Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

Duygu Davranış Bozukluğu

No description
by

ayse önal

on 21 July 2014

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of Duygu Davranış Bozukluğu

Duygu Davranıs
Bozukluğu

TANIMI
Öğrencide Ortaya Çıkan Duygu ve Davranıs Bozukluğunun Nedenleri
TANILAMA/DEĞERLENDİRME
ÖZELLiKLER
EĞİTİM ORTAMLARI
OKUL KORKUSU
Okul korkusu yaşayan çocuk derslere girmek istemez, karnının ağrıdığını, midesinin bulandığını söyler.
YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLERİN EĞİTİM YASASI(İDEA)`NA GÖRE TANIM
TERİM-1
Aşağıdaki özelliklerden bir ya da birkaçının uzun bir süre performansını olumsuz ölçüde belirgin düzeyde sergileyen durumu ifade eder.
*Zihinsel,duygusal ve sağlık ile ilgili faktörlerde açıklanamayan öğrenme yetersizliği,
*akranlarla ve öğretmenlerle tatmin edici ilişkiler kuramama ve sürdürememe,
*normal koşullar altındaki uygunsuz davranış ve duygular,
*genel kalıcı mutsuzluk ve depresif ruh hali,
*okul ve kişisel problemlerle ilişkili fiziksel belirtiler ve korkular.
TERİM-2
Bu terim şizofreniyi içerir ve bu terim duygusal bozukluğu olduğu belirlenemeyen yalnızca sosyal uyumsuzlukları olan çocuklarda kullanılamaz.
Duygu ve davranış bozukluklarını etkileyen faktörleri;
1-)Biyolojik Faktörler
2-)Aile ile İlgili Faktörler
3-)Okul ile İlgili Faktörler

olmak üzere toplam 3 farklı grupta inceleyebiliriz.
Duygu ve davranış bozuklukları olan çocukların eğitim ortamlarında nasıl değerlendirileceğine dair dünyada görüş birliğine varılmış bir uygulama yoktur. Değerlendirme de yaşanan problemlerin temelde duygu davranış bozukluklarının tanımında yaşanan problemlerle ilişkili olduğunu görmekteyiz. Uzmanların ortak bir tanımda uzlaşma noktasında yaşadıkları sıkıntılar,duygu davranış problemlerinin kültür ile olan ilişkisi, hangi davranışın normal hangisinin normal dışı kabul edileceğine dair objektif değerlendirme yapmanın güçlüğü ve ve problem davranışın gün içerisinde hangi sıklıkla sergilendiğinde sık,hangi sıklıkla sergilendiğinde normal düzeyde olduğuna dair objektif ölçümleme kriteryalarının olmayışı gibi faktörler bu bozukluğun değerlerndirilme sürecini güçleştirmektedir.
Çocuklarda ve gençlerde duygu ve davranış bozuklukları farklı davranış örüntüleri ile sergilendiği için çocukları sahip oldukları problemin türüne göre alt gruba mantıksal görünmektedir.
Genel anlamda yapılan çalışmalarda duygu davranış bozuklukları olan çocukla iki önemli gruba ayrılır.
1.Dışa yönelim bozuklukları ayırmak
2.İçe yönelim bozuklukları

Dışa yönelim bozuklukları
Dışa yönelim bozuklukları sergileyen çocuklar saldırgan,başkalarını rahatsız edici,karşı gelme davranışlarını sıklıkla sergileyen çocuklardır.
REHABİLİTASYON
Ailelerin uyum ve davranış bozuklukları konusunda çok bilinçli ve dikkatli olmaları, böyle bir sorundan şüphelendiklerinde bir uzmana başvurmaktan çekinmemeleri gerekir.
Psikologlar, anne-baba ve çocukla yapılan ayrı ayrı görüşmelerle sorunun sebeplerini tespit ederler.
Çocuğun yaş dönemine, sorunun çeşidine ve şiddetine göre aileye gerekli önerilerde bulunur ve gerek görürlerse çocukla belirli bir süre düzenli olarak görüşerek sorunun ortadan kalkmasını sağlarlar.
Ailelerin de amacı uzmanların amacıyla paralel olmalıdır; amaç, davranış bozukluğunu ortadan kaldırmaya çalışmak değil, bu bozukluğu ortaya çıkaran sebepleri ortadan kaldırmaya çalışmak olmalıdır.
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde alanında uzman pedagog ve özel eğitim öğretmenleriyle davranış bozukluğu gösteren çocuk ve gençlere yönelik eğitim ve öğretim çalışmaları yapılmaktadır.
AMERİKAN ULUSAL AKIL SAĞLIĞI VE ÖZEL EĞİTİM KOALİSYONU TANIMI

İDEA`da kullanılan iki tanıma gelen yoğun eleştiriler nedeniyle bu koalisyon tarafından problemlerden daha arındırılmış farklı bir tanım ortaya atılmıştır.

Duygu ve davranış bozuklukları;yaş, kültür ve etnik normlardan farklılık gösteren, okul proğramlarında akademik, sosyal, mesleki ve kişisel becerileri kapsayan akademik performansı olumsuz etkileyen duygusal ve davranışsal tepkiler ile karakterize edilen bir yetersizliktir.

