Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Terapötik Beceriler- Soru sorma & Cesaretlendirme

No description
by

Mine Sayın

on 16 October 2017

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Terapötik Beceriler- Soru sorma & Cesaretlendirme

Mine Sayın
SORU SORMA & CESARETLENDİRME
SORU SORMA
Soru Sorma Amaçları
Danışanı dinlediğini göstermek
Bilgi toplamak
Açıklık getirmek (clarification)
Psikolojik danışma sürecinde danışan hakkında daha fazla bilgi edinmek, danışanın duygu ve düşüncelerini öğrenmek amacıyla ona yöneltilen sorulardır.
Soru sorma, konuda derine inmek, danışana kendisini açma ve özgürce konuşma fırsatı tanımak için kullanılabilir. Bu nedenle, Soru sorma genellikle “konuşmaya açık davet” olarak düşünülür (Ivey,1971).
Stratejik sorular, danışanın kendisi hakkında daha derinlemesine düşünmesini, kendini daha iyi anlamasını ve bir çok şeyin farkına varmasını sağlar.
Çok fazla soru sormak değil, yerinde sorular sormak önemli!!
Danışmanın sırf merak ettiği için sorular sormasının danışma sürecine bir katkı sağlaması beklenemez!
Soru Çeşitleri
Açık sorular
Kapalı sorular
Açık soru kişiye geniş cevap alanı tanır; danışanı daha kapsamlı cevaplar vermeye yönlendirir.

Örnek:
Eşiniz sizi ne yönden rahatsız ediyor?
Mezun olduğunuzda nasıl hissettiniz?

Bu gibi sorulara cevap için sayısız seçenekler olabilir. Kişi istediği noktadan ve istediği kadar cevap verebilir.

Açık uçlu sorular genellikle "ne, ne zaman, nasıl, nerede, hangi" gibi soru kelimelerini içeren sorulardır.

Danışma etkileşiminde "Niçin, neden" gibi soruların sorulması tercih edilmez. Bu tarz sorularda tehdit, tasvip etmeme,suçlama havası vardır. Kişiyi cevaba zorlayan bir sorudur. Kişi savunmaya geçme ya da saldırıya geçme eğilimi gösterebilir.
Niçin sorusu danışmada kişiyi zor durumda bırakan bir sorudur.
Açık soruların aksine,
kapalı sorular
sadece "evet" veya "hayır" diye cevaplanabilen sorulardır.
Örnek:
Bu dönem yüksek lisansa başvurmayı düşünüyor musunuz?”

Soru, verilecek cevabı sınırlandırmıştır. Bu tarz sorular iletişimi sürdürme açısından yardımcı olmayacağı için, danışman bir daha soru sormak durumunda kalacak, büyük bir olasılıkla bu da kapalı bir soru olacaktır.

Alt düzey danışmanlar danışanların kendilerini keşfetmeleri için doğru empati yerine soru sormayı tercih ederler. Bu sorular da genellikle kapalı sorulardır.
Örnek:
Eşiniz sizi ihmal ettiğinde ona kızdınız mı?
Eşiniz sizi ihmal ettiğinde ona kızgınlık duydunuz.

Doğru empati durumunda danışan kendini daha fazla keşfetmeye doğru ilerlemektedir.

Diğer soru çeşitleri
Direkt (dolaysız)
"Geçen görüşmemizde hazırladığımız günlük çalışma planını hazırladın mı?"
Endirekt (dolaylı)
"Geçen görüşmemizde hazırladığımız planı uygulamışsındır herhalde."
Danışmada soru gibi olmayan dolaylı yol daha çok tercih edilir.
Kısıtlı Soru
"Anneni mi seversin babanı mı?"
Kişi ikisinden birini seçmeye zorlanmıştır. Başka bir seçeneğe yer verilmemiştir.
Kısıtlı soru danışmaya uygun bir soru tipi değildir.
!
Dikkat
"Danışma ilişkisi bir soruşturma ilişkisi değildir."

Sürekli soru sormak, danışma ilişkilerini bir soru-cevap oturumu haline sokacağı için uygun görülmez.


"Soruyu danışman sorar" imajı, danışman ile danışan arasındaki eşitlik, dostluk ve samimiyeti durdurur; danışma ilişkisinin kurulmasını engeller.

Sorumluluğu danışmana yükler. Danışanın sürece aktif olarak katılması durur. "Sen sor,ben cevap vereyim havası yaratır. Bu da kişinin daha çok düşünmesine, hissetmesine ve kendini keşfedip anlamasına engel olur

Soru genellikle insanlarda tedirginlik ve direnme yaratır. Bu yüzden etkileşimi sürekli soru sorarak sürdürmeye çalışmak uygun olmaz. Danışman, soru sormadan önce başka yedme yolları olup olmadığını düşünmelidir.


Danışma etkileşiminde soru sorma, belli bir konuda veya genel olarak bilgi isteme yoludur.

