Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

ÇAĞDAŞ EK BAĞLAMINDA İLAVE KAT UYGULAMASININ RANTSAL MEKÂN KAZANIMINI MEŞRULAŞTIRMASI: İSTANBUL ÖRNEĞİ

No description
by

Esen Berber

on 6 January 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of ÇAĞDAŞ EK BAĞLAMINDA İLAVE KAT UYGULAMASININ RANTSAL MEKÂN KAZANIMINI MEŞRULAŞTIRMASI: İSTANBUL ÖRNEĞİ

ÇAĞDAŞ EK BAĞLAMINDA İLAVE KAT UYGULAMASININ RANTSAL MEKÂN KAZANIMINI MEŞRULAŞTIRMASI: İSTANBUL ÖRNEĞİ
design by Dóri Sirály for Prezi

Restorasyonda uygulanan bazı teknikler vardır. Bunlar; sağlamlaştırma, bütünleme, yenileme, yeniden yapma (rekonstrüksiyon), temizleme ve taşıma gibi tekniklerdir. Yeniden yapma çağdaş/yeni ek kavramını da içine alan bir kavramdır. Bu çalışma kapsamında tarihi yapılardaki çağdaş ekler ve tarihi çevrede yeni yapı kavramlarının planlama kararları ile olan ilişkisi ele alınacaktır.
Büyük şehirlerin göç alması buna bağlı olarak hızlı kentleşme ve hızlı nüfus artışı tarihi dokular üzerindeki baskı ve tahribatı da artırmıştır. Tescil işlemlerinin yapılamaması sebebiyle birçok kültürel miras kaybedilmiş, korunanların bir kısmı da sıkışık imar adaları arasında kalarak kimliklerini kaybetmişlerdir. Arsa ve emlak fiyatlarının çok yüksek olduğu bu gibi yerlerde tarihi binalar yıkılarak yerlerine imar hakları doğrultusunda yeni uygulamalar yapıldığında tescilli binalar bu uygulamaların dışında kalarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Korunan tarihi binalara müdahaleler Kültür Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Koruma Bölge Kurulları`nın denetimi altında yapılmaktadır. Koruma Yüksek Kurulu ilke kararlarının yönlendirmeleriyle, sıkışık imar parsellerinde kalan ve sadece cephelerinin korunması istenen tarihi yapıların gabarilerinin, imar planlarında izin verilen yükseklik ve derinliğe uymak koşuluyla değiştirilmesinin önü açılmıştır. Bu bağlamda İstanbul, Bursa ve İzmir gibi illerimizde bu tür uygulamaların yapıldığı görülmüştür. Bu çalışma kapsamında ana binanın korunarak çağdaş ek bağlamında ilave kat eklendiği uygulamalara değinilecektir. Tarihi binalara eklemlenen diğer ilave kat uygulamaları bu çalışmanın dışında bırakılmıştır.
GİRİŞ
SONUÇ
TARİHİ YAPILARDA ÇAĞDAŞ/YENİ EK KAVRAMI
Restorasyon ve yeni ek birlikte bir uygulamaya konu oluyorsa tüm restorasyon türlerini bünyesinde içereceğinden yapıya getirilecek olan tasarım kararları üzerinde en hassas davranılması gereken yaklaşımdır. Çünkü bir yapıya ek yapmak demek yapı tekniği, yapı malzemesi ve tasarım ilkeleri açısından tümüyle farklı bir yeni yapıyı eski ile birleştirmek demektir. Bu sebeple hassasiyet için bazı koşulların sağlanmış olması gerekmektedir. Bunlar:
• Yapı özgün yapısal bütünlüğünü kaybetmiş olmalıdır.
• Simgesel önemini yitirmiş olmalıdır.
• Büyük ölçüde tahrip olmuş olmalıdır.
• Büyük değişikliklere uğramış olmalıdır.

