Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

ADGAR ALLAN POE ‘nun THE BLACK CAT ve LUISE RINSER’in DIE

No description
by

Hatice Küçükiba

on 3 April 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of ADGAR ALLAN POE ‘nun THE BLACK CAT ve LUISE RINSER’in DIE

EDGAR ALLAN POE ‘nun THE BLACK CAT ve LUISE RINSER’in DIE ROTE KATZE isimli eserlerinde KEDİ Sembolünün Karşılaştırılması
Halkın inanışına göre : “ Düz sarı kedi ile tekir kedi iyidir, siyah kedi ise tekin değildir .
-Ne zaman olursa olsun, fakat bilhassa akşamüstü ve gece siyah kediye taş atılırsa, atan mutlaka fenalık görür, hatta belki sakatlanır.
-Tekir kedinin başında beş, siyah çizgi olursa. O kediye peygamberin eli değmiştir, denir.
-Kedi gece insanın koynunda yatarsa, beraber yattığı kimsenin ruhunu alır.
-Kedi eliyle yüzünü sıvazlarsa, yüzünü hangi tarafa dönmüş se o taraftan eve misafir gelir.
-Kedi elini kulağının arkasına götürürse eve misafir gelir.”

KEDİ
Muhtelif hayvanlar arasında en ziyade zulüm görenler kedilerdi. İnsanların bir kısmı bu mahlûka ma'but diye tapar iken yine aynı insanların başka bir kısmı bu mahlûku musibet ve uğursuzluk sembolü addederek kendisine karşı en büyük nefreti hissetmişler ve diri diri ateşlerde yakmaktan katiyyen çekinmemişlerdir. Papa üçüncü İnnocenfin müşavirlerinden Saint- Dominique şeytanı siyah kedi şeklinde temsil etmiş ve kediyi uğursuzluk ve müsibet sembolü saymıştır. O tarihten itibaren bu batıl inanç bütün dünyaya yayılmış ve memleketimize kadar gelmiştir. Bizde siyah kedi insanların arasındaki dostluğu bozan bir mahlûk gibi sayılmış ve iki kişinin arası bozulduğu zaman “
Aranızdan kara kedi mi geçti
?” sualine maruz kalırlar.
CERMENLER

Eski Cermen kavimlerinde kedi fuhuş ve serbestinin sembolü idi. Alains'ler Kafkasya'dan Fransa'ya gelen ilk Vandallar serbestçiyi temsil için kediyi sembol olarak kabul etmişlerdir. Çünkü kedi ne terbiye edilebilir ve nede itaat altına alınabilirdi. İskandinavyalılar da kedi güzellik ahlakını temsil ederdi.
Fransız Gabriel Mourey ‘ de bir eserinde kediyi şöyle anlatmıştır: “ Bu kedi acayip ve karışık bir şahsiyetin timsalidir. Şehvetperest ve Abur, hain ve hilekâr, inatçı ve vahşi, zulüm derecesine kadar varan bir otoritesi vardır.”
Peygamber büyük kedi muhipleri arasındadır ; müvezza isminde pek çok sevdiği kedisi vardı ve bu kedinin sırtını üç defa sıvazladığı için o tarihten beri kediler daima dört ayak üstüne düştükleri söylenir.
Plin isminde bir müverrih Arapların İslamiyeti kabul etmelerinden evvel bir kediye taptıklarını yazmaktadır.

MISIR

Kedi Mısırlılarda musiki aşk ve güzellik ilâhlarını temsil ederdi. Bir kadının güzellik derecesini anlatmak için kedi gibi güzel denirdi. Mısır hükümdarı (Ptholnae Batlamyus) Romalıların dostluğuna büyük bir kıymet verdiği bir zamanda bir Mısırlı dikkatsizlik yüzünden bir kediyi öldüren bir Romalıyı öldürmekten çekinmemiştir. Kedi öldüren ölüm cezası ile cezalanırdı. Mısırda her hangi bir evden kedi cenazesi çıktığı zaman matem tutulur ve matem alâmeti olmak üzere ev halkı kaşlarını tıraş ederlerdi.
FRANSA

Fransızlardan meşhur edip Joachim du Ballay'ın Bollaud ismindeki kedisi için 200 mıskalı bir şiir yazmıştır.
Ingiliz filozofu Oocke büyük eserler yazarken ilham almak için masasının üzerinde bir kedi bulundururdu.

