Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNE YÖNELİK TEMEL EĞİTİM PROGRAMLARI ve YAKLAŞIMLAR

No description
by

Saniye Nur Gündüz

on 28 March 2016

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNE YÖNELİK TEMEL EĞİTİM PROGRAMLARI ve YAKLAŞIMLAR

ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNE YÖNELİK TEMEL EĞİTİM PROGRAMLARI ve YAKLAŞIMLAR
MONTESSORI YAKLAŞIMI
Montessori kimdir?
İtalya’nın ilk kadın tıp doktorudur.Tıp fakültesini bitirmiş daha sonra aynı üniversitenin psikoloji bölümüne girmiş ve bu dalda uzman olmuştur. Psikiyatri bölümündeki görevi esnasında özel gereksinimli çocuklarla ilgilenmiş ve onların özel bir eğitimden geçirilerek gelişimlerine yardımcı olunabileceği kanısına varmıştır
Özel gereksinimli çocuklarla yaptığı çalışmalarından aldığı olumlu sonuçlar üzerine aynı yöntemlerin normal çocuklar için de kullanılabileceğini düşünerek çalışmalarını eğitim alanına yönlendirmiştir.Bu konudaki eğitimini arttırmak amacıyla Roma Üniversitesinde felsefe,psikoloji ve antropoloji öğrenimi görmüştür.1907 yılında Roma’nın fakir mahallelerinden birinde,yaşları 2-6 arasında değişen bir grup çocuğun eğitimini üstlenmiştir.
Roma’nın yoksullar mahallesi olan S.Lorenzo’da okul öncesi eğitim çağındaki çocuklar için orijinal ismi "Casa dei Bambini" olan “Çocuklar Evi”ni kurmuştur.Burada küçük çocukların eğitimi için kendi metodunu geliştirmiş ve ilkokullara uygulanabilecek biçime sokmuştur.Montessori sistemi,hızlı bir biçimde uluslararası alana yayılmıştır.
*Kendiliğinden öğrenme:
· Bir insan başka bir insan tarafından eğitilemez.Birey bu işi ancak kendisi yapabilir.Çocuğun zihnine direk bilgi vermek yerine çocuğun doğasında var olan öğrenme isteğini gerçekleştirebileceği bir programla eğitim sunulmalıdır.

*Çocuklar, aralarında yaş farkı ve eğitim düzeyi gözetilmeksizin bir arada gruplandırılırlar.
· Büyük yaştaki çocuklar küçük yaştaki çocuklara model olurlar.

· Hayal oyunlarına ve köşelere yer yoktur.Önemli olan çocuğun doğal olarak yaptıklarıdır.Çocuklar sınıf içerisinde istedikleri gibi dolaşabildikleri gibi açık alana çıkmalarına izin verilir.Çocuklar bu alanlar içinde gidip gelmekte özgürdür.


*Dinlenme saati,oyun saati,çalışma veya serbest etkinlik saati gibi zaman dilimleri yoktur.
· Montessori metodu,çocukların özellikle üç alandaki gelişmelerini hedef almıştır:
· Hareket eğitimi
· Duyular eğitimi
· Dil eğitimi
Ek olarak:Akademik eğitim(okuma,yazma,aritmetik)


· Çocukların
serbestçe hareketi
önemlidir.
· Kullandığı materyallerde de çocuğun hareket becerisini geliştirmeye yönelik
çeşitli egzersizlere
yer verilmiştir.
· Montessori metodunun temel ilkesi ,çocuğun
kendi kendine faaliyet
gösterme yönünden doğal bir ihtiyaca sahip olduğu ve öğretimde bu ana noktadan hareket edilmesi gerektiği yönündedir.
· Çocuk faaliyet alanını ve bu faaliyetin şeklini kendisine göre seçer.Üzerinde faliyetlerini gerçekleştirdikleri ve faaliyet alanını belirleyen
“kilimler”
bulunur. Faliyetini bitiren çocuk kilimini rulo yapıp eski yerine bırakır.

·Montessori’ye göre her çocuk
kendi kendine eğitim
gücüne sahiptir. Her çocuk kendi gelişim düzeyine uygun olan bir biçimde faaliyet gösterme ihtiyacına sahiptir.

Uygun şartlar sağlanırsa çocuk yetişkin müdahalesine gerek kalmadan faaliyet gerçekleştirebilir.
Bu yaklaşımda bir eğitimcinin halletmesi gereken esas mesele şudur:

· Çocuğun ihtiyaçları nelerdir
ve bu ihtiyaçlara ne şekilde cevap vermek gerekir?

· Öğretmen geri plana alınmakta ama öğretmenin tek tek her bir öğrenciyle daha içten meşgul olması amaçlanarak öğretime katılımı daha da güçlendirilmektedir.
Montessori İlkeleri

·
Çocuğa Saygı
Her çocuk biricik olduğundan eğitim her çocuk için bireyselleştirilmelidir.Çocuklar yetişkinlerin minyatürü değildir.Çocukların yaşamı yetişkinlerinkinden farklı ve ayrı olarak ele alınmalıdır.
· Emici Zihin(Absorment Mind)
Aklın emici gücü bu yaklaşımın en önemli noktalarından biridir. Montessori'ye göre akıl, gelişim sürecinde çocuğun yaşamını kolaylaştırmak için kullandığı bir araçtır. Küçük bir çocuğun en güçlü potansiyellerinden biri doğduğu andan itibaren güçlü bir şekilde çevresini ve yaşadığı deneyimleri doğrudan içine alması, özümsemesidir. Çocuk fiziksel ve sosyal dünyayı özümserken aynı anda zihinsel kaslarını oluşturmakta ve bunları farklı deneyimlerle zenginleştirerek daha güçlü bir biçimde çalıştırmaktadır


Montessori’ye göre 5 duyarlı zaman vardır:

1. Çevresindeki düzen ihtiyacıdır.Yapılandırılmış bir çevreye duyulan ihtiyaçtır.

2. Elin ve dilin kullanılması,çevreyi ağız ve dokunma duyuları ile araştırma ön plandadır.

3. Yürümenin gelişmesi.

4. Nesnelerde yetişkin gözünde önemsiz detaylara duyulan hayranlık.

5. Hayatın sosyal yönlerine ilgi.
· Hazırlanmış Çevre(sınıf vb.)
·Fiziksel serbestliği önemsenmiş, özgür bir ortamda çocuk kendisini ifade edebilir,geliştirebilir.
· Sınıfta gerçeklik ve doğallık önemli bir yere sahiptir.
· Gerçek ütü,çivi,bıçak kullanılır.Sınıfta her araçtan 1 tane vardır(bununla birbirlerine saygı duymak amaçlanmaktadır)

· Sınıflarda hafif ağırlıkta,çocukların boylarına uygun,orantılı hareket edebilen mobilyalar,uzanıp yetişebileceği dolaplar,kolaylıkla açabileceği çekmece ve kilitler,kendi başına giyebileceği kıyafetler vb bulunur.
· Her şey düzenli ve temizdir.
· Her şeyin bir yeri vardır ve kullanıldıktan sonra kullanan
çocuk tarafından
yerine kaldırılır.
· Sınıfta çiçekler,hayvanlar bulunur.
· Araçlar önemlidir.Basitten karmaşığa,somuttan soyuta aşamalı biçimdedir.