Tarihi niteliği olan yapılara yasaların ve ilgili kurulların izniyle, gabarilerinde değişiklik yapılabileceğine yönelik ilke kararlarından sonra, birkaç kentte tarihi yapılara kat ilaveleri yapılmıştır. Bu uygulamayla, korunan yapının yükseklik ve genişliği imar planlarında öngörülen yükseklik ve genişliğe getirilebilmiştir. Kat ilavelerinin tarihi yapılara eklenmeleri ve genelde tarihi bir siluetin parçaları olmaları sebebiyle daha duyarlı tasarım anlayışı gerektiren uygulamalardır. Çevreyi veya tarihi yapıyı göz ardı eden tasarımlar, korunan kent siluetini olumsuz yönde etkilemiştir. Korunması gerekli tarihi yapılara uygulanan kat ilavelerine getirilen eleştiriler:
• Tarihi yapının özgünlüğünün korunamaması
• Tarihi yapı ile ek yapının kütle ilişkileri
• Tarihi yapı ile ek yapının üslup ilişkileri,
• Tarihi yapı ile yeni yapının yapım teknolojisi
• Tarihi yapı ile yeni yapının fonksiyon ilişkileri şeklindedir.

TÜRKİYE’DE KAT KAZANIMINI MEŞRULAŞTIRAN ÇAĞDAŞ EK
ÇALIŞMANIN AMACI
Bu çalışma ile bir restorasyon tekniği olan çağdaş ek kapsamında ek kat uygulamalarının İstanbul’daki yansımalarının varlığı ve çağdaş ek kavramının gerekliliklerini sağlayıp sağlamadığının sorgulanması yapılacaktır. Tarihi yapılardaki çağdaş ekler ve tarihi çevrede yeni yapı kavramları örneklerle incelenerek, İstanbul’daki tarihi yapılara getirilen eklerin planlama kararları ile olan ilişkisi ele alınarak, koruma adı altında kat kazanımının nasıl meşrulaştırıldığının ortaya konulması amaçlanmaktadır.
ÇALIŞMANIN YÖNTEMİ
Çalışma kapsamında öncelikle tarihi çevrede yeni yapı ve tarihi yapılarda çağdaş ek kavramları örneklerle tanımlanacak, beraberinde çağdaş ek kavramı kapsamında olan ilave kat kavramına yurt dışından örnekler verilecektir. Türkiye’de çağdaş ek kavramının gelişmesine sebep olan durum irdelenerek örneklerin yoğunlaştığı bir yer olması sebebiyle İstanbul’daki ilave kat uygulamaları örnekleri ve olumsuzlukları ortaya konulacaktır.
TARİHİ ÇEVREDE YENİ YAPI
Üslup ve proporsyon kavramları tarihi çevrede yapılacak olan yeni yapının tasarım kriterlerinin temelini teşkil ederler. Tarihi dokuda inşa edilecek yeni yapının tasarım kriterlerinin ana prensibi, yeni yapının tarihi dokunun karakteristiklerine ölçek ve oranları bağlamında saygılı olmasıdır. Tasarımcılardan beklenen, tasarlayacakları yapının çevresi ile bağ kurmasını sağlamalarıdır.
Tarihi dokuda üretilen yeni yapı yapma üslupları incelendiğinde, dört farklı yaklaşımın benimsendiği söylenebilir. Bu yaklaşım biçimleri üslup taklidi, geleneksele öykünme ve çağdaş biçimleniş ile aykırı ve saygılı tavır olarak tanımlanmaktadır.