Halk inanışına nazaran siyah kedileri
itmek, kovmak, dövüp hırpalamak, aç, susuz bırakmak korkunç akıbetlere yol açar. Siyah kediler bulundukları yerden istenmez, hakaret görürlerse, hemen ortadan kaybolacak sahiplerine zarar verirler. Bu zarardan korunmak isteğiyle halk siyah kediden daima uzaklaşmak ister. Halk arasında iki şahıs arasındaki kişinin derecesini göstermek için aralarından kara kedi geçmiş meselesi kullanırlar.
LUISE RINSER
Günümüz Alman yazarlarından olan Luise Rinser, (doğumu: 1911), pedagoji ve psikoloji öğreniminden sonra 1935-1939 tarihleri arasında öğretmenlik yapmış, 1944 yılında da Naziler tarafından, rejime muhalif davranışlarda bulunması nedeniyle, tutuklanmıştır. Bir süre edebiyat eleştirmenliği de yaptıktan sonra, 1963 tarihinden beri serbest yazar olarak yaşayan Rinser, 18 Mart 2002'de ölmüştür.

Luise Rinser, Alman edebiyatında, II. Dünya Savaşı’nın getirdiği zorlukları, bunalımları, açlığı, çaresizliği vs. doğrudan yaşamış ve bunları öykülerinde dile getirmiş bir yazardır. Aynı konuları işleyen diğer yazarlardan farkı, belki hem I. hem de II. Dünya Savaşlarını bir kadın olarak; bir çocuk, bir eş, bir anne, bir sevgili olarak yaşamış, olaylara bu perspektiften bakmış olmasıdır. Yaşamının birçok aşamasında kendini açlığa, hatta ölüme mahkûm eden o koşulları yaratanlara, Rinser, inançlı bir katolik kimliğiyle, hiç bir partiye angaje olmadan hep karşı çıkmıştır .

Dünya Edebiyatı'nda
Kedi
EDGAR ALLAN POE
LUISE RINSER KENDİNİ TANITIYOR
Die gläsernen Ringe ile başlayıp geçici olarak Die vollkommene Freude adlı yapıtıma gelmiş olan biri benim yazınsal kariyerimi izlerse, benim bizzat bilemediğim ve dolayısıyla doğrudan ifade edemeyeceğimden daha çok şey öğrenecektir.

Yaşamım, sanatsaldan zevk alamayacak denli zorlu geçmişti; gerçeklerin altında fazla ezilmiştim, düşünsel bir amaç beklentisi içindeydim. Yaşamım çok zordu, çünkü içinde yaşadığım zaman çok zordu, ve hiçbir zaman, öyle umuyorum ki, değerimin altında kalp paraya gitmeye razı olmadım. Fakat korkunç derecede ciddi, melankolik ve sert bir insan olduğuma inanan biri varsa yanılmaktadır. Açıkçası ben bir Yukarı Bavyeralıyım, yani köylü, barok, müziksel, katolik, her türlü Kantçı-Prusyalı tarzına sırtını çevirmiş, oyun olan herşeye can-ı gönülden katılan, hep yaşayan yaşamın tarafını tutarak, ve melankolik ve asi eğilimlerime rağmen ya da daha çok onlarla birlikte dindar, hatta bütün dünyaya, duyumsayarak neşeyle entegre olmuş biriyim.

Benim böyle erken olgunlaşmam, ailemin tek çocuğu olmamdan ileri geliyor, hep yetişkinler arasında, hiç bir zaman tam kabul edilmediği gibi çocukluğu da onaylanmamış, güven duygusu taşıyamadan dışlanmış ve yalnız. Öyle bir çocukluk dönemi geçirmiştim ki, bu daha az hareketli insanlar için tehlikeli olabilirdi. Buna rağmen güzeldi ve tamamen şiirseldi, ve beni merhametli - merhametsiz zor bir yaşama hazırladı. Yaşamımın asıl zorlu sınavları, talihimin döndüğünü sandığım 1940 yılında başlar. Uzun bir nişanlılık döneminden sonra nihayet evliliğim, kocamın operada orkestra şefi olup, ilk oğlumun doğduğu ve ilk kitabımın büyük başarı kazandığı bir sırada - her şey ardı ardına elimden geri alındı: Kocam (Rusya’da şehit düştü), başarım (kitap yayımlamam yasaklandı), özgürlüğüm (Gestapo tarafından takibe alındım ve sonra hapse atıldım), ocağım (iki kez “tahliye” edildim ve bu arada mal varlığımın yarısını kaybettim) ve nihayet nerdeyse yaşamım (Berlin halk mahkemesinde, hakkımda devlet güçlerine karşı gelmekten ve rejime muhalefetten dava açıldı, ancak karar infaz edilmedi, çünkü savaş bitmişti).

