Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

İnce Memed-Zaman ve Mekan

No description
by

Ayşegül Yel

on 8 February 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of İnce Memed-Zaman ve Mekan

Şiddet
Yaşar Kemal'in ince Memed adlı romanı Toros Dagları, Çukurova ve Dikenlidüzü'nde geçmektedir.
Dikenlidüzü
:
Memed'in köyü olan Değirmenoluk'u içeren Dikenlidüzü, kendine has kanunları olan, dünyadan kopuk olan bir yerdir.
"Tahsildar bile iki üç yılda bir kere uğrar"
Mekanın Özellikleri
Eserin Zihniyeti
Dönemin Özellikleri:
Eser, cumhuriyetin ilk yıllarında yani geçiş döneminde geçmektedir. Bu dönemde yoğun bir şekilde devrimler yapılmaktadır, Osmanlı Devletinden gelen bir takım anlayışlar ve alışkanlıklar bu dönemde modern düşüncelerle yer değiştirmektedir. Bu değişim süreci duyulduğu kadar kolay değildir, onca yıldır törelerle ve belirli geleneklerle yaşamış olan bir toplum doğal olarak yeni çıkan kanunlara alışmakta zorlanmaktadır dolayısıyla bir kargaşa söz konusudur. Eserin geçtiği döneme “adapte olma dönemi” de diyebiliriz. Bu sistem daha oturmamış olduğu için doğal olarak başkaldırılar ve ayaklanmalar gözlemlenmektedir. Bunlar sert bir şekilde, insanları korkutarak bastırılırlar fakat hükümetin bu hareketleri sonucunda bir şekilde ağalık sistemi gibi adaletsiz sistemlerin oluşmasına neden olur. Hükümet ülkeyi kontrol etmekte ve görevini yapmakta zorlanmaktadır. Dağlardaki eşkıyalar, İnce Memed gibi adaleti sağlamaya çalışan halk kahramanları, Döne gibi insanların suçsuz yere öldürülüp katillerin hapse girmemesi, Abdi Ağa gibi başka “ağa” ünvanıyla tanınan insanların varlığı ve yaptıkları haksızlıklar, Dikenlidüzü insanlarıyla ilgilenen kimsenin olmaması hükümetin görevlerini yerine getirmekte zorlanmasının birer göstergesidir.
Sosyal Ortamın karakterler üzerindeki etkisi
Değirmenoluk köyünün insanları köylerinin dışına çıkmazlar. Onun için doğumlarından itibaren buranın kendine has kanun ve törelerini, yani, Abdi Ağa denilen köyün başındaki ağa'nın kanun ve törelerini benimserler. Onun kurallarına ise kimsenin karışma hakkı yoktur ve bu yüzden hiçbir karakter onun davranışlarına karışamaz veya laf edemez. Örneğin; Abdi Ağa halkın malına el koyabilir, halka istediği zulmü yapabilir. Diyebiliriz ki halk ezilen ve hor görülen bir halktır. Bu yüzden köyde yaşayan halkın pasif bir halk olduğunu söyleyebiliriz.

Zaman Unsurları
Ayşegül Yel
Mine Atan
Meltem Palabıyık
Alp Güneyman
Hande Yıldız
Selin Mercan
Ezgi Derya Kaya

İNCE MEMED: ZAMAN VE MEKAN
Mekan ve Toplum Yaşantısı

Dış dünya ile bağantısı kesilen halk, haksızlıklara maruz kalır ve boynu bükük bir duruma düşer.

Mekanın bu denli izole edici oluşu, Abdi Ağa'nın zalimlikleriyle çiğnenen halkın zorluklar içerisindeki hayatını daha da çekilmez hale getirmiş olur.

Temalar
Kadın-Aşk-Eşkıyalık-Ağalık-Kahramanlık
Dönemde kadınların toprak sahibi olma gibi hakları olmasa da, toplumda önemli bir yeri vardır. Buna örnek olarak annelik kavramının kutsallığını verebiliriz. (örneğin: İnce Memed’in annesi için köye geri dönmesi)

Dönemdeki ve mekandaki töre anlayışıyla bazı kişiler aşka saygı göstermemektedir (örneğin: Abdi Ağa ve yeğeni), fakat bazı kişiler de (örneğin: köylüler) aşka son derece saygılılardır ve daima aşıkların tarafındalardır.

