Loading presentation...

Present Remotely

Send the link below via email or IM

Copy

Present to your audience

Start remote presentation

  • Invited audience members will follow you as you navigate and present
  • People invited to a presentation do not need a Prezi account
  • This link expires 10 minutes after you close the presentation
  • A maximum of 30 users can follow your presentation
  • Learn more about this feature in our knowledge base article

Do you really want to delete this prezi?

Neither you, nor the coeditors you shared it with will be able to recover it again.

DeleteCancel

Make your likes visible on Facebook?

Connect your Facebook account to Prezi and let your likes appear on your timeline.
You can change this under Settings & Account at any time.

No, thanks

YAŞAM BULGULARI

No description
by

Gülşah Akbaş

on 26 November 2015

Comments (0)

Please log in to add your comment.

Report abuse

Transcript of YAŞAM BULGULARI

YAŞAM BULGULARI
Yaşam bulguları, bireylerin sağlık durumunun göstergeleridir.

Hastalıkların etkileri, fiziksel etkiler, çevre koşulları, stress gibi çeşitli faktörler yaşam bulgularının değişmesine veya normal sınırların dışına çıkmasına neden olurlar.

Bireyin genel durumu hakkında bilgi verir.
Bireyin fizyolojik ve psikolojik strese yanıtını gösterir.
Vital bulgular ve fizik muayene mutlaka alındıkları saat ile birlikte kaydedilmelidir.
Gerektiğinde bulgular zaman sıklığı artırılarak tekrar değerlendirilmeli, değişiklikler kaydedilmelidir.


Vücut ısısının değerlendirilmesi
Nabzın değerlendirilmesi
Solunumun değerlendirilmesi
Kan basıncının değerlendirilmesi
Ağrının değerlendirilmesi
Dikkat edilecek noktalar!
Hemşire; hastanın hastalık öyküsü, kullandığı ilaçları ve tedavileri konusunda bilgi sahibi olmalıdır.
Hastada var olan değişiklikleri belirleyebilmesi gerekir.
Hastayı durumundan haberdar etmelidir.
Kullanılan malzemeler hastanın yaşına, özelliklerine ve ölçülerine uygun olmalıdır ve doğru ölçmelidir.
Kabul sırasında
Yazılı tıbbi istemlere göre
Bireyin durumunda değişiklik gözlendiğinde
Post-op dönemde
Birey kendini kötü hissettiğinde
İlaç verilmeden önce ve sonra
Ölçümler arasında önemli farklılıklar olduğunda
Kan transfüzyonu öncesi, sırası ve sonrasında
Vücut sıcaklığı
Beyindeki hipotalamus, vücudun termostatı gibidir.
Vücut sıcaklığındaki çok küçük değişimleri algılayabilir ve homeostazı sürdürmek için sinir sistemi, dolaşım sistemi, cilt ve ter bezlerine gerekli uyarıları gönderir.

Hipotalamusun ısıyı kontrol eden mekanizmasının tümüne
“hipotalamik termostat”
denir.

Hipotalamik termostat, vücut ısısı yükseldiğinde ısıyı düşürmek için 3 mekanizmayı devreye sokar.
Vazodilatasyon
Terleme
Isı üretiminin azalması

Vücut Sıcaklığını Etkileyen Faktörler
Besin alımı:

Besin alımı ya da yokluğu ısı üretimini etkiler.
Birey besin aldığında vücudun sindirim, emilim, taşıma, metabolize etme ve besinleri depolama için enerji gereksinimi olacaktır.
Bu nedenle besinlerin miktarı ve içeriği vücut sıcaklığını etkiler.
Proteinler, en fazla termik etkiye sahip olandır.

Yaş:

Yenidoğanlarda termoregülatör mekanizmalar tam gelişmediğinden vücut sıcaklığı unstabildir. Normal vücut sıcaklığı yaşlılıkta azalır.

Çevre:
Çevre sıcaklığı iç sıcaklığı etkilemez ancak aşırı soğuk ya da sıcağa maruz kalma, vücut sıcaklığını değiştirebilir.
Bireyin iç sıcaklığı 25º C ye düşerse ölüm meydana gelebilir.

Günlük Isı Değişimi:

Vücut sıcaklığı gün boyunca değişiklik gösterir.
Sıcaklık sabahın erken saatlerinde en düşük, akşam saatlerinde ise en yüksektir.

Egzersiz:

Egzersizle ısı üretimi arttığından vücut sıcaklığı yükselir.


Stres:
Duygusal ve fiziksel stres vücut sıcaklığını yükseltebilir. Stres sempatik sinir sistemini uyardığında dolaşımdaki epinefrin ve nörepinefrin düzeyi artar. Sonuç olarak metabolik hız artar, bu da ısı üretimini artırır.

