Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

NİKEL VE ADSORPSİYON

Ağır metallerden nikelin incelenmesi ve Atıksuların adsorpsiyonla temizlenmesi
by

NERGİS ON

on 27 November 2012

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of NİKEL VE ADSORPSİYON

ADSORPSiYON NiKELiN ÇEVRESEL ETKiLER NiKELiN TOKSiSiTESi

Nikel içeren ürünlerin fazla tüketimi, nikel ve bileşsenlerinin üretimi, kullanımı ve imhasında olusşan çevre kirliliği kaçınılmazdır. İinsanlar nikele,solunum yoluyla, ağız yoluyla, içme suyuyla, bazı gıdaların tüketimiyle veya sigara içilmesiyle maruz kalabilir.
Bu kirlilik,
Akciğer kanseri, burun kanseri, gırtlak kanseri ve prostat kanseri riskini artırır
Nikel gazına maruz kalındığında hastalık ve bas dönmesi
Solunum yetmezliği
Doğum kusurları
Astım ve kronik bronsit
Özellikle mücevherlerden deri döküntüleri gibi alerjik reaksiyonlar,
Kalp hastalıkları
Böbrek hastalıkları gibi önemli rahatsızlıklara yol açmaktadır (Kapsrzak, 2003). Nikelin kullanım alanları
Paslanmaz çelik başta olmak üzere, korozyona dirençli alaşımların eldesinde kullanılır.
Binalarda, asansörlerde kullanılan paslanmaz yüzeylerde,
Isı tasarruflu radyatörlerde,
Otomobillerde,
Uçak ve gemi endüstrisinde,
Uçakların gaz tribünlerinde ve jet motorlarında,
Elektronik ürünlerde,
Bilgisayarlarda ve bilgi depolamak için kullanılan CD ve DVD’lerde,
Nikel-kadmiyum pillerin ve zırh kaplamalarının yapımında, batarya ve yakıt hücrelerinde, cep telefonları pillerinde,
su arıtmada,
Gıda hazırlamada,
sağlık aletlerinde,
Mutfak araç-gereçlerinde
Cama yeşil renk verir
Takılarda kullanılır
sıvı yağların ve sabunun katılaştırılmasında,
su armatürlerinde,
seramik malzemelerde emaye ile demir arasında bağlayıcı olarak,
Madeni paraların yapımında,
Toplu taşıma araçlarında, zırhlı araçlarda, top ve mermi yapımında,
Deniz suyu taşıma borularında,
Metro durakları, terminaller, hava alanları gibi yerlerde paslanmaz, dayanıklı ve bakım gerektirmeyen malzemeler olarak ve hayatımızı kolaylaştıran 3 bini aşkın üründe nikel kullanılmaktadır. (TUBİTAK, 2010, Çaldağ Nikel Madeni-Ağustos 2009 NiKEL VE ADSORPSiYON Nikel bitkilerde çok düsük miktarlarda yararlı olduğu halde; artan endüstriyel faaliyetler,mineral ve organik gübreler, kimyasal ilaçlar,yerleşim yeri ve endüstri atıkları ile ekolojik çevrede miktarı birikerek artmakta bunun sonucunda olumsuz etki yapmaktadır (Brown ve ark. 1987,Molas 1997, Zornoza ve ark. 1999).

Nikelin olumsuz etkisi, fotosentez ve solunumu engellemesi, hücre zarı geçirgenliğini azaltması, elektron taşınımını engellemesi, hücre de
peroksidaz ve üreaz aktivitesini düşürmesi; protein sentezini, klorofil ve azot düzeyini azaltması, hücre su dengesini değiştirmesi gibi fizyolojik ve biyokimyasal işlemlerin aksamasından kaynaklanmaktadır.
(Brown ve ark. 1990, Pandolfini ve ark.
1992, Gajewska ve Sklodowska 2005). Nikel yakıtların yanması,madencilik ve rafinasyon işlemleri, kentsel atıkarın külleştirilmesi ile atmosfere yayılmaktadır.bunun yanı sıra lağım çamuru karışmış toprakta ve sigarada bulunmaktadır.

