Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

GÖRSEL KÜLTÜR KAVRAMI VE SANAT EĞİTİMİ İLE İLİŞKİSİ

No description
by

Merve Demir

on 29 April 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of GÖRSEL KÜLTÜR KAVRAMI VE SANAT EĞİTİMİ İLE İLİŞKİSİ

GÖRSEL KÜLTÜR KAVRAMI VE SANAT EĞİTİMİ İLE İLİŞKİSİ
Kullanıldığı alanların çeşitliliğine baktığımız zaman kavram olarak kültürün tanımını yapmak zordur. Türk Dil Kurumu'nun tanımıyla "Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür." Bu tanım kültürle alakalı onlarca tanımdan sadece biridir. Kültür kuramcısı Raymond Williams'a göre kültürün yüz altmış dört farklı tanımı bulunduğundan çok karmaşık bir kavramdır (Gökalp, 2010, s. 99).
KÜLTÜR
Genel olarak baktığımız zaman kültür, bir toplumu oluşturan insanların, ortak değerlerinin bir ürünüdür. Tarihsel süreç içerisinde, değişim ve gelişim gösterir. Kültür hem düzeni koruyan değerleri belirleyerek toplumun çerçevesini belirlemiştir, hem de toplumun kendisi çağlar boyu kültürün değişmesini sağlamıştır. Bu haliyle kültür ve toplum arasında karşılıklı bir ilişki söz konusudur.
İnsanın varlığının başlangıcından bugüne kadar ürünler bütünü olarak ortaya çıkan kültür, ortaya konuluş açısından çeşitlilik göstermiştir.
1. Sözlü kültür çağı
2. Yazılı kültür çağı
3. Görsel kültür çağı
Sözlü Kültür Çağı
Yazı ve matbaa ortaya çıkmadan önce iletişim sözlü olarak gerçekleşiyordu. Bu dönem Walter J. Ong tarafından "Birincil Sözlü Kültür" ve çağdaş gösrsel kültürün kapsandığı dönem de "İkincil Sözlü Kültür" çağı olarak adlandırılmıştır (akt. Parsa, 2007).
Birincil Sözlü Kültür çağında, iletişim için en güçlü araç dildi. Günümüzde toplumları ayıran ve onların kimliklerinin bir parçası olan dil insanın oluşturduğu en güçlü ve en karmaşık oluşumlardan birisidir. Parsa (2007)'ya göre sese dayalı bir olgu olan dil, kültürün oluşmasındaki en büyük etkendir.
Tarih boyunca her kültürün kendine ait edebiyat ürünlerine baktığımızda ilk örneklerin sözlü olduğunu görüyoruz. Türklerin Ergenekon Destanı, İngilizler'in Beowulf destanı ve bir Kelt destanı olan Tristan ve İsolde bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bu eserler incelendiği zaman, o dönemde yaşayan insanların, inanışları, hayat biçimleri, uğraşları, birbirleriyle ve diğer toplumlarla ilişkilerinin ipuçları elde edilir. Diğer yandan sözlü iletişimle, geçmişten geleceğe bir köprü oluşturularak kültürün aktarılması sağlanmıştır.
Yazılı kültür çağı
Yazı ilk olarak MÖ. 4000- MÖ. 2000 yıllarında Mezopotamya bölgesinde yaşayan Sümerler tarafından ortaya konmuştur. Yazı, her olgunun bir resim ile anlatılmasından olmuştur. Yazının ortaya çıkmasıyla, Sözlü Kültür çağının aksine ortaya çıkan ürünler kalıcılık göstermiştir. İnsandan insana, toplumdan topluma aktarılan kültür, yazı sayesinde daha az değişime uğrayarak tutarlılığını korumuştur.
Örneğin, Türklerin ilk yazılı metinleri olarak kabul edilen Orhun Yazıtları, aynı zamanda ilk Türk tarihi metinleri olarak da görülmüştür. Bunun yanı sıra Sözlü Kültürün ürünleri yazı ile korunmuş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Bu bağlamda yazı, insanlık tarihinin en önemli koruyucularından bürü olmuştur. Yıllar geçtikçe yazı uygulama alanı olarak çeşitlilik göstermiştir ve matbaanın da icadıyla, en güçlü halini almıştır.