Hormonlar:

Kadınların erkeklere göre vücut sıcaklığı daha değişkendir. Ovülasyonda salgılanan kadınlık hormonu progesteron vücut sıcaklığını normalden 0.3º C -0.6º C artırır.

İlaçlar:

Bazı ilaçlar metabolik hız ve
enerji gereksinimini arttırarak ya da
azaltarak vücut sıcaklığını etkileyebilirler.

ÖRNEĞİN;

Aspirin ve asetaminofen gibi ilaçlar
hipotalamus üzerine etki ederek doğrudan
vücut sıcaklığını düşürür.

Normal vücut ısısı 36.0- 37.0 oC dir.

Hastalık ve yaralanmalar vücut ısısındaki değişikliklere yol açabilir.

Enfeksiyonlarda vücut ısısı artar, şokta düşer.

Soğukta deri soğuk ve kurudur. Sıcakta ise, kuru ve sıcaktır.

Vücut Isısı Ölçüm Yolları
Aksiller (Koltuk Altı)
Oral (Ağız)
Rektal (Anal Bölge)
Timpanik (Kulak)
Çocuklarda ve kooperasyon kurulamayan hastalarda,
Ağız içi enfeksiyonu olan ya da ağız ameliyatı geçirenlerde,
Ağız solunumu yapanlarda ve nöbet geçirmeye meyilli hastalarda tercih edilmez.
İç sıcaklığından 0.5º C -0.6 º C altında bir değer verir.
Termometrenin balon kısmı hastanın dilinin altında (sublingual arterin üzeri) kalacak şekilde yerleştirilir ve en az 3 dakika beklenir.

Oral Yol ile Ölçüm
Aksiller Yol ile Ölçüm
Koltuk altında enfeksiyon olanlarda,dolaşım azlığında ve çok zayıf hastalarda tercih edilmez.
Hasta terli ise koltuk altı kurulanmalıdır.
Termometre koltuk altında en az 5 dakika bekletilmelidir.
Diğer bölgelere göre daha az güvenilirdir.
Sıcaklık ölçümü oral bölge ölçümünde 0.6 º C daha düşüktür ve iç sıcaklıktan çok yüzey sıcaklığını yansıtır.

Rektal Yol ile Ölçüm
Rektal bölge ile ilgili operasyon geçirenlerde diarede ve bölgede enfeksiyon geçirenlerde tercih edilmez.

İç sıcaklıktan 0.1º C fark verir.

Hastanın mahremiyeti önemlidir.

Hastaya Sim’s Pozisyonu verilmelidir.

Erişkinde 3 – 3 – 3.5 cm anüsten içeriye ilerletilmelidir.

Kulak
Timpanik membran kan desteğini hipotalamusu besleyen aynı damardan alır, bu nedenle timpanik vücut sıcaklığı iç vücut sıcaklığını yansıtır.

Kulak kanalındaki kulak kiri ya da otitis media (orta kulak iltihabı) ölçümü önemli ölçüde değiştirmez.

Sigara, yeme ve içme gibi oral yolla ölçümü etkileyen faktörler timpanik sıcaklık ölçümünü etkilemez.

Kulak çok genç, konfüze ya da bilinçsiz hastalarda kolay ulaşılabilir ve hızlı okuma sağlayan bir yoldur.

Kulak kanalı oral ve rektal bölgeye göre daha az patojen içerdiğinden infeksiyon kontrolü yönünden de daha kolay/avantajlı bir bölgedir.

Bölgelere Göre Normal Vücut Isısı Değerleri
Oral
Aksiller
Rektal
37 C
36 C
36 C
Ateş pek çok hastalığın tipik belirtisidir.
Ateş başlarken üşüme, titreme, vazokonstriksiyona bağlı olarak deride soğukluk, solukluk, kalp atım hızında, solunum sayısı ve derinliğinde artma görülür.
Ateş yükseldikten sonra, deri ısınır, vazodilatasyon sonucu kızarır.
Birey susar, huzursuz ve iştahsızdır, halsizlik ve kas ağrısı olur.

Hipertermi
“Hipotermi” Vücut iç ısısının normal değerin altında olmasıdır.

Hafif hipotermi Vücut iç ısısı 35-32° C

Orta hipotermi Vücut iç ısısı 32-26° C

Şiddetli hipotermi Vücut iç ısısı 26° C’nin altında

Nabız bradikardik, aritmik ve zayıf, mantık bozulmuştur ve koma görülür.


Hipotermi
Kan Basıncı
Dolaşımdaki kanın arter duvarına yaptığı basınçtır.

Kan basıncındaki değişiklik, kan hacminde, damarların kapasitesinde veya kalbin kan pompalama gücündeki değişiklikleri yansıtır.

Kan basıncı sistolik ve diastolik olarak ölçülür.

