Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Stuart Hall

No description
by

Taner Yapku

on 3 December 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Stuart Hall

Stuart Hall

design by Dóri Sirály for Prezi
İNGİLİZ KÜLTÜREL ÇALIŞMALAR
*1
Richard Hoggart
( The Use of Literacy -Edebiyatın Kullanımı-; 1957),
Raymond Williams
(Culture and Society -Kültür ve Toplum-; 1958),
Stuart Hall
(Pady Whannel ile Popular Arts -Popüler Sanat-; 1964)
Tarihçi E.P. Thompson
(The Making of the English Working Class -İngiliz İşçi Sınıfını Anlamak-; 1968)

Bu akademisyenler çalışmalarında aynı noktalara ve benzer yakşalımlara değinmemelerine rağmen "kültürelciler" olarak tanımlandılar.
*2
Marksist eleştirel geleneği
bütünüyle kabul etmediler.

POPÜLER KÜLTÜR
Hall’a göre, “sıradan insanlar kültürel aptallar olmadıklarına göre, popüler kültür biçimlerinde kendi hayatlarına ilişkin gerçeklerin nasıl temsil edildiğinin basbayağı farkındadırlar.

Popüler kültürü iktidar bloğu ile halk bloğu arasındaki bir mücadele zemini olarak tanımlar.

Popüler kültür; “daima iktidar ilişkilerinin bir parçasıdır; içinde iktidarın elinde bulundurduğu güce karşı direnmenin ve bu güçten sıyrılmanın izlerini taşır. Kısmen hegemonyanın yükseldiği ve aynı anda güvenlik altına alındığı yerdir.
İDEOLOJİ
Stuart Hall’a göre, modern iletişim araçları asla toplumsal yapılar ve pratikler alanı dışında kavramsallaştırılamazlar, çünkü giderek artan oranda bu alanın bir parçası haline gelmektedirler.

Günümüzde iletişim kurumları ve ilişkileri toplumsal alanı tanımlamakta ve inşa etmekte; siyasal alanın inşasına yardım etmekte; üretken ekonomik ilişkileri dolayımlamakta ve modern endüstriyel sistemler içinde “maddi bir güç” haline gelip, bizatihi teknolojik olanı tanımlamaktadırlar; kısacası kültürel olana hükmetmektedirler.


Hall’ın çalışmaları sadece ideoloji ve metnin çözümlemeleriyle sınırlı değildir. Son dönem çalışmalarında azınlıklar, post/modernizm, post/kolonyalizm, yeni zamanlar üzerine çalışan Hall; son derece üretken ve bir o kadar da etkin bir sosyal bilimcidir.
Kitle İletişim Teorileri
Taner YAPKU - 20135256004
Stuart Hall 3 Şubat 1932 Kingston, Jamaika doğumlu ve 1951 yılından bu yana İngiltere'de çalışmalarını sürdüren kültürel teorist ve sosyolog.

Hall, Richard Hoggart ve Raymond Williams ile birlikte, İngiliz Kültürel Çalışmaları veya Kültürel Çalışmalar Birmingham Okulu olarak bilinen düşünce okulunun kurucu isimlerinden...

Hoggart daveti üzerine Hall, 1964 yılında Birmingham Üniversitesi Çağdaş Kültürel Araştırmalar Merkezine katıldı. Hall 1968 yılında merkezin müdürü olarak Hoggart'tan devraldı ve 1979 yılına kadar orada kaldı.
Hall burada ırk ve cinsiyet ile başa çıkmak için kültürel çalışmaların kapsamını genişleterek, Fransız teorisyenlerden aldığı fikirlerle teorisini geliştirdi.

Hall, Open Üniversitesi'nde sosyoloji profesörü olmak için 1979 yılında merkezi bıraktı.
Hall, 1997 yılında Open Üniversitesi'nden emekli oldu.
İngiliz gazetesi The Observer Hall'ı "ülkenin önde gelen kültür kuramcılarından biri" olarak nitelendirmiştir.
Kültürel Çalışmalar adını 1964 yılında Birmingham Üniversitesi’nde “kültürel biçimler, görenekler ve kurumlar ve onların toplumla ve toplumsal değişmeyle ilişkileri“ konusunda doktora çalışmaları merkezi olan, Centre Contemporary Cultural Studies (CCCS- Çağdaş Kültürel Araştırmalar Merkezi)’den alır.

