Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Orta Gelir Tuzağı ve Kurtulma Stratejileri

No description
by

Murat Şeker

on 13 August 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Orta Gelir Tuzağı ve Kurtulma Stratejileri


Japonya ekonomisi, yüksek maliyetler nedeniyle sürekli bir “sanayi göçü” vererek 19. yüzyılda Ingiltere’nin maruz kaldığı gibi “tersine bir sanayileşme” (de-industrialization) surecine girmektedir. Sonuç itibariyle bugün Japonya, kişi başına düsen milli geliri yüksek olduğu halde, durağan büyümesiyle yerinde saymakta ve yıldızı giderek sönmektedir.

Japonya’da olduğu gibi, AB’de de büyüme oldukça düşük seyretmekte, ekonomi yeni iş yaratamamakta, nüfus yaşlanırken sosyal güvenlik açıkları, kamu borç yükü ve bütçe açıkları kontrolsüz bir şekilde artmaktadır.
Gelir, Büyüme, Orta Gelir Tuzaği ve Politikalar
Orta Gelir Tuzaği Nedir?
"Orta Gelir Tuzagı" sorunu, kişi başına düşen GSYH bakımından orta gelir düzeyine ulaşmış ülkelerin ve/veya bölgelerin belirli bir gelir bandını aşamama, yani üst gelir düzeyine geçememe durumudur.
Dünya Ekonomileri
Orta Gelir Tuzaği ve Türkiye
Türkiye ekonomisi son yıllarda sanayiye geçiş ve verimlilik alanlarındaki başarıların da etkisiyle hızlı ve kesintisiz bir büyüme performansı sergileyerek kamu borçlarını da ciddi oranda aşagı çekerek mali disipline kavuşmuştur. Bunun yanı sıra, enflasyon da, % 70 seviyelerinden tek hanelere çekilmiştir.

Türkiye, 2001 krizinin bitiminde 3.000 dolar olan kişi başına milli gelir seviyesini
2004 yılında orta gelir seviyesi olan 10.000 dolara çıkarmayı başarmıştır. Böylelikle,
kısılıp kaldıgı düşük gelirli ülke tuzagından yıllar sonra kurtulabilmiştir.
ORTA GELİR TUZAĞINDAN KORUNMA STRATEJİSİ
Kısa vadede ideal büyüme oranlarını yakalayabilmek
Orta gelir tuzağina düşmemek ve yüksek gelirli ülkeler grubuna ideal bir sürede girebilmek için,
NE YAPMALI?
Türkiye ekonomisinde büyüme ana hedef olarak benimsenirken, çözüm bekleyen yapisal cari açik sorununa da el atmak gerekmektedir.
Makro Politikalar
Orta ve uzun vadede, büyümenin devam etmesini saglayabilmek
Türkiye'de Gelir ve Büyüme
Orta Gelir Tuzagı
OTG ve Dünya
OTG ve Türkiye
OGT'den Korunma Stratejileri
Politikalar
Makro Politikalar
Mikro Politiklar
Mezo Politikalar
AJANDA

Dünya genelinde orta gelir tuzagına düşmüş vakalar da çogunluktadır. Tayland, Filipinler ve Malezya gibi, hızlı büyümeyle “düşük gelir” döngüsünü kırarak orta gelirli ülkeler grubuna girebilmiş ülkeler, bu aşamaya geldikten sonra ideal oranlarda büyüyememiş ve bir türlü sonraki aşamaya geçip, zengin ülkeler arasına girememiştir

1987 yılından bu yana, yani son 25 yılda, çogunlugunu Latin Amerika ve Güneydogu Asya ülkelerinin oluşturdugu bir grup ekonomi, bu tuzak döngüsünden hâlâ çıkış bulamamaktadır.

