Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

İskender ve Hellenizm Uygarlığı

No description
by

Karahan Özsoy

on 9 December 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of İskender ve Hellenizm Uygarlığı

Büyük İskender
İSKENDER VE HELLENİZM
Tarihin gelmiş geçmiş en ünlü atı sayılan Busefalus, satılmak üzere Kral Filip'e getirildiğinde, en usta biniciler bile hayvanı yatıştırmak için boşuna uğraştılar, Genç prens İskender, bunun üzerine hayvanı yularından tutarak güneşe çevirerek gölgesinden ürkmesini önleyerek sakinleştirdi ve azgın ata egemen oldu. Kral Filip bunu görünce "Oğul" diye seslendi; "Sen kendine layık bir krallık kurmaya bak , çünkü Makedonya senin için pek ufak." Kralın sözleri adeta bir kehanet niteliğindeydi, çünkü azgın ata hakim olmayı beceren genç prens, aradan yirmi yıl bile geçmeden, İran'ı da fethedecek ve Doğu'da çok büyük bir imparatorluk kuracaktı
İskender'in hevesi
İskender’in babası Makedonya Kralı Phillip iyi bir komutandı. Yalnız genç prens birçok konularda babasından çok daha ihtiras sahibi olduğunu küçük yaşta belli etmişti. Kral Philip ordusu ile geniş bir istila hareketine giriştiği zaman İskender: «Babam bu gidişle, bana fethedilecek ülke bırakmayacak» diye sızlanmıştı. İskender’in annesi de oğluna büyük kahraman Akhilleus’un sülalesinden geldiğini söylemiş, oğlunu çeşitli kahramanlık hikayeleriyle büyütmüştü.
İskender, 14 yaşındayken, ünlü Yunan filozofu Aristoteles’ten ders almaya başlamıştı. Edebiyata olan merakının yanı sıra spora da önem veriyordu. Aristoteles aynı zamanda İskender’e yabancı ülkelere gidip, başka milletlerin kültürünü, medeniyetini öğrenme fikrini de aşılamıştı.
Makedonya
İskender, 20 yaşındayken, Makedonya kralı oldu. O sırada, devletin idaresi altındaki eyaletlerde huzursuzluk başlamıştı. İskender kuzeyde Barbar kabilelerle savaşırken, genç hükümdarın öldüğüne dair bir haber yayıldı. Thebes şehri halkı hemen Makedonya’ ya karşı ayaklandı, Atinalılar’dan yardım istedi. İskender durumu haber alır almaz ordusu ile birlikte Thebes’e yürüdü. Şehri yerle bir etti, şair Pindar’ın eviyle tapınakların dışında, bütün binaları yaktı yıktı. Şehrin 30.000′i bulan ahalisini de köle olarak esir pazarlarına sattı. İskender’in bu hareketi öteki Yunan eyaletlerini susturmaya yetmişti. Atina hükümeti de İskender’in egemenliğini kabul etmek zorunda kaldı.

THEBES
Muhteris genç hükümdar memleketinde sükûneti sağladıktan sonra gözünü dünyanın en zengin ülkelerine çevirmişti. İlk olarak İran’ı ele geçirmek istiyordu. Daha önce babası Phillip de İran’ı istilâ etmek istemiş, plânları hazırlamıştı. M.Ö. 334 yılında İskender, 35.000 kişilik bir orduyla, İran seferine çıktı. Marmara’ya akan Granikos nehrinde (bugünkü Kocaçay’da) Makedonya ordusu İran ordusunu yendi. Artık İskender’e Asya’nın bütün yolları açılmış sayılırdı.
Bu zaferden sonra İskender, Fenike’yi istilâ etmeyi aklına koydu Thyrra (Tire) şehri halkı 7 ay İskender’in ordularına karşı koydular. Makedonyalılar şehri alabilmek için başka yandan yeni bir yol yapmak zorunda kaldılar, şehri aldıktan sonra 8.000 kişiyi kılıçtan geçirdiler, 30.000 kişiyi de esir pazarlarında sattılar.
GRANİKOS
İSKENDERUN
THYRRA
İskender bundan sonra Filistin’e yürüdü. Bütün şehirler İskender’e kapılarını açtılar. Yalnız Gaza şehri bir süre İskender’e karşı koydu. Gazalılar da Tirelilerin akıbetine uğradılar.
GAZZE
(MÖ 333) İlkbaharında Ankyra’dan (bugünkü Ankara) yola çıkan İskender bugünkü İskenderun yakınlarından Suriye’ye gitmek üzereyken III. Darius’un İssos’u ele geçirdiğini öğrendi. Yeniden kuzeye yöneldi ve Pinaros Irmağı (bugünkü Deliçay) kıyısında III. Darius ile savaşa başladı. İskender’in ordusu, savaşı kazanma olanağı içindeyken Dairus’un kaçtığı haberinin yayılması üzerine ordu geri çekildi. Dağılan Pers Ordusu’nu karanlık basıncaya kadar izleyen Makedonyalılar çok kayıp verdiler. İskender savaş alanı yakınında Alexandria (bugünkü İskenderun) Kenti’ni kurdu. İssos Savaşı’ndan sonra Darius, Euphrates’e (bugünkü Fırat Irmağı) kadar tüm topraklarını İskender’e bırakmak zorunda kaldı.

