Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Taşıma Hukukundan Doğan

No description
by

ibrahim evren özer

on 11 December 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Taşıma Hukukundan Doğan

Taşıma Hukukundan Doğan Davalarda Usul Sorunları
Av. Abbas BİLGİLİ
ZARARI DOĞURAN OLGULAR
(TTK, md. 875; CMR, md. 17/1, 17/5)
- ziya

- hasar

-gecikme
DAVANIN TARAFLARI
Davacılar
Davalılar
1. Gönderen
2. Gönderilen
3. Gönderilen Tarafından Belirlenen Alıcı
4. Zararı Karşılayan Sigortacı
5. Alacağı Temlik Alan

1. Asıl Taşıyıcı
2. Müteakkip Taşıyıcı
3. Alt Taşıyıcı
4. Taşıma Sigortacısı

• Gönderen taşıyıcıya emir ve talimat verebilir (TTK 868/1, CMR 12/1)

• CMR kapsamındaki taşıma sözleşmelerinde gönderen
taşıma konusu eşya üzerindeki tasarruf hakkını,
“sevk mektubunun ikinci nüshasını” gönderilene verdiği,
veya eşyanın teslim yerine ulaşmasından sonra, gönderilenin
taşıyıcıdan makbuz karşılığında sevk mektubunun ikinci nüshasını
ve eşyayı teslim etmesini istemesi ile kaybeder.

• Taşınan eşyanın bir tevkil yetkisi ile başka birinin taşıma
sözleşmesi yapmaya yetkili kılınması mümkündür. Bu durumda
“görünüşte gönderen” durumundaki bu kişi de talimat yetkisine
sahip olduğundan, davacı da olabilecektir.


GÖNDEREN
Tasarruf yetkisinin gönderilene geçmesi ile gönderilenin davacı olması söz konusu olacaktır. Gönderenin talimat verme yetkisi iki durumda söz konusudur.
• Bunlardan birincisi, taşıma senedinin ikinci nüshasının alıcıya verilmesidir ve verilme ile gönderenin talimat yetkisi sona erer, alıcının talimat verme yetkisi başlar (CMR, md. 12).
• Diğeri ise alıcının CMR md. 13/1’deki yetkisini kullanması ile gönderenin tasarruf yetkisinin ortadan kalkması ve yetkinin alıcıya


GÖNDERİLEN


CMR 12/2 ve 13/1’deki hükümler doğrultusunda tasarruf yetkisinin gönderenden alıcıya (gönderilene) geçmesinden sonra, gönderilen bu yetkisini üçüncü kişiye devir ve temlik edebilir. Tasarruf hakkının bu üçüncü kişiye geçmesi halinde üçüncü kişinin (temellük edenin) de aktif dava ehliyeti olacaktır.


GÖNDERİLENCE BELİRLENEN ALICI
• Gönderen, gönderilen veya temlik alacaklısının taşıma riskine karşı taşıma sigortası yaptırmış olabilir.
• Zararı ödeyen sigortacı halefiyet kuralı gereğince sorumluya karşı rücu davası açabilir veya sigorta ettirenin açtığı davayı devam ettirebilir.
• Ziya ve hasarın sigorta kapsamına giren rizikonun gerçekleşmesinden ileri gelmiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkının bulunması gerekir.


ZARARI ÖDEYEN SİGORTACI
• “…Davacı (sigorta) taşıma sözleşmesine dayanarak asıl alacaklıya (göndericiye) halef olarak (e) TK’nın 1301. maddesi gereğince giderinin rücuan tahsilini talep etmiştir. Hal böyle olunca (e) TK’nn 781. Maddesi gereğince davalı taşyıcı zararın tamamından sorumlu olduğundan, davacının zararın tamamını davalılardan isteyebileceğinden kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır.” (Y. HGK, 02.04.1997 T., 11-64/278)