19 ocak 1809'da Boston'da dünyaya gelen ve üç yaşında anne-babasını kaybeden Poe'nun yaşamı hiç kolay olmamıştı. Bir aile tarafından evlat edinilen Poe'nun huzursuz ruhu ve uygun sayılmayana olan ilgisi, bir gölge gibi yaşamı boyunca onu izledi.

Henüz küçük bir çocukken babası tarafından terk edilen Poe kısa bir süre sonra annesini yitirdiğinde yapayalnız kalır. Poe hayatı boyunca bundan babasını sorumlu tutacaktır. Yıllar sonra yazdığı Kara Kedi adlı öyküde bunun etkisini görürüz. Öyküde anlatıcının nefret duygusunun hedefinde olan, hayatından ve aklından çıkarıp yok etmeye çalıştığı kara kedi Poe’nun babasından başkası değildir. Kediye siyah rengini veren şey, Poe’nun babasını hiç tanımamış olmasındaki belirsizlik ve ona dair beslediği karanlık düşüncelerdir. Anlatıcının sokakta bulduğu ikinci kediyle, babasına dair düşüncelerini iyileştirmeye çalışır. Kedinin göğsündeki beyaz leke onun bu arzusuna işaret eder. Ancak karanlık bir imge olarak zihninde yaşattığı babasıyla barışması imkansızdır ve nefret duygusu kısa sürede başlangıçtaki iyi niyetin yerini alır. Beyaz leke zamanla bir ölüm imgesine dönüşür ve kara kedinin bedeninde ölüm bir kez daha hakim gelir.

Gençlik çağlarındaki asi davranışlarından dolayı eğitimini tamamlayamayan Poe, önce kumar oynadığı gerekçesi ile üvey babasınca üniversiteden alındı, ardından girdiği askeri okul West Point'ten atıldı.

Tam yaşamında huzur ve denge aradığı dönemde kuzeni Virginia ile karşılaştı ve ona aşık oldu. Büyük aşkı evlilikle sonuçlanmışsa da Virginia'nın vereme yakalanması ve ölümü Poe'yu hızla alkole ve delilik nöbetlerine sürükledi.
Kimi eleştirmenler Poe’nun ölüme olan bu takıntısını, yaşadığı dönemde tıp biliminin eksiklikleri sonucu henüz canlı olan hastaları diri gömme olaylarının yaşandığına bağlasalar da, onun derin mutsuzluğunun altındaki nedenin, çocukluğunda, gençliğinde ve olgunluk çağlarında karşılaştığı ölüm olayları olduğu açıktır. Ölüm onun yazgısına müdahale etmiş, ona güvensiz, umutsuz, yoksul ve kimsesiz bir yaşam sunmuştur.
Yaşadığı trajedilerin etkisiyle mi karanlık ruhları anlattı, yoksa anlattığı karanlık ruhlar yaşadığı trajedinin edebiyata yansıması mıydı bilinmez ama trajedinin, yaşamının her evresinde onu bir şekilde pençesine adığı kesindir.

Poe’nun yaşamını ve kişiliğini oluşturan unsurlar onun yazdığı metinlere bulaşmıştır kaçınılmaz bir biçimde. Yazdıkları üzerinde yapılacak derin analizler onun başka korkularını açığa çıkaracaktır muhtemelen. Sözgelimi, kısa süren üniversite hayatı sırasında saplandığı kumar tutkusu, tedirgin edici başka anlatılara gebedir. Onun yazdığı metinler izlenerek, kahramanı Poe olan karanlık öyküler yazılabilir.
Edgar Allan Poe, eserlerinde korkuyu alışılmadık bir biçimde ele alır. Korku çirkin yanı ile değil ürpertici yanı ile adeta okurun karşısına dikilir. Mistizm, reenkarnasyon ve günahını çekme eserlerinin ortak özelliğidir.
Edgar Allan Poe’nun gerçek ve düşünsel yaşantısı bu konuda çarpıcı bir örnek teşkil eder. Onun yazdığı ürkütücü ve tedirgin edici öyküler, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında sürdüğü kısa yaşantının birer iz düşümü gibidir. Poe kendi korkularının yazarıdır.

KARŞILAŞTIRMA
Kediler tarihte birçok maceralar geçirmişler, birçok iyi ve fena günler görmüşlerdir. Bazı milletlere yol gösterici, bazılarına mürşid, bazı ediplere ve şairlere ilham kaynağı, dost, bazı siyasilere mesai arkadaşı olmuştur. Bazen insanoğlunun ahlak, vicdan ve düşüncelerini buhrana sokmuşlardır.