Sistolik basınç ventriküler kontraksiyon sırasındaki basınçtır, diastolik basınç ise ventriküler relaksasyon sırasındaki basınçtır.

Sistolik basınç arterlerin maruz kaldığı maksimum basınçtır, diastolik basınç ise en düşük basınçtır.

Sistolik ve diyastolik kan basıncı arasındaki fark
nabız basıncı
dır.

Kan akımı, kardiyak outputa eşittir. Kardiyak output ise her bir kalp atımında ventrikülün pompaladığı kan miktarı ve kalp hızıdır.

Dar olan manşonlarda sonuç daha yüksek, geniş olanlarda da daha düşük çıkabilir.
Manşon ekstremiteye, antecubital bölgenin üç cm üzerinde olacak şekilde sarılmalıdır.

Sistolik Kan Basıncı: 90-140 mmhg

Diastolik Kan Basıncı: 60- 90 mmhg

Nabzın Değerlendirilmesi
Kanın sol ventrikülden büyük arterlere pompalanması ile meydana gelir.

Büyük arterlerin cilde yakın oldukları yerlerde hissedilebilir.

En önemlileri karotis, radial ve femoral arterlerdir.

Nabız Volümü (Dolgunluğu);
genellikle her bir kalp atımında pompalanan kanın miktarı ya da kalbin kontraksiyon gücü ile ilişkilidir.
Nabzın Volümü;
kalbin kasılma gücünün bir göstergesidir.
Çok hızlı yüzeysel nabız kan kaybına bağlı, çok dolgun bir nabız korku ve hipertansiyona bağlı görülebilir.

Distaldeki nabızların kontrolü sırasında nabız alınamıyorsa, hastanın bilinci kapalı ise direkt karotisten nabız kontrolü yapılmalı, eğer bilinci açık ise, diğer ekstremiteden nabız kontrolü yapılmalıdır.
Bazı damar hastalıklarından dolayı (anevrizma, tıkanma) bazı arterlerden nabız alınamayabilir.

Nabız Hızını Etkileyen Faktörler
Yaş :
Yaşlara göre nabız hızı değişmektedir.
Circadian ritm:
Nabız hızı sabahları düşüktür ve günün ilerleyen saatlerinde yükselme eğilimindedir.
Vücut yapısı:
uzun boylu ve zayıf kişilerde kısa boylu ve şişman kişilere göre daha yavaştır.


Aktivite ve egzersiz:
Dinlenme halinde nabız hızı yavaş, fiziksel aktiviteyle artar.
Stres :
Sempatik sinir sisteminin uyarılması ve
korku öfke gibi duygular kalp ve nabız hızını
arttırır.
Stresli bir durum olan ağrı (özellikle orta ve ciddi
düzeyde) nabız hızını artırır.
Vücut sıcaklığı :
Vücut sıcaklığındaki 1ºC lik artış nabız hızını da 15 atım arttırır. Vücut sıcaklığındaki düşme de tersi etki gösterir.
Kan volümü :
Aşırı kan kaybı kalp ve nabız hızını artırır. Kırmızı kan hücrelerindeki azalma ya da hemoglobinin yetersiz olduğu durumlarda hücrelere oksijen gönderebilmek için kalp hızı artar.

İlaçlar:
Digoxin gibi kalp ilaçları kalp hızını azaltır. Diüretik gibi intravasküler volümü azaltan ilaçlar nabız hızında ani artışa neden olabilir.

Solunum soluk almakla başlayan, organizmanın oksijeni kullanıp karbondioksiti vermesini kapsayan süreçtir.

Ventilasyon, havanın atmosferden akciğerlere ve akciğerlerden atmosfere hareketini ifade eder.

Ventilasyon süreci inspirasyon (soluk alma) ve ekspirasyon (soluk verme)’yi içerir.

İnspirasyon aktif bir süreç olup göğüs kafesi ve kasların hareketiyle gerçekleşir.

Ekspirasyon ise akciğerlerdeki havanın dışarı atılması olayı olup pasif bir süreçtir.

Beyindeki solunum merkezi olan medulla ventilasyonu kontrol eder. Medulla kandaki karbondioksit miktarına duyarlıdır ve solunum hızını buna göre düzenler.
Normal solunum otomatik ve istem dışı gerçekleşir.

Takipne:
Solunum hızının dakikada 24’ün üzerinde olmasıdır.

Bradipne:
Solunum hızının dakikada 10’un altında olmasıdır.

Hiperpne:
Solunumun derinliğinin artmasıdır.

Hipopne:
Solunumun derinliğinin azalmasıdır.

Apne:
Solunumun kalıcı veya geçici olarak durmasıdır. Bu durum 4-6 dakikadan uzun sürerse “solunum arresti” olarak ifade edilir.

Hiperventilasyon:
Solunum hızı ve derinliğinin birlikte artmasıdır.