Soru, danışman veya danışandan olmak üzere iki taraftan da gelebilir. Fakat genellikle danışman tarafından sorulur kanısı yaygındır.

Dar Soru
"Artık anneni sevmiyor musun?"
"Babandan nefret ediyorsun değil mi?"
Bu tip sorularda cevap belli bir noktaya kısılanmıştır. Cevabı kişinin ağzına vermektedir. Soru görünümündedir; ama soru değil bir telkindir.
CESARETLENDİRME
Cesaretlendirme, danışanların yardım sürecinin herhangi bir aşamasında bir konu hakkında daha serbestçe ve somut bir biçimde konuşmalarını sağlamak, onlara yanlarında olduğunuzu hissettirmek için tasarlanmış, sözlü, ya da sözsüz müdahalelerdir.

Sözlü ve Sözsüz Teşvikler

Danışmanlar, çeşitli
sözsüz
davranışları
teşvik
amaçlı kullanırlar.

Örnek:

Arasının bozuk olduğu komşusuna barışma önerisi yapmanın ne kadar zor olduğundan söz eden bir danışan.
D: "Yapamıyorum işte!"

Danışman bir şey söylemektense dikkatlice öne eğilir ve bekler. Danışan durakladıktan sonra,
D: "Şey ne kastettiğimi biliyorsunuz. İlk adımı atmak benim için çok zor. Pes etmek gibi. Bilirsiniz işte zayıflık gibi."

Layıkıyla yapılacak böyle bir önerinin nasıl, bir zayıflık değil de bir güç işareti olabileceğini araştırmaya devam ederler.

Beden hareketleri, jestler, baş sallamalar, göz hareketleri vb.
sözsüz teşvikler
olarak kullanılabilir.

"Hımm", "hı-hı", "tabii ki", "evet", "anlıyorum", "ah", "tamam", "ooo" gibi tepkiler ya da danışanın söylediği cümlenin birkaç kelimesini tekrarlamak sözlü teşvik olarak adlandırılır.
Sözlü teşvikler, maksatlı olarak danışanların cümlelerini tamamlamalarını teşvik etmek,onları iletişimde tutmak ve dikkati onların üstüne çekmek amacıyla kullanabiliriz.
Tek başına bu asgari düzeyde teşvikleri kullanmak, dikkatimizin başka yerde olmadığı veya başka ne yapacağınızı bilmediğimiz anlamına gelmez.

Bu kısa ifadeler doğru yerde kullanıldıklarında, ilgi göstermek ve danışanı konuşmaya ve açılmaya özendirmek açısından güçlü bir etkiye sahip olabilir.

Örnek:

33 yaşında evli bir kadın olan danışan, hem işte hem de evde mükemmeliyetçilikle boğuşmaktadır.

DANIŞAN (tereddütlü):
Alışkanlığı yenip yenemeyeceğimi bilmiyorum; yani, işte ve evde bazı önemsiz şeyleri oluruna bırakmayı becerebilmeyi. Kendimle bir anlaşma yaptım, biliyorum. Ama anlaşmaya uyabileceğimden emin değilim.
DANIŞMAN:
Ah! (Danışman bunu söyledikten sonra, bir an için sessiz kalır.)
DANIŞAN(durakladıktan sonra güler):
İşte bakın, mükemmeliyetçiliğin derinlerine batmışım ve elimden bir şey gelmeyeceğini söylediğimi duyuyorum. Ne ironik. Elbette ki elimden bir şey gelir. Demek istediğim kolay olmayacak, en azından başlangıçta.

Danışmanın "Ah!" demesi, danışanı az önce söylediğini tekrar gözden geçirmeye sevk etmiştir. Teşvikler asla "ana yemek" olmamalıdır. Terapötik diyoloğa sadece "çeşni" olarak katılırlar.
Bu ifadelerin aşırı kullanımı dikkat dağıtabilir ve danışanın kendini ifadesini engelleyebilir

Psikolojik danışman gereksiz yere müdahalede bulunmaz; yeni konular açmak veya konuyu değiştirmek yerine danışanın iletişimini izler, onu kabul ve teşvik ederek yol gösterir .


Cümleler:
Örneğin, hala kendisiyle kalan 25 yaşındaki kızıyla sorunlar yaşayan bir danışanla konuşmakta olan danışman, "Onu yuvadan uçmaya zorlamak isteyip istemediğiniz benim için hala net değil." der. Danışan: "…"
"Niyetinizin ne olduğunu anladığımdan emin değilim…" "Sanırım şu konuda kafam hala karışık…"
Bu türden bir rica, baklayı ağzından çıkarmayı başaramadığı için danışanı suçlamadan sorumluluğu onun üzerine yükler.



