Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

estetiğin temel sorunlarına yaklaşımlar

No description
by

berkin coşkun

on 13 March 2013

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of estetiğin temel sorunlarına yaklaşımlar

SANAT FELSEFESİ
ESTETİĞİN TEMEL SORUNLARINA YAKLAŞIMLAR ESTETİĞİN TEMEL SORUNLARINA YAKLAŞIMLAR Öznel Yaklaşım: 1. Estetik Yargıların Yapısı Bu yaklaşım bireye ve kişiliğe değer verir. Bu yaklışımı benimseyenler sanatçıların yeni idealler ve güzellikler yaratan kişiler olduğunu ileri sürerler.”Sanat için sanat” görüşü bu yaklaşım içinde ele alınabilir. Estetiğin temel sorunlarına, özellikle de sanattaki güzelliğe yönelen yaklaşımlar, nesnel ve öznel yaklaşımlar olarak sınıflanabilir. Bu yaklaşıma göre sanat ve toplum arasında sıkı bir ilişki vardır.Bundan dolayı sanat, yalnızca sanatçının kendi ruhundan değil bir dönemin bir ulusun toplumsal yaşam ve zevklerinden ilham alır.”Toplum için sanat” görüşü bu yaklaşım içine girer. Nesnel Yaklaşım: Yargı, var olan ve olmayan doğru veya yanlış olan şeyler üzerinde ileri sürülen ifadelerdir. Felsefe tarihinde Aristotales ve Kant, yargının üzerinde en çok duran düşünürlerdir. Yargıları birçok şekilde sınıflandırmak mümkündür. Ama burada incelediğimiz konu bakımından yargıları bilgisel (cognitive) ve estetik yargılar olarak ikiye ayırabiliriz. Bilgisel yargılar, doğru-yanlış mantığına göre incelenebilecek objektif yargılardır. Oysa estetik yargılar subjektiftir ve doğru-yanlış mantığı ile değerlendirilemez. Felsefe tarihinde I. Kant ve L. Wittgenstein, estetik yargıların mantığını kurmaya çalışmışlardır. Daha doğrusu estetik bilimini, bir estetik yargılar mantığı olarak geliştirmişlerdir. Estetik yargılar bilgiler gibi kavramlara değil insanların duygularına bağlıdır ve mantıksal kurallara bağlanamaz. O, insanların duyarlık, zihin ve hayalgüçlerinin özgür ve uyumlu bir oyunu içinde ortaya çıkar. Estetik yargı, bir ahlâk veya bilgi yargısı değildir. Onlar gibi objektif değil; haz duyma ve duymamaya dayandığı için subjektiftir. Estetik yargı, çıkar elde etmeye, kullanmamaya yönelik değil, sadece seyredip beğenmeye bağlıdır. Estetik yargıları daha iyi anlayabilmek için, kısaca onun özelliklerine bakmak gerekir.