Bazı bitki türleri, örneğin; baklagiller, için yararlı bir element olan nikel, belli bir doz aşımında (0,18-5 ppm) zehirleyici olmaktadır Atık Sulardaki Nikel iyonlarının Sepiyolit ile Uzaklastırılması Kahverengi sepiyolitin atk sulardaki Ni 2 iyonlarn tutabilme özellii araştrlan bu çalmada;

1. Sepiyolitin atk sulardaki Ni+2 iyonlarn tutabilme eğilimi belirlenmitir.

2. Sepiyolit yüzeyindeki birim alana adsorpianan Ni 2 iyon miktar ilk 5-10 dakika içinde % 99'luk bir verimle maksimuma ulamaktadr. Ancak söz konusu adsorpsiyonun dengeye ulamas için gerekli olan kvamlandrma süresi 2 saat olarak tesbit edilmitir.

3. Sepiyolit tarafndan adsorpianan Ni" iyonunun maksimum değeri (rmax) 1.31.10"6 mol/m2 olduğu tesbit edilmi ve izoterm eğrisinin bir plato oluşturduğu bu noktada çözeltinin denge konsantrasyonunun 2.055x10"4 mol/1 olduğu bulunmutur.

4. Ni+2 iyon adsorpsiyonunun Uyarlanmış Frumkin modeline uygun olduğu belirlenmitir.

5. Fizikokimyasal model yaklamnda kullanlan dört ayr modelde, genel adsorpsiyon denkleminden hareketle yapılan hesaplamalar sonucunda serbest adsorpsiyon enerjisi değerinin ortalama
-13.82 kJ/mol düzeyinde gerçekleşmesi adsorpsiyonun fiziksel olduğunun kanıtıdır. Sepiyolitin kristal yapısındaki oktahedral tabakalarda bulunan Mg~ 2 iyonlarının atık çözeltideki Ni+1 iyonlarıyla mol bazına bire bir yer değiştirdiğini belirlemiş ve adsorpsiyon mekanizmasının esas olarak iyon değiştirme mekanizması tarafından denetlendiğini göstermiştir. Nikel gümüş-beyaz bir metaldir.
8,9g/cm3 yoğunlukta 1452 C sıcaklıkta ergiyen
Korozyona direnci çok yüksek olan bir metaldir
Manyetiktir, ısı iletkenliği yüksektir
Nikel sıcak ve soğuk olarak biçimlendirilebilmektedir. Nikel temel olarak iki tür maden yataklağından elde edilir.
1.Temel minerallerin limonit (Fe, Ni)O(OH) ve garnierit (Ni, Mg)3Si2O5(OH) olan lateritik yataklardır.
2.Ana minerali pentlandit olan magmatik sülfit yataklarıdır. NiKEL YATAKLARI Yüzeysel Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterleri Nikelin ıspanak fideleri için büyüme tolerans indeksi Nikelin Ispanakta Çimlenme ve Bazı Fide Büyüme Parametreleri Üzerine Etkisi Toprak Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği

Toprakta bulunabilecek maksimum nikel miktarı pH 5-6 için 30 mg Ni/kg kuru toprak,
pH>7 için 75 mg Ni/kg kuru toprak olarak verilmiştir.
Yapılan çalışmada nikelin çimlenme aşamasında, fide aşamasına göre çok daha yüksek dozlarda engelleyici etkide bulunduğu gözlenmiştir.
Sonuç olarak deneme ile aşırı nikelin, çimlenmeoranı, çimlenme indeksi, çimlenme süresi veradikula-hipokotil gelişimini olumsuz etkileyebileceği anlaşılmıştır. Nikel
çimlenme aşaması için 25 mg/L ve
fide aşaması için 2,5 mg/L dozunda uyartıcı, ancak
çimlenme aşamasında 50 mg/L ve
genç fide aşamasında 5 mg/L'den itibaren engelleyici etki yapmıþtır. Fide aşamasına göre çimlenme aşamasında daha yüksek dozlarda toksik etki saptanmıştır. NiKELiN ISPANAĞA ETKiSi Karaçam (Mihalıççık-Eskiehir) Lateritik Nikel Cevherinin Isıl Önislemleri Takiben Hidrometalurjik Yöntemlerle Değerlendirilebilirliğinin Arastırılması Bu çalışmada kullanılan Karaçam lateritik nikel cevheri %1,28 oranında nikel içeren düşük tenörlü,demir ve
silis içerikleri yüksek ve magnezyum içeriği düşük limonitik karakterde bir malzemedir.
Cevherin ana fazlarını götit ile kuvars oluşturmakta ve ayrıca kil yanında dolomit ve hematit de
bulunmaktadır. Yapılan incelemelerde cevherde herhangi bir serbest nikel minerali belirlenememiş ve
bu tip yataklarla uyumlu olarak nikelin hem numune içindeki ana fazlardan birisi olan götit mineralinin
yapısında hem de numune içinde daha az miktarda bulunan kil minerallerinin yapılarında bulunduğunu
sonucuna varılmıştır.
Yapılan analizlerde, en sık rastlanılan killerin simektit ve serpantin grubu killer
olduğu belirlenmiş ve daha az sıklıkta halloysit, talk ve klorit grubu kil minerallerine de raslanmıştır.
Karaçam lateritik nikel cevherinin atmosferik koşullarda çözünme davranımını belirlemek amacıyla
yapılan sülfürik asit liçi deneylerinde asit derişimi, sıcaklık ve süre optimize edilmiştir. Optimum
koşullarda ([H2SO4]=%45, T=95°C, t=120 dakika) nikel ve demirin benzer çözünürlük davranımı
gösterdikleri anlaşılarak nikelin %98,4-98,6 ve demirin de %83,1-84,9 dolaylarında çözeltiye
alınabileceği belirlenmiştir. %60 sülfürik asit derişiminde, 20ºC-95ºC arasındaki sıcaklıklarda, 120
dakika süreyle toplanmış olan kinetik veriler kullanılarak sırasıyla Ni ve Fe çözünürlükleri için
aktivasyon enerjileri 30,36 ve 38,33 kJ/mol olarak hesaplanmıştır. Ni ve Fe için bulunan aktivasyon
enerjileri çözünmelerin dış difüzyon ve kimyasal çözünmeye bağlı olarak gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. NİiKEL KİRLİLİĞİ Basta çelik isletmeleri ve elektrokaplama sanayi atık sularında olmak üzere, endüstriyel ve kentsel atık sularda önemli miktarda nikel bulunmaktadır (3800 ton/yıl).
Kirlenmis sularda nikel seviyesi genellikle 1-3 g/lt aralıgındadır. Endüstriyel atıklar nedeniyle bu deger 10-15 g/L’ye çıkabilmektedir. Endüstriyel atık sularda bulunan nikelin zehir özelligi zamanla azalmaz ya da uygulanan islemlerle giderilemez. Nikel, insan ve hayvanlar da dahil olmak üzere, canlı dokularında biriktigi için bulundugu ortamlardan uzaklastırılmak zorundadır. Nikelin çevre etkisini azaltmak için ortamdan uzaklastırılması ve sahip oldugu teknolojik önem sebebiyle de geri kazanılması zorunludur. Agır metal