İssos Savaşının sebebi Büyük İskender’in ders aldığı hocası Aristo’dan etkilenerek Helenizmi tüm dünyaya yayma hevesidir. Büyük İskender bu amacına ulaşmak için doğu seferine çıkınca Pers karalının Büyük İskender ile çarpışmaktan başka bir yolu kalmıyordu.

İssos savaşı sonrası Batı ve Doğu uygarlığı ilk defa temas etme şansı bulmuştur. batı ve Doğu medeniyetleri arasındaki ayrımda ilk defa İssos savaşı ile başlamıştır. Özellikle Batı dünyası bilim ve kültür konularında bu savaş sonrası ilerlemeye başlamıştır.
Bundan sonra İskender Mısır’a geçti. Mısırlılar, yıllarca Pers’lerin egemenliği altında yaşadıkları için İskender’e âdeta bir kurtarıcı diye baktılar. İskender, Nil’in ağzında yepyeni bir şehir kurdu. Bu şehre İskenderiye adı verildi.
İSKENDERİYE
İskender, Mısır’dan sonra yeniden İran’a döndü. Pers hükümdarı Dareios’un ona karşı koymak için yeniden ordu kurmaya çalıştığını duymuştu. İki ordu Ninova şehri yakınında Arbela düzlüğünde karşılaştı. İskender, Persliler’i kısa zamanda geri püskürttü. Arbela(Bu savaşa Gaugamela Savaşı da denmektedir.) Savaşı dünya tarihinin en önemli savaşlarından biri sayılır. Bu savaştan sonra Babil’ in iki şehri de İskender’e teslim oldu.
İskender yeni aldığı her şehirden birçok ganimet ele geçiriyordu. Dünyanın en zengin hükümdarlarından biri haline gelmişti.
ARBELA
Gaugamela Savaşı
GAUGAMELA
Dareios, Gaugamela Savaşı’ndan sağ kurtulmuştu ama, daha sonra Persli generallerden biri onu öldürdü. Dareios’un ölümü üzerine İskender Pers İmparatoru oldu. Zafer, genç hükümdarın gözlerini kamaştırmadı. Artık bütün dünyayı ele geçirmesi için ortada hiçbir engel kalmamıştı. Hindistan Seferi için hazırlığa başladı. M.Ö.329′da Sogdiana (Buhara) yı aldı.
BUHARA
M. Ö. 327 yılında Makedonya orduları Hindistan’ın zengin topraklarına ayak bastı. İskender Hindistan’ı ele geçirdikten sonra meçhullerle dolu bu esrarengiz ülkenin bilinmeyen taraflarını keşfetmek hevesine de kapıldı. İndus nehrinin Arap Denizi’ne döküldüğünü buldu.
İskender'in ordusu 8000 km'nin üzerinde yol katetti. Böylece imparatorluğunun sınırları Hindistan'ın kuzeyine kadar ulaşmıştı. Yol boyunca, Mısır'daki İskenderiye dahil, birçok şehir kurdu.
Bir İmparatorluk Kurmak
İskender hiçbir zaman bir imparatorluk kurmayı planlamamıştı, sadece Pers tehdidinden kurtulmak istiyordu. Ne kadar fazla toprak ele geçirirse, oraları Yunanistan'dan kontrol etmesinin de o kadar zor olacağının farkındaydı. Yerel yöneticilerin yerine Yunan yöneticiler atadı, kimi yerlerde de yerel halkla işbirliği içerisinde olmaya gayret etti. Pers kıyafetleri giydi ve Roksane isimli bir Pers kadınla evlendi.
Yerel Yönetim
İskender'e babasından oldukça güçlü bir ordu kaldı. Kraliyet ordusu denilen ana birlikler Makedonya'dandı, fakat orduda Korint Birliği'ndeki diğer ülkelerden askerler ile Yunanistan'ın diğer bölgelerinden profesyonel askerler de vardı.
İskender'in Ordusu
Atlı Askerler ve Yaya Askerler
İskender'in atlı birlikleri, genellikle Thessalia'nın at yetiştirilen ovalarından toplanan 5000 atlıydı ve bunlara Yoldaş atlı birlikler öncülük ediyordu. Yaya asker birlikleri 30.000 yaya askerinden oluşuyordu, bazıları mızrakla bazıları kargı, yay ve okla ya da sapan ve taşla silahlandırılmıştı.
Atlı askerler her biri 49 kişiden oluşan birliklere ayrılıyordu. Her birlik, falanks şeklinde sıralanmış düşman yaya askerlerini kırmak amacıyla kıskaç oluşturacak şekilde düzen alıyordu. Düşman askerlerini göğüs göğüse dövüşle saf dılı bırakacak yaya askerler arkadan gelirdi.
