Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ

No description
by

Nurcan Yüksel

on 14 May 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ

MİLLİ EDEBİYAT AKIMINI HAZIRLAYAN OLUŞUMLAR
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ
MİLLİ EDEBİYAT AKIMINI HAZIRLAYAN OLUŞUMLARI
Türkçe Şiirler
1905 Edebi Hareketi
Yeni Lisan Hareketi
Ziya Gökalp Ve Türkçülüğün Programı

TÜRKÇE ŞİİRLER
Mehmet Emin Yurdakul’un ilk şiirlerinin yer aldığı kitabıdır.
Osmanlı -Yunan harbi (9 Nisan 1897 -19 Eylül 1897 ) sırasında yazmaya başladığı şiirleri vardır.
Manzumelerinde askerlerin kazandığı başarıları ,şehit ve gazilerimizi ,yetim çocukları ,dul kadınların durumunu dile getirdi.
Şair temalardan çok yalın söyleyişiyle dikkat çekti.
Manzumelerde sade bir dil kullandı.
Arapça, farsça terkiplerden uzak olduğu gibi bu dillerden alınan kelimeleri de kullanmadı
.

ŞİİR...
Şiir yalın ve akıcı bir dille kaleme alınmıştır,
Konu samimiyetle işlenmiştir,
Üslubu sanat kaygısı taşımaz,
Türk haklı belki de ilk kez kendi duygularını yüksek edebiyatın mensuplarından birinin kaleminden döküldüğünü görmüştür,
Yurdakul belli bir zümrenin zevk ve anlayışına hizmet eden edebiyata karşı çıkar.Çünkü ona göre ülke ateş çemberinden geçerken kendi hislerini anlatmak için yapay dil kullananların yaptığı sanat olamazdı.

Bir şiir ki şehitlerin al kanıyla yazılmış;
Bir kılıç ki kitabının alt yanına asılmış;
Bir altından heykeldir ki bir odaya konulmuş.

Biz o şiiri isteriz ki çifte giden babalar,
Ekin biçen genç kızlarla, odun kesen analar,
Yanık sesin dinlerlerken gözyaşların silsinler.


BİZ NASIL ŞİİR İSTERİZ
Şehitlerin al kanıyla yazılmış onların öykülerini anlatan ,
Bu halkın hayatından sahnelerin yer aldığı , köşklerde bahçelerde geçen hayatların manzaraları değil alın terini, yakıcı güneşi, emeği çalışma ve kazanmanın onurunu anlatan ,
Bunları gerçekleştiren ana ,baba, gelin ve kızın yer aldığı eserler olmalıydı.
Köylüler çiftçiler de kendi ıstıraplarını yansıtan şiirleri anlayıp hissetmeliydi .
Onun arzusu bir memleket edebiyatıydı.
ŞİİRİMİZİ ÇÖZÜMLEYELİM

ŞİİRLERİN ÖZELLİKLERİ
Yurdakul’un şiirleri sanat ve estetik bakımdan zayıf muhteva bakımından zengindir
Şiirlerinin samimiyeti zamanlaması dikkate alındığında Türkçe şiirler bir çığırın açılmasına zemin hazırladı.
Kitap büyük ilgi gördü.
Tevfik Fikret ,Süleyman Nazif,Şemseddin Sami gibi büyük şahısların övgülerini aldı.
Yurdakul’un bu içten çabaları sonucunda Ömer Seyfettin gibi öykü ustasının, Ziya Gökalp gibi bir filozof ve şairin gayretiyle Milli Edebiyat oluşmaya başladı.



1905 HAREKETİ
Selanik’te Çocuk Bahçesi mecmuası çevresinde geçen ve Rıza Tevfik, Mehmet Emin, Ömer Naci ,Raif Necdet ve Hüseyin Cahit arasında yaşanan daha çok Türkçe şiirler ve ve hece vezni üzerine yürütülen bir tartışmadır.
1905 hareketi adından da anlaşılacağı gibi 1905 yılında cereyan etmiş bir harekettir.
Mehmet emin Yurdakul ilk şiir kitabı olan Türkçe şiirleri yayımladıktan sonra şiir yazmaya bir süre ara verir. 1905 de Selanik’te çıkartılan Çocuk Bahçesi mecmuasında tekrar aynı anlayışla yazmaya başlar
Bunlar ;
çiftçilik ,ilk yara, bir delikanlıya ,çocuklar demircinin öğüdü...
1905 HAREKETİ
Rıza Tevfik buna cevap olarak hecenin bir noksanlığı olmadığını noksanlığın onu kullanamayan şairlerde olduğunu ve Mehmet eminin Türkçe şiirlerle vezne kazandırdığı işlekliği vurgular, Mehmet emini över.
Ayrıca rıza Tevfik Türk şairlerin asırlardan beri aruzla şiirler yazdıklarını ama yine de Arap ve İran şairleri kadar başarılı olmadığını da vurgular.
Raif Necdet mecmuanın 38. sayısında şairi hakikat bin Mehmet efendiye adlı makalesini yayımlar ve yeni bir mektebin kurucusu olarak Mehmet emini tebrik eder.
Rıza Tevfik yine aynı mecmuada üçüncü bir mektup yayımlar aldığı destekle bu sefer üslubu daha serttir. Rıza Tevfik bu kez de Mehmet eminin Türkçe şiirlerin başında yazdığı yerli ve yabancı şairlerin görüşlerini hatırlatır.
Ömer Naci ise karilerime adlı bir makaleyle buna cevap verir.
Naci burada Türkçenin tarihsel gelişimine değinir ve dildeki estetiğin zamanla değiştiğini söyler.


