Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Copy of Copy of Untitled Prezi

No description
by

Murat Baş

on 30 March 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Copy of Copy of Untitled Prezi

OBEZİTE - GUT MİKROBİYOTA MEKANİZMALARI
GUT MİKROBİYOTA VE OBEZİTE / METABOLİK SENDROMA ETKİLERİ
Barsak Mikrobiyotası ve OBEZİTE
KARBONHİDRAT FERMENTASYONU İLE KZYA ÜRETİLMEKTEDİR VE BU ÜRETİM GLUKAGON-LIKE-PEPTID (GLP) VE PEPTID YY (PYY) GİBİ GUT HORMONLARININ DÜZENLEMELERİYLE SONUÇLANIR.
GLP VE PYY, SİNDİRİM ENZİMLERİNİN SALINMASI VE ÜRETİMİNİN DÜZENLENMESİ SÜRECİNDE TOKLUKTAN SORUMLUDUR.
PPY3-36, AŞIRI YEMEK YEME DAVRANIŞI İLE DEĞİŞEN MİKROBİYOTA TARAFINDAN İNHİBE EDİLMEKTEDİR.
PPY DÜZEYİ YETERSİZ OLAN FARELERİN HİPERFAJİK VE OBEZ OLDUĞU BELİRLENMİŞTİR.
OBEZ FARELERE UZUN SÜRE PPY3-36 VERİLMESİNİN ADİPOZİTEYİ AZALTTIĞI BELİRLENMİŞTİR.
KZYA'NİN SİNYALİZASYON KASKADI, G-PROTEIN-COUPLED RESEPTOR ARACILIDIR VE BUNLAR FFAR2 VE FFAR3 OLARAK ADLANDIRILIR. PROPİYONAT VE BÜTİRAT FFAR2, ASETAT İSE FFAR3 AFİNİTESİNE SAHİPTİR.
ARTAN GLİKOZ ALIMI VE BUNU TAKİBEN EMİLİMİ,

ChREBP (carbohydrate response elements binding protein),

Acc1 (Acetyl-CoA carboxylase),

FAS (fatty acid synthase),

SREBP-1 (sterol response element binding protein-1)

AKTİVE ETMEKTE VE BU LİPOGENEZ VE İNSÜLİN KONSANTRASYONUNDA ARTIŞA NEDEN OLMAKTADIR.
Mikrobiyota Nedir?
İnsan Vücudunda Mikroorganizma Türlerinin Dağılımı
Mikrobiyom, mikrobiyotanın kolektif
genomik içeriğidir. Yani mikrop genomu topluluğudur.
Belli bir ortamdaki mikropların,
onların genetik
elemanlarının (genom) ve çevre ile
etkileşimlerinin bütünüdür.
Ayrıca, topluluğun toplam
genetik kapasitesini gösterir.
Mikrobiyom Nedir?
Spesifik bir ortamda müşterek şekilde yaşayan mikrobiyal topluluktur. Hücresel yoğunluğu barsak boyunca artar. Kolonik mikrobiyota, gastro intestinal yoldaki en yoğun ve çeşitli bölgedir.
Turnbaugh ve arkadaşları (2006), obezlerin gut mikrobiyotalarında, diyetle enerji üretimi için artmış bir kapasite olduğunu göstermişlerdir.