YARGITAY KARARI
• “…Davada çözümlenmesi gereken sorun, taşıyıcının yükü alıcıya hasarlı olarak teslim etmiş olması nedeniyle, satıcının (sigortalı) taşıyıcıdan tazminat isteyip isteyemeyeceğidir. Satıcı (sigortalı) bu hakkı haiz olduğu takdirde, ona ödeme yapan davacı (sigortacı) da (e) TK’nın 1301. maddesi gereğince halefiyet hakkına dayanarak rücuen aynı hakka sahip olacaktır” (Y. HGK, 09.04.1997 T., 19-94/317)



YARGITAY KARARI
• Gönderen, gönderilen veya diğer hak sahiplerinden alacaklarını temlik alanlar, taşıyıcıya karşı dava açabilirler.
• Zararı tazmin eden sigortacı, rücu hakkı ile yetinmeyerek, ödemeyi alan hak sahibinden alacağı temlik almakta ve bu konuda temlikname düzenlenmektedir. Rücuan tazminat davalarında uygulanan TTK md. 1472’nin aynı zamanda alacağın temliki ile ilgili davalarda da uygulanmaktadır.


ALACAĞI TEMLİK ALAN
• “…mal sahibi sigorta ettirenin, taşınan mallarındaki hasar nedeniyle kendisine zarar verene karşı dava açma hakkı olduğu ortadadır. Sigorta ettirenin, bu zarardan dolayı davacıya vermiş olduğu ibraname, alacağın temliki hükmündedir. Dolayısıyla davacının dava hakkının, alacağın temliki hükümlerine göre var olduğunun kabulü gerekir” görüşündedir. (Y.11. HD, 11. HD, 15.01.2004 T, E.2003/5045, K.2004/271)

YARGITAY KARARI
• CMR md. 17/1’de, taşıyıcının teslim aldığı malı gönderilen veya hak sahibine teslim ettiği ana kadar eşyanın zayi olması, hasara uğraması veya geç tesliminden dolayı sorumlu olacağı belirtilmiştir. Bu sorumluluğun gereğini yerine getirmemesi halinde pasif husumete ehil (davalı) olacaktır.
ASIL TAŞIYICI
DAVALILAR
• “CMR senedinde davalı E. taşımacı, davalı D. diğer taşımacı olarak gösterilmiştir. Taşıma fiilen davalı D. tarafından gerçekleştirilmiştir. Sunulan senet örneğinde sadece bu davalının unvan, kaşesi ve imzası yer almaktadır. Davalı E. bakımından taşıma ilişkisi kabul edilmemiştir. Hamule senedinde salt ünvanının yazılmış olması onun taşıyıcı olduğu sonucunu doğurmaz. O halde, mahkemece davalı E. hakkında yeterli gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir” sonucuna varıldığı görülmektedir. (Y. 11. HD, 28.11.2005 T, E.2004/14050, K.2005/11560)
YARGITAY KARARI
• Taşıma sözleşmesinin taşıyıcının yetkili acentesi tarafından yapılması veya aracılığının söz konusu olması halinde davanın acenteye değil, acentenin müvekkiline açılması gerekir. Acenteye karşı açılan davalarda Yargıtay husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir. (Y. 11. HD, 14.03.2002 T, E.2001/1320, K.2002/2317) Bir başka kararda ise acenteye karşı dava açılması halinde bunun taşıyana izafeten açılması gerektiği vurgulanmıştır. (Y. 11. HD, 191.12.1989 T, E.1998/9854, K.1989/7323)
ASIL TAŞIYICI / ACENTE
• CMR md. 34’e göre, tek bir sözleşmenin konusu olan taşıma, birbiri ardınca gelen karayolu taşımacıları tarafından ortaklaşa yapıldığı takdirde, taşıyıcıların her biri taşıma işinin yerine getirilmesinden sorumludur.

