Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Biyolojik Savaş Ajanları

No description
by

Orhan Cebe

on 4 May 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Biyolojik Savaş Ajanları

Biyolojik Savaş Nedir?
Biyolojik savaş, zehirli maddeler kullanılarak insan, hayvan ve bitkilerin öldürülmesi ya da etkinliklerinin kısıtlanmasına yönelik bir savaş yöntemidir. Entomolojik savaş da biyolojik savaşın alt türlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Bakteriler, riketsialar, virüsler, funguslar, protozoalar gibi mikroorganizmalar biyolojik savaş maddesi (ajanı) olarak kullanılır.
Biyolojik savaş ajanlarının özellikleri
• Üretimleri kolay ve ucuzdur.
• Depolama şartlarına ve dış şartlara dayanırlıkları fazladır.
• Enfeksiyon yetenekleri fazla olup, salgın yapabilmektedir.
• Hastalık yapmaktadır.
• Vücuda çeşitli yollardan girer.
• Kuluçka devreleri genellikle kısadır.
• Teşhis ve tedavileri güç olup, çok zaman almaktadır.
• Öldürücüdür.
Biyolojik savaş ajanlarının vücuda giriş yolları
Biyolojik Savaş Ajanları
Patojen mikroorganizmalar biyolojik olarak üretilen biyo-aktif maddeler insan, hayvan ve bitkilerde ölüm ve hasar meydana getirmek amacıyla, tarihin eski çağlarından beri kullanılmıştır. Günümüzde biyolojik savaş kapsamında kabul edilen bu hastalık yapıcı veya öldürücü ajanlar artık terörist gruplar tarafındanda bir tehdit unsuru olarak kullanılmaya başlanılmıştır.
Bu ajanlar üç bölümde incenelebilir:

1.Hastalık, kapasitede azalma, ölüm ve vb. ile insanları etkileyenler .
Örneğin protozoa, bakteri, virüs, bakteri toksini, riketsiya gibi.

2.İnsanlarla yakın ilişkide bulunan yabani ve evcil hayvanları etkileyek bunların enfeksiyon yaymasına neden olanlar.
Örneğin veba, kuduz,antraks, burucella, leptospirozis gibi.

3. Ziraat ürünleri ve araçlarını etkileyerek indirekt olarak insana zarar verenler.
Örneğin bitki, hormonlar,virüs,böcekler, bakteri gibi.
Biyolojik ajanlar kimyasal ajanlardan daha fazla öldürücü olma potansiyeline sahiptirler. Çünkü tabiatta bulunurlar, kolaylıkla temin edilebilme ve üretilebilme özellikleri vardır.
KAYNAKÇA:
http://bilheal.bilkent.edu.tr

http://www.bahcelievler.bel.tr

https://www.afad.gov.tr

http://www.mevzuatdergisi.com

https://www.youtube.com


Silah olarak kullanılabilecek biyolojik ajanlar şu şekilde sıralanabilir:
Bakteriler:Küçük-serbest yaşayan organizmalar olup çoğunluğu katı veya sıvı kültür ortamında üretilebilirler.Bu organizmalar stoplazma ,hücre zarı ve nükleer materyaller içeren bir yapıya sahiptir. Basit bölünme ile ürerler .Oluşturdukları hastalıklar genellikle spesifik antibiyotik tedavilerine cevap verirler.
Virüsler :İçlerinde çoğalabilecekleri canlı organizmalara ihtiyaç duyan organizmalardır. Bundan dolayı da enfeksiyoz etkileri büyük oranda konak hücrelerin bağımlıdır. Virüsler genellikle antibiyotik tedavilere cevap vermeyen fakat antiviral bileşimlerin bir kısmına ve sınırlı kullanıma uygun preparatlara cevap veren hastalıklara neden olurlar.
Riketsialar:Hem bakterilerin hem de virüslerin genel karakterlerini taşıyan mikroorganizmalardır. Bakteriler gibi metabolik enzimler ve hücre zarından oluşurlar ve oksijen kullanırlar ve geniş çaplı antibiyotiklere karşı duyarlıdırlar.Yaşayan hücreler içinde üremelerinden dolayı da virüsleri andırırlar.
Klamidya : Kendi enerji kaynaklarını üretemediklerinden zorunlu hücre içi parazitlerdir. Bakteriler gibi geniş spekturumlu antibiyotiklere cevap verirler Çoğalmak için virüsler gibi yaşayan hücrelere ihtiyaç duyarlar
Mantarlar:Fotosentez yapamayan ,anaerobik (oksijensiz) büyüme yeteneğine sahip ve cürüyen bitkisel olgulardan besin ihtiyaçlarını karşılayan ilkel bitkilerdir.
Toksinler:Yaşayan bitkiler ,hayvanlar veya mikroorganizmalardan elde edilen veya üretilen zehirli maddelerdir. Bazı toksinler kimi kimyasallara da dönüştürülebilirler.
Biyolojik ajanın vücuda giriş yollarına göre tehlike oranı artar. Örneğin; ŞARBON hastalığı mikrobu deri yolu ile alınırsa ölüm oranı % 5-20 civarında iken, solunum yolu ile alındığında ölüm oranı % 99’a kadar çıkar. Yine VEBA deri yolu ile bulaştığında ölüm oranı % 20-30 iken, solunum yolu ile alındığında ölüm oranı % 95’e kadar çıkar. Tüberküloz basilleri solunum yolu ile akciğerlere girince hastalık VEREM olur. Aynı basiller sindirim yolu ile alınırsa bağırsakta bağırsak hastalığı olur. TİFO mikrobu yaralardan geçerse az, sindirim yolu ile alınırsa çok tehlikeli olur.
Biyolojik Savaş Maddelerinden Korunma Tedbirleri
1.Genel Tedbirler