İMGE
"İmge gerçekliğin tıpatıp kopyası değil, gerçekliğin zihni süreçlerle yeniden kurulmuş biçimidir. Bu nedenle yeni bir şeyi temsil eder" (akt. Işıldak, 2008). Richard Lepperd (2009)'a göre, " İmgeler bize asıl dünyayı değil, dünyalardan bir dünya gösterir. Gösterilen şeyler değil, bunların temsilcileridir imgeler: Temsil, yani yeniden sunum." Bu bağlamda imge, zihinde var olan bir durumun veya olgunun, somut bir hal almasıdır. İnsan ürünü olan imgeler doğal olmak zorunda değildir.
Ortaya çıkması için dayandığı bir takım durumlar vardır. Parsa(2007)'ya göre, imge iki açıdan incelenmelidir. Birincisi, imgelerin görsel ve algısal yanı; ikincisi ise, imgenin taşıdığı anlamın irdelenmesidir. Görsel bir ürün olan imgenin, temsil görevinin irdelenmesi içinde, yaratıldığı toplumun incelenmesi gerekir. Çüngü imge, anlam açısından görünenden daha fazlasını içermektedir. Daha önce bahsettiğimiz, imgenin dayandığı durumlardan kasıt budur.
W. J. T. Mitchell, imgeyi andırma olarak tanımlamıştır ve imgeyi belli disiplinlerle ilişkilendirerek; grafik, optik, algısal, zihinsel ve sözlü imge olarak sınıflandırmıştır.
Zihinsel imgeleme, psikoloji ve epistemolojiye; optik imgeleme fiziğe; grafik, heykel ve mimari imgeleme sanat tarihine; sözlü imgeleme edebiyat eleştirisine; algısal imgeler de fizyologların, psikologların ve nörologların ortak alanına aittirler. (akt. Parsa, 2007).
Mitchell'in de belirttiği gibi, imge alana göre çeşitlilik göstermektedir. Her ne kadar uygulamaların sonucunda farklılık gösterse de imgeler, ortaya konulduğu kişinin ve toplumun yüklediği anlamı aktarmada ortak bir amaç taşımaktadırlar.
Görsel kültürün incelediği nesneleri Barnard, yapımlarına göre dört gruba ayırır; el yapımı görsel kültür örnekleri, araç yapımı görsel kültür örnekleri, makine ve bilgisayar yapımı kültür örnekleri (Barnard, 2002).El ve araç yapımı olarak bir ayrım olsada, aslında el yapımı kategorisinde olan ürünlerin ortaya çıkma sürecinde bir araç kullanımı söz konusu olabilir. Fakat el yapımı ürünlerin aksine araç yapımı ürünlerde bir uzmanlık gerekebilir. Resim, heykel ve yazı bu duruma örnek gösterilebilir. Araç yapımı ürünlerin uzmanlık gerektirmesi onları daha nadir bulunan ve değerli bir konuma getirebilirler. Makine yapımında seri üretim görülür, bu durumda bu ürünler daha ucuz ve kitle etkilemeye yöneliktir. Broşürler, posterler bu duruma örnek gösterilebilir. Biligisayar yapımı ürünlerin kapsamında, internet, çeşitli bilgisayar programlarıyla üretilen resim ve videolar gibi elektronik ortamda üretilen ürünlerden söz edilebilir.
Barnard(2002), bunların yanı sıra mobilyalar, yağlı boya tablolar, fotoğraflar, vücuttaki dövmeler ve yara izlewrini de görsel kültür aracı olarak değerlendirir ve görsel kültürü bu bağlamda bir kültürün değerlerini, inanışlarını göstergelerle, kodlarla ve çeşitli yollarla görünür hale getirme olarak tanımlar.