MÜTEAKKİP TAŞIYICI
• “Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta uygulanması gereken CMR’nin 34. maddesi hükmüne göre, taşıma mütesesil kara yolu taşıyıcıları tarafından yapıldığı takdirde, her biri tüm taşımanın yapılmasından sorumludur. Ara taşıyıcıların da taşımanın bir bölümünde alt taşıyıcı kullanmaları durumunda, bu alt taşıyıcıların seçiminde basiretli bir tacir gibi davranmaları zorunludur. Aksi halde, alt taşıyıcıların kusurları ile doğan zarardan diğer üst taşıyıcılar müteselsilen sorumludurlar” (Y. 11. HD, 06.06.2002 T, E.2002/5434, K.2002/5832)
YARGITAY KARARI
• Ayrıca birkaç taşıyıcı tek bir taşıma sözleşmesini taşımacı olarak imzalayarak taşımayı ortaklaşa yapmayı üslenebilir. Bu durumda her biri asıl taşıyıcı olarak sorumludur. “CMR’nin taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin 34 ve devamı maddelerinde alt-üst taşıyıcı ayrımı yapılmadığından, dava konusu olayda her iki taşıyıcı da emtianın alıcısına teslim edilmemesinden dolayı sorumlu bulunmaktadır” (Y. 11. HD, 31.01.2000 T, E.1999/9768, K.2000/505)



YARGITAY KARARI
Taşıyıcının taşıma işini bizzat kendisinin yapması mümkün olduğu gibi, bu işi bir başka taşıyıcıya (alt taşıyıcıya) yaptırması da mümkündür. Hasar veya ziya halinde taşıyıcının bunu tazmin etmesi sonucunda alt taşıyıcıya rücu etmesi söz konusu olacaktır.
ALT TAŞIYICI
• Taşıyıcının eşya ile ilgili olarak zayi ve hasar nedeniyle sigorta yaptırmış olması halinde, gönderenin, gönderilenin ve hak sahiplerinin taşıyıcı ile birlikte taşıyıcının sigortacısını da davalı olarak göstermeleri mümkündür.

• “Davacı şirketin, davalı sigorta şirketi aleyhine açtığı sigorta tazminatı davasının ….” (Y. 11. HD, 07.06.1979 T., 1979/2267-3025)



TAŞIMA SİGORTACISI
GÖREVLİ MAHKEME
• Uluslararası karayolu ile eşya taşıması açısından CMR’de görevli mahkeme konusunda bir düzenleme mevcut değildir.
• Uluslararası niteliği olmayan karayolu taşımacılığında ise HMK ve TTK hükümlerine başvurmak gerekecektir. Taşıma hukuku kapsamındaki işler ticari iş niteliğinde olduğu gibi, taşıma işinden kaynaklanan davalar ticari dava niteliğindedir (TTK, md. 4).Ticari davaların görüleceği yer Asliye Ticaret Mahkemeleridir.


GÖREVLİ MAHKEME
• “Aksine bir hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir” (TTK, md. 5/1)
• “taraflar arasındaki uyuşmazlığın deniz yolu ile yapılan taşımadan kaynaklandığı gerekçesiyle TTK.nun değişik 4 üncü maddesi uyarınca mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın görevli İstanbul Deniz İhtisas Mahkemesi'ne gönderilmesine” (Y. 11. HD. 13.04.2006 T, E.2005/4011, K.2006/4036)


GÖREVLİ MAHKEME / YARGITAY KARARI
• Nakliyat emtia sigortasından kaynaklanan bir davada da Yargıtay davanım mutlak ticari dava olduğuna karar vermiştir. (Y. 11. HD, 07.07.2011 T, E.2010/8722, K.2011/8553)
• (“TTK'nın 850 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen taşıma sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar, TTK uyarınca ticari dava niteliğindedir. Ayrıca halefiyet yoluyla açılan davalarda da asıl taraf hangi mahkemede bu davayı açabilecek ise davanın o mahkemede görülmesi gerekmektedir. Bu itibarla mahkemece anılan gerekçe ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir” (Y. 11 HD, 16.06.2014 T, E.2014/9156, K.2014/11414)


GÖREVLİ MAHKEME / YARGITAY KARARI
YETKİLİ MAHKEME
1.
CMR HÜKÜMLERİNE GÖRE YETKİLİ MAHKEME

1.1. Yetki Sözleşmesinin Yapılmış Olması
1.2. Yetki Sözleşmesinin Olmaması

2.
TTK HÜKÜMLERİNE GÖRE YETKİLİ MAHKEME


CMR HÜKÜMLERİNE GÖRE (Yetki Sözleşmesi Varsa)