Salâh Birsel, kedi ile insan arasındaki ilişkiye adadığı denemesinin bir yerinde, kedi ile insan arasında sürtüşme çıktığında buna her zaman insanoğlunun anlayışsızlığının neden olduğunu, insanlarınsa bu tutumlarının karşılığını kedilerin tırmıkları ile ödediklerini belirtir (24). Bu galiba ancak barış ortamında geçerli olmalıdır; çünkü dayatma yaşam savaşımının sonucunda, kediler insanoğlunun anlayışsızlığını canlarıyla ödüyorlar.


Edgar Allan Poe’nin 1843 yılında yayımlanan “The Black Cat” isimli kısa öyküsünde alkolün etkisiyle ruh hali değişen, karısını ve kedisini cani bir şekilde öldüren bir adam konu edilmiştir. Luise Rinser’in 1948 yılında yazdığı “Die Rote Katze”isimli kısa öyküsünde ise İkinci Dünya Savaşından sonra meydana gelen kıtlık sebebiyle aç kalan çocuğun kendisinin ve ailesinin yiyeceklerinden yararlanan kediyi vahşice öldürmesi anlatılmıştır. Her iki eserde metne bağlı inceleme yöntemine göre incelenecektir.

Her iki eseri de daha okur okumaz renklere verilmiş önem öne çıkar. “Die Rote Katze” de kediye kırmızı renk yüklenmiştir ve kırmızı olması kan, acı şiddet gibi kavramları aklımıza getirebilir. “The Black Cat” de kediye siyah rengi yüklenmiştir, rengin siyah olması karamsarlığı ve her şeyin kötüye gittiğini temsil edebilir.
Her iki yazarda eserde kedilere negatif anlamlar yüklemiştir. Luise Rinser eserindeki kediyi kırmızı bir şeytana benzeterek okuyucunun ilgisini çekmiştir.
"Ich muß immer an diesen roten Teufel von einer Katze denken.
..". Edgar Allan Poe ise eserindekİ kara kediyi bazı eski inanışlara göre kılık değiştirmiş cinlere benzetmişlerdir. “T
his latter was a remarkably largeand beautiful animal, entirely black, and agaciousto an astonishing degree. Inspeaking of his intelligence, my wife, who at heartwas not a little tinctured with superstition, made frequent all usiontot heancient popular notion, which regardedal black cats as witches in disguise.
” Bu ürkütücü üslup kedilere yüklenmiş anlamları okur okumaz okuyucunun negatif bir tavır takınmasına neden olur.
“The Black Cat” eserindeki kahraman eserin başlarında hayvanları ne kadar sevdiğini açık bir şekilde dile getirmiştir.”
I was especially fond of animals, and was in dulged by my parents with a great variety of pets. With these I spent most of my time, and never was so happy as when feding and caressing them
.” Ben anlatıcı hayvanlara olan sevgisinin böylesine büyük olduğunu aktararak ileride yapacağı vahşeti normalize etmeye ve kendini temize çıkarmaya çalışmıştır. Bu sevgisi zamanla korkuya dönüşür.Anlatıcı bir süre sonra, hayvanın göğsündeki lekenin yavaş yavaş değiştiğini düşünmeye başlar. Leke gittikçe darağacına benzemektedir.

“Die Rote Katze” eserindeki kahramanın da içten içe hayvan sevgisi vardır ama bu hayvan sevgisi açlığın kötü etkisi altında kalmış ve bazı kötü davranışları meydana getirmiştir."
Verdammtes Biest", sag ich und werfeinen Steinnach ihr. Ich hab sie gar nicht treffen wollen, nur verscheuchen. Aber ich muß sie doch getroffen haben, dennsie hat geschrien, nur eineinziges Mal, aber so wie ein Kind. Fortgelaufenist sie nicht. Da hat es mir leidgetan, daß ichnach ihr geworfenhab, und ich hab sie gelockt.”
Maddi gereksinimlerin giderilmesinde son derece büyük güçlüklerin yaşandığı savaş sonrası Almanya’sında, babasız evlerden birinin erkeği konumunda olan Ben-anlatıcının kediyi “kırmızı şeytan, melun şeytan” diye nitelendirmesi dönemin zor şartlarından kaynaklanmaktadır. Aslında her çocuk gibi içgüdüsel olarak kediye karşı sevgi beslemektedir.