kirliliginin giderilmesi için bugüne dek kullanılan yöntemler çöktürme, nötrallestirme, ekstraksiyon, filtreleme, ters osmoz, elektroliz, iyon degisimi ve adsorpsiyondur. AĞIR METAL UZAKLAŞTIRMA VE GİDERİM YÖNTEMLERİ Bu yöntemlerden kimyasal çöktürme, agır metallerin güç çözünen tuzlarının olusturulması esasına dayanır. Agır metallerin sülfür ve hidroksit bilesiklerinin çözünürlükleri çok düsük oldugundan agır metal içeren atık sulara bu iyonlar ilave edilerek çöktürme gerçeklestirilebilir. Bu yöntem verimli olması, düsük maliyet ve kolay uygulanması nedeniyle yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak çöktürme koagülasyon sistemlerinde, agır metal içeren çamurun ikinci bir kirlilige sebep olması çevresel açıdan bir eksikliktir. KİMYASAL ÇÖKTÜRME EKSTRAKSİYON Bir diger metal uzaklastırma yöntemi sıvı-sıvı ekstraksiyonudur. Sabit sıcaklık ve basınçta bir maddenin iki fazdaki denge derisimlerinin farklı olmasından yararlanarak yapılan ayırma islemine ekstraksiyon denir. Bu yöntemde, atık su içine kimyasal bir madde ilave edilerek metal iyonu ile kompleks olusturması saglanır. Olusan kompleksin sudaki çözünürlügünün düsük olması aranır. Kompleks bir organik çözücü yardımıyla çözeltiden uzaklastırılır. Yöntemin en önemli dezavantajı sulu faza oranla az miktarda organik çözücü kullanılması nedeniyle iki fazın ekstraksiyon sonrası etkin bir sekilde ayrılmasının zor olmasıdır. Ayrıca, ekstraksiyonun yavas gerçeklesmesi ve yüksek derisimlere ulasmaması gibi nedenlerden dolayı kuvvetli bir ayırma yöntemi olarak da görülmemektedir. Nötrallestirme, filtreleme, ters osmoz ve elektroliz yöntemlerinde,
islenebilen sulu ortam miktarının düsük olması, isletme maliyetinin yüksek olması, düsük derisimlerde istenilen sonucun alınamaması ve çoklu metal iyonu içeren ortamlarda seçiciligin kontrol edilememesi gibi nedenlerle yerini adsorpsiyon yöntemine bırakmıstır. ADSORPSİYON TİPLERİ 1-Fiziksel Adsorpsiyon
2-Kimyasal Adsorpsiyon
3-Biyolojik Adsorpsiyon
4-İyonik Adsorpsiyon Fiziksel adsorpsiyonun moleküller arası düşük çekim gücünden veya van der Walls’ kuvvetlerinden dolayı meydana gelmektedir. Adsorbe olan molekül katı yüzeyinde belirli bir yere bağlanmamıştır, yüzey üzerinde hareketli bir durumdadır. Bununla birlikte, adsorbat adsorbanın yüzeyinde birikir ve gevşek bir tabaka oluşturur. Fiziksel adsorpsiyon genellikle geri dönüşümlüdür (tersinir). 1-Fiziksel Adsorpsiyon 2-Kimyasal Adsorpsiyon Kimyasal adsorpsiyon ise daha kuvvetli güçlerin etkisi sonucu oluşur (kimyasal bileşiklerin oluşumu). Genellikle adsorbat yüzey üzerinde bir molekül kalınlığında bir tabaka oluşturur, moleküller yüzey üzerinde hareket etmezler. Adsorban yüzeyinin tamamı bu mono moleküler tabaka ile kaplandığında, adsorbanın adsorplama kapasitesi bitmiş olur. Bu tür adsorpsiyon çok nadir olarak geri dönüşümlüdür (tersinmez). Adsorbe olan maddenin uzaklaştırılması için (rejenerasyon) adsorbanın yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılması gibi işlemler uygulanır. 