Dönemin etkisiyle bazı örgütlenmeler ortaya çıkmıştır. Torosların da özelliğiyle bu örgütlenmeler dağların yüksek kesimlerinde yer alır. Bu kişilere halk arasında “eşkıya” denilir. Çoğu eşkıya kötü olarak bilinse de efsaneleşmiş bazı iyi eşkıyalar da bulunmaktadır. (örneğin Koca Ahmet ve kitabın sonunda İnce Memed)

Köy hayatının gelişmemişliği ve o dönemdeki baskı altında yaşamaya alışılmış bir hayat anlayışıyla ağalık kavramı ortaya çıkmıştır, ağaya karşı çıkma söz konusu bile değilken, İnce Memed’in hareketi ve karşı çıkışı kahramanlık gösterisi haline gelmiştir. Bu da romanın en önemli temasını oluşturmuştur.
Temalar
Gelenek-Şiddet-Toplum Yapısı
Toplumsal Yapı
Mekanın Özellikleri ve Toplum
" Iki yıldır sürerim çifti. Çakırdikeni beni yer. Dalar... Çakırdikeni adamın bacağını köpek gibi kapar. Işte o tarlada çift sürerim. (...) Ben de kaçtım oradan. " (s.20)

“ Çakırdikeni en pis, en kıraç toprakta biter. Bir toprak ki bembeyaz, peynir gibidir. Ot bitmez, ağaç bitmez, eşek inciri bile bitmez, işte orada çakırdikeni keyifle serile serpile biter, büyür, gelişir. "

"En iyi toprakta bir tek çakırdikenine rastgelinmez. Bunun sebebi, bir kere iyi toprak boş kalmaz, her zaman sürülür ekilir. Bir de, öyle geliyor ki, çakırdikeni iyi toprağı sevmez.” (s.12)

Romanın sonunda ise köylü, Ince Memed'in zalim Abdi Ağa'yı öldürmesiyle birlikte çakırdikenini ateşe verir.
“Çift koşma zamanıydı. Dikenlidüzünün beş köyü bir araya geldi. Genç kızlar en güzel giyitlerini giydiler. Yaşlı kadınlar sütbeyaz, sakız gibi beyaz başörtü bağladılar. Davullar çalındı… Büyük bir toy düğün oldu. Durmuş Ali bile hasta haline bakmadan oyun oynadı. Sonra bir sabah erkenden toptan çakırdikenliğe gidip ateş verdiler." (s.436)
Romanın başında pis ve insana zarar veren bir diken türü olarak betimlenen "çakırdikeni" sembolik bir anlam taşımaktadır.

