Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Habermas ve Kamusal Alan

No description
by

alacam cansu

on 13 April 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Habermas ve Kamusal Alan

HABERMAS, KAMUSAL ALAN VE İLETİŞİMSEL EYLEM
Kamusal Alanın Tarihsel Gelişimi
Kamusal Alanın Tarihsel Gelişimi
Habermas'a göre
kamusal alan,
toplumsal yaşamda kamuyona benzer bir şeyin oluştuğu alandır.

Kamusal alan nasıl oluşur?
1) bağımsız ve eşit bireylerin katılımı
2) kimsenin dışlanmaması
3) rasyonel-eleştirel bir tartışma ortamı
4) söyleme dayalı ve konsensüsle sonuçlanan bir süreç
Kamusal Alanın Tarihsel Gelişimi
Kamusal alan ilk olarak nasıl ortaya çıkmıştır?
17. yüzyıl Almanyası
Edebiyat tartışmaları- yazılı eserlerin okunması
Kamusal bir iletişim topluluğunun doğması
Kamusal Alanın Tarihsel Gelişimi
Kamusal alanın amacı halkın kendisi ve devletin pratikleri üzerine eleştirel biçimde düşünmesini sağlamaktı. Bu sohbetlerin eleştirel potansiyelini koruma sebepleri:

1) Daha üstün argümantasyonun statükoya karşı durabileceği bir alan sunar.
2) Katılım çeşitli şartlara bağlansa da, bu etkinliğin kamu için sözcülük görevi görmüştür.
Kamusal Alanın Tarihsel Gelişimi
Habermas'a göre sivil toplum ile devlet üzerine düşünen bu öznelerarası bir boyut ile hakikat arayışı, asimetrik güç ilişkilerinin yeniden düzenlenmesini sağlar.

Bu sohbetler daima dışlama pratiklerine dayansalar da Habermas'a göre en azından belli bir içkinliği korumuşlardı.

Kamusal Akıl Yürütme
Habermas'ın bahsettiği burjuva kamusal alanı, özel şahısların kamusal topluluk şeklinde bir araya gelmesiyle oluşmuştur.
Bu şahıslar, kamu erkinin tahakküm kurduğu emek ve mal dolaşımı üzerindeki gücünü kırmak için gereken süreci başlatmıştır.
Habermas’a göre siyasal olan bu sürecin tek bir amacı vardır: Kamusal akıl yürütme
Kamusal Akıl Yürütme
Habermas'a göre, 18. Yüzyıl Avrupa’sında, burjuva toplumunun girişimleriyle;
hem özel ekonomik çıkarlardan hem de devletten bağımsız
kendisini kamuoyunun taşıyıcısı olarak gören bir burjuva kamusal alan oluşmuştur.
Habermas, burjuvaların doğrudan egemenliği ele geçiremeyeceğinden dolayı, hedeflerini bu egemenliği ayakta tutan dinamiklere yönelttiğini belirtir.
Kamusal Alanın Dönüşümü
Habermas, burjuva tarafından oluşturulan kamusal alanın kendi sınırlarını aşarak genel halka yayılma eğilimi göstermeye başladığını belirtir.

Ona göre, kamusallığın, yönetim erkine tabi bütün sınıflar düzeyine genelleşmeye başlaması (burjuva kamusunu aşması) ve bu kamusal alanda bulunan diğer bütün bireylerin akıl yürütme sürecinde kendine pay çıkarması (19.yy) kamusallığın yapısının yavaş yavaş dönüşmeye başladığının göstergesidir.
Kamusal Alanın Dönüşümü
Basın ve propagandanın yayılmasıyla, kamusal birlik burjuvazinin sınırlarının aşmış ve kamusal alan, burjuva toplumsal kurumlarının ve yüksek eğitim standardının yarattığı tutarlılığı yitirmiştir.

Özel alanla sınırlı çatışmalar kamusal alanı kaplamış, grupların gereksinimleri serbest piyasadan doyum sağlayamayınca devletçe düzenlenmiş ve kamusal alan yarışan çıkarlar alanı haline gelmiştir
Kamusal Alanın Dönüşümü
Habermas’a göre, toplumsal güçler kamu otoritesinin işlevlerini yüklenmeye başlayınca, toplumun bir tür yeniden feodalleşmesi söz konusu olmuştur.