Estetik yargılar bireyseldir. Herkes beğenisini hür olarak değerlendirip ifade eder. Bu beğeni, kişinin duygularına bağlıdır ve tamamen özeldir. Estetik yargılar zorunludur. Bu zorunluluk ortak estetik duygudan gelir. Güzelin dünyası hoş dediğimiz alandadır. Hoşluktan dolayı duyulan haz tamamen keyfi ve kişinin kendisi için olduğu halde, güzelden dolayı duyulan haz başkalarında da bulunur ve zorunlu bir hoşlanmadır. Bu haz bütün insanlarda olması gereken birey-üstü bir hazdır. Estetik yargılar relatiftir. Bir taraftan estetik yargıları bireysel ve keyfi olarak kabul edip diğer taraftan da onu birey-üstü, zorunlu ve genel geçer yargılar olarak anlattık. Burada birbiri ile uzlaşmaz gibi görünen iki fikir ifade edilmiş gibi görünüyor (antonimia). Oysa estetik yargılar dünyasında relatif geçerlik olduğuna dikkat edersek, yukarıdaki zıt fikirler kendi boyutlarıyla kendi yerlerine otururlar. Estetik yargılarla ilgili olarak iki tavır söz konusudur.
Bir grup düşünür, estetik yargının kişiselliğini vurgulayarak ortak estetik yargıları reddetmektedir.
Başka bir grup düşünür ise ortak estetik yargıların varlığını kabul etmektedir. 2. Ortak Estetik Yargılarını
Olup Olmadığı Her insanın kendine göre bir beğenisi vardır. Tüm insanlarda beğeninin ölçüsü olabilecek bir kural, bir ilke yoktur. Her beğeni aynı derecede geçerlidir. Biri sanat müziğini beğenirken, başkası pop müziğini beğenebilmektedir.
Her sanat eseri, sanatçının kendi öz benliğinden kaynaklandığı için, sanatçının ruhunda oluşanestetik beğeni hakkında herkesin kabul edeceği genel geçer yargılara varılamaz. Bireyler, sanatçıların eserlerinden kendi ruhsal yapılarına göre farklı izlenimler alırlar ve farklı senteze ulaşırlar. Bu görüşün önemli temsilcisi Croce’dir. a. Ortak Estetik Yargıların Varlığını Reddedenler Benedetto Croce 25 Şubat 1866’da İtalya’da doğdu. On yaşından sonra sert bir Katolik eğitimine tabu tutulur, on yedi şayında iken Ischia’da meydana gelen yer sarsıntısında annesini, babasını ve kardeşlerini kaybeder ve hayatta yapayalnız kalan B. Croce, amcasının yanına Roma’ya gider. 1886’dan sonra Roma ve Napoli Üniversitelerinde ilkin edebiyat ve tarih, sonra da felsefe eğitimi görür. Almanya’ya, İspanya’ya, Fransa’ya geziler yapar ve 1900’den sonra Napoli’ye yerleşir. Bir süre sonra Napoli Üniversitesine profesör olur. 1903’ten itibaren ünlü “La Critica” dergisini çıkarır.1910’da İtalyan Paralmentosuna senatör olur. İkinci Dünya Savaşı sırasında faşistler tarafından Sorrento’da interne edilir.ingilizler tarafından İtalya çıkartması sırasında kurtarılır. 1944’te Devlet Bakanı olur, İtalya Liberal Partisi şefliğini yapar, 1947’de Napoli’de kendi evinin, Piano Nobile’nin geniş salonlarında “İtalyan Tarih Araştırmaları Enstitüsü” kurar ve bu enstitü 50.000 ciltlik bir kitaplığı içine alır. Yaşamının son günlerine kadar B. Croce bu kitaplıkta çalışır.1952’de Napoli’de ölür. Benedetto Croce
YAZI HAYATI