GÖRSEL KÜLTÜR KAVRAMININ ORTAYAÇIKIŞI VE KAPSAMI
Görselliğin yoğun olduğu günümüzde kültür, diğer çağların aksine sözlü ve yazılı olandan ziyade görsellikte yoğunlaşmıştır. Her görsel imge, bu kavramın bir ürünü olabilir. Teknoloji çağında olmamız da bu durumu ortaya çıkaran en büyük etkenlerden biridir. Posterler, bilgisayar çalışması olan resimler, broşürler, videolar, hareketli resimler ve daha niceleri kültürel bir alt yapıya sahip olan ve gördüğümüzden daha fazla anlamı taşıyan imgelerdir. Görsel kültür bu anlamların yorumlanmasında devreye girer.
Görsel kültür kavramı ilk olarak 1980'li yıllarda ortaya çıkmıştır. Düzenlenen bir panelde toplum ve sanat arasındaki ilişkiye değinilerek görsel kültüre atıfda bulunulmuştur ve daha estetik, insancıl ve demokratik toplum, kültürel okuryazarlığa eleştirel anlayış, manipüle edilmiş sosyal ürünlere karşı eleştirel tavır geliştirme gibi kavramlara değinilmiştir (Mamur, 2014).

Çıkış noktasına baktığımız zaman görsel kültürün sanatın sosyolojik boyutunun irdelenmesini içerdiğini görüyoruz. Yapılan bu panelle temelleri atılan görsel kültür kavramı teknoloji çağında olmamızın da etkisiyle hızlı bir ivme kazanmıştır.
Bu kavrama dair araştırma yapan kişiler, günlük hayatı ve kültürel dokuyu mercek altına alarak yaşamın her alanında bulunan görsel imgeleri incelemişlerdir. "Özellikle çağdaş yaşamın her anını kuşatan reklam, oyuncak, poster, Cd kapakları, filmler, video oyunları, tv programları, bilgisayar grafikleri, internet ağları, çocuk kitapları ve daha pek çok görsel kültür formu hem sorgulama hem de oluşturma çerçevesinde ele alınmıştır" (Mamur, 2014).
Görsel kültür kavramını Malcolm Barnard görsel ve kültürel kavramlarını inceleyerek, insan ürünü, estetik kaygıyı taşıyan, bir toplumun değerlerini yansıtan görselleri içeren alan olarak betimlemiştir (Barnard'dan akt. Mamur, 2014). Bunun yanı sıra görsel ve kültürel olan ilgi çekicidir ve görsel kültürü anlamlı hale getirmek için, belli kodlarla kültürel olarak anlamlandırılmış olması gerekmektedir (Parsa, 2007).
Görülebilen her şeyi kapsayan bu kavram da önemli olan ise görsel imgenin taşıdığı anlamdır. Kavrama ilişkin bir diğer tanım ise sanat eğitimi ve görsel kültür alanlarında araştırma yapan Duncum tarafından verilmiştir. O'na göre görsel kültür, “ Televizyonda, filmlerde, kitaplarda, dergilerde, reklamlarda, ev ve giysi tasarımında, alışveriş merkezi ve eğlence parkı tasarımında, gösteri sanatlarında ve diğer görsel ürün ve iletişim şekillerinde olduğu gibi günlük hayatımızda karşılaştığımız nesneler ve imgelerdir”(Dumcum'dan akt. Mamur). Tavin’e göre ise görsel kültür görsel bulguların, deneyimlerin ve kültürün farklı yönlerini yorumlayan eleştirel bir çalışma alanıdır (Tavin'den akt. Mamur, 2014).
Stuart Hall ve Jessica Evans Visual Culture: The Reader kitabında görme ve bakma arasındaki farkı sorgulayarak, görsel imgelere metoforik açıdan bakılabilecek temaları sıralamışlardır. Bunlar; seyreden toplum, gösterim, temsil politikaları; eril bakış, feminist bakış olanakları, ayna evresi, fetişizm ve röntgencilik, imgenin yeniden üretimi, ırkçı söylemin yansıması olarak ‘öteki’ kavramı” olarak sıralanmıştır (Hall ve Evans'tan akt. Parsa, 2007). Bunun yanı sıra, soyut olan değerler, inanışlar ve anlamlar somutlaştırarak görsel bir imge haline getirilmesiyle etkililiğe ve kalıcılığa katkı getirilmiş olur (Frey ve Fischer, 2008).