Çocuk bahçesi mecmuasının 42. sayısında servet i fünün yazarlarından olan Hüseyin Cahit de tartışmaya katılır ve rıza teyfik e üç soru yöneltir.
1. yeni doğan bu cereyan edebiyatın sadece şiir dalı içine almakta, yoksa nesir de buna dahil mi?
2. bu yeni çığır her tabakadan insana hitap edecek mi yani okuma yazma bilmeyen bir insana okunduğunda da aynı şey anlaşılacak mı?
3. Bu edebi akımla şiir yazabilmek için sade Türkçe kelimeler mi kullanmak gerekir, başka dilden kelime kullanmanın ölçüsü ne olmalıdır?
Tartışma bir süre da şahsiyetler üzerinden devam eder ve Ömer Naci devletin o anki durumunun bu tartışmadan daha önemli olduğunu belirtir. Bunun üzerine devlet dergiyi kapatır
1905 HAREKETİ
Ömer Seyfettin ’in Genç Kalemler mecmuasında 1911 de yayınladığı Yeni Lisan makalesi bu hareketi ortaya çıkarmıştır.
Bu makale Milli edebiyat akımının en önemli hamlesidir .
Türkçülüğün dil konusunda izleyeceği yol haritası olarak tanımlanabilir.
Dil ve vezin tartışmalarının özeti gibidir.

YENİ LİSAN HAREKETİ
EDEBİYATIMIZ

İkiye ayrılır.
ŞARKA DOĞRU

Şair ve yazarlarımız yüzünü Araplara çevirmişler,
Arap ve Fars şairlerini taklit etmişleridir.

GARBA DOĞRU
Şair ve yazarlarımız Fransız şair ve yazarlara yönelmişlerdir.
Namık Kemal le başlayan sadeliği öldürmüşler.


MAKALENİN BÖLÜMLERİ
Eski lisan
Hastalıklar
Bugünküler
Tasfiye
Nasıl
Milliyete doğru
Tasfiye sarfı
İmla
EY GENÇLER
Edebiyatımız
Milli edebiyatımız
Şarka doğru
Garba doğru
MAKALENİN BÖLÜMLERİ
BU GÜNKÜLER
BU dönemde varlığını sürdüren Fecr i Aticiler beğenmedikleri Serveti Fünun edebiyatının eserlerini tekeer etmekten öteye gidememişlerdir.

HASTALIKLAR
Milli bir edebiyat yaratamıyoruz
Milli bir edebiyat yaratmak için önce milli bir lisan gereklidir.
Eski lisan içinde bir yığın lüzumsuz kural barındırdığı için hastadır
Arapça ve Farsça yazım ve imla kuralları varken milli bir edebiyat vücuda getirilemez.


MAKALENİN BÖLÜMLERİ
TASFİYE
Yazı dili ve konuşma dili birleştirilmelidir.
Konuşma dilinin sadeliği yazı diline geçmelidir.
Sanat icra etme gayesinin ve üslup endişesinin dili bozması engellenecektir.
NASIL
Türkçe kendini sıkan Arap ve Farsça terkipler tamlamalardan kurtulacaktır
MİLLİYETE DOĞRU
Arapça ve Farsça kaideleriyle yapılan bütün terkipler terk edilecek Türkçe ekler kullanılacaktır .
Arapça ve Farsça edatlar dilden atılacaktır.

EY GENÇLER
Yeni Lisan hareketini yürütecek olanlar ancak gençlerdir.

TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASLARI ZİYA GÖKALP VE TÜRKÇÜLÜK
Ziya Gökalp in tanımıyla Türkçülük Türk milletini, yükletmektir,
Buna göre Türk terbiyesiyle yetişmiş herkes TÜRK’TÜR..
Edebiyatımızda Türkçülüğü sistemleşmesini iki sağlayan iki önemli isim vardır: bunlardan bir tanesi Ömer Seyfettin ikincisi tabi olarak Ziya Gökalp tir.
Ömer Seyfettin kendisini bariz olarak Türkçülükte göstermemiş olsa da aslında Türkçülüğün baş kahramanlarından biridir.
Onun değişik dergilerdeki yazıları bir araya toplandığında onun da en az ziya Gökalp kadar bu meselede çalıştığı bu meseleyle kafa yorduğu görülecektir.
O bir bakıma hikayelerinde konuşarak düşüncelerini edebi metinler vasıtasıyla yaymayı tercih ederek hem kuram hem de pratik açısından zor olanı gerçekleştirmiştir.
Bu düşüncenin diğer tabi kahramanı ise ziya Gökalptir.
Türkçülük programının asıl başkahramanı Ziya Gökalptir.
Onun Türkçülüğün esasları adını verdiği programı Türk milliyetçiliği için bir yol haritası olmuştur.




Türkçülüğün esasları; Türkçülüğün Mahiyeti ve Türkçülüğün programı adlı iki ana bölümden oluşmuştur.

A. Türkçülüğün Mahiyeti

TÜRKÇÜLÜĞÜN TARİHİ
TÜRKÇÜLÜK NEDİR?
TÜRKÇÜLÜK VE TURANCILIK
MİLLİ KÜLTÜR VE MEDENİYET
HALKA DOĞRU
GARBA DOĞRU
TARİHİ MADDECİLİK VE TARİHİ MEFKURECİLİK
MİLLİ VİCDANI KUVVETLENDİRMEK
MİLLİ TANASÜDÜ KUVVETLENDİRMEK
HARS VE TEZHİP














TÜRKÇÜLÜĞÜN ESASALRI ZİYA GÖKALP VE TÜRKÇÜLÜK
Türkçülüğün Esasları Ziya Gökalp ve Türkçülük

TÜRKÇÜLÜĞÜN PROGRAMI
DİLDE TÜRKÇÜLÜK
ESTETİK TÜRKÇÜLÜK
AHLAKİ TÜRKÇÜLÜK
HUKUKİ TÜRKÇÜLÜK
DİNİ TÜRKÇÜLÜK
İKTİSADİ TÜRKÇÜLÜK
SİYASİ TÜRKÇÜLÜK
FELSEFİ TÜRKÇÜLÜK
Türkçülüğün Esasları Ziya Gökalp ve Türkçülük
Gökalp Eserinin Türkçüğün Mahiyeti adlı ilk bölümde Türkçülüğün genel çerçevesi çizilirken Türkçülüğün programı adlı ikinci ana bölümde ise daha çok programın ilkeleri ortaya konmuştur.
Türkçülüğün esaslarına genel olarak bakıldığında programın çok rasyonel ve bilimsel verilere dayanan gerçekçi bir olduğu görülecektir.
Bu program 1923 de yani Gökalp in ölümünden bir yıl önce yayımlamıştır.
Programın bir çok maddesi Türk inkılabını gerçekleştiren kadrolar tarafından hayata geçirilmiştir.

FECR-İ ATİ TOPLULUĞU
1901 yılında Servet-i Fünun topluluğunun dağılması ve edebiyat arenasında Türkçülerin sesinin yükselmesi eski estetik ve zevke bağlı bir kısım şair ve yazarı bir araya getirir.
Bunlar Fecr-i ati adı altında bir edebi topluluk kurarlar.
Şehabeddin Süleyman ın önderliğinde 20 Mart 1909 tarihinde Hilal matbaasında bir araya gelen gençler öncelikle kurmak istedikleri topluluğa bir isim ararlar.
Topluluğa isim olarak Ahmet Haşim sine-ı emel teklifine karşın Faik Alİ’ nin Fecri Ati teklifi gelir ve Fecr -i Ati ismi daha uygun görülür.
Topluluğun reisliğini topluluğun en yaşlı üyesi olan Faik Ali yapar.
Topluluk 25 Mart 1909 tarihinde Servet-i Fünun dergisinin 930. sayısında kuruluş amaçlarını açıklarlar.
Fecr-i Aticiler edebiyatımızdaki ilk beyanname yayınlayan bir topluluktur.