Richard Hoggart bu merkezin ilk yöneticisidir.
1968'de UNESCO'nun Genel Müdürlülüğü'ne getirilince, Jamaika kökenli Stuart Hall 1979’a değin onun yerini alır.

Merkez, New Left (Yeni Sol)’un atağa geçmesi ile en parlak çağını yaşamış ve 1972’de Working Papers in Cultural Studies’i (Kültürel Çalışmalar Bildirgeleri) dergisini çıkarmıştır.

Yayın amacı “
kültürü tanımlamak ve üzerine çalışmak ve kültürel çalışmaları entelektüel haritaya yerleştirmek
"tir.
*3
Stuart Hall, özellikle modern toplumlarda ideolojinin rolü ve metin analizlerine getirdiği özgün yaklaşımla, Williams ile birlikte Kültürel Çalışmalar kapsamında üzerine en çok vurgu yapılan iletişim bilimcidir.


*4
Hegemoni kavramı, kültürel çalışmalar kapsamında üzerine en çok vurgu yapılan kavramdır ve diğer tüm kavramların bir adım önünde konumlanmaktadır.

Gramsci’nin geliştirdiği hegemonya, medya ve kültürel çalışmalarda hakim sınıfın kitleler üzerinde nasıl fark ettirmeden kültürel, sosyal ve ekonomik bir tahakküm kurduğunu ortaya çıkaran merkezi bir kavramdır. Hegemonya en iyi, rızanın örgütlenmesi olarak anlaşılır ve bağımlı bilinç biçimlerinin şiddet ya da zora başvurulmadan inşa edildiği süreçleri işaret eder.

Stuart Hall’a göre
sürekli hegemonya yoktur
; hegemonya somut tarihsel durumlarda sadece kurulabilir, analiz edilebilir.

Hegemonik koşullar altında bile, bağımlı sınıfların topyekün bir biçimde
teslim alınmasının mümkün olmadığı
gerçeğidir.

Bundan yola çıkarak Kültürel Çalışmalara göre;
bağımlı sınıfların iktidar bloğunun tahakkümüne karşı geliştirdikleri stratejiler üzerinden, popüler kültürün sadece pasifize edici bir kültür olmadığını, aynı zamanda
halkın önceliklerini de yansıttığını
ve bu yüzden de
popüler olduğunu
ileri sürer.
Sosyoloji, antropoloji, psikoloji, dilbilim, edebiyat, sanat teorisi, müzik, felsefe ve siyaset, kısacası olguları açıklamak için hangi disipline ihtiyaç varsa Kültürel Çalışmalar onu alır ve kendi çalışmaları doğrultusunda kullanır.

Bu yüzden çoğu zaman inter-disipliner ve hatta multi-disipliner olarak tanımlanmaktadır.

Kültürel çalışmalarda en çok bilinen ve en önemli teorik açılımı getiren olgu, kültürel ürünlerin, sosyal pratiklerin, hatta kurumların birer metin olarak okunmasıdır.

Eleştirel kuramdan ödünç alınan bu yaklaşım, yani metin analizi, medyanın ürünlerinin analizinde -okunmasında- en önemli metotlardan biri haline gelmiştir.
Sosyalizmin ve sosyalist kültürün bilinçli bir şekilde kendini ifade ettiği bir alan değildir; ama aynı zamanda sosyalizmin yapılandırıldığı en önemli alanlardan biridir. Popüler kültürün önemli olması bu nedenledir

Farklı toplumsal kesimler hayat tarzlarını, zevklerini, beğenilerini kısacası ideolojilerini popüler kültür formları aracılığıyla dışa vururlar. Bu açıdan popüler kültür ürünleri çeşitli toplumsal kesimlerin kendilerini ifade ettikleri mücadele alanları ve araçlarıdır.
Giderek artan bir biçimde kültürel ve toplumsal dünyaya ilişkin deneyimlerimiz haline gelen ikinci düzey evrenleri inşa edip ve yaşatmaktalar.

