Loading presentation...
Prezi is an interactive zooming presentation

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Kamu Tercihi Okulu & Mülkiyet Hakları Okulu

No description
by

Kamil ÖZASLAN

on 30 January 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Kamu Tercihi Okulu & Mülkiyet Hakları Okulu

Kaynakça...
Kamu Tercihi (Okulu) Teorisi...
Kamu Tercihi Okuluna Tarihsel Bakış

1948 yılında Duncan Black'in piyasa dışı karar alma sürecine ilişkin çalışması ile şekillenmeye başlayan Kamu Tercihi Teorisi Arrow'un 1951 yılında kolektif karar alma sürecinde bireysel değerlerin bir öneminin olmadığını ispatlamaya çalıştığı makalesi ile önem kazanmaya başlamıştır.

Teorinin kurumsallaşma sürecindeki en önemli gelişme 1958 yılında J. Buchanan ve W. Nutter'in Virginia Üniversitesi'nde "Thomas Jefferson Center of Studies in Political Economy" adlı araştırma merkezini kurması olmuştur. 1963'te J. Buchanan, G. Tullock ve C. Goetz Virginia Politeknik Enstitüsü ve Devlet Üniversitesi'nde "Center for Study of Public Choice" adlı merkezi kurmuştur. Merkez 1982 yılında George Mason Üniversitesi'ne taşınmıştır.
Kamu Tercihi (Okulu) Teorisi...
Kamu Tercihi Teorisinin Temel İlkeleri

Metodolojik Bireyselcilik (Metodological Individualism)

Fayda Maksimizasyonu (Rasyonalite ve Maximand İlkesi)

Politik Mübadele (Catallxy)
Mülkiyet Hakları (Okulu) Teorisi...
(A) Bölümünde birey kendisine ait parayı kendisi için harcamaktadır. Bu durumda birey en az maliyetle en kaliteli ve en ucuz mal ve hizmeti almaya çalışacağından parasına ve kalitesine bakacaktır.

(B) Bölümünde birey kendisine ait parayı başkası için harcamaktadır. Bu durumda birey parasına bakacak, alınacak ya da harcama yapılacak mal ve hizmetin kalitesine hiç bakmayacaktır.

(C) Bölümünde birey başkasının parasını kendisi için harcamaktadır. Bu durumda birey alınacak ya da harcama yapılacak mal ve hizmetin kalitesine bakarken parasına bakmayacaktır.

(D) Bölümünde ise birey başkasının parasını başkası için harcamaktadır. Bu durumda ise birey parayı da, alınacak ya da harcama yapılacak mal ve hizmetin kalitesini de dikkate almayacaktır.
Mülkiyet Hakları (Okulu) Teorisi...
Mülkiyet Hakları Okulu Düşünürleri;

Coase (1960): "Sosyal Maliyet Sorunu" (The Problems of Social Cost)
A. Alchian (1965): "Mülkiyet Haklarının Ekonomisi" (Some Economics of Property Rights)
H. Demsetz (1967): "Mülkiyet Hakları Teorisine Doğru" (Toward a Theory of Property Rights)
Alchian ve Demsetz (1973): "Mülkiyet Hakları Paradigması" (The Property Rights Paradigm)

Daha eskiye gidilecek olursa Adam Smith (1776): "Ulusların Zenginliği" (The Wealth of Nations)
Mülkiyet Hakları (Okulu) Teorisi...
Mülkiyet Hakları

Mülkiyet hakları; Bireylerin sosyal hayatta yapabileceklerinin, sorumluluklarının ve özgürlüklerinin sınırlarıdır.

Mülkiyet hakları; Bireylerin iktisadi hayatta var olan kıt kaynakları etkin biçimde kullanabilmeleri için yapılmış düzenlemelerdir. (Ata ve Şahbaz, 2013: 167)

Mülkiyet hakları; Bireyin iktisadi hayatta var olan kıt kaynakların, malların ve hizmetlerin sahipliğini, kullanım hakkını ve elden çıkarılmasını düzenleyen sosyal normlardır.
Kamu Tercihi Okulu
&
Mülkiyet Hakları Okulu

Kamil ÖZASLAN (779414821)
Yeni Yönetim Anlayışı ve Yerel Yönetimler
Prof. Dr. Recep BOZLAĞAN

İçerik...
"Sosyal Refah Devleti" Modeli, Öncesi ve Sonrası
Kamu Tercihi Okulu (Teorisi)
Mülkiyet Hakları Okulu (Teorisi)
Teorilerin Ortak Değerlendirmesi: Özelleştirmenin Gerekçeleri
Kaynakça
"Sosyal Refah Devleti", Öncesi ve Sonrası...
Sosyal Refah Devleti;
şahıslara ve ailelere asgari bir gelir güvencesi veren, onları toplumsal tehlikelere karşı koruyan, onlara sosyal güvenlik olanağı sağlayan, toplumsal konumları ne olursa olsun tüm yurttaşlara eğitim, sağlık, barınma gibi sosyal hizmetler alanında belli bir standart getiren devlettir. (Durdu, 2009: 41)