· Kendini Eğitme
Çocuklar kendilerini eğitebilirler.Yetişkin eğer gerekli değilse çocuğa müdahale etmemelidir.
Montessori Metodunun Genel Çerçevesi


Hareket Eğitimi

-Pratik Yaşam ve Motor Eğitimi:
· Öz bakım becerileri
· Çevre bakımı
· Sosyal ilişkiler
· Hareketin kontrolü ve analizi
Duyu Eğitimi

-Temel Duyu Eğitimi:
· Dokunma
· Isı
· Ağırlık
· Dokunarak Ayırt etme
· Koku ve tat



-Sesleri ayırt etme egzersizleri
Ses çalışmalarında en büyük fark ses ile sessizlik arasındaki farktır.Sesin şiddeti ve niteliğide öğretilebilir.Çalışma odasında çocuğun duyularını azaltmak gerekir.Sessiz ve karanlık olması.
-Duyu materyalleri:

1. Pembe kule
2. Kahverengi parçalar
3. Kırmızı çubuklar
4. Silindir bloklar
5. Koku kavanozları
6. Kutu tabletleri
7. Renk tabletleri
8. Ses kutuları
9. Ton çanları
10. Kumaş parçaları
11. Derece testileri
Duyu Eğitimi
-Dil evreleri
1. İsimlendirme evresi
2. Fark etme evresi
3. Telaffuz evresi
Akademik Eğitim
-Okuma Yazma Eğitimi
Bu eğitim harfler,alfabe,resimli kartlar ile veriliyor.
-Aritmetik Eğitimi
Sayı çubukları,altın renkli boncuklar bu eğitimin desteklenmesinde kullanılan materyallerdendir.
Montessori Metodunda Öğretmenin Rolü
· Öğretmen “yönetici” adını alır.
· Yol göstericidir
· Aile ve toplum çalışmalarına çok zaman ayırır
· Çocuğu öğrenmenin merkezi yapar
· Çocukları cesaretlendirir ve teşvik eder
· Çocuğu iyi gözlemleyerek çocuğun ihtiyaçlarına cevap veren gelişim düzeyine en uygun ortamı hazırlar
· Materyalin ilk kullanılışını gösterir,onu çalışmaya motive eder
· Çocuğa saygı gösterir
· Rekabetçi değildir,çocukları birbirleri ile kıyaslamaz
· Çocuklara örnek davranışlarla,dış görüşünü ve kişiliği ile örnek olur.
· Aile-okul işbirliği yapar
· Montessori programına gelen en büyük eleştiri yapılaştırılmış malzeme ve sınırlandırılmış görevlerin
“yaratıcılığı” öldürmesidir.
· Bir diğer eleştiri ise bu metotla yetişen çocuğun
ilkokulda zorlanacak
olmasıdır.Çocuk derse canı istediği zaman girmekte özgürdü ancak bu durum ilkokulda sorun teşkil edebilir.
· Programın hayal oyunlarına,dramatik oyunlara ve köşelere yer vermemesi de eleştirilen yönlerinden biridir
Proje Yaklaşımı
Proje yaklaşımı, çocuğun zihin gücünü, yaşamını geliştiren, yaşadığı çevreyi anlamasını sağlamayı
amaçlayan, informal ve açık uçlu etkinliklerle çocuğun sahip olduğu becerileri çeşitli durumlarda
kullanmasına özendiren bir yaklaşım olarak tanımlamaktadır
Okul öncesi dönemde kullanılan proje yaklaşımına dayalı eğitim, uygulanan matematik, müzik etkinlikleri gibi tek bir etkinlik olarak değil; tüm etkinlikleri içeren ve eğitim programının tamamı ile birlikte gerçekleştirilen bir eğitim modelidir
Projeler, çocukların ilgileri dâhilinde belirlenen yöntem ve teknikler aracılığıyla, konular hakkında derinlemesine araştırmalar yapmayı gerektirir. Özellikle okul öncesi dönem ve ilköğretim birinci
kademede sıklıkla kullanılan bir yöntem olan yaklaşımda, çocukların derinlemesine araştırma yaptıkları konularla ilgili iç görü kazanmaları amaçlanmaktadır
Proje yaklaşımı, çocukların ilgileri doğrultusunda seçtikleri çalışma alanında bireysel ya da küçük gruplar halinde yaptıkları aktif katılımlı, etkileşimli bir süreç olduğu için çocuk gelişimi üzerinde oldukça etkili olan bir yaklaşımdır
Proje yaklaşımının temel amacı,
çocukların zihinsel yaşantılarını geliştirmek
olduğundan; zihinsel gelişimin kapsamında yer alan bilgi
ve becerilerin yanı sıra duygusal, ahlaki ve estetik duyguların da gelişimi desteklenmektedir.

Proje yaklaşımında uygulanacak olan eğitimde, çocukların zihinlerinin tüm kapsamının hedeflenmesi temel amaç olmalıdır. Çocukların
sorgulayıcı bireyler
olmaları, çevrelerinde yer alan önemli olaylarla ilgili
bilinç sahibi
olmaları desteklenmelidir
Proje yaklaşımının en önemli özelliği, çocuklar ve öğretmen tarafından derinlemesine düşünülüp,
üzerinde yoğunlaşılan soruların cevaplarının arandığı bir araştırma üzerine kurulmuş olmasıdır.

Bu yaklaşımda ortaya konan hedef, öğretmen tarafından sorulan soruların doğru cevaplarını bulmakla beraber, proje sırasında kullanılan aktif öğrenme yöntemi ile kalıcı öğrenmelerin gerçekleşmesidir
Proje Yaklaşımını Geleneksel Öğrenme Yaşantılarından Ayıran Farklar
*Geleneksel eğitimde önceden belirlenen öğrenme yaşantıları bir ya da iki haftayı kapsayan kısa zaman aralıklarını kapsarken; proje yaklaşımında genellikle birkaç hafta ya da birkaç ayı kapsayan öğrenme süreçleri söz konusudur.

*Geleneksel eğitimde yer alan konuların öğrenciler tarafından ilgi çekici bulunması zorunluluğu yokken; proje tabanlı öğrenme yaklaşımında konu belirlemede en önemli faktör ilgidir.