Fecr-i Aticilerin amaçlar başlıca şunlardır:
1. Mükafatlı yarışmalar düzenlemek,
2.Bir Fecr-i Ati Kütüphanesi oluşturmak,
3. Konferanslar vererek halkı bilgilendirmek ,
4. Türkçe eserleri batı dillerine batı dillerindeki eserleri de Türkçeye çevirmek,
Fecr-i Aticilerin sanat anlayışı zevk ve estetik yönden Servet-i Fünun devamı gibidir.
Topluluğun dil anlayışı da Servet- i Fünun ’ dan farklı değildir.
Topluluğum üyelerinin sloganı "Sanat Şahsi ve muhteremdir"




FECR-İ ATİ TOPLULUĞU
Şiirde daha çok serbest müstezat, sone terze- rima gibi formları kullanırlar.
Romanda realist ve natüralist şiirde sembolist ve parnasistirler.
Bu topluluk Servet-i Fünun eleştirisiyle yola çıkar ancak yaptıkları tek fark serbest müstezatı geliştirmek olur.
SERVET-İ FÜNÜN’ UN DEVAMI OLMAKTAN KURTULAMAZLAR
.
FECR-İ ATİ TOPLULUĞU


Aslında çok yetenekli bir kadroya sahip olan Fecr-i Aticilerin ferdiyetçi bir düşüncede olmaları ve ortak bir sanat anlayışında bulunamamaları topluluğun dağılmasına neden olmuştur.
Topluluk dağıldıktan sonra Yakup Kadri, Fuat Köprülü, Emin Bülent, Hamdullah Suphi, Refik Halit Ali Canip, Celal Sahir gibi isimler milli edebiyat hareketine katılmışlardır.




FECR-İ ATİ TOPLULUĞU
Yahya Kemal Beyatlı ve Yakup kadri Karaosmanoğlu'nun başını çektiği harekettir.
Meşrutiyet döneminin edebiyat ve sanat arayışlarının ürünüdür
. Tanzimat yıllarında başlayan batı medeniyetine ve sanatına duyulan hayranlık bir süre sonra bu medeniyetin ve sanatın kaynaklarına ilgiyi ve yönelmeyi getirir.
Rönesans’ın ve Modern Avrupa’nın temelini oluşturan Antik Yunan ve Lâtin medeniyeti ile bu medeniyet dairesinde ortaya çıkan sanat eserleri 19. yüzyılın sonlarından itibaren Türk aydınlarının ilgisini üzerinde toplamaya başlar.
Bu dönemde yenileşme hareketi çerçevesinde sınırlı da olsa Antik Yunan ve Lâtin kaynaklarına yönelme ve tercüme çalışmalarına rastlanır.
 Bu eğilimin örnekleri de Yahya Kemal’in “Sicilya Kızları” ve “Biblos Kadınları” adlı şiirleri ile Yakup Kadri’nin “Siyah Saçlı Yabancı ile Berrak Gözlü Genç Kızın Sözleri” başlıklı yazısı ile sınırlı kalmıştır. Nayilik gibi Nev-Yunanilik de dönemini etkileyen bir gelişme göstermemiştir.


Nev- Yunanilik
Topluluk ismini Mevlana’ nın neyinden esinlenerek Nayiler, yani ney çalanlar koymuştur.
Meşruiyetin ilanından sonra yeni bir edebiyatın sesi duyulur.
Trablusgarp Savaşı’ndan sonra edebiyatımızda varlığını iyiden iyiye hissettirmeye başlayan Milli Edebiyat akımının en eskiye gitme düşüncesi Nev-Yunanilerde eski Yunan ve Latin kaynaklarına gitme fikrini oluştururken, Nayilerde ise 13. yüzyıla yani Mevlana ve Yunus Emre’nin dönemindeki estetiğe dönme fikrini oluşturur.
Topluluğun kurucusu Şahabettin Süleyman’dır. Daha önce Fecr-i Ati bünyesinde bulunan yazar Fecr-i Ati’nin vaatlerini yerine getiremeyeceğini anlayınca, etrafına topladığı kendi gibi bir kısım hevesli gençlerle Rubab mecmuasında bir tartışma başlatır.
Buna göre Fec-ri Ati kamuoyuna vaat ettiği hiç bir şeyi gerçekleşmemiştir.
Kendilerine Nesl-i Ati diyen bu gençler Nesl-i Ati Ede biyesi adıyla bir tanıtıcı beyanname yayımladılar
NAYİLER
Bu beyannamede lisan ve edebiyatımızın tecceddüd namı adına Şarkı ve Garbı taklide yöneldiği iddia edilerek Nesl-i Ati’nin taklidi kökünden yıkıp lisanın ahengiyle mütenasip milli ve yeni bir yol oluşturmak maksadıyla kuruldukları beyan ederler.
Bu beyannamenin muhatabı Fecr-i Aticiler’dir.
Görüldüğü gibi Türkçülerin uzak geçmişe yönelmeleri Nayilerde orta zamanlara yani Yunus ve Mevlana çağına gitme olarak değişmiştir.
Bu topluluğu arasında Enis Behiç, Hakkı Tahsin, Halit fahri, cihan Seyfi, Selehaddin Enis gibi isimler bulunur.
Topluluğun dağılma sebebiyse topluluğun, belli bir felsefe ve kültürel miras üzerinde oluşturulmamasıdır.
Bu yüzden bu topluluğun uğraşları heves ve fantezi olmaktan öteye gidememiştir.