İskender'in ölümünden sonraki yüzlerce yıl boyunca, imparatorluğunun yayılmış olduğu coğrafya Yunan kültürünün etkisinde kaldı. "Yunan" anlamına gelen
Hellen
sözcüğünden ötürü bu geniş coğrafya genellikle Hellenistik Dünya olarak tanımlanır. M.Ö. 30 yılında Roma'nın fethine kadar olan dönem de Hellenistik Çağ olarak bilinir.
HELLENİSTİK DÜNYA
İskender'in ölüm haberi Yunanistan'a ulaşınca birçok Yunan şehrinde -daha sonra büyük bir savaşa dönüşen- ayaklanmalar başladı. Bir yıl sonra bu ayaklanmalar İskender'in ordusundaki Asya'dan dönen askerlerce bastırıldı. İmparatorluk resmi oalrak İskender'in bebek yaştaki oğlu ile üvey kardeşi Philippos Arrhidaios'a kalmakla birlikte Diadokhoi ("ardıllar") denilen generallerce yönetildi.
İskender'den Sonra
Rakip Diadokhoslar'lar aslan payını kapmaya çalıştıkça imparatorluğun politik birliği korkunç bir güç mücadelesiyle sarsıldı. M.Ö. 301'de İskender'in annesi, karısı, oğlu ve üvey kardeşi bu kargaşa sırasında öldürüldüler. M.Ö. 281'de kaostan üç ayrı krallık doğdu. Bu krallıklar üç Diadokhos'un varislerince yönetildiler: Antigonas, Seleukos ve Ptolemaios.
İmparatorluk Bölünüyor
Hellenistik Sanat
İskender'in imparatorluğundaki halklar kendi kültürlerini korumaya, kendi tanrılarına ibadet etmeye devam etmiş olsalar da Yunan sanatı ve mimarisi Yunanistan'dan çok uzak yerleri bile etkisi altına aldı. Kuzey Hindistan'daki Gandhara'da bulunan Buda heykelleri geleneksel Hint tarzından çok Yunan tarzının özelliklerini göstermektedir.
Antigonas, Makedonya'dan yönetilen yeni bir Yunan hanedanı kurdu. Antigonidler başlıca şehirlerde askeri garnizonlar bulundurarak Yunanistan'ın geri kalanını da kontrol altında tuttular. M.Ö. 3. yüzyılda İtalya'nın güneyindeki Yunan kolonileri çok hırslı bir genişeme politikası izleyen Roma'nın tehdidiyle karşılaştılar. Sonuçta, Antigonidler kısa süre içinde Roma ile bir dizi ölümcül savaşa sürüklendiler.
Antigonidler (Antigonasoğulları)
Seleukidler (Seleukosoğulları)
Hırslı lider Seleukos, İskender'in imparatorluğunun Orta Doğu ve Orta Asya kısımlarına hakim oldu, ancak krallık o kadar büyüktü ki varisleri bu alanı kontrol edemediler. Kısa sürede büyük toprak kayıpları oldu. Savaşlar, ayaklanmalar ve Seleukos ailesinin liderleri arasındaki çekişmelerin hepsi küçülmekte olan krallıklarını iyice zayıflattı.
Ptolemaioslar
Ptolemaios tarafından kurulan hanedan, birçok yönden üç hanedan arasında en başarılı olandı. Ptolemaios, İskender'in imparatorluğunun görece küçük bir kısmını, Mısır'ı aldı. Böylece krallığını daha uzun süre ayakta tutabildi. Ptolemaios aynı zamanda İskender'in naaşını Ptolemaiosların başkenti İskenderiye'ye gömerek büyük bir saygınlık kazandı. Ancak, sonunda, varisleri arasındaki tartışmalar ve Roma'nın genişlemesi bu son Yunan hanedanının da yıkımını getirdi.
İskender büyük bir Arabistan seferine hazırlandığı sırada tehlikeli bir hastalığa tutuldu. Günden güne kuvvetten düştü. Son günlerinde sarayının kapıları herkese açık tutuldu. Büyük komutanı son defa görmek isteyen binlerce kişi sarayı doldurdu. İskender’in ölüsü altın bir tabut içinde Mısır’a götürüldü, büyük bir törenle İskenderiye’ye gömüldü. İskender’in ölümünden sonra Makedonya İmparatorluğu parçalandı.
İskender'in Ölümü
Kaynakça
Tübitak- Antik Dünya Ansiklopedisi
Hazırlayanlar
Kemal Karahan Özsoy 9-C 297
Doruk Soypaçacı 9-C 298
Full transcript