=Çevredeki stresli olaylara geçici, beklenen bir tepkiden daha fazla olan
=tutarlı olarak en az birisi okul ile ilgili olan iki farklı ortama sergilenen
=duygu ve davranış bozuklukları diğer bozukluklar ile beraber görülebilir.
İKİ TANIMDAN ORTAYA ÇIKAN 8 TEMEL ORTAK NOKTA

Okulda sergilenen duygusal ve davranışsal tepkiler
Problemlerin yaş, kültür ve etnik normlardan farklılık göstermesi
Problemlerin eğitim performansı üzerinde olumsuz etkisinin olması
Problemlerin strese yönelik beklenen ya da geçici bir tepkiden daha fazla olması
Problemlerin okulunda dahil olduğu en az iki farklı ortamda süreklilik göstermesi
Bozukluğun bireysel sağaltmaya rağmen devam etmesi
Bozukluğun diğer yetersizliklerle beraber görülme olasılığı
Tüm duygu ve davranış bozukluklarını içermesi
Davranış bozuklukları çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı, iç çatışmalarını davranışlarına aktarması sonucu ortaya çıkar.Hırçınlık, sinirlilik, saldırganlık, inatçılık, yalan, çalma, küfür gibi davranışlar davranış bozukluklarına girer.bir çocuğun davranışlarının bozukluk sayılabilmesi için bazı ölçütler gerekir.Bu ölçütler;

Yaşa Uygunluk: Her gelişim döneminin kendine özgü davranışları vardır.Bu nedenle çocuğun içinde bulunduğu gelişim döneminin özelliklerini iyi bilmek gerekir.

Yoğunluk: Bir davranışın bozukluk olarak kabul edilmesinde ki ikinci ölçüt yoğunluktur.Örneğin, beş yaş çocuğunda öfke ve huysuzluk doğalken, bu davranış başkasına zarar verme şekline dönüşürse, davranış bozukluğu kategorisine girer.
Süreklilik: Çocuğun belirli bir davranış türünü ısrarlı biçimde ve uzun zaman devam ettirmesidir.

Cinsel Rol Beklentileri: Erkekler kızlara oranla daha saldırgan olmaları beklenirken davranışlarıyla erkeklere benzer saldırgan davranan kızların davranışları normalden sapan davranış grubuna girer.
TANILAMA/DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ
1)Standardize (Tarama) Testler
2)Projektif Ölçüler
3)Davranışların Doğrudan Gözlenmesi ve Ölçülmesi
4)Ekolojik Değerlendirme
1)Tarama Testleri
Duygu ve davranış bozukluğu gösteren çocukların değerlendirilmesinde,tüm engelli gruplarında olduğu gibi dört temel sorunun yanıtı aranmaktadır.
• Kimin yardıma gereksinimi olabilir?
• Kimin gerçekten yardıma gereksinimi var?
• Çocuğun ne tür bir yardıma gereksinimi var?
• Sağlanan yardım etkili mi?

Bu sorulardan ilki tarama süreciyle ilişkilidir. Bu süreçte duygu ve davranış bozukluğu kuşkusu gösteren ya da riski taşıyan çocuklar ayırt edilir. Daha sonra diğer soruların yanıtlanmasına geçilir. Hem anne babaların hem de öğretmenlerin görüşlerinin alındığı testler ile çocuğun sergilediği problemlerin dikkat dağınıklığı, sosyal problemler, somatik problemler, agresif davranışlar gibi alt alanlardan hangilerinde yoğunlaştığını anlamak mümkün olacaktır.
Türkiye’de duygu davranış bozukluklarının belirlenmesinde kullanılan geçerliliği ve güvenirliği en yüksek standardize edilmiş testlerden bazıları;
*Çocuklarda ve Gençlerde Davranış Değerlendirme Ölçeği(6-18 yaş)
*Anne Baba Formu ve Öğretmen Formu *Conners Dereceleme Ölçekleri *Sosyal Beceri Derecelendirme Ölçeği *Gözden Geçirilmiş Davranış Problemleri Kontrol Listesi
2)Projektif Ölçekler
Projektif ölçekler belirgin olmayan uyaranlardan oluşur. Bu mürekkep lekesi gibi bir şekil ya da tamamlanmamış bir hikaye ya da cümle olabilir.Çocuktan Bu şekilleri yorumlaması ya da cümleyi tamamlaması istenir. Burada verilen yanıtın doğru yada yanlış olması gibi bir durum söz konusu değildir. Önemli olan çocuğun davranışlarına ilişkin gerçek bilgileri toplamaktır. Bu ölçekler içerisinde en bilineni Roschach Testi'dir (Mürekkep Lekesi Testi).Yaygın olarak kullanılan diğer bir test Thematik Appercetion Testi'dir (TAT). Bu testte çocuğa bir dizi resim gösterilir ve bunlara ilişkin sorular sorulur.
Projektif testler çocuklardaki duygu ve davranış bozukluklarını tanılama ve değerlendirmede yeterli sonuçlar vermemektedir. Çocukların testlerin uygulandığı ya da görüşmenin yapıldığı ortamlarda bulunduğu tepkiler sınıfta ya da evde bulunduğutepkilerden farklı olabilmektedir. Bunun yanı sıra çocuğun davranışlarının doğrudan değil dolaylı olarak değerlendirilmesi, üstelik değerlendirmenin çocuğun oldukça sınırlı ufak bir grup davranışı üzerinde yapılması sıklıkla eleştiri konusu yapılmaktadır.
3)Davranışların Doğrudan Gözlenmesi ve Ölçülmesi