Görsel kültür, sadece imgelerin incelenmesiyle ilgili değildir. Yeni düşünme modellerinin yollarını açmayı ve kültürel anlamlar ve estetik değerlerin üretilmesini ve bunların ilişkilerinin belirtilmesini de destekler. Diğer yandan, nesnelerin görsel işitsel ve mekansal konumları kadar, seyretme eyleminin dinamiklerini de inceler (Saybaşılı, 2007.
Görsel kültür incelemeleri
Sanat tarihi, sanat eleştirisi ve görsel kültür gibi alanların odak noktası olan görsel malzemenin analiz ve değerlendirilmesi aşamasında çeşitli yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Genel olarak açıklayacak olursak nesne-temelli yaklaşımda, görsel malzeme açıdan; renk, ışık, kompozisyon gibi özellikleri ele alınarak incelenir (Barnard, 2002).
Fakat bu tek başına yeterli değildir. Bu tarz bir yaklaşımda nesnenin tarihsel süreçteki gelişiminden ve değişiminden bahsetme imkanı bulamayız. Görsel kültür kavramı, bakma kadar görme eylemi üzerinde de durur, diğer bir deyişle görünen nesnenin altında yatan ideolojileri, kültürel yapıyı ve nesnenin ne anlatmak istediğini de inceler.
Görsel malzemenin incelenmesinde biçimsel bir yaklaşım olan Zeitgeist(çağın ruhu), malzemenin ortaya konduğu tarihsel ve sosyal yapının, üsubun izlerini taşıdığnı söyler (Barnard, 2002). Örneğin Orta Çağ'daki eserlerde Tanrı kavramı ve dinsel konular abartılı bir şekilde ele alınırken, Rönesans'ta ele alınan konunun insan olduğunu ve üslubun daha da sadeleştiğini ve Antik Yunan felsefesinin izlerini taşıdığını söyleyebiliriz.
Nesne-temelli yaklaşımların içinde oluşan diğer kavramlar, Weltanschaung (dünya görüşü), biyografi ve amaç kavramlarıdır. Dünya görüşü kavramında, görsel kültürün bir ulusun dünya görüşünden şekillenen görsel külütür kapsar. Örneğin, bu kavramda, ilkel olarak adlandırılan ile modern diye tabir edilen dönemler ve ırklar arasındaki farklar araştırılır. Biyografi ve amaç kavramlarında ise sanatçının hayat hikayesi incelenir ve yorumlama ona göre yapılır (Bernard, 2002). Örneğin, Antonin Artaud'nun resimleri incelendiğinde karamsar ve karışık olan yapıtlarının ruhsal sorunlar yaşadığı döneme rastladığı görülür.
Bunlara ek olarak dışavurumcu yaklaşımdan da söz edilir. Görsel uygulamalardaki örneklerin seçimi, nesnelerin şekilleri ve ifade edilme biçimi, o ürünü oluşturan kişinin zihnindekilerinin bir yansıması olarak ortaya çıkar (Barnard, 2002).
Panofsky kendi görsel kültür yaklaşımını bir şapka örneğiyle açıklar. Sokakta gördüğümüz tanıdık birinin şapka çıkarmasının ilk basamağında durum ve hareket biçimsel olarak algılanır. Bu gerçeklere dayanan anlamdır. Şapkanın kaldırılış şekline, hareketlerin anlamına göre yorumlanan anlam ise dışavurumcu anlamdır. Söz gelimi tanıdık şapkayı istemsizce veya hevesle kaldırmış olabilir. Bu iki anlam doğal anlam olarak bir paydada toplanır. Doğal anlama ek olarak da ikincil veya geleneksel anlamdan söz edilir. Şapka kaldırma eylemi, her toplumda görülebilen bir durum değildir. Ortaçağ şövalyelerinden barışçıl olduğuu gösterme hareketi olarak ortaya çıkan bu durum, başka bir ülke de anlamsız olabilir (Barnar, 2002). Panofsky'nin ortaya koyduğu bu yaklaşım, tasarım çalışmalarını görsel imgeleri ve sanatsal malzemeleri anlamamızda ve yorumlamamızda da kullanılır.