Ayrıca, steril farelere transfer edilen obez mikrobiyotasının vücut yağındaki artış ile sonuçlandığını bildirmişlerdir.
PROJE 2007 YILINDA NIH TARAFINDAN BAŞLATILDI.
300 GÖNÜLLÜDEN, 5 FARKLI VÜCUT BÖLGESİNDEN, DEĞİŞİK ZAMANLARDA 11.700 ÖRNEK TOPLANDI.
BACKHED VE ARK. (2007), STERİL FARELERİN, GELENEKSELLEŞTİRİLMESİNDEN SONRA, AMPK EKSPRESYONUNUN AZALDIĞINI GÖSTERMİŞLERDİR.
SONUÇ OLARAK; MİKROBİYOM, YAĞ ASİT OKSİDASYONDA DOWNSTREAM ETKİSİYLE AMPK AKTİVİTESİNDE BASKILAYICI ETKİ YARATMAKTADIR VE BÖYLECE KONAK OBEZİTE VE İNSÜLİN DİRENCİNE YATKIN HALE GELMEKTEDİR.
GO VE ARK. (2013), GUT MİKROBİYATA ÜRETEN t10,c12 KONJUGE LİNOLEİK ASİT'İN LİPOGENEZİ UYARDIĞINI RAPOR ETMİŞLERDİR. SONUÇ OLARAK DA, de novo LİPOGENEZİ ve TRİGLİSERİT SENTEZİNİ TAKİBEN, LİPİD BİRİKİMİ VE HEPATİK STEATOZ ARTMAKTADIR.
Prof. Dr. Murat BAŞ
STERİL FARELERİN GELENEKSELLEŞTİRİLMESİ, HEPATİK LİPOGENEZİ ARTTIRMAKTA, AŞIRI GLİKOZ YAĞ OLARAK DEPOLANMAKTADIR.
Monosakkaritler ve kısa zincirli yağ asitleri gibi diyetsel polisakkaritlerin metabolitleri, gut mikrobiyotası tarafından yürütülen hidroliz ve fermentasyon sonucu üretilirler. Bu metabolitlere, konak tarafından bir enerji kaynağı gibi davranılır ve emilir.
Sunum Planı
Giriş
İnsan Mikrobiyom Projesi
Gut Mikrobiyota ve Ağırık Etkileşimleri
Diyet ve Gut Mikrobiyotasına Etkileri
Sporcu Performansında Probiyotikler
Sonuç ve Öneriler
Tremaroli, V., Backhed, F. Nature, 489 (13):242-249.
25 EYLÜL 2013 TARİHİNE KADAR

9271 TÜR BAKTERİ
332 ARKE
183 ÖKARYOT
1193 PLAZMİD
2809 VİRÜS
İnsan Vücudunda Mikroorganizmaların Dağılımı
Harris, K., et al. (2012). Journal of Obesity, 2012:879151.
Backhed, F., et al. (2004): PNAS, 101 (44):15718-15723.
1-DİYETTEN ENERJİ EKSTRAKSİYONU
SONUÇ OLARAK;

BESİN ÖĞESİ YÜKÜNÜN DEĞİŞİMİ MİKROBİYOTADAKİ DEĞİŞİMLERDEN ETKİLENMEKTEDİR.

FIRMICUTES KOLONİSİNDEKİ %20 ARTIŞ, ENERJİ HASATINDA 150 KALORİLİK ARTIŞ İLE İLİŞKİLİDİR.

MİKROBİYOTA, BESİN ÖĞESİ HASATININ DÜZENLENMESİNDE ÖNEMLİ ROL OYNAMAKTADIR.

MİKROBİYOTANIN KOMPOZİSYONU VE METABOLİK EYLEMLERİ, BESİNLERDEN ENERJİ OLUŞUMU SÜRECİNDE ÖNEMLİ ROL OYNAMAKTADIR.

JUMPERTS VE ARKADAŞLARI (2011), 12 ZAYIF VE 9 OBEZ BİREYİN FEÇESİNDE, BAKTERİYAL rRNA GENLERİNİN DİZİLİMİNİN BESİN ÖĞESİ EMİLİMİNDEKİ ROLÜNÜ DEĞERLENDİRMİŞLERDİR. AYRICA BOMBA KALORİMETRE İLE DIŞKI ENERJİLERİNİ ÖLÇMÜŞLERDİR.
Jumpertz., et al. (2011): Am J Clin Nutr, 94 (1):58-65.
2-BAKTERİYAL FERMENTASYON VE ENERJİ HASATINDAKİ ROLÜ
Lin (2011) fareler üzerinde yaptığı çalışmasında, kısa zincirli yağ asitlerinin, barsak hormonları yolu ile serbest yağ asidi reseptörü 2 (FFAR2) ve 3 (FFAR3)' ü etkilediği, böylece diyet kaynaklı obezite ve insülin direnci gelişiminden koruduğunu saptamışlardır. Kısa zincirli yağ asitlerinin (bütirat ve propiyonat) barsak hormonlarını, FFAR3 yolu ile indüklediği belirlenmiştir.
Conterno ve ark. (2011), barsak mikrobiyotasındaki fermentasyon aktivitesini analiz etmiş ve obeziteyi arttırıcı etkisini göstermişlerdir. Schwiertz ve ark. (2010) ise, fekal kısa zincirli yağ asit miktarlarını incelemiş ve sonuçta obez kohorttaki miktarın fazla kilolu ve zayıflara kıyasla daha fazla olduğu belirlemişlerdir. Obezlerde
103.9±34.3 mmol/L
, fazla kilolularda
98.7±33.9 mmol/L
ve zayıflarda
84.6±22.9 mmol/L
olarak bulunmuştur.
Schwiertz, A., et al. (2010): Proc Natl Acad Sci USA, 18(1):190-195.
İntestinal mikrobiyota bir organ sistemi gibi fonksiyon gören bir komplekstir.
İnsan fetüsü mikrobiyolojik olarak sterildir ve doğum anında anneden ve çevreden kaynaklanan bakterilerle kolonize olur. Bu mikrobiyota sabit değildir ve anne sütü sonrasındaki ek gıdalara geçilinceye kadar değişiklikler oluşur.
İnsan mikrobiyotası kişiye özgüdür ve kişinin yaşamı boyunca değişen iç ve dış faktörlere duyarlıdır.
Acıbadem Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Fakültesi
Beslenme ve Diyetetik Bölümü