On altı yaşında “Il primo passo” adlı, Virgilius ve Dante üzerine dört makale yayınlar. 1883-87’de “Juvenilia”, “1799 Napoli İhtilali”, “XVIII. Yüzyıldan Hikayeler ve Çehreler”, “Tarihi Meraklar” ve 1889-90’da “Napoli Tiyatroları” adlı eserlerini yayınlar. 1890 yılında Vico’nun “Yeni Bilim” adlı eserini okur; bir yandan bu eserin eütkisi ile bir yandan da De Sanctis’in yazılarının etkisi ile Alman estetik’ini incelemeye geçer ve bu inceleme sonunda B. Croce için yeni bir problem alanı doğar: Tarih problemi ile sanat problemini bir birine bağlamak. 1893 yılında bu düşüncesini “Genel Sanat Kavramkına İndirgenmiş Tarih” adlı eserinde somutlaştırır. Bu, B. Croce’nin söylediği gibi, “Kendi kendinin objektivleşmesi”dir. Tarih ve sanat problemlerinin birbirine bağlanması, Croce felsefesi için temel noktalardan biri olup, bu onun felsefe sisteminin ana çizgilerinden biri olur. Ve 1898’de Estetik’inin planını, yine bu düşünce yönünde yapar. Bir yıl sonra da adı geçen eserini, bu plana göre yazmaya başlar. Ancak, 1902’de Estetik, şöyle bir başlık altında yayınlanır: “İfade Bilimi ve Genel Lingüistik Olarak Estetik”. Aynı yıl “La Critica” adlı dergiyi yayınlamaya başlar. “Estetik”, B. Croce’yi problenlere ve yeni eserlere götüren bir köprü görevi görür. B. Croce’nin ereği, sağlam bir sisteme varmaktır. Böyle bir sistem yolunda yaptığı çalışmaları, 1903-1910 yılları arasında “Tin Felsefesi” etrafında çarkeder. 1905’de “Lojik”inin ilk planı ortaya çıkar: “Salt Kavram Bilimi Olarak Bir Mantığın Temel Çizgileri”. 1906’da Hegel üzerine bir kitabı, 1907’de ahlak felsefesi ile ilgili bir kitabı yayınlanır: “Hukuk Felsefesinin Ekonomiye İndirgenmesi” ve bir yıl sonra da aynı yönelge içinde “Ekonomi ve Ethik Olarak Pratik Felsefe” adlı eserini yayınlar. 1910’da “Salt Kavram Olarak mantık Çıkar. Bu anlayışa göre güzellik, bütün nesnelerde farklı derecelerde bulunmaktadır; bu bireyin kişisel deneyimlerinden, alışkanlıklarından, tercihlerinden bağımsız olarak vardır.
Örneğin Selimiye Camisi, dünyada hiçbir insan kalmasa da yine güzellik değerini taşıyacaktır. b. Ortak Estetik Yargıların Varlığını Kabul Edenler Platon: Güzel, bir idea olarak gerçekten vardır. İdealar, diğer özellikleri yanında kendinden güzeldir. Asıl güzellik, hiçbir zaman değişmeyen gerçeklik olan güzellik ideasıdır. Akıl sahibi her varlık için güzel ideası ortaktır. Çünkü o akılla kavranır.
 Aristoteles: Güzellik, uyum, oran ve ölçülülüğün kaynaştığı bütündür.  Hegel: Güzellik, Mutlak ruhun duyulur nesnelerde görünür hale gelmesidir.  Kant: Güzellik, nesnenin taşıdığı bir değerdir. İnsanlar hoşlarına giden ya da gitmeyen bir şeyi duygularına göre değerlendirirler. Estetik yargı beğeni duygusuna dayanır. Ona göre bu beğeni duygusu her insanda bulunan ortak beğeniyle açıklanır.
Kant’a göre bir insan sanat eseri karşısında, “Bu güzeldir” derken, diğer insanların da onu güzel bulmasını ister. “Bir şiire güzel diyorsam, herkesin onu güzel bulmasını beklerim” der. Güzel beğenisi, çıkarsız bir hazdır. İnsanlar çıkar gözetmeden bir nesneye yöneldiğinde aynı güzelliği görecektir. BERKİN COŞKUN
(286)