“Bu sözleşmeye göre yapılan taşımalarda ortaya çıkan davalarda davacı taraflar arasında anlaşma ile belirlenmiş Akit Taraf mahkemelerinde dava açılabilir. Ayrıca şu ülke mahkemelerinde de dava açılabilir. (CMR, 31)

• Taraflar CMR’ye taraf ülkelerden birini yetkili gösterebilirler. Ülke adının yanında hangi yer mahkemesinin de belirtmek zorundadırlar.
• Hangi uyuşmazlığa bakılacağı da belirtilmeli.



• “Davalının mutaden ikamet ettiği veya taşıma mukavelesinin aktedildiği esas iş yerinin veya şubesinin veyahut da acentasının bulunduğu yerlerde” (CMR, 31/1-a). “mutadan ikamet edilen yer” kavramının, yerleşmek niyetiyle olmasa da, ekonomik ve sosyal ilişkilerinin bulunduğu yer olduğu öğretide öngörülmektedir. Davalının işyeri merkezinin bulunduğu yerde açılabileceği gibi, şubelerin bulunduğu yerde de açılabilecektir.
• “Taşımacının yükü aldığı veya teslim yeri olarak gösterilen yerlerde” (CMR, 31/1-b)
• 31. madde emredici niteliktedir.


CMR'YE GÖRE (Yetki Sözleşmesi Yoksa)
“Anılan sözleşmenin 31/1-b maddesine göre, taşımacının yükü aldığı yerde de dava açılabilir. Somut olayda davacı taşımaya konu emtiaları davalılardan D…nin Ankara’daki fabrikasından taşınmak üzere teslim almıştır. O halde, CMR 31/1-b gereğince Ankara Mahkemelerinde dava açılması mümkündür. Her ne kadar davacı ile davalı M… arasındaki sözleşmede Mersin Mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiş ise de, sözleşmenin yetkiye ilişkin bu kuralı, HUMK ve Uluslararası Sözleşmelerdeki yetki kuralını mutlak olarak ortadan kaldıracak bir kural değildir. Zaten somut olayda uygulanması gereken CMR 31/1. maddesinin ilk cümlesinde de taraflar arasındaki anlaşma ile belirlenmiş akit taraf mahkemelerinde dava açılabileceği gibi a ve b fıkralarında belirtilen yerlerde de davanın açılabileceği alternatif olarak belirtilmiştir.” (Y. 07.10.2004 T, E.2003/13029, K.2004/9437)

CMR'YE GÖRE (Yetki Sözleşmesi Yoksa)
“Taşıma konusu malların yüklendiği yer Bursa olup, uyuşmazlığın tabi olduğu CMR Konvansiyonu’nun 31’inci maddesi hükmünde, taşıyıcının malları tesellüm ettiği yerde de dava açılabileceği öngörülmüştür. Dava, Bursa’da açılmış olup, davacı seçimlik hakkını doğru olarak kullanmıştır” (Y. 11. HD, 04.07.2005 T, E.2004/10588, K.2005/7103)
CMR'YE GÖRE (Yetki Sözleşmesi Varsa)
“Birinci ve İkinci Kısım hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki uyuşmazlıklarda, malın teslim alındığı veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de yetkilidir. (TTK, 890/1) Buradaki birimci kısım 856 – 893 maddelerini kapsıyor)

Fiili taşıyıcıya karşı açılacak dava, asıl taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde, asıl taşıyıcıya karşı açılacak dava fiili taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.” (TTK, 890/2) (Bu hüküm HMK md. 6 ile aynı sonucu doğurur)


TTK HÜKÜMLERİNE GÖRE YETKİLİ MAHKEME
TAHKİM
• “Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır” (HMK, md. 412/1).

• “Taşıma mukavelesi, bir mahkeme heyetine yetki veren bir madde içerebilir. Ancak bu karar hakimler heyetinin bu sözleşmeyi uygulamasını içermelidir” (CMR, 33)


TAHKİM
• Bu hükmün geçerli olabilmesi için, uyuşmazlıkta CMR Konvansiyonu’nun uygulanacağı hususunu da içermesi şarttır.