a) Sağlık, İtfaiye, Sivil Savunma ve diğer ilgili personel ve halk, biyolojik savaş hakkında bilgilendirilmelidir.
b) Bunlara hijyen kural ve esasları öğretilmelidir.
c) Bütün yurtta aşı, serum, ilaç, hastane, doktor ve sağlık personeli yeterliliği sağlanmalıdır.
d) Planlanan aşılar zamanında yapılmalı ve gerekli sıhhi tedbirler alınmalıdır.
e) Biyolojik savaş maddelerine karşı koruyuculuk sağlayan malzemeler (maske, koruyucu elbise, kitler) temin edilmeli ve kullanılması öğretilmelidir.
f) Şahsi ve çevresel temizliğe dikkat edilmelidir.
g) Su ve besin maddeleri temiz olarak kapalı kaplarda bulundurulmalı ve gerektiğinde kaynatılmalıdır.
h) Hastalıklar, ilgili yerlere derhal haber verilmelidir.
i) Yetkililerin emir ve talimatlarına uyulmalıdır.
j) Bulunulan İl / İlçe Kriz Merkezlerinin adres ve telefonları öğrenilmelidir.
2. Bireysel Tedbirler

a) Varsa maske takın.
b) Kirlenmiş sahadan en kısa sürede uzaklaşın.
c) Hiç bir şeye el sürmeyin ve yere atılmış eşyaları almayın.
d) Elbisenizi düğmeleyin, eldivenlerinizi giyin ve açık yerlerinizi kapatın. (kesik ve yaralar, yara bandı ile kapatılmalıdır.)
e) Yakınınızda sığınak varsa sığınağa girin.
f) Yanınızdaki içecek ve yiyecekten başkasını yemeyin.
g) İçecek ve yiyecekleri kaynatın.
h) Kullanılacak malzeme ve araçları sterilize edin.
i) Vücudunuzu temiz tutun.
j) Hastalık halinde derhal doktora müracaat edin.
k) Şaşırmayın, heyecanlanmayın ve şaiyalara inanmayın.
l) Gerektiğinde İl / İlçe Kriz Merkezlerine başvurun.
3. Toplu Korunma

Toplu olarak korunma sığınaklar ile sağlanır. Sığınakların havalandırma tertibatlarının filtreli olması, giriş ve çıkışlarının iyi izole edilmesi gereklidir. Ayrıca sığınaklarda personele yetecek temizlik ve tedavi maddelerinin bulundurulması gereklidir.