GT’na düşmeden üst kategoriye tırmanmayı başarmış ülkeler de mevcuttur. Bu çerçevede, düşük gelir zincirini kıran ülkelere örnek olarak Vietnam gösterilebilir. Vietnam, fakirlik kısır döngüsünü kırdıgı gibi, Güney Kore de “orta gelir tuzagına” yakalanmadan günümüzde yüksek gelirli ülkeler grubunun içine girmiştir ve istikrarlı büyümeden taviz vermeden 2008 yılında yüksek gelirli ülke kategorisine geçmiştir.

Yatırım Politikaları
Gerek özel gerekse kamu sektörü tarafindan gerçekleştirilen yatirimlar, büyümenin en önemli faktörleri arasinda yer almaktadir. Bununla birlikte, özellikle uzun vadeli olan yabanci kaynakli direk yatirimlari, ülkeye çekmek için de çalişmalar hizlandirilmalidir.
Yatirim Ortaminin İyileştirilmesi
• Etkin Tanitim Yapilmasi
• Altyapinin Geliştirilmesi
• Kurumlarin Modernleşmesi ve Etkinleşmesi
• Bölgesel Gelişime Önem Verilmesi
• Kamu – Özel Sektör İşbirliği (PPP) Kanunu’nun Çikarilmasi
• Özel Ekonomik Bölgelerin Desteklenmesi ve Hayata Geçirilmesi
• KOSGEB Destekleri Ödemelerinin Belli Bir Takvime Bağlanmasi
• Kamunun Büyük Projelerinin İhale Süreçlerini Yürütebilecek Bir Merkez İhdas Edilmesi
• KOBİ’lere Yönelik Finansman Derinliğinin Genişletilmesi
• Girişim Sermayesi (Private Equity) Modelinin Bankalarca Kullanilmasi
Teknoloji, kalkınmanın kendisini beslemesi ve kazanılanların kalıcı olması için en önemli araçlardan biri olarak nitelendirilebilir. Bu bağlamda, ciddi bir teknoloji politikasının uygulamaya sokulması, yatırımın verimliliğini arttıracağından ve katma değeri yüksek ihraç malı üretimi sağlayacağından, cari açık artışına yol açmadan ekonomik büyümenin sağlanmasını mümkün kılacaktır.
Teknoloki Politikalari
Mikro Politikalar
Piyasalara, kaynaklarin verimli bir şekilde kullanilmasini sağlayarak rekabetçi güç kazandirma amaciyla dizayn edilen politikalar, mikro politikalardir. Bu politikalar, benimsenecek kalkinma modelinde, üretimden eğitime, işgücünden teknolojiye, birçok dinamiği içinde barindirmasindan dolayi, son derecede önemlidir.

Sürdürülebilir büyüme sağlamak için, yüksek rekabet gücüne dayali, iç
pazari soğutmadan tüm dünya pazarlarina ihracati teşvik eden ve bunun yani sira, cari açik
sorununu minimize edecek bir üretim politikasi benimsenmelidir.
Bir ekonomide makro boyutta alınan önlemler, piyasaların işleyişini devam ettirmeleri için dengeli ve istikrarlı koşulları saglamalıdır. Bu baglamda, makroekonomik istikrarsızlıgın yaşanmaması için, uygulanacak para politikası ve mali politikanın önemi büyüktür.

Üretim Politikasi
İhracat, Türkiye ekonomisinin, en önemli problemlerinden biri cari açik sorununun çözümünde kritik bir rol oynayacaktir. Bu sebeple, üretimde ihracata yönelik bir strateji oluşturulmasi oldukça önemlidir.