Her iki eserde de ben anlatıcıların kediyi öldürmek için haklı sebepleri vardır.
”The Black Cat” eserindeki sebep alkoldür.
”One night, returning home, much intoxicated, fromone of my hauntsabouttown, I fancied that the catavoided my presence. I seized him; when, in his fright at my violence, he inflicted a sligh twound upon my hand with his teeth. My original soul seemed, at once, to take its flightfrom my body; and a more than fiendish male volence, gin-nurtured, thrille devery fibre of my frame.”
“And then came, as if tomy final an dirrevocable overthrow, the spirit of PERVERSENESS.”
“Die Rote Katze”eserindeki sebep savaş sonrası kıtlıktır.
”Und dann ist der Winter sechsundvierzig auf siebenundvierzig gekommen. Da haben wi rwirklich kaummehr was zu essen gehabt.” "wo wir doch selber nichts zu essen haben.
Die Rote Katze adlı öyküde kedinin öldürülmesi, öykü boyunca, Ben-anlatıcının yaşadığı gerekçeli öfke nöbetleriyle haklı gösterilir. Rinser, böylece "gaddarlık" kavramını görecelendirir. Eleştirmen Manfred Durzak, "bu kesinlikle sadist bir taşkınlık ya da hayvanların canını yakan bir gencin vandalca davranışı değil, aksine, koşulların ona yüklediği ve altında bir mücrim olarak kendinin de kaldığı bir mecburiyettir", der . Ona göre, bireyi, yaşamak için yok etmeye zorlayan ve ahlâki bir dünya düzeninden ayrılışı gösteren yaşam koşullarının gaddarlığı, bu sahnede ortaya çıkar.The Black Cat isimli eserde de kahramanımızın alkol etkisi ile birlikte kısır bir döngüye giren hayatında batağa saplanmıştır ve alkolün etkisiyle de ne yaptığının çok farkında değildir. Bir yandan da alkolün ve açlığın etkisiyle deliliğin pençesinde yavaş yavaş karanlığa kapılan ve korkunç eylemlere sürüklenen anlatıcılar, suçlarının haklı sebepleri olarak bunları görüyorlardı.Poe'nun en karanlık öykülerinden biri olan Kara Kedi aynı zamanda yazarın alkole en güçlü karşı çıkışını da içerir. Anlatıcının sapkınca davranışlarının sebebi olan ve kişiliğini bozan alkolizmden öyküde "illet" ve "düşman" sözleriyle bahsedilir
Her iki eserdede ben anlatıcılar işledikleri cinayet sırasında pişmanlık ve acıma duygusu içerisindedirler.”The Black Cat” eserinde ben anlatıcı kediyi öldürme anlarında soğukkanlıdır ama işkence çeker. “
One morning, in cool blood, I slipped a noose about its neckandhung it tothelimb of a tree; -- hung it with the tears streaming frommy eyes, and with the bitterest remorse at myheart; -- hung it because I knew that it had loved me, and because I felt it had given me noreason of offence; -- hung it because I knew that in so doing I was committing a sin.”
Diğer kedisini ise karısını duvara gömdüğü sırada onu da duvara gömer.
”Upon its head, with redextended mout hand so litary eye of fire, sat the hide ous beast who secraft had seduced me into murder, and whose in forming voice had consigned me to the hangman. I had walled the monsterup within the tomb!
” “Die Rote Katze”eserinde kahraman kediyi öldürürken hem acı çeker hem de cinayeti işlemeye devam eder."
“Und auf ein mal hab ich ganz laut geschrien, und dann hab ich das rote Vieh an den Hinter läufen genomme nun dhabs an einen Baumstamm geschlagen…Aber ein mal war sie dann doch tot.”
Aslında ben anlatıcılar yaptıkları kötülüğün ne kadar feci olduğunun farkındadırlar ama bahsedildiği gibi alkol ve açlığın etkisiyle bu canlara kıymışlardır.
Karşılaştırılan her iki eserde de kedi sembolü baskın bir şekilde kullanılmıştır. Ben anlatıcılar içinde bulundukları ruh halinden dolayı kedileri kendi hayatlarını işgal ediyor olarak görmüş ve onlardan kurtulmak istemişlerdir. Kedilerse, artık her türlü öfkenin, şiddetin hedefi olarak simgesel bir anlam kazanır öykülerin sonunda. İster kediyi öldüren isterse öldürülmesine neden olan kişi olsun, her iki öykü bağlamında da verilmek istenen, "kedilerin öldürülmemesi" mesajı olabilir.
TÜRKLERDE KEDİ HAKKINDA
MEVCUT HÜRAFELER VE İNANIŞLAR
Kaynakça

İnternet Kaynakları
ÖZTÜRK, Ali Osman, Kediler Ölmesin www.izedebiyat.com (02.04.2014)
www.dergiler.ankara.edu.tr/dergiler (02.04.2014)
www.dorduncuodam.blogspot.com.tr (02.04.2014)
www.otekisinema.com (02.04.2014)
Full transcript