Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

ASİTLER ve BAZLAR

No description
by

Hatice Uslucan

on 21 September 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of ASİTLER ve BAZLAR

ASİTLER ve BAZLAR
Asitlerin Sulu Çözeltileri
Arrhenius' a göre sulu çözeltilerine hidrojen iyonu (H+) verebilen bileşiklere asit denir. Suda iyonlarına ayrışarak çözünürler. Bu nedenle sulu çözeltileri elektrik akımını iletir. Bazı asitlerin sulu çözeltilerine verdikleri iyonlar aşağıda verilmiştir.





İndikatör Nedir?
Bazı maddelerin asidik ve bazik ortamdaki renkleri birbirlerinden farklıdır. Örneğin kırmızı lahana suyu asidik ortamda renksiz, bazik ortamda petrol mavisi renktedir.Asidik ve bazik ortamlarda rengi farklılaşan, bu sayede asitlerin ve bazların belirlenmesinde yararlanılan maddelere
indikatör veya belirteç
denir.
Asit Nedir?
Sulu çözeltilerinde (H+) verebilen bileşiklere asit adı verilir.Günlük yaşantımızda kullandığımız turşu, salça, sirke, yoğurt, kola, elma, limon ve süt gibi besin maddelerinin yapısında bir miktar asit bulunur.
1- Asidik bölge indikatörleri
Asitlerin Bazı Özellikleri
1.Suda çözündüklerinde iyon oluştururlar. Bu nedenle asitlerin sulu çözeltileri az ya da çok elektrik akımını iletir.

2.Tatları ekşidir. Limonun ekşiliği içindeki sitrik asitten, sirkenin ekşiliği içindeki asetik asitten ileri gelir.

3.Boya maddelerine etki ederler. Örneğin; turnusol boyasının rengini kırmızıya dönüştürürken, fenolftalein boyasını renksizleştirirler.

4.Asitler yakıcı özelliğe sahiptir. Asitlerin bu özelliği her asitte aynı şekilde olmaz. Örneğin HNO3 deriye döküldüğünde proteinlerle tepkimeye girer. H2SO4 ise hücre suyunu çekerek yakma etkisi gösterir.
4.Metallerle tepkimeye girerek hidrojen gazı oluştururlar.

5. Karbonat ve bikarbonatlarla tepkimeye girerek CO2 gazı oluştururlar.

6. Bazlarla birleşerek tuz ve su oluştururlar.

7. Asit oksitlerin su ile tepkimeleriyle elde edilirler.
İndikatörler iki sınıfa ayrılır:
1- Asidik bölge indikatörleri
2- Bazik bölge indikatörleri
Yapısında hidrojen (H) elementi bulunmamasına rağmen genellikle ametallerin oksijenle yaptıkları bileşiklerin (ametal oksitlerin) sulu çözeltileri asidik özellik gösterir. Bu nedenle (H) elementi bulunduran her bileşiğe asit diyemeyiz.



Tepkimesinde görüldüğü gibi CO2 gazının yapısında H+ iyonu olmamasına rağmen suda çözündüğünde H+ iyonu oluşturduğu için CO2 gazı asit karakterlidir. CO2, SO2, SO3, NO2, N2O3, N2O5, P2O5, CI2O7 bileşikleri asidik özellik gösteren maddelerdir. Oksijence zengin olan bu oksitler bu nedenle asit oksit veya anhidroasit olarak bilinirler.



Asitlerin sulu çözeltilerinde H+ çözücü ortamında serbest olarak bulunamaz, mutlaka bir su molekülü ile etkileşir. H3O+ iyonu oluşturur. Bu iyona hidronyum iyonu denir.
Yaygın Olarak Kullanılan Bazı Asitler
Nitrik Asit (HNO3)
Kuvvetli bir asittir, suda %100’e yakın bir oranda iyonlaşır.
Bir ametal oksidi olan N2O5’ in su ile tepkimesinden nitrik asit (HNO3) oluşur. Halk arasında kezzap olarak bilinir.