Son yıllarda duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların değerlendirilmesinde doğrudan ve sürekli ölçümler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemle problem olarak düşünülen davranışları çocuğun gerçek ortamlarda sistematik olarak gözlenmekte ve ayrıntılı bir biçimde kaydedilmektedir. Böylece davranışın hangi sıklıklarla meydana geldiğine, süresine ve yoğunluğuna, davranış öncesinde ve sonrasında hangi olayların yer aldığına ilişkin bilgiler elde edilmektedir. Daha sonra edinilen bu bilgiler çerçevesinde çocuğun durumu değerlendirilmektedir. Eğer çocuğun duygu ve davranış bozukluğu gösterdiği sonucuna varılırsa, yine bu bilgilerin ışığında ne gibi eğitsel önlemlerin alınacağı planlanmaktadır.
4)Ekolojik Değerlendirme
Çocuklarda duygu davranış bozukluklarının değerlendirilmesinde çocuğun problemlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için ekolojik bir değerlendirmenin yürütülmesi büyük önem taşır. Ekolojik değerlendirme,çocuğun içerisinde yaşadığı çevre ile bir bütün olarak görülmesi ve çocuğun davranışlarının çocuğun çevresi ile olan ilişkisindeki rolünün anlaşılması ile gerçekleştirilir.Ekolojik değerlendirme sürecinde anne baba ve çocuğun yaşamında anlamlı yeri olan kişiler ile çocuk hakkında görüşülerek,çocuğun yaşadığı çevre de maruz kaldığı risk faktörlerini en aza indirgeyebilmek için hem çocuğa hem de aileye destek olmak amaçlanır. Sosyo-ekonomik düzeyi çok düşük bir ailede yaşamak,anne baba arasında sürekli çatışmaların yaşandığı mutsuz,sorunlu aile ortamı,çocuğun bakımını üstlenen kişilerden birisinin ağır depresyon gibi psikiyatrik bir bozukluğunun olması ya da madde bağımlısı olması,yaşanılan mahallede ya da yakın çevrede suça karışmış kişi sayısının yüksek olması,ve ailenin önemli sağlık sorunları gibi nedenler yüzünden yüksek stres altında olması akla gelen çocuğun yaşamını olumsuz etkileme olasılığı yüksek olan olumsuz çevresel faktörlerin arasındadır.
Duygu davranış bozukluklarının değerledirilmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan birisi,değerlendirmenin farklı uzmanların bir araya geldiği tarafsız bir ekip tarafından yapılmasının gerekliliğidir. Bu ekipte çocuğun sınıf öğretmeni ,özel eğitim öğretmeni,rehber öğretmen ve okul yöneticileri aktif rol almalı ve her ekip üyesi kendi alanındaki uzmanlık bilgisini çocuğun değerlendirilmesi sürecinde tüm ekiple paylaşmalıdır.
OKUL KORKUSUNUN NEDENLERİ

Başarı kaygısı sonucu görülebilir.
Çocuğunu aşırı bağımlı yetiştiren ailelerin çocuklarında görülür.


OKUL KORKUSU NASIL YENİLEBİLİR?

Çocuk suçlanmamalı, okula gitmesi gerektiği uygun bir dille anlatılmalıdır.
Okula bir süreliğine çocukla birlikte ailesi de gelebilir.
Birkaç günde bu korku geçmiyorsa bir uzmanla görüşülmelidir.
TİKLER

Seyirceler, erkek çocuklarda daha sıklıkla görülen bir gerginlik belirtisidir.

NEDENLERİ
Yeterli sevgi ve ilgi göstermeme
Yetenekleri üzerinde zorlama
Sürekli kardeş ve arkadaşlarıyla kıyaslama
Aşağılama, hor görme
Taklit
Birden yaşanan aşırı korku, coşku, öfke ,acı vb. durumlarda

TİK NASIL ORTADAN KALDIRILABİLİR?

Çocuğun doğal gelişim süreci göz önüne alınmalıdır.
Çocuğun benlik saygısını zedeleyecek davranışlardan kaçınılmalı
Pedagog veya psikiyatristten yardım alınmalı, nedenleri ortaya çıkarılmalı
YALAN
Çocukları yalana iten, çoğunlukla erişkinlerin gerçek karşısında takındıkları çelişkili tutumdur.
NEDENLERİ
Çocuğun aşırı baskı altında tutulması, isteklerini büyüklere sezdirmeden gerçekleştirmek zorunda kalması,
Çocuğa fazla karışılması, çocuğun dünyasına ait her şeyin öğrenilmek istenmesi,
Büyüklerin söylediği yalanlar
Grup içinde statü kaybetme endişesi
İlgi çekmek

YALAN SÖYLEME NASIL ÖNLENEBİLİR?
Yetişkinler çocuğa iyi örnek olmalı
Çocuğa doğruluğun yararları öğretilmeli
Aşırı baskı yapılmamalı, sert tepkilerden kaçınılmalı
ÇALMA
Okul çağında yinelenen çalmalar üzerinde daha önemle durulmalıdır. Çocuk ve aile yönünden nedenler araştırılmalıdır.
ÇOCUK NEDEN HIRSIZLIK YAPAR?
Özgüvenini arttırmak
Çocuğa yeterince harçlık verilmemesi
İlgi çekmek
Mülkiyet kavramının iyi gelişmemiş olması, çevredeki örnekler
İntikam almak
Özdeşleşmek

HIRSIZLIK NASIL ÖNLENEBİLİR?
Mülkiyet kavramının iyice öğretilmesi
Örnek oluşturma
Aile içinde iletişim azsa, güçlendirilmesi
İhtiyaçlarını karşılayacak ölçüde harçlık verilmeli
Etrafta cezbedici eşyalar bırakılmamalı
Çocuğun mutlaka kendisine ait birkaç parça eşyası olmalı
Aşırı tepki gösterilmemeli, fiziksel cevap verilmemeli
Aldığı eşyayı geri vermesi sağlanmalı, kendisi özür dileyerek vermeli
SALDIRGANLIK

Genellikle, erkek çocuklar daha saldırgandırlar. Anlaşmazlıklarını dövüşerek çözme yoluna giderler.
NEDEN SALDIRGAN OLUNUR?
Çocuğa yöneltilen saldırganlıklar
Saldırganlık içeren yayınlar
Saldırganlığın aşırı baskı altına alınmaya çalışılması
Çok gevşek disiplin
Zeka geriliğinin veya psikolojik bir durumun semptomu olabilir.