Sosyal Refah Devleti;
nakdi faydalar sağlamak yanında sağlık, eğitim, konut hizmetleri sunmak ve tam istihdama ulaşmaya yönelik önlemler almak suretiyle vatandaşlarına belirli bir gelir, gelecek güvencesi ve temel sosyal hizmetlerden yararlanma olanağı sağlayan ve bu doğrultuda ekonomik hayatın işleyişine müdahale eden, özel kesimin faaliyetlerini düzenleyerek ya da bizzat kamu iktisadi teşebbüsleri aracılığıyla faaliyette bulunarak ekonomik hayatı kontrol eden ve yönlendiren devlettir. (Aktan ve Kıvrak, 2008: 9)
"Sosyal Refah Devleti", Öncesi ve Sonrası...
2-
1880-1929 (Dünya Ekonomik Buhranı) Arası Dönem: Sanayileşme Dönemi; "Sınırlı Devlet", "Serbest Piyasa Ekonomisi"
3-
1929 - 1975 Arası Dönem: Sosyal Refah Devletinin Altın Çağı (Golden Age)
4-
1975 Sonrası Dönem: Refah Devletinin Kriz Dönemi, Yeni Sağ, Neo-Liberalizm, İktisat Okulları...
"Sosyal Refah Devleti", Öncesi ve Sonrası...
Refah Devletinin 1929 Öncesi Dönemi

1929 Dünya Ekonomik Krizine kadar olan dönemde klasik liberalizmin görüşleri egemen olmuş, devletler asli işlevleri olarak kabul edilen savunma, iç güvenlik, politika ve yargı hizmetleri ile önem arz eden kamusal hizmetler dışındaki hizmet türü ile aktif olarak ilgilenmekten, ekonomik hayata müdahale etmekten kaçınmışlardır.

Dünya Ekonomik Krizine kadar liberalizm İngiltere ve Fransa'da özellikle sanayi devriminden sonra büyük bir etkinlik kazanmıştır. Sanayi dönüşümünde geç kalan Almanya, Avusturya ve kısmen Amerika gibi ülkelerde ise devlet eliyle sanayileşmek ve devlet korumacılığı öne çıkmıştır.
"Sosyal Refah Devleti", Öncesi ve Sonrası...
Refah Devletinin "Golden Age" Dönemi

1929 Bunalımı ile birlikte üretimin düşmesi ve işsizliğin artması gibi ekonomik bunalımlar baş göstermiş, ekonomik çöküş yanında büyük toplumsal ve siyasi çalkantılara da neden olmuştur. Bu çöküş piyasalara ve piyasa aktörlerine yönelik önemli bir güven kabı yaratmış, çöküntünün sebebi ise piyasanın başarısızlığı olarak görülmüştür. Keynesyen iktisadın da etkisiyle ekonomik hayatta yaşanan boşluğu dolduracak en önemli aktör olarak devlet görülmüştür.

Devlet adil bir toplum düzenini sağlamak, ekonominin sağlıklı bir biçimde işlemesini güvence altına almak için bizzat işletmeci olmayı da kapsayan biçimde ekonomiye müdahale etmeye başlamıştır. Devlet bir yandan doğrudan kamu işletmeleri kurarken, diğer yandan özel sektör tarafından kurulmuş işletmeleri de devletleştirerek veya bunlara iştirak ederek ekonomide önemli bir aktör konumuna gelmiştir.

1933 (ABD) : New Deal Politikası; Sosyal Güvenlik Yasası (Social Security Act); Federal Devlet İşsizlik Sigortası Programı ve Federal Devlet Yaşlık Aylıkları Programı, Yoksul Bakıma Muhtaç Çocuklara, Körlere ve Yaşlılara Yardım Programı)
1933 (Danimarka) : Büyük Sosyal Reform (Gread Social Reform)
1938 (Yeni Zelanda) : Sosyal Güvenlik Yasası (Social Security Act)
1933-1938 (İsveç) : Konut ve İstihdam Programı
1940 (Kanada) : Federal İşsizlik Sigortası (Federal Unemployment Insurance Act)

Bu durum 2. Dünya Savaşı sonrası daha da belirgin bir hal almış, vatandaşın refahını sağlamak devletin asli görevi haline gelmiştir.
"Sosyal Refah Devleti", Öncesi ve Sonrası...
Refah Devletinin Kriz Dönemi

1960'lı yılların sonlarına kadar sanayileşmiş ülkelerde toplumsal refahın artmasına katkı yapan müdahaleci ekonomi politikaları 1970'li yıllarda yaşanan ikinci büyük sistematik krize (1974,1979 petrol krizleri) çözüm olamamıştır. 70'lerle birlikte yeni teknolojilerin gelişimi, sağlık alanında yeni ilaç, teşhis ve tedavi yöntemlerinin ortaya çıkması, küreselleşme, Avrupa'daki entegrasyon süreci, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki nüfusunun artması, iş gücü yapısındaki değişimler ile birlikte enflasyon sürekli ve ciddi bir sorun haline gelmiş, kitlesel işsizlik ortaya çıkmış, bütçe açıkları ve devlet borçları önemli ölçüde artmış, refah devletinin maliyetleri çarpıcı bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu gelişmeler devlete olan inancı zayıflatmış, kamunun sınırlandırılması ve devlet kontrolü ile planlamaya olan güvenin azalmasına sebep olmuştur.

1980'lerle birlikte devlete karşı piyasayı, denetime karşı otonomiyi, merkeze karşı yereli, atanmışlara karşı seçilmişleri ön planda tutan yeni sağ görüşler ön plana çıkmaya başlamıştır.

1960'lı yıllar ve özellikle 1970'li yılların başlarından itibaren çağdaş liberal okulları ekonomik ve politik çevrelerde seslerini duyurmaya başlamıştır.

Kamu Tercihi ve Mülkiyet Hakları Okulları "devletin ekonomideki rolü arttıkça hak ve özgürlüklerin kısıtlanacağını, bu nedenle devletin yasal, kurumsal ve anayasal çerçevede sınırlandırılması gerektiğini, devletçe yapılan bir çok işin sözleşme ve düzenleme yoluyla özel girişime yaptırılması gerektiğini" savunmuşlardır.
Kamu Tercihi (Okulu) Teorisi...
Kamu Tercihi Teorisi

Kamu Tercihi Teorisinin inceleme alanı siyaset biliminin inceleme konusu olan devlet teorisi, seçim sistemleri, seçmen davranışı, siyasal partiler, bürokrasi, baskı ve çıkar grupları gibi alanlar; araç ve metotları ise iktisat biliminin kullandığı araç ve metotlardır. Bu nedenle Kamu Tercihi Teorisi siyaset bilimini iktisat biliminin teknik yöntem ve araçlarını kullanarak analiz eden bir politik iktisat dalıdır.