AYKIRI YAKLAŞIM
Yeni binanın eskiye baskın çıkmadığı kendi döneminin mimari biçimlenişini oran ve proporsiyon kavramlarından ve yapılacağı çevrenin ortaya koyduğu girdilerden bağımsız olarak kurgulanmasıdır. Bu örnekte önemsenen yeni yapıdır. Yeni yapı bağımsız olarak örgütlenir ve örgütlenmesinin ardında dokuya zıtlık (kontrast) oluşturma fikri gizlidir.
SAYGILI YAKLAŞIM
Tarihi dokuya son derece saygılı, modern ve yalın biçimlenmesi ile çevresinde yer alan tarihi yapılara fon oluşturup vurgularını artıran bir üslupla üretilme biçimi olarak tanımlanan yöntemdir. Bu yaklaşım biçiminde,
yeni yapının yalın bir biçimlenişle üretilmesi ve tarihi yapının önüne geçmemesi felsefesi hâkimdir
. Yeni yapı modern bir ifade ile kendi döneminin üslubunu taşısa bile tarihi binadan geri planda kalması esastır. Ek binalarda gerek gabarinin tarihi binadan düşük tutulması, eklerin şeffaf biçimlendirilmesi gibi tavırlar benimsenir.
GELENEKSELE ÖYKÜNME
Tarihi dokudan aldığı referansları yorumlayarak günümüze taşıma yöntemi olarak tanımlanan bu yaklaşım birçok koruma kuramcıları tarafından kabul görmektedir. Geçmişte var olan izleri ayağa kaldıran, yorumlayan ve onlara öykünen yapılar üretimidir. Bu yaklaşımda önemli olan öykünmenin oranıdır.
ÜSLUP TAKLİDİ
Tarihi dokuda yapılan analizler doğrultusunda, o bölgede yaygın olarak tespit edilen,
mekân örgütlenmesi
,
cephe kurgusu
,
taşıyıcı sistem
ve
malzeme
özelliklerinin değerlendirilmesi ve bu tespitlerin paralelinde dokuda var olan diğer yapıların bir benzerinin yeniden üretimi olarak tanımlanabilir. Bu anlamda dokuya eklemlenen replikalar olarak tanımlanabilirler.
Bu yöntem ile üretilen yeni yapı; yeni onarılmış bir tarihi yapı mı yoksa tarihi dokuya eklemlenen yeni bir yapı mı olduğu karmaşasını yaşatır.


Kentsel sit alanlarında gündeme gelen günümüz projelerinde bu tarz örneklere sıkça rastlamak mümkündür. Trabzon Zağnos vadisinde ve Ankara Hamamönü’nde geleneksel mimariyi taklit ederek inşa edilen binalar bu yaklaşıma örnek olarak gösterilebilir.
Yurtdışından da bir örnek verilecek olursa; Brüksel kentinde, gotik belediye binasının konumlandığı Grand Palace meydanında tarihi dokunun farklılaşmaması adına dokuya getirilecek olan yeni yapılar, tarihi yapıların birer replikası olarak üretilmiştir. Brüksel örneğinde dokudaki her yapının tarihi olduğu hissi baskındır. Dokuya yeni eklemlenen yapılar belirgin değildir.
ÇAĞDAŞ EK UYGULAMALARINDA SAĞLANMASI GEREKEN ŞARTLAR
Venedik Tüzüğü’nün 13. maddesinde “Eklemelere ancak yapının ilgi çekici bölümlerine, geleneksel konumuna, kompozisyonuna, dengesine ve çevresiyle olan bağlantısına zarar gelmediği durumlarda izin verilebilir” denilmektedir.

Çağdaş ek kavramında esas olan yapıya en az müdahale eden ve yapılacak eklerin dışarıdan okunabilir biçimde dönem karakterinin yansıtıldığı bir nitelik taşımasıdır.

Tarihi yapılara ekler iki şekilde olmaktadır:
• Tarihi yapıların yenilenmesi sürecinde verilen yeni işlevin yeni
mekân ihtiyaçlarını karşılayabilmek
amacıyla üretilen hacimler olarak,
• Tarihi yapıların zaman içerisinde uğradıkları hasarlar sebebiyle
yok olan bölümlerin ya da parçalarının
estetik, işlevsel ya da strüktürel denge kaygıları bağlamında çağdaş teknik malzemeler ile
bütünlenerek
oluşturulmaktadır.


ÇEVRENİN ETKİSİ
Yapının içinde bulunduğu tarihi çevre ve arsadaki konumu ek yapının konumlanacağı yeri, malzemesini, üslubunu etkileyecek unsurlar barındırır.
ÖLÇEĞİN ETKİSİ
Anıta eklemlenecek olan yapının yatayda ve ya düşeyde oluşturacağı hacmin insan ölçeğine etkisi, anıtın yanındaki duruşu, oranları, estetik kaygıyı etkileyen faktörlerdir. Bu bağlamda doğru ölçeklendirme yapıldığında ek yapı tarihi yapıyı ezmeyecektir.
ZITLIK ETKİSİ
Yapıya malzeme, renk ve ölçek bakımından zıtlık oluşturulabilir.
FORMUN ETKİSİ
Ekte form seçimi kütle algısını, tarihi yapı ile uyumunu ve zıtlığını oluşturabilecek bir unsurdur.
RİTMİN ETKİSİ
Tarihi yapıların cephe kurguları değerlendirildiğinde kullanılan bir öğenin tekrarı ile belli bir ritmin okunaklı kılındığı gözlemlenebilir. Tarihi yapının bir öğesinin farklı biçimleniş veya malzeme ile tekrarlanmasında tarihi yapının ritim kurgusundan faydalanır.
MALZEMENİN ETKİSİ
Malzeme tarihi yapıya öykünme ya da zıtlık oluşturmada kullanılabilecek önemli bir etkendir. Eklerde yaygın olarak çağdaş malzeme kullanılmasının sebepleri:

• Özgün malzeme ve teknikte uygulama yapacak usta sayısının günümüzde azalmış olması
• Çağdaş malzemelerin genellikle hafif olması
• Tarihi yapıya görsel ve yapısal açıdan yapılacak müdahaleleri en aza indirger nitelikte olmaları
• Sökülüp takılabilir olmaları
• Dönem kimliğini en etkin biçimde yansıtmaları
• Tarihi yapı ile zıtlık oluşturarak yapının kimliğini ezmemeleri

ÇAĞDAŞ EK TASARIMINDA GÖZETİLMESİ GEREKEN KRİTERLER
İLAVE KAT UYGULAMALARINA YURT DIŞINDAN ÖRNEKLER
Tarihi yapılara eklenen çağdaş ekleri çatı tamamlaması, cephe tamamlaması, iki yapı arasında geçiş elemanı uygulaması, yangın merdivenleri asansörler vb. düşey elemanlar, saçak elemanları, yapı cephesine yapılan bütünlemeler ve ilave kat gibi uygulamalarla tanımlamak mümkündür. Bu çalışma kapsamında yurt dışında yapılmış olan ilave kat eklerinden örnekler verilecektir.
VIANA’DAN BİR ÖRNEK
Margaretenstrase'de bulunan 4 katlı bu konuta 3 katlı bir ilave yapılmıştır. Yeni eklenen katların planları Margaretenstrase'de bulunan 5 düzensiz kavşağın şeklinden alınan geometrik referans çizgilerinin karmaşık bir bileşimi olarak tasarlanmıştır.
Mimari hacim, cam kaplamalar ve teraslar Viana sokaklarının ve onun çatı şekillerinin tasarıma dönüştürülmesi ile oluşturulmuş ve düzenleyici bir etki sağlamıştır.
Bu örneğe baktığımız zaman çevresinden tasarım için referans aldığını ve yerleşimin düzensizliğini tasarımla düzene sokmaya çalıştığını görmekteyiz. İlave kat ile yeni ihtiyaçlar giderilmeye çalışılırken zıtlık etkisi ile tarihi binanın ana karakteri vurgulanmış ve kat ilavesi tarihi binayı ezmeyecek şekilde üç katla sınırlı tutulmuştur.