Türkiye’nin cari işlemler açiğinin yapisal bir sorun olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktur. Haliyle, para politikasi araçlari ile açiğin kontrol altina alinmasi sağlansa dahi, problemin çözümü yapisal değişimden geçmektedir.
İhracata Yönelik Üretim Teşviki
İhracatta Ürün Çeşitliliği
İhracatta Pazar Çeşitliliği
İthalattaki Yapisal Sorunlarin Çözümü
Yerli Üretim İçin Yerli Mali Kullanimi Teşviki
Üretim Politikasi
Teknoloji Politikasi
Ar-Ge Desteklerinin Etkinliği
Teknolojik Altyapinin Geliştirilmesi
Endüstriyel Tasariminin Desteklenmesi
İstihdam Politikasi
2010 ve 2011 yıllarında, iktisadi faaliyetteki artış, istihdam piyasalarına da yansımış ve işsizlikte gözle görülür bir gerileme saglamıştır. Bu dogrultuda, işsizlik oranı, 2011 yılında % 9,8 olarak gerçekleşerek, tek haneye inme başarısı göstermiştir.

Bununla birlikte, işsizligin daha da düşük seviyelere düşürülmesinin yanı sıra, işgücüne
katılımın artırılması ve istihdam piyasalarında verimlilik ve kaliteden verilen ödün konusunda çalışmaların yapılması, önümüzdeki dönemde izlenecek istihdam stratejisinin ana hatlarını oluşturmalıdır.
Işgücüne Katılım Oranının Yükseltilmesi
Işgücü Verimliliginin Artırılması
Iş Güvenligi Yasalarının Revize Edilmesi
Eğitim Politikasi
Rekabetçi bir piyasaya sahip olmak için, teknolojik gelişimin yani sira, beşeri sermayenin de kaliteli ve üretken olmasi gerekmektedir. Bu nedenle, nitelikli bir emek gücü oluşturmanin ana koşulu eğitimdir. Bir ülkenin kalkinmasi bir piramit olarak görülecek olursa, bu piramidin tabaninda, üzerindeki katmanlari büyük ölçüde etkileyecek olan eğitimin yer aldiği varsayilabilir.
• Eğitimin, Düşündürmeye Yönelik Olmasiı
• Eğitimin, Çok Yönlü ve Sürekli Olmasi
• Eğitimin, Piyasa İhtiyaçlarina Uyum Sağlamasi
Eğitim Politikasi
İstihdam Politikasi
Yatirim Politikasi
Mezo Politikalar
Bu sektörler ve sahip olduklari önem aşağida belirtilmektedir:
İşletmelerin, ekonomik sistem içerisinde, rekabetçi bir şekilde büyümeleri amaciyla, sektörel ve sektörler arasi etkinliği ve verimliliği sağlamasi amaçlanan mezo politikalarin önemi inkâr edilemez.

MÜSİAD, gerek iktisadi araştirmalari neticesinde ulaştiği sonuçlar, gerekse içinde bulunduğu iş dünyasinda yaptiği yakin gözlemler ve değerlendirmeler neticesinde, 2012 ve sonrasi geliştirilecek büyüme stratejisi kapsaminda, gerek kalkinma gerekse cari açiği azaltma açisindan, belli başli sektörlerin birincil öncelikle ele alinması gerektiğine inanmaktadir.
Makine Sektörü: Ürettiği yatirim mallari hasebiyle diğer birçok sektörle olan etkileşimi ve diş ticaret açiğindaki etkisi
Bilişim Sektörü: Ürettiği mal ve hizmetlerin, ekonomideki birçok sektörün gelişimindeki etkisi
Enerji Sektörü: En büyük ithalat kalemi olma özelliği ve cari açik üzerindeki baskin etkisi
Otomotiv Sektörü: Yüksek ihracat potansiyeli taşima özelliği
İnşaat Sektörü: İstihdamdaki lokomotif rolü ve diş pazarlardaki etkinliği
Turizm Sektörü: Hizmet ihracatinin en önemli dinamiği olma özelliği
Sağlik Sektörü: Toplumsal kalkinmanin başlica göstergelerinden olma özelliği
Gida ve Tarim Sektörü: Cari fazla verme özelliği
Türkiye Örnek Uygulamalar
Türkiye’de makro ve mikro ihtiyati önlemlere son yillarda ağirlik verildiğini görüyoruz.
Bankalarin sermaye yeterlik oranlarinin, açik pozisyonlarinin sürekli denetlenmesi,
Bireysel olarak dövizle borçlanmanin kaldirilmasi,
Kredi kartlarina taksit uygulamasinin sinirlandirilmasi
bu uygulamalar arasinda yer aliyor.