Kamu Tercihi Teorisi; Buchanan'a göre "ekonomi teorisinde ayrıntılı analizler için geliştirilmiş araç ve metotların alınarak bunların politik sürece ve kamu sektörüne uygulanması", Müller'e göre "piyasa dışı karar alma mekanizmasının ekonomik analizi veya basitçe ekonomi biliminin politika bilimine uygulanması"dır.

Kamu Tercihi Teorisi "Siyaset Biliminin Ekonomik Teorisi" veya "Yeni Politik İktisat" olarak da adlandırılır.

Kamu Tercihi Teorisi; Refah Devleti anlayışın savunduğu "Piyasanın Başarısızlığı" ilkesine karşılık "Kamu Ekonomisinin Başarısızlığı" ilkesini savunur. Teoriye göre ekonomik rasyonellik piyasa koşullarında sağlanacaktır.
Kamu Tercihi (Okulu) Teorisi...
Kamu Tercihi (Okulu) Teorisi...
Metodolojik Bireyselcilik (Metedological Individualism)

Buchanan'a göre "sadece ve sadece bireyler tercihte bulunur ve faaliyet gösterirler, kolektif oluşumların bu şekilde tercihde bulunması ve faaliyet göstermeleri söz konusu değildir. Kolektif oluşumları bireyin yerine koyup, bunların birey gibi tercih ve davranış kalıpları içerisinde hareket ettiğini varsayan analizlerin kabul edilen bilimsel kurallar kapsamında yeri yoktur".

Kamu Tercihi Teorisine göre toplumda alınan bütün kararlar özde toplumu oluşturan bireylerin tercihlerine göre alınmakta ve şekillenmektedir. Yani, piyasada da, politikada alınan kararlar ile ortaya çıkan sonuçları yaratan tek olgu
bireyler ve bireylerin tercihleri
dir. Bireyler ekonomik davranışlarında kendi çıkarlarını gözettiği gibi siyasal süreçlerde alınan kararlar, kamu yararını değil bireysel çıkarların sonucudur.
Kamu Tercihi (Okulu) Teorisi...
Fayda Maksimizasyonu (Rasyonalite ve Maximand İlkesi)

Kamu Tercihi Teorisine göre bireyler rasyonel bilinç çerçevesinde hareket ederler, kolektif karar alma sürecinde piyasa ekonomisinde olduğu gibi rasyonel seçimler yaparak, faydalarını maksimize edecek tercihlerde bulunurlar. Bu nedenle kamu tercihi teorisyenleri bireylerin kamusal alanda karar verirken kamu yararını değil kendi bireysel çıkarlarını maksimize edeceğini savunurlar. Kısacası Kamu Tercihi Okulu'na göre özel ekonomide olduğu gibi kamu ekonomisinde de “
homo economicus
” yani “özel çıkar maksimizasyonu” ilkesi geçerlidir. Bu açıdan, Kamu Tercihi Teorisi kamu ekonomisinde temel amacın “kamu çıkarı” veya “toplumsal çıkarı” maksimize etmek olduğu düşüncesini reddeder.

Teoriye göre politik süreçte rol alan seçmen, politikacı, bürokrat ve baskı grupları kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışan birer ekonomik insandırlar. Maximand ilkesi açısından
(1)
seçmenler fayda maksimizasyonu;
(2)
siyasi partiler oy maksimizasyonu;
(3)
bürokrasi bütçe maksimizasyonu;
(4)
çıkar ve baskı grupları ise rant maksimizasyonu peşinde koşmaktadır.
Kamu Tercihi (Okulu) Teorisi...
Politik Mübadele (Catallaxy) İlkesi

Kamu Tercihi Teorisinde siyasal karar alma mekanizmasının esasen politik süreçte rol alan kimseler arasındaki bir “politik mübadele” olduğu görüşü hakimdir. Politik mübadele piyasa sürecinde alıcı ve satıcı arasında gerçekleşen mübadele gibi kamu ekonomisinde de toplumsal istek oluşum sürecinde gelişen bir mübadeledir. Piyasa sürecinde alıcı ve satıcı arasında oluşan mübadele piyasa mübadelesi iken toplumsal istek sürecinde seçmenler ile politikacılar arasındaki mübadele politik bir mübadeledir.

Kamu Tercihi Teorisine göre; nasıl ki bir mala ihtiyacı olan talep sahibi (alıcı) daha az ihtiyacı olan bir başka maldan (örneğin para) vazgeçmeyi kabul ediyorsa, birey de devletten aldığı hizmetlerden ihtiyacı olanları alabilmek için hizmetlere yaptığı katkı arasında bir mübadele yapmaktadır. Bireyler politik süreçte tercihlerini yaparken de rasyonel beklentilerinden hareket edecekler ve kendileri için en iyi olduğunu düşündükleri politik tercih üzerinde karar vereceklerdir.
Kamu Ekonomisinin Başarısızlığının Nedenleri

Kamu Tercihi Teorisine göre Refah Devleti (Ekonomisi) tekelleri destekleyen, girişimciliği yok eden, seçim alanını daraltan, gereksiz hizmet kalemleriyle kaynak israfına neden olan müdahaleci bir örgüttür. Teori kamu ekonomisinde temel amacın kamu çıkarını veya toplumsal çıkarı maksimize etmek olduğu yönündeki düşünceyi reddeder. Teoriye göre kamu ekonomisi başarısızdır. Başarısızlığın nedenleri şunlardır:

Rasyonel seçmenlerin bilgisizliği,
Rasyonel seçmenlerin ilgisizliği,
Rant kollama,
Oy ticareti,
Politik miyopluk,
Oybirliği ilkesinin gerçekleştirilememesi,
Kamusal mal ve hizmetlerin bir bütün halinde arz edilmesi,
Ortanca seçmen teorisi.
Kamu Tercihi Teorisine göre seçmenler kamusal mal ve hizmet tercihlerinde bulunurken bilgi sahibi değildirler. Eğitim ve kültür düzeyinden, kitle iletişim araçlarının yetersizliğinden ya da bu araçların devlet elinde bulunması gibi nedenlerle seçmenler bilgisiz kalabilmektedir.
Piyasa eknomisinde bireyler elde edecekleri faydayı maksimize etmek amacıyla alacakları mal ve hizmet ile ilgili bilgi sahibi olmak isterken, kamu ekonomisinde üretilen mal ve hizmet ile tercihleri arasında bir uyum olmadığından bireyler kendilerine sunulacak mal ve hizmet ile ilgili bilgi sahibi olmak istemezler.
Kamu Tercihi Teorisine göre baskı ve çıkar gruplarının yasama ve yürütme organına yönelik uyguladıkları lobicilik faaliyetleri sonucunda birey (seçmen) tercihlerini yansıtmayan yasal ve idari kararların alınmasına ve uygulanmasına neden olmaktadır.
Oy ticareti uygulaması ile milletvekilleri oylarını artırabilmek için kendi seçim bölgelerine daha fazla hizmet götürme çabasında olur. Hizmet ve bütçenin o bölgeye kaymasına neden olan bu süreç neticesinde bölgeler arasında eşitsizlik ve dengesizlik oluşur. Hizmet kayırmacılığının ortaya çıkmasına neden olan bu politik yozlaşma, Kamu Tercihi teorisine göre kamu ekonomisinin optimum karar almasını da engellemekte ve devleti verimsiz kılmaktadır.
Kamu ekonomisinin uygulandığı modelde politikacılar oylarını maksimize etmek için toplumu hoşnut etme amacına yönelik kısa vadeli politikalar tercih ederler. Uzun dönemde ekonomik gelişimi sağlayan politikalar yerine bu şekildeki politikalar kamuda etkinlik ve verimliliğin sağlanamamasına ve kamu kaynaklarının israf edilmesine sebep olur.
Kamu yararı, ilgili herkesin paylaştığı bir çıkarı ifade ediyor olmasından dolayı kamu yararının gerçekleşebilmesi için politikaların oybirliği ile belirlenmesi gerekir. Oysa günümüz demokrasilerinde kararlar oybirliği ile değil oyçokluğu ile alınmaktadır. Dolayısıyla oybirliği ilkesinin gerçekleştirilememesi nedeniyle Kamu Tercihi teorisine göre tam anlamıyla bir kamu yararının gerçekleşmesi de mümkün değildir.
Kamusal mal ve hizmetler kamu ekonomisinde tüketicilerin tercihlerini ve önceliklerini dikkate almadan üretilip sunulduğundan kamusal ve hizmetler toplumu oluşturan her birey ya da grup için aynı önem ve önceliği taşımayacak, dolayısıyla devlet eliyle yapılan üretim verimsiz bir üretim olacaktır.
Politikacıların oylarını artırmak amacıyla politikalarını toplumda geniş bir tabakayı oluşturan ortanca seçmene yöneltmesi diğer kesimlerin ihmal edilmesine sebep olmaktadır. Toplumdaki farklı kesimlerin ihtiyaçlarının göz ardı edilmesi sonucu tüm kesimlerin temsili mümkün olmamakta, böylece kamuda etkili ve verimli hizmet sunumu sağlanamamaktadır.
Mülkiyet Hakları (Okulu) Teorisi...
Mülkiyet Hakkının Özellikleri

Mülkiyet hakkı; iktisadi değer olarak kullanıcısına (sahibine) onu fiziksel olarak başka bir biçime dönüştürme ve hatta yok etme dahil bütün meşru kullanma biçimlerini tanıyan
"kullanım hakkı"
verir.

Mülkiyet hakkı; iktisadi değeri üzerinden sahibine
"gelir elte etme hakkı"
verir.

Mülkiyet hakkı; iktisadi değer üzerinden elde edilen geliri bir başkasına
"aktarma hakkını"
verir.
Mülkiyet Hakları (Okulu) Teorisi...
A. Smith'e göre (Ulusların Zenginliği) kamu yönetimi ve kamu personeli özel sektöre kıyasla hiçbir çıkarı ve kaybı olmadığı için ihmalkar ve müsriftir. Bu nedenle özel sektörün ürettiği mal ve hizmetlerin verimliliği kamu sektörünce üretilenlerden daha yüksektir. Smith'e göre "
Avrupa'nın her büyük monarşisinde Kraliyet arazilerinin satışı, arazilerin Kraliyet mülkünde bulunduğu durumdan her zaman daha fazla hasılat getirecektir. Bu kraliyet arazileri özel mülkiyete geçmiş olsaydı birkaç yıl içinde daha iyi gelişecek ve daha iyi ürün verecektir
". (Dura, 2006: 226)
Mülkiyet Hakları (Okulu) Teorisi...
Mülkiyet Hakları Teorisi;
mülkiyet yapılarının organizasyonların performansı üzerinde belirleyici bir faktör olduğunu ve kamu mülkiyetinin yapısından kaynaklanan nedenlerle özel mülkiyete kıyasla verimsiz sonuçlar doğurduğunu savunmaktadır. Teori; özel sektörü kamu sektörüne kıyasla ekonomik anlamda daha verimli bulmaktadır. Kamu ve özel sektörlerdeki verimlilik farklılaşması mülkiyet tiplerinin farklı özellikler taşımasından kaynaklanmaktadır. Bunlar;