SALDIRGANLIK NASIL KONTROL EDİLEBİLİR?
Spor ve yarışmalara yönlendirilmeli
Saldırgan davranışlar ödüllendirilmemeli
Fiziksel ceza yerine ben dili kullanılmalı
Anne-baba ve öğretmenler saldırgan tutumdan kaçınmalı
Çocuk sakinleştiğinde, davranışları ile ilgili konuşulmalı
BİPOLAR BOZUKLUK ( MANİK DEPRESİF HASTALIK )
Bütün dünyada her 50 kişiden birini etkileyen dolayısıyla da nisbeten sık görülen bir bozukluktur.
Bipolar bozukluğu olan kişi: sıklıkla duygudurumunda aşırı yükselmelerden (mani) ,çöküşlere (depresyon) ve yine yükselmelere dönüşen ve çoğu zaman aralarda normâl duygudurum dönemleri bulunan dalgalanmalar yaşar. Burada anlatılan tipik bir tablo olmakla birlikte, farklı kişilerde belirtiler büyük farklılıklar gösterebilmektedir. 
KİMLER BİPOLAR BOZUKLUĞA YAKALANIR?
Bipolar bozukluk genellikle ergenlik döneminde veya erişkinlik döneminin başında başlar ve hayat boyu sorun olmaya devam edebilir.
Erkek ve kadınlarda bu bozukluk eşit oranda görülür ve ırk, eğitim, meslek veya gelir düzeyi sebebiyle farklılık göstermez.

BİPOLAR BOZUKLUĞA NE SEBEP OLUR?
Bipolar bozukluk, şeker veya kalp hastalığı gibi tıbbî bir hastalıktır ve kişinin beynini, dolayısıyla da duygu durumunu etkilemektedir.
Bipolar bozukluğun sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar, beyinde duygu durumun normal düzeyde kalmasını etkileyen bazı anormallikler olduğunu göstermiştir. 
Bipolar bozukluk ailelerde nesiller boyu görülme eğilimi göstermektedir ve bipolar bozukluğun birçok vak’ada kalıtım yoluyla geçtiği düşünülmektedir.
Bipolar bozukluğu olan kişilerin 2/3den fazlasının bu bozukluğu veya depresyonu olan en az bir yakın akrabası vardır.
Alkol ve madde kullanım bozukluğu da tanı konmamış bir duygu durum bozukluğunun alameti olabilir. Bu da genetik faktörlerin önemli olduğunu düşündürmektedir.
Fakat yine de, bu hastalığa sahip bireylerin çocuklarında hangi oranda görüleceği bilinmemektedir.Sorumlu olan genler henüz tam olarak tesbit edilememiştir.
Mani: Doktorların anormâl olarak yükselmiş veya “taşkın” duygu durumu târif etmek için kullandıkları terimdir.Mani belirtileri her bireyde farklı olabilir.

HİPOMANİ:Bir manik dönemin erken evrelerinde küçük veya hafif duygudurum yükselmeleri yaşayabilir ve son derece aktif olmalarına yol açan enerji artışı hissedebilirler.

BİPOLAR BOZUKLUĞUN BELİRTİLERİ NELERDİR?
. Çok enerjik olma, 
. Kolayca sinirlenme,
. Çok az uykunun yeterli olması,
. Her zamankinden ve herkesten daha önemli olduğunu hissetme,
. Zihnin yeni ve heyecan verici fikirlerle dolu olması,
. Daha konuşkan olma,
. Aşırı para harcama,
. Kişiliğine özgü olmayan davranışlarda bulunma
DEPRESYON:Bipolar bozuklukta depresif duygudurum herkesin hemen her gün yaşayabileceği üzgün ve isteksiz olma hâlinden farklıdır.
Bipolar depresyonda, depresif duygular olağan üzüntüden daha ağırdır; daha uzun süre devam eder ve kişinin günlük faâliyetlerini yerine getirmesini zorlaştırır. 
En sık görülen depresyon belirtilerinden bazıları şunlardır:
. Uyuyamama veya aşırı uyuma,
. Suçluluk duygusu,
. Enerji azalması,
. Zevk alma veya ilgi kaybı,
. Dikkatini toplamakta güçlük
. Huzursuzluk veya ajitasyon,
. İştahta artma veya azalma biçiminde değişiklik,
. Ölüm veya intihar düşünceleri.
Hastalar geleceğe ilişkin son derecede olumsuz düşüncelere sahip olabilirler.
Bipolar depresyon sırasında intihar ve ölüm düşünceleri de sık görülür; bipolar bozukluğu olan kişilerin yaklaşık %25-50’si en az bir kere intihar girişiminde bulunmaktadır.
KARMA DÖNEMLER NEDİR?
Karma dönemler, bir kişide aynı zamanda ortaya çıkan mani ve depresyon belirtileri bileşimini tanımlamak için kullanılan bir terimdir.
Örneğin, bir karma dönem çoğu zaman gerginlik ve huzursuzluk, kaygı, diken üstünde olmak, fikir uçuşmaları, itkisellikte (fevrîce davranışlarda) artış, çökkün veya isteksiz duygudurum ve intihar düşüncelerini içerir.
Bir karma dönem sırasında bir manik dönemde olduğu gibi kendisini coşkulu veya huzursuz hissedebilir; ancak, aynı zamanda, kendisini gücü her şeye yeten biri gibi değil, aşırı hassas ve çökkün de hissedebilir. 
BU BOZUKLUK ZAMAN İÇİNDE NASIL GELİŞİR?
Mani ve depresyon dönemlerinin süresi ve sayısı her kişide farklılık gösterebilmektedir. Mani ve depresyon dönemleri birkaç gün sürebileceği gibi, aylarca da devam edebilir.
Zamanla dönemler sıklaşır; bu sebeple de, bozukluğun süresi uzadıkça dönemler arasındaki süre kısalmaktadır.
Bipolar bozukluğu olan kişilerin çoğu hayatları boyunca yaklaşık 8-10 mani ve depresyon dönemi yaşamaktadır, ancak bâzı kişiler daha sık hastalık dönemi yaşayabilmektedir.On iki aylık bir dönem içinde dört veya daha fazla dönem yaşayan kişilerin “hızlı döngülü” bipolar bozukluğu olduğu söylenir.
Bu davranışların örnekleri
Okuldan kaçma,yalan söyleme,kavga etme,başkalarına acımasızca davranma,hile yapma ve başkalarının mallarına,eşyalarına zarar vermektir.