Bu devletin toplumsallaşmasına eşlik eden toplumun devletleşmesi gibi karşılıklı bir süreçtir. Böylece devlet ile toplum ayrımın dayanan kamusal alanı temelinden sarsmıştır.
Kamusal Alanın Dönüşümü
Ticaretin gerçekleştiği özel alan devletle yakın ilişkiler kurmaya başlarken, aile uzamı giderek özelleşmiş, yazınsal ve siyasi tartışmaların kaynağı grup etkinliklerinin yerini sinemaya gitmek, radyo dinlemek gibi etkinlikler almıştır.

Habermas, tartışma ortamlarının devletçe aile içine KİA ile kanalize edildiğini, kültürü üreten kamudan kültürü tüketen kamuya geçildiğini belirtir.
Edebi Kamunun Dönüşümü
Habermas’a göre, 18. Yüzyıl burjuva kamusunun, dergi okuma alışkanlığı, okuma salonları gibi mekan ve etkinlikler ortadan kalkmış ve yerini farklı oluşumlara bırakmıştır.

Kültürel etkinliklerin iş olarak görülmeye başlanması ile bu etkinlikten yararlanma ücrete tabi olmuştur. 18. Yüzyılda Habermas’ın ifadesiyle “kültürel akıl üreten” topluluklar, kültür tüketicilerine dönüşmüşlerdir.
Kamusal Alan ve Kamu Yayıncılığı
Kamusal alan nosyonunu korumak isteyenlere göre kamu yayıncılığı 3 sebepten dolayı önemlidir.

1) Hem ekonomiden hem de devletten bir ölçüde bağımsız bir kurumsal alanı işgal etmiştir.
2) Kamu yayıncılığı çeşitli toplumsal grupların birbiriyle iletişim kurmaları için potansiyel ulusal bir saha sağlar.
3) Kamuya tüketicilerden ziyade yurttaş olarak hitap eder.
Eleştiriler
Eleştiriler
1) Kamusal Alanın Tarihsel Gelişimi

2) Kamusal Akıl Yürütme

3) Kamusal Alanın Dönüşümü

4) Kamusal Alan ve Kamu Yayıncılığı

5) İletişimsel Eylem- Yaşam Dünyası- Rasyonelleşme
Habermas ve Kamusal Alan
İletişimsel Eylem
Yaşam Alanı:
Toplumsal kökenimizin, daha önceki ve mevcut grup üyeliklerimizin formal ya da informal seviyedeki bir karışımıdır. İnsanların gündelik hayatının mikro kosmos'udur.

Habermas, yaşam alanını sistem ile ilişkilendirir. Ona göre modern toplumlarda sistem ile birey arasındaki eşgüdümde sorunlar vardır.

Sistemler öznelere yabancı, müstakil ortamlar ve anonim organizasyonlardır. Davranış içindeki bireyler bu sistemler içerisinde kimliğini korumak zorundadır.
İletişimsel Eylem
Geleneksel toplumlarda yaşam alanı ve sistem bir bütündür.
Modern toplumlarda yaşam alanı sistem tarafından kolonileştirilebilir.

Meşruiyet Krizi nasıl ortaya çıkar?
yaşam alanlarının istila edilmesi
kültürlerin asimile edilmesi
bireylerin devlet ve yaptırımlarını sorgulaması sonucunda
İletişimsel Eylem ve Rasyonelleşme
İki öznenin etkileşiminin olması
İletişim taraflarının önermelerinin doğru olduğunu iddia etmesi
Tarafların ortak tanıma ulaşma çabasında yaşam evreninden faydalanması
Ortak durum yorumlarına varılması
Nesnel, sosyal ve öznel geçerlilik koşulları üzerinde görüş birliğinin elde edilmesi
İletişimsel Eylem ve Rasyonelleşme
Habermas’a göre toplum, amaçlı rasyonel eylemlerin gerçekleştiği iletişimsel eylemin içerisinde kurulmuştur.

İletişimsel eylemin gerçekleşmesi için tarafların ortak bir kültürü ve dili paylaşıyor olması gerekmektedir.

Tarafların düşüncelerini ortaya koymasıyla bir tartışma ortamı doğar. Bu ortam, toplumsal formasyondaki yapı ve anlamların oluştuğu uzamdır.
İletişimsel Eylem ve Rasyonelleşme
Habermas’a göre iletişimsel eylem sürecinde ortaya konulan önermelerin rasyonel olması veya en azından rasyonellik ölçütleri bağlamında sorgulanabilir olması gerekmektedir.