Amaçlardaki farklılıklar açısından,
Ödül-maliyet sistemindeki farklılıklar açısından,
Mülkiyetin devredilebilme durumu açısından,
Yönetim-mülkiyet ilişkisi açısından,
Mülkiyet tipleri arasındaki diğer farklar açısından.
Amaçlardaki farklılıklar açısından

Mülkiyet Hakları Teorisine göre özel mülyet ve bu kapsamda oluşturulan özel işletmeler kâr maksimizasyonu güdüsüyle hareket ederken kamu mülkiyeti ve bu kapsamda oluşturulan kamu işletmeleri için kar maksimizasyonu öncelikli amaç değildir. Kamu mülkiyetinde asıl amaç politikacıların ya da üst yöneticilerin verdiği emir ve talimatlara, yasa ve kurallara uygun üretim yapmaktır. Bu ise özel mülkiyeti kamu mülkiyetinden daha verimli kılmaktadır.
Ödül-maliyet sistemlerindeki farklılıklar açısından

Ödül ya da ceza özel mülkiyetin oluşturduğu organizasyonlarda yöneticiler ya da çalışanların performansında belirleyici bir fark yaratırken istihdam garantisinin bulunduğu, kıdeme dayalı yükselmenin olduğu, performans ve liyakat düşüncesinin yeterince gelişmediği kamu işletmelerinde büyük bir anlam ifade etmezler. Dolayısıyla kamu mülkiyetinde bulunan işletmeler özel işletmelere kıyasla daha verimsizdirler.
Mülkiyetin devredilebilme durumu açısından

Özel mülkiyet, sahibinin mülkiyet hakkının doğal sonucu olarak el değiştirebilir ya da devir edilebilirken (satış) kamu mülkünün el değiştirmesi mümkün değildir. İşletmenin zarar etmesi ya da performansının yeterli görülmemesi durumunda özel işletmenin sahibi ya da hisse sahipleri duruma tepki olarak mülkiyetini elden çıkartabilirken kamu işletmelerinde kamu işletmelerinin zarar ya da kötü performans durumunda mülkiyetlerini devredebilme durumu yoktur. Aksine zarar ya da performans düşüklüğü yine vergi mükellefleri olan mülkiyet sahiplerine yansıtılacaktır.
Yönetim-mülkiyet açısından

Mülkiyet Hakları Teorisine göre işletme performansını belirleyen önemli bir etmen de mülkiyet-yönetim ilişkisidir. Bir organizasyonda mülkiyet sahipleri yönetimden ne kadar uzaklaşırsa işletme performansında da o ölçüde düşüş yaşanacaktır. Mülkiyet sahipleri ile yönetim birbirine yakın olduğunda ise işletme performansı da yükselecektir. Kamu Tercihi Teorisinin de savunduğu gibi birey kendi mülkiyetini kullandığı özel işletmelerde rasyonel ve iktisadi davranarak işletmesinin performansını yükseltmeye çalışırken, kamu işletmelerinde yöneticiler toplumun mülkiyet hakkını kullandığından işletmenin bütçesini ve harcama yapma imkanını artırmaya çalışacaktır.
Mülkiyet Tipleri Arasındaki Diğer Farklar Açısından...

Mülkiyet Hakları Teorisyenleri "hangi mülkiyet tipi itibariyle kaynakların daha verimli kullanılacağı" sorunsalında kamu ve özel mülkiyetin mülkiyet tiplerinden dolayı özel mülkiyetin daha etkin olacağını savunur. Kamu sektöründe faaliyet gösterin kurumlar kendi kaynaklarını tüketmediklerinden özel mülkiyet sahipleriyle aynı güdüye sahip değildirler. Kurumu yöneten o kurumun gerçek sahibi ise teoriye göre kurum daha etkin ve başarılı olacaktır. Çünkü başarısızlık durumunda sonuçtan bizzat kendisi etkilenecektir. Ancak kamu işletmelerinde başarısızlık durumunda sonuçtan etkilenen yegane unsur toplumu oluşturan vergi mükellefleridir.
Teorilerin Ortak Değerlendirilmesi: Özelleştirmenin Gerekçeleri...
Devletin Başarısızlığının nedenleri

Amaçların karmaşıklığı,
Çalışanların zayıf teşviki,
Politik ve bürokratik sorunlar,
Yüksek işlem maliyetleri,
Savurganlık ve yolsuzluk,
Dışsallık etkisi.
Amaçların karmaşıklığı

Özel işletmelerin amaçların asıl amacı kar maksimizasyonuyken kamu işletmelerinin özel işletmelerin boşluğunu doldurmak, geri durumda olan bölgeleri kalkındırmak, enflasyonu aşağı çekmek, stratejik malları üretmek, sosyal adalete katkı sağlamak, kalkınmayı desteklemek, dışa bağımlılığı azaltmak, devlete gelir sağlamaktır. Dolayısıyla kamu işletmeleri kar amacı dışındaki kamu hizmeti yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışırken ekstra maliyetleri yüklenip ekonomik rasyonaliteden uzaklaşmaktadır.
Çalışanların zayıf teşviki

Kamu işletmelerinin çalışanları özel işletmelerdeki çalışanlara oranla verimli çalışma, yenilik yapma ve maliyet düşürme konularında zayıf teşviklere sahiptirler. Kamu işletmelerinde yöneticiler ise işletme kar edince kardan pay alamaz, zarar edince de ödemelerinde bir azalma olmaz, işletmeleye ilişkin karar verirken politikacıların eğilimlerine dikkate alır.
Politik ve bürokratik sorunlar