3-Biyolojik Adsorpsiyon Bir taşıyıcı üzerindeki mikroorganizmalar tarafından çözeltideki anyon ve katyonların alıkonulması ve biyolojik bozunmanın gerçekleşmesi biyolojik adsorpsiyon olarak tanımlanmaktadır. Biyolojik adsorpsiyonda, bir inert madde üzerinde mikroorganizmaların taşınmasına bağlı olarak fiziksel adsorpsiyon ve biyolojik bozunma birlikte gerçekleşmektedir. Sıcaklık sınırı ve adsorpsiyon ısısı biyolojik adsorpsiyonu etkilemektedir. Bu yöntem de mikroorganizma türüne göre değişmektedir. 4-İyonik Adsorpsiyon Elektrostatik çekim kuvvetlerinin etkisi ile iyonlar yüzeydeki yüklü bölgelere tutunmaktadır. Burada adsorplayan ile adsorplananın iyonik güçleri önemlidir. İyonlar eş yüklü ise daha küçük olan tercihli olarak yüzeye tutulur. 1-pH Adsorpsiyon olayının gerçekletiği çözeltinin pH’ı adsorpsiyonu etkiler. Farklı pH’larda adsorban maddenin yüzey yükü değitiğinden dolayı adsorpsiyon kapasitesi pH’a bağlı olarak değiir. Adsorpsiyon tepkimeleri egzotermik (ısıveren) tepkimelerdir. Bu nedenle sıcaklık azaldıkça, adsorpsiyon artar. Genellikle açığa çıkan ısı miktarının fiziksel adsorpsiyonda ristalizasyon ısıları düzeyinde, kimyasal adsorpsiyonda kimyasal reaksiyon ısısı büyüklüğünde olduğu bilinmektedir. 2- Sıcaklık Adsorbanın fizikokimyasal yapısının, adsorpsiyon hızı ve kapasitesi üzerinde büyük etkisi olabilir. Adsorpsiyon hızı ve kapasitesi, toplam yüzey alanının adsorpsiyon için uygunolan kısmı olarak tanımlanan, özgül yüzey alanı ile orantılıdır. Adsorbanın gözenekli veya parçacıklı bir yapıya sahip olması tercih edilir. 3-Yüzey alanı Çözünmüş madde çözücü sistemine ne kadar kuvvetle bağlanmısa, yani hidrofobik özellikleri ne kadar zayıf ise, yüzeye tutunma eğilimi o kadar az olur.inorganik bileşikler genellikle hidrofilik yapılarından dolayı az, hidrofobik maddeler tercihli olarak daha çok adsorplanır. Bir diğer faktör ise polaritedir. Polar bir çözünen daha polar olan çevreyi seçer.Dolayısıyla polar bir çözünen, polar bir adsorban tarafından polar olmayan bir çözücüden daha iyi adsorplanır. 4-Adsorplanan madde ve çözücünün özellikleri Adsorpsiyona Etki Eden Faktörler 5-Safsızlıkların etkisi Adsorban içinde bulunan safsızlıklar da adsorpsiyon olayını etkiler. Bunlar adsorbanın kimyasal ve fiziksel özelliklerini önemli ölçüde değitirdiği için adsorplanan madde miktarıda değişir. Adsorpsiyon Dengesi ve Adsorpsiyon izotermleri Adsorpsiyon bir denge prosesidir ve adsorplananın çözeltide kalan derişimi ile katıyüzeye tutunan derişimi arasında dinamik bir denge oluşuncaya kadar sürer. Dengenin budurumunda adsorplananın katı ve sıvı fazları arasında belirli dağılımı vardır. Adsorpsiyon dengesini belirlemek için sabit sıcaklıkta dengedeki çözeltide kalan adsorplanan derişimine karşı adsorbanın birim ağırlığında adsorplanan miktarı grafiğe geçirilir ve adsorpsiyon izotermiadı verilen değerler elde edilir. Tek bilesenli adsorpsiyon modelleri Fiziksel ve kimyasal adsorpsiyonlar da, dengeyi belirlemek amacıyla Langmuir,Freundlich, Redlich-Peterson izotermleri olmak üzere başlıca üç matematiksel model bulunmaktadır. Bu izotermler gerçek dengeye ulaşıldığı ve adsorpsiyonun tersinin olduğuvarsayımı yapılarak türetilmişlerdir. Bu izoterm modelleri dışında, Temkin, Clausius-Clapeyron, modifiye Langmuir ve Freundlich adsorpsiyon izotermleri de bulunmaktadır Adsorpsiyon izotermleri 1- Langmuir modeli Langmuir bu teorik yaklaımı aağıdaki kabullere dayandırmıtır