Toplumda anlam olarak üretilen kültürel yapılar iletişimsel eylem sonucunda kurulmak zorundadır. Aksi takdirde bu anlam ve yapıların varlıklarını devam ettirebilmeleri olanaklı değildir.
İletişimsel Eylem ve Rasyonelleşme
İletişimsel eylemin başarıya ulaşması için, taraflar rasyonel bir biçimde öne sürümleri yargılayabileme yeteneğine sahip olmalıdır.

İletişimsel eylemin rasyonel olabilmesi için;
aktörün eylem veya söylemini karşı tarafa kabul ettirebilmesi için, karşı tarafın kendi öznel ve nesnel dünyasında bu söyleme karşılık gelen referans şemaları olmalı (ortak bir yaşam dünyası / kültür)
Kaynakça
Atiker, Erhan (2003). Rasyonellik Sorunu: Habermas'ın İletişimsel Eylem Kuramı Üzerine,
Sosyoloji Dergisi
, 7 (1), s.167-191.
Coşkun, Mustafa Kemal / Asrak Hasdemir, Tuba (2008). Kamusal Alan ve Toplumsal Hareketler,
Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, s.
121-149.
Durdu, Zafer (2006). Frankfurt Okulu'nun Sosyal Bilim Anlayışı,
Ege Üniversitesi Sosyoloji Dergisi
, 15 (1), s.15-32.
Dursun, Onur (2013). Köşe Yazarları Yaşam Dünyamızı Sömürüyor mu?, Ankara: Siyasal Kitabevi
Kejanlıoğlu, Dilek Beybin (2005). Frankfurt Okulu'nun Eleştirel Bir Uğrağı: İletişim ve Medya, Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları.
Stevenson, Nick (2008). Medya Kültürleri, çev. Göze Orhon, Barış Engin Aksoy, Ankara: Ütopya Yayınevi.
Yıldırım, Yılmaz (2012). Jürgen Habermas'ın İletişimsel Eylem Kuramı.
Sosyal Bilimler Dergisi, s. 250-268.
Kamusal alan ve özel alan ayrımı Antik Yunan'da başlar.

Kamusal yaşam alanı olan
polis
ile bireylerden oluşan
oikos
net bir biçimde ayrılmıştır.

17. yüzyıla gelindiğinde Almanya'da ilk örnekleri ortaya çıkmıştır.
Feminist yazarlar kamusal alan özel alan ayrımının kadınlar üzerindeki baskıyı meşrulaştırdığını göstermiştir . Örneğin Rasi Braidotti kadınların kamusal alandan dışlanmasının eril bir akıl yürütme biçiminin egemenliğine yol açtığını söyler.

Habermas’ın rasyonalist kamusal alan açıklamasında dişilik düşüncesi öteki olarak yeniden üretilmektedir. Braidotti’ye göre Habermas gibi düşünürler kadınsı ile akıl arasındaki ikili bir karşıtlığı yeniden üretirler.
Habermas’ın kamusal alan kavramsallaştırmasında ciddi tartışma ile haz, kamusal söylem ile tüketim arasında yaptığı ayrımlar, erillik ve kadınsılık arasındaki bir ayrımla örtüşmektedir.

Jake Hermes’e göre burada yurttaşlık politikaları ile haz politikaları iki ayrı gezegene ait olarak temsil edilmektedir. Buradaki varsayım popüler eğlencenin yalnızca siyasi içerikten yoksun değil, aynı zamanda popüler kültüre ve kadınsı olana ilişkin toplumsal cinsiyetçi bir anlayışla bağlantılı olduğudur.
Feministlere göre kadınların kamusal alandan dışlanması kadınları hem kamusal eşit katılım olanağından yoksun bırakmış, hem de erkeklerin çocuk yetiştirmeye etkin katılımını önlemiştir.

Nancy Fraser’a göre Habermas kamusal alan analizinde özel alanla para ve iktidarın eril egemenlik biçimlerini nasıl güçlendirdiğine karşı ilgisiz kalmıştır.
Eleştiriler
Eleştiriler
Thompson’a göre, söylem etiğinin küresel medya kültürleriyle ne tür bir pratik ilişkisi bulunduğu belli değildir. Söylem etiği, pratikte ortak bir toplumsal mekanı paylaşan ve birbirleriyle doğrudan diyalog kurabilen bireyler içindir. Ancak medyanın imgeleri yeniden bağlamsallaştırabildiği küresel koşullarda herkesi içeren bir konuşma nasıl bir şey olur ?
Full transcript