Ricalar:
Teşvikler daha fazla bilgi ya da netlik elde etmek için rica formunu alabilirler. Kocası ve kayınvalidesi ile birlikte oturan bir kadınla konuşan danışman şöyle der: ‘’ Evin kalabalık olduğunu söylerken ne kastettiğinizi anlatın bana.’’
Tabii ki ricalar kulağa emir gibi gelmemelidir. ‘’Haydi, bana ne düşündüğünüzü söyleyin.’’ Ses tonu ile diğer dil ötesi ve sözsüz işaretler, ricaları yumuşatmayı sağlar.



Sorular:
Dolaysız sorular, belki de en yaygın teşvik türüdür. "Sinirlenince nasıl tepki verirsiniz?" "Sizi karar almaktan alıkoyan ne?" "İhtiyaçlarınızı bilmesini sağlamak için dolaylı yaklaşım işe yaramadığına göre, B planı nasıl olacak?" "Geçen hafta programa hevesli görünüyordunuz. Ama şimdi yanılmıyorsam sesinizde bir tereddüt duyuyorum. Neler oluyor?"



Gerçekte soru veya rica olan sözcük ya da sözcük öbekleri:
Kimi zaman tek bir sözcük ya da bazı sözcük öbekleri aslında birer teşviktir.
Danışan: "Ondan nefret ediyorum"
Danışman: "Nefret."



Teşvik Türleri
Teşvik kullanımının amaçları
Danışanların terapötik diyaloğa mümkün olduğunca katılmalarını sağlamak.

Kendine güvenmeyen veya isteksiz davranan danışanların öykülerini anlatmalarını, sorunlarını yönetmek ve fırsatlar geliştirmekle ilgili diğer davranışlarda bulunmalarını sağlamak.

Danışanların, öykülerini netleştirecek deneyimlerini, davranışlarını ve duygularını tanımlamalarına yardımcı olmak.

Danışanların yeni tartışma alanlarına yönelmelerini sağlamak.

Danışanların öykülerini, duygularını, bakış açılarını, kararlarını ve önerilerini keşfetmelerine ve netleştirmelerine yardım etmek.

Danışanların dikkat odaklarının, ilgili ve önemli konularda kalmasını sağlamak.

Danışanların, yardım sürecinin ileri aşamalarına geçmelerini sağlamak.





Teşvikleri danışanların hem yardım sürecinde hem de günlük yaşamlarında düşünce, davranış ve eylem tarzlarını incelemelerini sağlayacak ılımlı sorgulamalar yapmak için kullanın.

Teşviklerin empatinin ruhuna uygun yapıldığından emin olun.

Yalnızca sorular değil, cümleler, açık uçlu sorular, teşvikler ve ricalardan oluşan bir karışım kullanın.

Başarılı bir teşvikin ardından, bir diğer teşvik yerine, empatik bir vurgu yapın.

Danışanın problemini netleştirmesini, kör noktaları belirlemesini, yeni senaryolar geliştirmesini, eylem stratejileri aramasını, planlar formüle etmesini ve eylemlerinin sonuçlarını gözden geçirmesini sağlamak için gereken vurgu ve teşvik karışımını kullanın.

Kaynakça
Egan, G. (2011). Psikolojik Danışma Becerileri. (Ö. Yüksel, Çev.) İstanbul: Kaknüs Yayınları.

Hackney, H., & Cormier, S. (2008). Psikolojik Danışma İlke ve Teknikleri:Psikolojik Yardım Süreci El Kitabı. (T. Ergene, & S. Aydemir Sevim, Çev.) Anakara: Mentis Yayıncılık.

Hill, C. E. ve Gormally, J. (1977). Effects of reflection, restatement, probe and nonverbal behaviors on client affect.
Journal of Counseling Psychology, 24, 92-97.

Hill, C. E., Helms, J. E., Tichenor, V., Spiegel, S.B., O’Grady, K. E., ve Perry, E. S. (1988). Effects of therapist response modes in brief psychotherapy.
Journal of Counseling Psychology, 35, 222-233

Denizli, S. (2009). A Review On Counseling Skills Based On Counseling Process and Outcome Research.
Ege Eğitim Dergisi, (10) 1: 92-113


Daniels,T.& Ivey, A. ( 2007). Microcounseling: Making Skills Training Work in a Multicultural. World. Charles C Thomas Publisher.

Bazı Araştırmalar:
Hill ve Gormally (1977) tarafından gerçekleştirilen araştırmasının sonuçlarına göre psikolojik danışma sürecine ilk kez katılan danışanlarla ilk oturumlarda duygularından bahsetmeleri için yansıtmaya dayalı beceriler yerine soru sormaya dayalı becerilerin kullanımı daha uygun görünmektedir.


Hill, Helms, Tichenor ve arkadaşları (1988) gerçekleştirdikleri bir araştırmanın sonucunda, açık uçlu soru sorma becerilerinin orta düzeyde etkili beceriler arasında olduğunu; kapalı uçlu soruların ise en az etkili beceriler arasında yer aldığını ortaya koymuşlardır.
Full transcript