Kamusal karar alma sürecinde politikacılar tarafsız bireyler olmayıp kamu kaynaklarını iktidarlarının devamını sağlamaya çalışan bireylerdir. Bürokratlar da aynı şekilde politik alanda kamu yararı için çalışan tarafısız bireyler değildirler.
Yüksek işlem maliyetleri

Mülkiyet hakı teorisine göre kamu bilgi toplama, bilgi işleme, sözleşme yapma, sözleşmeyi sürdürme, kaynakların dağıtım ve ekonomik organizasyonların karmaşık yapısından dolayı yüksek maliyetler yüklenir. Bu da devleti özel sektöre kıyasla başarısız kılmaktadır.
Savurganlık ve yolsuzluk

Kamu yöneticileri kendi öz kaynaklarını değil de kamu kaynaklarını kullandıklarından savurgandırlar. Denetimin de yetersizliği nedeniyle kamu işletmelerinde yolsuzluklar da özel işletmelere kıyasla daha fazladır.
1-
1880 Öncesi Dönem (Sanayi Devrimi Öncesi Dönem): Paternalasit Anlayış
Virginia Politik İktisat Okulu olarak da bilinen araştırma merkezindeki çalışmalar uzun yıllar "Papers in Non Market Decision Making" adlı dergide yayınlanmış, dergi 1968 yılında "Public Choice" adıyla yayınlanmaya başlamıştır.

Kamu Tercihi Teorisi 1980'li yılların başlarında "Anayasal İktisat Teorisi" ya da "Anayasal Politik İktisat" adlı yeni bir disiplinin daha ortaya çıkmasını sağlamıştır.

Okulun en önemli temsilcileri; Buchanan, Tullock ve Goetz'dir.
J. Buchanan
Özelleştirmenin Gerekçeleri:
Devletin Başarısızlığı
& Piyasanın Üstünlükleri
Teorilerin Ortak Değerlendirilmesi: Özelleştirmenin Gerekçeleri...
Özelleştirmenin Gerekçeleri: Devletin Başarısızlığı &
Piyasanın Üstünlükleri
Piyasanın Üstünlükleri

Kişisel çıkarların itici gücü
Yeniliğe yönelik güçlü teşvikler
Fiyatların kılavuzluğu ve otomatik düzenleme
Rekabet
Kişisel çıkarın bir sonucu olarak kişiler kazançlarını maksimize, giderlerini ise minimize edecektir. Mülkiyet hakları kişileri daha çok mala sahip olmaya ve daha verimli çalışmaya yöneltir, bu da üretken sermaye stokunu artırır.
Özel işletmeler maliyet düşürme ve kalite geliştirmede kamu çalışanlarına oranla daha güçlü teşviklere sahiptir. Bu sebeple özel işletmeler mallarını nispeten daha düşük maliyetle ve daha yüksek kalitede sunarlar.
Piyasa ekonomisinde tüketiciler daha kaliteli malları daha ucuza satın almak, üreticiler ise ürünlerini daha yüksek fiyata satmak isterler. Özel işletmeler fiyatlarını lehine döndürmek için yenilik yapıp tüketici memnuniyetini kazanmak ister. Her üretici böyle bir çabaya girişince malların kalitesi artar, maliyetler ve satış fiyatları düşer, müşteri memnuniyeti artar. Üreticiler daha karlı malları üretmeye, tüketiciler de daha faydalı malları tüketmeye çalışır. Kamu işletmelerinde ise girdi ve çıktı fiyatları kısmen veya tamamen politik kararla belirlendiği için maliyetler ve fiyatlar gerçeği yansıtmaz, dolayısıyla tüketicilerin ne ölçüde memnun edildiği ve kaynakların ne ölçüde rasyonel kullanıldığı belli değildir.
Piyasa sistemi ancak rekabet ile yaşanabilir. Rekabet daha yararlı üretim metotlarını daha az yararlı olanların yerine yerleştirir; yüksek verimli çalışanı düşük verimle çalışan rakibine karşı korur. En etkin kaynak tahsisini sağlayarak ilerleme ve gelişmenin yolunu açar. Herhangi bir kimse veya işletmenin belli bir alanda bütün gücü ele geçirerek diğer insanların özgürlüğünü kısıtlamasını önler.
Dışlama etkisi