Nitrik asit, ayrıca;
İlaçların, boyaların, gübrelerin eldesinde
Metallerin işlenmesinde (metalurjide)
Nükleer yakıt artıklarının yeniden kazandırılmasında
Dinamit (patlayıcı) yapımında kullanılır.
Nitrik asit iyi bir yükseltgendir. Örneğin, bakır, seyreltik HNO3(suda) ile NO gazını, derişik HNO3(suda) ile NO2 gazını verir.
Hidroflorik Asit (HF)
Hidroflorik asit, zayıf bir asittir. Suda düşük oranda iyonlaşır. Cam ya da porselen malzemelere etki ederek aşınmalarına veya delinmelerine neden olur. Bu yüzden plastik
kaplarda tutulur. Cam kaplarda saklanamaz.
Camların üzerine şekil yapmada ve yüksek oktanlı benzin üretiminde kullanılır.
Sülfürik Asit (H2SO4)
Yaygın adı zaç yağıdır. Sülfürik asit, SO3’ün suyla birleşmesi
sonucu oluşur.

Seyreltik sülfürik asit; bazların nötrleştirilmesi, metallerin H2
gazı çıkararak çözülmesi ve CO2 gazı açığa çıkararak karbonatların çözülmesi gibi tepkimeleri verebilir.

Sülfürik asit saf haldeyken renksiz, yağımsı kıvamda olan bir sıvıdır. Bu asit ısıya karşı çok dayanıklı değildir. Sülfürik asidin suya karşı ilgisi çok fazladır. Bu özelliğinden dolayı iyi bir kurutucu (nem çekici) olarak görev yapar.

Fosforik Asit (H3PO4)

Renksiz kristaller halinde bir katıdır. P4O10’un suyla
etkileşmesiyle ve endüstride Ca3(PO4)2 nin H2SO4 ile
etkileşmesiyle hazırlanır.
Suya karşı ilgisi H2SO4 kadar olmasa da oldukça yüksektir. Bu nedenle H3PO4’te nem çekici olarak kullanılır.
H3PO4 ayrıca;
Gübre üretiminde (en çok fosfatlı gübrelerin üretiminde)
Gıda endüstrisinde
Metalleri korozyona daha dayanıklı duruma getirmede
Peynir üretiminde ve ekşilik vermesi için meşrubat üretiminde
İlaç endüstrisinde
Kabartma tozları ile kahvaltılık tahıl ezmeleri yapımında
kullanılır.
Asetik Asit (CH3COOH)
Saf asetik asit renksiz ve keskin kokuludur. Günlük yaşam da sirke asidi olarak bilinir. Sirkedeki asetik asit gıdaların bozulmasına neden olan mikroorganizmaların gelişimini engeller.
Su ile her oranda karışabilen bu asit saf halde iken temas edildiğinde cildi yakar. Bu yakmanın sebebi suya karşı olan büyük ilgisidir. Deri ile temas edildiğinde deride bulunan hücrelerin suyunu çeker. Böylece hücreler susuz kalınca yanma etkisi olur.
Endüstride asetik asidin geniş bir kullanım alanı vardır.
Gıda sanayinde asitlik sabitleyici özelliğinden dolayı
katkı maddesi olarak
PET plastiklerin üretiminde dolayısıyla polimer kimyası
alanında
Zayıf bir asit olmasından dolayı ev temizliğinde
Çaydanlıkların kireçten arındırılmasında
Cam ve parlak yüzeylerdeki tortuların temizlenmesinde
kullanılır.
Hidroklorik Asit (HCI)
Halk arasında tuz ruhu olarak bilinir. Kuvvetli bir asit olan HCI suda çok yüksek oranda
çözünür. HCI, sodyum karbonat (Na2CO3) ve amonyak (NH3) gibi bazlara etki eder, tepkime
sonrası ortam sıcaklığı hızla yükselir.

Hidroklorik asit, soy metallerin dışındaki metallere etki ederek hidrojen gazı açığa çıkarır.
Baz Nedir?
Arrhenius' un tanımına göre sulu çözeltilerine hidroksit iyonu (OH-) verebilen bileşiklere baz denir. Bazlara kireç, sabun, deterjan örnek olarak gösterilebilir.
Bazların Bazı Özellikleri
1. Suda iyon oluşturarak çözünürler. Çözeltileri elektrik akımını iletir.