İçe yönelim bozuklukları
İçe yönelim bozukları sergileyen çocuklar içe kapanma,depresyon,kaygı ve takıntılı düşünce ya da davranışlar gibi problemleri ile ön plana çıkan çocuklardır.
Dışa yönelim ve içe yönelim bozukluklarını incelerken en önemli noktalardan bir diğeri ise her iki bozukluk alt tipleri arasında geçişlik olabilir.

Bilişsel ve akademik özellikleri
Araştırmalarda duygu davranış bozukluğu gösteren çocukların %50'den fazlasının öğrenme güçlüğü sergilediği gösterilmiştir.
pek çok araştırmacı antisosyal davranışları olan çocukların orta dereceden ağır dereceye kadar değişen oranda akademik problemler sergilediklerini belirleyerek akademik problemlerin duygu davranış bozuklukları olan çocuklar arasında yaygınlığa dikkat çekmiştir.
Uyum Sorunu
Duygusal Uyum Güçlüğü: Sağlık durumu, zihinsel ve duyusal faktörlerle açıklanamayan; bireyin kendisi ve çevresiyle dengeli, doyurucu ilişki kurma ve sürdürmede güçlük çekme, genel bir mutsuzluk ve depresyon hâli, bireysel veya okul problemleriyle ilgili korku, tırnak yeme, parmak emme ve benzeri fiziksel belirtilerden bir veya birden fazlasının uzun süreli olarak ortaya çıkması nedeniyle eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur.
Sosyal Uyum Güçlüğü: Madde bağımlılığı, yetersiz beslenme, göç, suç işleme, suça yönelme, çalışma, ihmâl, istismar ve terk edilme gibi riskli hayat şartlarından dolayı bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesine denir.
Özellikleri
Sosyal, duygusal, iletişimde uyum güçlükleri gözlenir. 
Dikkat dağınıklığı, okul başarısı ve arkadaş ilişkilerinde problemler sıklıkla ortaya çıkar. 
Suça yönelme ve aşırı risk alma özellikleri gösterebilirler.
İçe dönüklük, sosyal ilişkilerde zayıflık veya aşırılıklar gözlenebilir.

Kimi bireylerde yetişme koşullarından, olumsuz aile tutumlarından (aşırı koruyuculuk, ilgisizlik, şiddet v.b.) maddi yetersizliklerden, sosyal, kültürel olanaksızlıklardan dolayı bu farklılıklar daha ileri düzeyde görülerek, olumsuz davranış örüntüleri şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Bireye bu olumsuz davranışları öğreten yukarıda sayılan süreçler dikkate alınmadan bakıldığında ve değerlendirildiğinde de bu bireyler duygusal ve davranış bozukluğu gösteren birey olarak görülmektedir.
KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ

Kaynaştırma yoluyla eğitim; özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, destek eğitim hizmetleri de sağlanarak yetersizliği olmayan akranları ile birlikte resmî ve özel; okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan özel eğitim uygulamalarıdır. 
Amacı: Çocuğu normal hale getirmek değil,onun ilgi ve yeteneklerini en iyi şekilde kullanmasını sağlamak ve toplum içinde yaşayabilmesini kolaylaştırmaktır.