Dışlama etkisi; Seçimler öncesinde kamusal yatırımların, kamusal istihdamın ve sosyal transferlerin artırılarak ekonomide gerçekleştirilen ekonomik canlanmanın mali yükünün seçimler sonrasında iç borçlanmayla finanse edilmesi neticesinde yatırıma ayrılan ekonomik gücün kullanılamaması ile birlikte milli gelirin olumsuz etkilenmesidir. Devletin ekonomide ağırlıklı rol almasına paralel olarak iç borçlanmaya gitmesi dışlama etkisinin boyutunu da artıracaktır.
Akcagündüz, Emre (2010). “Kamu Tercihi Teorisi ve Türkiye Üzerine Olan Etkisi Üzerine Bir İnceleme”. Ekonomi Bilimleri Dergisi. Cilt: 2. Sayı: 2. ss. 29-35
Aktan, Coşkun Can (1995). “Klasik Liberalizm, Neo-Liberalizm ve Libertarianizm”. Amme İdaresi Dergisi. Cilt: 28. Sayı: 1. Mart 1995. ss. 3-32
Aktan, Coşkun Can ve Kıvrak, Özlem (2008). Sosyal Refah Devleti. Okutan Yayıncılık. İstanbul.
Arslan, Nagehan Talat (2010). “Klasik-Neo Klasik dönüşüm Süreci: Yeni Kamu Yönetimi”. C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi. Cilt: 11. Sayı: 2. ss. 21-38
Ata, A. Yılmaz ve Şahbaz, Ahmet (2013). “Mülkiyet Hakları İle Ekonomik Büyüme Arasındaki İlişki: AB Ülkeleri Üzerine Ampirik Bir İnceleme”. Sosyoekonomi Dergisi. 2013-2/130209. ss. 161-180
Baltacı, Cemal (2014). “Yeni Sağ Üzerine Bir Eleştiri”. Süleyman Demirel Üniversitesi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. Cilt: 9. Sayı: 2. ss.359-373
Bozlağan, Recep (2003). “Kamu Yönetimi Paradigmasında Değişim ve Özelleştirme Yaklaşımı”. Çağdaş Kamu Yönetimi I. Editör: Acar, Muhittin ve Hüseyin Özgür. Nabel Yayın Dağıtım. Ankara. ss.278-296
Bozlağan, Recep (2008). Geleneksel Kamu Yönetimi Yaklaşımı. Yeni Kamu Yönetimi Yaklaşımı ve Yerel Yönetimlere Etkileri. Editör: Bozlağan ve Demirkaya. Türkiye’de Yerel Yönetimler. Nobel Yayın Dağıtım. Ankara.
Çoban, A. Rıza (2003). Kamu Tercihi Teorisi. Çağdaş Kamu Yönetimi. Editör: Muhittin Acar ve Hüseyin Özgür. Nobel Yayıncılık. Ankara. ss. 75-97
Demir, Osman (2000). “Özelleştirmenin Gerekçeleri ve Engelleri”. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi. Cilt: 14. Sayı: 1. ss. 11-31
Dura, Y. Can (2006b). “Mülkiyet-Verimlilik İlişkisi: Mülkiyet Hakları Teorisi”. Celal Bayar Üniversitesi İİBF Yönetim ve Ekonomi Dergisi. Yıl: 2006. Cilt: 13. Sayı: 2. ss.225-236
Dura, Y. Can (2006a). “Mülkiyet-Verimlilik İlişkisi: Uygulamalı (Ampirik) Çalışmalar”. Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. Sayı: 26. Ocak-Haziran 2006. ss. 1-20
Eryiğit, B. Hamza (2013). “Yerel Mal ve Hizmetlerin Kapsamındaki Değişmenin İktisadi Değerlendirilmesi”. Mevzuat Dergisi. Yıl: 16. Sayı: 181. Ocak 2013.
Erdoğan, Mustafa (2001). Anayasal Demokrasi. Siyasal Kitabevi. Ankara.
Güran, M. Cahit ve Oğuz, Serpil (2010). “Kamu Ekonomisi Alanında Geçmişten Günümüze Yaşanan Gelişmeler ve Geleceğe İlişkin Beklentiler”. Maliye Dergisi. Sayı: 158. Ocak-Haziran 2010. ss. 75-102
Güvel, Enver Alper (1998). “Ekonomik Açıdan Politik Rejim tartışmaları. Politiko-Ekonomik Bir İnceleme”. Amme İdaresi Dergisi. Cilt: 31. Sayı: 4. Aralık 1998. ss. 17-35
Hepaksaz, Engin (2007). “Kamu tercihi ve Anayasal İktisat Teorisi Perspektifinden Anayasal Mali Reformu”. Finans Politik&Ekonomik Yorumlar. Cilt: 44. Sayı: 514. ss. 89-109
İpek, E. A. Şahin ve Şataf, Ceyda (2013). “Kamu Kurumlarının Etkinliği Sorunsalı”. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Sayı: 35. Yıl: 2013/2. ss. 28-53
Kaya, Erol vd. (2007). Modern Kent Yönetimi – I. Okutan Yayıncılık. İstanbul
Kayıran, Meltem ve Ertuğrul, İlter (2011). “Bölgesel ve Kırsal Kalkınmada KİT’lerin Rolü: Et ve Balık Kurumu Örneği”. 26 ıncı Türkiye Maliye Sempozyumu. ss. 239-278
Kızılbağa, Rüveyda (2012). “Kamu Tercihi ve Anayasal İktisat Teorilerinin Değerlendirilmesi”. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi SBE Dergisi. Cilt:2. Sayı: 1. ss. 91-109
Özsoy, Onur vd. (2010). Dünyada ve Türkiye’de Özeleştirme Uygulamaları. T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Yayını. Ankara.
Schmidt, Manfred G. (2008). Demokratietheorien. VS-Verlag. Opladen.
Uzun, Turgay ve Tok, Seher (2009). “Kamu Tercihi Kuramı ve Anayasal İktisat Yaklaşımı Üzerine Bir Değerlendirme”. Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Güz 2009. Sayı: 23. ss. 223-247
Uzun, A. Meral (2009). “Mülkiyet Hakları ve Ekonomik Gelişme”. Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi. Cilt: 23. Ocak 2009. Sayı: 1. ss. 298-308