1.Katı yüzeyi belli sayıda adsorpsiyon merkezi ihtiva eder. Herhangi bir sıcaklık ve basınçta dengede bu adsorpsiyon bölgelerinin Q gibi bir kesri adsorplanan moleküller tarafından isgal edilmitir, 1- Q gibi bir kesri isgal edilmemi durumdadır
2.Her bir adsorpsiyon merkezine bir molekül tutuna bilir
3.Adsorpsiyon ısısı bütün adsorpsiyon merkezleri için aynıdır ve yüzeyin örtülükesrine bağlı değildir
4.Farklı merkezler üzerine bağlanmı moleküller arasında hiçbir etkileme yoktur. Bir molekülün igal edilmemi bir merkeze bağlanması, veya igal ettiği bir noktayıterketme ansı komu adsorpsiyon merkezlerinin dolu olup olmamasına bağlıdeğildir 2- Freundlich modeli Adsorbant tarafından adsorplanan madde miktarı başlangıçta hızla artarken daha sonra adsorbant yüzeyinin doymasızla daha yavaş artış göstermektedir. 3-BET Modeli BET, Langmuir’in tek tabaka adsorpsiyon modelini genişletmiştir. Dengedurumunda, yoğunlaşma ve buharlaşma hızı her bir adsorplanmış tabaka için eşitlenmiş ve hız sabitlerinin birinci kattan sonra bütün tabakalar için adsorpsiyon enerjisininyoğunlaşma enerjisine eşit olduğu göz önüne alınmıştır.Bet izotermi, tek tabaka için verilen Langmuir Denkleminin çok tabakalı adsorpsiyonauygulanmasıdır. Diğer adsorpsiyon izotermleri Clausius- clapeyron
Temkin izotermi
Yarışmalı langmuir modeli
Yarışmalı Reblich- Peterson Modeli
Modifiye edilmis yarısmalı Langmuir modeli
Çok bilesenli Freundlich izotermi Bir katı-sıvı ya da bir katı-gaz ara yüzeyindeki derisim degisimine adsorpsiyon denir. Bir baska ifadeyle atom, iyon ya da moleküllerin bir katıyüzeye tutunması adsorpsiyon olarak bilinir. Tutunan taneciklerin yüzeyden ayrılmasına ise desorpsiyon denir. Adsorplayan katıya adsorban ya da adsorplayıcı, yüzeye tutunan maddeye ise adsorplanan ya da adsorbat denir ADSORPSİYON UYGULAMALARI Gaz ve sıvı fazdan adsorpsiyonun belli başlı kullanım alanları a.Gazların kurutulması
b.Toksik gazların, kokuların ve aerosollerin uzaklaştırılması için baca veya egzoz gazlarının temizlenmesi
c.Bir buharlaştırıcıdan terk eden gazlardan geri kazanımı
d. Gazların fronksinosyonu.
e.Yakıt ve yağlama yağlarının, organik çözücülerin, bitkisel ve hayvansal yağların renklerinin giderimi ve kurutulması
f.Fermantasyon ürünleri ve bitki özetlerinden biyolojik kimyasalların (antibiyotikler,vitaminler, tatlandırıcılar) geri kazanılması
g.ilaç ürünleri ve besinlerin arıtılması
h.Ham şeker şuruplarının renginin giderimi.
i.Kirlilik kontrolü için süreç atıklarının saflaştırılması
j.Koku, lezzet ve renk iyileştirme için su sağlama ön işlemi