SANAT VE GÖRSEL KÜLTÜR
Herbert Read (2014), sanat ile toplum arasındaki bağın inkar edilemeyeceğini, sanatçının ürünü oluşturmadaki tonunu, hızını, şiddetini toplumdan aldığını, bunların yanı sıra sanatçının kendi kişilik özelliklerinin de değişken olduğunu belirtir ve bu durumuçağların kendine özgü eserler çıkartmasıyla destekler. Diğer bir deyişle, sanat kendi dışında içinde bulunduğu toplumla ve sanatçının öz değerleriyle de ilgilidir.
Irit Rogoff(2007), serüveninin sanat tarihi ile başlayıp görsel kültüre ulaşmasıyla son bulduğunu söyler. Diğer durumlara baktığımızda görsel kültürün, sanat tarihi ve sanat eleştirisi disiplinlerinin yaklaşımlarından beslendiğini de görüyoruz.
O halde görsel kültür, hayatın her alanındaki görsel imge kadar sanatsal imgeyle de ilgilendiği için sanat incelemelerinin ve sanat eğitiminin önemli bir parçası olduğunu öne sürebiliriz.
Fakat diğer yandan görsel kültürü, sadece sanat alanıyla da kısıtlayamayız. İnsanın elinden çıkan ve bir kültürün yansıması olan imgeleri inceleyen bir alan hayatın bir çok alanıyla ilgilidir. Yani görsel kültür antropoloji, sosyoloji, mimari ve felsefe gibi alanlarla da bağlantılı olduğundan disiplinler arası bir değer taşımaktadır (Akay, 2007).
Richard Leppert(2009)'de "Sanatta anlamın görüntüsü" adlı kitabında görsel imgeler olan sanat yapıtlarının, toplumdaki işlevlerini, geçmişte ve şimdi nasıl kullanıldıklarını incelemiştir. Bu durumdan da anlaşılacağı gibi, görsel kültürün alanı olan toplumsal değerlerin görsel imgelerdeki izdüşümü sanatın ve sanatla ilgili çalışmaların da bir tarafını oluşturmaktadır.
İçinde bulunduğumuz çağı göz önüne aldığımızda, görselliğin yoğun olarak yaşanıyor olması, öğrencilerin görsel imgelere analitik ve seçici bir tavırla bakabilen eleştirel izleyiciler olarak eğitilmeleri önem kazanmıştır. "Eleştirel bakış açısının oluşmasında, kültür, kültürel farklılıklar, öğrencilerin bilgi ve deneyimleri,eleştirel düşünme ve yansıtma olarak şekillenen imgenin örtülü anlamını idrak edip bunu yorumlayabilmek gerekmektedir. Sanat ve tasarım eğitiminde sanat ve gündelik yaşamarasında bağlantı kurabilen yenilikçi modellerin oluşturulması bu hedefe ulaşılmasında yardımcı olabilir. Bu hedefe ulaşabilmek icin gerekli araçlardan bir tanesi görsel kültür eğitimidir" (1).
SANAT EĞİTİMİ VE GÖRSEL KÜLTÜR
Bu bağlamda öğrenciler görsel okur-yazarlık alanında eğitilmelidirler. Görsel okur-yazarlık, görsel farkındalığı yaratma, görsel mesajları yorumlama ve anlamlandırabilme eylemlerini içerir (1). Bu yönde bir eğitimin gerçekleştirilebilmesi içinde görsel imgelerden faydalanılır. Sanat eğitiminde kullanılabilecek, görsel kültür ürünleri,çağdaş eğitim sistemimin gerektirdiği eleştirel bakabilme, analiz etme ve çok boyutlu düşünme gibi becerilerin kazanılmasında önemli bir rol oynayabilir.