2. Tatları acıdır. Sabun köpüğünün acılığı yapısındaki sodyum hidroksitten, karabiberin acılığı yapısındaki piperidin bazından ileri gelir.


3. Boya maddelerine etki ederler. Kırmızı turnusolu mavi, renksiz
fenolftaleini pempe yaparlar.

4. Amfoter metallerle (Zn, Al, Pb, Sn...) tepkimeye girerek hidrojen gazı oluştururlar. Al, Pb ve Sn da amfoter özellik gösterir. Bu elementlerin hem kendileri hem de oksitleri ve hidroksitleri amfoter özellik gösterir.

5. Elle tutulduklarında kayganlık hissi verirler. Sabunun, yumurta akının ve deniz suyunun kayganlıkları yapılarındaki bazlardan kaynaklanır.

6. Asitleri nötrleştirirler. Yani asitlerle veya asit oksitlerle tuzları oluştururlar.

7. Metal oksitlerin su ile tepkimesinden elde edilirler.

2- Bazik bölge indikatörleri
Bazlar da asitler gibi suda iyonlarına ayrışarak çözünür. Bu nedenle sulu çözeltileri elektrik akımını iletir. Bazı bazların sulu çözeltilerine verdikleri iyonlar aşağıda verilmiştir.




Bazların Sulu Çözeltileri
Yapısında hidrojen (H) elementi bulunan her madde asit değildir. Örneğin CH4 ve NH3 yapısında hidrojen elementi içermelerine rağmen asit değildir. CH4 nötr, NH3 ise baziktir.


tepkimesinden anlaşılacağı üzere NH3’ün yapısında OH-
iyonu olmamasına rağmen suda çözündüğünde OH- iyonu oluşturduğundan bazik özellik gösterir.
Ayrıca metallerin oksijenle yaptıkları bileşikler (metal oksitler) su ile reaksiyona girerek bazik çözeltiler oluşturur. Bu nedenle bazik oksit veya anhidrobaz olarak bilinirler. Na2O, K2O, CaO, MgO, Li2O bileşikleri birer bazik oksittir.



Yaygın Olarak Kullanılan Bazlar
Kalsiyum Hidroksit (Ca(OH)2)
Kireç, suya karşı aşırı ilgi duyar. Çıplak el ile temas edildiğinde deri hücrelerindeki suyu çekeceğinden deride yanma (tahriş olma) etkisi yaşanır.
Kireçler CaO halinde kullanılmaz. Bu nedenle su ile tepkime yoluyla söndürülmeleri gerekir. Sönmemiş kirecin üzerine az miktarda su dökülmesiyle kireç parçası kabarır, yavaş yavaş çatlayarak dağılır. Aynı zamanda ısı açığa çıkar.




tepkimesine kirecin söndürülmesi denir. Ca(OH)2 beyaz bir toz olup, suda hamurumsu bir görünüş alır.
Sodyum Hidroksit (NaOH):

Sud kostik olarak bilinir. Beyaz renkte nem çekici bir maddedir.
Suda kolaylıkla çözünür ve yumuşak, kaygan ve sabun hissi veren bir çözelti oluşturur.
Havada bulunan karbondioksiti (CO2) bünyesine bağlayarak
karbonatları oluşturur.


Bu nedenle havaya karşı iyi korunmuş kaplarda saklanır. El ile temas edildiğinde yakıcı etki yapar.
NaOH, ayrıca;
Pamuk ipliğinin merserize yapılmasında
Yağlarla etkileşerek sabun yapımında, deterjan yapımında
Boya, kağıt, tekstil endüstrisinde
Tıkanmış boruların açılmasında
Petrol rafinerilerinde kullanılır.
Potasyum Hidroksit (KOH)
Potas kostik olarak bilinir. Kuvvetli bir baz olan potasyum hidroksitin geniş bir kullanım alanı vardır. Endüstride arap sabunu üretiminde, pillerde elektrolit olarak ve gübre yapımında kullanılır.
KOH, ayrıca;
Tarımda asidik toprakların pH derecesinin ayarlanmasında
Tarım ilaçlarının yapımında
Tıpta
Geri dönüşümlü kağıtların yapımında
Laboratuvarda CO2 tutucu olarak kullanılır.