*Geleneksel eğitimde planlar öğretmen tarafından geliştirilip sunulurken; proje tabanlı öğrenme yaklaşımında öğretmen çocukların yaptıkları araştırmaları gözlemler ve ilgi doğrultusunda projenin bir sonraki aşamasını şekillendirir
*Geleneksel eğitimde öğretmen tarafından belirlenen genel hedefler doğrultusunda özel hedeflere yine öğretmen tarafından karar verilir. Bunun aksine proje tabanlı öğrenme yaklaşımında öğretmen, çocukların önceki bilgi birikimlerini değerlendirebilmek amaçlı bir ağ oluşturur ve sonrasında öğrencilerin istekli oldukları konuyla ilgili proje düzenlemeleri yapar.

*Geleneksel eğitimde bilgiye sınıfa getirilen kaynaklar, küçük ve büyük grup etkinlikleri ile ulaşılırken; proje tabanlı öğrenme yaklaşımında bilgi, çocukların aktif katılım sağladığı araştırmaların yapılması ile edinilir.

*Geleneksel eğitimde kaynaklar öğretmenler tarafından temin edilirken; proje tabanlı öğrenme yaklaşımında kaynaklar çocuklar, öğretmenler, uzmanlar ya da alan gezilerinden elde edilen veriler aracılığı ile toplanır.
Proje Çalışmalarında Ele Alınması Gereken Amaçlar
*Okulun gerçek bir yaşam amacı olarak görülmesini sağlamak,

*Çocukların işbirliği yapmalarına imkân vermek,

*Çocukların ne öğrenmeleri ve bunu en etkili şekilde öğretebilecek yöntemlerin neler
olduğunu bilmek,

*Gelişimin tüm alanlarına eşit derecede önem vermek,

*Çocukların öğrenmelerini kolaylaştırmak ve öğretmenin daha az müdahalesini gerektirmek,

*Sosyal, duygusal ve zihinsel becerileri yaşayarak öğretmek,

*Çocukların süreçten (yapılan iş, beraber oldukları kişiler…) zevk almalarını sağlamak,

*Çocukların oyun oynama gereksinimlerini doğal bir şekilde karşılamak,

*Toplum içinde farklı sosyal rolleri tanımalarını ve bu rollerin amaçlarını anlamalarına
yardımcı olmak amaçlarını içermelidir
Proje Çalışmalarında Konunun Belirlenmesi
Proje konuları belirlenirken; çocukların günlük yaşantılarından ve çevrelerinden yararlanılması, ilgi, gereksinim, yaş, eğitim programı hedefleri, okulun coğrafi özellikleri, yerel kaynakların kullanılabilirliğinin göz önünde bulundurulması çok önemlidir. Çocukların motivasyonlarını arttırmak amaçlı olarak hayali konuların seçimi yerine, bisiklet, pazar yeri vb. konuların seçimi daha etkili olacaktır




Özellikle okul öncesi dönemde yer alan çocukların tüm sınıfın birlikte gerçekleştirdiği deneyimlere daha az sahip olmaları, bu dönemde uygulanan proje yaklaşımının konu seçiminde daha dikkatli olunmasını gerektirir. Çünkü çocuklar, çalışılacak konu ile ilgili ne kadar fazla deneyime sahip olurlarsa araştırma sürecinde de neler yapabileceklerini o oranda anlamlandırabilmektedirler Somut, doğrudan yaşantılar ve gerçek nesneler projenin işleyişi açısından etkili olacaktır
Proje konusunun seçiminde çocukların ilgilerinin dikkate alınması, katılımların en üst düzeyde gerçekleşebilmesi için önemlidir. İlgi faktörü farklı bir şekilde göz önüne alındığında
çocukların ilgileri doğrultusunda öğretmenlere sordukları soruların proje konusu
olarak belirlenebilmesi durumu karşımıza çıkmaktadır. Bu durum çocukların aktif katılımlarını sağlar
Konu seçiminden sonra öğretmenin yapması gereken, konu ağını oluşturmaktır. Konu ağı, düşünce ve bilgilerin farklı konu başlıkları altında gruplanması olarak tanımlanmaktadır. Konu ağı beş aşamada gerçekleştirilir
1. Aşama:
Proje çalışmalarında konu ağı oluşturulurken ilk aşama, konu ile ilgili her bir fikrin kâğıda yazılması ile başlar. Hastane konusunda ambulans, doktor, röntgen aleti, hemşire, bekleme odası, resepsiyon, yatak, ameliyathane, bandaj vb. akla gelen her bir fikir yazılır ve düzenlenir. Fakat okul öncesi dönem çocuklarının okuma-yazma bilmemeleri nedeniyle belirlenen düşüncelere ilişkin resimlerin kullanılması daha uygun olacaktır
2. Aşama:
Bu aşamada konu ile ilgili bir araya getirilen düşünceler gruplandırılmaktadır.
3.Aşama:
Bir önceki aşamada oluşturulan gruplar geniş ise, bu gruplar alt başlıklara bölünür.
Örneğin; hastane konusu için insanlar grubu çalışanlar ve hastalar diye iki alt başlığa ayrılabilir.
4. Aşama:
Bu aşamada ise konu ağı için birkaç öğret
men bir araya gelir ve beyin fırtınası yaparak bu
şekilde birbirlerinin fikirlerini inceler, kendi ağlarını genişletmeleri için fırsat sağlarlar.
5. Aşama:
Bu aşamada, elde edilen tüm fikirler toplu olarak yazılır
Proje Çalışmalarının Aşamaları
Projenin başlama aşaması (Planlama ve başlama)

Projenin başlangıç aşamasında öğretmenin ilk yapması gereken, çocukların
bireysel farklılıklar
ını dikkate almak ve onların ilk deneyimlerinin bugünkü yaklaşımlarının temelini oluşturacağının farkında olmaktır. İlgi çeken ve uygun bir şekilde çalışma fırsatı sağlayacak bir konu seçildikten
sonra, çocukların konuyla ilgili hazır bulunuşluk değerlendirmelerini yapmak amacıyla, yaratıcı fikir üretilmesine fırsat sağlamak gerekmektedir.

