Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ

No description
by

zafer aktaş

on 25 December 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ

1997 GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ
KONU BAŞLIKLARI

KRİZ NEDİR
GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ
GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ’İN NEDENLERİ
GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ’NİN TÜRKİYE ETKİSİ
GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİNİN SONUÇLARI

Kriz, sosyal bilimciler tarafından çoğu kez; “birden bire meydana gelen kötüye gidiş yönündeki gelişme”, “büyük sıkıntı” ve “bunalım” gibi kelimelerle eş anlamda kullanılmaktadır. Oysaki kriz; önceden bilinmeyen, hesaba alınmayan, ya da öngörülmeyen bazı gelişmelerin, makro düzeyde devlet, mikro düzeyde ise firmaları dolayısıyla girişimcileri ciddi olarak etkileyecek sonuçlar ortaya çıkarmasıdır

KRİZ NEDİR

Doğu ve güneydoğu Asya ülkeleri 1970’li yılların ortalarından itibaren hızlı bir büyüme süreci yaşamışlardır. Ülkelerin ekonomik başarıları “mucize” diye nitelenmiş ve diğer gelişmekte olan ülkelere örnek olarak sunulmuştur. Ancak 1997 Temmuzunda Tayland’da başlayan kriz, bölgenin diğer ülkeleri Malezya, Endonezya, Güney Kore, Filipinler, Hong Kong ve Singapur’a yayılmıştır. Başlangıçta ülkelerin paraları dolar karşısında önemli düzeyde değer kaybettiği gibi, borsaları da çökmüştür. Dünya global krizin eşiğine gelmiş birkaç ay içinde birçok ülke yıllarca geriye gitmiş, ekonomik istikrarsızlıklarla birlikte politik istikrarsızlıklar yaşanmıştır

GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ

1997 yılı başından itibaren iç ve dış spekülatörlerde Tayland Baht’ının aşırı değerlendiği, ülkenin ihracat olanaklarını arttırmak için Baht’ın değerini düşürüleceği beklentisi hâkim olmaya başlamıştı. Bunun anlamı döviz spekülasyonları için koşulların olgunlaşmaya başlamış olmasıdır. Bu dönemde Tayland Baht’ına yönelik bir spekülasyon dalgası ortaya çıkmıştır. Tayland Merkez Bankası yerli paraya yönelik bu spekülatif dalgayı önleyerek döviz kurunu sabit tutmayı başarmış, ancak biçimde bir uygulama için kullanabilecek döviz rezervleri azalmıştır.


GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ

Tayland Merkez Bankası toplam varlıkları içerisinde vadeli sözleşmelere bağlı olmayan, serbest kullanabileceği döviz rezervlerinin azalması nedeniyle, kısa vadeli dış yükümlüklerini 1997 ilkbaharına ertelemek zorunda kalmıştır. Bu durum hem yurtiçi hem yurtdışı spekülatörlerce yerli paranın değerinin düşürüleceğinin işareti olarak algılanmıştır, Baht’ın değerinin düşürüleceği beklentisi spekülatörlerin harekete geçmesine yol açmıştır. Tayland Merkez Bankası, yerli paranın değerini 1dolar = 25 Baht olarak sabit tutmayı denemiş ancak spekülasyonlardan kar sağlamak isteyen yabancı yatırımcıların spekülatif atakları ile başa çıkılamamıştır. Sonuçta Merkez Bankası 39 milyar dolar rezervinin 9 milyar dolarını kaybettikten sonra 2 Temmuz 1997 tarihinde baht’ın değerini serbest bırakmış, baht kısa sürede önemli ölçüde değer kaybetmiştir. Bu durum zincirleme reaksiyonlara yol açmıştır

GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ

Endonezya, Tayland ve Güney Kore krizden en çok etkilenen ülkelerdir. Hong Kong, Malezya, Laos ve Filipinler de bu krizden büyük ölçüde etkilenmişlerdir.
1997 Temmuzunda patlak veren Asya Krizi, özellikle krize giren ekonomilerde, ekonomilerin küçülmesine, borsaların çökmesine, işsizliğin artmasına, uluslararası alanda kredi akışının hızla düşmesine, şirketlerin ve bankaların iflaslarına, ulusal ve uluslararası piyasalarda faiz oranlarının hızla yükselmesine ve uluslararası düzeyde ticaret hacminin düşmesine neden olmuştur. Bu görünüm itibariyle yaşanan kriz, her yönüyle bir mali kriz olma özelliğini taşımaktadır. Krizin nedenleri arasında, en önemlisi, bölge ülkelerinin sağlam bir mali sisteme sahip olmamaları gelmektedir. Mali sistemlerin zaafları, genelde dışa kapalı olmasından ve bankaların yanlış borçlanma ve kredi politikalarından kaynaklanmıştır. Mali kuruluşların yeterli denetimden uzak kalmaları ve bankacılık sisteminde fiyat ve risk değerlendirmesi yapacak personelin sınırlı sayıda olması da, bu süreci destekleyen önemli faktörlerdendir


GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ

İzlenen kambiyo ve borçlanma politikalarının niteliği
Sağlıklı bir finans sisteminin bulunması
Mali sistemin dışa kapalı olması
Bankalarca izlenen borçlanma ve kredi politikaları
Özel sektöre izlenen borçlanma ve yatırım politikaları
Sermaye hareketlerinin niteliği
Bölgesel işbirliği sürecinin iyi işlemesi
Panik unsurunun rolü


GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİ NEDENLERİ

Türkiye, global ekonomik krizden bazı yönlerden olumsuz etkilenirken bazı
yönlerden ise olumlu olarak etkilenmiştir. Kriz dolayısıyla Türkiye’nin aldığı hammadde fiyatları belirgin bir şekilde düşerken, krizin olumsuz etkisi olarak Rusya’ya yapılan ihracat düşmüş ve sermaye piyasalarındaki olumsuz dalgalanmalar sebebiyle uluslararası piyasalardan borçlanma zorlaşmıştır.74
Temmuz 1997 tarihinde Güneydoğu Asya ülkelerinde başlayan ve Rusya
Federasyonu ile Brezilya’ya yayılan krizin etkileri, 1998 yılında Türkiye ekonomisi üzerinde etkisini daha fazla göstermeye başlamıştır.

GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİNİN TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Dolayısıyla uluslararası yatırımcılar, krizin olumsuz etkisiyle piyasadan çıkmak yerine yatırım yapmayı tercih etmişlerdir. Ancak Ekim ayında meydana gelen sermaye çıkışı piyasalarda önemli ölçüde hissedilmeye başlanmıştır. Döviz piyasasında ise Türk lirasının dolar karşısındaki değerinin istikrarlı bir şekilde artmaya devam ettiği görülmüştür. En yüksek döviz girdisi sağlayan sektör olan tekstil sektörü
ihracatı 1998 yılının ilk ayında 1997 yılının Ocak ayına göre % 14 azalarak 624 milyon dolara inmiştir. Dericilik sektöründe ise alıcı konumundaki Güney Kore’nin kriz nedeniyle ham deri ithalatını kısması sebebiyle deri ihracatı olumsuz etkilenmiştir. Asya krizinden en çok etkilenen sektör ise demir-çelik sektörü olmuştur. 1997 yılında 1.9 milyar dolar ihracata karşılık 2.6 milyar dolar tutarında ithalat gerçekleşmiştir Türk Sermaye Piyasası Asya krizinden ekim ayı itibariyle etkilenmiştir

GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİNİN TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Krizin piyasalara etkisi dolaylı olarak Sektörel bazda incelemeyi gerekli kılmaktadır. Piyasada sektörlere ilişkin beklentilerin hisse senetleri fiyatlarına yansıması, krizin Türkiye.ye etkilerinin menkul kıymetler piyasası itibariyle yorumlanmasını kolaylaştırmaktadır.
İMKB hisse senetleri piyasasında sektörlere ilişkin endekslerin değişimi; dikkati çeken sektörlere ilişkin portföy getiri performansları ile yabancı yatırımcıların alım ve satım işlemleri değerlendirilmiştir. Kriz döneminde bankacılık ve elektrik sektöründe olumlu bir gelişme olmasına karşılık başta demir-çelik alt grubu olmak üzere metal sanayi, tekstil ve ulaştırma sektörlerinde olumsuz bir trend gözlenmiştir. 78 Güneydoğu Asya ülkelerinin tekstil ihraç eden ülkeler olması, elde ettikleri fiyat avantajı ile rekabet güçlerini artırmaları mümkün olmuştur. Fakat Avrupa Birliği ülkeleri
ile ABD’nin bu ülkelere karşı kota uygulamaları, Türk tekstil sektör ihracatının daha fazla olumsuz etkilenmesini önlemiştir.


GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİNİN TÜRKİYE ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Krizin izlediği bu seyir ikiz kriz olarak tanımlanmasına sebep olmuştur. Yaşanan ekonomik krizi birinci ve ikinci nesil ekonomik kriz modelleri ile açıklamak mümkün olmamaktadır. Bu yüzden Güneydoğu Asya krizini açıklayabilmek için yapılan çalışmalarda, yeni nesil ekonomik modelleri ortaya atılmıştır. Öncelikle hem bankacılık krizi hem de para krizi semptomlarının bir arada görülmesi yeni nesil kriz modelleri, ikiz kriz kavramı ile açıklanabilmektedir. Krizin Tayland’da başlayıp, daha sonra Güney Kore’nin de içinde bulunduğu birçok Güneydoğu Asya ülkesini etkisi altına aldığı düşünülürse yayılma etkisi adı verilen yeni nesil ekonomik kriz modelinin de yaşanan ekonomik krizi açıklamada kullanılması gerektiği anlaşılmıştır

GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİNİN SONUÇLARI

Sonuç olarak; krizin gelişmesi incelendiğinde ekonomik sarsıntılara uğrayan Güneydoğu Asya ülkelerinde, bazı finansal kurumların borç yükümlülüklerini yerine getirememesi ile başladığı görülmektedir. Ardından ülke piyasalarında yaşanan panikle spekülatif ataklar ve yoğun bir sermaye çıkışı yaşanmış, sabit kur sistemi terk edilmek zorunda kalınmıştır, ülke paraları yüksek oranda devalüe edilmiştir. Sonuçta bir bankacılık krizi olarak başlayan kriz, bir para krizine sebep olarak etkilerini derinleştirmiştir.

GÜNEYDOĞU ASYA KRİZİNİN SONUÇLARI

ZAFER AKTAŞ
ABDURRAHMAN AYDOĞAN
Full transcript