LEY VE ARK. (2006), 12 OBEZ BİREYDE 1 YIL BOYUNCA DÜŞÜK ENERJİ İÇEREN - YAĞ KISITLI (FAT-R) VE KARBONHİDRAT KISITLI (CARB-R) DİYET UYGULAMIŞLAR VE FEKAL BARSAK MİKROBİYOTASINI TAKİP ETMİŞLERDİR.
Ley, R.E., et al. (2006): Nature, 444 (7122):1022-1023.
OBEZİTE VE GUT MİKROBİYOTA İLİŞKİSİ
RIDAURA VE ARK. (2013), OBEZ (OB) VEYA ZAYIF (LN) İKİZ FARELERDEN ELDE EDİLEN MİKROBİYOTAYI, STERİL FARELERE TARANSFER ETMİŞLERDİR. OBEZ İKİZLERDEN TRANSFER ALMIŞ FARELERDE; VÜCUT KÜTLESİ VE ADİPOZİTE ARTMIŞ, KISA ZİNCİRLİ YAĞ ASİTLERİNİN FERMENTASYONUNDA, DALLI ZİNCİRLİ AMİNOASİTLERİN METABOLİZMASINDA VE SAFRA ASİTLERİNİN MİKROBİYAL TRANSFORMASYONUNDA FARKLILIKLAR OLDUĞU BELİRLENMİŞTİR.
Ridaura, et al. (2013): Science, 341 (6150):1241214.
BACTEROIDETES ARTIŞI İLE AĞIRLIK KAYBI ARASINDA ANLAMLI İLİŞKİ BULUNMUŞTUR (P<0.05)

FAT-R AĞIRLIK KAYBI %6
CARB-R AĞIRLIK KAYBI %2
SAĞLIKLI İNSANLARDA BARSAK MİKROBİYOTASI
Lozupone, C.A., et al. (2012). Nature,489:220-230.
DİYET, GUT ve İMMÜN CEVAP İLİŞKİSİ
Maslowski, K.M. & Mackay, C.M. (2011). Nature Immunology, 12 (1): 5-9.
Afrika kırsalındaki Burkina Faso ve Avrupalı (İtalya) çocukların kıyaslandığı çalışmada, diyetin mikrobiyotaya etkisi incelenmiştir.
Bitkisel
kaynaklara dayalı, yüksek posalı diyet.
ÇALIŞMANIN SONUCUNA GÖRE, BURKİNO FASO ÇOCUKLARININ DİYETİ, SAĞLIKLI MİKROBİYOTANIN KORUNMASINDA ETKİLİDİR VE ANTİK ÇAĞIN MİKROBİYOTA MİRASINI KORUMAYI BAŞARMIŞTIR.
De Filippo et al. (2010). PNAS 17 (107): 33, 14691-14696.
Moschen, A.R., et al. (2012). Gut and Liver, 6 (4), 411-416.
De Filippo et al. (2010). PNAS 17 (107): 33, 14691-14696.
3-AÇLIKLA İNDÜKLENEN ADİPOZİT FAKTÖRÜN (FIAF) BASKILANMASI
Lipoprotein lipaz (LPL), adipositlerde yağ asitlerinin salınımında ve trigliseritlerin hidrolize olmasında önemli role sahiptir. Bu yağ asitleri adipositlere girdikten sonra, trigliseritlerde yeniden esterifiye olurlar ve yağ olarak depolanırlar. Adipoz, barsak ve karaciğerden salınan Angiopoitin-like 4 (Fiaf), LPL aktivitesinin antagonistidir ve trigliseritlerin yağ olarak depolanmasını önler.
Gordon ve arkadaşlarının keşfine göre; gut mikrobiyotası, iki mekanizma ile "yağ içerisine" diyetden enerji hasatı ile depolamayı teşvik eden adipozitlerdeki LPL aktivitesini arttırır.
Parekh, P.J, et al. (2014), Frontiers in Endocrinology,5(47):1-7.
Gia, V., et al (2008), Nature Reviews Drug Discovery, 7:123-129.
Backhed ve ark. (2004), steril farelerin, geleneksel olarak beslenmesinden sonra, Fiaf salınımının azaldığı, adipoz dokuda LPL aktivitesinin %122 arttığı ve vücut yağında net bir artışın olduğunu saptamışlardır.
Backhed, F., et al. (2004): PNAS, 101 (44):15718-15723.
4-ADENOSIN MONOPHOSPHATE-ACTIVATED PROTEIN KINASE (AMPK)'nın BASKILANMASI