Amonyak (NH3)

Keskin kokulu renksiz bir gazdır. Bu nedenle solunduğunda burnu, genzi ve akciğerleri tahriş edici bir gazdır. Gözleri yaşartır. Amonyak suda oldukça çok çözünen bir gazdır.


Boya ve ilaç endüstrisinde
Gübre üretiminde
Patlayıcı maddelerin sentezinde
Birçok azotlu bileşiğin elde edilmesinde
Sentetik elyaf üretiminde
Organik ve inorganik bileşiğin sentezinde (üre eldesinde) kullanılır.
ASİT VE BAZLARIN TEPKİMELERİ
Asitler ile bazlar aynı kapta karıştırıldığında aralarında kimyasal reaksiyon gerçekleşir. Bu reaksiyon sonunda ürün olarak tuz ve ısı açığa çıkar. Asit ve bazın yapısına bağlı olarakta su oluşabilir.
1. Nötrleşme tepkimesinde bir asit ve baz tepkimeye girer, su ve iyonik bir bileşik olan tuzun sulu çözeltisi meydana gelir.





Reaksiyon denklemi dikkatli incelenecek olursa bazın katyonu (Ca2+) ile asit anyonu (SO42-) birleşerek CaSO4 tuzunu oluşturmuştur.
Nötrleşme tepkimesi temelde asitten gelen H+ iyonları ile bazdan gelen OH- iyonlarının birleşerek su oluşturması esasına dayanır.
Asitlerle bazlar arasındaki tepkimelerden oluşan tuzlar iyoniktir ve genellikle suda çözünebilir. Asit ve bazların sulu çözeltileri karıştırılmışsa oluşan ve ortamda bulunan su molekülleri nedeniyle su çözünür. Genellikle asit ve baz tepkimelerinde oluşan tuz doğrudan görünmez. Karışım ısıtılıp su buharlaştırıldığında tuz ancak görülebilir.
Nötralleşme Tepkimeleri ve pH Kavramı
Bazik NaOH çözeltisine asidik HCl ilave edildikçe pH değeri düşer. Eğer bazın mol sayısına eş değer asit ilave edilirse çözeltinin pH değeri 7 olur. Bu değer saf suyun pH değerine eşittir. Asit ve bazlar arasındaki tepkimeler genellikle nötralleşme tepkimesidir. Nötralleşme tepkimelerinde asidin ve bazın miktarları yani mol sayıları eşit olur. Nötralleşme tepkimelerinin sonucunda pH değerinin 7 olacağının düşünülmesi yanlıştır. Bazı nötralleşme tepkimelerinin çözeltilerindeki pH değeri 7' den büyük ya da küçük veya 7 olur. Yani nötralleşme tepkimesi ile pH arasında ilişki kurmak doğru değildir.
Asit ve Baz Tepkimeleri Nasıl Takip Edilir?
Nötralleşme tepkimelerinin tamamlanıp tamamlanmadığının anlaşılması için çoğu zaman farklı pH aralıklarında farklı renk oluşturabilen indikatör maddelerden yararlanılır.
İndikatörlerin, önemli kullanılma alanlarından birisi çözeltilerin pH değerini bulmaktır. İndikatör çözeltisi absorbe ettirilmiş kağıtlar bu amaç için satılırlar. pH kağıdı adı verilen bu kağıtlar, pH değeri 0–14 veya daha dar pH aralıklarında çeşitli renkler gösterebilir. pH değeri ölçülecek çözeltiden bu kağıda bir damla damlatma ile elde edilen renge karşılık gelen pH, pH kağıdı kutusu üzerinde yazılıdır. Ayrıca çözeltilerin pH ölçümlerini daha duyarlı yapmak için pH metreler kullanılır.