Anlamın üretimi ve dönüştürümü modern toplumlardaki kültürel ilişkilerin bir parçası ve bölümüdür:
sağduyunun ve toplumsal dünyaya ilişkin gündelik bilginin nasıl yapılanacağını ve alan boyunca süreklilik gösteren iktidar oyununu –tahakküm kurma ve tabi olma oyununu- düzenler.

Bu yüzden, yapı, anlama ve iktidar oyunu dışında işleyen güçsüz ve sınırsız iletişim şebekesi modeli artık terk edilmelidir.
Hall için “
ideoloji
, bizim kültürümüzden, bizim kim ve ne olduğumuzun belirlendiği bilincimizden üretilir.”

Ekonomi-politik yaklaşımının anlam için girilen mücadelede söyleyecek sözü olmadığını kabul eden Hall’a göre, bu yaklaşımın “ideolojinin toplumsal özneleri nasıl inşa ettiği ya da onları toplumsal ve siyasal pratiklerle ilişkili olarak nasıl konumlandırdığına ilişkin hiçbir fikri yoktur.
KODALAMA VE KODAÇIMI
“Kültürel Çalışmalar Ekolünün üyeleri, kitlelerin “atomlaşmış” bireylerden oluşan, edilgin bir topluluk olduğunu varsayan kitle toplumu kuramının doğruluğunu sorgulamış ve bunu mutlak gerçek olarak kabul etmeyerek, sistem içinde tüketicilerin direnme olanaklarını işaret etmiştir.

”Metin analizlerine önemli bir açılım getiren Hall’ın “Encoding-Decoding” (Kodlama-kod açımı) isimli makalesi (1973) bir metnin farklı biçimlerde okunabilme olanağına dikkati çekerek okurun her zaman egemen değerleri meşrulaştıran metnin “yeğlediği” okumayı yapmadığını ileri sürer.

“Bu modelde, televizyon programları gerçekliğin yansımaları ya da çarpıtımları olarak değil, kodlanmış anlamalar dizisi, özgül, estetik, siyasal, teknik ve profesyonel ideolojilerin ürünü olarak anlaşılırlar. Program bir kez üretildiğinde oldukça etkili ama belirsiz bir göstergeler yapısıdır.
*5
Hall, izleyiciler açısından üç tip açımlama tanımlar;

Yeğlenen, tartışmacı ve muhalif
:
“Birincisi doğal, meşru, kaçınılmaz bir toplumsal düzenin hegemonik bakış açısına uygun düşer; bu görüş benimsendiğinde medya metinlerinin egemen ideolojinin yeniden üretimi söz konusudur.

İkincisi, kısmen egemen anlamları ve değerleri benimseyen , ancak ait olunan grupla ilgili konumlanmalar bağlamında mesajı tartışmaya açar ve uyumla direniş arasında gezinir. Okur metnin belli kısımlarını uygun bulurken, belli görüşleri de reddedebilir.

Muhalif açımlama ise, karşıt bir dünya görüşüne göre (örneğin ulusal çıkarı sınıf çıkarına çevirerek) yorumlama anlamına gelir ki; muhalif okumayı ancak hakim söylemin ve ideolojinin farkında olan insanlar yapabilir. Burada amaçlanan okumanın tamamen reddi sözkonusudur.
Hall çalışmasını televizyonu kullanrak formülüze etmiştir.
Bu çalışmada da "etkin izleyici" kavramını ifade etmiştir.

Etkin izleyici teorisi
, iletişim sürecinde izleyicilerin kendi kararlarına ve gerçeklerine medya metinlerinden ulaşmaya muktedir olduklarını ve metni sadece öngörülen şekilde değil, bir çok anlama olanak veren farklı biçimlerle okuyabileceklerine vurgu yapar.

Medya metinleri egemen söylemler içinde yapılandırılmış olmalarına rağmen alılmama anında farklı okuma biçimleri mümkündür.

Hegemonik söylemin oluşmasında medyanın oynadığı rolü işaret ederken, aynı zamanda hakim söylemi izleyicilerin hangi noktalarda zaafa uğratabildiğini gözler önüne sermektedir.
HAYATI
Full transcript