Bu aşamada çocuklar, ana konunun tartışılmasıyla ilgilenirler ve kendi deneyimlerine dayanarak fikir ve hikâyeler oluştururlar.
Çocuklar kendi deneyimlerini ifade ederken ana fikrin temel yaklaşımını fark ederler. Yine bu aşamada anne babalara çalışmanın ana konusunu açıklayan bir mektup gönderilir ve aileler kendi yetenek ve deneyimlerini paylaşmakiçinadına davet edilirler
Bu aşamada, proje yapım etkinlikleri için çocukların evlerinden uygun malzemeleri getirmeleri ve materyal toplamaları sağlanır. İlk aşamada tüm soruların cevapları bir sonraki araştırma için toplanmaktadır ve çocukların araştırmak isteyecekleri soruların listesiyle bitirilmektedir.
İnceleme ve sunum aşaması (Alan çalışması)

Proje süresince gerçekleştirilmesi planlanan tüm etkinliklerin ayrıntılı
olarak uygulanmasını gerektiren aşamadır. Bu aşama içerisinde; alan gezileri, konuk çağırma gibi etkinlikler aracığıyla ilk elden bilgi edinme gerçekleştirilir. Sonrasında ise, elde edilen bu bilgiler
doğrultusunda yapım ve dramatizasyon etkinlikleri yapılır. Bu aşamada öğretmenlerin odaklanmaları gereken nokta, çocukların ilk elden deneyim sahibi olmalarını ve diğer tüm kaynakları toplamalarını
sağlamak olmalıdır. Düzenlenen geziler aracılığıyla gerçek nesneler ve süreçler incelenir, listelenen sorulara yenileri eklenir. Çocukların bu süreçte edindikleri deneyimler ile okuma, yazma, çizme, hesaplama, bilgi toplama, farklı buluşlar ortaya koyma vb.etkinlikler gerçekleştirmeleri beklenir
Projenin Sonlandırılması Aşaması

Bu aşamada projenin sunumu yapılır.
Proje süresince elde edilen bilgiler okul müdürü, diğer yöneticiler ve ailelerle paylaşılır. Burada amaç, öğrenilenin iletilmesidir. Ayrıca çocukların edindikleri deneyim ve bilgileri çeşitli dramatik etkinlikler, öyküler, şiirler ile sunmaları da bu aşamanın içeriklerini oluşturmaktadır
Proje Yaklaşımının Çocuk Gelişimine Olan Etkisi
Proje çalışmaları çerçevesinde yapılan araştırmalar ve incelemeler çocukların zihinsel kapasitelerinin geliştirilmesiyle birlikte sosyal beceriler kazanmalarına da fırsat vermektedir. Bu çalışmalar çocukları
paylaşım, tartışma, önceki tecrübe ve bilgileri kullanma, yeni bilgileri kaydetme, taslaklar hazırlama, öyküler üretme, çizimler yapma, dramatik oyunlar oynama, uzmanlarla görüşmeler yapma vb.birçok faaliyet
içine sokar. Proje çalışmaları çocukların disiplinlerarası kazanımlar edinmelerini de sağlamada oldukça etkili bir yöntemdir. Bu yaklaşımda çocuklar,ilgi alanlarını genişletme hususunda cesaretlendirilirler belli yerlerde ve aşamalarda görev alarak
sorumluluk bilinci
edinirler ve
ayrıntılı araştırma yapma
yı öğrenirler. Proje yaklaşımında esas amaç geleneksel öğretim metotlarının dışına çıkmaktır
Proje öğretimlerinde karar vermek için sorumluluk hissetme, planlama yapma, çocukların birlikte öğrenmelerini sağlama söz konusudur. Grupla karar verme, alan çalışması yapma, keşfetme ve fikirleri ortaya koyarak paylaşma davranışları kazandırır.Proje yaklaşımı süresince gerçekleştirilen etkinlikler aracılığıyla, planlama yapma, grupla beraber
hareket edebilme, keşfetme, fikirleri paylaşma gibi becerileri gelişmektedir. Bununla beraber
bilimsel düşünme becerileri gelişmiş, araştıran ve sorgulayan günlük yaşantı içerisinde yer alan rolleri canlandıran, algı, bellek ve problem çözme becerileri gelişmiş, neden sonuç ilişkisi kurabilen bireylerin yetişmesi
nde son derece etkili olmaktadır. Proje boyunca kaynak arama ve kullanma yoluyla
kendi kendine bilgi edinme sonucu kalıcı öğrenmeler
in gerçekleşmesi sağlanır
Proje çalışmaları, çocukların yeteneklerini keşfetmelerini sağladığından içsel motivasyonu güçlendirmektedir. Çocukları çalışacakları alan konusunda destekleyen proje çalışmaları ihtiyaçlar doğrultusunda eğitim alınmasını sağlar . Bu açıdan bakıldığında, eğitim programları içine dâhil edilen proje çalışmalarının çocukların eğilimleri, sahip oldukları hazır bulunuşlukları ve duyguları ele alınarak planlanmalıdır.

Proje çalışmalarının temel amacı, çocukların çevrelerinde gerçekleşen olayları algılayabilmelerini sağlamak olmalıdır.Proje çalışmaları aracılığıyla çocuklar, ne öğrenmeleri gerektiğini ve bunu en etkili şeklide sağlayacak olan yöntemin neler olduğu sorusunu cevaplamış olmaktadırlar. Yaklaşımın öğrenme yöntemleri belirlenirken, yaş, gelişim, istek ve ihtiyaçlar ele alınmalıdır
REGGIO EMILIA YAKLAŞIMI
II. Dünya Savaşının bitiminden altı gün sonra 1945’in baharında Reggio Emilia’nın 50 kilometre kuzey batısındaki Villa Cella adındaki küçük bir köyde insanların küçük çocuklar için bir okul inşa etmeye başladığı haberleri yayılmaya başlar. Yirmi yaşında genç bir öğretmen olan Malaguzzibunu duyar duymaz hemen olanlara kendi gözüyle tanık olmak için bisikletine atlar ve olay yerine gider. Köye vardığında sağlam tuğla parçalarını seçip taşıyan kadınları görür ve ne yaptıklarını sorar. “Biz çocuklarımız için okul yapıyoruz” yanıtını verir kadınlar. Köylüler, Almanların geri çekilirken bıraktıkları bir tank ve birkaç kamyonu satıp, geceleri ve pazar günleri de çalışarak okulu yapmayı planlamaktadırlar. Arazi çiftçiler tarafından bağışlanmıştır, tuğlalar ve kirişler bombalanmış evlerden çıkartılmakta, kum ise nehirden getirilmektedir
Kadınlar, “bizim çocuklarımız da zengin insanların çocukları kadar zekidir” demektedirler. Malaguzzi’nin öğretmen olduğunu duyunca kendileriyle çalışmasını isterler. Malaguzzi’de gülümseyerek “benim çok fazla deneyimim yok, fakat elimden gelenin en iyisini yapmak için söz veriyorum. Biz birlikte ilerlerken ben de öğreneceğim ve çocuklarla birlikte çalışırken öğrendiğim her şeyi onlara da öğreteceğim” diye yanıtlar. İlerleyen günler boyunca çocukların aileleri, özellikle de Kadınların canla başla çalışırlar ve sekiz ay sonra okul tamamlanır
Bu sırada Malaguzzi, devletin çocukların farklılıklarını yok sayan ve onlara karşı hoşgörü göstermeyen yaklaşımına karşı bir tepki olarak, yedi yıldır yürüttüğü öğretmenlik görevinden ayrılmaya karar verir ve Ulusal Araştırma Merkezinde (CNR) psikoloji eğitimi görmek üzere Roma’ya gider. Reggio Emilia’ya geri döndüğünde ise okulda problem yaşayan çocuklar için kurulmuş olan belediyeye ait psikolojik danışma merkezinde çalışmaya başlar. Bu dönemde Malaguzzi sabahları bu merkezde çalışmalarını sürdürürken, öğleden sonra ve akşamları da ailelerin kurduğu küçük okullarda çalışmaktadır.