Bazi alanlarda bireysel kredilerin satin alinan mala belirli bir oranda peşin ödeme yapildiktan sonra devreye girebilmesi,
bankalarin kredi hacimlerinin gözlemlenerek bunun belirli bir orani aşmamasi için para politikasi araçlarinin devreye sokulmasi da yine bu önlemler arasinda sayiliyor.
TEŞEKKÜRLER
Orta Gelir Tuzaği İçin Önlemler
Düşük olan tasarruflar ve dolayısıyla yatırımlar önce iç finansman kaynaklarıyla canlandırılmalıdır. Tasarruflarla yatırımlar arasındaki farkın açılması muhakkak önlenmelidir.

Imalat sanayinin yavaşlamasına izin verilmemelidir. Üretim düzeyi yükseltilirken inovasyon denilen teknoloji ve üretim yöntemlerinin yenilenmesi hız kesmeden sürdürülmelidir.

2012 verilerine göre Türkiye'nin, küresel çapta yaratılan imalat sanayi katma deger payı 1990 yılında 13'üncü, 2000'lerde 15'inci sıradaymış. Şaşırtıcı biçimde 2010'da ülkemiz liste dışına çıkmış görünüyor. (McKinsey, 2012) Oysa Türkiye son 10 yılda hızla büyüdü. Demek ki imalat sanayimiz yeterince katma deger yaratamamış ve rekabet edebilir düzeye gelememiş.

Sanayide çeşitlenme artırılmalıdır. Bu konuda Türkiye oldukça başarılıdır ama "sanayi envanteri" çalışmalarıyla süreç ilerletilmeli ve artan çeşitlilik verimlilikle buluşturulmalıdır.

Emek piyasasının koşulları hızla iyileştirilmeli, kayıt dışılık önlenmeli, emekçi kalitesi artırılmalı ve çalışanların çalışma şartları ve iş güvenlikleri uluslararası düzeye kavuşturulmalıdır. Türkiye bu konuda bir hayli geridedir.
Makro
Mikro
POLİTİKALAR
Mezo
Oluşturulacak bir büyüme modeli için gerekli dinamikleri,
makro
,
mikro
ve
mezo
seviyeler için ayrı ayrı ele alıp, GSYH dinamiklerini irdeleyen makro ve ekonominin oyuncularını etkileyen mikro ve mezo düzey bir analizle, üçlü bir model kurarak oluşturulacak politikalar bütünsellik avantajı saglayacaktır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal ekonomide %40 düzeylerinde olan tarım sektörünün GSMH içindeki payı, sabit fiyatlarla 1970’li yıllarda %36, 1980 yılında %25, 1990 yılında %16 ve 2013 yılında ise %8,9 düzeyine düşmüştür.

Uzun yıllar ekonominin temel unsuru olan tarım sektörünün, Türkiye ekonomisi içindeki azalan nispi payını, son yıllarda gelişme önceligi gösteren sanayi, ticaret ve hizmetler sektörlerine bırakmıştır.
TARIM ve GSYH
TÜRKİYE'DE GELİR VE BÜYÜME

Fiyat Istikrarının Saglanması
Finansal Istikrarın Saglanması
Döviz Pozisyonu Açıklarının Azaltılması
Para Politikalarıyla Uyum
Kamu Harcamalarında Etkinlik
Kayıtdışı Ekonomiyle Mücadele
Ek Gelir Kaynakları
Murat ŞEKER
Gelir, Büyüme, OGT ve Politikalar
Doç. Ayhan Algüner
Full transcript