Nur Balkır Kuru, "Görsel kültür dersi, eğitim müfredatında tanımı yapılan ve eğitim sonucu oluşturulması planlanan birey modeline en iyi hizmet edebilecek derslerden biri olarak yerini büyütmelidir" der (1).
Hayatın bir çok alanında görülen çağın etkileri sanat eğitiminde de kendini gösterir. Birçok disiplinin iç içe geçmesiyle ortaya çıkan postmodernizmin çağımıza yön veren bir çerçeve konumundadır (Akpınar, Çakmak ve Kara'dan akt. Mamur, 2014).
Postmodernizmin getirdiği yapılandırmacılıkta eğitim, öğrencinin sürecin içinde sorgulayarak, eleştirerek, analiz ederek ve bireysel öğrenmelerle de desteklenerek gerçekleştirilir. Böyle bir durumda şekillenecek sanat eğitimi de bu kavramların yapılabileceği uygulamaları da içerecektir.
Disiplin temelli sanat eğitimi programında dört kavram yer almaktadır; sanatsal uygulamalar, sanat tarihi, sanat eleştirisi ve estetik. Bu kuramda sanatsal uygulamalarla yaratıcılığın geliştirilmesi kadar, sanat yapıtının ortaya çıktığı toplumsal ve tarihsel durumun mercek altına alınması da önemlidir. Sanat tarihi uygulamalarında, öğrenci bir çok alanla ilişki kurup ele aldığı yapıtı çok boyutlu inceleyerek yorumlayabilecektir.
Sanat eleştirisiyle iyi bir sanat tüketicisi olabilmek amaçlanır ve bu kavramda sanat eserinin biçimsel ve içeriksel olarak incelenmesi söz konusudur.
Disiplin temelli sanat eğitimi kuramında, sanat tarihinin kapsamından ortaya çıkan fakat daha özel bir alan olan görsel kültür uygulamaları çok etkili bir yöntem olacaktır. Söz gelimi bu kuramda istenen tarihsel, toplumsal ve eleştirel düşünebilme, görsel kültürün olanakları arasında yer alır.
MERVE DEMİR

GÖRSEL KÜLTÜR KAVRAMI VE SANAT EĞİTİMİ İLE İLİŞKİSİ
Akay, A. (2007). Önsöz. Toplumbilim. 22. 5-9
Barnard, M. (2002). Sanat, tasarım ve görsel kültür. Ankara: Ütopya
Gökalp, E. (2010). Kültür ve Toplum. Sosyolojiye Giriş (edt. N. Suğur). Eskişehir,:Anadolu Üniversitesi Yayınları
Fischer, D. ve Frey, N. (2008). Teaching visual literacy. USA: Corwin Press
Leppert, R. (2009). Sanatta anlamın görüntüsü. (çev. İ. Türkmen). İstanbul: Ayrıntı
Mamur, N. (2014, Ağustos).Post-modernizmin Sanat Eğitimine Yansıma Biçimleri Görsel Kültür ve Eleştirel Pedagoji. Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi (KEFAD). 15(2). 59-77
Necatibey Eğitim Fakültesi Elektronik Fen ve Matematik Eğitimi Dergisi (EFMED) Cilt 2, Sayı 1, Haziran 2008, sayfa 64–69. R. Suat IŞILDAK
http://www.nef.balikesir.edu.tr/~dergi/makaleler/yayinda/4/EFMED_FZE115.pdf adresinden alınmıştır.
Parsa, A. F. (2007). İmgenin gücü ve görsel kültürün yükselişi. Fotografya Dergisi. 19, 1-10
Read, H. (2014). Sanatın anlamı. İstanbul: Hayalperest
Saybaşlı, N. (2007). Ali Akay ile Söyleşi. Toplumbilim. 22. 65-77
(1) http://www.academia.edu/3321740/Sanat_ve_Tasar%C4%B1m_E%C4%9Fitiminde_G%C3%B6rsel_K%C3%BClt%C3%BCr
Full transcript