Bir sulu çözeltinin asidik veya bazik olduğu en kolay olarak turnusol kağıdı ile anlaşılır. Asidik çözeltiler (pH < 7) turnusolu kırmızıya, bazik çözeltiler (pH > 7) ise maviye boyar. Ancak çözeltilerin pH değeri bu kağıtlarla ölçülemez. pH değeri ancak üniversal pH kağıtlarıyla ölçülebilir. Bu kağıtlar pek çok indikatörü aynı anda içerir ve 0-14 pH aralığındaki çözeltilerin pH değerleri kolayca ölçülür.
Asit-Baz Tepkimelerinin Gündelik Yaşam Açısından Önemi
Sıkça kullandığımız metallerin bazı asitlerle tepkimeye girdiği, bazılarıyla da tepkimeye girmediğini öğrenmiştik. mutfak malzemelerinin üretiminde kullanılan metallerin hangi asitlerle tepkime verdiğinin, hangileriyle vermediğinin bilinmesi önemlidir. Örneğin gümüş kaşığı kezzap ile temizlersek kaşığın yüzeyi aşınıp kararır. Yine cam HF ile tepkimeye girer ve cam aşınır. Bir diğer örnek de porselendir. Porselenin ham maddesi killi topraktır ve parlak görünmesi için dış yüzeyi sırça ile kaplanır. Sırça bir nevi camdır ve HF ile tepkimeye girdiğinde porselenin dış yüzeyi aşınır. Asitlerin sulu çözeltileri hazırlanırken aşırı ısınma nedeniyle kap eriyebilir ya da parçalanabilir. Eğer asit üzerine su koyulursa asit etrafa sıçrar. Bu yüzden asla asit üzerine su konulmamalı, su üzerine asit konulmalıdır. Kireçlenip tıkanmış boruların açılmasında tuz ruhu, kezzap gibi asitler kullanılır. Deri parçaları ve saçlar bazlarla tepkimeye girerek suda çözünen maddelere dönüşür. Bunlarla tıkanan lavabolar da sönmüş kireç ya da kostikler (kostik soda ya da potas kostik) ile açılabilir.
Asit ve Bazların Yarar ve Zararları
H2SO4, HCI, HNO3 gibi asitler ile NaOH ve KOH gibi bazlar korozif (aşındırıcı) madde özelliği taşır. Aşındırıcı maddeler, temasları halinde doku tahribatına neden olabilirler.
Korozif maddeler alerjik deri reaksiyonuna neden olabilir, deriyi yakabilir, kaşınmaya yol açar, solunum ve ağız yoluyla alındığında akciğer ve mideyi etkiler. Ayrıca ciddi cilt, göz vb. hasarına yol açar.
Bu nedenle korozif madde sınıfına giren bu tür asitlerin depolanması ve kullanımı sırasında dikkat edilip uyulması gereken kurallar vardır.
Hava kirliliğine sebep olan başlıca gazlar, karbondioksit (CO2), kükürtdioksit (SO2) ve azot dioksit (NO2) tir. Bu gazlar bulutlardaki su buharı ve diğer maddelerle tepkimeye girerek sülfürik asit (H2SO4) ve nitrik asit (HNO3) gibi maddelerin oluşumuna yol açmaktadır. Asidik özellik taşıyan bu gazlar, bulut oluşturduğunda yağan yağmur asit yağmurudur.
Besinlerin sindirilmesi için midemizde kuvvetli asitler salgılanır. Midede asitler, bağırsakta ise bazlar sindirime yardımcı olur. Maden suyu ve asitli içeceklerin sindirim sistemine etkisi oldukça fazladır. Maden suyu doğal bir mineral deposu olma özelliği ile mideyi rahatlatması yanında içinde bulunan mineraller, vücuttaki iyon dengesinin oluşumuna yardımcı olur. Özellikle büyüme çağındaki çocukların kemik yapılarının oluşmasında ve korunmasında önemli rol oynar.

Bazı asitler metaller ile etkileştiğinde oluşturdukları tuzun yanında hidrojen gazı (H2) açığa çıkarırken, bazıları asitin yapısına göre CO2, SO2, NO veya NO2 gibi gazlar oluştururlar.