KAYNAŞTIRMA UYGULAMALARI

Tam zamanlı kaynaştırma
Yarı zamanlı kaynaştırma
Tersine Kaynaştırma
Kaynaştırma öğrencisi olan bir okulda neler yapılmalıdır?
Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin takip ettikleri programlar temel alınarak eğitim performansı ve ihtiyaçları doğrultusunda BEP hazırlanır.
Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamaları yapılan okul ve kurumlarda öğrencinin yetersizliğine uygun fiziksel, sosyal, psikolojik ortam düzenlemeleri yapılır. Bu okul ve kurumlarda öğrenciye verilen eğitim hizmetlerinin etkin bir biçimde yürütülebilmesi amacıyla özel araç-gereç ile eğitim materyalleri sağlanır ve destek eğitim odası açılır.
  Özel eğitim okul ve kurumlarına devam eden öğrencilerin, yetersizliği olmayan akranlarının devam ettiği okul ve kurumlarda bazı derslere ve sosyal etkinliklere katılması için gerekli tedbirler alınır.
 Kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden öğrencilerin bulunduğu ilköğretim okullarında bu öğrencileri örgün eğitime hazırlamak amacıyla gerektiğinde hazırlık sınıfları açılabilir.
 Okul öncesi dönemde özel eğitim hizmetleri
37-72 ay arasındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin okul öncesi eğitimi zorunludur. Ancak, bireylerin gelişim ve bireysel özellikleri dikkate alınarak okul öncesi eğitim dönemi süresi bir yıl daha uzatılabilir.
Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin okul öncesi eğitimlerini, öncelikle okul öncesi eğitim kurumlarında kaynaştırma uygulamaları kapsamında sürdürmeleri önerilmektedir

 İlköğretimde özel eğitim hizmetleri
Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler ilköğretimlerini, öncelikle kaynaştırma uygulamaları yoluyla akranları ile bir arada sürdürebilecekleri gibi özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için açılan ilköğretim okullarında da sürdürebilirler.
İlköğretim programlarının amaçlarını gerçekleştirecek durumda olmayan bireyler ise eğitimlerini, gelişim alanlarındaki performans düzeylerine göre hazırlanmış eğitim programlarının uygulandığı özel eğitim okul ve kurumlarında sürdürürler.
İlköğretim okullarını bitiren öğrenciler genel, mesleki ve teknik ortaöğretim okullarına yönlendirilirler.
  İlköğretim programlarına denk olmayan eğitim programlarını tamamlayan özel eğitime ihtiyacı olan öğrenciler ise özelliklerine uygun okul ve kurumlara yönlendirilirler.
Bunların dışında çeşitli nedenlerle ilköğretimlerini tamamlayamayan, zorunlu öğrenim çağı dışına çıkan bireyler Millî Eğitim Bakanlığı Açık İlköğretim Okulunda eğitimlerini sürdürebilirler.
Ortaöğretimde özel eğitim hizmetleri
Özel eğitime ihtiyacı olan bireyler ortaöğretimlerini, öncelikle kaynaştırma uygulamaları yoluyla akranları ile bir arada genel ve mesleki ortaöğretim kurumlarında sürdürebilecekleri gibi özel eğitime ihtiyacı olan bireyler için açılan ortaöğretim kurumlarında da sürdürebilirler.
Merkezî sınavla öğrenci almayan genel, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına yönlendirme kararı alınan kaynaştırma öğrencisinin, ilgili birimlerle yapılacak iş birliği çerçevesinde ikamet adresine göre yakın yatılı okulların olanakları da değerlendirilerek yatılı okulların pansiyonlarına Bakanlıkça sınavsız yerleştirilirler.

Yüksek öğretimde özel eğitim hizmetleri
Ortaöğretimlerini tamamlayan kaynaştırma öğrencileri; RAM’lar, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yürütme komisyonu veya rehberlik ve psikolojik danışma servisi tarafından yüksek öğretime yönlendirilirler.
Yüksek öğretime giriş sınavlarında ve değerlendirmede bu bireylerin yetersizlik türü ve özelliklerine uygun düzenlemeler yapılması konularında ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapılmalıdır.
 