HAMMERSMİTH OFİSLERİ-LONDRA
Hammersmith Ofisleri Londra’da 2.Sınıf tarihi eser olan Hammersmith Caddesin’de yer alan Ford Motor Şirketi garajını ve galerisini yeniden geliştirilmesi üzerine tasarlanmıştır. Galeri Binası İngiltere’de motorlu taşıt mimarisinin erken döneminden kalma depo ve garajı da beraberinde bulunduran nadir rastlanan bir örnektir. Bina çağdaş bir Amerikan tasarımı olarak Ford Motor Şirketi için Manchester Charles Heathcote ve Sons tarafından 1915-1916 yılında yaptırılmıştır ve yapısal çerçeve sistemiyle öncü bir mühendislik çözümünü göstermektedir. Orijinal binanın betonarme çerçeve ve modüler plan düzeni, tasarıma yeni bir yaklaşım getirmiştir. İlave kat tasarımında benimsenen ana fikir eski yapının etkisini bozmadan eski ve yeninin bütünlüğünü sağlamaktır.
Mimar Collado Collins’in mevcut üç katlı binaya üç yeni kat ekleyen tasarımıyla toplam altı kat meydana getirerek ofis alanını yaklaşık 14.000 m2 ye ulaştırmıştır. Bu yeni projede mevcut binanın tüm çatı alanını kapsayan yenilikçi bir cam kubbe yer almaktadır.
Bu örneğe baktığımızda tasarımlarda binaların özgün yapısı ile süreklilik yaratmak ve çağdaş tasarım öğeleri içeren yüksek kaliteli ofis alanı oluşturulması ana fikri benimsendiği görülmektedir. Fakat ilave mekân kazanımı sağlanırken binanın tarihi kimliğinin de yansıtılmasına dikkat edilmiştir.
İNGİLTERE ENDÜSTRİ MİRASINDAN BİR ÖRNEK
Söz konusu bina Sheffield'in kıyısında Shoreham Caddesi üzerinde bulunan Endüstriyel Miras Koruma Bölgesi’nde bulunan taş bir fabrika yapısıdır. Tescillenmemiş bir binadır fakat özgün karakteri yansıtma anlamında önemli bir yapıdır.
Yeni tasarımla kentsel gelişim süreciyle sonradan eklenen binaların düzensizliğini düzene sokma arayışına girilmiş ve bölgenin endüstriyel mirasının karakterinin yansıtıldığı hareketli bir tasarım uygulanmak istenmiştir. Tarihi bina korunarak restoran ve barların hemen üzerinde yer alacak şekilde çift katlı ofisler olarak çağdaş ilave kat uygulaması yapılmıştır.
Bu örneğe baktığımız zaman çevre yerleşimin düzensizliğini bir önceki örnekte de olduğu gibi tasarımla düzene sokmaya çalışan ve bina tescilli olmadığı halde endüstri yapısı olması sebebiyle bölgenin kimliğini yansıtıcı bir şekilde korunması gerekliliğini savunan bir yaklaşım görülmektedir. Zıtlık etkisi ile tarihi binanın ana karakteri vurgulanmış kat ilavesi tarihi binayı ezmeyecek şekilde iki katla sınırlı tutulmuş ve doluluk boşluk oranları dengesi korunarak yeni ile eski arasında bir denge sağlanmıştır.

AKSANAT KÜLTÜR MERKEZİ
Akbank Sanat Türkiye'de çağdaş sanatın gelişimini desteklemek amacıyla 1993 senesinde kurulmuştur. Kuruluşundan itibaren müzik, yayın, sahne sanatları ve görsel sanatlar alanlarını kapsayan bir kültür sanat programına sahiptir. Yılda 700'ün üzerinde etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. Bina altı katlıdır. Katlarda sırası ile çağdaş sanat galerisi, çok amaçlı salon, baskı atölyesi, kütüphane-sanat kafe ve dans atölyesi bulunmaktadır. Kısacası katlar çeşitli aktiviteler için ayrı ayrı organize edilmiştir. Bu aktiviteler gereğince geniş mekânların gerekliliği ortadadır. Dolayısıyla da tarihi
bina koruma anlayışı ile ele alınmak yerine mekân kazanımı
ile ele alınmış ve bina eski binanın altı kata kadar kütlesel devamının kurgulandığı
eski binanın kimliğini ezen
bir kütle olarak ortaya çıkmıştır.
FRANSIZ GEÇİDİ
1800’lü yıllarda Fransız gemicileriyle tüccarları buluşturmak için inşa edilen Fransız Geçidi, Ticaret merkezi adıyla günümüzde Rus tüccarları ile Türk sanayici ve toptancılarını bir araya getirmektedir. Karaköy’de Rıhtım Caddesi ile Mumhane arasında yer alan Fransız Geçidi, 1998 yılında restore edilmiştir. Üç katlı olan eski binaya, camla kaplı üç modern büro katı daha eklenmiştir. Geçidin yeni döşemesinde, çini yerine çimentodan üretilmiş renkli prefabrik bir malzeme kullanılmıştır.
Toplam 10.000 metrekare inşaat alanına kurulan Fransız Geçidi Ticaret Merkezi’nde 60 metrekareden 620 metrekareye kadar büyüklükleri olan 118 mağaza ve büro bulunmaktadır. Restorasyonu üstlenen şirket tarihi binanın restorasyonuna ek olarak rant yaratmanın olası olduğu ticaret merkezlerine bir de 3 adet ilave kat eklemiştir. Bir önceki örnekte olduğu gibi bu örnek de tarihi binanın
koruma anlayışı ile ele alınmak yerine mekân kazanımı
ile ele alınmış olduğu ve eski binanın altı kata kadar kütlesel devamının kurgulandığı bir durum söz konusudur. Bu da
eski binanın kimliğini ezen
bir kütleyi ortaya çıkarmıştır.