AMPK, YAĞ ASİDİ OKSİDASYONU, KETOGENEZ, GLİKOZ UPTAKE VE İNSÜLİN SALINIMI İLE KOLESTEROL SENTEZİNİ İNHİBE EDEREK, LİPOGENEZ VE TRİGLİSERİT SENTEZİ İLE ENERJİ DENGESİNİ SAĞLAMAKTADIR.
5-KISA ZİNCİRLİ YAĞ ASİTLERİ VE G-PROTEIN-COUPLED RESEPTÖRLERİ ARASINDAKİ ETKİLEŞİM
PYY, ismini C ve N terminallerinde tirozin (Y) kalıntılarından alan, iştah baskılayıcı hormondur. İki endojen formu vardır, PYY1-36 ve PYY3-36. PYY1-36 biyolojik olarak aktif ana hormondur.
TÜM BU SONUÇLAR, PPY'NİN MİKROBİYOMU OLUMLU YÖNDE UYARMASI NEDENİYLE, OBEZİTE TEDAVİSİNDE KULLANILABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜRMEKTEDİR.
FFAR2 ADİPOGENEZİ UYARARAK, ENERJİ DEPOLAMASINI SAĞLAR, LİPOLİZİ ÖNLER VE ENERJİ HARCAMASINI AZALTIR.
BJURSELL VE ARK., FFAR2 EKSİKLİĞİ OLAN FARELERİN YÜKSEK YAĞLI DİYETE MARUZ KALSALAR BİLE VÜCUT YAĞ KÜTLESİNİN DÜŞÜK OLDUĞUNU, KAS KÜTLESİNİN VE İNSÜLİN DUYARLILIĞININ FAZLA, TRİGLİSERİT VE KOLESTEROL DÜZEYİNİN DÜŞÜK OLDUĞUNU SAPTAMIŞLARDIR.
SONUÇ OLARAK, FFAR2 YÜKSEK YAĞLI DİYET KAYNAKLI OBEZİTEYİ, ENERJİ HARCAMASINI ARTTIRARAK VE DİSLİPİDEMİYE KARŞI KORUYARAK KISMEN ÖNELEYEBİLMEKTEDİR.
FFAR3 İSE; MİKROBİYOTAYA BAĞIMLI OLARAK, KONAKÇININ ENERJİ HOMEOSTAZINDA DÜZENLEYİCİ ETKİ GÖSTERMEKTEDİR.
6-LİPOGENEZİN DÜZENLENMESİ
Go, G.W., et al. (2013). J Microbiol Biotechnol, 23(11):1569–76.
7-BOZULMUŞ GENETİK
İMMÜNİTENİN
ETKİSİ
TLR5 ya da Toll benzeri reseptör 5 (Toll Like Receptor 5) , bağışıklık sisteminde rol oynayan Toll benzeri reseptörler ailesinin bir üyesi olan bir gen ve bunun ürünü olan proteindir.
Toll benzeri reseptör, (TLR, Toll Like Receptor), mikroplardan kaynaklanan, yapısal olarak korunmuş moleküller, deri veya bağırsak mukozası gibi fiziki bariyerleri aştığında, bu molekülleri tanıyan tek membran boyunca uzanmış, katalitik-olmayan reseptörlerin bir sınıfıdır. Bu yapıların doğuştan gelen bağışıklık sisteminde anahtar rol oynadıkları düşünülmektedir.
VIJAY-KUMAR VE ARK. (2010), TLR5 EKSİĞİ OLAN FARELERİN İNSÜLİN DİRENCİ, HİPERTANSİYON VE HİPERLİPİDEMİ GİBİ METABOLİK SENDROM KRİTERLERİNE DAHA YATKIN OLDUKLARINI GÖSTERMİŞLERDİR. TLR5 EKSİĞİ OLAN FARELER HİPERFAJİKTİR VE YAĞLANMA ARTMAKTADIR.
SONUÇ OLARAK, GUT MİKROBİYOTA METABOLİK SENDROMA KATKI SAĞLAMAKTADIR VE GENETİK SİSTEMDEKİ MALFONKSİYON BUNA DESTEK VERMEKTEDİR.
Flint, H.J. (2012), Nature, 488:601-602.