Malaguzzi bu okullarda çeşitli eğitim kurumlarından yetişmiş, bir birlerinden oldukça farklı ancak olağanüstü yüksek motivasyona sahip, düşünceleri ve enerjileri sınırsız öğretmenlerle birlikte çalışmaktadır. Bu dönemde “
çocuklara ilişkin şeylerin sadece çocuklardan öğrenilebileceği
” fikri Malaguzzi ve arkadaşları arasında kök salmaya ve Reggio Emilia felsefesinin temelleri atılmaya başlar
Fakir bölgelerde bulunan ve tamamı ebeveynler tarafından kurulup işletilen bu okulların bazılarının bir süre sonra kapanmasına karşın, birçoğu ayakta kalmayı başarır. Malaguzzi önderliğindeki bu hareket bir süre sonra Reggio Emilia şehrine kadar ulaşır ve 1968 yılında İtalyan hükümeti okul öncesi eğitimi destekleme kararı alır.
Reggio Emilia Yaklaşımının Temelleri
Reggio Emilia Yaklaşımının kurucusu Loris Malaguzzi’nin görüşü Dewey, Piaget, Vygotsky, Bruner ve diğerlerinin görüşlerinden oluşmuş sosyal bir yapısalcılık yansıtmaktadır. Malaguzzi, “doğumdan itibaren sosyal olan, zekâ dolu ve meraklı bir çocuk” imgesi çizmektedir. Onun ilişkisel temelli eğitim fikri, her bir çocuğun diğer çocuklarla ilişkide olmasını ve çocukların diğer çocuklar, aile, öğretmen, toplum ve çevre ile karşılıklı ilişkilerini harekete geçirmesi ve desteklemesi üzerine odaklanmaktadır. Bu becerikli çocuklar, doğruların, değerlerin ve kültürün bir üreticisi olmaya başladıkları sistem içerisinde değişikler oluşturmaktadırlar
Reggio Emilia yaklaşımına göre çocuk, büyüme sürecinde gelişimini engelleyen bir duvarla karşı karşıyadır. Bu duvar, eskimiş ve kalıplaşmış katı kurallar, yetişkinler tarafından benimsenmiş ancak çocuklar tarafından anlaşılması oldukça güç olan ve geçerliliğini yitirmiş davranış kalıpları ve geleneksel eğitim metotlarından meydana gelmektedir. Bundan dolayı, öncelikli olarak çocuğun yaşadığı toplumdaki yeni kültürel değerleri ve rolleri öğrenmesi için desteklenmesi gerekmektedir. Bu destek sağlandıktan sonra çocuk, gelişimini engelleyen ve eski değer yargılarından oluşan bu “duvar”ı kendi kendine aşmayı başarmalıdır.
Reggio Emilia yaklaşımının bir diğer temel özelliği ise; çocuklara
somut yaşantılar
sunularak yeni keşifler yapmalarına fırsatlar sağlanmasıdır. Çocuklar sırasıyla araştırma, üretme ve hipotezlerini test etme aşamalarından geçmektedirler. Burada resim çizme, heykel, dramatik oyun gibi bir çok sembolik yolla kendilerini ifade etme imkânı bulmaktadırlar. Reggio eğitimcilerinin “çocuğun yüz dili” adını verdikleri bu görüş, çocukların somut yaşantıları sembolik ifadelere dönüştürdükleri çok sayıda dili ifade etmektedir. Çocuk problemlerinin çözümünde akranlarıyla birlikte çalışmakta, öğretmen ise bu sırada ona yardımcı olmaktadır. Bazen çizim ya da fikirler yeniden gözden geçirilip düzeltilmektedir
Reggio Emilia yaklaşımında ortam oldukça büyük önem taşımaktadır. Öyleki,
ortam için “öğretmenin kendisi”
şeklinde ifadeler kullanılmaktadır. Ancak, Reggio Emilia yaklaşımında sadece fiziki çevrenin değil sosyal çevrenin de önemli olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle Reggio Emilia okullarında yetişkinler ve çocuklar arasındaki sosyal alışverişi kolaylaştırmak amacıyla bütün çocukların ve öğretmenlerin birlikte bulunabilecekleri büyükçe bir alan bulunmaktadır. Sınıflar bu alanın etrafında düzenlenmiştir. Çocuklar ve yetişkinler bir gün boyunca bu alandan geçmek zorundadırlar
Reggio Emilia okullarında dikkati çeken bu alanlara “Piazza” adı verilmektedir. Piazzalar, sınıfların açıldığı bir orta alandır. Burası yetişkinler ve çocuklar arasındaki sosyal alışverişi kolaylaştırmak amacıyla bütün çocuklar ve öğretmenlerin birlikte bulunabilecekleri bir yerdir
Reggio Emilia okullarında çevre çocuğun
hayal gücünü ve yaratıcılığını
destekleyecek şekilde düzenlenmektedir. Okulların içi ılık ve sakin; cam, ahşap döşemeli ve mat renklidir. Çocukların istedikleri zaman yalnız kalması için alanların mevcut olmasına karşın, çevre çocukların birbiriyle etkileşimini sağlayacak biçimde planlanmıştır.