• “…bir hakem kararının Yargıtay tarafından temyizen incelenebilmesi, onun bir “Türk Hakem Kararı” olması koşuluna bağlıdır. Diğer bir söyleyişle, yabancı hakem kararları Yargıtay tarafından temyiz incelemesine tabi tutulamaz. Bu nedenle öncelikle, temyiz edilen hakem kararının milliyeti saptanmalıdır” Y. 13. HD, 07.07.1998 T, E.1998/5441, K.1998/6064)


TAHKİM / YARGITAY KARARI
• “Bu sözleşme gereğince taşımalardan doğan davalarda, Akit Ülkelerde oturan veya işyerleri bu ülkelerde olan Akit Ülke vatandaşlarından giderlere karşılık teminat istenemez.” (CMR, 31/5). Buna göre, dava açmak isteyen tarafın CMR’ye taraf ülke uyruğunda olması gerekmekte, ayrıca yerleşik olduğu yerin (ikametgahı) veya işyerinin CMR’yi kabul etmiş ülkede bulunması gerekmektedir.
• İstisna; HMK, 84 – 89 ve MÖHUK 32’deki durumlarda Türk Mahkemelerinde dava açan yabancıların teminat göstermesi söz konusu.
• Ancak, karşılıklılık esasının olduğu durumlarda davacı taraf teminat göstermek zorunda değildir. (Y. 11. HD, 07.03.2006 T, E.2005/2472, K.2006/2329)



TEMİNAT
TAŞIYICILAR ARASINDA RÜCU DAVALARI
TTK’ya Göre Taşıyıcının Rücu Hakkı
CMR Kapsamında Rücu Hakkı
• TTK’nın 879. maddesinde taşıyıcının kendi adamalarının ve taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumlu olacağı hükmü mevcuttur. Buradaki “taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişiler” ibaresinin kapsamında ara veya alt taşıyıcıların da olduğunu söyleyebiliriz. Doğal olarak da bu kişilerin verdiği zararı tazmin eden taşıyıcının bunlara rücu hakkı vardır.

• TTK, 888’e göre asıl taşıyıcı ve fiili taşıyıcı müteselsil sorumludur. Zararı ödemek zorunda kalan asıl taşıyıcının fiili taşıyıcıya rücu hakkı vardır.

• Burada dava şartı olarak kabul edilen husus, tazminatın hak sahibine ödenmiş olması veya hak sahibinin tazminat davasını asıl taşıyıcıya açmış olması gerektiğidir. Asıl taşıyıcıya açılan davanın fiili taşıyıcıya açılan davanın görülmesi sırasında açılması da usul ekonomisi açısından dava şartının mevcut olduğu şeklinde kabul edilmelidir.



TTK'YA GÖRE RÜCU
• “Taşımanın CMR hükümlerine tabi bir taşıma olması halinde üst taşıyıcının ödemede bulunmadan alt taşıyıcıya dava açması mümkün olmadığı halde (CMR 34) uyuşmazlığa 6762 sayılı Yasa’nın 787/2. maddesinin uygulanması halinde kendisine dava açılan üst taşıyıcının ödeme yapmadan alt taşıyıcıya dava açabileceği gözetilmelidir” (Y.11. HD, 05.03.2014 T, E.2013/14172, K.2014/4224)
TTK'YA GÖRE RÜCU / YARGITAY KARARI
• CMR’nin 37. maddesinde rücu konusu düzenlenmiş olup, maddede; “Bu sözleşme hükümleri gereğince tazminat ödemiş taşımacı, bu tazminat üzerinden ödediği faiz ve yaptığı sarflarla birlikte tazminatı, taşımaya katılmış olanlardan şu koşullara göre geri almak hakkına sahiptir” denilmekte ve maddenin devamında taşıyıcının rücu koşullarının neler olduğu belirtilmektedir.