NAYİLER
BEŞ HECECİLER
Yeni lisan ve Milli Edebiyat akımını benimseyerek hece vezni ile milli konuları işleyen şiirler yazan beş şairin oluşturduğu edebi topluluktur.
BU ŞAİRLER
Ozan Seyfi Orhon
Enis Behiç Koryürek
Halit Fahri Ozansoy
Yusuf Ziya Ortaç
Faruk Nafiz Çamlıbel

Hecenin beş şairi adıyla da anılan bu sanatçılar milli  edebiyat akımından etkilenmiş ve şiirlerinde hece veznini kullanmışlardır.
Şiirde sade ve özentisiz olmayı ve süsten uzak olmayı tercih etmişlerdir.
Beş Hececiler şiire Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele Döneminde başlamışlardır.
Beş Hececiler ilk şiirlerinde aruz veznini kullanmışlar daha sonra heceye geçmişlerdir.
Şiirde memleket sevgisi, yurdun güzellikleri, kahramanlıklar ve yiğitlik gibi temaları işlemişlerdir.
Hece vezni ile serbest müstezat yazmayı da denediler.
Mısra kümelerinde dörtlük esasına bağlı kalmadılar yeni yeni biçimler aradılar.
Nesir cümlesini şiire aktardılar ve düzyazıdaki söz  dizimini şiirlerde de görülmesi Beş Hececiler ‘de çok rastlanan bir özelliktir.

ÖZELLİKLERİ
TEŞEKKÜRLER;)...
TÜRKÇE ŞİİRLER

Mehmet Emin Yurdakul’un ilk şiirlerinin yer aldığı kitabıdır.
Osmanlı -Yunan harbi (9 Nisan 1897 -19 Eylül 1897 ) sırasında yazmaya başladığı şiirleri vardır.
Manzumelerinde askerlerin kazandığı başarıları ,şehit ve gazilerimizi ,yetim çocukları ,dul kadınların durumunu dile getirdi.
Şair temalardan çok yalın söyleyişiyle dikkat çekti.
Manzumelerde sade bir dil kullandı.
Arapça, farsça terkiplerden uzak olduğu gibi bu dillerden alınan kelimeleri de kullanmadı






Fecri Ati Topluluğu
Nev -Yunaniler
Nayiler
Beş Hececiler
MİLLİ EDEBİYAT AKIMI SÜRECİNDE ORTAYA ÇIKAN EDEBİ TOPLULUKLAR
CENGE GİDERKEN
NURCAN YÜKSEL
Ben bir Türküm dinim, cinsim uludur;
Sinem, özüm ateş ile doludur.
İnsan olan vatanının kuludur.
Türk evladı evde durmaz, yürürüm.

Muhammed'in kitabını kaldırtmam;
Osmancık'ın bayrağını aldırmam;
Düşmanımı vatanıma saldırtmam.
Tanrı evi viran olmaz giderim.

Bu topraklar ecdadının ocağı,
Evim, köyüm hep bu yerin kucağı;
İşte vatan işte tanrı kucağı,
Ata yurdun evlat bozmaz, giderim.
...
MEHMET EMİN YURDAKUL.
Şiir yalın ve akıcı bir dille kaleme alınmışr.
Konu samimiyetle işlenmiştir.
Uslubu sanat kaygısı taşımaz.
Türk halkı beklide ilk defa kendi duygularını, yüksek edebiyata mensup birinin kleminden görmüştür.
Yurdakul belli bir zümrenin zevk ve anlayışına hizmet eden sanat anlayışına karşçıkar. Çünkü ona göre ülke ateş çemberinden geçerken kendi sanat anlyışında şiir yazmak sanat değildir.
ŞİİRİN KISACA TAHLİLİ

HAYDİ ŞİİR DİNLEYELİM
Full transcript