Her okulda ailelerin çocuklarını okula bırakırken ve alırken bekleyebilmeleri için yetişkin boyutunda sandalyelerin bulunduğu bir karşılama salonu bulunmaktadır. Reggio Emilia okulları insanları içeri girmeleri ve oyun oynamaları için çeken bir atmosfere sahiptir. Her okulda çeşitli miktarda gerçek bitki ve çiçekler, bir kiler ve mutfak, yemek odası, tuvaletler ve bahçe bulunmaktadır.
Reggio Emilia okullarında eğitim çocukların gerçek hayatlarıyla doğrudan bir ilişki içindedir. Örneğin, her çocuğun kendine ait bir posta kutusu vardır ve bu posta kutusundaki mesajlar, mektuplar ve resimler okul yaşantısının günlük bir parçası olarak her gün değiştirilmektedir. Küçük çocukların posta kutularını tanımaları için posta kutularının üzerlerine çocukların resimleri yapıştırılmaktadır. Daha büyük çocuklar için ise posta kutularının üstünde resimleri altında isimleri yazılmaktadır. Çocuklar evlerine mektup getiren postacıyı görmekte ve bu gözlemleri aracılığıyla okullarındaki posta kutuları ile bağlantı kurmaktadırlar. Böylece çocukların gerçek yaşamla bağlantı kurmaları sağlanmaktadır
Sınıf ortamı çocukların fikirlerini bir birleriyle paylaşabilmeleri için olanaklar sağlamaktadır. Çocuklar küçük gruplar halinde çalışırken
öğretmen çocukların söylediklerini kaydetmekte ve daha sonra bu kayıtları onlarla paylaşmaktadır
. Günlük aktiviteler esnasında öğretmen çocuklarla küçük gruplar halinde çalışmak için yeterince zamana sahiptir. Reggio Emilia sınıflarında bulunan
panolar çocuklara verilen değerin bir göstergesi
ve diğer çocuklarla iletişim kurmanın bir aracı olarak çocukların yaptıkları çeşitli çalışmalarla doludur. Aynı zamanda bu panolar, öğretmenlerin velilere çocuklarının gün boyu zamanlarının çoğunu sınıfın hangi köşesinde geçirdiklerini gösteren bir diyagramı, çocukların çizimlerini ve çocukların gün içinde kendilerine sunulan bazı özel konular hakkında neler söylediklerini dile getiren metinleri içermektedir
Her Reggio Emilia okulunun, doğal materyaller ve sanat malzemeleriyle dolu olan, stüdyo ve laboratuar karışımı “Atelier” adı verilen bir atölyesi vardır. Her atölyede öğretmen ve öğrencilerle birlikte çalışan “Atelierista” adında birer grafik sanatları uzmanı bulunmaktadır. Bu kişi, eldeki proje ile ilgili haftalık aktivitelerin planlanmasına yardım etmektedir. Bu aktiviteler, öğrencinin kil, resim, kolaj, heykel, gibi yeni araçlarla kendini ifade etmesine yardımcı olmaktadır.
Reggio Emilia okullarında dikkati çeken bir diğer özellik, yer ve tavanda değişik özelliklerde aynaların bulunmasıdır. Girişte yer alan üçgen çatı biçiminde düzenlenmiş aynalar, konveks ve konkav aynalar çocuğun kendisini değişik açılardan ve değişik durumlarda gözlemesini sağlamakta ve çocuğu düşünmeye yöneltmektedir
Kapıların bir bölümü odadan diğer odayı ve odadan dışarıyı rahatça görebilmek için camdan yapılmıştır. Bazı merkezlerde odanın bölümleri paravandan ziyade tavandan sarkıtılan iplerle ayrılmıştır.
High Scope Yaklaşımı
Etkin bir okul ancak, öğrencilerin gerektiği için değil kendileri istediği için çaba göstermelerini, ve başkaları tarafından hazırlanan bilgiyi kabul etmek yerine kendi akıllarını kullanarak özgün çalışmalar yapmalarını sağlayabilirse, zeka yasalarının tümüne saygı göstermiş olur. - Jean Piaget
High/Scope Eğitim Yaklaşımı, 1962 yılında ABD’de David P. Weikart ve meslektaşları tarafından geliştirilen ve bugün dünyanın bir çok ülkesinde uygulanmakta olan bir okul öncesi eğitim yaklaşımıdır. Bu yaklaşımın oluşturulmasına Piaget’in kuramları rehberlik etmiştir.

Bu yaklaşımda çocukların en fazla
kendi kendilerine
planlayıp uyguladıkları etkinliklerden öğrendikleri anlayışı esastır. Bir diğer deyişle, High/Scope Programı erken çocukluk eğitiminde
“etkin öğrenme”
kavramını temel alır.

**Çocukların kendi tercihlerini yapmalarına, karar alma mekanizmalarının geliştirilmesine, sorumluluk almayı öğrenmelerine, öz disiplin ve yeteneklerinin geliştirilmesine destek verilir. Çocukların yaratıcı, girişken, sorgulayıcı, kendini rahatça ifade edebilen, başkalarının görüşlerine açık bireyler olarak yetişmeleri teşvik edilir. Bunun sonucunda da çocuğun dil gelişimi (dili kullanma becerisi-kendini ifade yeteneği-düşünme süreci vs) gelişir**
Etkin Öğrenme beş ana noktadan oluşur:

Malzeme; çocuğun çeşitli biçimlerde kullanabileceği çok amaçlı ve bol miktarda malzeme olmalıdır.

Kullanma; çocuk nesneleri özgürce kullanmalıdır. Çocuklara araştırma ve deneme özgürlüğü verilmelidir.

Seçim; ne yapacağına, nasıl yapacağına ve hangi malzemeleri kullanacağına çocuk karar vermelidir.

Dil; çocuk yapmakta olduğu şeyi anlatmalıdır. Açık uçlu sorular (örn, bunu nasıl yaptın? Başka ne yapabilirsin, vb.) sorularak çocukların düşünerek cevap vermesi ve kendi sözcüklerini seçmesi sağlanmalıdır.

Destek; yetişkinler ve akranlar çocuğun problem çözme ve yaratıcılık çabalarını görüp, teşvik etmelidir.

Öğretmen bir etkinlik planlarken bu beş noktayı da düşünmeli, etkinliği öyle planlamalıdır. 5 noktanın hepsinin olduğu bir etkinlik gerçekten aktif bir etkinlik olacaktır. Bunlardan herhangi birinin eksilmesi (materyal,kullanım,seçim,dil var ancak yetişkin desteği yok ise) öğrenmenin aktifliğini düşürecektir.Öğretmenler bu 5 unsuru bir kontrol listesi olarak kullanabilir ve etkinliklerini bu çerçevede planlayabilirler.
Öğretmenin Rolü

Çocukların bütün duyularıyla etkin olarak araştırmalarına yardımcı olur. Birden çok biçimde kullanılabilecek malzemeler sağlar ve çocukların bu malzemeleri tüm duyularıyla keşfetmelerini teşvik eder.

Öğretmen çocukları keni kendilerine birşeyler yapmaya teşvik eder. Onların yerine problem çözmez, çocukların çözüme gidebilecek seçenekleri düşünmelerine fırsat verir.

Öğretmen çocukların malzmeleri dönüştürmelerine ve birbiriyle karıştırmalarına yardımcı olur. Yaptıkları şeyi anlatmalarını ister. Aynı malzemeyi değişik biçimlerde kullanarak ya da farklı biçimlerde kullanan kişileri işaret ederek çocuklara alternatif düşünmeye teşvik eder.

Tutarlı bir günlük program uygular. Odadaki tüm nesnelerin ve etkinlik köşelerinin işaretli olmasını, çocukların bu etkinlik köşelerinin isimlerini ve malzemelerin yerlerini bilmesine yardımcı olur.
Çocuklar bir gün içindeki
olayların sırasını
ve nelerden sonra ne geleceğini bilir Geziler, özel ziyaretler, sınıf içi olaylar sürpriz olmaz. Değişiklikler çok önceden çocuklara haber verilir.