• Madde metninde sadece ziyan ve hasardan bahsedilmekte ve “gecikme” kavramına yer verilmediği görülmekte ise de, öğretide gecikme durumunun da anılan madde kapsamında değerlendirilmesi belirtilmektedir.

• CMR 37’ye göre dava koşulları (1) tazminatın ödenmiş olması ve (2) yapılan ödemenin CMR’ye uygun olması koşullarıdır.



CMR'YE GÖRE RÜCU
• CMR md. 37 kapsamında ödenen (tazminat, faiz ve masraflar)ın miktarı CMR md. 23’teki miktar ile sınırlıdır. Rücu davasında dava konusu eşyanın değeri değil, alıcıya ödenen bedel istenebilir.

• “dava konusu taşımanın davalı tarafa ait araç ile yapıldığı konusu ihtilafsız olup, davacı üst taşıyıcı tarafından da aynı taşıma nedeniyle taşıtana tazminat ödediği ve davacı ile davalı arasında alt-üst taşıma ilişkisi bulunduğu anlaşılmakta olup, CMR.nin 39/son maddesinde öngörülen taşımacılar arasındaki davalarda uygulanacak zaman aşımı başlangıç tarihinin işbu dava tarihi itibariyle geçmediğinin anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir” (Y. 11. HD, 05.07.2005 T, E.2004/9332, K.2005/7233)


CMR'YE GÖRE RÜCU / YARGITAY KAARI
• CMR 37/a “Ziyan ve hasardan sorumlu olan taşımacı ister kendisi ister başka bir taşımacı tarafından ödensin, tazminatı tek başına üslenmek zorundadır.” Bu kuralın istisnaı CMR 38’deki “taşımacılardan biri borçlarını ödeyemeyecek durumda ise, ödenmesi gereken tazminat payı taşıma karşılığında alacakları ücretler oranında diğer taşımacılar arasında bölüştürülecektir”
RÜCU DAVASINDA DAVALI
• “Davalı vekili, CMR Konvansiyonunun 37. maddesine göre ancak, tazminat ödemiş, dolayısıyla bir zarara uğramış olan taşıyıcının alt taşıyıcılardan ödediği tazminatı talep edebileceğini, henüz doğmamış bir zarar için dava açılamayacağını, davacının iddia ettiği gibi bir zarara uğraması halinde bu zarardan müvekkilinin değil, kendisine verilen direktiflere aykırı hareket eden son taşıyıcı PSL Group'un sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacının esas taşıyıcı, davalının ara taşıyıcı ve THE PSL Group Ltd.'in son taşıyıcısı olduğu malların Ted Baker Ltd. şirketine satılıp, gönderildiği, ancak satışın vesaik mukabili yapıldığı, bankanın The Royal Bank off Scatland olarak gösterildiği, bu durumda alıcının bedelini bankaya yatırması ile CMR Konvansiyonunun 12/2. maddesine göre taşıma senedi hamiline gelecek alacıya bu halde yükü teslim edebilmesinin mümkün olacağı, ancak mal bedeli ödenmeden malların alıcısına teslim edildiği, CMR Konvansiyonunun 37( a) maddesi uyarınca esas taşıyıcı olan davacının ödediği zararı rücuan ancak dava dışı The BSL Group Ltd.'den talep edebileceği, davalının ise ara taşıyıcı konumunda olup zararın onun eyleminden doğmadığı” gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. (Y. 11. HD, 27.02.2007 T, E.2005/12211, K.2007/3631)
RÜCU DAVASINDA DAVALI / YARGITAY KARARI
• CMR 37/b hükmüne göre “ziyan ve hasar iki veya daha çok taşımacının fiilinden ileri geldiği zaman bunlardan her biri sorumluluktaki hissesi oranında bir meblağı ödeyecek, taşıma ücreti oranında sorumlu olacaktır.”

• CMR 37/c hükmüne göre “ziyan ve hasar için sorumluluğun hangi taşımacıya yükleneceği belirlenemez ise, tazminat tutarı b fıkrasındaki öngörüldüğü üzere bütün taşımacılar arasında paylaştırılacaktır.”