ANTİBİYOTİK KULLANIMI, GUT MİKROBİYOTA VE OBEZİTE
Cho, I., et al. (2013), Nature, 488:621-626.
Cho ve ark. (2013), erken yaşamdaki sub-teröpatik antibiyotik kullanımının metabolizmayla ilişkili hormon sevilerini ve yağlanmayı arttırdığını saptamışlardır. Ayrıca karbonhidrat metabolizmasıyla ilişkili anahtar genlerde değişimler gözlenmiştir.
Liou, A.P., Turnbaugh, P.J. (2012), Cell Metabolism, 16(4):408-410.
Long, Y.C, Zierath, J.R. (2006). The Journal of Clinical Investigation, 116 (7):1776-1783.
MİKROBİYOTADA DİYETİN ETKİSİ
MİKROBİYOTADA DİYETİN ETKİSİ
PREBİYOTİKLER VE PROBİYOTİKLER
Martin ve arkadaşları ise insan mikrobiyatası taşıyan fareleri Lactobacillus paracasei, Lactobacillus rhamnosus ve plasebo ile beslemişler, plasebo ile karşılaştırıldığında probiyotik verilenlerde hepatik lipid metobolizmasının değiştiğini, plazma lipoprotein seviyelerinin azaldığını ve glikolizin arttığını göstermişlerdir.
Martin, F.P., et al. (2008). Mol Syst Biol, 4:157.
Lee ve arkadaşları probiyotik olarak Lactobacillus rhamnosus’u obez farelere sekiz hafta süre ile vermiş, süre sonunda farelerde kilo kaybı ve beyaz adipoz dokuda azalma olduğunu göstermiştir.
Lee, H.Y., et al. (2006). Biochem Biophys Acta, 1761:736-44.
Prebiyotiklerin doyma ve intestinal hormonlar üzerine etkisinin incelendiği araştırmada, iki hafta süreli prebiyotik tedavisinin barsak mikrobiyata fermantasyonunu iyileştirdiği, açlık durumunu azalttığı ve post-prandiyal glukoz cevabını düzelttiği gösterilmiştir. Bu etkiler esnasında plazma glukagon benzeri peptid-1 ve peptid YY’nin artığı saptanmıştır.
Cani, P.D., et al. Am J Clin Nutr, 2009;90:1236-43.
Parnel ve Reimer obez ve fazla kilolu hastalarda oligofruktoz desteğinin kilo ve açlık üzerine etkisini araştırmış, on iki haftalık tedavi sonunda hastalarda kilo kaybı, kalori alımında azalma ve glukoz toleransında artma gözlenmiş, bu değişiklikler postprandial ghrelin azalması ve peptit YY’nin artmasına bağlanmıştır.
Parnell, J.A., Reimer. R.A. Am J Clin Nutr 2009;89:1751-9.
Sanders, M.E. (2011). Journal of Clinical Gastroenterology, 45:115-119.
Sanders (2011), bozulmuş mikrobiyotaya yapılan probiyotik müdahalesinin, patojenlerin ve toksinlerinin azalmasıyla sonuçlandığını, normal mikrobiyotaya dönüşün daha hızlı olduğunu saptamıştır.
1.
MİKROBİYAL İNTESTİNAL METABOLİZMAYA ETKİ.