4.Sığınaklarda Uyulması Gerekli Kurallar

a) Sığınağa girenlerin temizliği yapılmalıdır.
b) Kontrol ve muayeneden geçirilmeyen gıda maddeleri ile su sığınağa sokulmamalıdır.
c) Yiyecek ve içeceklerin kapalı kutularda bulundurulması, yiyeceklerin pişirilmeden yenmemesi ve suların kaynatılmadan içilmemesi gerekir.
d) Çöp ve dışkıları naylon torbalara doldurulup ağızları bağlı tutulmalı ve dezenfekte edilmelidir.
Literatürde çok sayıda biyolojik savaş ajanı belirtilmektedirler. Bunların arasında ;

Bacillus Anthracis (Şarbon Etkeni)
Botulinum Toksinleri (Konserve Zehiri)
Brucella Species ( Brucelloz “Malta Humması” Etkeni)
Vibrio Cholera ( Kolera Etkeni)
Clostridium Perfirenges (Gazlı Gangren Etkeni )
Congo-Crimean Hemorajik Ateşi Virüsü
Ebola Virüsü
Psoudomanas Psoudomallei (Ruam hastalığı Etkeni)
Yersinia Pestis (Veba Etkeni)
Coxiella Burnetti ( Q Ateşi Etkeni)
Smallpox Virüs (Çiçek Hastalığı Etkeni)
Stafilokoksik Enterotoksin B
Rift Valley Ateşi Virüsü
Trichothecene Mycotoxins
Francisella tularensis (Tularemi Etkeni)
Venezüella At Ensefaliti
Kriptokokoz
Kokoidomikozlar
Plazmodium vivax (Sıtma Etkeni)
Risin (Keneotundan elde edilir)
Saxitoksin (predominant olarak doğada deniz dinoflajellileri tarafından üretilir)
Biyolojik Savaş Ajanlarına Örnekler
Bu ajanların bazıları ölümcüldürler,diğerleri genellikle kapasite düşürücü olarak kullanılırlar. Literatürde klasik tedavi yöntemlerinin etki edemediği veya belli etnik gruplar üzerinde kullanılabilen genetik mühendisliği ürünü ajanlardan bahsedilmektedir.
Biyolojik ajanların silah olarak kullanım potansiyelini de etkileyen bazı özellikleri;
İnfektivite, virulans, toksisite , patojenite, stabilite dir. Biyolojik ajanları, çoğu ajanlardan farklı kılan özellik, zamanla vücutta çoğalması ve etkisini artırmasıdır.
Tarih boyunca doğal olarak ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklar, askeri operasyonlarda kullanılabilecekleri fikrini doğurmuştur. Biyolojik ajanlar yakın dönemde ikinci dünya savaşında sınırlı şekilde kullanılmışlardır ancak kullanımları antik çağlara dayanmaktadır.
M.Ö. 6. yy.’ da Asyalılar düşmanlarının su kaynaklarına hastalıklı çavdar tanesi katmışlardır. 1797 yılında, Napolyon İtalya seferinde kuşattığı Mantua şehrinde yaşayanlara sıtma hastalığı bulaştırmaya çalışmıştır. Bioteknolojik gelişmeler ile 1. Dünya Savaşından itibaren geliştirilmeye başlanan biyolojik silahların her iki Dünya Savaşında da bölgesel kullanıldığı (Japonya ® Mançurya’da) belirlenmiş, ancak kullanıldığı taraflarca kabul edilmemiştir.
Biyolojik silahlar çok yüksek derecede zarar vericidirler. Uygun çevre şartlarında etkilerini katlayarak artırırlar ve uzun süre kalıcıdırlar. Kimyasal silahların bütün korkunçluğuna rağmen , biyolojik organizmanın çok küçük bir örneği bile çok daha ölümcül olabilir. Örneğin , Botulinum toksinin bir kimyasal ajan olan sarin’den üç milyon kez daha etkili olduğu belirtilmektedir. Botulinum toksinine maruz kalan kişilerde farklı derecelerde kas felci gelişmekle birlikte, olguların % 60 ‘ı ölümle sonuçlanır. İnhalasyon sonucu sistemik şarbon oluşması durumunda akciğer membranlarının ve bağırsakların harap olması ile %100 ölüm gerçekleşir.
Biyolojik savaş ajanlarının üretimi , organizmanın seçimi, organizmanın küçük kültür ortamlarında geniş spektrumlu çoğaltılması ve ajanların korunması safhalarından oluşur. Biyolojik silahların askeri güçler ve sivil halk üzerindeki caydırıcı etkileri, son 25 yılda biyoteknolojideki hızlı değişimlerin kaynağı olmuştur.
Bu yeni teknoloji potansiyel kullanılabilirlik açısından şu gelişmelere yol açmıştır;