RÜCU DAVASINDA DAVALI
• Zarara tek başına sebep olan taşıyıcının diğer taşıyıcılara rücu davası açması düşünülemez.
• Bu nedenle rücu davasının davacısı, taşımada zarar oluşumunda kusuru olmamasına rağmen eşyanın ilgilisine tazminat ödemek zorunda kalan taşıyıcıdır.
• Taşıyıcının diğer taşıyıcılarla birlikte kendisinin de kusuru söz konusu ise, diğer taşıyıcılara kusurları oranında rücu edebilecektir.


RÜCU DAVASININ DAVACISI
• “…dava ilgilisine tazminat ödeyen üst taşıyıcının, CMR sigortacısı, araç işleteni ve sürücüsüne yönelttiği rücuu tazminata ilişkindir. Davalı Mustafa araç maliki olup, sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85.maddesine dayalı ve motorlu aracın işletilmesinden ve buna bağlı doğan zararlara dayanmaktadır. Dairemizin yerleşmiş inançlarına göre, motorlu aracın işletilmesi uzun süreli sözleşmeler ile devredilmiş ise, fiili hakimiyet ve iktisaden yararlanma kiracıya ait olduğundan, kayden araç malikine salt işletenin sorumluluğuna dayalı yönelmek mümkün değildir. Ne varki, somut olayda, davalı araç maliki Mustafa ile davacı arasındaki uzun süreli kira sözleşmesi yapılarak araç davacıya teslim edilmiş ise de, 10.08.1991 Araç Kiralama Sözleşmesi'nin "sorumluluk" başlıklı 7. maddesinde sürücü kusuru ile doğan zararların davalı araç maliki üzerinde bırakıldığı görülmektedir. Motorlu aracın işletilmesi ile ilgili böyle bir kira sözleşmesindeki hükümlerin taşıyıcının sorumluluğunu daraltan yasa hükümleri ile ilgisi olmayıp, mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde ise de, varsa sürücü kusuru nedeniyle davalı araç maliki sorumlu olacaktır.
YARGITAY KARARI
Somut olayda, davalı sürücünün kusur durumuna gelince, yine Dairemizin yerleşik inançları gereğince, sürücü, yüklemeye nezaret yükümlülüğünde olduğu gibi, ambalaj yetersiz ise, taşıtanı uyarmak ve gerektiğinde çekincesini koymak zorundadır. Her ne kadar, mahkemece, göndericiye ait tanker içinde TIR aracına yüklenen kimyevi poliüreten emtiasının, yolda bağlantı yerlerindeki çatlaklardan sızarak akması olayında, yükün özelliği ve niteliği de nazara alındığında sürücüye izafe edilecek bir kusur bulunmadığı yolundaki teknik bilirkişi raporu hükme dayanak yapılmış ise de, sürücüsünün sorumluluğunun detaylı şekilde irdelendiğini söylemek mümkün değildir. 20 ton gibi yüksek miktarlı yük sızarak ziyaa uğradığına göre, sürücünün yüke fiilen müdahale edemese de, taşıtanı uyarıp talimat beklemesi ve daha basiretli davranması gerekir. Aksi halde, sorumluluğu en azından müterafık kusurundan söz edilmelidir.



...YARGITAY KARARI
Bu durumda mahkemece, davalı sürücünün, bu kadar yükün sızdığını fark edip edemeyeceği, taşıma safehatinde mutad kontrollerde bunun anlaşılıp anlaşılamayacağı ve sürücüsünün taşıtanı uyarıp uyarmadığı hususunda deliller toplandıktan sonra, gerektiğinde bu konuda taşıma alanında uzman bilirkişilerden rapor alındıktan sonra sürücü kusuru ve sorumluluğu olup olmadığının belirlenmesi ve buna göre de, kira sözleşmesi çerçevesinde araç maliki Mustafa'nın sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davacı ve davalı Mustafa yararına bozulması gerekmiştir.” (Y. 11. HD, 17.10.2002 T, E.2002/5860, K.2002/9108)
...YARGITAY KARARI
Sabrınız ve İlginiz İçin
TEŞEKKÜRLER
Full transcript