k.Aromatik veya alifatik hidrokarbonların ayrılması ATIK SULARDAKİ KİRLETİCİLERİN SEPİYOLİT İLE UZAKLAŞTIRILMASI (2006) Sepiyolit mikro ve mezopor yapısına sahip hidrate magnezyum silikat mineralidir. Lifsi morfolojisi ve lif yönünde biribirini izleyen blok ve tünel yapısı ile çok çeşitli organik ve inorganik kirleticilerin tutulması için ideal bir malzemedir. Bu çalışmada, sepiyolitin iyonik sürfaktanlar, ağır metal iyonları, pestisitler, ve aromatik bileşikler gibi çok çeşitli kimyasal maddeleri adsorplamaya yatkınlığı hem literatür verileri hem de kendi çalışmalarla sergilenmektedir. Böylelikle, sepiyolitin atık su arıtma sistemlerinde ve benzer uygulamalarda kullanılabilecek potansiyel bir kil minerali olduğu gösterilmektedir. ADSORBANLAR Adsorbanlar inorganik, biyolojik ve organik adsorbanlar olmak üzere üç grupta incelenebilir. KAYNAKLAR aktif karbon,
bentonit,
sentetik zeolit,
perlit,
uçucu kül,
aktif alümina bazı metal oksitler (Al2O3 ,MnO2 ,TiO2 , SiO2 Fe2O3),
bazik karbonatlar (ZnCO3, v.b.),
geotit (-FeOOH),
wollastonit
montmorillonit gibi inorganik adsorbanlar kullanlmaktadır İNORGANİK ADSORBANLAR BİYOLOJİK ADSORBANLAR Algler
Mantarlar
Bakteriler
Mayalar ORGANİK ADSORBANLAR Geleneksel iyon degistirici reçineler (katyon ve anyon degistiriciler, su yumusatma reçineleri)
Yeni şelat yapıcı polimerik adsorbanlar Nikel Yatakları ve Türkiye Nikel Olanaklarına Toplu ve Yeni Bir Bakış MUSTAFA ASL.ANE3R K.T.Ü, Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Trabzon
(DPT 8. Kalkınma Planı, Metal Madenler Çalışma Grubu Raporu, 2001)
(AYAKAĞAÇ Tevfik, Doktora Tezi, Konya Selçuk Üniversitesi, 2008)
http://tr.wikipedia.org•(NiPERA, 1997; Cangul vd., 2002)•Kimyasal metodla nikel kaplanmış tungsten karbür tozları kullanılarak seramik-metal kompozit malzeme üretimi ve özelliklerinin incelenmesi [Production and analysis of ceramic-metal composite material by using tungsten carbide powders coated with nickel by chemical technique]•T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ DOKTORA TEZİ KİMYA ANABİLİMDALI ISPARTA – 2007
NİKEL BASKILANMIŞ MONOLİTİK KOLONLAR-EBRU ÇUBUK DEMİRALAY
•Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği
•http://www.metalurji.org.tr
•KIRIKKALE ÜNVERSTESFEN BLMLER ENSTTÜSÜ KMYA ANABLM DALI YÜKSEK LSANS TEZ Ni(ll) YONLARININ POL(2,5-DHDRO-2,5-DMETOKSFURAN) ÜZERNE ADSORPSYONU NURDAN ATALAY
•Atık Sulardaki Nikel İyonlarının Sepiyolit ile Uzaklaştırılması Türkiye 17 Uluslararası Madencilik Kongresi ve Sergisi-TIJMAKS 2001, © 2001, ISBN 975-395-416-6 FATMA ÇEPNİi
Y125014010
Full transcript