoklukta birlik veya varlık birliği
(vahdeti vucud)
diye ifadelendirilen ve genel manasıyla kaitanneti her şeyin Allah'ta birleştiği , kainatın Allah'ın belirtilerinden ibaret olduğu , hikmet , akıl , bilgi ve adaletin Onun manevi kudretinden doğduğu en mühemmel yaratık olan insanın Allah'ın cüz'ü bulunduğu görüştür.
Hoşgörü
Türk şehirlerinde askerler ve din adamları çoğunluktaydı.
Şehirlerde Türkler tarafından çok sayıda medresenin kurulması birçok din âlimi ve sufinin yetişmesini sağlamıştı. Türkler arasında yayılma eğilimi gösteren sufilik aynı zamanda, bir meslek kuruluşu gibiydi. Sufilerin çok az bir kısmı tecrit hayatı yaşarken önemli bir kısmı esnaflık yapıyor ve teşkilatlı bir şekilde ticaret ile meşgul oluyordu. Bunların içinde
ilk Türk mutasavvıfı olan Ahmet Yesevi'
ye göre "Kemale erebilmek için inanmayanlar dâhil hiçbir insanı incitmemek gerekir."
Yesevi'de kendini aşmak ve hoşgörü temel esastı.
Mevlana ise insanlara hoşgörü, neşe ve umut telkin ediyordu. Onun fikir ve düşünceleri etrafında bilginler devlet adamları, halk ve gayrimüslimler toplanıyorlardı.

Yunus Emre; bütün insanlar, hatta bütün canlı ve cansızlar, Tanrı'nın yaratığı ve mazharı oldukları için "Yaratılanı yaratandan ötürü hoş görme." felsefesi ile soy, din, millet, renk, mevki ve refah farkı gözetmeksizin insanları sevmek gerektiğini söylemekteydi.
TASAVVUFCULAR VE TARİKATLARI
AHMET YESEVİ
Türklerin manevî hayatına asırlarca hükmeden, Türk halk sufilik geleneğinin kurucusu; Arslan Baba’dan teslim aldığı emaneti, insanlara “hikmet”leri aracılığı ile damla damla özümseten; kutsal emaneti Horasan Erenleriyle dünyanın dört bucağına ulaştıran şairdir.
Tasavvufi Türk halk şiirinin öncüsü olan Ahmet Yesevi, düşüncelerini yayabilmek için millî nazım şekli olan dörtlüklerle, hece vezninde, yalın bir Türkçeyle şiirler yazmıştır. “Hikmet” adı verilen ve Divan-ı Hikmet adıyla bir kitapta toplanan şiirler,
İslamiyetin Türkler arasında yayılmasında büyük rol oynamıştır.
MEVLANA
Mevlana , son yıllarına geldiğinde çok yorulmuşve öldüğü gün olan 17 Aralık düğün gecesi anlamına gelen ve sevgilisi olan Rabbine kavuşma günü olduğu için Şebiarus olarak anılır ve o gün her yıl anma törenleri düzenlenir.
Hacı Bektaş-i Veli
Kurduğu tariat
YESEVİ
tarikatıdır.
MEVLEVİLİK
tarikatını kurmuştur.
Toplumsal Yaşantı
Türkler Müslüman olduktan sonra da kendilerine has "Türkmen" kıyafetlerini kullanmaya devam etmişlerdi. Giysilerde
kırmızı
ve
yeşil
renkler tercih edilirken kumaş olarak da pamuk, yün, ipek ve kürk kullanılmaktaydı.
Kadınlar geniş elbiseler giyerken takı olarak inci, gümüş ve altın küpeler ile gerdanlık, bilezik ve yüzük kullanıyordu.

Erkekler ise vücuda yapışık dar kıyafetler giyiyorlar başlarına da çene altından bağlanan kırmızı bir börk takıyorlardı.
Bu dönemde Türkler kemer, tokalı kemer, deri veya keçeden imal edilen çizme kullanıyorlardı. Oğuz erkekleri uzun saç, kâkül ve bıyık bırakmaktaydı.
Toplumda Eğlence
Türk toplumunun eğlence hayatında müziğin de ayrı bir yeri vardı.
"Kopuz"
en sevilen çalgılardan birisi olarak artık daha geniş bir coğrafyada tanınıyordu. Halay, grup olarak oynanan, sevilen bir oyundu.
Askerî orkestra (mızıka)
da Türklerin önce Horasan ve daha sonra Orta Doğu'ya getirdikleri bir âdetti. Hun Türkleri, Kök Türkler ve Uygurlarda birçok çeşidi bulunan
askerî mızıka
, yeni kurulan Türk devletlerinde de varlığını devam ettirdi.
Türk-İslam devletlerinde günde beş defa saray kapısının önünde nevbet vurulurdu.
Türk-İslam Devletlerinde Yemek
Değişik bir çevreye göç etmelerine rağmen Türkler Orta Asya yemek kültürünü yaşatmışlardır. XI. yüzyıl Türk toplumunun millî yemeği olarak tabir edebileceğimiz
"tutmaç"
bugün Anadolu'da Ramazan aylarında özel olarak yapılan yemekler arasında önemli bir yer tutmaktadır. Meyve suyu ve İtil Bulgarlarının baldan imal ettikleri bir içecek olan
"sücüv"
gibi içecekler de Türkler tarafından tüketilmekteydi.
Haberleşme
Karahanlılar devrinde haberleşme
"eşkinci"
denilen ve hızlı bir şekilde giden atlı postalarla sağlanıyordu.
İlk müslüman Türk devletlerinden biri olan Gaznelilerde , haberleşmeye çok önem verildiği bilinmektedir. Bu hizmeti Emeviler döneminde kurulan , Abbasilerde ve diğer Müslüman devletlerde varlığını ve fonksiyonları sürdüren
berid
teşkilatı yerine getiriyordu. Gazneli Sultan Mahmut ile oğlu sultan Mesud zamanlarında bu hizmet çok önem kazanmıştı.
80.YIL NUH ÇİMENTO ANADOLU LİSESİ
TÜRK- İSLAM DEVLETLERİNDE TOPLUM YAPISI
ÖĞRETMEN ADI VE SOYADI : MEHTAP ŞAHİN