2.
İNTESTİNAL HOMEOSTAZ VE İNTESTİNAL SAVUNMALARIN BÜTÜNLÜĞÜNDE BOZULMALAR.

3.
DOĞAL İMMÜNİTEYİ GÜÇSÜZLEŞTİRME.

4.
T HÜCRE VE AKTİVASYONUNUN DÜZENLENMESİ.
Chen, J., et al. (2014). Journal of Food Science, 79 (4): 442-451.
OBEZİTE - GUT MİKROBİYOTA MEKANİZMALARI
SONUÇ ve ÖNERİLER
BARSAK MİKROBİYOTASI, İNSAN VE HAYVANLARDAKİ ENERJİ DENGESİNİN SAĞLANMASI VE DİĞER BAZI METABOLİK HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE VE İLERLEMESİNDE ÖNEMLİ BİR ROLE SAHİPTİR.

YAŞ, GENETİK ÖZELLİKLER, YAŞAM TARZI VE DİYET GİBİ FAKTÖRLER HEM SAĞLIKLI HEM DE HASTA BİREYLERDE MİKROBİYOTA KOMPOZİSYONUNU ETKİLEMEKTEDİR.

BU FAKTÖRLER ARASINDA DİYETSEL DEĞİŞİKLİKLER HEM ÖNLEYİCİ HEM DE TEDAVİ EDİCİ EN KOLAY YOL OLARAK TEDAVİDE ÜMİT VERİCİ FIRSATTIR.

DİYET VE EGZERSİZ, BARSAK MİKROBİYOTASINA DESTEK SAĞLAMAKTADIR.
YÜKSEK YAĞLI VE BASİT KARBONHİDRATLI DİYETLERİN BARSAK MİKROBİYOTASINI OLUMSUZ OLARAK ETKİLEDİĞİNE DAİR KANITLAR MEVCUTTUR.

BİTKİSEL KAYNAKLI BESLENME BARSAK MİKROBİYOTASINA KATKI SAĞLAMAKTADIR.

ZAYIF VE OBEZLERİN MİKROBİYOTASINDAKİ FARKLILIKLAR VE UYGULANAN DİYETİN BUNA TAM ETKİSİ ANLAŞILAMIŞTIR. BUNUN NEDENİ İDEAL MİKROBİYOTA KOMPOZİSYONUNUN TAM OLARAK BELİRLENEMEMESİDİR.

BARSAK MİKROBİYOTASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER OBEZİTENİN ÇEVRESEL NEDENLERİNDEN BİRİ Mİ? YOKSA OBEZİTENİN / ÖZELLİKLE AŞIRI AĞIRLIK KAZANIMINA EŞLİK EDEN DENGESİZ BESLENME SONUCU MU? SORUSU CEVAPSIZ KALMAKTADIR.
İnsan sütü glikanları, memeliler tarafından sindirilmez ancak,
C.diff ve S. aureus
benzeri patojenlerin kolonizasyonunu önleyerek,
bifidobacteria & lactobacilli
türlerinin çoğalmasını teşvik eder.
(Milena-Marques et al. 2010)
Bifidobacteria & lactobacilli
,
annenin vajinası ve anne sütünde fazla miktarda bulunur. Bu nedenle vajinal doğum ve anne sütü verilmesi yenidoğan sağlığında son derece önemlidir.

Gut mikrobiyotasının uzun dönem stabilitesi, gut immün sistemi tarafından infantın edinilmiş mikrobiyotasının tanınması & toleransı ve maruz kaldığı mikrobiyal ajanlar ile şekillenir.
(Krajmalnik-Brown et al. 2012)
Günümüz beslenme alışkanlıkları ve Paleolitik genom arasındaki uyumsuzluk sonucu
"uygarlık hastalıkları"
olarak bilinen hastalıklar mevcut pandemik durumu yansıtmaktadır.
(Kuipers et al. 2012)
Geçmiş ve Günümüz
Uyumsuzluğu
Çok sayıda çalışma, Tip 1 diyabet, lupus, astım, MS, romatoid artrit, alerji, çölyak hastalığı, İltihaplı Bağırsak Hastalığı (IBD), Crohn hastalığı gibi hastalıklar ile
disbiyoz ve oto-immün hastalıklar
arasında ilişki olduğunu göstermektedir.
(Madupu et al. 2013; Clemente et al. 2012).
Sezeryan ile doğumu gerçekleşen bebeklerde, bazı patojenlerin artışı nedeniyle, nekrozitan enterokolit ve atopik hastalıklara karşı daha duyarlıdır.
(Biasucci et al. 2010)