Asitlerin Metallerle Etkileşimi
1. Pasif metaller; Cu, Ag, Hg, Au ve Pt dir. Bu metallerin dışındaki metallere aktif metaller denir. Aktif metallerin asitlerle reaksiyonundan tuz ve hidrojen gazı oluşur.




2.Oksijensiz asitler, soy ve yarı soy metallere etki etmez.




Bazlar sadece amfoter metallere etki eder. Amfoter metaller hem asit hem de bazlarla tepkime verebilen Zn, Cr, Sn, Pb, AI, Be ve Ga metalleridir. Tepkimeleri sonucunda tuz oluşur ve hidrojen gazı açığa çıkar.


Asitlerin Metallerle Etkileşimi
3. Yarı soy metalleri kuvvetli olan oksijenli asitler ile tepkime verirler. Asitin yapısına göre değişik ametal oksitler oluştururlar.

Asit olarak derişik HNO3 kullanıldığında NO2 gazı, seyreltik HNO3 kullanıldığında
ise NO gazı açığa çıkar. Asit olarak derişik ve sıcak H2SO4 kullanıldığında tuz ve su oluşurken SO2 gazı açığa çıkar.



4. Soy metaller (Au ve Pt) oksijenli asitler de dahil olmak üzere hiçbir asit ile tepkime vermez.
Örneğin kurutulması istenen bir gaz sülfürik asit içerisinden kabarcıklar halinde geçirilerek gaz içerisindeki nem ya da sıvı su H2SO4 tarafından tutularak gaz kurutulmuş olur.
H2SO4, ayrıca;
Metal ve karbonatlı tuzları çözündürme işlemlerinde
Petrol ve boya sanayisinde
Gübre ve patlayıcı yapımında
Akü sıvısı olarak otomobillerde
Seyreltik çözeltisi bazların nötrleştirilmesinde kullanılır.
Hidroklorik asit, genel olarak;
Deri işlemeciliğinde
Ev temizliğinde
Demir ve çeliklerde pas giderme amaçlı
İnşaat sanayinde
Petrol araştırmalarında
Gıda sektöründe katkı maddelerinin yapımında
Yapay gıdalar ve vitaminlerin üretim aşamasında kullanılır.
Bazların Metallerle Etkileşimi

Ca(OH)2, ayrıca;
Havadaki H2S gibi asidik gazların uzaklaştırılmasında
Kireç, çimento ve alçı yapımında
İnşaatlarda bağlayıcı malzeme olarak
Dezenfektan etkisi olduğundan mikrop öldürücü olarak
Deri sanayisinde kullanılır.
2. Kireç taşında ve mermerde bulunan kalsiyum karbonat asitlerde çözünebilen bir katıdır.


CaCO3 ile bir asidin tepkimesi bir asit-baz tepkimesidir. Bu tepkimede CO32- baz gibi davranmaktadır.
3. NH3 yapısında OH- taşımadığı halde bazik özellik gösterir. Susuz baz olarak bilinen NH3
'ün asitlerle tepkimesinden yalnız tuz oluşur.