Hipoventilasyon
: Solunum hızı ve derinliğinde birlikte görülen azalmadır.

Dispne:
Güç soluk alıp vermedir.

Yaşam bulguları normal seyreden hastaların yaşam bulguları

o Erişkin kliniklerde 4 saatte bir,

o Pediatrik kliniklerde doktor orderı dikkat edilerek 3 saatte bir,

o Yoğun bakımlarda saatte bir,

o Yenidoğan yoğun bakımda izlenen hastalar için genel durumu sıkıntılı olan bebeklerde saatlik,

o Doğumhanede 15 dakikada bir takip edilir.

sıkıntılı olmayanlarda ise 4 saatte bir,
Genel Anestezi Altında Opere Olan Hastalar: İlk 2 saat 15 dakikada bir, sonraki 2 saat 30

dakikada bir, sonra 4 saat boyunca saat başı, daha sonrada 2 saat aralıklarla yapılmalıdır.

o Spinal Anestezi Alan Hastalar: İlk 1 saat 15 dakikada bir, sonraki 2 saat 30 dakikada bir,

sonraki 2 saat başı ve daha sonra 2 saatte bir takip alınmalıdır

o Lokal Anestezi Alan Hastalar: İlk 2 saat 30 dakikada bir, sonraki 2 saat saatte bir, sonraki

saatler 2 saatte ve 4 saatte bir alınmalıdır.
Kemik İliği Aspirasyonu Kemik İliği Biyopsisi: Çocuklarda ilk 1 saat 15 dakikada bir, ikinci 1saat 30 dakikada bir alınmalıdır. Erişkinde işlem sonrası bir kez ve hastanın genel durumuna göre gerektiği zaman alınmalıdır.

o MR: Çocuklarda ilk 1 saat 15 dakikada bir, ikinci 1 saat 30 dakikada bir alınmalıdır. Erişkinde işlem sonrası bir kez ve hastanın genel durumuna göre gerektiği zaman alınmalıdır

o Lumbal Ponksiyon: Çocuklarda ilk 1 saat 15 dakikada bir, ikinci 1 ssaat 30 dakikada bir alınmalıdır.Erişkinde işlem sonrası bir kez ve hastanın genel durumuna göre gerektiği zaman alınmalıdır.
Bilgisayarlı Tomografi: İşlem öncesi ve sonrası bir kez vital bulgular alınmalıdır. Hastanın genel durumuna göre diğer takiplerinin sıklığına karar verilmelidir.

o Koroner Anjio- Renal Anjio- Çölyak Anjio: İlk 2 saat 15 dakikada bir, sonraki 2 saat 30 dakikada bir, sonraki 2 saat saat başı ve daha sonra 2 saatte bir takip alınmalıdır

o Karaciğer Biyopsi- Renal Biyopsi: İlk 2 saat 15 dakikada bir, sonraki 2 saat 30 dakikada bir, sonraki 2 saat saat başı ve daha sonra 2 saatte bir takip alınmalıdır.
Torosentez: Çocuklarda ilk 1 saat 15 dakikada bir, ikinci 1 saat 30 dakikada bir alınmalıdır.

Erişkinde işlem sonrası bir kez ve hastanın genel durumuna göre gerektiği zaman alınmalıdır.

o Parasentez: Çocuklarda ilk 1 saat 15 dakikada bir, ikinci 1 saat 30 dakikada bir alınmalıdır.

Erişkinde işlem sonrası bir kez ve hastanın genel durumuna göre gerektiği zaman alınmalıdır.

o Kemoembolizasyon: İlk 1 saat 15 dakikada bir, sonraki 2 saat 30 dakikada bir, sonraki 2 saat

saat başı ve daha sonra 2 saatte bir takip alınmalıdır.

o Bronkoskopi: Çocuklarda ilk 2 saat 15 dakikada bir, sonraki 2 saat 30 dakikada bir, sonraki 2

saat saat başı ve daha sonra 2 saatte bir takip alınmalıdır. Erişkinde ilk 1 saat 15 dakikada bir,

sonraki 2 saat 30 dakikada bir, sonraki 2 saat saat başı ve daha sonra 2 saatte bir takip

alınmalıdır
Endoskopi: İşlem öncesi ve sonrası bir kez vital bulgular alınır. Hastanın genel durumuna göre diğer takiplerinin sıklığına karar verilmelidir.

o Kolonoskopi- Rektoskopi: İşlem öncesi ve sonrası bir kez vital bulgular alınır. Hastanın genel durumuna göre diğer takiplerinin sıklığına karar verilmelidir.

o ERCP: Erişkinde ilk 1 saat 15 dakikada bir, sonraki 2 saat 30 dakikada bir, sonraki 2 saat saat başı ve daha sonra 2 saatte bir takip alınmalıdır.
Full transcript