Yaygın eğitimde özel eğitim hizmetleri
Yaygın eğitim hizmetleri; bireylerin temel yaşam becerilerini geliştirmek, öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak, onları işe ve mesleğe hazırlamak amacına yönelik programların hazırlanması ve uygulanması biçiminde yürütülür.
DESTEK EĞİTİM ODASI
Okul ve kurumlarda, kaynaştırma eğitimine dahil özel eğitime ihtiyacı olan öğrenciler ile üstün yetenekli öğrenciler için özel araç-gereçler ile eğitim materyalleri sağlanarak özel eğitim desteği verilmesi amacıyla destek eğitim odası açılmalıdır.
Destek eğitim odaları, özel eğitim hizmetleri kurulunun önerisi doğrultusunda millî eğitim müdürlükleri tarafından açılır.
Destek eğitim alacak öğrenci sayısına göre okulda veya kurumda birden fazla destek eğitim odası açılabilir.
Bu odada yürütülecek eğitim hizmetlerinin planlaması okul yönetimince yapılır.
Destek eğitim odasında eğitim alacak öğrenciler, BEP geliştirme biriminin önerileri doğrultusunda rehberlik ve danışma hizmetleri yürütme komisyonunca belirlenir ve her öğrencinin ihtiyacı doğrultusunda ve azami ölçüde bu eğitimden yararlanması sağlanır.
Öğrencinin destek eğitim odasında alacağı haftalık ders saati, haftalık toplam ders saatinin %40’ını aşmayacak şekilde planlanmalıdır.
Öğrencinin genel başarı değerlendirmesinde, destek eğitim odasında yapılan değerlendirme sonuçları da dikkate alınmalıdır.
Destek eğitim odalarında özel eğitim öğretmenleri,sınıf öğretmenleri ve alan öğretmenleri görev yaparlar.Görev yapan öğretmenler ek ders ücretlerini %25 fazlasıyla alırlar.
BEP Hazırlama
Duygu davranış bozukluğu olan öğrencilerde bireysel eğitim programı (BEP) hazırlanırken göz önünde bulundurulması gerekenler; iletişim özellikleri ve sosyal-duygusal hazır bulunuşluk düzeyidir.
Öğrencilerin başarılarını değerlendirilmesinde kullanılacak yöntem, teknik, ölçme araçları değerlendirme süresi ve değerlendirme aralıkları BEP geliştirme biriminin görüş ve önerileri doğrultusunda belirlenir.
Aile çocuğu için bireysel eğitim programında çalışmalara etkin bir şekilde katılmalı, gerektiğinde araç-gereç desteği sağlamalıdır.
BEP hazırlamak, bir yük olmaktan öte öğretmene, öğrenciye, aileye bir rehber olup, işlevleri bakımından özel eğitimin vazgeçilmez bir unsurudur. Hazırlanması zor görünse de son derece kolay, her eğitimcinin hazırlayabileceği basit nitelikte olduğu unutulmamalıdır.
ETKİLİ BEP İÇİN ÖNERİLER
Öğrenci hakkında gelen bütün evraklar okunmalıdır.
Varsa sizden önceki öğretmeninden bilgi alınmalıdır.
Çocuğun ailesinin çocuğu nasıl değerlendirdiği ve çocuktan beklentileri öğrenmelidir.
Çocuğun performansına göre amaç ve davranışlar belirlenmelidir.
Amaç ve davranışların çocuğun başarabileceği ve hayatında kullanabileceği beceriler olmasına dikkat edilmelidir.
Planlama yaparken sık tekrar ilkesi unutulmamalıdır.
Sıkı bir öğretmen veli işbirliği sağlanmalıdır.
Aralıklı değerlendirmeler yaparak programa yön verilmelidir.
Öğretmene Öneriler
Çocuktan beklenen davranışlar açıklanmalıdır.
Öğretmen beklentilerini çocuğa iletirken açık ve sakin olmalıdır.
Öğrenci davranışları uygun ve tutarlı sonuçları olması sağlanmalıdır.
Uygun davranışlar hemen görülmeli ve pekiştirilmelidir.
Öğretmen çocuğun davranışına ve akademik performansına ilişkin gerçekçi beklentilere sahip olmalıdır.
Öğrenci başarılı olma duygusunu yaşayabilmeli ve başarısıyla övünmesini bilmelidir.
Öğretmen çocuğun duygularını ve onda uyumsuz davranışlara neden olacak çevre koşullarını iyi bilmelidir. Gerekirse değiştirmeye çalışılmalıdır.
Sınıfta sevgi ve güven ortamı hakim olmalıdır
Kendilerini güvende hissettikleri ortamda çocukların uygun davranışlar geliştirmesi daha kolay olacaktır.
Gerektiğinde sınıftaki öğrencilerin uygunsuz davranışları için uzman görüşüne başvurmalı uzmanla işbirliği yolları aranmalıdır.
BİYOLOJİK FAKTÖRLER
Duygu ve davranış bozukluklarının ortaya çıkmasında genetik faktörlerinin rolü ile ilgili bilimsel kanıtlar özellikle kaygı bozuklukları,şizofreni,depresyon,karşı gelme bozukluğu gibi ağır duygu davranış bozukluklarında yoğunlaşmaktadır.
Şizofrenide görülen yoğun halüsinasyon(olmayan görüntüleri görme) ve delüzyonların(olmayan sesleri duyma) ilaç tedavisi ile kontrol altına alınabilmesi bu görüşü destekleyen önemli bulgular arasındadır. Bu bulgularla tutarlı olarak araştırmalar depresyon tanısı alan çocukların %20`si ile %60`ının ebeveynlerinden en az birisinin depresyon tanısı aldığını göstermiştir.
Gebelik sırasında anne karnında alkol alımına maruz kalan çocukların duygu davranış bozuklukları sergileme olasılığının da anne karnında alkole maruz kalmayan çocuklara oranla daha yüksek olduğu yapılan araştırmalarda gösterilmiştir
Tam Zamanlı Kaynaştırma:
Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencinin kaydı normal sınıftadır; öğrenci tam gün boyunca normal sınıfta eğitim almaktadır. Yetersizliği olmayan akranlarıyla aynı programı takip eder.Bir sınıfa en fazla iki özel eğitim öğrencisi verilebilir.Kayıt şartı ağır düzeyde yetersizliği olmamaktır.

Yarı Zamanlı Kaynaştırma:
Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencinin kaydı özel sınıftadır; özel eğitim sınıfı öğrencisi başarılı olabileceği derslerde normal sınıfta eğitim almaktadır.
Özel eğitim sınıflarının mevcudu okul öncesinde ve ilköğretim seviyesinde 10 kişi,ortaöğretim ve yaygın eğitim seviyesinde 15 kişi olmalıdır.