1)Hastalıcık yapıcı etki ve kullanım sonrası etkinlik süresini artıran gelişmeler
2)Organizmanın topluluklar üzerine yönlendirilmesi (Hedefleme),
3)Biyolojik Silahlara Karşı Korunma,
4)Non-patojen mikro organizmalardan patojen mikroorganizmaların genetik modifikasyonla üretilerek tesbitinin zorlaştırılması,
5)İmmun yanıtın modifikasyonuyla patojene karşı duyarlılığın değiştirilmesi,
6)Biyolojik ajanların temel özelliklerini algılayan dedektörlerin üretilmesi,
Bu gelişmeleri realize etmede;hücre kültürü ve fermentasyon,organizmanın seçimi,düz ya da çapraz bağlı biyopolimer ile kaplanma,genetik mühendisliği, aktif-pasif bağışıklama ve tedavi, monoklonal antikor üretimi’ ndeki spesifik gelişmeler rol oynamıştır.
Biyolojik silahlardan korunma birbiriyle bağlantılı beş aşamadan oluşmaktadır;

*Önleme: Biyolojik silahların kullanılmasını engellemek için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır., Uluslararası silahsızlanma ve teftiş rejimleri biyolojik ajanların biyolojik savaş durumunda üretimini ve kullanımını caydırmaktadır. İstihbarat çalışmaları sonucunda potansiyel tehlikeler belirlenerek gerekli önleyici tedbirler alınabilir. Doğal olarak ortaya çıkan ajanlara karşı aşılama önemli bir tedbirdir, ancak genetik mühendisliği ile bu aşıların etkisini sınırlayan ajanlar üretilmiştir.

*Korunma:Biyolojik ajanlara karşı korunma yöntemleri sınırlıdır. Koruyucu elbiseler , maskeler kısa süreli koruma sağlayabilirler. Bununla beraber, şarbon gibi etkinliğini uzun süre koruyabilen kimi ajanlar için bu tedbirler sadece ilk aşamada faydalı olabilirler.

*Belirleme: Körfez savaşı sırasında Birleşik Devletler ve müttefik güçler güvenilir bir biyolojik ajan keşif sisteminin yokluğunun endişesini yaşamışlardır. Bununla beraber birkaç keşif sistemi geliştirilmiştir;
-SMART(Sensitive Membrane Antigen Rapid Test)
-JBPDS:(Joınt Biological Point System)
-BIDS:(Biological Integrated Detection System)
-IBAD:(Interim Biological Agent Detector)
Biyolojik Silahlardan Korunma:
Biyolojik Savaş Ajanlarının gelişmesi ile beraber dünyada bu silahların kullanım ve üretimini sınırlamak maksadı ile 1925 yılında Cenova Protokolü, 1972 yılında Biyolojik Silahlar Konvansiyonu (BWC-Biological Weapons Convention) imzalanmış, farklı tarihlerde bu konvansiyonun gözden geçirildiği toplantılar yapılmıştır.
Dünya Tabipler Birliği 1990 yılında, 42. oturumunda Kimyasal ve Biyolojik Silahlar Konulu Bildirgeyi kabul etmiş , Tokyo bildirgesiyle de sağlık hizmeti vermesi beklenen hekimlerin , kimyasal ve biyolojik silahların araştırılmasına katılmasını , kişisel ve bilimsel bilgilerini bu silahların keşfi ve üretiminde kullanmalarının etik olmadığını bildirmiştir.
Biyolojik Savaş Ajanlarının Üretimi
Solunum sistemi ile
Deri yolu ile
Sindirim sistemi ile
Üreme sistemi ile
Göz konjonktivaları ile
*Tedavi: Tedavi yöntemleri enfeksiyon gelişen kişilerde maruz kalınan ajanın belirlenebilmesine bağlıdır. Eğer belirlenemiyorsa geniş spektrumlu yüksek doz antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. Ajanın tesbiti durumunda ise duyarlı anbtibiyotikler tercih edilerek tedaviye başlanmalıdır. Örneğin şarbon etkeni tesbit edilmişse; her iki saatte bir , iki milyon ünite penisilin tedavisi uygulanabilir. Toksinlere karşı uygun antidotlar varsa kullanılmalı, yoksa destek tedavisi uygulanmalıdır.

*Dekontaminasyon-Temizleme: Zamanla dağılarak etkilerini kaybeden kimyasal silahların tersine biyolojik silahlar zaman geçtikçe etkilerini artırıp çoğalabilirler. Şarbon toprakta en az kırk yıl aktif olarak kalır ve çevre şartlarına karşı dirençlidir. Bu sebeple biyolojik savaş ajanlarının etkilerinin ortadan kalkması yıllar alabilir.
SON
Full transcript