Anayasal İktisat-Kamu Tercihi Teorisi: www.canaktan.org/ekonomi/anayasal_iktisat/kamutercihi.htm Erişim Tarihi: 24.12.2014
Başarısız Devlet: www.canaktan.org/ekonomi/devlet-basarsiz/aktan-makale.htm Erişim Tarihi: 24.12.2014
Buchanan Kamu Tercihi: www.canaktan.org/ekonomi/anayasal_iktisat/buchananlifelegacy/turkcekaynaklar/buchanankamutercihi.htm Erişim Tarihi: 24.12.2014
Kamu Tercihi Teorisi: www.canaktan.org/ekonomi/anayasal_iktisat/buchananlifelegacy/turkcekaynaklar/buchanankamutercihi.htm Erişim Tarihi: 24.12.2014
M. Akdis: makdis.pamukkale.edu.tr/mak17.htm Erişim Tarihi: 24.12.2014
Mueller, C. Dennis (2014). “Kamu Tercihi Teorisi”. (Çeviren: Nurlane Ahundzade, Geray Musayve). www.canaktan.org/ekonomi/anayasal_iktisat/diger_yazilar/mueller-geray-kamu_tercihi.htm. Erişim Tarihi: 18.12.2014
Yeni Kurum Öncüler: www.canaktan.org/ekonomi/kurumsaliktisat/yenikurumonculer.htm Erişim Tarihi: 24.12.2014
Teorilerin Ortak Değerlendirilmesi: Özelleştirmenin Gerekçeleri...
Özelleştirme;
özel ve toplumsal ihtiyaçları karşılayan kamu kurumları yerine özel kurumları ikame etmek amacıyla, kamu kurumlarının mülkiyet ve yönetiminin kısmen veya tamamen özel kesime devrini öngören bir süreçtir.

Özelleştirme;
politize olmuş ve etkinliğini kaybetmiş devlete ait üretim birimlerinin ekonomik ve sosyal maliyetlerinden kurtulmanın ve böylece devleti klasik fonksiyonları olan düzenleyici, yol gösterici, teşvik edici ve denetleyici konumuna geri döndürmenin ve bu fonksiyonları daha etkin bir şekilde yerine getirmenin bir yoludur.
Bitirirken...
Ekonomik ve Mali Amaçlar
Ekonomik Etkinliğin Artırılması
Devlete Gelir Sağlanması
Kamu Borçlanma Gerekliliğinin Azaltılması
Sermayenin Tabana Yayılması
Sosyal Amaçlar
Siyasal ve İdeolojik Amaçlar
Kişisel Çıkarların İtici Gücü
Yeniliğe Yönelik Teşvikler
Fiyatların Kılavuzluğu ve Otomatik Düzenleme
Rekabet
2000’li yıllarda başta Amerika olmak üzere bütün dünyayı sarsan ekonomik kriz yeni kamu yönetimi bağlamında ileri sürülen görüşleri ve başarısızlıkları yeniden gündeme taşımıştır. Krizden kurtulmada liberal düşüncenin “devlet karışmasın” yerine devlet özel sektörde iflasın eşiğine gelmiş kuruluşları kurtarmalıdır düşüncesi hâkim olmuştur.
Devlet bu kuruluşları kurtarmalı mıdır? Devletin bu kuruluşları kurtarması bir geri dönüş müdür?
Tartışma Sorusu...
Bilgisizlik
İlgisizlik
Rant
Oy Ticareti
Politik Miyopluk
Oybirliği İlkesinin Gerçekleşememesi
Arz Yöntemi
Ortanca Seçmen
Özelleştirmenin Amaçları
"Sosyal Refah Devleti", Öncesi ve Sonrası...
Sosyal Refah Devleti;
piyasa ekonomisinin başarısızlıklarını ortadan kaldırmak, belirli sosyal ve ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla devletin ekenomiye aktif ve kapsamlı müdahalelerde bulunmasını öngören bir devlet modelidir.

Sosyal Refah Devleti
(temel özellikleri);
(1) müdahalecidir,
(2) düzenleyicidir,
(3) gelirin yeniden dağıtıcısıdır.

"Sosyal Adalet Fikri"
ve piyasaya devletin müdahalesini öngören
"Piyasa Başarısızlığı Teorisi"
Sosyal Refah Devletinin gelişiminde rol oynayan iki önemli faktördür.
Mülkiyet Tipleri Arasındaki Diğer Farklar Açısından...

Teoriye göre özel mülkiyet sahibi olunan işletmelerin faaliyetlerinde mülkiyet sahipleri kadar tüketicilerin de talepleri dikkate alınmaktadır, oysaki kamu mülkiyetinin söz konusu olduğu faaliyetlerde yöneticiler tüketici taleplerinin değerlendirilmesinde bir serbestliğe sahip değildirler. Yani tüketici taleplerini dikkate alabilen özel mülkiyet işletmelerinde yöneticiler daha istekli olabilirken, kamu işletmelerindeki yöneticiler özel işletme yöneticileri kadar istekli olamayacaktır.

Teoriye göre özel mülkiyete dayalı faaliyetlerde birey risk alabilmekte, aldıkları riskler bireyin kendi mülkiyeti olduğu için de daha temkinli ve iktisadi davranışlar içinde olabilmektedir. Oysaki kamu işletmelerinde kamu mülkiyetini kullanan bürokratlar bir risk almamakta, alınan risklerin olumsuz sonuçları ise mülkiyetin sahibi vergi mükellefi halk ile paylaşılmaktadır.
Teorilerin Ortak Değerlendirilmesi: Özelleştirmenin Gerekçeleri...
Kamusal Tercih Okulu ile Mülkiyet Hakları Okulu devletin ekonomideki rolü arttıkça özel hak ve özgürlüklerin kısıtlanacağını, bu nedenle devletin yasal, kurumsal ve anayasal çerçevede sınırlandırılması gerektiğini, devletçe yapılan birçok işin sözleşme ve düzenleme yoluyla özel girişime yaptırılması gerektiğini savunmuşlardır.

Özel mülkiyetin ve mülkiyet haklarının önemine vurgu yaparak özel mülkiyetin piyasa müşevviklerini barındırdığını savunan Mülkiyet Hakları Okulu ile metodolojik bireycilik varsayımını kamu kesimine uygulayarak devletin başarısızlığı teorisini üreten Kamu Tercihi Okulu özelleştirme konusunda ortak bir çerçevenin kurulmasına katkıda bulunan iktisadi okullardan en önemlileridir.
Full transcript