EMRE KARATEPELİ
(282) İzlediğiniz için Teşekkürler... Estetik yargılar subjektiftir. Renkler, şekiller, sesler kişiler tarafından farklı değerlendirilmiştir. Hoşa gitme ve güzel bulma olayları mantıksal yargılar gibi değerlendirilemez. Kimse kendinin güzel bulduğunu başkalarının da güzel bulmasını bekleyemez. Çünkü bu yargıların subjektif (kişiye has) olduğu baştan kabul edilir. Ancak burada bir yargı anarşisine de düşülmemelidir. Estetik yargılar ortaktır. Estetik yargıların şartsız bir zorunluluğu yoktur. Ancak bu yargılar, sadece duyu hoşlanmasına dayanan, hiçbir prensibe dayanmayan, tamamen keyfi olan yargılardan da ayrılmalıdır. Sanat eserlerini değerlendirmede pratik bir zorunluluk ta vardır. Özgür olarak hüküm veren insanlar; o toplumda, o çağda geçerli olan ortak estetik duyguya (sensus communis aestheticus) göre hareket ederler. Bu duygu, subjektif olmakla beraber bütün insanlarda ortaktır. Estetik yargılar geneldir. Gerçi estetik yargıların özelliklerini sayarken onun bireysel olması üzerinde durduk. Ama genel olarak değerlendirdiğimizde estetik yargının, birey-üstü ortak estetik duygu prensibine dayanan zorunlu ve genelliği olan yargılar olduğu ortaya çıktı. Bu, ideal bir durumdur. Bir kişi güzel bulduğu bir şeyi, herkesin güzel bulmasını ve beğenmesini ister. Ama farklı kültürlerden, farklı çağlardan, farklı eğitim düzeylerinden insanları değerlendirdiğimizde, onların vardığı estetik yargıların daha çok bireysel olduğunu görürüz. Estetik yargıların genelliği, subjektif bir genelliktir. Sanat tarihinde klasik olmuş resimler, heykeller, binalar; edebiyat , müzik gibi alanlarda bütün dünyada değerli bulunan eserler varsa, bu genel estetik yargıların bulunduğunu gösterir. Estetik yargılar düşünseldir. Estetik yargının daha önce sayılan özelliklerine zıt olan bu fikir, L. Wittgenstein’a aittir. Ona göre, estetik yargının temelinde duygusallık yoktur, bilgi ve düşünsellik vardır. Estetik yargıyı, konunun uzmanları verir ve diğer insanlarda onlara uyarlar. Bugünkü insanlık kültürü farklı merkezler etrafında gelişen tarihi kültüre dayandığı için, dünyanın farklı bölgelerinde farklı kültürler yaşamaktadır. Sanat eserleri kendi kültür yapıları içinde ortaya çıkarlar. Bu eserleri değerlendiren estetik beğeniler de kültürden kültüre değişir, yani relatifdir. Ayrıca bir kültür içinde eğitim de insanların beğenilerini değiştirdiği için, farklı eğitim düzeylerindeki insanların estetik yargıları birbirinden farklı olacaktır. Ve son olarak aynı kültür içinde aynı eğitim düzeyine sahip insanlar arasında psikolojik yapı farklılıkları olduğu için bu da estetik yargıların relatifliğini güçlendirecektir. Aynı yıl içinde “Estetik Problenmeli”ni, 1911’de “Giambattista Vico’nun Felsefesi”nin, 1912-1913’de “Tarih yazımı Teorisi”ni ve yine aynı yıl için Texas Houston Üniversitesinde Rice-Enstitüsünün açılış münasebeti ile “Estetik Brevier”i yazar. Bunların yanısıra Giovanni Gentile ve Fausto Nicolini ile birlikte “Modern Felsefe’nin Bölümleri” ve “İtalya’nın Yazarları” yayınlar. Yine 1903-10 arasında “Kritik Araştırmaları”nı yayınlar. Felsefe tarihi ile ilgili olarak “Hegel Üzerine Denemeler”ini yayınlar. 1915 yılında B.Croce, geriye, gençlik döneminde yazdığı eserleri kritik bir gözle yeniden ele alır. Onları düzeltir, düzenler, kısacak onlarla bir çeşit hesaplaşır. Nitekim aynı yıl içinde yazmış olduğu “Kendi Kendimi Tenkit”i de bunu gösterir. Ancak, bu kitap 1918’de yayınlanır. 1918’de “Goethe Üzerine”, “Dante’nin Şiiri”, 1921’de “Aristo, Shakespeare ve Corneille”i, “Ethik Fragmentler”i, 1924’te “Napoli Krallığı Tarihi”ni, 1925’de “Politikanın Elemanları”nın, 1927’de “Eski İtalya’nın İnsanları”nı yayınlar. Bu yayın etkinliği hayatının sonuna kadar sürer. Bütün bu çeşikli yayınlar içinde B. Croce’nin asıl etkinliği, iki ana problem etrafında toplanır: Bunlardan biri tarih, öbürü de sanattır. 1) Günlük hayatta ‘Zevkler ve renkler tartışılmaz’ sözü, sanat felsefesinin daha çok hangi özelliği ile ilgilidir?
A) Öznel olması
B) Estetik bir haz vermesi
C) Somut olması
D) Hayal gücüne dayanması
E) Toplumsal nitelik taşıması A) 2) B.Croce’a göre sanat eseri , sanatçının anlık deneyimlerinden oluşur.Bundan dolayı sanatçı ortaya koymuş olduğu eserini tekrar ortaya koyamaz. Sanatçı, devamlı değişen ve ölümlü olan dünyada sonsuz olanı arar. Bu yolda esere kendinden bir şeyler katar.
Bu parçada, filozofun sanata yaklaşımı aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
A) Sanat, sanat içindir.
B) Sanat, bir yaratmadır.
C) Sanat, taklitten ibarettir.
D) Sanat eğlence ve oyundur.
E) Sanat, evrensel bir etkinliktir. B) 3) Bir sanatçı içindeki güzelliği müzikte,resimde seramikte, operada açığa çıkarabilir. Sanatçının yaptığı bu eser, hoşlanma, beğeni, güzellik duygusunu ortaya çıkarmak içindir.
Bu parçadan sanat bilgisiyle ilgili çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanat bilgisi, hayal gücünün, yaratmanın,
becerinin ürünüdür.
B) Sanat bilgisi evrensel bir nitelik taşır.
C) Sanat bilgisi eleştirel bir tutumun
sonucu olarak ortaya çıkar.
D) Sanat bilgisinin ürünleri soyuttur.
E) Sanat bilgisi birleştirilmiş bir bilgidir. A) 4) Bir Japon filminde, evlenecek çift baharda çiçek açmış kiraz ağaçlarının çevrelediği yolda yürüyordu. Görüntü harikaydı, beni çok etkilemişti. Japon inançlarda çiçek açmış kiraz ağacının, muhteşem güzelliği nedeniyle kutsal sayıldığını daha sonra bir belgeselden öğrendim. Bunu öğrenmiş olmam o görüntüyle ilgili estetik yargımı değiştirmedi.

Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisini destekler niteliktedir ?
A) Sanat eserinin topluma vereceği bir ileti olmalıdır.
B) Estetik yargılar güzelin bilgisinden çok, alınan haza bağlıdır.
C) Doğada güzel olanlar sanatta da güzeldir.
D) Sanatın amacı güzeli ortaya koymaktır.
E) En az bir süje haz alıyorsa o sanat eseridir. B)
Full transcript