Her gün her çocuğun bir
plan oluşturmasına
, bu planı üstesinden gelebileceği parçalara ayırmasına, aşamalandırmasına ve plan için gerekli malzemeleri saptamasına yardımcı olur.

Öğretmen, her çocuğun yapmakta olduğu şeyle ilgili olarak düşünmesine,
gözlem yapmasına, akıl yürütmesine
ve konuşmasına yardımcı olur. Her çocuğun kendini ifade etmesine fırsat tanır.

Çocukların araç ve gereçlerin kullanımı konusunda beceri kazanmalarına yardımcı olur.

Bedenlerini farklı biçimlerde kullanmalarını sağlayan faaliyet sunar (açık hava faaliyetlerini günlük programına dahil eder)

Çocukların kendi ihtiyaçlarını kendilerinin karşılamasına yardımcı olur. Her faaliyetin bir kısmını kendi kendilerine yapmalarını sağlar. (örn, çocukların ayakkabılarını ve paltoların giymelerine yeterince zaman tanır; yiyeceklerin dağıtılması gibi işleri çocuklara verir)
Head Start Yaklaşımı
‘’HİÇBİR ÇOCUK GERİDE KALMASIN’’
Head Start Projesi 1965 yılında düşük sosyo-ekonomik koşullardan gelen okul öncesi çocukların duygusal, sosyal, psikolojik, sağlık ve beslenme ile ilgili ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 8 haftalık bir yaz okulu programı olarak düşünülmüştü.
Head Start Projesi’nin Temel Önermeleri
· Düşük gelir düzeyine sahip ailelerden gelen çocuklar bilişsel, sosyal ve fiziksel yaşantılar yönünden dezavantajlıdırlar.

· Eğer bazı fırsatlar çocuğa, normal zamanından önce, okula başlamadan sağlanırsa, yoksulluğun yarattığı bir çok problem giderilebilir.

· Yoksulluğun jenerasyon halkası çocuklara yaşamlarının ilk yıllarında sağlanan eğitimsel ve sosyal fırsatlarla kırılabilir

Head Start Projesi’nin Genel Amaçları
· Çocuğun fiziksel ve sağlıkla ilgili becerilerini geliştirmek.
· Çocuğun sosyal ve duygusal sağlığının gelişimine yardımcı olan iç denetimini, merakını, doğallığını ve kendine güvenini teşvik etmek.
· Kavramsal ve sözel becerilerinin eğitimi ile çocuğun bilişsel gelişimini desteklemek ve becerilerini zenginleştirmek

· Çocuğun o andaki ve gelecekteki öğrenme çabaları ve tüm gelişimi için güven yaratan başarı beklentisini oluşturmak.
· Çocuk ve ebeveyne, aile ilişkileri ve diğer kişilerle ilişkilerinde kullanacağı sevgi ve destek gibi sosyal becerileri kazandırmak

.Çocukta ve ailede değerli ve itibarlı oldukları duygularını yaratmak
Head Start Programları’nın, iyi dengelenmiş Çocuk Değerlendirme Sistemi bulunmalıdır. Bu değerlendirme sistemi, 8 farklı alandan oluşmaktadır. Bu alanların her birisi ise farklı konuları içermektedir. Bunlar aşağıdaki şekilde gruplanabilir;
·
Dil Gelişimi
: Dinleme ve Anlama, Konuşma ve İletişim
·
Okuma-Yazma
: Fonolojik Duyarlılık, Kitap Bilgisi, Okuma Kavramları, Erken Yazma ve Alfabe Bilgisi
·
Matematik
: Sayılar, Geometri, Şekiller ve Ölçme
·
Bilim
: Bilimsel Beceriler ve Metotlar, Bilimsel Bilgi
·
Yaratıcı Sanatlar
: Müzik, Resim, Hareket, Drama
·
Sosyal ve Duygusal Gelişim
: İşbirliği, Sosyal Beceriler, Toplum ve Ailelerle ilgili Bilgi
·
Öğrenme Yöntemleri
: Girişimcilik ve Merak, Israrcılık, Problem Çözme
·
Fiziksel Sağlık ve Gelişim
: İnce Motor Beceriler, Kaba Motor Beceriler, Sağlık Durumu
Bank Street Yaklaşımı
Bir grup araştırmacı, öğretmen ve psikolog, çocukların öğrenme ve gelişim süreçlerini gözlemleyerek çocuklar için en uygun öğrenme ortamı ve eğitim yöntemlerinin ne olduğuna ulaşmaya çalıştılar. Araştırmacılar çocuğun gelişimi için sadece bilişsel kazanımların değil aynı zamanda fiziksel, sosyal, duygusal ve estetik gelişiminin de önemli olduğunu vurguladılar. Bütüncül yaklaşım Bank Street’in ayrılmaz bir parçasıdır.

Bu yaklaşıma göre çocuğun eğitim süreci;
çocuğun çevresindeki metaryallerden en iyi derecede faydalanmasını, onlarla sürekli iletişim halinde olmasıni ve fikirlerini sürekli çevresindeki insanlarla paylaşmasını
içerir.
Bank Street yaklaşımı çocuk odaklı bir eğitim sistemidir. Çocuklar aktif olarak deneyimler kazanan, öğrenen, anlatan ve uygulayan bireylerdir.

Seçim yapma, aktif olarak araştırma, deneyerek ve keşfederek öğrenme programın temel unsurlarıdır.
Program ilgili grubun beceri ve bilgilerine göre şekillenebilir ve değişmez bir program oluşturmaya gerek yoktur. Eğitim sosyal yargıyı yükseltmek, yaratmak ve demokratik süreçe katılımı arttırmak için etkili bir araçtır.

Bank Street yaklaşımında okul, çocukların yaratıcı ve öğretici deneyimler yaşadığı, dayanışmayı öğrendiği, ezberci öğrenme yerine eleştirel düşünmeyi öğrendiği, bireyselliği ve sosyal demokrasi değerlerini öğrendiği bir ortamdır. Okul akademik becerilerin öğrenildiği bir kurum olmanın ötesindedir. Okul çocuğun hayatının her alanında yetkinlik kazanmasını sağlayan, özerk olmasını fakat aynı zamanda toplumsal aidiyet kazanmasını destekler.
Okul sosyal dünya ile bağlantılı bir yerdir, sadece akademik bilginin öğrenildiği izole edilmiş bir yer değildir.

Öğretmenin Rolü

Öğretmen tüm gelişim alanları hakkında derin bir bilgiye sahiptir. Bu bilgileri doğrultusunda sınıfı düzenler ve her çocuğun öğrenme şeklinin birbirinden farklı olduğunu dikate alarak gerekli düzenlemeleri yapar.