Hacı Bayram-ı Veli (Bayramiye tarikatı)
Seyit Sadeddin (Sadiye tarikatı)
Mevlana Celaleddin Rumi (Mevleviye tarikatı)
Abdulkadir Geylani (Kadiriye tarikatı)
Ebul Hasan Şazili (Şazili tarikatı)
Seyit Sadeddin (Sadiye tarikatı)
Hacı Bektaşı Veli (Bektaşiye tarikatı)

Mevlânâ Celâleddîn-î Belhî Rûmî ( Mevlānā Celāleddīn Muhammed Rūmī İslam ve batı dünyasında tanınmış, şâir ve düşünce adamıdır. Tasavvufta
Mevlevî
yolunun öncüsüdür. Mevlana portresini ve Mevlana Türbesini ilk defa yaptıran Prenses Gürcü Hatun ile yakın dosttur. Bilinen tek Mevlânâ portresinin ve Mevlânâ türbelerinin ortaya çıkışı bu şekilde olmuştur.
Mevlânâ Celâleddin-î Rûmî (Rûmî adı, Anadolu'ya yerleşip orada yaşadığı için (o dönemde Anadolu'ya Diyarı-ı Rum deniliyordu); "Efendimiz" manasına gelen Mevlânâ ise, kendisine karşı duyulan büyük saygının belirtisi olarak verilmiştir), dönemin İslâm kültür merkezlerinden Belh kentinde hocalık yapan ve Sultan-ül Ulema (Alîmlerin Sultânı) lakabıyla anılan Bahaeddin Veled'in oğludur. Mevlânâ, babası Bahaeddin Veled'in ölümünden bir yıl sonra, 1232 yılında Konya'ya gelen Seyyid Burhaneddin'in mânevi terbiyesi altına girmiş ve dokuz yıl ona hizmet etmiştir. 1273 yılında vefat etmiştir.
Hacı Bektaş Veli, 13. Yüzyıl'da yaşamış bir mutasavvıf ve düşünürdür. O, Anadolu'yu Türkleştiren Türkmen gücünün hayatına şekil veren bir halk lideridir. Hacı Bektaş Veli'ye bağlı Türkmenler'e, Bektaşi denilmiştir. Bugün Hacı Bektaş Veli, Anadolu gibi Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Bosna, Arnavutluk, Macaristan, Romanya gibi ülkelerde bile Türkler arasında bilinen, saygıyla anılan bir önderdir.
16. yüzyıl'a ilişkin Osmanlı belgelerini incelediğimizde kırsal kesimdeki nüfusun çoğunluğunun Alevi-Bektaşi nitelikli olduğu ortaya çıkıyor
Hacı Bektaş Veli, genelde kırsal kesime hitap eden bir düşünür/önder olarak sivrildi. Zamanla onun düşüncesi kentlere de girdi. Kentlerde Bektaşilik adı altında şekillenen bu düşünce, esnaf arasında oldukça yayıldı.
Osmanlı Devleti Balkanlar'a geçince Bektaşi düşüncesinin eşitlikçi, insancıl özünden de yararlandı. Bugün bile Balkan ülkelerindeki Bektaşi dergahlarına Hıristiyan halkın saygı duyması, işte bu düşünce genişliğinden kaynaklanmaktadır.
BEKTAŞİLİK
tarikatının kurucusu'dur.
SAMSA:
Uygur türklerinde kuru bohça şeklinde hamur yemeğine verilen addır. Bulgaristan Türkleri baklava dilimlerine samsa demiştir.
HÖŞMERİM :
Yörüklerin meşhur peynir tatlısıdır.Yağ ve şekerdende yapılır.Rizede hoşmerli demişleridir.
AKITMAK:
Yörüklerin saç üzerinde yaptığı hafif bir hamur yemeğidir.
Full transcript