Tersine Kaynaştırma:
Yetersizlikleri olmayan bireyler istekleri doğrultusunda çevrelerindeki kaynaştırma eğitimi veren özel eğitim okul ve sınıflarına kayıt yaptırabilirler.
Sınıf mevcutları 5’i özel eğitime ihtiyacı olan öğrenciler olacak şekilde düzenlenir.
Eğitimciler olarak bilmemiz gereken en önemli noktalarda birisi şuan ki bilgilerimiz ışığında herhangi bir duygu davranış bozukluğunun nedeninin nadiren yalnızca biyolojik faktörlerle açıklanabildiğidir. Bir diğer önemli nokta ise duygu davranış bozukluklarının kısmen yada tamamen biyolojik faktörlerle açıklandığı durumlarda dahi hedeflenen iyileşmede sadece ilaç tedavisinin yetersiz kaldığıdır.
Bu noktada eğitimcilere düşen görev çocuğun tedavisinde kritik rolü olan uygun sosyal becerilerin cocuğa öğretilip olumlu sosyal ve akademik performansın desteklediği psikososyal sağaltımların uygulanmasında gereken rolü üstlenmek ve çocuğa ihtiyacı olan sosyal, duygusal ve akademik desteği vermektedir.
AİLE İLE İLGİLİ FAKTÖRLER
Olumlu ebeveyn çocuk ilişkileri çocukların sağlıklı psikolojik gelişimleri açısından çok önemlidir. Çocukların olumsuz davranışları ile ılımlı, sevgi dolu bir yaklaşımla başa çıkan, çocuğa olumsuz davranış yerine alternatifi olan olumlu davranışı öğreten ve destekleyen, uygun sosyal becerileri çocuğun kazanması için model olan, çocuğun okul başarısı ile ilgilenip ona destek olan, ilgili sevgi dolu anne babalar çocuklarda olumlu sosyal duygusal gelişimi desteklemektedir.
Walker ve Golly anti sosyal davranışların gelişmesinde aile ile ilgili risk faktörlerini ailenin çocuğun yaşamını yeterince denetlememesi, disiplin eksikliği yada ağır cezalandırıcı disiplin anlayışı, çocuğun yaşamına ilgisizlik, işsizlik, alkol ya da madde bağımlılığı, aile içi şiddet ve çocuk suistimali olarak belirlemiştir.
Kazdin ise aile ile ilgili risk faktörlerini ebevetnlerdeki psikopotoloji ve suç davranışları, ebeveyn çocuk etkileşimi, dağılmış aileler ve evlilik problemleri, ailenin büyüklüğü ve çocuğun doğum sırası ve son olarak da ailenin sosyal sınıfı olarak özetlemiştir.
OKUL İLE İLGİLİ FAKTÖRLER
Okul, çocukların vakitlerinin çok büyük bir kısmını geçirdikleri, akranları ve öğretmenleri ile olan sosyal ilişkilerin çocukların kişilik gelişimini belirgin ölçüde şekillendirdiği ve bu nedenlerden dolayı da duygu davranış bozukluklarının ortaya çıkışı ve devamında da en dikkatle incelenmesi gereken ortamlar arasında yer almaktadır.
Çocuğu akademik başarısızlığa iten etkisiz öğretim yöntemleri, açık bir biçimde ifade edilmeyen okul kuralları, uygunsuz davranışa yönelik tutarsız bir biçimde uygulanan cezalandırıcı disiplin teknikleri, öğretmenin uygun sosyal ve akademik davranışı yeterince pekiştirmemesi, farklı öğretimsel ihtiyaçları olan çocukların var olan davranış problemlerini arttıran önde gelen nedenler arasında kabul edilmektedir.
Tüm bu bulgular öğretmenlerin özellikle sınıf yönetimi konusunda bilgili olmalarının, duygu davranış problemlerini sergileyen çocukların sosyal başarılarının arttırılıp okula uyumlarının sağlanmasında çok önemli olduğuna işaret etmektedir.
Öte yandan, duygu davranış problemleri olan çocuklarda akademik başarıyı desteklemek için öğretmenlerin farklı akademik alanlardaki öğretimsel yöntemler ve bireyselleştirilmiş eğitim planlama konusunda da donanımlı olmaları bu çocukların bireysel akademik ihtiyaçlarına cevap verebilmeleri açısından önem kazanmaktadırlar.
YAYGINLIK
Yaygınlık bir popülasyonda X bozukluğunun kaç kişide görüldüğünü ifade eder. Daha çok yüzdelik şeklinde gösterilen yaygınlığın hesaplanması X bozukluğuna sahip kişi sayısının o popülasyondaki toplam kişi sayısına bölünmesiyle ifade edilir.
Duygu davranış bozuklukları sergiledikleri kabul edilen çocukların profilleri dolayısıyla da bozukluğun yaygınlığına dair elde edilen veriler pek çok kültürde farklılık göstermektedir. Kültürler arasında görülen bu farklılıklar normal olmadığı kabul edilen duygu ve davranışların bir gözlemci tarafından kolayca ayırt edilebilecek objektif bir olgı olmamasından kaynaklanmaktadır.
Duygu davranış bozukluklarının yaygınlığı üzerine yapılan araştırmalardan elde edilen bulgular ABD’de genellikle %3 ila %7 arasında değişmektedir. Ancak araştırma sonuçları sadece yıkıcı davranış ve karşı gelme bozukluğu sergileyen çocuklara dayandırıldığında yaygınlık rakamları %2 ila %10 arasında çıkmaktadır. Yıkıcı davranış bozukluklarının erkek çocuklarda görülme oranı kız çocuklara oranla 1/3 oranında daha fazladır.
Dinlediğiniz İçin Teşekkür Ederiz :)
EVDE EĞİTİM HİZMETİ

Okul öncesi,ilkokul,ortaokul ve lise çağındaki özel eğitime ihtiyacı olan bireylerden eğitim ve öğretim kurumlarınan doğrudan yararlanamayacak durumda olanlara evde eğitim hizmeti verilir.
Evde eğitim süreci birey,aile ve öğretmenin iş birliği ile planlanır.
Bireyin evde eğitim almasını gerektiren durum ortadan kalktığında bu hizmet sona erdirilir.
Bu hizmetler gezerek özel eğitim görevi yapan öğretmen tarafından sürdürülür.
Full transcript