Anne sütü ile beslenen bebeklere göre, formüla ile beslenen bebeklerin gastrointestinal sistemindeki
düşük Bifidobacteria & yüksek aerobik bakteri kolonizasyonu,
çocukluk çağı astım ve allerjileri ile yüksek korelasyon göstermektedir.
(Palmer et al. 2007)
The Human Microbiome Project
İnsan Genom Projesi, Amerika, Avrupa ve Asya'yı içine alan interdisipliner bir proje.
Ana hedef:

"İnsan mikrobiyomu ve mikrobiyatayı oluşturan mikroorganizmaların dağılımı ve evrimini etkileyen faktörlerin
karakteristiklerini" belirlemek.
Beklenen sonuç:

İnsan beslenme gereksinimlerini daha iyi anlamak ve besinlerin üretimi, tüketimi ve dağıtımı için, mikrobiyom kaynaklı hedefler belirleme.
Lif açısından zengin diyetler, KZYA üretimini destekliyor ve mikrobiyota popülasyonunun ve ürettikleri enzimlerin çeşitliliğini arttırıyor. KZYA mevcudiyeti, azalmış inflamasyon ile ilişkidir.
Daha fazla lifli beslenmek.......
Eve Mesajlar
49 infantın yer aldığı propektif bir çalışmada, düşük düzeydeki

Bifidobacteria ve
deride

yüksek düzey

S. aureus


izole edilmiş çocukların, 7 yaşına geldiklerinde kilolu oldukları saptanmıştır.
(Karlsson et al. 2013)
Bütirat üreten bakteriler
(
Roseburia
&
Faecalibacterium gibi
)
, anti-inflamatuvar olarak biliniyor ve sağlıklı kontrollere göre Tip 2 diyabet gelişimini azaltıyor.
Probiyotik eklemesi.......
Vajinal doğum ve anne sütünün önemi......
(Qin et al. 2012)
Yağsız - Zayıf sağlıklı donörlerden gut mikrobiyota transferi yapılan metabolik sendromlu hastalarda, bütirat üreten bakteri düzeyi ve insülin duyarlılığı artmıştır.
(Vrieze et al. 2012)
Fekal Transplant........
Harris, K., et al., (2012), Journal of Obesity, 1-14.
Mikrobiyotanın en önemli faaliyetlerinden biri alınan besinlerden verimli enerji hasatının sağlanmasıdır. Alınan ve sindirilemeyen polisakkaritlerden KZYA'nin oluşturulması buna bir örnektir. KZYA'leri olan asetat, propionat ve butirat kolonik mukoza tarafından emilerek lipid ve glikozun de novo sentezinde kullanılır. Bunun sonucunda günlük enerjinin %10'u kadar ek enerji sağlanır.
Scwiertz ve ark., obezlerde KZYA'lerinin %20 daha fazla olduğunu saptamıştır.
Scwiertz, A., et al. (2010). Obesity, 18:19-195.
Prakash, S., et al. (2011). Biologics, 5:71-86.
İnsan Mikrobiyom
Projesi

İNSAN VÜCUDU 10 TRİLYON HÜCREDEN OLUŞMAKTADIR.