Ince memed'in köyü olan Değirmenoluk, Abdi Ağa'nın sahip olduğu Dikenlidüzü'nde yer alır. Hem coğrafi koşullardan dolayı hem de Abdi Ağa'nın zalim kanunlarından dolayı köylülerin dış dünya ile bağlantısı yoktur.
Toroslar-Akdeniz
Eserdeki toplumsal yapı piramidinde en altta halk yer alır.
Halkı ilgilendiren güç toprak ağalarıdır, hükümet değil. Buna örnek olarak gelen vergi memurunun sadece Abdi Ağa ile muhattap olmasını verebiliriz. Değirmenoluk Köyü dış dünyadan uzaktır. Etrafı tepelerle çevrilidir. Bu nedenle toplum, diğer bölgelerden izole olmuştur. Ince memed farklı toplum yapılarını ilk defa Çukurova'da Hasan Onbaşı ile konuşunca keşfeder. (sayfa, 79). Ayrıca bu düzen ile feodal yapı arasında ilişki kurmak mümkündür.
Değirmenoluk
: Memed'in köyü olan Değirmenoluk, Dikenlidüzü'ndeki köylerin en büyük olanıdır. Dikenlidüzü'ndeki köylerin ağası olan Abdi burada oturmaktadır. Köy kayalığın yakınında bulunmaktadır.
Gelenek
Eserde köylü halkın, dışarıdaki dünyadan kopuk olmasından ötürü köy "kendine göre apayrı kanunları, töresi olan bir dünyadır." (sayfa, 10) Bu nedenle geleneksel kanun diye tanımlayabileceğimiz törelerle yönetilirler. Kendi içlerinden gelenekeleri vardır. Örneğin çorap örmek bir gelenektir. Ayrıca Ince Memed kitaplarının tümünde en sonda dikenlik ateşe verilir. Bu da bir gelenek örneğidir.
Eser cumhuriyetin ilk yıllarında geçmektedir.
Yeni kurulmuş olan devlet henüz yurt genelinde kontrolü sağlayamamıştır.
Develetin erişemediği yerleri ağalar (aynı çakırdikeninin boş toprağı sahiplendiği gibi) sahiplenmiştir ve bu toprakları diledikleri gibi yönetmektedirler.
Çukurova
: Çukurova verimli tarım alanlarına sahip, akarsu yönünden zengin olan bir bölgedir. Çukurova ova ve dağ gibi yeryüzü şekillerine sahiptir.
Şiddet teması eserde, Abdi Ağa ve eşkiyalık düzenine bağlı olarak işlenmiştir. Öncelikle, Abdi Ağanın köy halkına zülm etmesi "sopayla adam öldürmesi" o bölgede paraya sahip olanın gücü elinde tutmasına örnektir. Ayrıca, dağda eşkiyaların insanları şiddet kullanarak, soyup paralarını çalması o bölgeye dönemin hükümetinin erişemediğini ve kanunların orada geçerli olmadığını göstermektedir.
Sosyal Ortam ve Sosyal Çevrenin Etkileri:
Sayfa onda anlatıldığı gibi Değirmenoluk insanları kendi köylerinden başka yer bilmezler. Ne dış dünyanın onlardan haberi vardır ne de onların dış dünyadan, aslında Abdi Ağa’nın istediği de tam olarak budur. Değirmenoluk’a gelen tek insan üç yılda bir vergi almak için gelen devlet memurudur. Tahsildar da sadece Abdi Ağa’yı görüp, işini halledip köy halkıyla iletişim bile kurmadan çıkıp kendi yoluna gider. Köylü halkının üstünde Abdi Ağa tarafından uygulanan bir baskı vardır. Bu Abdi Ağa köylünün topladığı ürünlerin büyük bir kısmını akıp onlara kışın yiyecek yemek bırakmayıp kendine muhtaç bırakır ve ona karşı gelenleri cezalandırır. Köylü haklı içten içe ondan kurtulmak istese de korktukları için durmadan onu pohpohlayıp huyuna suyuna gider. Köy halkının dış dünyayla etkileşim içinde olmaması Abdi Ağa’nın onları kontrol etmesi için uygun ortamı hazırlayan önemli etkenlerde biridir.
Gelenekler ve Toplumun Kültürel Değerleri:
Dükenlidüzü halkı tarımla uğraşır, Abdi Ağa onların tarımdan kazandıklarının büyük bir bölümünü sömürmektedir. Eşkıyalık oldukça yaygındır, kitapta canı sıkılan eşkıya oluyormuş gibi bir hava vardır. Iraz’ın hikâyesinde de görüldüğü gibi töreler vardır. Kan davaları yüzünden insanlar birbirlerine zarar vermekten çekinmezler. Toprak kavgaları da görülmektedir, bir avuç toprak uğruna bazıları yapmadık kötülük bırakmazlar. Ağalık sistemi hâkimdir bu coğrafyaya, ağalardan korkan halk başkaldıramaz. Halk aynı zamanda oldukça misafirperverdir, kitabın başında Süleyman’ın Memed’i tanımamasına rağmen evinde ağırlaması, Durmuş Ali ile eşi Hürü Ana’nın Memed ve arkadaşlarını konuk olarak kabul etmeleri bu misafirperverlik geleneğine birer örnek olabilir. Toplumun Kültürel Değerleri: Dikenlüdüzü haklı oldukça cahildir. Bu cehaletin onları Abdi Ağa’ya esir eden önemli etkenlerden biri olduğunu rahatça söyleyebiliriz.
Adalet Sistemi:
Hükümet burasıyla ilgilenmediği için burada Abdi Ağa’nın koyduğu kurallar geçerlidir. Yani, adaletten eser yoktur. Hükümetin duyarsızlığı nedeniyle haksızlıkları önleyecek, suçluları cezalandıracak, haklıları savunacak kimse yoktur. İşte tam da bu nedenle İnce Memed gibi halk kahramanlarına ihtiyaç duyulur. Abdi Ağa ne diyorsa o doğrudur, onun emirlerine karşı gelenler cezalandırılırlar. Döne’nin ölümü buna örnek gösterilebilir. Eğer Abdi Ağa sizi ona yaptığınız bir “yanlış” yüzünden dövmediyse size hayatınızı zehir ederek ölmek istemenizi sağlayacak demektir. Hatta köylüler ona bir yanlış yaptıklarını düşündüklerinde kendilerini dövdürene kadar ayaklarına kapanır, yanından ayrılmazlarmış. Suçsuz olan Hatçe’yi hapse göndermesinden de anlaşılacağı gibi Abdi Ağa her istediğini yapabilecek konumdadır. Abdi Ağa, köylülerin zar zor elde ettikleri ürünlerin üçte ikisini alarak onları açlığa terk eder. Kışın aç kalan köylüler hayatta kalabilmek için Abdi Ağa’dan borç alırlar, böylece Abdi Ağa’ya bağımlı hale gelirler. Borçlarını ödemek için de binbir güçlük çekerler. Tahmin edebileceğiniz gibi borçlarını ödemeyen köylüler Abdi Ağa’nın uygun gördüğü şekilde cezalandırılırlar.
Kaynakça
https://prezi.com/bvrzrmocamyk/ince-memed-toplumsal-yap/
http://www.yenimakale.com/yasar-kemalin-ince-memed-romani.html
http://www.edebiyatfatihi.net/2013/12/ince-memed-romani-ozetkonusukisiler-ve.html
http://www.yenimakale.com/yasar-kemalin-ince-memed-romani.html