RICHMOND HOTEL
Richmond İstanbul, İstanbul'un eğlence, kültür ve alışveriş merkezi olan İstiklal Caddesi üzerindeki tek oteldir. Tarihi Pera bölgesinde bulunan otel, Boğaz ve İstiklal Caddesi manzarasına sahiptir. Birkaç adım ötesinde tarihi Saint Antoine Kilisesi, Galata Kulesi, sanatın yaşam bulduğu Fransız Sokağı, Türkiye'nin ilk modern sanat müzesi İstanbul Modern ve Avrupa'nın en eski ikinci metrosu Tünel yer almaktadır. Turist kitlesi için bu derecede öneme sahip olan Richmond bundan önceki örneklerde olduğu gibi kütlesel kat yüksekliğinin yanı sıra yan parseldeki binayla bütünleşen ve yine
koruma yerine mekânsal kazanımı
ön plana alan bir tasarım durumundadır. İstanbul metropolünün en önemli tarihi ve turistik caddesinde bulunan bu hotelde bu denli bir mekânsal kazanım arayışına girmek elbette ki kaçınılmazdır.
DİĞER İSTANBUL ÖRNEKLERİ
İLAVE ÇATI UYGULAMALARINA İSTANBUL’DAN ÖRNEKLER
Hızlı nüfus artışının yoğun olduğu ve en çok göç alan metropol olması sebebiyle söz konusu örneklerin en çok yoğunlaştığı il İstanbul olmuştur. Bu sebeple çalışma kapsamında sorgulanması istenen örnekler İstanbul’dan seçilmiştir.
Bakırköy Ender Mağazası
Can Apartmanı
Can Tekstil Binası
Garanti Bankası Beşiktaş Şubesi
Halk Bank Şişli Şubesi
Sanko Sigorta Binası
Şişli Ender Mağazası
Tüm bu örneklere baktığımızda rantın yüksek olduğu bölgelerde bulundukları ve banka, otel, kültür merkezi gibi geniş mekân gerektiren kullanımlara ayrıldıkları görülmektedir. Bu binalar eğer tescilli olmasalardı yıkılıp yerine imar durumunun öngördüğü yüksek katlı binalar inşa edilecekti. Diğer binalarda da görüldüğü üzere bu binalarda da çağdaş ek kavramı ilave kat hakkı kazanan bu yapılarda koruma anlayışı yerine mekânsal rant sağlama ön plandadır.
İncelenen çalışmalardan alınan verilere göre tarihi binalara ilave kat eklenmesi uygulamalarının birçoğunda, iç mekânların tamamen değiştirilmiş olduğu, bina derinliklerinin artırıldığı, önerilen mimari kompozisyonların alan kullanım haklarını zorladığı tespit edilmiştir. Bu gibi nedenlerden dolayı uygulamalarda, koruma kaygısından daha çok mekân kazanımı kaygısının öncelikli olduğu sonucuna varılmıştır. Bazı uygulamalarda ek katların tarihi yapıdan kütlesel olarak daha büyük oldukları gözlemlenmiş, buna neden olarak ise; tarihi yapıların çevrelerinde yüksek katlı yapı önerisi getiren plan kararlarının etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Uygulamalarda modern eklerin, tarihi yapıdan mimari kompozisyon, malzeme, yapım teknolojisi gibi niteliklerle dönemsel farklılıkları ortaya koyma çabaları olumlu görünse de koruma ve tasarım ilkeleri açısından Avrupa’daki uygulamalar kadar başarılı olamadıkları ortadadır. Tarihi binalardaki çağdaş ek uygulamalarının İstanbul’daki izdüşümüne bakıldığında maalesef ki tarihi binaya kat çıkma yasağının meşrulaştırıldığı bir uygulama olarak gündeme geldiği görülmektedir.
Full transcript