BUNA KARŞILIK

İNSAN VÜCUDU 100 TRİLYON MİKROORGANİZMA TAŞIMAKTADIR.
İnsan Mikrobiyom Projesi
İNSAN VÜCUDUNDAKİ
BAKTERİLERİN
YÜZEY ALANI
YAKLAŞIK
400 METREKARE = TENİS KORTU
GUT ve Fonksiyonları
OBEZİTE VE GUT MİKROBİYOTA İLİŞKİSİ
BACKHEAD VE ARKADAŞLARI (2004), STERİL FARELERDE MİKROBİYOM ETKİSİNİ ARAŞTIRMIŞLARDIR. MİKROBİYOMU DEĞİŞTİRİLMİŞ FARELERDE,
AKTİVİTENİN %27 ARTMASI VE BESİN TÜKETİMİNİN %29 AZALMASINA RAĞMEN
, MİKROBİYOTASI DEĞİŞTİRİLMEYENLERE GÖRE
İNSÜLİN DİRENCİNDE %29 VE OBEZİTEDE %60 ARTIŞ
SAPTANMIŞTIR.
Backhed, F., et al. (2004): PNAS, 101 (44):15718-15723.
TURNBAUGH VE ARKADAŞLARI (2006), BU SONUÇLARI DOĞRULAMIŞLAR VE İLAVE OLARAK BU ÖZELLİĞİN GENETİK OLARAK GEÇİRİLEBİLİR OLDUĞUNU SAPTAMIŞLARDIR. ARAŞTIRMACILAR STERİL FARELERE (ÖZELLİKLE GENETİK OLARAK OBEZİTEYE MEYİLLİ OLANLARA), KLASİK OLARAK YETİŞTİRİLEN FARELERDEN MİKROBİYOTA TRANSFERİNİN, FENOTİPİK OLARAK OBEZ FARELER OLARAK SONUÇLANDIĞINI BELİRLEMİŞLERDİR.
Turnbaugh, et al. (2006): Nature, 444 (7122):1027-1031.
FIAF, yağ hücrelerinden sentezlenen bir proteindir ve açlıkta yükselir. FIAF sentezi adından da anlaşıldığı üzere açlığa cevap olarak artar ve fibrinojen, anjiyopoetin benzeri protein ailesine dahildir.
FIAF kodlayan gen ekspresyonu kahverengi yağ dokusunda da meydana gelmesine rağmen güçlü bir şekilde beyaz yağ dokusunda eksprese edilir.
Bu protein plazmada bulunur ve açlıkta konsantrasyonu artar ancak yüksek yağlı yemekten sonra seviyeleri düşer. FIAF’ın endokrin bir rol oynayarak karşılıklı olarak leptini etkileyen bir sinyal molekülü olabileceği öne sürülmektedir.
Conterto, L., et al. (2011): Genes Nutr, 6 (3):241-260.
Lin, J. (2011). Front. Microbiol. 2:53.
ENERJİ HOMEOSTAZINDA AKTİF ROLÜ OLAN BİR ENZİMDİR.

TEMEL OLARAK BEYİN, KARACİĞER VE İSKELET KASINDAN SALINIR.

METABOLİK STRES DURUMUNDA AMP:ATP veya NAD:NADH ORANINDAN SORUMLUDUR.
Çeşitli bakteriyal bileşenler, PRRs yolu immün sistemi etkilemektedir. PRRs (Pattern Recognition Receptors - Kalıp tanıma reseptörleri), mikrobiyal patojenler veya hücresel stresle ilgili molekülleri tanımak için bağışıklık sistemi hücrelerince üretilen proteinlerdir.
(De Filippo et al. 2010).
TEŞEKKÜRLER
ÖZET
Prakash, S., et al. (2011). Biologics: Targets and Therapy, 5:71-86.
AMPK, AMP-activated protein kinase;
ChReBP, carbohydrate regulatory element binding protein;
FiAF, fasting-induced adipose factor;
GPR41, G protein- coupled receptor 41;
LPL, lipoprotein lipase;
PYY, protein YY;
KZYA, kısa zincirli yağ asitleri;
SReBP1, sterol regulatory element binding protein 1
Sterol düzenleyici eleman bağlayıcı proteinler (SREBPs), "sterol düzenleme elemanı" adlı DNA dizisine bağlanan transkripsiyon faktörleridir. İnaktifken çekirdek ve endoplazmik retikulum zarlarına bağlı olurlar.
SREBP-1c, yağ asitleri yapmak için gerekli genleri düzenler.
SREBP-2 kolesterol metabolizmasının genlerini düzenler.

Karbonhidrat düzenleyici eleman bağlayıcı proteinler (ChREBP) insanlarda MLX-interacting-protein-like gen tarafından kodlanan bir proteindir. Glikoza bağlı şekilde davranır ve trigliserit sentez genlerini teşvik eder.
Ektra enerji hasatı.......
Bozulmuş Gut mikrobiyotası, diyetden
150 kkal /gün ektra enerji hasatı
yapabiliyor. Bunun sonucu yılda yaklaşık
7.8 kg ağırlık artışına
neden olabilir. Bu da diyet-mikrobiyom etkileşiminin önemini perçinliyor.
(Tuohy & Del Rio, 2014.)
Serbest Yağ Asidi Reseptörü - FFAR
KEFİR VERİLEN GRUPTA CRP DÜZEYİ ANLAMLI DERECEDE AZALMIŞTIR (p<0.05)
Egzersiz toll like reseptör (TLRs) duyarlılığını arttırabilir. Kısa zincirli yağ asitleri (SCAFs), inflamasyondan koruyucu dendritic hücreleri (DC) uyarır.

Full transcript