Daha özelleştirirsek, Abdi ağa, köyün ağası olduğu için, kendini köyün peygamberi gibi gördüğü için herkese istediğini yaptırabilmektedir ve zalim bir kişiliktir. Ince Memed'in annesi Döne ise ağaya karşı gelemediğinden oğlunun isyankar davranışları yüzünden Abdi Ağa'dan zulüm görmüş biridir. Hatçe( Memed'in sevgilisi) ise Döne'ye benzer biçimde Abdi Ağa'ya karşı gelemez çünkü kanunlar buna izin vermez ve onun yeğeniyle sözlenmek zorunda kalır. Son olarak, ana karakterimiz Ince Memed ise bunlardan farklı olarak sosyal ortamın getirdiği pasiflere göz yumamamaktadır. Abdi Ağa'ya karşı gelir ve ilk defa köyde bir insan köy yaşamının monotonluğunu göz önüne serer ve halkın gözlerini açarak bir devrimin başlangıcı olur.

Dede Korkut İnce Memed İlişkisi
Dede Korkut hikayeleri ve Ince Memed romanı arasında içerik ve dil anlatım özellikleri bakımından benzerliklere rastlıyoruz.
Içerik bakımından iki eser de savaşçıl bir çerçeveyi kapsamakla birlikte, asıl verilmek istenen mesajlar güzel ahlaka dayalıdır. Ince Memed'de görülen haklızlıkları önleme, zalimleri cezalandırma, aşk gibi temaların izine Dede Korkut hikayelerinde de rastlarız. Örnek olarak Basat'ın Tepegöz'den kardeşinin öcünü almasını ve Ince Memed'in Abdi Ağa'dan tüm köyün garibanlarının ve Hatçe'nin öcünü almasını verebiliriz.
Dil anlatım özellikleri bakımından iki eserde de sembolik hale getirilmiş sözcüklere rastlarız. Ince Memed'de en ağır basan sembolik sözcüklerden biri dikenlerdir. Bu dikenler zalim, gözü dönmüş ağaları, yöneticileri temsil etmektedir. Dede Korkut hikayelerinde ise Dede Korkut, bilgeliği sembolize etmektedir.
İki eserde de anlatıcı olaya ilahi bir bakış açısıyla yaklaşmıştır.
Dede Korkut hikayelerinde yer yer Oğuzca'ya öz terimler kullanıldığı gibi İnce Memed'de de yöresel ifadeler bulunmaktadır.
İki eserde de sade bir dil hakimdir, eylem cümleleri sıktır.
Full transcript