4. Asit oksitlerin bazlarla reaksiyonundan tuz ve su oluşur.



Kullanımda,
Asit ve bazlarla yapılan çalışmalar sırasında zehirli gazlar oluşabileceğinden çalışmalar
çeker ocak altında yapılmalıdır.
Asit ve baz gibi kimyasal maddelerin tadına bakılmamalıdır.
Laboratuvar önlüğü, eldiven, yüz maskesi ve gözlük gibi koruyucu ekipmanlar kullanımalıdır.
Asit ve bazların aktarımı kırılmaz kaplarda yapılmalıdır.
Vücudunuzun herhangi bir yerine veya giysinize asit döküldüğünde hemen bol su ile
yıkanmalı veya üzerine sodyum karbonat çözeltisi dökülmelidir.
Asit ve bazların buharları koklanmamalıdır.
Vücudunuzun herhangi bir yerine veya giysinize baz dökülünce hemen bol su veya sirkeli
su ile yıkanmalıdır.
Kirlenmiş kıyafetler ile laboratuvar dışına çıkılmamalıdır.
Depolamada,
Asitler, bazlardan uzak tutulmalıdır.
Asitler ve bazlar hem organik hem de alev alabilen maddelerden ayrı tutulmalıdır.
Asit ve bazlar güneş ışığından uzak, serin, kuru ve iyi havalandırılan alanlarda depolanmalıdır.
Asitler, sodyum siyanür, demir sülfür gibi kimyasallardan olası etkileşimlerde açığa çıkacak zehirli gazlar nedeniyle uzak tutulmalıdır.
Metal kaplar içine asit ve baz konulmamalı, cam ya da plastik kaplar içinde saklanmalıdır.
Asit ve baz içeren şişeler kapalı ve etiketlenmiş olmalıdır.
Asitler ve bazlar metal raflarda saklanmamalıdır.
Raflardan düşme tehlikesine karşın asitler ve bazlar tabana yakın yerlerde saklanmalıdır.
Maddelerin bize zararlı olup olmadığını anlamak için ambalajın üzerindeki uyarıları dikkate almalıyız. Bu durumda gördüğümüz bazı semboller bize maddelerin özelliği hakkında bilgi verecektir.

Bu semboller sayesinde kimyasal maddeleri kullanırken dikkat etmemiz gereken durumları önceden tespit edebiliriz. Asitler ve bazlar ile ilgili yaygın olarak kullanılan bazı uyarı işaretleri yanda verilmiştir.

Evlerimizde kullandığımız deterjan, çamaşır suyu gibi temizlik maddeleri ve diğer bazı kimyasalların üzerinde yukarıdaki tehlike sembollerinden bazılarını görebilirsiniz.
Asitli içecekler (gazoz, kola gibi) bilinçsizce tüketildiğinde başta diş yapısı olmak üzere sindirim sistemine oldukça büyük zararları vardır. Bizimde tükettiğimiz asitli içecek ve ayaküstü yediğimiz yiyecekler son yıllarda adını sıkça duyduğumuz reflü, gastrit ve ülser gibi hastalıkların artmasına neden olur.
Sindirim sırasında vücudumuzun salgıladığı bazı sıvılar sindirime yardımcı olur. Salgılanan bu sıvıların içinde bulunan enzimler yardımıyla besinler kimyasal değişimlere uğrayarak parçalanırlar.
Nişastanın sindirimi ağızda başlar. Tükürük bazik bir çözeltidir. İçerdiği amilaz enzimi ile nişastanın bir kısmı parçalanır.
Parçalanmayan nişasta midede sindirilmez. Çünkü midenin pH değeri 1,5-2 olduğundan midedeki amilaz enzimi etkisiz haldedir.
Nişasta mideden on iki parmak bağırsağına geçer, hidrolize uğrayarak glikoza dönüşür.
Özetle nişastanın parçalanması için bazik ortam gereklidir.Proteinlerin parçalanıp sindirilmesi midede başlar. Midede pepsin adı verilen asidik bir sıvı salgılanır. Pepsin enzimi, proteinlerin parçalanması ve midedeki sindirimini gerçekleştirir.
Midenin asidik ortamı mukus adı verilen salgı tarafından dengelenir. Böylece midenin zarar görmesi engellenir. Midede oluşan polipeptit on iki parmak bağırsağına geçerek pankreas tarafından salgılanan bazik tripsin ve kimotripsin enzimleri ile dipeptit ve amino asitlere dönüşür.
Peptit molekülleri ince bağırsaktan salgılanan bazik erepsin enzimi sayesinde amino asitlere ayrışır.
Yağların sindirimi ise ağız ve midede gerçekleşmez on iki parmak bağırsağında başlar ve tamamlanır. Yağlar karaciğerden salgılanan bazik safra sıvısı ve pankreastan gelen bazik lipaz enzimi yardımıyla yağ asidine ve gliserine parçalanır.
5. Bazik oksitlerin asitlerle reaksiyonundan tuz ve su oluşur.


6. Asit oksitlerin bazik oksitlerle reaksiyonundan yalnız tuz oluşur.


Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz.
BeyzaNur Oğuz
Zuhal Demirtaş
Burcu Suntur
Hatice Uslucan
Full transcript