Öğretmen çocuğu, onun hakkında daha fazla bilgi edinmek için gözlemler ve bu gözlemlere dayanarak çocuğun gelişimini, öğrenmesini ve aktif katılımını destekleyen bir çevre yaratır.

Problem çözmeyi destekleyici yaklaşımlar, öğretmenin çocuğun dünyasına adalet ve farkındalık katması; çocukta uyumluluk sağlanmasına yardımcı olur.

Öğretmen gerektiğinde programa dinamik ve destekleyici yaklaşımlar dahil ederek, çocuğun oyun oynamasını, kendini ifade etmesini, farklı deneyimler edinmesini, anlamlandırmasını ve tekrar yaratmasını sağlar.

Çocuk hakkında bilgiyi düzenli gözlemlerle, çocukla kurduğu birebir iletişimle ve en önemlisi de veli katılımıyla elde eder.

Öğretmen hem mesleki anlamda hem de kişisel olarak sürekli gelişir ve değişir.


Temel İlkeleri

Gelişim dinamik bir süreçtir. Basitten karmaşığa doğru ilerler. Bireyin yaşı ilerledikçe farklı deneyimler kazanmaya ve bu deneyimleri çeşitli yollarla bütünleştirmeye başlar.

Her bireyin izlediği tek bir gelişim süreci yoktur. Herkes farklı şekillerde öğrenir ve öğrenmenin birçok değişik yolu vardır.

İnsanların belli bir döneme kadar edindiği deneyimler bir kenara atılamaz ve öğrenmenin sağlanabilmesi için en alt düzeyden en üst düzeye doğru gidilmesi gereklidir.

Gelişim süreci bazen durağan bazen de çok hareketli olabilir. Bu nedenle yetişkin/öğretmen çocuğa olabildiğince destek ve rehberlik sağlamalı, yardım etme ve kendi başına yapmasını cesaretlendirme arasındaki dengeyi iyi kurmalıdır.

Çocukların kendi algılamaları ve deneyimleri, diğer kişiler ve nesneler ile kurdugu ilişkiler sonucunda oluşmaktadır. Bunun oluşabilmesi için de sürekli tekrar gereklidir.

Büyüme uzlaşmayı gerektirir. Kendisiyle uzlaşan birey toplumla da uzlaşmayı öğrenecektir. Bu gelişim için gereklidir.

Sınıf Ortamı

Erken çocukluk eğitimi dil ve yazma, matematik, dramatik oyun, sanat müzik hareket, bilim ve sosyal bilimler olarak ayrılmıştır.

Alan gezileri ve projeler eğitimin vazgeçilmez parçalarıdır. Çocuklar dış dünyayı ancak gözlemleyerek, keşfederek ve deneyerek öğrenebilirler.

Bu alan gezmeleri ve doğayla içiçe olan çocuklar; kendi yeteneklerini tam kapasite kullanma fırsatı elde eder.

Bu alan gezmelerinde çocuklar çevreden buldukları farklı malzemeleri okula getirirler ve okulda bunları farklı yollarla anlatmaya çalışırlar.

Eğitim çocuk odaklıdır ve projeler çocukların ihtiyaç duyduğu konular üstüne yapılır.

Çocuklar birçok şeyi deney yoluyla öğrenir. Okulun içinde çocukların deney yapmaları için oluşturulmuş laboratuvar tarzı odalar vardır.
Sınıf çocukların aktif öğrenmesi, birbirleriyle sürekli etkileşim halinde olması için hem onların yaşına uygun hemde sosyal zekalarını ve yaratıcılıklarını destekleyen bir yerdir.

5,6,7,8 yaşındaki çocuklar için sınıf iyi organize edilmiş, çocukların duyu ve motor gelişimlerini maksimum düzeyde kullanacakları yerdir.

Bu yaklaşımımn en büyük özelliği çocukların sınıflarda su, kil, toprak, boya gibi yaratabilecekleri şeyler ortaya çıkarabilecekleri materyallerin bulunmasıdır.

Bu okullarda metaryal olabildiğince çok olur, çünkü çocuk ne kadar fazla dışardan uyaran alırsa o oranda merakı artar ve öğrendiği şeyleri sembolleştirmesi o derece kolay olur.

Sınıflar çok renklidir

Sınıf ilgi alanlarına bölünür. Geçirgenlik çok yönlü kullanılan masalarla ve hareket eden raflarla sağlanabilir.

Sınıfta anlaşılabilir kurallarla ve iyi tanımlanmış çevreyle çocukların kendilerini organize etmesi sağlanır.

Bunun yanı sıra; hayvan besleme, günlük ev işi, yemek pişirme, tamir etme ve kütüphaneyi kullanma gibi sosyal oyum için sağlanabilecek bölümler sınıfta mevcuttur.
-Görme Duyusu Eğitimi:
· Silindirler
· Özel bloklar
Montessori Programının Eleştirisi


· Hassas Dönemler
Bu yaklaşıma göre çocukların bazı yetenekleri daha kolay kazanabildikleri hassas dönemler bulunmaktadır. Buna göre
öğretmenler;

1. Hassas dönemler olduğunu kabul etmeli
2. Bunları tespit etmeyi öğrenmeli
3. Bu gelişimin en üst düzeyde olmasını sağlamak için uygun ortam hazırlamalıdır.
Montessori'nin önemsediği konulardan biri de
çocukta irade
nin yani özdenetim ya da özdisiplinin gelişmesidir. Ancak disiplin öğretmenin varlığından değil çocuğun; amaçlarını belirleme, kendi kararlarını alma, davranışlarını yönlendirme ve kontrol etme becerisini kazanmasından kaynaklanmaktadır.

Çocuğun kendi iradesiyle kendi davranışlarını yönlendirebilme becerisi için yeterince özgür bir alan sağlanması önemsenirken aynı zamanda çocuğun
sınırlar içinde özgürlükler
inin olduğunun kavranması gerekmektedir. Bu da özdisiplinin bir parçasıdır çocuğun seçim yapmak, istediği materyali kullanma, kendi öğrendiklerini farklı şekillerde kullanabilme, başkalarıyla iletişim kurma ve alanda rahatça hareket edebilme özgürlüğü olmasına rağmen materyalin uygun kullanılması, akranlarıyla hemfikir olduğu yönergelere uygun davranması ve sosyal bütünlüğü, barış ortamını bozan davranışlardan kaçınılması açısından sınırlılıkları da bulunmaktadır.

Bütün bunlar çocuğun bireysel
sorumluluk alabilme becerisi
ni de önemli ölçüde desteklemektedir. Örneğin çocuklardan kullandıktan sonra materyalleri aldıkları şekli ile aynı düzeni koruyarak yerine koymaları ya da sınır temizliğine yardımcı olmaları beklenmektedir
Full transcript